GUNCEL KOSE YAZILARI POLITIKA DUNYADAN HABERLER EKONOMI SPOR
POLITIKA HABERLERI

Trafik terorune cozum: se-fer-ber-lik

Trafik teroru dis kaynakli (!)
Moralim bozuk, durum hic iyiye gitmiyor, ben bu haberleri yazamayacagim. Bir makinanin insanlari oldurdugunu nasil yazabilirim ki... Ama yazmaliyim. Cunku Seferberlik milli yukumluluk noktasina kadar gelen olayin boyutlari butun acikligi ile desifre edilmeli. Su ihtimali asla gozardi etmeyin: Eger bu konuya duyarsiz kalirsaniz, bir gun bir yerlere ugurladigniz veya bir yerlerden gelmesini beklediginiz insanlarin saglam bedenleri size ulasmadan, karahaberlerini duyabilirsiniz. Hepimiz ayni yollari kullaniyoruz ve canavar firsat kolluyor. Kendimizi korumak baskalarini korumaktan geciyor. Eskiden bir musibet bin nasihatten evlaydi. Simdi bin musibetde fayda etmiyor, adeta tedbir almamakta direniyoruz.

95 yili istatistliklerine gore 293 bin 692 trafik kazasinda 5821 olu, 111bin 201 yarali ve 11 trilyon maddi hasar. Her 2 dakika arayla 1 trafik kazasi. Her 5 dakikada 1 yaralanma. Her 1 saat arayla 1 olum.

Istiklal Savasi'nda kaybimiz 22 bin sehit. Istanbul'un fethinde 9 bin sehit.

Yine her zaman yaptigimiz gibi yapalim, 'Trafik teroru dis kaynakli. Dusmanlarimiz finanse ediyor. Hainler, alcaklar. Bunlar bizleri bitirmek istiyorlar. Yollarimizda, altyapida, kanunlarimizda, denetimlerimizde ve insanlarimizda hic hata yok.' Evet, toplu katliamlari aratmayan Trafik terorune isterseniz boyle yaklasalim, sorumlulugu ve cozumu baskalarina havale edelim.

Ya da gelin milli bir sorumluluk anlayisi ile yanlis olanin uzerine hep birlikte gidelim, bu terorun onune gecelim. "Kazalar nasil meydana gelirse gelsin, kusurlu olarak olduren katil, tedbir almayan yoneticiler sucun musteriki, olen de muntehirdir." Peki butun bu olumler karsisinda hissiz ve duyarsiz kalan bir halk varsa ve tepki gosterecek bir irade ortaya koyamiyorlarsa onlara ne ad verecegiz... Moralim bozuk. Prof. Omer Halis Tombaklar ve Prof. Dr. Nadir Yayla ile bu meseleyi konustuk.

T Hobbes 'Insan insanin kurdu' diyordu. Bugun icin Turkiye'de 'Trafik insanin kurdu haline geldi' ne dersiniz?

Otomobiller vazgecilmez bir ihtiyac ve tutku haline geldi. Insanin bir parcasi haline gelen motorlu araclar onu ureteni yok eder hale donustu. Teknolojik mukemmeliyeti, insanin cehaleti asinca hizmet araci olan sey yok etme aygitina donuyor. Ulkemizde insan kusuru yuzde 90-95 olup diger ulkelere gore daha yuksek. Turkiye'de yaklasik 20 milyon kisi sakat olup bunlarin yuzde 15'i trafik kazalarindan meydana gelmistir ki bu rakamlar cok urkutucudur. Son 6 yilda teror nedeniyle yaklasik 6 bin kisi hayatini kaybederken, buna karsilik ayni donemde trafikte 7 kat insan kaybi olmustur.

TURKIYE'NIN TRAFIK KARNESI COK ZAYIF
Trafik teroru icin istatistikler ne gosteriyor?

1994 yilina gore Turkiye'de trafik kazalari yuzde 26 artmistir.

1995 yili istatistiklerine gore 293 bin 692 trafik kazasi meydana gelmis, 5821 olu,111 bin 201 yarali ve 11 trilyon maddi hasar meydana gelmistir. Yukaridaki istatistiklerin anlami her yuz kisiden 5'i trafik kazasi gecirmekte, her uc kazada 1 kisi yaralanmakta, nufusumuza oranlandiginda her 1000 kisiden ikisi yaralanma ile sonuclanan bir trafik kazasi gecirmektedir. Ulkemizde trafik kazalarinda ilk ve acil yardimin yapilamamasi nedeniyle olumlerin yuzde 10'u ilk bes dakikada, yuzde 50'si ilk yarim saatte meydana gelmektedir.

Her 2 dakika arayla 1 trafik kazasi. Her 5 dakikada 1 yaralanma. Her 1 saat arayla 1 olum

OLUMSUZ BIRINCILIKLER
Turkiye israfta dunyada birinci, kumarda ikinci, alkol tuketiminde ucuncu, sigara tuketiminde ise 4. sirada. Istiklal Savasi'ndaki kaybimiz 22 bin sehit, Istanbul'un fethinde 9 bin sehit.

Hangi karsilastirma kriteri ele alinirsa alinsin ulkemizde meydana gelen trafik kazalari hizli bir artis egilimindedir. Resmi rakamlara gore ulkemizdeki gunluk can kaybi 16. Avrupa ulastirma bakanlari'na ulastirilmak uzere hazirlanan istatistiklere gore 19 Avrupa ulkesi arasinda ilk siradayiz. Kaza sonrasi hastane ve evlerinde olenler goz onune alinirsa gunluk can kaybi 24'e cikar. Bayram tatillerinde ve temmuz ile agustos aylarinda trafik kazalarinda maalesef dunya birinciligine terfi ediyoruz. 10 bin araca dusen trafik kaza sayisi bakimindan ulkemizde Norvec'e gore 12, Isvec ve Fransa'ya gore 11, Danimarka'ya gore 10, Cezayir'e gore 5 kat daha fazla trafik kazasi meydana gelmistir.

KAZA MI KASIT MI?
Trafik kazalari ulusal bir felaket haline mi geldi?

Asiri hizla seyretmek, alkollu icki almis bir vaziyette arac kulanmak, yorgun ve uykusuz yola devam etmek, ondeki araci hatali sollamak, gecis hakkina uymamak, kirmizi isikta gecmek, koyulmus kurallara aykiri hareket etmek sonucu meydana gelen olaylari kaza olarak kabul etmek mumkun degildir.

Trafik kazalari kanunu bir an once cikarilmali, kamuoyu ve baski gruplari olusturulmali, yoldan yararlananlari uyarmak, altyapiyi tamamlamak, egitime onem vermek, denetim hizmetlerini etkili hale getirmek ve kazalara karsi duyarli olmakla onlenebilir. Dusunebiliyor musunuz, yol guzergahlarinda dinlenme tesislerinde, benzin istasyonlarinin bir kisminda icki satiliyor. Bunu kim kontrol ediyor? Bir de yetki karmasasi olunca, jandarma polise, polis jandarmaya havale ediyor. Yeni kanunlardan bahsediyoruz ama olanlari uygulayan bir mekanizma bile yok. Bu durum trafik terorune davetiye degil mi? Neden felekete kendimiz kapi aciyoruz.

Yilda 150 bin kaza, 5 bin olum, 60 bin yaralanmanin sebebi alkoldur. Maalesef ickiye odenen miktar 10 bakanligin butcesi kadardir. Alkol ve uyusturucuya harcanan para ile Turkiye'nin en buyuk projesi kabul edilen GAP finans edilebilir.

Bizde eskiden bir musibet bin nasihatten evlaydi, simdi bin musibet de fayda etmiyor, tedbir almamakta adeta direniyoruz.

TRAFIK YASASI
Kanundaki bosluk akilci olmamaktan mi kaynaklaniyor?

Ulkemizde yillardir buyuk can ve mal kayiplarina neden olan trafik kazalarinin en aza indirilmesi dogrultusunda bugune kadar yapilan calismalarin yetersiz kaldigi gozlenmektedir, kanunlari cikarirken, kanun maddelerinde degisiklik yaparken dikkat edilmesi gereken en onemli unsur uygulanabilir ve uygulanan kanun maddesi olmasinin saglanmasidir.

26 Ocak 1995 tarihli TBMM Icisleri Komisyonu'nun kabul ettigi kanun metni bu gune kadar trafik kanunu ile ilgili yapilan degisikliklerin (eksikleri olmasina ragmen) en olumlu olan kanun tasarisidir. Bunun yanisira Trafik mahkemeleri kurularak trafik sucu isleyenler buralarda yargilanmalidir.

Icisleri, Bayindirlik ve Iskan, Milli Egitim Tarim ve Koyisleri, Saglik, Orman ve Milli Savunma Bakanligi arasinda tekmelenip durmaktadir. Karayollari trafik kanunu bir an once kanunlasmali ve trafik bakanligi bir an once kurulmalidir.

Meclis duyarsiz mi davraniyor?

Meclis'teki tasari ilk siradaki yerini hep baska yasalara kaptiriyor, bekleme rekoru kirdi, tasariyi yasalastirmakla trafik canavarini tam olarak durduramazsak bile hic olmassa yavaslatarak binlerce kisinin cani ve mali korunabilir. Trafik yasasini cikartmayanlar trafik kazalarinda hayatlarini kaybedenlerin sorumlulugundan kurtulamazlar. Bu konuda duyarsiz davrananlar her trafik kazasi ve sonucunda meydana gelen olum ve yaralanmalarin musterek sorumlularidir.

YOLLAR MEZARA GIDER
Trafik terorunun onemli nedenleri arasinda altyapi eksikligi de yer almiyor mu?

Turkiye'de altyapi oylesine yetersiz ki, adeta butun yollar mezarliklara gidiyor veya mezarlikta bitiyor. Ulkemizde akaryakit tuketiminde disariya bagimli olmamizin karayolu tasimaciligina ve ulkeye getirdigi yuk gercegini goz onunde bulundurmalidir. Demiryollarina verilen onemin her gecen gun azalmasini kaygiyla izliyoruz.

Dunyanin butun ulkelerinde trafik kazalarinin olusumunda altyapi eksikligi buyuk rol oynamaktadir. Fransa'da yapilan bir arastirmada, kazalarin yuzde 50' sinde altyapi kusurunun dogrudan rol oynadigi tespit edilmis. Bu oranin ABD'de yuzde 30, Rusya'da ise yuze 70 oldugu kabul edilmektedir. Turkiye'de son 12 yilda motorlu arac sayisi yilda ortalama yuzde 10, nufusumuz ise yuzde 2,5 artmistir. Karayollari butcesi 1960'li yillarda genel butcenin yuzde 13'i iken 1990'li yillarda 7 kat azalarak yuzde 2'ye dusmustur. Yolcu tasimaciliginin yuzde 80'i karayolu, yuzde 5' i demiryolu ile, yuk tasimaciliginin yuzde 88'i karayolu, yuzde 8'i demiryolu, yuzde 3'u boru hatti, yuzde 1'i deniz yolu ile yapilmaktadir. Ulkemizdeki istatistiklerde ise altyapi yetersizligi yaklasik yuzde 1 olarak gosterilmektedir.

Trafik kazalarinda yol kusuru, altyapi eksikligine pek deginilmiyor veya hata orani cok dusuk gosteriliyor. Neden? Bu oranin az gozterilmesinin nedeni; kaza yapan suruculer zararlarini tazminat davalari acarak, devlet hazinesinden ve yerel yonetimlerden almasinlar diye altyapi kusur ve yatersizlikleri kaza tespit tutanaklarinda gosterilmemektedir.

Otoyollarin devreye girmesi ile trafik kazalarinda bir dusme olmadi mi?

Otoyollar ve ekspres yollar trafik kazalarini 8 kat azaltti. Nitekim Ankara-Istanbul arasinda meydana gelen kazalar otoyollarin acilmasindan sonra yuzde 8 azalmistir. Yuk tasimaciliginin agirligi demiryollarina kaydirilmali. Demiryollari ozellikleri rantiyeciler tarafindan yillarca ihmal edildi. Akaryakit tasimaciligi tankerlerle degil boru hatlari ile yapilmalidir.

Her gecen gun derinlesen bir yaraysa trafik problemi cozumsuzluk noktasina mi geldi?

EGITIMSIZLIK
Trafik, saglik ve egitim gibi dogrudan insani konu alan hizmetlere Turkiye maalesef cagdaslik kulvarina bir turlu gecemiyor. Napolyan'a sormuslar: 'Savas nasil kazanilir?' 'Para para para' demis. Ulkemizin sorunlari cok fazla ve buyuk (Bolucu, yikici teror, enflasyon, trafik gibi) Bu sorunlardaki savaslari kazanabilmek icin egitim egitim egitim diyorum, ama hem milli hem dini.

KUL HAKKI IYI BILINIRSE TRAFIK KAZALARI AZALIR
Ulkemizdeki trafik kazalarinin onlenmesinde egitimin ve ozellikle din egitimin buyuk rolu vardir. Din adamlarimiz, tum vaaz ve hutbelerde kul hakkini, insan oldurmenin dinimizdeki yeri konularini islemeliler. Kul hakkini iyi bilen kisiler trafik kurallarina uymamakla kul hakkina tecavuz edildiginin de bilincinde olurlar. Boylece trafik kuralarina riayetle kazalarda buyuk olcude onlenir.

Yol uzerinde bir diken bulundurulmasina bile musaade etmeyen dinimiz, trafik kanun ve kurallarina uymamayi, yollardaki trafik isaretlerini bozmayi elbette gunah sayacaktir.

Kazalar nasil meydana gelirse gelsin kusurlu olarak olduren KATIL, tedbir almayan YONETICILER, sucun musteriki, olen de MUNTEHIR'dir.

TRAFIK SEFERBERLIGI SART
Ulke genelinde trafik meselesi milli bir sorun ilan edilerek trafik seferberligine gidilmeli. PKK terorune gunde 1 trilyon harcanirken bu paranin 10'da biri ile trafik canavarinin onune gecilebilir.

PROF. YAYLA: TURKIYEDE PLANLAMA YOK
Turkiye'nin ulasim sektorunde ve trafikte yasadigi problem, ulke duzeyinde ele alinan planlamanin bir sonucu mu?

Turkiye'de bir plan oldugunu ve gelismelerin bu plana gore degerlendirildigini soylemek cok zor. Bizde planli donem 60'li yillarda basladi. Bes yillik kalkinma planlari yapiliyor ama bunlara da ne derece uyuldugu tartisma konusu. Planlama ilerideki gelisme ve buyumelere gore size yol gosteren belge oluyor. Bizde ulasima donuk, karayollarinda 20-25 sene sonrasi icin plan yapilir, demiryollarinda bu 50 yila gider. Fakat genelde bir ulasim ana pani fazla uzaga gitmez, cunku daha ilerisini goremezsiniz. Planlama yaparken nufus, ekonomik buyume, teknolojik gelisme gibi bazi verilere ihtiyac duyulur. Bunlari belirlemek cok zor. Bu durum ise sizin planlama konusunda en buyuk engeliniz.

Oyle soyluyorsunuz ama Bati dunyasi bunu basarmis.

Evet ama bizde planlamanin oneminin anlasilmasi cok yeni. Muhim olan planlamanin yapilmasiyla birlikte ona uyulmasi. 50-60'li yillara kadar Turkiye'de onemli sayida arac yoktu. Turkiye'nin karayolu agi cok zayifti. Cumhuriyet doneminde hizli bir gelisme ile Osmanli'dan kalan demiryolu agi cok hizli bir sekilde 40'li yillara kadar gelistirildi ki bu son derece onemliydi. 1950'lere kadar boyle gitti. Bu tarihlerde dunyada ciddi sayida otomobil yok. Ulasim sorunu henuz gundeme gelmedi. Fakat bazi ulkeler sehirlerini gelistirirken buyuk-genis caddeleri biraktilar. Onlar ileriye yonelik olarak nufus tahminlerini iyi yaptilar. Ikinci Dunya Savasi'ndan sonra otomobiller hizla yayginlasmaya basladi. Bunun uzerine ozellikle Bati ulkeleri ulasimda planlamanin zorunlu oldugunu gorduler. Ulke capinda planlamadan baslayarak, nufusu elli bin olan sehirlerde bile ulasim yonunden ana plan olmasi fikri benimsendi. Sehrin boyumesine, yolcu talebine ve arac sayisinin artmasina gore altyapi nasil olmali? Bu, karayollari ile mi yapilmali, rayli sistemle mi yapilmali? Eger rayli sistemle olacaksa yuzeysel trenlerle mi, metro ile mi olmali. Ulke capinda dusunecek olursak havaalani gibi konulari ele aldilar. Bizde malesef bunlar onemsenmedi. Ama sunu kabul etmek lazim; 1960'larda ulasim sektorunun planlama kapsamina alinmasi kabul edildi. 50 ile 60 arasinda cok hizli bir karayolu yapimi basladi. 70'lerden sonra Turkiye'de otomobil sanayii yavas yavas gelisme gosterdi. Ozellikle 1950'lerle Anadolu'dan buyuk sehirlere baslayan goc de, sehirlerde nufus patlamasina neden olunca, hizli ve duzensiz bir buyume oldu. Bunun sonucu olarak buyuk sehirlerimizde ulasim planlamasina yonelik birtakim sozler edilmeye baslandi: Ileride bu sehrin nufusu ne olacak, buna gore ne yapalim?.. Fakat bunlarin hicbiri realize olmadi, gerceklesmedi. Ulke duzeyinde ise 1983 yilinda "ulasim ana plani" yapildi. On yillik bir sureyi kapsiyordu. Temel dusunce su: Bugune kadar, Turkiye'deki ulasim planlarinin yolcu ve yuk tasimasi tamamen karayollari uzerine oturtulmus. Yolcu tasimaciliginin yuzde 95'i, yukun yuzde 80'leri hep karayolu ile yapiliyor. Bu tasima Turkiye'yi petrol gucu acisindan son derece sakincali ve bagimli hale getiriyordu. Bunlardan dolayi bir ulasim ana plani yapildi.

83 yilinda yapilan "ulasim ana plani"nda hayata neler tasindi?

Karayollarina fazla yatirim yapmayalim dendi. Yeni yol yapmaktansa biz mavcut yol agini iyilestirelim ve en iyi sekilde yararlanalim. Bunun yaninda yatirimlarimizi demiryollarina, rayli sistemlere ve deniz tasimaciligina kaydirilmasi ile, deniz tasimaciliginin yuzde 10'lardan 25'e, rayli sistemlerin de 25-27'lere cikarilmasi ongoruldu. Fakat sonra bir hukumet politikasi olarak bu dusuncelen birdenbire otoyollara kayildi. Demiryollarina devletin onemli bir yatirimi olmadi. Bu arada bazi olaylar gelisti. Iran-Irak Savasi'ndan once, Otadogu ile Avrupa arasinda cok iyi bir ticaret vardi. Bunun uzerine Turkiye'de hizli bir "Tir Tasimaciligi" ortaya cikti. Elli-altmis civarinda olan yurtdisina tasima yapan buyuk firmalarin sayisi bes yuzlere firladi. Bazi limanlarda duzenlemeler yapildi. Tasimacilik butun dunyada politik ve ekonomik gelismelere karsi son derece duyarli oldugu icin, Iran-Iran ve Korfez Savasi olunca, Avrupa'nin sayisal olarak en kapasiteli filosu elimizde kaldi. Bizim limanlarimiz bos kaldi. Zaten demiryolu tasimaciligi Avrupa ile Asya arasinda yok gibi. Altyapimizda bunu itiraf etmek lazim, hicbir dunya ulkesinin alamayacagi yogunlukta bir otoyol agina girdik Turkiye'de ve kisa bir sure icinde 1100 km uzerinde otoyolu hizmete soktuk. Bu, gercekten buyuk bir basaridir.

Burada planlama terk mi edildi?

Evet, oyle oldu. Sehirlerimize bu acidan baktigimizda 50'li yillarda Istanbul'un nufusu bir milyon civarinda. Bugun on milyonun cok uzerinde. Buna mukabil tasit sayisi yedi-sekiz binden, bugun icin birbucuk milyona vardi. Hizli bir tasit sayisi ve nufus artisi var. Istanbul'un ulasim ana plani yedi sene once yapildi ve su anda bunun revizyonu yapiliyor. Tabi ki bunda da gec kalindi. Istanbul'un (buyuk sehirlerimizin) nasil buyuyecegi, ornegin on sene-yirmi sene-elli sene sonra bunlarin ana cerceve planlari olmasi gerekliydi. Istanbul nasil buyumeli, buna karar vermemiz lazimdi. Yerlesmeleri ve altyapi buna gore sekillenmeliydi. Bunlar olmayinca, biz de carpik kentlesmenin ve yerlesenin aralarina altyapi ve ulasim agini oturtmaya calistik. Plana gore bir yapilanma olmadi.

Karayollarindaki yogunluk nicin dagitilmiyor, nicin rayli sistemlere gerekli onem verilmiyor?

Demiryollarinin hep kasitli olarak engellendigi soylenir. Karayollari petrole dayali oldugu icin otomotiv sanayiinin patronlari, gucleri, bunu tesvik edici yonde bir takim, krediler veriyorlar, rayli sistemlere ve deniz tasimaciligina vermiyorlar... Burada bazi gercekler olabilir, ancak tam olarak Turkiye'de demiryollarinin kasitli olarak geri birakildigina pek inanamiyorum. Evet biz otoyollara bulunan krediyi belki demiryollarina bulamazdik.

Kasit degilse nedendir?

Bizdeki demiryolu altyapi olarak cok eski. Hizli trenlerin islemesine yeterli degil. Yuz-yuz yirmi senelik olanlari var. Bunlarin iyilestirilmesi mumkun degil, tamamen degismesi gerekiyor ki, buyuk yatirim istiyor. Yeni demiryolu hatlari yapilabilir. Hicbir ulke veya hicbir sehir ulasim ihtiyacini tek sistemle cozemez. Karayolu veya sadece demiryolu ile olmaz. Turkiye'de cozum, karayollari ve demiryollari basta olmak uzere entegrasyonun saglanmasindan geciyor. Ulke duzeyinde, sehir duzeyinde ve bolge duzeyinde bunun saglanmasi gerekir. Yolcu taleplerine gore yolcularin istek hatlari, yuk talebine gore nerelere demiryolu, karayolu, denizyolu, boru hatlari, havayolu... Bunlar dusunulerek birbirlerini destekler sistemler haline getirilmeli. Hala petrol tasimasini siz tankerlerle karayolundan yapiyorsaniz, demir cevheri tasimasini, komur tasimasini, tahil tasimasini ve buna benzer hacimli yukleri kamyonlarla tasiyorsaniz bunda buyuk bir yanlislik var. Bu, bos yere yakit tuketimi, trafik kazalari, hava kirliligi demektir. Gayri ekonomik ve guvensiz bir tasima.

Trafik terorunun onemli bir problem haline geldigi ulkemizde, rayli sistemler can guvenligi acisindan daha guvenilir gibi.

Bugun maliyet acisindan otoyollarin maliyeti ile rayli sistemlerin maliyeti birbirine yakin. Bu acidan Turkiye yeni bir inceleme yapmali. Nerelerde rayli sistem, nerelerde otoyol yapilmali? Demiryollari cok hantal bir kurulus haline geldi. Ele alinmayi bekliyor. Bunun tamamen reorganizasyonu gerekiyor, altyapisiyla, herseyiyle.

Karayollari butun dunyada cok daha pratik bir kullanima sahip. Noktadan noktaya tasimayi, rahatlikla otobusle, kamyonla yapiyorsunuz. Aktarmalara gerek kalmiyor. Teknolojik gelismeler karsisinda tasima turleri arasinda da rekabet gerekiyor. Bu rekabet, basta hiz olmak uzere konfor. Rayli sitemlerde de siz konforu ve hizi artirabilirseniz, can guvenligi acisindan insanlarin pek cogunun bu sisteme kaymasi gayet dogal. Japonya'da, Fransa'da, Almanya'da, Ingiltere'de boyle. Istanbul-Ankara hizli treni yillardir gundemde fakat bir turlu gerceklesemiyor.

TUBITAK'a 'Bilim Kurulu' golgesi

ISTANBUL (cha)- TUBITAK'in isleyis ve faaliyetleriyle ilgili kararlarin alindigi en yuksek birim olan yuksek karar ve yonetim organi 'Yonetim Kurulu'nun Kanun Hukmunde Kararname (KHK) ile 'Bilim Kurulu' haline getirilmesinin ardindan bu kurum yeniden tartismaya acildi. Bu uygulamayi, kendisini de Bilim Kurulu uyesi olarak atayan Prof. Dr. Erdal Inonu'nun basbakan yardimciligi zamaninda baslattigini belirten bir yetkili, "Bilim Kurulu uygulamasi degismedikce ve 1987'deki KHK'ye donulmedikce TUBITAK'ta basarili bir bilimsel calisma yapilamaz." dedi.

Yetkililer, "TUBITAK'taki olumsuzluklarin basini Bilim Kurulu cekiyor. Inonu'nun kendi zihniyetine gore atadigi uyelerin acilen degismesi gerekiyor. Cunku TUBITAK 'tez hazirlama' merkezi haline getirildi." diyerek gelismelerin kurumu amacindan saptirdigini soylediler.

CHA muhabirine aciklamalarda bulunan TUBITAK yonetimine yakin kaynaklar "1963 yilinda kurulan TUBITAK, 1987 yilindaki KHK ile kurulus kanunu degistirilmis en yuksek karar ve yonetim organi 'Yonetim Kurulu' olarak ihdas edilmisti. Daha sonra 1993 yilinda o zamanki basbakan yardimcisi olan Erdal Inonu, yine KHK ile Yonetim Kurulu'nu kaldirarak, tum yetkileri, kendi ihdas ettigi 'Bilim Kurulu'na verdi. Baskan ve 12 kisiden olusan Bilim Kurulu'nda Inonu de 'uye' sifati tasiyordu. Kurulun 12 uyesinden 8'inin muspet ilimler alaninda eserlerinin bulunmasi sarti aranirken, diger 4'unun ise, ozel veya kamu sektorunde ustun nitelikleri ile taninmis kisiler olmasi sarti araniyor. En onemlisi ise, Basbakan'in daha once TUBITAK yonetimi tarafindan onerilen uc kisi icerisinden birini atamasi yerine, kurulun sectigi kisiyi onama zorunlulugu. Bu sayede her 4 yilda bir degisecek uyelerin yerine eski uyeleri, simdi Inonu'nun sectigi kisiler sececek, hep onlar soz sahibi olacaklar." seklinde konustular.

TUBITAK'in yeni bilim politikalari gelistirme gorevinden uzaklastigina dikkat ceken bir TUBITAK yetkilisi ise, soyle konustu: "Ulkemizin bilimsel ve teknolojik ihtiyaclarinin neler oldugunu, yurtdisinda hangi yol ve yontemlerle ne gibi teknolojilerin alinabilecegi konularinda ne gibi calismalar yapildigi merak konusu. Turkiye'nin, tarihi ve cografi sartlarinin belirlendigi dis politika hedeflerine gore, yeni bilim ve teknoloji politikasi gelistiriliyor mu? Eger KHK degistirilmez veya mevcut Bilim Kurulu uyeleri dagitilmazsa gayesinden uzaklasmis bir kurum olarak kalacaktir. TUBITAK, 1992 yilina kadar baskanlikti. Bu baskani ilgili devlet bakani oneriyor. Bakan, basbakan, cumhurbaskaninin uclu kararnamesi ile ataniyordu. Bu kurum 1992'de eski Basbakan Yardimcisi Prof. Erdal Inonu'ye baglandi. Inonu ise, eski yonetim sekline son vererek kurumda 'Bilim Kurulu' seklinde bir yonetim getirdi.

BILIM KURULU Bilim Kurulu'nun isleyisi: Bir kereye mahsus olmak uzere baskan ve uyeleri hukumet atiyor, ilk atamadan sonra Bilim Kurulu uyeliginden dusenler olursa yeni uyeleri kurul kendisi seciyor ve hukumete imzalamak kaliyor. Buna gore TUBITAK'in ozerk bir statusu var. Ama burada ilk atanan kisinin kim oldugu onemli. Bilim Kurulu'nun ilk uyelerinden olan Erdal Inonu de kurula kendi gorusunden kisileri secti. Ayni gorusu paylasan kurul uyelerinin ve TUBITAK'in baskani ise, yine Inonu'nun basbakan yardimciligi gorevinde atadigi Prof. Dr. Tosun Terzioglu. Kurumun ozerk olmasinin guzel bir uygulama oldugunu belirten bir TUBITAK yetkilisi, "Bu guzel uygulamayi ilk atananlarin zihniyeti golgeliyor. Cunku bunlar, sol goruslu, CHP baglantisi olan kisiler. Degistirilen eski uyelerin yerine ise ayni zihniyette olanlar eski uyelerin oylari ile ataniyor. Kuruldaki insanlarin kapasiteleri de onemli. Acaba bu uyelerin yapi ve egilimleri, Turkiye'nin tamamini kapsayan insanlar mi, yoksa elit tabakaya mensup insanlar mi? Isleyis acisindan daha iyi olmayabilir; ama suphelerin giderilmesi gerekiyor." dedi.

TUBITAK'a Prof. Kemal Guruz'un gelmesiyle kurumda buyuk capta tasfiyeler yasandi ve Prof. Tosun Terzioglu ile bu devam etti.

Eger su an bekletilen KHK imzalanirsa; TUBITAK, AR-GE kapsaminda, sanayicilere projelerine gore tesvikler verecek. Devletin tesvikleri ile sanayicilere AR-GE tarafindan verilen tesvik kredileri arasinda pek fark yok. Mesela A firmasi AR-GE kapsaminda bir laboratuvar kuracak, tesvikini alacak, belki de o parayi bir baska yerde kullanacak.

TUBITAK yonetimi simdi, mevcut yapinin bozulmamasi, ust kadronun sol tandastli kisilerin elinde kalmaya devam etmesi, kuruluslara AR-GE calismalari ile tesvik verilmesi hakkinin kendi ellerinde olmasi ve bu sayede paraya da hukmetme arzusunu surduruyor. Eger TUBITAK'in mevcut yapisi korunursa, hicbir sekilde degisime ugramiyor. Tum yetki onlarda oluyor. Bilim Kurulu baskanini dahi kurum kendi uyeleri ile seciyor.

Ancak eski kanun hukmundeki kararname digistirildikten sonra yeni bir yapi verilebilinecek. O zaman baskan atanabilinecek, gercekten desteklenmesi gereken projelere AR-GE tesviki verilecek.

Gecekondu mafyasinda af sevinci

ERZURUM (cha)- RP-DYP koalisyon hukumeti tarafindan gecekondulara bedelli af getirileceginin aciklanmasinin ardindan, karara sevinenler listesine arsa mafyalari da girdi.

Arazileri yuklu paralar karsiliginda pazarlayan arsa mafyalari, bu kararin ardindan aldiklari paralari hicbir kimseye hesap vermeden rahatca yiyecekler. Ellerinde kalan son paralarla arsa alan aileler ise yaptiklari gecekondular icin ikinci bir kez devlete para odemek zorunda birakilacaklar. Dogu Anadolu Kooperatifciler Birligi Baskani Ibrahim Taskesenligil, gecekonduya getirilecek olan affin en cok mafyayi sevindirecegini belirterek, "Devlet ve sahis arazilerini zorbalik ve guc kullanarak kendi mali yapanlara, bu arazileri bagislamak dogru birsey degildir" dedi. Refahyol hukumetinin aldigi kararin gecekondulasmayi onlemek yerine daha da artirabilecegine dikkat ceken Taskesenligil, "Hukumet gecekondulasmayi onlemek icin basit yollara basvuruyor. Bu sorun af getirerek onlenemez. Cozum, hukumetin kooperatifleri desteklemesidir" diye konustu. 1985 yilinda Erzurum'da projelendirilen kooperatiflerin, gecekondulasmayi onleme yoluna iyi bir ornek teskil ettigini ifade eden Taskesenligil, soyle devam etti: "1985 yilinda Erzurum' da gecekondulasma hayli fazlaydi. Biz kooperatiflesmeyle gecekondularin buyumesini onledik. Hatta bu yildan itibaren gecekondu sayisinda bir hayli azalma oldu. Gecekondularin yerine devlet destegiyle daha modern binalar yaptik. Aflarla kalici cozumler uretmek mumkun degildir."

"Konut affi yanlis anlasildi" BALIKESIR (Zaman)-Korfez bolgesinde cesitli incelemelerde bulunmak uzere geldigi Balikesir'de Valiligi onceki gun ziyaret eden Devlet Bakani Mehmet Altinsoy, gecekondu affinin yanlis anlasildigini soyledi. Altinsoy, "1.3 katrilyon kaynak acigi var. Hukumet programinda aciklari kapatmak icin kaynak arayislarina girdi. Gecekondu affi da bu kaynak gelirlerinden biri. Yapilan gecekondulara bedeli karsiligi af getirildi. Ancak yeni yapacaklar bundan zarar goreceklerdir" seklinde konustu.

'Kumarhanelere taviz yok'

MUGLA (Zaman)- Turizm Bakani Bahattin Yucel, kumarhanelerin yeniden duzenlenmesi hakkindaki yonetmeligin yururluge konuldugunu, 15 Agustos'tan itibaren gerekli islemlere baslayacaklarini soyledi. Bakan Yucel bu konuda kesinlikle taviz vermelerinin soz konusu olmadigini belirterek, "Kumarhanelere tanidigimiz sure 15 Agustos'ta sona eriyor. Bu surenin sonunda ise gerekli islemlere baslayacagiz." dedi. Onceki gun Marmaris'e verilen Mavi Bayrak asilmasi torenine katilan Bakan Yucel, turizm calismalari hakkinda aciklamalarda bulundu. Bakan Yucel sunlari soyledi: "Onceki Turizm Bakani Isilay Saygin'in hazirladigi bazi projeleri devam ettiriyoruz. Ornegin lokanta ve otellerimizde Turk halkinin damak lezzetini yansitan yemeklerimizin sergilenip satilmasi cok onemli. Diger yandan yetersiz olan yat marinalari sayisin artirma girisimlerimiz suruyor."

Hacca gencken gidin

ANTALYA (cha) - Diyanet Isleri Baskanligi Hac Dairesi Baskani Mehmet Zeki Aslan, imkani olan vatandaslarin Hacca genc yasta gitmelerini istedi.

Diyanet Isleri Baskanligi'nin Antalya Ogretmen Evinde duzenledigi ve yaklasik 100 kisinin katildigi iki gunluk 1996 yili hac degerlendirme toplantisi sonunda sorularimizi cevaplayan Hac Daire Baskani Mehmet Zeki Aslan, hac kontenjanlarinin artip artmadigi konusunda kendilerine farkli bir bilgi gelmedigini belirterek, karayolu ile hac kararinin bakanliklar arasi bir kurul tarafindan alindigini, bu kararin da ancak onlar tarafindan kaldirilabilecegini soyledi. Aslan hac konusunda vatandaslarimiza da su tavsiyelerde bulundu: "Hacca gitmik isteyen vatandaslarimiz mali durumu uygun olur olmaz bu gorevlerini yerine getirsinler, gencken bu gorevi yapmalari en uygun olani."

Anafartalar Zaferi kutlandi

CANAKKALE- Anafartalar Zaferi'nin 81. yildonumu, torenlerle kutlandi. Canakkale Savasi'nin donum noktasi kabul edilen Anafartalar Zaferi'nin torenlerine, Gelibolu Yarimadasi Kabatepe mevkiindeki "Yarali Asker Aniti"na celenklerin konulmasi, saygi durusu, saygi atisi ve Istiklal Marsi'nin okunmasiyla baslandi. Gelibolu 2. Kolordu Komutanligi'ndan Kurmay Binbasi Mehmet Bolce, yaptigi konusmada, Canakkale Savaslari'nin, yalnizca Turk Milleti'nin kahramanlik ve cesaretinin ispatlandigi savaslar olmadigini belirtti. Bu arada Basbakan Necmettin Erbakan ve Basbakan Vekili ve Disisleri Bakani Tansu Ciller bir mesaj yayinlayarak zaferi kutladilar.

Kaymakam golde boguldu

BURDUR (Zaman)- Burdur'un Golhisar Kaymakami Cengiz Kayan (30), serinlemek amaciyla girdigi Isparta-Egirdir Golu'nde bogularak hayatini kaybetti. Onceki gun meydana gelen olayda, Cengiz Kayan, izinli olarak gittigi Egirdir'de ogle saatlerinde serinlemek icin girdigi golde boguldu. Evli ve bir cocuk babasi olan Kaymakam Cengiz Kayan'in olumu Golhisar'da ve dogum yeri olan Egirdir-Kayan Koyu'nde uzuntuyle karsilandi.

Egitimde 5+3 karari memnun etti

ANKARA (Zaman)- Mecburi egitimin 8 yila cikarilmasi ve bunun 5+3 seklinde uygulanmasina karar verilmesi memnuniyetle karsilandi. Egitimciler Birligi Sendikasi ve Turk Egitim-Sen, yaptiklari aciklamalarda Refahyol Koalisyon Hukumeti programinda mecburi egitimin 5+3 olarak uygulancaginin belirtildigine dikkat cekerek, "Milli Egitim Bakani Prof Dr. Mehmet Saglam'in 5+3 sisteminin devam edecegi yonundeki aciklamasini destekliyor kendisine halkin sagduyusuna kulak verdigi icin tesekkur ediyoruz." seklinde goruslerini belirttiler. 15. Milli Egitim Surasi'ndan cikan 8+3 seklindeki tavsiye kararinin Turk Milli Egitim Sistemi'ne ve Turkiye gercegine uygun olmadigini belirten Turk Egitim-Sen Genel Baskani Suayip Ozcan, "Eski Milli Egitim Bakani Turhan Tayan zamaninda uygulanmasi dusunulen 8+3 sistemi, geri kalmis ulkeler uyguluyor. Bunu Birlesmis Milletler Egitim Kultur Teskilati UNESCO verileri de dogrulamaktadir. Yeni Milli Egitim Bakanimiz Prof Dr. Mehmet Saglam'i bu sagduyulu davranisindan dolayi destekliyoruz. Kendisine bu calismalarinda her turlu destegi vermeye haziriz. dedi. 15. Milli Egitim Sura'sindan cikan kararin birtakim sikintilarin yasanmasina sebep oldugunu ifade eden Egitimciler Birligi Sendikasi Genel Sekreteri Besim Essiz de, "Milli Egitim Bakani Mehmet Saglam'in konu ile ilgili olarak yaptigi aciklama camiamizi sevindirmistir." dedi.

Iste bu yilin superleri

    FEN PUANINA GORE:
  • Riza Tamer Cakici, 677.656 puan, Kadikoy Anadolu Lisesi mezunu-Bogazici Universitesi Elektrik-Elektronik Muhendisligi'ni kazandi.
  • Mustafa Ispir, 676.521 puan. Bornova Mustafa Kemal Lisesi mezunu, ODTU Elektrik-Elektronik Muhendisligi'ni kazandi.
  • Koray Deniz Simsek 674.398 puan. Trabzon Anadolu Lisesi mezunu, Bogazici Universitesi Endustri Muhendisligi'ni kazandi.
    MATEMATIK PUANINA GORE:
  • Mustafa Ispir 675.395 puan.
  • Riza Tamer Cakici 665.268 puan
  • Unal Sakoglu 663.080 puan. Ankara Cumhuriyet Lisesi mezunu, Bilkent Universitesi Elektrik Elektronik Muhendisligi'ni kazandi.
    TURKCE-MATEMATIK:
  • Erhan Artuc 599.819 puan, Izmir Esref Pasa Lisesi mezunu. Bilkent Universitesi Isletme Bolumu'nu kazandi.
  • Selim Tuzcu 599.247 puan, Beykoz Anadolu Imam-Hatip Lisesi mezunu, Bogazici Universitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararasi Iliskiler Bolumu'nu kazandi.
  • Cem Demiroglu 593.757 puan, Besiktas Ataturk Anadolu Lisesi mezunu, Bogazici Universitesi Iktisadi ve Idari Bilimler Fakultesi Isletme Bolumu'nu kazandi.
    SOSYAL:
  • Selim Tuzcu 584.280 puan.
  • Niyazi Ozperhiz 583.755 puan, Bahcelievler Necip Fazil Kisakurek Lisesi mezunu, Bilkent Universitesi Uluslararasi Iliskiler Bolumu'nu kazandi.
  • Mehmet Yetkin 575.928 puan. Istanbul Erkek Lisesi mezunu, Bogazici Universitesi Isletme Bolumu'nu kazandi.
    TURKCE-SOSYAL PUAN:
  • Niyazi Ozperhiz 573.311 puan.
  • Selim Tuzcu 573.300 puan.
  • Cem Demiroglu 564.913 puan.
    YABANCI DIL:
  • Firat Atakli 547.036 puan, Istanbul Kuleli Askeri Lisesi mezunu, Bogazici Universitesi Egitim Fakultesi Ingilizce Ogretmenligi Bolumu'nu kazandi.
  • Makbule Aci 542.117 puan, Antalya Lisesi mezunu, Bilkent Universitesi Mutercim-Tercumanlik Bolumu'nu kazandi.
  • Leyla Ozgur 541.217 puan, Bursa-A.H. Gokbayrak Andolu Ogretmen Lisesi mezunu, Bogazici Universitesi Mutercim Tercumanlik bolumunu kazandi.

OYS'de FEM'den iki sampiyon

ISTANBUL/ANKARA (Zaman) - Istanbul FEM Dersaneleri OYS'de iki ayri dalda Turkiye birincisi cikarirken iki sampiyon da uluslararasi iliskiler bolumunu tercih etti. FEM'in Sirinevler Subesi ogrencisi Bahcelievler N. Fazil Kisakurek Lisesi mezunu Niyazi Ozperhiz, 573.311 puanla Turkce-Sosyal dalinda Turkiye birincisi oldu. Ozperhiz, Bilkent Universitesi Uluslararasi Iliskiler Bolumu'nu kazandi. FEM Dersaneleri'nin Cemberlitas Subesi ogrencisi Selim Tuzcu da Sosyal puan dalinda 584.280 puanla Turkiye birincisi oldu. Beykoz Anadolu Imam Hatip Lisesi mezunu Tuzcu, Bogazici Universitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararasi Iliskiler Bolumu'nu kazandi.

Sampiyonluk sevincini FEM Dersanesi Cemberlitas Subesi'nde ogretmenleriyle birlikte yasayan Ozperhiz, "Ilk ona girecegimi tahmin ediyordum. Ama sampiyonluk surpriz oldu." dedi. Basarisindaki en buyuk payi FEM Dersanesi'nde gordugu egitime baglayan Ozperhiz, "Ozel bir sinifta sistemli bir sekilde sinava hazirlandik. Gunde en az uc saat ders calisiyordum. FEM'in yurdunda yatili kaldigim icin ayni sistemli calismayi orada da surduruyordum. Evde ders calisilmiyor, evimde kalsaydim bu basariyi kazanamazdim." diye konustu.

Universite sinavinda sosyal puan turunde 584.20 puanla birinci, Turkce-matematik puan turunde 599.247 puanla ikinci Turkce-sosyal puan turunde 573. 300 puanla yine ikinci olan uc degisik puan turunde dereceye girme basarisi gosteren Istanbul Beykoz Anadolu Imam-Hatip Lisesi ogrencisi Selim Tuzcu, "Okulum, ailem, arkadaslarim ve dersanemin basarimda buyuk payi var. Imam-hatip lisesi ogrencisi olmam beni basarili olmam konusunda tesvik etti. Butun etkenlerden once bana bu basariyi nasip eden Rabbim'e sukrederim." dedi.

FEM Dersaneleri Genel Muduru Bilal Temel de, ikisi birincilik olmak uzere 6 degisik daldaki ilk 5 derecenin kendi dersanelerine ait oldugunu soyledi. Temel, "FEM, fenci olarak bilinirdi. Bu sene degisiklik oldu ve iyi de oldu. FEM, hem fen hem de sosyal dallarda sampiyonlar cikaran bir dersane olma klasigini surduruyor" dedi.

ANKARA (Zaman)- 1996 Universite Ikinci Basamak Sinavi (OYS) sonuclari aciklandi. Sinava giren 880 bin 615 adaydan, 384 bin 885'i bir yuksekogretim programina yerlestirildi. Ogrenci Secme ve Yerlestirme Merkezi Baskani Prof Dr. Eres Soylemez, sinavin hicbir spekulasyona yer vermeden sonuclandirildigini belirterek, alinan tedbirler sayesinde kopye olaylarinin en aza indirildigini soyledi.

Buna gore sinava giren 880 bin 615 adayin 91 bin 471'i dort yillik acikogretim programlarina, 76 bin 462'si iki yillik acikogretim programlarina, 86 bin 788'i iki yillik meslek yuksek okullarina, 130 bin 164'u dort yillik yuksekogretim programlarina yerlestirildi.

LISE SONLAR YINE BASARISIZ
Sinavda basarili olarak bir yuksekogretim programina yerlestirilen adaylardan yuzde 21.86'si, 84 bin 139'unu lise son sinif ogrencileri, yuzde 54.39'u, 209 bin 331'ini daha onceki yillarda yerlestirilmeyenler, 39 bin 311'ini bir yuksekogretim programinda okuyanlar, 14 bin 521'ini bir yuksekogretim programinda okurken kaydi silinenler, 22 bin 62'sini bir yuksekogretim programina yerlestirilen ancak kayit olmayanlar, 12 bin 68'ini yuksekogretimden mezun olanlar olusturuyor. Sinavi kazanan adaylarin 235 bin 319'unu lise cikislilar, 128 bin 29'unu meslek lisesi cikislilar teskil ediyor. Erkekler sinavda yuzde 41.27'lik , kiz ogrenciler ise yuzde 39.98'lik bir basari elde etti.

EN BASARILI IL ANKARA
Sinavda basarili iller siralamasinda fen ve matematik puan turlerinde birinci olan Ankara en basarili il olurken, ikinciligi Istanbul, ucunculugu Izmir, durdunculugu Eskisehir, besinciligi Icel, altinciligi Antalya elde etti. En basarisiz iller sirasi ile Hakkari, Sirnak, Bitlis, Bingol, Mus ve Mardin oldu. Puan turlerine gore Turkiye ortalamalari fen puan turunde 420.340, matematik puan turunde 391.528, Turkce-matematik puan turunde 383.311, sosyal puan turunde 369.694, Turkce-sosyal puan turunde 375.039, dil agirlikli puan turunde 389.715 olarak gerceklesti.

96 ADAYIN SINAVI GECERSIZ
Sinava kimlik kartsiz giren 10, kopye cektigi tesbit edilen 50, sinav kurallarini bozan 32 ve kimligini ispatlayamayan 4 adayin sinavlari gecersiz sayildi. Kinavda 10 ayri kitapcik dagitildigi icin toplu kopyeye rastlanmadigini belirten OSYM Baskani Prof. Dr. Eres Soylemez, uygulamanin gelecek yillarda da surdurulecegini soyledi.

OZEL YETENEK EK YERLESTIRME
Sinav sonuclarina gore yerlestirilmeyen adaylardan 12 bini ozel yetenek sinavi ile ogrenci alan bolumlere yerlestirilecek. Ayrica bos kalan kontenjanlar ile yeni acilan yuksekogretim kurumlari icin eEylul ayinda ek yerlestirme yapilacak. Ek yerlestirme imkanindan 1995 yilinda 30 bin aday faydalanmisti.

Sevinclerini sevdikleriyle paylasamadilar

ANKARA (cha) - Turkiye'nin 2000 yilinda ihtiyacinin cok uzerinde teknik egitim almis yuksek ogretimli insan gucune sahip olacagi, buna karsilik egitim, saglik ve guvenlik alanlarinda egitimli insangucu ihtiyacinin giderek artacagina dikkat cekiliyor. En fazla acik ilkokul ogretmenligi ve hemsirelikte ortaya cikacak.

Devlet Palanlama Teskilati (DPT) verilerine gore 2000 yilinda Mimarlik, Insaat Muhendisligi, Makina Muhendisligi, Elektrik-Elektronik Muhendisligi, Kimya Muhendisligi, Maden ve Petrol Muhendisligi, Metalurji Muhendisligi, Jeoloji, Jeofizik, Jeodeji Muhendisligi, Ziraat Muhendisligi, Orman Muhendisligi ve Veterinerlik gibi alanlarda teknik egitim almis yuksekogretimli insan gucu fazlaligi gerceklesecek. Makina Muhendisligi, Endustri Muhendisligi, Bilgisayar Muhendisligi, Cevre Muhendisligi alanlarinda ise egitimli insan gucu ihtiyacin altinda kalacak.

DPT verileri saglik, egitim ve guvenlik alanlarinda egitimli insan gucunun gun gectikce artacagini ortaya cikariyor. Buna gore 2 bin yilinda, 17 bin 500 doktor, 5 bin 500 dis doktoru, 72 bin hemsire, 60 bin ilkokul ogretmeni, 4 bin yuksekogretim elemani, 19 bin 500 polis acigi olacak. Buna gore 2 bin yilinda ulke capinda 67 bin 200 olan tip egitimi almis insan sayisi 83 bin 500'e, 286 bin olan sosyal bilimler egitimi almis insan sayisi 353 bin 600'e 318 bin 800 olan ilkokul ogretmeni sayisi 357 bin 800'e, 43 bin 700 olan hukukcu sayisi 50 bin 500'e, 196 bin 200 olan teknik egitimli insan sayisi 238 bine 14 bin 700 olan guzel sanatlar egitimi almis insan sayisi 19 bin 500'e yukselecek.

Turkiye'nin egitilmis insan gucu acigi
			Olan			Olmasi gereken
Doktor : 		83 bin 500		100 bin 
Dis Doktoru : 		16 bin 800 		23 bin 800
Hemsire : 		104 bin 176		160 bin
Ilkokul ogretmeni :	318 bin 800		417 bin 900
Mimar :			29 bin 500		25 bin 900
Polis : 		182 bin 600		200 bin
Bilgisayar muhendisi :	5 bin 900		7 bin 300
Maden ve Petrol Muh. :	8 bin 900		7 bin 400 
Cevre Muhendisi :	3 bin 900		5 bin 500
Kimya Muhendisi : 	18 bin 800		17 bin 800
Endustri muhendisi : 	11 bin 900		12 bin 400

Coskun Kolejleri'nden egitim atagi

ISTANBUL (Zaman)- Dort yil once egitime baslayan Coskun Kolejleri mevcut kiz, erkek ve ilkokullarina ilave olarak, bu yil Ozel Nilufer Ilkogretim Okulu, cocuk bakimevi ve kres ile klasik egitim veren erkek lisesi acarak egitim alanindaki ataklarini surduruyor.

Egitim ve ogretim kurumlarina yeni hizmet birimleri kazandiran Coskun Egitim Kurumlari kurucu temsilcisi Mustafa Basari, 1996-97 ogretim yilinin cok bereketli oldugunu belirterek, "Gectigimiz yillarda bizlere guvenip, cocuklarini teslim eden velilerimizi bizler ve ogrencilerimiz mahcup etmediler. OSS'de yuzde 100 basari sagladilar. OYS'ye giren 3 yabanci ogrencimiz ise Ortadogu Teknik Universitesi, Istanbul Teknik Universitesi ve Bogazici Universitesi'ni kazandilar. Yeni actigimiz, Ozel Nilufer Ilkogretim Okulu'nda ilkokulun tum siniflari ile klasik Ingilizce agirlikli egitim veren orta 1. sinif, Ozel Hacikasimzade Erkek Lisesi'nde Ingilizce agirlikli klasik lise 1, Burc Cocuk Yuvasi ile Mefkure Cocuk Yuvasi'nda ise 3-6 yas arasi cocuklara hizmet verilecektir. Ayrica kiz lisemiz bunyesinde 0-3 yas cocuk bakim bolumu, ilkokullarimiz bunyesinde de anasiniflarimiz ile 6 yas grubuna hizmet veriyoruz." dedi. Coskun egitm kurumlarina bagli tum okullarda, cocuk yuvalari ve kreslerde bilgisayar destekli yabanci dil ve videolu ders egitiminin yanisira yuzme, gures, atletizm, Turk Klasik Muzigi ve geleneksel milli oyunlar ile egitsel calismalar ve aktivitesi yuksek olan egitim ve ogretim veriliyor.

Daha ayrintili bilgi almak icin Coskun Egitim Kurumlari'na bagli okullarin irtibat telefonlari soyle:

  • Ozel Burc Cocuk Yuvasi : 0216 - 367 83 47
  • Ozel Mefkure Cocuk Yuvasi : 0216 - 327 17 22
  • Ozel Nilufer Ilkogretim Okulu ve Anasinifi : 0216 - 342 73 40
  • Ozel Nilufer Ilkogretim Orta Kismi : 0216 - 342 73 54
  • Ozel Coskun Ilkokulu ve Anasinifi : 0216 - 342 73 54
  • Ozel Coskun Erkek Lisesi : 0216 - 399 35 98
  • Ozel Hacikasimzade Erkek Lisesi : 0216 - 352 78 13
  • Ozel Hacikasimzade Ing. Agirlikli Klasik L. : 0216 - 352 78 13
  • Ozel Coskun Kiz Lisesi : 0216 - 399 27 68

Hukumetin Irak cikarmasi

ANKARA- Basbakan Necmettin Erbakan'in Iran'la baslayan ve 10 gun surecek olan Dogu dunyasi turuyla es zamanli olarak, Adalet Bakani Sevket Kazan ve Milli Egitim Bakani Mehmet Saglam, gorusmelerde bulunmak uzere Irak'a gidiyor.

Disileri Bakanligi yetkililerinin de katildigi Kazan ve Saglam'in bu temaslari, Korfez Savasi'ndan sonra yapilan ilk resmi ziyaret olacak ve 4 gun surecek. Irak'a uygulanan BM ambargosu sebebiyle bu aksam Urdun uzerinden Bagdat'a gececek olan Turk heyeti, Kerkuk-Yumurtalik boru hattinin bir an once acilmasi, Kuzey Irak'taki gelismeler ve Irak cezaevlerindeki Turkler konusu basta olmak uzere cesitli temaslar yapacak.

Adalet Bakani Sevket Kazan, Basbakan Necmettin Erbakan'i Iran'a ugurlamak uzere geldigi Esenboga Havaalani'nda gazetecilerin sorulari uzerine, "Turkiye ile Irak arasindaki bu hallerin ortadan kalkmasi lazim. Irakli yetkililerin bu konudaki cabalarini yerinde gormek lazim. Irak'i Birlesmis Milletler'de yalniz birakmamak lazim" diye konustu.

Irak'a yapilacak gezinin "ABD'ye kafa tutmak anlamina gelip gelmediginin" sorulmasi uzerine de Kazan, "Hic alakasi yok. Bu gorusmeler komsu ulkelerin arasindaki iliskilerdir. Bunlar tabii ziyaretlerdir. Biz bugune kadar ihmal edilmis birtakim iliskileri gelistiriyoruz" dedi. Bu gorusmenin Bakanlar Kurulu'nda yapilan gorusmeler sonucunda planlandigini ve hukumet programinda terorun onlenmesiyle ilgili olarak Turkiye, Iran, Irak ve Suriye arasindaki dortlu gorusmelerin yapilmasinin gerekliliginin ortaya kondugunu ifade eden Kazan, bu cercevede Basbakan Erbakan'in Iran'da, kendilerinin ise Irak'ta bu calismalari baslatacaklarini soyledi. Kazan, "Insaallah bu calismalarla Ortadogu'ya baris, ulkemize de huzur gelecek" dedi.

'NET PROGRAM YOK'
Irak'ta kimlerle gorusulecegi konusunda henuz net bir program olmadigini ifade eden Kazan, bu gezide Disisleri Bakanligi'nin devre disi kaldigi yolundaki haberlerin hatirlatilmasi uzerine de "Oyle sey olur mu? Disisleri Bakanimiz, Basbakan Yardimcimiz, Sayin Saglam'i gorevlendirdi bu konuda" dedi. Kazan, Irak'taki gorusmeleri sirasinda cezaevinde bulunan Turklerin durumunu da ele alacaklarini sozlerine ekledi.

Hedef 2 milyar dolarlik ticaret

ANKARA- Basbakan Vekili Tansu Ciller, Adalet Bakani Sevket Kazan ve Milli Egitim Bakani Mehmet Saglam'in Irak'a yapacaklari gezinin, Turkiye-Irak petrol boru hattinin yeniden acilmasi ve ticari iliskilerin gelistirilmesi amacina yonelik oldugunu soyledi.

Basbakan Erbakan'i ugurlamak icin Esenboga Havalimani'na gelen Ciller, "Irak'a yapilacak gezi, guvenlik zirvesi ile ilgili mi?" sorusuna su cevabi verdi: "Su asamada bu soz konusu degil. Iki bakanimiz Irak'ta yapacagi gorusmelerde, Turkiye-Irak petrol boru hattinin yeniden acilmasi ve bundan kaynaklanan 2 milyar dolarlik ticaret hacminin buyuk bolumunun Turkiye'ye nasil aktarilabilecegi konusunda gorusmeler yapacaklar. Petrol boru hattinin acilmasi konusunda, ABD'ye yaptigim gezi sirasinda, bunun ayin 15'inde acilacagi yonunde soz aldim. Insaallah ayin 15'inde acilacak, bunun on temas ve hazirliklarini gorusmek uzere arkadaslar Irak'a gidiyor."

DYP'nin performans raporu

ANKARA- DYP TBMM Grubu'nca, 20. Donem Birinci Yasama yilinda 33 yasa teklifi, 4 Meclis arastirmasi ile 4 Meclis sorusturmasi onergesi ve toplam 7 soru onergesi verildi.

DYP milletvekilleri tarafindan 20. Donem Birinci Yasama Yili'nda, verilen yasa tekliflerinin buyuk bolumu bazi yerlesim merkezlerinin il, bazi merkezlerin de ilce olmasi ile ilgili oldu. DYP'lilerin TBMM Baskanligi'na verdikleri yasa tekliflerinde konu itibariyle ikinci sirayi da universite kurulmasi ve YOK Yasasi'nda degisiklik ongoren teklifler aldi. DYP TBMM Grubu'nca devlet memurlari ile ilgili 4, Emekli Sandigi Kanunu ile ilgili de 4 yasa teklifi verildi. Gectigimiz yasama doneminde DYP tarafindan verilen 4 Meclis arastirmasi onergesinin konusu da RP ile ilgili oldu. DYP'nin verdigi 4 Meclis sorusturmasi onergesinden biri de RP lideri Necmettin Erbakan'in malvarligi ile ilgiliydi.

DYP, ANAP lideri Yilmaz ile ilgili de 3 Meclis sorusturmasi onergesi verdi, ancak bunlardan Yilmaz'in malvarligi ile ilgili olanini daha sonra geri cekti. Ayni donemde, DYP milletvekilleri baskanliga toplam 7 soru onergesi verdiler. Bunlardan 4'u donemin Basbakani Yilmaz'in cevaplandirmasi istemiyle verilirken, biri donemin Adalet Bakani Mehmet Agar'a, biri donemin Icisleri Bakani Ulku Guney'e yoneltilen sorulardi. DYP son olarak Bayindirlik ve Iskan Bakani Cevat Ayhan'in cevaplandirmasi istemiyle otoyollarla ilgili bir soru onergesi verdi.

Mesut Yilmaz'in Conrad listesi

ANKARA (Zaman)- ANAP Buyuk Kongresi icin geriye sayim baslarken, gozler lider adaylarina cevrildi. Adaylik icin en sansli konumda bulunan Yozgat Milletvekili Lutfullah Kayalar ile Izmir Milletvekili Isin Celebi, bugun Samsun'da yapilacak son bolge toplantisindan sonra kararlarini netlestirecekler.

ANAP kongrelerinin renkli simasi Gaziantep Milletvekili Mustafa Tasar, Mesut Yilmaz'in partide rakipsiz oldugunu bildirirken, karsisina aday cikamayacagini soyledi. Tasar, "Mesut Bey kesin kazanacak. Fakat Merkez Karar icin cok liste cikar." dedi.

Kongreye mudahale etmeyecegini aciklayan ANAP Genel Baskani Mesut Yilmaz, parti tuzugunun 50 kisilik Merkez Karar Yonetimi icin kendisine tanidigi 10 isim uzerinde calisiyor. Mesut Yilmaz, parti ici dengeleri goz onune alarak hazirlayacagi listeye son seklini vermek icin aday adaylarinin kararlarini bekliyor.

Yilmaz'in bir onceki kongrede oldugu gibi selefi eski basbakanlardan Yildirim Akbulut'u liste basi yapacagi ogrenilirken, 24 Aralik secimlerinde listeye koymadigi parti kurucularindan Vehbi Dincerler'i de listesine alacagi kaydediliyor. Cumhurbaskani Demirel'e yakinligi ile bilinen eski DYP'liler Sumer Oral, Yasar Topcu ve Irfan Koksalan'dan en az birine Yilmaz'in kontenjaninda yer vermesi bekleniyor.

ANAP lideri Yilmaz'in listesinde agirligi secilme riskleri yuksek olan ve "Conrad Grubu" olarak adlandirilan yakin calisma arkadaslarina vermesine kesin gozuyle bakiliyor. Istanbul milletvekilleri Cavit Kavak, Yilmaz Karakoyunlu, Sadan Tuzcu, Izmir Milletvekili Rusdu Saracoglu ile siyasete kisa bir sure ara veren, THY Yonetim Kurulu Baskanligi gorevinden iki gun once alinan Cem Kozlu Yilmaz'in kontenjani icin en sansli isimler olarak gosteriliyor. Yilmaz'in ANAP liderligi icin aday olup sonra vazgecen Istanbul Milletvekili Gunes Taner'i de listeye alabilecegi kaydediliyor.

ANAP'tan butce acigi uyarisi

SAMSUN- TBMM Butce Plan Komisyonu eski Baskani, ANAP Samsun Milletvekili Biltekin Ozdemir, 1996 yili butcesinin 1.5 katrilyon lira acik verecegini ileri surdu. Ozdemir, ANAP Il Baskanligi'nda duzenledigi basin toplantisinda, hukumetin acikladigi kaynak paketinin hicbir niteligi bulunmadigini one surerek, "Amacin, satip savarak bir sure daha devlet degirmenini dondurmek" oldugunu savundu. Kendi donemlerinde butce aciginin 860 trilyon lira olarak hesaplandigini, ancak, hukumetin "olumsuz uygulamalariyla" butce aciginin yil sonunda 1.5 katrilyon liraya ulasacaginin goruldugunu iddia eden Ozdemir, "RP'nin ekonominin duzeltil - mesi konusunda hicbir bilgisi ve hazirligi olmadigi biliniyor." dedi.

Sezgin'in destek turu

EDIRNE (cha) - Aydin Milletvekili Ismet Sezgin, DYP'den istifa eden 10 arkadasiyla yuruttukleri yeni parti kurma calismalarina destek almak amaciyla, Edirne'ye geldi. Edirne Ticaret ve Sanayi Odasi Yonetim Kurulu Baskani ve DYP uyesi Bulent Alamut'la da gorusen Sezgin, yeni kurulacak partiye destek vermelerini istedi. Bulent Alamut da Sezgin'e, "Abimizdir, yol gostermistir, biz kendisinin arkasindayiz." dedi. Burada yaptigi konusmada Refahyol Hukumeti'ne 6 ay omur bicen Sezgin, "Dogru Yol Partisi'nden dogru yoldan saptigi icin arkadaslarimla birlikte istifa ettim." dedi.

Hukumete 'adil ol' cagrisi

ERZURUM (cha) - Erzurum'un MHP'li Askale Belediye Baskani M. Nuri Comakli, Refahyol Hukumeti'nin belediyelere kaynak aktarimi konusunda adil davranmasini isteyerek, aksi durumda hukumetin halki cezalandirmis olacagini soyledi. Hukumetin is basina yeni geldigini belirten Baskan M. Nuri Comakli, "Hukumetler sadece kendi partisinden olan belediyeleri dusunur de digerlerine hicbir sey vermezse halki ve secmenlerini cezalandirmis olur. Onceki hukumetlerin buyuk cogunlugu bu manada halki cezalandirdi. Bizim Refahyol'dan beklentimiz butun belediyelere kaynak aktarmada dengeyi muhafaza etmesidir." seklinde konustu.

Okuyan: Meclis'i bu hukumete dar edecegiz

ANKARA(Zaman) - ANAP Genel Baskan Yardimcisi Yasar Okuyan, yeni donemde hukumet, Basbakan ve bakanlar hakkinda verecekleri sorusturma onergeleri ve gensorularla 'Meclis'i hukumete dar edeceklerini' soyledi.

Parti genel merkezinde duzenledigi basin toplantisinda hukumet icraatlarini elestiren Okuyan, "Ekim ayinda Meclis acildiginda, yapilan usulsuzlukler, yanlis islemlerinden dolayi hukumete, Basbakan'a ve bakanlarina Meclis'i dar edecegiz." dedi.

Basbakan Erbakan'in iddialarinin aksine bir zam yagmuru baslattigini, kasikla verdigini kepceyle almaya basladigini savunan Okuyan, koalisyon hukumeti ortaklarinin dis politikadaki durumlarini da elestirdi. RP'li Hukumet Sozcusu Abdullah Gul'un Disisleri Bakani gibi davrandigini, Erbakan'in gezilerinde ve temaslarinda Disisleri Bakanligi'nin atlandigini anlatan Okuyan, "Ciller bu ayipli hukumette dis kapinin mandali olmustur." dedi. RP'ye siginti haline geldigini iddia ettigi Ciller'e yuklenen Okuyan, "Ciller nerede diye kamuoyu soruyor. Ciller, belkide Ozer Ciller ile birilikte 'ucuza nerede arsa var' diye arastirma yapiyordur." diye konustu.

Okuyan, ANAP kurultayi oncesi parti ici meseleleri degerlendirirken de, Ekrem Pakdemirli ve Isin Celebi'yi elestirdi. Pakdemirli ve Celebi'nin usluplarini 'ilginc' karsiladigini aktaran Okuyan, "ANAP delegelerini hafife alanlara, delege de kurultay salonunu dar eder." yorumunu yapti.

Tekdal: Geri adim atmadik

ANKARA (Zaman)- Refah Partisi Genel Baskan Yardimcisi Ahmet Tekdal, Guneydogu sorununa sivil cozumler icin baslatilan girisimler ve Israil ile savunmaya yonelik iliskiler konusunda hukumetin "U donusu" yapmadigini soyledi. Bu elestirilerin, hukumetin icraatlarina golge dusurmek isteyen cevrelerce uretildigini ileri suren Tekdal, "Her sey koalisyonu olusturan partilerin ortak kararina dayanir." dedi.

Tekdal, Turk Silahli Kuvvetleri'nin bazi konularda hassas oldugunu vurgulayarak, "Ordunun hassas oldugu noktalarla hukumetin uygulamalari arasinda tezat varmis gibi gosterilmeye calisiliyor. Boyle birsey yok. Ulkenin menfaatleri konusunda hic kimse tenakuza dusmesin." dedi. Ahmet Tekdal, dun yaptigi basin toplantisinda Erbakan' in dun basladigi Dogu Dunyasi turuna deginerek, "Hic kimse kaygilanmasin. Her sey seffaf ve herkesin gozleri onunde gerceklesmektedir. Yapilmakta olan ziyaretlerin asil amaci ulkeler arasindaki dostlugu pekistirmek, birbirleriyle olan ekonomik gelismeleri saglamak. Ozellikle Iran ve Irak'tan alinmasi planlanan dogal gaz Dogu ve Guneydogu'ya yonelik yarar saglayacak." diye konustu.

Tekdal, bu ziyaretlerin ekonomiye katkisinin gormezlikten gelinmeyecegini vurguladi.

BBP: Cekic Guc kozu harcandi

KAYSERI- BBP Genel Baskan Yardimcisi Recep Kiris, "ABD ve Avrupa, Cecenistan'i yok etmeye calisan Rusya'ya baski yapmali." dedi.

Kiris, Nizam'i Alem Ocaklari Kayseri Subesi tarafindan Hunat Camii yanina kurulan cadirdaki "Cecenistan Zulmu" konulu fotograf sergisinin acilisini yapti. Cecenlerin var olma mucadelesi verdiklerini ve Turkiye'den yapilan yardimlarin yetersiz kaldigini belirten Kiris, "Cecenistan'daki Rus katliami, Turk insaninin yuregini dagliyor. Ancak, bir avuc Cecen'in koca Kizilordu'ya karsi koyarak, meydan okumasi, gogusleri kabartiyor." diye konustu. Hukumetin Cekic Guc politikasini elestiren ve 'fazla taviz verildigini' one suren Kiris, sunlari soyledi:

"Hukumet, Cekic Guc'un gorev suresini uzatti, ancak, bunun karsiliginda Turkiye lehine olacak birsey alamadi. Elindeki kozlari dogru durust degerlendiremedi. En azindan Cecenistan'da savasin durdurulmasi icin ABD'nin araci olmasini isteyebilirdi. Bunu bile yapamadi."

Dagli: Kursun asker degiliz

ISTANBUL (cha)- Istanbul'da DYP ve RP il orgutlerini ziyaret eden Orman Bakani Halit Dagli, Refahyol Hukumeti'nde yolsuzluklarin ortulmesininin sozkonusu olmadigini belirterek, "Bizler kursun asker degiliz. Nerede yolsuzluk varsa uzerine gideriz." dedi. Hukumetin kendi icinde uyum gosterdigini belirten Dagli, basinin bir bolumunun iki partiyi birbirine dusurmeye calistigini ileri surdu.

Bakan Dagli, Marmaris'teki orman yangini olayinin uzerine gideceklerini belirterek, "Orada 4 bin 350 hektar ormanimiz yandi. Cigerlerimiz yandi. Icimiz hala kan agliyor o yangindan dolayi. Onun icin ustune gidecegiz, oyle birakmayacagiz." Dagli, orman yanginlarini sondurmek icin alinan helikopterle ilgili ihale yolsuzlugu iddialari ile uzerine de, konuyu arastirdiklarini, ihalede bir yanlislik varsa bunu kimsenin yanina birakmayacaklarini soyledi.

Ani yagmur Istanbul'u felc etti

Istanbul (cha) - Gunlerdir bunaltici ve nemli havayla mucadele eden Istanbullular, onceki gun ve dun yagmura teslim oldu. Bayrampasa Yildirim mahallesi ve Eyup Islambey Mahallesi'nde sel sularina kapilan iki kisi hayatini kaybetti. Bayrampasa'da Satilmis Celebi (23) ve Eyup'te Hulya Iscan (45) isimli vatandaslarimiz olurken, uc kisinin daha sel sularina kapildigi one suruldu. Onceki gun saat 16.00 sularinda aniden bastiran saganak yagmur karsisinda Istanbullular ne yapacaklarini sasirdilar.

EVLER SEL ALTINDA KALDI
Siddetli ruzgarla birlikte Gaziosmanpasa, Unkapani, Aksaray, Bayrampasa, Eminonu, Fatih, Topkapi ve Merter civarinda etkili olan yagislar, Istanbullulari ve ISKI'yi esir aldi. Gaziosmanpasa bolgesinde 150, Fatih bolgesinde de 500'e yakin su basma muracaati alan ISKI, bu bolgelerde calismalarini yogun bir sekilde surdurerek sulari bosaltmaya calisti. Aksaray bolgesindeki pek cok binayla birlikte sel baskinina maruz kalan ISKI binasinin, telefon ve elektrikleri kesildi.

Konu hakkinda gorustugumuz Meteoroloji yetkilileri, Balkanlar'dan gelen cephesel yagislarin Trakya bolgesinden sonra Istanbul'da da etkili oldugunu soylediler. Yetkililer bugun havanin acik olacagini belirttiler.

TRAFIK FELC OLDU
Ote yandan Istanbul trafigi de sel baskinindan nasibini aldi. Ani yagis karsisinda hazirliksiz yakalanan ve adeta sasiran Istanbullular, otobus duraklarina ve cati altlarina siginirken, asiri yagislardan Istanbul trafigi altust oldu. Galata Koprusu-Eminonu girisi, Unkapani, Sirkeci, Aksaray, Topkapi altgecitlerinde de su basmasi sonucu araclar mahsur kaldi ve yollar trafige kapandi.

CILLER'IN MESAJI
Basbakan Vekili ve Disisleri Bakani Tansu Ciller, Istanbul'daki sel felaketinde zarara ugrayanlara en kisa zamanda gereken yardimin yapilacagini bildirdi. Tansu Ciller, Istanbul Valisi Ridvan Yenisen ve Istanbul Buyuksehir Belediye Baskani Tayyip Erdogan'a gonderdigi mesajda, iki vatandasimizin hayatini kaybetmesinden derin uzuntu duydugunu belirterek, zarara ugrayan esnafimiza gereken yardimin yapilacagini belirtti.

ORMAN BAKANI ISTANBUL'DA
Orman Bakani Halit Dagli, Istanbul Valisi Ridvan Yenisen'i ziyaret etti. Dagli, Istanbullunun huzurlu yasamasi icin geldigini belirtti. Vali Yenisen ise, Istanbul'un altyapisinin yetersiz oldugunun bu felaketle bir kez daha ortaya ciktigini soyledi.

Trafik kazalari teror boyutunda

ANKARA- Emniyet Genel Muduru Alaaddin Yuksel, trafik kazalarinin gunumuzde "teror" boyutuna ulastigini ifade ederek, "Her yil 6 bin kisinin oldugu bir yerde kafamizi havaya kaldirip, alnimizi dik tutamayiz." dedi.

Turkiye'de gunde 25, yilda yaklasik 6 bin vatandasin trafik kazasinda oldugunu belirten Yuksel, "Bugun teror rakamlari neyi ifade ediyorsa, trafik rakamlari da asagi-yukari onu ifade ediyor." diye konustu.

Trafik yasasinin mutlaka cikmasi gerektigine isaret eden Yuksel, bugune kadar cikan yasalarin genelde para cezasini ongordugunu, ilk defa bu yasayla trafik guvenliginde siyasi ve akademik destegin saglandigini bildirdi.

Emniyet Genel Muduru Alaaddin Yuksel, trafikte altyapinin onemine de dikkat cekerek sunlari kaydetti: "Arac sayisi 1980'lerde 1.5 milyon iken, bugun 7 milyona yaklasmistir. Arac sayisi artarken bakiyorsunuz ayni donemde 59 bin kilometre olan karayolu 61 bin kilometreye ulasmis. Karayolundaki artis yuzde 2.2. Otoban yapsak kazalar azalir mi? Tabii ki azalir." Izmir Bornova Polis Okulu'nu polis egitim merkezi haline getireceklerini ve trafik denetimindeki polislerin egitimden gecirilecegini anlatan Yuksek, agir vasitalarin belli saatlerde trafige cikisinin yasaklanmasi konusunda calismalari bulundugunu bildirdi.

Izmir (cha) - Trafik kazalari tum hiziyla devam ederken, alinacak tedbirlerde de kesmekeslik yasaniyor. Trafik yasasi komisyonlara takilirken, denetim yetersiz cezalar ise komik derecede az. Yuk ve yolcu otobusu soforleri mevcut yasaya gore 24 saat icinde en fazla bolumler halinde 9 saat tasit kullanabilecekken bazen gunde 15-20 saat otobus kullandiklarini itiraf ediyorlar.

Icisleri Bakanligi Trafik Komisyon Uzmani Fahri Bakirci, Trafik Yasa Tasarisi'nin alt komisyonda oldugunu bildirerek, "Yasanin 25 maddesi alt komisyonda ele alindi. Fakat yaklasik 20 maddenin daha gorusulmesi lazim. Ama henuz bir turlu toplanilamadi." dedi. Yetkililerin toplanmasi halinde yasa tasarisi alt komisyondan sonra ana komisyona, daha sonra Plan Butce Komisyonu'na ve en son da Genel Kurul'a sevk edilecek. Butun bu burokratik engeller surerken, her gun ortalama 30 kisi trafik canavarina kurban gidiyor. Bu yil trafik kazalarinda yuzde 21 artis olurken, yilin ilk alti ayinda meydana gelen 156 bin 294 kazada 2 bin 242 kisi hayatini kaybetti, 49 bin 119 kisi yaralandi. Sekiz trilyonluk bir maddi hasar meydana gelirken, kazalardan sonra sakat kalan on binler, milli butceye ayri bir ek kulfet getiriyor.

Trafik Kazalarini Onleme Vakfi Baskani Prof. Dr. Ridvan Ege, para cezalarinin enflasyona gore ayarlanmasi gerektigini savundu. Cezalarin yuksek bir seviyede olmasi gerektigini soyleyen Ege, ayni zamanda bu uygulamanin ifasi icin de denetleyicinin olmasi gerektigini belirtti. Trafik okullarinin artirilmasini isteyen Ege, bir trafik polisinin yedi ayda yetisemeyecegini ifade etti.

'Sulari kaynatarak icin'

GAZIANTEP - Gaziantep Universitesi Tip Fakultesi Enfeksiyon Hastaliklari Anabilim Dali Baskani Prof.Dr. Ibrahim Baydar, kisisel temizlige dikkat edilmesinin ve sularin kaynatilarak ya da klorlanarak tuketilmesinin, bagirsak enfeksiyonlarina karsi etkili korunma yontemi oldugunu soyledi. Prof.Dr. Baydar, yaz mevsiminde sindirim sisteminin hassaslastigini, bu donemde yiyecek ve iceceklere ozen gosterilmediginde, tifo, paratifo, kolera, dizanteri gibi enfeksiyon hastaliklarina yakalanmanin kacinilmaz olacagini kaydetti. (aa)

Evliyalar diyari Kastamonu

GIRIS
Cevre Koruma ve Arastirma Vakfi (Cev- Kor ) tarafindan bu yil ikincisi duzenlenen Ekoloji Yaz Okulu, 14-19 Temmuz 1996 tarihleri arasinda Kastamonu Ilgaz Milli Parki'nda gerceklestirildi. Bu toplantinin birincisi 1992 yilinda Miami Universitesi Temiz Enerji Arastirma Enstitusu Direktoru Prof. Dr. Nejat Veziroglu'nun katilimiyla Izmir'de yapilmisti. Bu yilki toplantinin seref misafiri ise Moskova'da bulunan Rusya Ekoloji Akademisi Uyesi ve Moskova Devlet Pedagoji Universitesi Profesoru Nizami Mamedov idi. Yaz okulu, Cevre Koruma ve Arastirma Vakfi'nin bolge temsilcilerine cevre ve ekoloji konusunda en son gelismeleri aktarmak, bilgi alisverisinde bulunmak ve cevre bilincinin benimsenip yayginlastirilmasina katki saglamak amaciyla yapildi. Dogal ve kulturel zenginlikler acisindan onde gelen yorelerimizden biri olan Kastamonu'yu bu vesile ile daha yakindan tanima firsatini bulduk.

II. Ekoloji Yaz Okulu'nda yurdumuzun tabii zenginlikleri ve cevre sorunlariyla ilgili cok onemli konulara temas edildi. Bu yazida, yaz okulunda verdikleri dersler ile bilimsel katkida bulunan universitelerimizin degerli bilim adamlarini, kisaca vurguladiklari konulari ve Kastamonu cevresini tanitmaya calisacagiz.

KASTAMONU VE YORESININ ZENGINLIKLERI
- Siz hic Kastamonu'yu gordunuz mu?

Bu sirin Bati Karadeniz ilini ziyaret edenler buradan aldiklari hazla yukaridaki soruyu mutlaka sorar dostlarina. Turkiye'nin cennet koselerinden biri olan Kastamonu buyuk sehirlerin gurultusunden kacmak isteyenlerin siginabilecekleri bir huzur bolgesi: Panoramik daglariyla, yemyesil ormanlariyla, nefis yaylalariyla, zumrut sahilleriyle, zengin kulturel varliklariyla bircok alternatifler sunan bir tatil beldesidir.

Eski bir yerlesim alani oldugu bilinen Kastamonu yoresi M.O. 18. yuzyilda Gaslarin yurdu olmus: Zamanla Hititler, Frigler, Kimmer'ler, Lidyalilar, Persler, Pontus'lular, Romalilar ve Bizanslilarin yonetimine gecmistir. Romalilar bu yorede kurdugu Paflagonia isimli eyaletin merkezi olan pompei-polis hoyugu bugunku Taskopru Ilcesi'ndedir. Bizans hadedem Komnenoslar tarafindan yapilan ve Kastamonu Sehri'nin tarihsel cekirdegini olusturan Kastamonu Kalesi gorkemli goruntusuyle ziyaretcileri asirlardir selamlamaktadir.

Anadolu'ya Turklerin gelmeye baslamasindan sonra Danismentlilere, Anadolu Selcuklularina, Cobanogullarina, Candarogullarina (Isfendiyarogullari) ve Osmanli Imparatorlugu'na kapilarini ve gonlunu acan Kastamonu, bu donemlerin yonetim ve kultur merkezlerinden biri haline gelmistir. Kastamonu cevresinde Candarogullari ve Osmanlilardan bircok tarihi eser kalmis olup, Atabey Camii, Ismailbey Kulliyesi, Yilanli Sifahanesi, Asirefendi Hani, Karanlik Bedesten, Nasrullah Kulliyesi, Yakupaga Kulliyesi bunlarin bazilaridir.

Kastamonu, "Evliyalar Sehri" olarak da unlenmistir. Basta Halveti Tarikati'nin pirlerinden Seyh Saban-i Veli olmak uzere bircok ermisten kalan eserler ve yatirlar Kastamonu'yu ilgi odaklarindan biri haline getirmistir.

Kastamonu, geleneksel Turk evi ve yakin donem Osmanli mimarisi orneklerinin yogun olarak bulundugu ender illerdendir. Kentsel SIT kapsamina alinmis olan Kastamonu'da, Taskopru, Kure Inebolu ve Abana'nin eski mahalleleri ve yapilari ziyaretcilerde nostalji ve hayranlik uyandirir.

Milli Mucadele sirasinda lojistik destek acisindan en guvenilir bolge olan Kastamonu, Inebolu Limani'ndan Ankara'ya erzak, cephane ve insan akisinda en fazla sehit veren 3. il olmustur. Inebolulu kayikcilar Istiklal Madalyasi ile odullendirilmislerdir.

Kastamonu'nun sahip oldugu bu zengin tarihi ve kulturel miras kadar bir diger zenginligi de harikulade tabiatidir.

Basta Ilgaz Dagi Milli Parki, dagcilik ve kis sporlari icin mukemmel bir merkezdir. Zengin orman ortusu, cesitli yaban hayvanlari, nefis piknik yerleri ve alabaligi ile gorenlerin unutamayacagi ozelliklere sahiptir. Kastamonu'nun 40 km guneyindeki Ilgaz Dagi Kayak Merkezi, kis aylarinda buyuk ragbet gormektedir.

Kastamonu'nun bitki ortusu ve peyzaj acisindan cok zengin yaylalari da vardir. Daha ziyade Arac, Catalzeytin ve Bozkurt Ilcesi'nde bulunan bu yaylalar, yaz aylarinda tatillerini sehir disinda gecirmek isteyenler icin onemli bir turizm kaynagidir.

Pinarbasi Ilcesi'nde vahsi dogasiyla Varla Kanyonu ve Turkiye'nin en derin dorduncu magarasi olan Ilgarini, kampcilar ve maceracilar tarafindan kesfedilmeyi beklemektedir.

Kastamonu' da ciftlik turizmi de onem kazanmaya baslamistir. Daday Ilcesi'nde her yil 'at sporu' yapmak ve ciftlik hayati yasamak amaciyla turistler gelmektedir.

Iste Kastamonu bu dogal ve kulturel guzellikleriyle huzur arayan, dogayla bas basa kalmak isteyen, kis sporlarini seven herkesi bekliyor.

Eminiz ki Kastamonu'yu gorenler, Kastamonu'nun folkloruyla, misafirperverligiyle tanisanlar, tekrar gelecekler ve dostlarina soracaklar: Siz hic Kastamonu'yu gordunuz mu?

II. EKOLOJI YAZ OKULU Cev-Kor il temsilcilerinin son toplantisinda II. Ekoloji Yaz Okulu'nun bu yil Ankara cevresinde yapilmasina karar verilmisti. Boylece ilki Izmir'de yani Ege Bolge'mizde yapilmis olan toplantinin her yil degisik bir bolgemizde gerceklestirilmesi yolunda bir adim atilmis oluyordu. Cev-Kor Vakfi Genel Koordinatoru Bunyamin Atmaca'nin girisimiyle Kastamonu Ilgaz Milli Parki'nda bulunan Orman Bakanligi Tesisleri Yaz Okulu icin tahsis edildi. Katilimcilar 12 akademisyen ve ogretim uyesi ile 23 ekoloji bolge temsilcisinden olusmaktaydi.

Temsil edilen iller arasinda, Ankara, Istanbul, Izmir, Konya, Bursa, Adapazari, Kirikkale, Kirsehir, Samsun, Trabzon, Rize, Kutahya, Adana, Eskisehir ve Kastamonu bulunmaktaydi. Temsilcilerin bazilari universite ogretim elemani olup bazilari da cesitli kurum ve kuruluslarda teknik eleman olarak calisiyorlar. Bu acidan verilen her ders sonunda ilginc tartismalar yapildi ve konular zenginlesti.

'Ateste Acan Cicekler' sergileniyor

Geleneksel el sanati porselen, biblolar, renkli sofra seramiklerden olusan "Ateste Acan Cicekler" sergisi, Topkapi Sarayi Alay Kosku'nde devam ediyor. Genis porselen koleksiyonlarinin yer aldigi sergi, 20 Eylul tarihine kadar acik kalacak. "Ateste Acan Cicekler" sergisinde klasik Porselen urunlerinin yanisira, 1996 yilinda uretilen Gural Porselen, Kutahya Porselen, Kutahya Vit, Kutahya Seramik ve Kutahya Fayans urunleri yer aliyor.

Anadolu'nun bereketli topraklarindan elde edilen Turk porselenleri, dunya pazarlarinda her gecen gun daha cok begeni toplayan ve tercih edilen urun durumunda. Gunluk hayatimizin vazgecilmez bir parcasi olan porselenler insanin ellerinde sekilden sekile girerler. Ve 1400 derecede pisen balcik, porseleni meydana getirir.

Geleneksel Islami estetik anlayis ve suslemeciliginin disina cikmadan ustalarin becerikli ellerinde sekillenen bu eserler, emsalsiz zarafetteki bezemeleri ile Turk susleme sanatinin en seckin ornekleridir. Klasik Turk suslemeciligini, Turk estetik ve guzellik anlayisini yansitan porselen ve cininin vatani Anadolu'dur. Buradan tum dunyaya acilir. Sus esyasi olarak vitrinlerde bulundurdugumuz veya sofralarimizda uc ogun yemek yedigimiz Anadolu'nun zengin gecmisini ve kulturunu iceren porselenler, dekoratif parcalari, alimli renkleriyle dikkatimizi ceker.

"Ateste Acan Cicekler" porselen sergisinde yemek takimlari, cay ve kahve takimlari, baharat takimlari, sekerlik gibi mutfak takimlari ile ibrik, asurelik, buyuklu kucuklu vazolar ve sus esyalari bulunuyor.

Seramigin halk oykusu Dunya standartlarinda porselen uretimi gerceklestiren Bati Anadolu'nun sirin ili Kutahya'nin adi tarihten gunumuze porselen ve cini ile birlikte anilir olmustur. Bunun sebebi de cok eski devirlere ait bir hikayedir. Bir rivayete gore: Eski zamanlarda, Bati Anadolu'da sanatkarlar urunlerini haftanin belli bir gununde buyuk sehir pazarina goturup satarlardi. Iclerinde bir comlekci kadin vardir ki, urunleri saglam ve guzel gorunumlu oldugundan kisa surede satar ve erkenden koyune donerdi. Diger comlekciler ise onu cok kiskanirlardi; ortak bir karar alarak kadini takip edip kullandigi balcigin yerini buldular. Ayni balcigi kullandiklarinda ise yaptiklari urunlerin inanilmaz sekilde aranir hale geldigini gorduler. Fakat ortaya cikan sorun, kullanilan balcigin koylerine cok uzak olmasiydi. Comlekcilerden birisinin bu soruna karsi buldugu cozum ise atolyesini camurun bulundugu nehrin yanina kurmak oldu, boylelikle zaman ve ulasim gibi sorunlar ortadan kalkti. Bunu goren diger comlekcilerin de buraya gelmesiyle birlikte SERAMORUM (Seramik Sehri) isminde bir koy kurulmus oldu. SERAMORUM yillar boyu buyudu, gelisti ve ismi Kotiaion olarak degisti. Ismindeki bu degisiklikler sururek sonunda KUTAHYA isminde karar kilindi.

Gunumuzdeki Kutahya'nin binlerce yillik oykusu iste bu; insanla topragin birlikteliginin oykusu...

Sinan'in ruhu sad olacak

Mimar Sinan'in Dogu Anadolu'daki tek eseri olan Husrev Pasa Kulliyesi'nde restorasyon calismalari basladi.

Van Kalesi'nin guneyindeki kulliyede duzenlenen torene, Vali Yardimcisi Hasan Kayhan, Yuzuncu Yil Universitesi Rektoru Prof. Dr. Cengiz Andic, Belediye Baskani Aydin Talay, Emniyet Muduru Ismail Karaman ve diger davetliler katildi.

Yuzuncu Yil Universitesi Van Golu Cevresi Tarihi Eserleri ve Kulturel Degerlerini Arastirma ve Uygulama Merkezi Baskani Prof. Dr. Abdusselam Ulucam, torende yaptigi konusmada, 6 yil surecek restorasyon calismalarina 18 milyar lira harcanacagini bildirdi.

Van Beylerbeyi Husrev Mehmet Pasa tarafindan 1567 tarihinde Mimar Sinan'a yaptirilan kulliyenin, universitelerinin girisimleri sonucu tekrar hizmete acilmasinin planlandigini belirtti

"MIMAR SINAN'IN HATIRASI"
Van Muze Mudurlugu baskanliginda, yurutulecek restorasyon calismalarinin danismanligini Prof. Dr. Taner Tarhan, Prof. Dr. Cezmi Tuncer ile Prof. Dr. Metin Sozen'in yapacagini kaydeden Prof. Dr. Ulucam, sunlari soyledi: "Proje giderlerinin ilk dilimi Yuzuncu Yil Universitesi Rektorlugu ile ozel Idare Mudurlugu'nce karsilanmistir. Calismalar 8 ogretim gorevlisi, 7 ogrenci ve 10 isci ile yurutulecek. Amacimiz, Mimar Sinan'in bu hatirasini yeniden canlandirmaktir. Tum dunyanin gipta ile baktigi tarihi degerlerimize sahip cikalim ve koruyalim."

Kayseri belgeseli hazirlaniyor

KAYSERI- Ankara Universitesi TOMER Dil Ogretim Merkezi Televizyon Unitesi'nce, "Kayseri Belgeseli" hazirlaniyor.

TOMER Kayseri Subesi Muduru Oktay Durukan, TOMER'in dil ogretiminin yani sira Turk kulturunu de arastirmaya, tanitmaya yonelik calismasi oldugunu belirterek, "Bir hafta surecek calismada Kayseri'nin tarihi ve kultur yapisi ortaya cikarilacak. Bu belgesel basta Turk cumhuriyetlerinden gelen ogrencilerimiz olmak uzere, Kayseri hakkinda fikir edinmek isteyen herkese onemli bir kaynak olacak."

PAZAR YAZILARI / Kapitalist karincalar

Yasamak icin gerekli ihtiyaclarimizi gidermek arzusunun mahsulu olan bu etrafimizdaki alet-edevata haddinden fazla onem vermiyor muyuz? Bunu sorarken millet olarak daha ulasacagimiz cok uzak merhalelerden geride oldugumuzu degil, insanlik olarak asrimizda, hatta bana gore bir kabus gibi gorunen gelecek yirmi birinci asirda varacagimiz zirveleri tasavvur ediyorum. Millet olarak da, su veya bu olcude geri kalmis da olsak hedef olarak hep bu guzel dunyayi, denizleri, ormanlari, bocekleri, kuslari, topragi, suyu bitiren, o buyuk sanayi denilen ahtapot azmanina ulasmaya kosustugumuzu dusunuyorum. Ve bunlardan daha cok yararlanmak icin konulan kurallarin sistemini, ekonomiyi dusunuyorum. Bugun devletimizin de, toplumumuzun da derdi bu ekonomi.

Insanligin ezeli deger yargilari olan iyi, guzel ve dogru acaba nerelerde kaldi? Yoksa bunlar bos birer mefhum mu idi? Eski insanlarin zihinlerinin meydana getirdigi efsanevi birer varliktan mi ibarettiler? Iyi, guzel ve dogru, yani ahlak, sanat ve ilim. Hic suphesiz bugun de bu kavramlarin devam ettigini soyleyenler bulunacaktir. Fakat terazi, midenin ve butun diger bedeni hazlarin ve bunlari temin edecek ekonomik buyumenin tarafina agir basiyor. Hem de asiri dengesiz bir nispette.

Hint dinlerinden birinde, belki Brahmanizm de bir inanis varmis. Buna gore mesela: Askerler Brahma'nin kollarindan, tuccarlar midesinden, sanatkarlar kalbinden, alimler beyninden yaratilmislar. Guzel bir alegori. Butun bu organlar insanda vardir ve hepsi gereklidir. Belki teferruatta farklidir ama, bu organlar ayni zamanda menfaatlerimizle beraber o buyuk insani degerlerin de sembolleri gibidir. Dengesiz gelismis bir kisi, yalniz midesi, yahut kalbi, yahut beyni, kollari bacaklari gelismis, diger uzuvlari gelismemis olarak kalmis bir kisi... Bir ucube olmuyor mu? Bunun gibi sadece kendi menfaatlerini dusunen kisilerden meydana gelen bir toplum da boyle acayip organizmaya sahip bir beden gibi. Hic suphesiz yukarida yoklugundan (dogrusu azligindan) yakindigim buyuk degerlerden birinin agir bastigi bir toplum da bir anomali, eski terimle galat-i tabiat'tir. Mumkun degil ya, sadece sanatkarlardan, filozoflardan, velilerden tesekkul eden bir toplum da saglikli bir gelisme gostermiyor demektir. Asrimizin asil buyuk sakatligi o buyuk deger yargilarinin, yani iyilik, guzellik ve dogrunun da hep bir menfaat toplumu icin alet edilmesidir. Sanatin da, ilmin de, hatta ahlakin da cok karmasik bir mekanizma ile birtakim menfaatci zumrelerin hizmetine gitmekte oldugu supheleri icimizi kavurmuyor mu?

Agustosbocegi ile karinca hikayesi bana hep bu carpik gelismenin alegorik bir ornegi gibi gorunur. Yazin saz calan agustosbocegi, kislik ihtiyacini biriktirmis olan karincadan bir lokma istedigi zaman, karinca ona "Yazin caldin, kisin oyna." cevabini verir. Bu belki de caliskanligi sembolize ederek yazilmis fabl, bana hep mal biriktiren ve ondan komsusuna pay vermeyen -hatta hakkini vermeyen- kapitalist bir zihniyetin hikayesi gibi gorunmustur. Yani ben, caliskan karincadan degil, saz calan ama muhtac bir karincadan yana oldum. Daha sonra bir gun Bernard Shaw'in bu hikayeyi tersine cevirerek, -belki parodisi demek daha daha uygun- uydurdugu varyantini gordum ve kafamdaki karisiklik yerine oturdu. Belki bircoklarina paradoks gibi gorunecek olan Bernard Shaw'in hikayesinde agustosbocegi yine saz caliyor ve karinca yine yuvasini dolduruyor. Kis gelince karnini doyuran karincanin cani sikiliyor ve agustosboceginin kapisini calarak, "Ne olur, biraz saz cal!" diyor. Simdi hikaye ne kadar guzel oldu. Burada karinca uretmeyi, yani endustriyi temsil ediyor. (Hikayenin La Fontaine'e gore ilk seklinde, Humeze Suresi'ni hatirlamak ne kadar isabetli olur). Agustosbocegi ise sanati. Aslinda toplumun her iki insan tipine de dengeli olarak ihtiyaci vardir. Bedenimizin ihtiyaclarinin, yani beslenme, barinma, cogalma ve daha rahat sartlar altinda yasama ve bunun gibi tatminlerin hemen arkasindan ruhun ihtiyaclarina yoneliriz, yonelmemiz gerekir. Yani gercege, guzele, iyiye. Hatta bu bedeni ihtiyaclarimizda bile, insanlik gelistikce onlara ekledigimiz birtakim zevk unsurlari yok mudur? Bunlar da insanoglunda, diger canlilardan farkli olarak guzellik duygusunun, bu demektir ki sanat endisesinin varligindan gelir. Maddi ihtiyaclarimizi tatmin icin urettigimiz kilik kiyafetin, evlerimizin, hatta yiyeceklerimizin ve yeme tarzimizin asirlar boyunca nasil bir gelisme gostererek estetik bir gorunum aldigini ve butun bunlarin birtakim kurallara, protokollere baglandigini dusunecek olursak, en maddi ihtiyaclarimizda bile guzelligi az veya cok aradigimizi anlariz. Mesele menfaatlerin guzeli, iyiyi, dogruyu kullanmasi degil, bunlara ihtiyaci oldugunun farkina varmasidir.