GUNCEL KOSE YAZILARI POLITIKA DUNYADAN HABERLER EKONOMI SPOR
DUNYADAN HABERLER

Cecenistan savasi bitti mi? (1)

Rusya'nin agustos ayi sonunda Aleksandr Lebed'in sahsinda once Cecen tarafiyla masaya oturarak anlasma imzalamasi ve yakinlarda da Yeltsin'in Cecenistan'daki son iki Rus tugayini cekmeyi de kabul etmesi Cecen savasinin sona erdigi dogrultusunda iyimser gorusleri dogurdu. Muazzam olcude kan akmasina sebep olan savasin durmus olmasi basli basina cok olumlu bir gelisme olmakla birlikte, savasin sonu hakkinda bu noktada verilebilecek acele hukumler gelecek itibariyle hic de gercekci olmayabilir. Mevcut durumun ne oldugunu ve ne olmadigini kesin vakialarin isiginda degerlendirmekte yarar vardir.

Oncelikle, savasin temel sebebi Cecen halkinin kendi iradesi hilafina gectigimiz yuzyildan itibaren altinda yasamaya maruz kaldigi Rusya hakimiyetinden (eski Sovyet "Birlik" cumhuriyetleri emsalince) kurtulmak istemesi ve Rusya'nin ise bunu kesin olarak reddetmesidir. Rusya once meseleyi Sovyet geleneginin alisilmis uygulamalarindan birine basvurarak bir kukla Cecen liderligi meydana getirme metoduyla cozmeyi denemis, bu tesebbusun basarisizliga ugramasi uzerine, masif bir askeri harekata girismistir.

Aradan gecen bir bucuk yili askin surede on binlerce cana mal olan savasin neticesinde ise Rusya liderligi bastan koydugu ve cok kisa bir sure icinde erisecegini dusundugu hedeflerden hicbirisine erisememistir. Rus ordusu tam bagimsizliktan kesinlikle vazgecmeyecegini her vesileyle aciklamakta olan Cecen hukumetini ortadan kaldirmak veya tavize mecbur etmek bir yana, gorunusteki ezici fiziki ustunlugune ragmen Cecenistan arazisinin tamamina hakim olmayi dahi basarabilmis degildir. Bugunku objektif sartlar altinda Rus ordusunun Cecenistan'daki savasi surdurmeye calismasinin artan maliyetinin karsilanamadiginin ve savastan amaclanan hedeflerin hicbirisinin bu sekilde elde edilemeyeceginin anlasilmasi uzerinedir ki Rusya, savasi durdurmaya ve hatta Cecenistan'dan askerlerini cekmeye mecbur kalmistir. Bu Rusya idaresinin insani veya demokratik gayelerle aldigi degil, tamamen maglubiyet neticesinde mecbur kaldigi bir karardir. Siyasi ve askeri acidan bakildiginda genel cizgiler itibariyle Rus ordusunun Cecenistan'a girdigi gunku duruma fiilen donulmus durumdadir. Yani, ne denilirse denilsin netice Rusya acisindan dokulen butun Cecen, Rus ve Rusya Federasyonu'nun diger milletlerinin kanlarina ragmen sifira sifir elde var sifirdir. Rusya'nin (Sovyet donemi dahil) bu duruma dusmesinin yegane misali gectigimiz asirda Kafkasya'da yine bizzat Cecenlerin basrolde bulunduklari yaklasik yuz yili bulan buyuk direnis sureci icinde yasanmistir. Bu bakimdan, genel tahlilin verdigi sonuc butun fiziki ustunlugune ragmen basarili olamayan Rusya'nin maglup oldugu, Cecenlerin de inanilmasi kolay olmayan bir zafer kazandiklaridir. Son gelismeler de esasen bunun tasdikinden baska bir sey degildir.

Cecenlerin bu bakimdan zafer kazanmis olduklari bir vakia olmakla birlikte, bu henuz, "savasi kazandiklari" yahut savasin sona erdigi manasina gelmemektedir. Bugun ateskes yapilmistir, cunku savasin su yahut bu sekilde durmasina her iki taraf da ihtiyac duymaktaydi.

Rusya acisindan bakildiginda, gerek ic, gerekse de dis sartlar Rusya'yi buna zorlamaktaydi. Ne kaybedilen veya sakat kalan her Rusya ordusu askerinin ortaya cikardigi sosyal maliyete, ne de cok nazik dengeler uzerine oturmus yiniden insa surecindeki ekonomiyi mayinlayan devasa iktisadi maliyete tahammul edebilmek hic de kolay degildi. Bati dunyasi ise Rusya'nin mukaddes toprak butunlugunu korumasi meselesini asla tartismaksizin bu "ic isi"ni "kendi icinde" mumkun mertebe cabuk bir sekilde ve askeri yoldan cozmesini hakli gormus ve (sinirli "insani" soylemden sarfinazar) nihai tahlilde Rusya'nin arzu ettigi siyasi oluru vermisti. Ne var ki, problem Rusya'nin bu isi bir turlu kisa sure icinde "cozememesi" ve bu uzun surec icinde meydana gelen vahset sahnelerinin telekomunikasyon caginda dunya kamuoyunun nazarindan gizlenebilmesinin tamamiyle mumkun olmamasi ve dolayisiyla bu rahatsizligin Rusya'ya belirli bir olcude de olsa dis baski olarak donmesiydi.

Bu arada, uzun sureli askeri basarisizligin Rusya acisindan gerek iceride gerekse disarida cok buyuk bir prestij kaybina yol actigini da ilave etmek gerekir. Butun bunlarin yani sira, Cecenistan dolayisiyla Rusya'nin ekonomik bakimdan oldugu kadar, ozellikle Transkafkasya ulkelerindeki nufuzunu devam ettirebilmek acisindan da buyuk onem verdigi ve Cecen ulkesinin tam ortasindan gecen petrol boru hatlarinin emniyetini goz onunde bulundurdugu hatirlanmalidir (Nitekim Yeltsin tarafindan 23 Kasim'da imzalanan anlasmanin maddelerinden biri boru hatlarinin emniyeti ile ilgilidir.) Nihayet, catismalarin Kuzey Kafkasya'daki diger gayri-Rus ve Musluman bolgelere yayilabilecegi tehlikesi de savasin bir an evvel bitirilmesini Rusya icin ayrica mucbir kilmaktaydi.

Dev bir ulkeye ve onun ordusuna basariyla kafa tutabilen Cecen tarafi da hic suphesiz ki bu ateskese siddetle ihtiyac duymaktaydi. Cecenlerin kazandiklari zafer elbette ki muthis can ve mal kaybi, ulkenin tamamen yerle bir olmasi pahasina gerceklesmistir. Cecenistan'in bu yaralari en azindan maddeten sarabilmesi baris ve bagimsizlik halinde dahi cok uzun yillar alacaktir.

*Doc. Dr. Kirimli, Bilkent Universitesi Uluslararasi Iliskiler Bolumu Ogretim uyesidir.

Butros Gali ikileyemedi

Kofi Annan uzerinde mutabakat saglaninca BM Genel Sekreteri unvanini sali gunu kaybedecek olan Butros Butros-Gali, ikinci bir donem icin secilemeyen 'ilk' BM Genel Sekreteri oldu. Uzlasma beklemeyen ve ikinci donemi garantilemek isteyen Gali'nin planlari Washington'un cabalariyla suya dustu. Bugune kadar bu goreve gelen Trygve Lie (Norvec), Dag Hammarskjold (Isvec), U Thant (Burma), Kurt Waldheim (Avusturya) ve Javier Perez de Cuellar (Peru) iki donem gorev almislardi. ABD Baskani Bill Clinton, Kofi Annan'in BM'nin yeni Genel Sekreteri secilmesini buyuk bir memnuniyetle karsiladigini belirtti. Butros Gali'yi, "onur sahibi" olarak niteleyen Clinton, BM'nin gelecek 50 yilin taleplerine cevap verecek hale gelmesi gerektigini belirtti ve Kofi Annan'in, gorevinde basarili olacagina inandigini kaydetti.

Dis Haberler Servisi- Birlesmis Milletler teskilatini 21. yuzyila tasiyacak Genel Sekreterlik koltuguna oturmasi kesinlesen Kofi Annan'i yarim yuzyillik problemler yumagi bekliyor. Ikinci Dunya Savasi'nin galipleri ABD, Rusya, Cin ve Ingiltere tarafindan 1945 yilinin sartlarina gore 51 ulkenin katilimiyla temeli atilan BM, bugun dunyanin en buyuk uluslararasi orgutu haline geldi. "Dunya barisini korumak" maksadiyla kurulan orgut, ozellikle Soguk Savas sonrasinda uluslararasi camiadaki prestijini her gecen gun biraz daha kaybederek adeta 'dunyanin hasta adami' durumuna dustu.

YENI DUZENE ESKI ORGUT

Bircok uluslararasi kriz karsisinda basarisiz kalan BM'nin, Kofi Annan'in liderliginde cok ciddi yapisal ve fonksiyonel reformlara gitmesi kacinilmaz gorunuyor. Annan'in onundeki en onemli problem, ekonomik olarak iflasin esigine gelen BM'yi bu durumdan kurtarmak... Mali krizin temel sebebi olarak, teskilata 1.3 milyar dolar borcu olan ABD'nin borcunu odememesi gosteriliyor. Gali'yi BM'yi 21. yuzyila tasiyacak lider oarak gormedigi icin veto eden ABD'nin, kendi destekledigi Kofi Annan patronlugundaki teskilati bu yukten ne zaman kurtaracagi merak ediliyor.

Ancak, mali krizden belki daha onemli olan problem ise, teskilatin ruhuna sinmis durumda. BM'nin hukumeti mesabesinde olan Guvenlik Konseyi'ndeki adaletsizlik, diger uyeleri huzursuz ediyor. 'Veto hakki'nin 1945 yilindan beri sadece Guvenlik Konseyi'nin 5 daimi uyesi ABD, Rusya, Cin, Ingiltere ve Fransa'nin (Besli Cete) tekeline birakilmasi kabul edilebilir gibi degil. Bu sorunun cozumunu 'salt' Kofi Annan'dan beklemek simdilik pek mumkun degil.

GUVEN BUNALIMI

BM mali sikintilar disinda, ciddi bir "guven bunalimi" da yasiyor. BM'nin su an 40 kadar bolgedeki catisma ve savaslarda caydirici veya onleyici rol oynayamamasi uluslararasi arenada kurulusa olan itimadi zayiflatiyor.

Teskilatta 30 yillik tecrubesi olan Kofi Annan'in patronlugundaki BM kendisine yoneltilen hakli elestirilere kulak verip, koklu reformlara gitmedigi takdirde, Milletler Cemiyeti'nin 2. Dunya Savasi oncesi dustugu duruma dusmesi kacinilmaz olacak. BM'in tamamen etkisini kaybetmesi anlamina gelecek bu durum ise, dunya barisina yansiyarak sicak savaslar ve etnik catismalardaki artisi beraberinde getirecek.

Sorunlar yumagi BM

Baris gucu harcamalarinin artmasi ve uye ulkelerin cogunun aidatlarini odememesi neticesinde BM'nin icine dustugu mali darbogaz BM'nin en onemli sorunu.

BM'nin icra organi konumunda olan Guvenlik Konseyi'nin sadece 15 uyeli olmasi. Veto yetkisinin sadece 5 devlete verilmesi

Dunya nufusunun 5'te birini olusturan Muslumanlar'in orgutte etkin olamamasi (Muslumanlar'in dini bayramlari bile her yil tarihleri degistigi bahanesiyle BM tarafindan resmi tatil kapsamina alinmadi)

Dinler gibi, dunyadaki degisik bolgelerin de BM'de adil olarak temsil edilmemesi. Ornegin Afrika kitasindan hicbir ulke daimi uye statusunde degil.

BM guclerinin gorev bolgelerine ulasmalarinin haftalar hatta aylar almasi sorunlari icinden cikilamaz hale getiriyor.

Soguk Savas sonrasinda ABD gudumune daha cok girmesi ve barisi saglamadaki basarisinin giderek azalmasi.

Suclulari cezalandirmada hafif kalmasi.

ABD'den dayatma demokrasi raporu

ANKARA (Zaman)- ABD'de yayimlanan bir raporda, ABD tarafindan desteklenen ulkelere demokratiklesme ve insan haklari konularinda asiri dayatmalarin yapilmasinin ters etkilerinin olabilecegi iddia edildi. Turkiye'ye de gondermeler iceren raporda, ekonomik geri kalmislik "cok sayida reformun cok kisa surede yapilmasi" onundeki engel olarak gosterildi.

"Washington Stratejik ve Uluslararasi Arastirmalar Merkezi" tarafindan hazirlanan ve Eylul 1996'da cikan raporda, "ABD'nin 21'nci Yuzyildaki Dis Politikasi ve ABD'nin Liderligi'ne Rekabet" adli raporda ilginc tesbitlerde bulunuluyor. Rapor, eski ABD Milli Guvenlik Kurulu danismalarindan olan Zbigniew Brzezinski ile Lee Hamilton ve Richard Lugar tarafindan kaleme alindi. Raporun 152. sayfasinda su goruslere yer veriliyor: "Dunya capinda bir egilim olan ekonomik liberalizasyon ve demokratiklesme devam etmelidir. Bu egilim 1980'lerin basinda Latin Amerika'da baslamis, daha sonra Dogu Avrupa ve SSCB'ye de sicramistir. Bu, simdi Asya ve Afrika'yi da sariyor. Buralarda destek verdigimiz ulkelerde dikkat edecegimiz husus, reformlarin hizli yapilmasini istememektir. Cunku bu, fayda yerine zarar verir.

SOSYAL AYAKLANMA OLABILIR

Bu ulkelerin ekonomik yapilarina da dikkat edilmesi gerektigi belirtilen raporda, "Bu ulkeler ekonomilerini yeniden yapilandirma maliyetlerini karsilama durumunda degillerse, siyasal ve sosyal ayaklanmalarla karsi karsiya kalabilirler. Ayni durum ABD'nin demokratiklesme ve insan haklari konusunda destekledigi ulkelerde de gorulebilir. Ayrica bu ulkelerde etnik olarak bolunmusluk oldugu ve cogulculuk kulturu yeni gelisme gosterdigi icin erken bir demokratiklesme geri tepen olaylara yol acabilir" denildi.

AB'den telafi cabasi

Irlanda'nin baskenti Dublin'de yapilan Avrupa Birligi zirvesinin dun aciklanan sonuc bildirgesinde, Avrupa Konseyi, AB'nin ekonomik ve politik alanlarda Turkiye ile iliskilerin gelistirilmesine verdigi onemi teyit etti ve AB-Turkiye Ortaklik Konseyi'nin erken bir tarihte toplanmasi gerektiginin alti cizildi.

Bildiride, AB Donem Baskanligi, uluslararasi normlara uygun olarak, Ege sorununa kabul edilebilir bir cozum bulunmasi icin, 15 Temmuz 1996 tarihli Konsey deklarasyonundan sonraki cabalarina devam etmeye ve Turk hukumetinin erken bir zamanda Avrupa Konseyi ile bir araya gelmesi konusunda caba gostermeye davet edildi.

TURKIYE MERCEK ALTINDA

Bildirgenin devaminda basta insan haklari ihlalleri olmak uzere Turkiye-AB iliskilerini etkileyen sorunlara da deginilerek, Turkiye'nin insan haklari alaninda bazi iyilestirmeler yaptigina dikkat cekildi ve bu konuda atilacak somut adimlarin yakindan izlenecegi vurgulandi.

Turkiye'nin Yunanistan ile olan Ege'deki sorunlarinin uluslararasi normlara uygun cozume kavusturulmasi yonundeki paragrafin, Yunanistan'in etkisiyle sonuc bildirgesine konuldugu ogrenildi. Ayrica Avrupa Konseyi'nin, Turkiye'yi, BM Guvenlik Konseyi kararlarina uygun olarak, Kibris'ta cozum icin etkisini kullanmaya cagirdigi da ifade edildi.

Bu arada AB uyesi 11 ulke devlet ve hukumet baskanlari zirvede AB'nin yakin bir gelecekte Dogu Avrupa ve Baltik ulkelerini de icine almasi konusunda uzlasmaya vardilar. Bu kapsamda Polonya, Macaristan, Cek Cumhuriyeti, Slovakya, Slovenya, Estonya, Latvia, Litvanya, Bulgaristan, Romanya ve Kibris'li meslektaslari ile ileriki yillarda AB'ye alinacaklari konusu konusuldu. Bu yondeki resmi gorusmelerin 1 yil sonra baslayacagi, bu amacla AB anlasmasinin ise 6 ay sonra yeniden kaleme alinacagi kaydediliyor.

Dublin Zirvesinin sonuc bildirgesi taslagi uzerindeki calismalar surerken, Dublin'e gelen Basbakan Yardimcisi Tansu Ciller, Fransa Cumhurbaskani Jacques Chirac ile baslayarak Avrupali liderlerle gorusmeler yapti. Ciller 20 dakika suren Chirac ile gorusmesinden sonra Ispanya Basbakani Jose-Maria Aznar ve Italya Basbakani Romano Prodi ile biraraya geldi. Ciller, daha sonra, AB Donem Baskani Irlanda'nin Disisleri Bakani Dick Spring'in onuruna verdigi aksam yemegine katildi.

BANKNOTTA DA YERIMIZ YOK

Bu arada, Avrupa para birimi Euro'nun yeni baskilarinda Turkiye'nin olmamasi tepkilere yol acti. Ingiltere Basbakani John Major, Kibris ve Turkiye'nin paranin uzerindeki haritanin disinda birakildigina dikkati cekerek, "Bu, ileride yeniden gozden gecirilecek taslak bir banknot" dedi. Fransa Devlet Baskani Chirac da banknot uzerinde Turkiye haritasinin olmamasini sert dille elestirdi.

AB zirvesinden Milosevic'e uyari

BELGRAD / DUBLIN (cha) '=Dublin'de devam eden AB zirvesine katilan Avrupa ulkeleri, Sirbistan Devlet Baskani Slobodan Milosevic'i, insan haklarina ve azinlik haklarina riayet etmesi konusunda uyardi. AB zirvesine katilan disisleri bakanlarina bir konusma yapan AB'nin eski Yugoslavya sozcusu Carl Bildt, Belgrad'daki krizden bahsederek, su anda zor bir gecis sureci yasandigina dikkat cekti. AB'nin Sirbistan'daki 'secim saibesinin' cozume kavusturulmamasi halinde bu ulkeye ticari alanlarda kolaylik saglamayacagi da dile getirildi. Ote yandan, Sirp muhalefeti, Milosevic'i devirmek icin ABD'den yardim istemekle suclandi. Muhalefet, kapatilan B-92 radyosunun Basredaktoru ve sivil organizasyonlarla ABD Temsilciler Meclisi'ne gitmis ve ABD'nin kendilerine destek olmasini istemisti. Belgrad'da artik olaganlasan gosterilere ise dun 40 bin kisi katildi.

Rifkind Kibris'a tartismalarla geliyor

LEFKOSE (Zaman) - Kibris'in 36 yil once Ingiltere'den bagimsizligini kazanmasindan bu yana adayi resmen ziyaret edecek olan ilk Ingiliz Disisleri Bakani Malcolm Rifkind, bugun gerceklestirecegi adaya ziyaretten once Rum yanlisi tutumunu bir kez daha gozler onune serdi. KKTC'nin resmi haber ajansi TAK'a yaptigi aciklamada Ingiliz Bakan, Rumlar'in Kibris Turkleri'nin onayini almadan Avrupa Birligi'ne yaptigi uyelik basvurusunun yasal oldugunu one surdu.

AGIZ DEGISTIRDI

Cumhurbaskani Rauf Denktas ile yapacagi gorusmenin KKTC'nin taninmasi anlamina gelmeyecegini soyleyerek Rumlari rahatlatan Rifkind, hukumetinin, 1960 anlasmalarinin, Kibris'in, Turkiye'den once AB'ye girisini engelledigi gorusunde olmadigini savundu. Ingiliz Parlamentosu'nda gectigimiz hafta yaptigi konusmada, siyasi bir cozum olmadan Kibris'in AB'ye uyeliginin cok zor olacagini soyleyen Rifkind, Rumlarin Ada'daki Ingiliz uslerini gundeme getirme tehdidi uzerine geri adim atti ve agiz degistirdi.

Bu arada, KKTC Basbakani Dervis Eroglu, Rifkid'in gectigimiz hafta yaptigi bir aciklamada Kuzey Kibris'i isgal altindaki topraklar olarak nitelemesine sert tepki gosterdi. Eroglu, "Rifkind, bu anlayis ve dusuncelerle Kibris'a geliyorsa ve Kuzey Kibris Turk Cumhuriyeti'ni bu dusuncelerle ziyaret ediyorsa, bu gorusmelerden fazla birsey beklememek gerekir" dedi.

Uday'a saldiri rating topluyor

BEYRUT - Irak Devlet Baskani Saddam Huseyin'in buyuk oglu Uday'a onceki gun Bagdat'ta duzenlenen silahli saldirinin sorumlulugunu, birden fazla orgut ustlendi. Saldiriyi once Sii muhalefet grubu Islami Dava Partisi'nin ardindan Irak Kurtulus Hareketi de ustlendi. Her iki orgut de Beyrut'taki uluslararasi haber ajanslarina ulasarak saldiriyi ustlendi. Dava orgutunun bildirisinde, "Komandolarimizdan biri, persembe gunu Allah'in ve Irak halkinin dusmani, ulkede yolsuzluk ve teroru yayan Uday Saddam El-Tikriti'ye karsi adaleti yerine getirmistir" denildi. Saldiriyla ilgili resmi bir aciklama yapilmamasi, Uday'in durumunun agir oldugu ya da oldugu soylentilerine sebep oluyor. (aa)

KKTC'de ilk nufus sayimi

LEFKOSE (Zaman)- KKTC'de 1975 yilindan bu yana bugun ilk kez nufus sayimi yapilacak. Hazirliklari "Ne bir eksik, ne bir fazla" sloganiyla yurutulen Genel Nufus Sayimi nedeniyle bugun sabah 05.00 ile 18.00 saatleri arasinda sokaga cikma yasagi uygulanacak. KKTC tarihinin ilk nufus sayiminda Lefkose ilcesinde bin 79, Gazimagosa ilcesinde 865 ve Girne Ilcesinde de 577 olmak uzere 2 bin 521 sayim memuru gorev yapacak. Nufus sayimi sabah saat 08.00'de baslayacak. Belirlenen saatlerde sokaga cikma yasagina uymayanlar hakkinda yasal islem yapilacak.

Turkmenistan'da dini duzenleme

ASGABAT (Zaman) - Bagimsizliktan sonra dini inanc ve ibadetlerin hizla arttigi Turkmenistan'da din ve vicdan ozgurlugunu duzenleyen kanunlar da yeniden duzenleniyor. Din ve vicdan ozgurlugunu duzenleyen yasada yapilan degisiklikle daha once herhangi bir bakanliga bagli olmayan din isleri adalet bakanligina baglandi. Boylece 1991 yilinda kabul edilen ve devletin laik oldugu belirtilen Turkmenistan anayasasina, din ve vicdan ozgurlugunu duzenleyen maddeler de konulmus oldu. Turkmenistan'da bagimsizliktan su ana kadar 500'e yakin cami insa edildi.

BAE'ye muhtesem cami

DUBAI (cha) - Birlesik Arap Emirlikleri'nin baskenti Abu Dabi'de dunyanin en buyuk camilerinden birinin insasina baslandigi bildirildi. Halic Times gazetesi 3,5 yilda tamamlanmasi planlanan caminin yaklasik 408 milyon dolara malolacagini kaydetti. Bir Italyan sirketi tarafindan insa edilecek olan caminin kapali alaninin 7 bin ve toplam alaninin da 20 bin kisinin bir anda namaz kilmasina imkan saglayabilecegi belirtilirken, toplam alaninin 84 bin, kapali alaninin ise 52 bin metrekare olacagi ifade edildi. Caminin 107 metre uzunlugunda 4 minaresi olacak.

Domuz eti akciger ve kan kanseri sebebi

Theropeutical Survey dergisinin Amerika ve Guney Afrika'da yillardir yapilan gozlemlere dayanarak verdigi habere gore domuz eti bircok hastaliklara sebep oluyor ve bunlarin tedavileri de mumkun olmuyor. On yildir suren calismalarda alinan sonuclara bakilirsa ciger kanserine tutulanlar uzerinde yapilan laboratuvar bulgulari domuz eti yiyenlerin yuzde 27'sinin bu hastaliga tutulduklarini belirledi. Ayrica yuz kisiden 37'sinin kan kanseri olmasina domuz eti yenmesinin sebep oldugunu ortaya cikardi. Raporda en itinali sekilde hazirlanmis olan domuz etlerinin bile hastaliklari onlemeye yeterli olmadigi dile getirildi.

En fazla satan kitap ascilik uzerine

Fransa'da en fazla baski ve satis yapan kitap belli oldu. Ginette Mathiot isimli bir hanim tarafindan 1932'de yazilan ve o zamandan bu yana cesitli baskilar yapan bu yemek kitabinin bugune kadar tam 4 milyon 670 bin adet sattigi belirlendi. 1959 yilinda olen yazarin varisleri olmadigi icin kitabin geliri bir cocuk bakimevine veriliyor. Kitabin bu sene 49. baskisi yapilacak.

Ant-TV aile cepheleri

Tv'lerin porno ve siddet yayinlarina karsi onlem alinmasini isteyen ve uzun zamandan beri calismalarini surduren bir grup nihayet amacina erdi. Devlet kanali ile boyle zararli yayinlarin onlenemeyecegine karar veren Guney Fransali aileler bir yildir yaptiklari calismalar sonunda "Aile direnis cephesi" kurduklarini ve tehlikeli ve zararli yayinlara karsi bedava dagitilacak yayinlar yapacaklarini, ayrica kahve ve buyuk salonlarda halka belgeleri aciklayacaklarini belirttiler. Polis ve savcilik makamlari da tv'lerin gencler ve cocuklar uzerindeki olumsuz etkilerini anlatan yayinlari bu cepheye bedava vereceklerini belirttiler. Boylece tv ve aileler arasinda ilk resmi savas baslamis olacak.

Aga Han mucevherle tartilmaya hazir

Hindistan'da ve Pakistan'da bulunan 13 milyon Ismaili Mezhebi mensuplarinin kutsal lideri sayilan Aga Han, yuz seneden beri uygulanmakta olan bir gelenege gore nisan ayinda bir kere daha mucevher ve altinla tartilacak. Bu mezhebin inancina gore Aga Han'a her sene Hindistan'a gelerek cemaatin huzurunda tartilmakta ve agirligi kadar pirlanta, elmas, yakut ve altin almaktadir. Dunyanin en zengin adamlarindan birisi olan Aga Han bu mucevher ve paralari alarak dunyanin en pahali hayatini surdurmekte ve bir peri masali halinde yasamaktadir. Mezhep mensuplari bu geleneklerine karsi cikanlari oldurmeyi dahi mubah sayiyorlar.

Unlu buyucu baskan adayi

Senegal'in dunyaca unlu buyucusu Ferdiko Rajuparo gelecek sene yapilacak olan secimlerde baskanliga aday olacagini acikladi. Mensup oldugu kabilenin baskanligini da yapan buyucu, Londra Oxford Universitesi mezunu ve gerek hastaliklarda, gerekse buyu ile sonuc almada un sahibi. Kendisinin daha evvel ABD Cumhurbaskani Reagan'in esi icin de buyuler yaptigi biliniyor. Senegal siyasi cevreleri halkin kendisine inandigi Rajuparo'nun secimlerde buyu yapmasinin durustluk ve tarafsizligi zedeleyip zedelemeyecegini tartisiyorlar ve bu hususta tedbir alinmasini istiyorlar.

Ucak kazalarinin korkunc sebebi

1966 yili hava tasimaciligi tarihinin en kanli yili oldu. Yilbasindan 10 Aralik tarihine kadar dusen ucaklarda verilen kurban sayisi bin 736. Peki ya sebepleri? American Aeronautic Dernegi'nin yaptigi aciklamalara gore sebepler sunlar: 1. Ucaklarin ucus vadelerinin sonunda gerekli kontrollerden gecmemeleri. 2. Ucaklarin bakim personelinin yuzde 73 oraninda dikkatli ve kalifiye olmamalari. 3. Yuzde 32 oraninda pilotaj hatalari. 4. Pilotlarin artan trafik karsisinda fazla para kazanmak icin kural disi fazla mesai yapmalarindan dogan yorgunluk ve hava meydanlarinin teknik yetersizlikleri. New York, Paris ve Roma gibi dunyanin en mukemmel havaalanlarinin dahi yeterliliklerinde buyuk eksikler olmasi. Dernek, ayrica istirahat etmeleri gerekli pilotlarin ve teknik personelin kaldiklari otellerde eglenceye dalmalarini da yuzde 27 oraninda kaza sebebi olarak gosteriyor.