GUNCEL KOSE YAZILARI POLITIKA DUNYADAN HABERLER EKONOMI SPOR
POLITIKA HABERLERI

NATO'nun gecmis ve gelecegi

Turkiye'nin NATO'ya girisinden sonra TSK bunyesinde olusturulan Seferberlik Tetkik Kurulu-Ozel Harp Dairesi (bugunku adiyla Ozel Kuvvetler Komutanligi) kucumsenmeyecek gorevler yapti. Yuksek Askeri Sura (YAS) toplantilarina NATO Guneydogu Avrupa Muttefik Kara Kuvvetleri Komutani da katildi, kararlarda oy-imza kullandi.

Turkiye iki aydir 'Susurluk kazasi' ile oyalanirken NATO, soguk savas sonrasinin nukleer stratejilerine yeniden donuyor. Kendisine tehlike ve tehdidin yonunu kuzeyden guneye kaydiran NATO, bu maksatla, Turkiye ve Yunanistan'i 'ileri karakol' goreviyle ates hattina itiyor. Gectigimiz gunlerde haberleri cikti. NATO'nun yeni nukleer stratejileri istikametinde Turkiye'ye 30'u Incirlik'teki hava ussunde olmak uzere 42, Yunanistan'a da Araxos ussune 11 nukleer bomba yerlestirmeyi planliyor. Turkiye'de nukleer bomba yerlestirilecek usler arasinda Balikesir ve Murted usleri de bulunuyor. Rusya Savunma Bakani Igor Rodionov, Bati'yi, NATO'nun Dogu Avrupa'ya genisleme planlarinin silah denetimini tehlikeye sokacagi yonunde uyarirken, Turkiye ve Yunanistan, bizzat tehdidin merkezinde olmasina ragmen hic orali olmuyor, umursamiyor. Dileriz, Turkiye; 8-9 Temmuz 1997'de Madrit'te yapilacak tarihi NATO Zirvesi'ne kadar bu ilgisiz ve tepkisizligini uzerinden atar, o zamana kadar arzu edilen gelisme kaydedilmezse, gerekirse NATO'nun askeri kanadindan cekilir.

ABD'nin Yahudi lobisine yakin gazetelerinden Christian Science Monitor gazetesinde, Richard Hottelet imzasiyla 19 Kasim 1996 gunu yayimlanan yorumun basligi bile anlamliydi: "NATO'nun dogudaki dayanagi Turkiye'nin, ittifak ile olan iliskilerini sona erdirmesi uzak bir ihtimal." Hottelet'in yazisinin son cumlesi de oldukca ilgincti: "Bu bir donum noktasidir; bircok sey gidilecek yola baglidir." Batililarin kotu giden konular hakkinda dusuncelerini gizlememesi gerektigini vurgulayan Hottelet, "Kibrisli Turk ve Rum topluluklarini birbirinden ayiran hatta kan dokulmesi, Turkiye ve Yunanistan'in birbirlerinin bogazina saldirmasina sebep olabilir." seklinde bir ongorude bulunuyordu... Hottelet'in soz konusu yazi yorumunu Disisleri Bakanligi, Genelkurmay Baskanligi ve Savunma Bakanligi nasil degerlendirdi acaba?

Ikinci Dunya Savasi, Ingiltere'yi de ekonomik muskilat icinde birakmisti. Ingiltere, 1947 Subat'inda ABD Hukumeti'ne, Turkiye ve Yunanistan uzerine iki memorandum verdi. Bu memorandumlarda Turkiye'nin Bati'nin guvenligi icin onemi, Turkiye'ye askeri ve ekonomik yardim yapilmasi geregi vurgulaniyor, ancak bu yardimlari Ingiltere'nin yapamayacagi, ABD'nin yapmasi icap ettigi belirtiliyordu. Bunun icin zamanin ABD Baskani Truman, 12 Mart 1947 tarihinde Kongre'den yetki istedi. Soz konusu yetki cercevesinde, 22 Mayis 1947'de Kongre'den yardim karari cikti. Turkiye, ABD'den ilk yardimini alacakti. 12 Temmuz 1947 -askeri, 27 Aralik 1949- egitim maksatli ikili anlasmalar imzalandi ve sonraki ikili anlasmalarla da Turkiye'ye Amerikan yardiminin cercevesi her gecen gun genisletildi.

Diger taraftan, ABD Disisleri Bakani George Marshall'in 5 Haziran 1947'de acikladigi ABD'nin Avrupa'ya yardim teklifi de, 27 Haziran 1947 tarihinde Paris'te gorusuldu; 22 Eylul 1947'de Avrupa Ekonomik Kalkinma Programi hazirlandi. Truman Doktrini ve Marshall Plani ile Avrupa'ya yerlesmenin ilk adimlarini atan ABD, 11 Haziran 1948 tarihli Kongre karariyla 'tecrit' politikasini terk ettigini acikladi. 4 Nisan 1949'da kurulmasina onculuk ettigi Kuzey Atlantik Patki Orgutu (NATO) ile Avrupa hakimiyetini tahkim etti, Sovyet tehlikesine karsi set olusturdu. Bu arada, 19 Haziran 1951'de NATO-Kuvvetlerin Statusu Antlasmasi'ni imzalayan Turkiye de, bir yil sonra NATO'ya (19 Subat 1952 tarihinde) girmis oldu...

NATO'nun Avrupa Muttefik Komutanligi bolgesinde, Guney Avrupa Muttefik Komutanligi (AFSOUTH/NAPOLI) icerisinde yer alan Turkiye'de zaman icerisinde tum uc NATO komutanligi mevzilendi: Guneydogu Avrupa Kara Kuvvetleri (Izmir), Altinci Muttefik Taktik Hava Kuvvetleri (Izmir) ve Kuzeydogu Akdeniz Deniz Kuvvetleri (Ankara). Halen NATO Savunma Planlama Komitesi icin yilda iki defa Savunma bakanlarini, haftada en az bir defa daimi temsilcilerini, yine haftada bir defa Genelkurmay-daimi temsilcilerini toplantiya gonderen Turkiye, hemen hemen butun savunma ve askeri ihtiyaclarini; NATO-Enfransruktur. Programlari, NATO/SOFA cerceve ve NATO-Ikili Askeri Egitim Isbirligi Antlasmalari kapsaminda karsilamaktadir. NATO'nun Musterek Gorev Gucu'nun alandisi kullanimi konusunda hicbir guvenlik garantisi tasimayan ulkemiz; bir taraftan NATO amacli TSK uslerini (Amerikan uslerini) Cekic-Guc'u de icine alacak sekilde yetkilerini genisleterek barindirmakta, diger taraftan Silahli Kuvvetleri'nin bir kismini NATO-Reaksiyon Kuvvetleri-ACE (Suratli kriz mudahale gucu) olarak alarmda tutmaktadir. NATO-Polis Gucu ise ayri bir durum...

Turkiye'nin bugune kadar NATO icin yaptiklari, elbette bunlardan ibaret degil. Disisleri, Maliye, Milli Savunma bakanliklari ile Genelkurmay Baskanligi ve Telekomunikasyon (eskiden PTT) temsilcilerinden Kuzey Atlantik Anlasmasi Kurulu'nu olusturdu. Yine TBMM icinde ve disinda NATO derneklerini, Kuzey Atlantik teskilatlarini kurdu. Yuzlerce subayini 1951'de Paris'te kurulup 1966'da Roma'ya tasinan NATO-Savunma Koleji'ne (NADEFCOL) gonderdi. Yuzlercesini de IMET ve diger anlasmalar geregi ABD'ye Amerikan egitimine gonderdi. Panama'daki okul haric... Yine nice kalburustu nitelikli insanini NATO bunyesinde 1960'li yillarda kurulan Atlantik Genc Siyaset Liderleri Dernegi (AAYPL) ve Atlantik Egitim Komitesi (AEC) ile tanistirdi, kaynastirdi, butunlestirdi. Yuzlerce-binlerce zeki genclerine NATO bursu imkanlariyla yurtdisi tahsile gonderdi. Turk diplomatlari ise, 1952'den bu tarafa Washington

-Bruksel-Ankara ucgeninde mekik dokudu. Turkiye'nin NATO'ya girisinden sonra TSK bunyesinde olusturulan Seferberlik Tetkik Kurulu-Ozel Harp Dairesi (bugunku adiyla Ozel Kuvvetler Komutanligi) kucumsenmeyecek gorevler yapti. Yuksek Askeri Sura (YAS) toplantilarina NATO Guneydogu Avrupa Muttefik Kara Kuvvetleri Komutani da katildi, kararlarda oy-imza kullandi.

NETICE: Bugun NATO'nun guney kanadi kayniyor. 'Nukleer tehdit' ve 'yildiz savaslari' projesi yeniden hortladi. ABD ile Fransa arasinda NATO'nun Guney Komutanligi konusunda kiran kirana bir mucadele var. Akdeniz ve Ortadogu'da yeniden hakimiyet mucadelesi... Ancak ABD'nin , Akdeniz'deki 6. Filosu'nun denetimini Avrupa'ya, hele Fransa'ya birakmasi imkansiz. NATO, Dogu'ya acilirsa Turkiye'nin onemi artacak mi, azalacak mi? 1997 yilinda NATO, Larisa'da bir karma alt karargah kuracak, komutani da Yunanli olacak; Turkiye bu konuda ne dusunuyor?.. Turkiye, NATO'nun alan disinda kullanilmak uzere olusturulan karma cevik guce katilacak mi? Kisacasi, Turkiye NATO'nun kurulusunun 50. yilina, 1999'a nasil girecek? Icten ve distan tehdit, kiskac ve kusatilmislik icinde mi?.. Yoksa kendi milli gucuyle, oz potansiyeliyle ABD-NATO nufusunu dengeleyerek mi?

Topal'in gizli ortagi konustu

Omer Lutfu Topal'in miras biraktigi 16 adet kumarhaneler zincirini simdilerde "fiilen yoneten isim" olarak gosterilen Omer Gultekin, sonunda Topal'la ortakligini kabul etti ancak Catli'yi tanimadigini one surdu. Bu arada Emperial'in insaat sirketi muduru Yasemin Guner, Azerbeycan Hukumeti ile gorusmeler sonuclanirsa yilbasinda Baku'de de casino acacaklarini soyledi.

GIRNE (Zaman)- Omer Lutfu Topal ile Abdullah Catli'nin gectigimiz Kurban Bayrami gunlerindeki (26 Nisan-1 Mayis 1996) 'Kibris bulusmasina' katildigi ileri surulen Omer Gultekin, sonunda Topal'la ortakligini kabul etti. Ancak Gultekin, Topal'a ait Girne'deki Jasmine Court Otel'de gerceklesen Topal-Catli bulusmasina katilmadigini, Kurban Bayrami'nin son gunu olan 1 Mayis'ta (Catli'nin adadan ayrildigi gun) Kibris'a geldigini ve Catli'yi da tanimadigini one surdu.

Omer Gultekin, 600 makinesiyle Avrupa'nin en buyuk kumarhanesi olarak yapilan Girne'deki Jasmine Court Casinosu'nun acilisindan sonra Zaman'a konustu. Topal'in miras biraktigi 16 adet kumarhaneler zincirini simdilerde "fiilen yoneten isim" olarak gosterilen Omer Gultekin, baslangicta Topal ile olan ortakligini kabul etmedi. Gultekin, Topal'in olumunden sonra, hem Turk vatandasi hem de Kibris vatandasi olmasi sebebiyle, "Emperial grubunun Kibris'taki islerini yurutmek uzere sekreter olarak" gorevlendirildigini, casino ortakliginin da, resmi degil, kendisine yapilan bir 'sozlu vaade' dayandigini soyledi. Omer Gultekin, KKTC Ekonomi Bakanligi Sirketler Mukayyitligi kayitlarinda da "Topal'in ortagi" olarak degil, Kibris'taki sirketin sekreteri olarak goruluyor.

"Jasmine Casinosu'na ortakligim sozlu vaade dayanan yuzde 25'tir." diyen Gultekin, Kibris'ta da kumarhaneleri olan Cesar casinolarinin sahibi Ergun Berksoy'un da kiz kardesi ile evli. Gultekin, esi Aysegul Gultekin'in de Berksoy'a ait Girne'deki Liman Casinosu'na yuzde 25'le ortak oldugunu soyledi. Ergun Berksoy, Lefkosa'daki Saray Casinosu ile Girne'deki Liman Casinosu'nu isletiyor.

Cesitli kaynaklarin, kumar sektorunden cekilecegini ileri surdugu ogul Murat Topal, Girne'deki casinonun acilisina gelmezken, Emperial'in insaat sirketi muduru Yasemin Guner, Murat Topal'in 18 yasindan beri kumarhanelerle ilgili oldugunu soyledi. Guner, 'Omer Bey'in vasiyetine uygun olarak Avrupa'nin en buyuk casinosunu actik. Murat Topal, isin basindadir ve 16 casinoyu merkezden yonetiyor. Azerbaycan Hukumeti ile gorusmeler sonuclanirsa yilbasinda Baku'deki casinomuzu da aciyoruz." dedi.

Bu arada, Hurriyet ve Milliyet gazeteleri patronu Aydin Dogan, yilbasi tatilini Girne'de, Emperial'in islettigi Jasmine Court Otel'de gecirmek uzere dun Girne'ye geldi. Dogan ailesi icin 6 oda ayrildigi ogrenildi.

Ozer Ciller'den Pelister aciklamasi

ANKARA - Disisleri Bakani ve Basbakan Yardimcisi Tansu Ciller'in esi Ozer Ciller, "Marso sirketindeki hisselerini devrettigi Zafer Pala'nin, Suna Pelister'in yegeni oldugu" yolundaki haberlerin "yalan" oldugunu acikladi. Ozer Ciller, yaptigi yazili aciklamada, "Duzmece haberler, (MARSO sirketimdeki hisselerimi devrettigim Zafer Pala'nin, Suna Pelister'in yegeni oldugu) yolundadir. Zafer Pala, Suna Pelister'in yegeni degildir. Kalemlerini, sokak dedikodularina alet eden ve bu turden haberlerle bizi yipratacaklarini sananlar, iste boyle gulunc duruma dusmektedirler." dedi Aciklamasinda ANAP lideri Mesut Yilmaz'i da elestiren Ozer Ciller, 'Aciklamalarimi yazili yapmamin nedeni, dogrulari vatandaslarima haykirmaktir. Bazi gazeteler bu aciklamalarimi buyutuyorsa, (demek ki dogrulara sahip cikan gazeteciler de varmis) diye dusunuyorum. Bana (yemin et) diyen ve bu demeci basinda yer alan, bizzat Yilmaz'in kendisidir. Yemin ettim ve dedim ki; (simdi de Yilmaz yemin etsin, Macaristan'daki kumarda 200 bin dolar kaybedip kaybetmedigini aciklasin... Aradan neredeyse 30 gun gectigi halde, (tik) yok..."

Emniyet'teki temizlik operasyonu suruyor.

Icisleri Bakanligi, bu ay icinde gorevden uzaklastirilan 13 emniyet gorevlisinden sonra dun de polis muduru Sedat Demir'i meslekten cikardigini acikladi.

ANKARA (Zaman)- Kamuoyunda Soylemez Kardesler cetesi olarak bilinen organize suc orgutu ile iliskisi oldugu gerekcesiyle hakkinda giyabi tevkif muzakeresi bulunan firari sanik Istanbul Asayis Subesi Muduru Sedat Demir, devlet memurlugundan ve meslekten uzaklastirildi. Icisleri Bakanligi'ndan dun yapilan aciklamada, Sedat Demir ile ilgili olarak idari yonden yapilan sorusturma sonucunda duzenlenen disiplin raporunun, Icisleri Bakanligi Yuksek Disiplin Kurulu'nda onceki gun ele alindigi, sucunun sabit gorulmesi uzerine Demir'e bu cezanin verildigi bildirildi.

Soylemezler cetesiyle isbirligi yaptiklari iddiasiyla, polis mudurleri Sedat Demir, Deniz Gokcetin ve Erdal Durmaz hakkinda 4 Eylul'de tutuklama karari cikarilmisti.

AKCA, OZER CILLER'IN YAKIN KORUMASI DEGIL

Diger yandan Icisleri Bakanligi, ozel tim gorevlisi Ayhan Akca'nin Ozer Ciller'in ozel korumasi olmadigini da acikladi. Konuyla ilgili olarak yapilan aciklamada "Kara para sanigi polis, Ozer Ciller'in korumasi" seklinde verilen haberlerin gercekleri yansitmadigi vurgulandi. Aciklamada, "Ozel tim gorevlisi Ayhan Akca, hicbir zaman Ozer Ciller'in yakin koruma gorevinde bulunmamis." denildi.

Catli'nin telefon karti sirlari cozebilir

ANKARA (Zaman)- Abdullah Catli'nin sahsi esyalari arasinda cikan telefon kartinin, Catli'nin Susurluk kazasi oncesinde nerelerle telefon gorusmesi yaptigini ve kimlerle iliskisi oldugunu ortaya cikarabilecek bir delil niteligi tasidigi belirtildi.

Catli'nin uzerinden cikan telefon kartinin Susurluk olayini arastiran yetkili makamlarca desifre edilip edilmedigi bilinmiyor. Kartin desifre edilmesiyle, Catli'nin nereden, hangi ankesorlu telefondan, kimi aradigi, ne kadar sure gorustugu tespit edilebilirken, aradigi telefon numaralarindan kimleri aradigi, bu numalardan nerelerin de arandigi bulunabiliyor. Telefon kartlarinin emniyet tarafindan ipucu olarak kullanildigini kamuoyu, ilk olarak iki sene once Ankara'da islenilen bir cinayetin aydinlatilmasiyla ogrendi. Mukaddes Aslan'i olduren katilin olay yerinde dusurdugu telefon karti kendisini ele verdi.

KARTLARIN KULLANILISI

Telefon kartlarinin kullanildigi ankesorler modem araciligi ile ARMS Bilgisayar Sistemi'ne bagli. Kartin ankesore takilmasindan sonra, gorusmeden once, karta ait kod numarasi bilgisayar sistemine gidiyor. Daha sonra, aranan numara ve kartin kodu kaydediliyor. Bilgisayar sisteminde gorusmenin baslangic ve bitis suresi, tarihi de saklaniyor. Telefon karti ile aranan numaralari arayan diger telefonlar tespit edilebildigi gibi arama yapilan numaralarin yaptigi telefon gorusmeleri ve burayi arayanlar da bulunabiliyor. Ornegin, 1237 kod numarali kartla 0532 444 17 73 numarali telefon 15.9.1996 tarihinde saat 15:03'te aranmis olsun. Ayni kartla 1.10.1996 tarihinde saat10:40'da da 0 312 540 14 76 nolu telefon aransin. Aranan iki telefonun 1237 kodlu telefon kartindan, nereden arandigi, ne kadar sure gorusuldugu ogrenilebiliyor. Hatta, 0 312 540 14 76'yi arayan 0 212 550 60 70 numarali telefon tespit edilip, bu numarayi arayanlar ve buradan arananlar da bulunabiliyor.

Yesil pasaport kimlere veriliyor?

ISTANBUL (cha)- Cesitli zamanlarda soz konusu olan yesil pasaportlar Susurluk'ta meydana gelen kazada vefat eden Abdullah Catli ve kara para kuryesi Dilek Ornek ile bir kez daha gundeme geldi.

5682 sayili ve 15.07.1950 tarihli Pasaport Kanunu'na gore, Icisleri Bakanligi'nin izniyle verilen yesil pasaport; Turkiye Buyuk Millet Meclisi eski uyeleri, eski bakanlar ile birinci, ikinci ve ucuncu kadrolarda bulunan ve bu kadrolara karsilik gosterilmek ya da TC Emekli Sandigi ile ilgilendirilip emekli kesenekleri bu derecelerden kesilmek suretiyle sozlesmeli olarak calistirilan devlet memurlari ve diger kamu gorevlilerine, diplomatik pasaport verilmesini gerektiren vazifelerden baska herhangi bir resmi vazife ile ya da kendi hesaplarina yabanci ulkelere gittikleri zaman veriliyor. Bunlardan emeklilik ya da cekilme sebepleri ile vazifelerinden ayrilmis olanlara da bu nevi pasaport veriliyor. Buyuksehir, il ve ilce belediye baskanlarina da gorevleri suresince yesil pasaport veriliyor.

ES VE COCUKLARA DA VERILIYOR

Yesil pasaport alabilecek durumda olanlarin eslerine de ayni pasaport veriliyor. Yesil pasaport almaya hakki bulundugu sirada vefat edenlerin dul eslerine baskasi ile evlenememis ise ayni cesit pasaport verilebiliyor.Yesil damgali pasaport alabilecek durumda bulunanlarin yaninda yasayip, evli bulunmayan ve is sahibi olamayan kiz cocuklariyla, yine yaninda yasayip resit bulunmayan erkek cocuklarina da yesil damgali pasaport veriliyor veya bunlar baba veya annelerinin pasaportlarinin refakathanesine kaydedebiliyor. Refakathanesine kayitli bulunanlar, pasaport sahibi ile seyahat etmedikleri takdirde o pasaportu kullanamiyorlar. Yesil pasaport talep eden makamin amirinin basvurusu uzerine Icisleri Bakanligi tarafindan veriliyor. Yesil pasaportlar dort seneyi gecmemek uzere pasaport sahibinin gorevinin muddetine gore tespit edilecek sure icin gecerli omak uzere tanzim ediliyor. Kanunda yer alan duzenlemeye gore gerek Abdullah Catli, gerekse uluslararasi uyusturucu kuryesi Dilek Ornek, bu kanuna gore yesil pasaport alma hakkina sahip bulunmuyor.

NE KOLAYLIK SAGLIYOR?

Yesil pasaport tasiyanlar bircok ulkeye vizesiz giris cikis yapabiliyorlar. Sozkonusu kisilere gumruk kapilarinda kimlik kontrolu yapilmadigi gibi esyalari da aranmiyor.

Demiryolu fakiriyiz

100 km2'ye dusen demiryolu uzunluklari AT ulkelerinde 5.7 km, Japonya'da 5.4 km ve ABD'de 2 km olmasina ragmen, ulkemizde sadece 1 km.

ANKARA (Zaman)- Elektrik Muhendisleri Odasi Muhalefet Grubu Baskani Elektrik Muhendisi Onder Piyada, takip edilen yanlis politikalar sebebiyle ulkemizinin demiryolu fakiri haline getirildigini soyledi.

Piyade, demiryolu ulasiminin hayati onemine dikkat cekerek, "Cunku, ulastirmasiz kalkinma olmayacagi gibi , demiryolsuz da kalkinmis hicbir sanayi ulkesi yoktur." dedi. 100 km2'ye dusen demiryolu bakimindan ulkemizin son derece kotu durumda bulunduguna dikkat ceken Piyade, "AT ulkelerinde bu uzunluk 5.7 km, Japonya'da 5.4 km, ABD'de 2 km olmasina ragmen, bizde ancak 1 km'dir. Ulkemizde bin 964 km'si tali hat olmak uzere 10 bin 409 km uzunlugunda demiryolu hatti bulunmaktadir. Anahatlarin 3 bin 714 km'si, tali hatlarin 845 km'si Osmanli Devleti doneminde, 3 bin 780 km'si 1923-1950 yillari arasinda insa edilmistir. Ne var ki 1950-1991 yillari arasinda sadece 935 km demiryolu yapilabilmistir. 1983-1993 yillarini kapsayan "Ulastirma Ana Plani" (UAP) hazirlanarak uygulamaya konulmak istenmis, ancak bu plan da durumu degistirmemistir. Bu planla, 1980 yilinda yuzde 9.9 olan demiryolu tasimalarindaki payinin artarak yuzde 27.45'e ulasmasi ongorulurken, 1980 yili payinin da altinda gercekleserek yuzde 7.7'ye dusmustur." diye konustu.

Piyade'nin verdigi bilgiye gore, yurtici yolcu tasimaciliginda ise yuzde 10.9 olarak ongorulurken, demiryolu yolcu tasimaciligi yuzde 7.7'de kalmis, buna karsilik yuzde 62.9'a dusmesi beklenen karayolu tasimalarinin payi ise hedeflenenin tersine artis gostererek yuzde 83.9'a ulasmis. Piyade, bu durumun, politik sebeplerden dolayi karayolunun, demiryoluna tercih edildigini en acik bir sekilde ortaya koydugunu vurguladi.

Piyasada sahte milyonluk dolasiyor

ZONGULDAK (Zaman)- Zonguldak Emniyet Mudurlugu'ne bagli Kacakcilik Istihbarat Harekat Subesi ekipleri tarafindan 286 adet 1 milyonluk sahte banknot ele gecirildi. Olayla ilgili iki kisi goz altina alindi.

Bir ihbar uzerine durdurularak arama yapilan 67 EY 537 plakali Sahin marka otomobilde sahte 1 milyon liraliklar ortaya cikarken, otomobil surucusu Ramazan Gem (30)'in evinde de toplam 286 adet sahte 1 milyonluk sahte banknot ele gecirildi. Ramazan Gem ile Yener Gumus (22) isimli saniklarin yapilan sorgulamalarinda, 500 adet 1 milyonluk sahte parayi 120 milyon lira karsiliginda Istanbul'dan satin aldiklari ogrenildi. Emniyet yetkilileri, saniklarin Istanbul'dan aldiklari sahte 500 adet 1 milyonluk sahte banknottan ancak 286 adedinin ele gecirildigini, geriye kalan 214 adet 1 milyonluk sahte paranin piyasada oldugunun tespit edildigini soylediler. Olayla ilgili cok yonlu sorusturmanin Istanbul ve Zonguldak polisi tarafindan ortaklasa yapildigi bildirildi.

Ecevit: Hocaefendi'nin uzulmemesini dilerim

Haber Merkezi-DSP Genel Baskani Bulent Ecevit, Fethullah Gulen Hocaefendi'nin Susurluk olaylariyla ilgili MIT listesine adinin karistirilmasini uzuntu ile karsiladigini soyledi DSP Genel Baskani Bulent Ecevit'in konuya iliskin gorusleri soyle: "Cok uzuldum. Hayret ettim. Ama sayin Fethullah Gulen Hocaefendi'nin uzulmemesini dilerim. Cunku boyle bir iddiayi Turkiye'de akli basinda hic kimse ciddiye almayacaktir. Sayi once 58 kisiydi nasil olduysa bu sayi disarida 59'a cikmis. Fakat kaca cikarsa ciksin bunda Hocaefendi'nin yeri olmayacaktir. Bundan eminim. Onun boyle karanlik olaylarla ilgisi olmadigndan ben emin oldugum gibi Turk kamuoyunun da emin olduguna inaniyorum. Hic ciddiye alinmayacak bir haber. Hocaefendi'nin bu haberden dolayi uzulmemesini diliyorum."

Muslum Gunduz yakalandi

ISTANBUL (cha) - Hakkinda giyabi tutuklama karari bulunan Aczimendilerin lideri Muslum Gunduz, Istanbul Kadikoy'de yakalandi.

Kocatepe Camii onunde zikir yaptiklari ve Kilik Kiyafet Kanunu'na aykiri hareket ettikleri gerekcesiyle gozaltina alindiktan sonra tutuklanarak Eskisehir E Tipi Cezaevi'ne konulan 121 Aczmendi'nin lideri oldugu icin hakkinda giyabi tutuklama karari olan Muslum Gunduz Istanbul Kadikoy'de yakalanarak, gozaltina alindi. Hakkinda cikartilan giyabi tutuklama karari sebebiyle tum yurt capinda aranan Aczmendi Lideri Muslum Gunduz Istanbul Emniyet Mudurlugu Terorle Mucadele Ekiplerinin saat 16.30'da yaptigi bir operasyon sonucu Kadikoy Rihtim Caddesi, Emek Apt. Numara 26'da bulunan bir dairede, Gunduz'un esi oldugu iddia edilen bir kadinla birlikte yakalandi. Gunduz, Terorle Mucadele Sube Mudurlugu'nde gozaltina alindi.

En kirli iller aciklandi

ANKARA- Devlet Istatistik Enstitusu (DIE), eylul ayinda kukurtdioksit konsantrasyonunun en yuksek bulundugu il merkezlerinin, kirlilik acisindan Erzurum, Kirikkale, Kayseri, Kahramanmaras ve Bitlis oldugunu bildirdi. Partikuler madde (duman) konsantrasyonunun en yuksek bulundugu il merkezleri ise Sakarya, Rize, Erzincan, Denizli ve Ankara. DIE'den yapilan aciklamada, eylul ayi kukurtdioksit ortalamalarinda, bir onceki yilin ayni ayina gore en cok artis gorulen il merkezlerinin ise yuzde bin ile Bolu (Duzce), yuzde 263 ile Erzincan, yuzde 220 ile Bursa, yuzde 117 ile Erzurum ve yuzde 90 ile Bitlis oldugu bildirildi. Ayni donemde, en cok azalis gorulen il merkezleri de yuzde 71 ile Kocaeli (Gebze), yuzde 61 ile Kocaeli (Golcuk), yuzde 38 ile Edirne, yuzde 33 ile Nigde (Bor) ve yuzde 31 ile Siirt olarak siralandi. DIE'ye gore, soz konusu ayda duman ortalamalarinda bir onceki yilin ayni ayina gore en cok artis gorulen il merkezleri ise yuzde 233 ile Erzincan, yuzde 200 ile Bitlis, yuzde 110 ile Kocaeli (Gebze), yuzde 100 ile Kastamonu ve yuzde 48 ile Kahramanmaras oldu.

Yimpas, Asya Finans'a ortak oluyor

YOZGAT (Zaman)- Merkezi Yozgat'ta bulunan YIMPAS Holding'in Asya Finans Kurumu'na ortak olacagi aciklandi. Konu ile ilgili olarak bilgi veren Yimpas Holding Yonetim Kurulu Baskani Dursun Uyar, gorusmelerin sonuna yaklasildigini ve 350 ortakli en buyuk hissedar olarak Asya Finans Kurumu'na ortak olacaklarini soyledi. Asya Finans Yonetim Kurulu Baskani Ihsan Kalkavan ile gorusmelerinin devam ettigini ifade eden Dursun Uyar, onumuzdeki birkac gun icerisinde anlasma imzalayacaklarini belirtti. Bugune kadar bankalar ile calismamaya gayret gosterdiklerini vurgulayan Uyar, fnans kurumlarini kendi yapilarina uygun oldugu icin tercih ettiklerini sozlerine ekledi. Asya Finans Yonetim Kurulu Baskani Ihsan Kalkavan da sozkonusu gorusmeleri dogruladi.

Palandoken'de facia: 6 cocuk oldu

Erzurum Palandoken Daginda meydana gelen cig faciasinda 6 cocuk hayatini kaybetti. ERZURUM (cha)- Erzurum'un kalkinma umudu Palandoken'de cig dusmesi sonucu Erzurum Kayak Kulubu ogrencisi 6 cocuk hayatini kaybetti. Sabah saat 10.00 sularinda meydana gelen faciada 8 ogrenci de yaralandi.

Yaslari 9-15 arasinda degisen Erzurum Kayak Kulubu ogrencileri sabahleyin yaklasik 14 kisilik bir ekip olarak uluslararasi yarislarin yapildigi kuzey pistine gittiler. Burada meydana gelen cigin altinda kalan ogrencilerden 6'si hayatini kaybetti. Olen ogrenciler sunlar: Birgul Andic (14), Tuba Gungormus (19), Selami Yolcu (13), Muhammet Dilik (14), Aysenur Dalmizrak (12), Cem Karaca (14).

Agir yarali olarak kurtarilan Demet Andic ve Emre Omuroglu ile birlikte 6 kisi de Erzurum'daki cesitli hastanelerde tedavi altina alindilar.

Cigin ayrica orada calisma yapan kar basma aracini kontrolden cikararak surukledigi ve takla attirdigi ogrenildi. Cig altinda kalarak olenler icin bugun Gurcukapi Camii'nde bir toren duzenlenecek. Kayakcilar, torenden sonra Asri Mezarlik'ta topraga verilecek.

IHMAL MI?

Bu arada cigin, havalarin son gunlerde yumusak gecmesi dolayisiyla olusabileceginin ileri surulmesinin ardindan, ogrencilerin calisma yaptigi sirada kar basma aracinin da calistigi ve bu gurultuden cigin olustugu iddialari da gundeme geldi. Aracin calisir halde iken ogrencilerin bolgeye goturulmesinin veya ogrencilerin bulundugu sirada kar basma aracinin calismasinin, felakete yol actigi belirtiliyor.

Olayin duyulmasinin ardindan Palandoken'e cikan Erzurum Valisi Ahmet Kayhan, hadisenin 2950- 3000 metrelerde cereyan ettigini soyledi. Kulubun, ekipte hocalarla birlikte 14 kisinin bulundugunu belirttigini, ogrencilerden 3'unun kendisini kurtardigini vurgulayan Kayhan, 8'inin de jandarma tarafindan cig altindan cikarildigini soyledi. Vali Kayhan, ayni mevkide ayrica yine 10- 15 kisililik ayri bir gurubun da bulundugunun belirlendigini, ancak bu gurubun cigdan etkilenmedigini de kaydetti.

Cigin altinda kalanlarin kurtarilmasina ragmen calismalarin surdurulecegini vurgulayan Kayhan, bununla ilgili uzman bir ekibin daga getirtilecegini ve olayin adli makamlara intikal ettigini sozlerine ekledi.

KIS iliklerimize isledi

HABER MERKEZI - Butun yurdu etkisi altina alan soguk ve karyagisli hava butun yurtta etkisini surduruyor. Yogun kar yagisi ve firtina hayati olumsuz yonde etkilerken, ulasimi da engelliyor.

Canakkale ve cevresini 3 gundur etkileyen kar yagisi ile firtina, deniz ve kara ulasimini olumsuz etkilemeye devam ediyor. Gelibolu-Lapseki, Bozcaada-Geyikli araba vapuru ile Canakkale-Gokceada feribot seferleri 3 gundur yapilamiyor. Ulasimin Canakkale-Eceabat araba vapurlariyla aralikli olarak saglanabildigi Canakkale Bogazi'nda, kilavuz kaptan almayan gemilerin gecis yapmalarina izin verilmiyor. Bogazda gumruk, saglik ve acente hizmetleri de verilemiyor.

Istanbul-Bandirma feribot seferleri ile Avsa ve Marmara Adasi'na yapilan arabali vapur seferleri, hava muhalefeti sebebiyle yapilamadi. Firtina ve buzlanma sebebiyle Tekirdag Limani'nda 2 gundur yukleme ve bosaltma yapilamiyor. Orta Karadeniz'de yogun kar yagisi etkisini surdururken, Edirne'de, kar yagisi, yerini soguk havaya birakti. Kar yuzunden pek cok koyun yolu ulasima kapanirken, elektrik de verilemiyor.

KAR felaketlerle geldi

SEYITGAZI/ESKISEHIR - Soguk hava ve kar yagisi, felaketleri de beraberinde getirdi. Eskisehir'i Afyon ve Ankara'ya baglayan yollarda meydana gelen 2 ayri kazada 5 kisi oldu, 53 kisi de yaralandi.

Afyon-Eskisehir karayolunda, onceki gece cift katli bir yolcu otobusunun devrilmesi sonucu 2 kisi oldu, 32 kisi yaralandi. Isparta'dan Eskisehir'e gelen Saban Baslik yonetimindeki cift katli yolcu otobusu, Seyitgazi Ilcesi'ne 17 kilometre kala, yolun kaygan olmasi sebebiyle kontrolden cikarak devrildi. Kazada, yolculardan Celal Yalcin (51) ile Salih Sakarya (48), olay yerinde oldu. Yaralanan 32 kisi, hastanelerde tedavi altina alindi.

Eskisehir-Ankara karayolunun 39. kilometresinde sabaha karsi meydana gelen zincirleme trafik kazasindaysa 3 kisi oldu, 21 kisi yaralandi. Ankara'dan Eskisehir'e gelmekte olan Oguzhan Seniz yonetimindeki otomobil, Metin Coban'in kullandigi otobus ile carpisti. Bilgen Yatir yonetimindeki kamyon da, kaza yapan araclara carpti. Zincirleme kazada, otomobilde bulunan Oguzhan Seniz (23), Hafize Atasever (50), Fatma Nurel (49) olay yerinde oldu. Yaralanan 21 otobus yolcusu, hastaneye kaldirildi.

Toptan: Ciller ve Yilmaz oyunun parcasi

Toptan, aristokrasinin sivillesmeyi hazmedemediginden, yurutmenin 'muktedir' olamamasi dogrultusunda plan-program yaptigina dikkat cekti.

ANKARA (Zaman)-Turkiye'de muktedir iktidarlarin isbasina gelmemesi icin sistemli bir calisma yurutuldugunu belirten Koksal Toptan, merkez sagin iki genel baskani Ciller ile Yilmaz'in bulunduklari yere gelislerinin tesaduf olmadigini soyledi.

Yakin donem Turk siyasi tarihinin degisik acidan tahlilini yapan Bartin bagimsiz Milletvekili Toptan, soyle konustu: "Cok partili doneme gecildigi gunden bu yana sivil idarenin guclenmesini engellemek icin ne gerekiyorsa yapilmistir. Hatta bunun icin parcalanmis merkez sag ile merkez solun bir araya getirilmesi denenmistir. Kimi zaman sopasini da gostererek merkez sagi bolup parcalayan aristokrat takim bununla yetinmedi. Birlesip guclu olma ihtimali belirdikce boldu. Sonra bolunmuslugun devamini temin icin -bolelim bizim istedigimiz insanlari getirelim- kararina vardilar. Bugunku ANAP ile DYP'nin varliklari da genel baskanlari Tansu Ciller ile Mesut Yilmaz da tesadufen orada degillerdir. Yilmaz-Ciller oyunun parcasi. Dahasi bunlarin bitmek tukenmek bilmeyen kavgalari da tesaduf degil sistemli gucsuz kilma planinin bir parcasidir. Turkiye'de oyun cok acik oynaniyor."

Toptan, liderler demokrasisinin artik yerini kadro demokrasisine biraktigini bildirdi.

Meclis Baskani Kalemli: Susurluk Komisyonu'na tatil yok

Meclis Baskani Kalemli, Susurluk olayini arastirmak uzere kurulan TBMM Arastirma Komisyonu'nun iyi calistigini soyledi. Kalemli, komisyon uyelerinin kendisini telefonla arayarak, calismalarini tatilde de surdureceklerini acikladiklarini ifade etti.

ISTANBUL (cha)- TBMM Baskani Mustafa Kalemli, Istanbul Buyuksehir Belediye Baskani Recep Tayyip Erdogan'i makaminda ziyaret etti. Ziyaret sonrasi bir aciklama yapan Kalemli, Susurluk olayini arastiran Meclis Komisyonu'nun calismalarina tatilde de devam edecegini soyledi.

Kalemli, ziyaret sebebinin milli saraylar ve kasirlar ile ilgili ortak calismada takip edilecek yolun belirlenmesi oldugunu belirterek, "Erdogan'in kendilerinin en buyuk yardimcisi ve destekcisi oldugunu kaydetti. Kalemli, soyle devam etti: "Musterek calismalarimiz var. Bu ziyareti bunun icin planladim. Bundan sonraki yapacagimiz calismalarda Erdogan ile birlikte takip edecegimiz yolu kararlastiracagiz." Erdogan da, milli saray ve kasirlarla ilgili yapilmasi gerekenleri bir gorev addettiklerini soyledi.

Yeni olusum harekete gecti

Cindoruk, Yilmaz'i uzecek Soldan Hikmet Cetin gibi uzlasmaci isimlerle temasi surduren ve DYP'den 14 milletvekili koparmayi planlayan yeni olusumun Husamettin Cindoruk, Ismet Sezgin gibi onde gelen isimleri ANAP'in koklu isimlerinden Adana Milletvekili Imren Aykut'a grup baskan vekilligi onerisinde bulundular.

ANKARA(Zaman)- Demokrat Parti (DP)'nin kurulus tarihi olan 7 Ocak'ta partilesecek yeni olusum Meclis'te grup olusturacak sayiya ulasmak icin harekete gecti. Soldan Hikmet Cetin gibi uzlasmaci isimlerle temasi surduren ve DYP'den 14 milletvekili koparmayi planlayan yeni olusumun Husamettin Cindoruk, Ismet Sezgin gibi onde gelen isimleri "dogal muttefikleri" Mesut Yilmaz'in partisi ANAP'i da ihmal etmediler. Olusumcular ANAP'in koklu isimlerinden Adana Milletvekili Imren Aykut'a grup baskan vekilligi onerisinde bulundular. Aykut'un yani sira olusumcularin portfoyunde ANAP'taki eski DYP'liler de bulunuyor.

CINDORUK'TAN ANAP TESKILATINA MEKTUP

Yeni olusumun lideri Husamettin Cindoruk, ANAP teskilatlarina mektup gonderdi. Turkiye'de derinlesen devlet bunalimi ve siyaset boslugu olduguna isaret eden Cindoruk ortak cozumler onerdi. Cindoruk mektubunda, "Demokrasiye, ahlaki degerlerimize ve Cumhuriyetimize olan inanc ve bagliligimizi tekrar halkin hizmetine sunmak hepimiz icin vazgecilmez borctur. Kararsizliga ve karamsarliga son vermeliyiz." dedi.

Cindoruk'un mektubu bazi ANAP milletvekilleri ve teskilatlarinda tepkiyle karsilandi. Afyon Milletvekili H. Ibrahim Ozsoy, Cindoruk'un mektubuyla Afyon Karaadilli Belediye Baskani Ali Alperin cevabi mektubunu Mesut Yilmaz'a iletti. Alper, Cindoruk'a yazdigi cevabi mektupta, "1946'da yeter soz milletindir, diye yola cikanlar sozu milletten hic almamislardi. Onlarin devami oldugunu iddia ederek milletin oyunu alanlarin devleti ve partiyi dusurdukleri durum ortadadir." dedi.

Mal varliginda ANAP'a guvensizlik

Meclis Malvarligi Sorusturma Komisyonu Baskani Naci Terzi, Meclis Baskani Kalemli'ye muracaat ederek komisyonun ANAP'li uyesi Istanbul Milletvekili Yusuf Namoglu'nun daha once Ciller hakkinda gorus beyan ettigi icin uyeliginin gozden gecirilmesini istedi.

ANKARA (Zaman)- DYP lideri Tansu Ciller'in mal varligini sorusturmakla gorevlendirilen Meclis Malvarligi Komisyonu Baskani Naci Terzi, Meclis Baskani Mustafa Kalemli'ye muracaat ederek, daha once Ciller hakkinda yaptigi degerlendirmeden dolayi komisyon uyesi ve ANAP Istanbul Milletvekili Yusuf Namoglu'nun komisyon uyeliginin gozden gecirilmesini istedi. Kalemli ise basvuruyu reddederek Namoglu'nun uyeliginde bir sakinca gormedigini komisyona bildirdi.

RP'li Terzi, Kalemli'ye yaptigi muracaatta Namoglu'nun 1994 yilinda olusturulmus olan, partilerin ve parti liderlerinin mal varligini arastirmak amaciyla kurulan Meclis Arastirma Komisyonu'nda gorev almasi ve bu gorev neticesinde eski Basbakan Ciller hakkinda gorus beyan ettiginden dolayi komisyon uyeliginin gozden gecirilmesini istedi. Terzi bu talebini TBMM Ictuzugu'nun 109. maddesi 3. fikrasindaki 'Ceza Muhakemeleri Usulu Kanunu'na gore hakimlerin davaya bakmasina veya karara katilmasina engel olusturacak durumlarda bulunan, Meclis sorusturma onergesini veren veya daha once TBMM'de ya da disinda bu konudaki goruslerini aciklamis milletvekilleri bu komisyona secilemezler' hukmune dayandirdi.

Kalemli, Terzi'nin muracaatini degerlendirdigi yazisinda "Bu degerlendirmeyi yapmak, Ictuzukte esas alinan Ceza Muhakemeleri Usulu Kanunu hukumlerindeki espiri icinde mumkun degildir." aciklamasini yapti.

Demirel:Cinayette kullanan ve kullanilan suclu

Olmaz oyle sey. Bu bir kusurdur. Bunun suclusu devlet degil, buna izin veren kisilerdir. Hesabi sorulur. DDK devreye girerse devletin diger kurumlarina guvensizlik imaji verir. Bu tavra giremem.

ANKARA (Zaman)- Cumhurbaskani Suleyman Demirel dun ekonomiden siyasete, ic politikadan dis politikaya kadar konulari iceren bir basin toplantisi duzenledi. Susurluk kazasi ile gelisen olaylar ve "devlet-siyaset-mafya" adi altinda surdurulen tartismalara deginen Demirel, hicbir olayin ortbas edilemeyecegini soyledi. Devletin icinde cete oldugu iddialarini acik bir dille reddeden Demirel, "Kimsenin suc isleme imtiyazi yoktur. Turkiye'deki makam ve mevkilerin devletin mesru guclerinin disinda baska kuvvet kullanma hakki da yoktur." dedi. Gazetecilerin, "MIT Catli'yi kullandigini acikladi. Bu nasil oluyor?" sorusunu cevaplayan Demirel, "Her soylenenin kabul edilmesi mumkun degildir. Boyle bir gelismenin olmasi durumunda bunun suclusu devlet degil, buna izin veren kisilerdir. Bu kisilere de bunun hesabi sorulur. Burada devlet suclu degildir." cevabini verdi.

Cumhurbaskani, Susurluk olayinin savsaklandigi yonunde genel bir kaninin ortaya cikmasi durumunda anayasal yetkisini kullanarak bizzat devreye girecegini sozlerine ekledi ve "Bu aba altindan sopa gostermek anlamina gelmesin." ifadesini kullandi.

Hic kimsenin suc isleme ve isletme imtiyazi olmadiginin altini cizen Demirel soyle devam etti: "Herkesin devleti ve kurumlarini kotulemeyi hedef yapmaktan cekinmesi lazim. Devlete olan guveni yitirip yeni arayislara girmek anlamsizdir. Geliniz kim ne biliyorsa ortaya koysun. Kanunlarin suc saydigi bir fiili isleyenler kendisini kanunun pencesinde bulur." Cumhurbaskani Demirel, suclu olanin makami ve mevkisi ne olursa olsun ortaya cikarilmasi gerektigini belirterek, yarginin hur olmasina dikkat cekti.

Cumhurbaskani Demirel, soyle devam etti: "Toplum olarak sabirsizlik, endise ve ofkeyi getirir. Hukuk devletinde gerekli sorusturmanin tamamlanmasi gerekir. Aksi durumda bu yargisiz infaz olur. Bu da hukukun temel prensiplerine aykiridir. Bazi seyleri devlet adina yaptik diyenlere devlet "Kime sordun da yaptin?" diye sorar. Devlet adina cinayet isleniyor diyen, ikinci bir cinayet islemis demektir." Demirel'in cesitli konulara iliskin gorusleri ise ozetle soyle:

AB VE TURKIYE: "Turkiye Musluman'dir. Bu yeni bir vak'a degildir. Avrupa'nin diger kurumlarina uye olurken Turkiye'nin Muslumanligi ile ilgili bir cekince ortaya konmadi. Simdi de konmamalidir. "

BALKANLAR: "Bosna-Hersek baris surecinde onemli bir sorumluluk ustlenen Turkiye, Balkanlar'da catismanin yerini isbirligine birakmasi icin hosgoru ve hukukun ustunlugunun olusmasini istemektedir."

ABD: "Dunyanin super gucudur. ABD ile iliskilerimiz stratejik bir onem tasimaktadir. Yunanistan ile dostluk zemininde bir araya gelmek isteriz. "

IRAN: "Iran'la olan iliskilerimizin artmasi 3. bir ulkeyi rahatsiz etmez. Iran'dan dogalgaz alsak kime zarar verir? "

RUSYA: "Cecenistan konusunda gereksiz alinganliga kapilip Kurt nufusumuzu gundeme getirdi. Bu cok yanlis bir seydir."

AVRASYA: "Kardes ulkelerle en iyi iliskilerimiz egitim alaninda oldu. Bu ulkede cok sayida ozel okul ve vakif universitesi hizmet veriyor. Bu fevkalade guzel bir gelisme."

DDK guvensizligi dogurur

Cumhurbaskani Demirel, bazi siyasetcilerin Susurluk sonrasi ortaya cikan iliskilerin aydinlatilmasi icin Devlet Denetleme Kurulu'nun (DDK) devreye sokulmasini istediklerini hatirlatarak, bunun devletin diger kurumlarina guvensizlik anlami tasiyacagini soyledi. Bu olaylara seyirci kalmayacagini da ifade eden Demirel, "Halkin benden beklentisi bu olayi takip etmem yonundedir. Ben de oyle yapiyorum. Suc islenmisse savcilar, uzerinde duracaktir. Bu sorusturma sonrasinda devletin mesru guclerinin disinda kim baska bir guc kullanmissa cezasi verilecektir. Kimse devletten buyuk degildir. Sabirli olmak lazim. DDK devreye girerse devletin diger kurumlarina guvensizlik imaji verir. Ben boyle bir tavra giremem. DDK'yi harekete gecirmek de, bana aittir." DDK'yi devreye sokmanin sorun olmadigini, bunun her an mumkun olabilecegini de belirten Demirel, "Bu meseleyi benim onume getirenler, devletin birtakim kurumlarina inanmadiklarini ifade ettiler. (Kurul'u devreye sokun.) dediler. Ben de kendilerine (Siz siyasetcisiniz. Inanmamak hakkiniz. Hukumet de siyaset yapiyor, ona inanmamak da hakkiniz. Ama devletin kurumlarina inanmamak yanlis. Siz inanmayabilirsiniz; ama ben sizinle ayni tutum icine giremem.) dedim." diye konustu.

Yilmaz: Ciller sonunu hazirliyor

Hukumet ortaklarinin birbirlerini kullandigini ileri suren Yilmaz, hem RP hem DYP icerisinde kopmalar olabilecegine dikkat cekti. Yilmaz, "Ciller son kozunu oynamaktadir. Kabinede degisiklik yapilacagini soyleyerek mavi boncuk dagitmaktadir. Kendi sonunu hazirlamaktadir." dedi.

RIZE (Zaman) - ANAP Genel Baskani Mesut Yilmaz, memleketi Rize'de duzenledigi basin toplantisinda DYP lideri Tansu Ciller'in son kozlarini oynadigini soyledi. Yilmaz, iktidar partileri icerisinde tabanin ve milletvekillerinin buyuk huzursuzluk yasadigina dikkat cekerek, onumuzdeki gunlerde her iki partide de kopmalar olabilecegine isaret etti.

Basin toplantisina Susurluk kazasi sonrasi gelisen olaylara dikkat cekerek baslayan Yilmaz, "Geriye dogru bakildigi zaman kimin bu olaylarla ilgili celiskili davrandigi, kimin dogru soyledigi ortaya cikmistir" dedi. "ILKSAN ve ISKI yasama dokunulmazliklari nedeniyle bir-iki burokratin cezalandirilmasi ile ortulmustur." diyen Yilmaz, Ciller'in kendisine yonelik elestirilerini soyle cevapladi: "Bizi sanki butun ozel tim ve emniyet guclerine karsi imis gibi gostermek devleti tahrip etmekle, ulkeyi bolmeye calisan mihraklarla beraber gostermeye calismak dogru degildir." Yilmaz, Susurluk Komisyonu'nun yaptigi calismalardan memnun oldugunu fakat sonuc asamasi gelindiginde TEDAS ve TOFAS'ta oldugu gibi parti yonetimlerinin baskisi ile ayni neticenin cikmasindan endise duydugunu aktardi.

Ecevit: Ciller atesle oynuyor

ANKARA (Zaman)- DSP Genel Baskani Bulent Ecevit, Tansu Ciller'in devleti koruma degil, kendini savunma refleksi ile hareket ettigini belirterek, "Atesle oynuyor. Hem kendini hem de devleti yakabilir." dedi.

Dun bir basin toplantisi duzenleyen Ecevit, bir kaza ile yillardir birikmis olan kotuluk ve kirlerin ortaya cikmaya basladigini soyledi. Ecevit, "Aslinda bu, devlette buyuk bir temizlik icin buyuk firsattir." diye konustu. Ciller'in ozel tim ile ilgili yaptigi aciklamaya atifta bulunan Ecevit, soyle konustu: "Sayin Ciller, devleti saran karanlik iliskiler aginin cozulmesini isteyenler icin, 'Bunlar devletin savunma refleksini onlemeye kalkisiyorlar' diyor. Ustelik polislere, 'Devletin savunma refleksini yok etmeye calisan hainlere siz bas egdireceksiniz' diyerek, bu devlet gorevlilerini suca kiskirtma densizligini gosterdi; polisimizi politize etmeye kalkistigini aciga vurdu. Ciller, ozel tim duzenlemesini elestiren herkesi ve her kurulusu 'hain'likle suclamaya kalkarken, galiba, Silahli Kuvvetler'in de bu duzenlemeden sikayetci oldugunu bilmezden geliyordu."

Erbakan'in ordu benzetmesi

ANKARA (Zaman)- Basbakan Necmettin Erbakan, RP'nin gerek sahip oldugu uye sayisi, gerekse disiplinli yapisi ile dunyanin en buyuk partisi oldugunu soyledi. Erbakan, "Nasil ki ordumuz canla basla millet icin calisiyorsa, RP de canla basla bu millet icin calisiyor." dedi. RP lideri, Banglades ve Nijerya'nin Turkiye'ye olan sevgisini anlatirken de "Genelkurmay Baskanimizin da soyledigi gibi" ifadelerini kullandi.

Erbakan, partisinin il baskanlari ve il mufettisleri toplantisinin acilisinda yaptigi konusmada, hukumetin gorev yaptigi 6 aylik surede Merkez Bankasi'nin tek bir kurus karsiliksiz para basmadigini anlatti. Turkiye'nin girisimi ile olusturulan D-8 ulkeleri arasindaki isbirligi uzerinde duran Erbakan, bu ulkelerin disisleri bakanlarinin 4 Ocak 1997'de Istanbul'da toplanacagini, mart ayi basinda da ayni ulkelerin devlet baskanlarinin Turkiye'de bir araya geleceklerini bildirdi.

Perdesiz gitarin sahibi

Birkac ay once, sokakta yururken kulagima calinan carpici bir gitar tinisinin arkasindan 'Bir omurluk misafir' adini verdigi albumuyle tanistim Erkan Ogur'un. Gunlerce yanimdan ayirmadim, sevdiklerimle paylastim. Albumdeki 13 parcadan pek cogu tanidik gelmesine ragmen, improvize katkilarla zihnimdekinden cok daha carpici bir icrasi vardi. Hepsi de ozel notlarla birilerine; Iki Keklik, sulalesine; Mor Daglar, annesine; Hey Onbesli, donarak sehit olan 90.000 askere; Mamos, babasina; Cayin Ote Yuzunde, Hasret Guntekin'e; Gayda, Laden'ine; Bir Omurluk Misafir ise Ozdal Orhon'a ithaf edilmisti.

Ilk gosterime girdigi gunlerde Yavuz Turgul'un Eskiya'sini seyretmek icin gittigim sinemada ayni tiniyla karsilasacagimi nereden bilebilirdim. Goruntuyle birebir ortusen Firat'in turkusu insanin icini yakiyor, adeta esir aliyordu. Filmin bu kadar ilgi gormesinin en onemli sebeplerinden biri ve filmin en guclu unsuru bence Erkan Ogur'un muzigiydi. Filmden cikar cikmaz Erkan Ogur'la mutlaka gorusmeye, bu muzigin sahibiyle tanismaya karar vermistim.

Erkan Ogur, bir yasindan itibaren Elazig'da buyumus. Sahsiyeti orada olusmus. Muzikle uzaktan yakindan ilgisi olmayan bir ailenin cocugu olmasina ragmen muzige ilgisi 5-6 yaslarinda baslamis. Kendisi bunu biraz yalnizligina, arkadas bulamamasina bagliyor. Bes yaslarinda edindigi bir kemanla oyuncak gibi oynayarak baslamis muzige. Daha sonra baglamayi, cumbusu, tamburu tanimis. 'Okul yillarinda, o gunku egitim icabi elime, mandolin tutusturulduysa da sevemedim, cunku istedigim sesler cikmiyordu' diyor.

Muzikle ilgisini de kendisi, enstrumanlardan da once, bosluga seslendigi, kendi kendine mirildandigi, insan sesini kesfettigi gunlerden baslatiyor. Kemanin bu ilgi uzerinde de etkisi var; zira, keman perdesiz oldugundan anlatim gucu yuksek, insan sesine yaklasan bir saz.

Liseden sonra dogum yeri olan Ankara'ya universite okumak uzere gelmis. Etrafindaki etkilesim nedeniyle, universite yillarinda tanistigi gitarla iliskisi uzun yillar surmus. Daha sonra master icin Almanya'ya gitmis. Orada klasik gitarla ilgilenmeye baslamis ve epeyce de ilerlemis. Fizik egitimi icin gittigi Almanya'da gitarla iliskisi bir hobi olmaktan cikmis. Ve, kotu bir fizikci olmaktansa, ortalama bir muzisyen olmaya karar vermis.

Klasik gitarla bu kadar hasir-nesir olduktan sonra, icindeki muzigin heyecaniyla zihninin derinliklerindeki mahalli parcalari calmak istemis. Bu ihtiyaclarina cevap vermeyen gitarinin perde sistemini cikarmis ve oyle calmaya baslamis. 1976 yilinda boyle bir ihtiyactan dogmus perdesiz gitar. Aslinda sonsuz perdeli gitar demenin daha dogru oldugunu belirten Ogur, 'Perdesiz gitar, butun yayli sazlar ailesi ve insan sesi gibi cok yuksek anlatim gucu olan, yeni bir muzik aleti olarak dunyaya ve insanliga hediyedir' diyor.

Erkan Ogur'un gitarla perdesiz gitarla seruveni suruyor. Simdilik ortada, buyuk kismi ortak olan biri Almanya'da, biri Turkiye'da yayinlanmis iki album ve bir de film muzigi var. Sezen Aksu, Bulent Ortacgil ve Fahir Atakoglu ile calisiyor, onlarla sahneye cikiyor. Kendisi yeni birseyler yapmayi hem istiyor, hem istemiyor. Cunku albume koydugu parcalari bir daha okuyamiyor. Olmus gibiler diyor. Fakat icinde doruk noktasina ulasmis, icinden atmak ve kurtulmak istedigi, en az bes albumluk eser var. Turkiye'deki muzik ortamindan ise hic hosnut degil, hatta oldukca karamsar oldugu bile soylenebilir.

Bir omurluk misafirim ben...

Erkan Ogur'un muzigini nasil tanimliyorsunuz?

Benim muzigimin kaynaginin Elazig oldugunu zannediyorum. Elazig muzigini cok iyi biliyorum diyemem. Yetistigimin donemin, icinde yetistigim cevrenin verdigi ve alabildigim kadar biliyorum. Elazig muziginin icimde yer etmis oldugunu cok sonralari farkettim. Yani kulagini tersinden gostermek gibi bir sey. Uzun zaman baska yerlerde aradim icimdeki muzigi. Cok sonralari, perdesiz gitari yaptiktan ve 4-5 yil hasir-nesir olduktan sonra kendi muzigimi, icimdeki muzigi kesfederek, o tarafa yoneldim, bir sekil aldi, yavas yavas bir tavir olusmaya basladi.

Oraya baktigimiz zaman Elazig muziginin, o bolgenin ritimlerinin, makam yapisinin, armonisinin, tavrinin buyuk etkisi goruluyor. Ama cok otantik bir bicimde degil, biraz yozlasmis bir bicimde...

Sizin zaten otantik bicime icra etmek gibi bir maksadiniz yok galiba.

Ama isterdim. Salt otantik sekliyle, yalin bicimiyle yapabilmeyi cok isterdim. Ama yapimiyorum. Su an dogru durust, o saflikta yapan oldugunu da sanmiyorum.

BENCE MUZIK BIR TANE

Sizin muziginiz genel siniflandirmada caz olarak degerlendiriliyor?

O biraz iddiali bir sey olur. Caz muzigi basli basina bir konu. Benim muzigimin icerisinde bir cesit improvizyasyonun bulunmasi nedeniyle cazla iliski kurulabilir. Ama bu caz muzigi, klasik anlamda Amerika'dan gelen caz muzigi anlaminda degildir. Muzikleri cesitli siniflara, kategorilere koyma isi, sonradan insanlarin uydurdugu bir sey. Temelinde de ticari zihniyet yatiyor. Kategoriler olusunca satis kolaylasiyor tabii... O yuzden ben, muzikleri birbirinden ayirip, kategorik bir duzene sokmayi, pek anlamis degilim ve pek iyi de bakmiyorum.

Bence muzik bir tane, dunyanin bir tane olmasi gibi... Bolgeler, cografyalar, iklimler, renkler, bunlar isin zenginligi. Aslinda bir tane muzik var. Insan kulaginin duyabildigi, belki biraz daha disinda olan sinirli aralik icerisindeki seslerle ve bazi ezgilerle yapilan, ritimlerle yapilan bir muzik var. Ben boyle bakiyorum.

Muzik hayatinizda nasil bir yer tutuyor veya nasil dengeliyorsunuz?

Hayatimda muzik hep oldu. Muzikle beraberligim profesyonelce bir yaklasim degil, hobi de degil. Hayatin bir parcasi, uyumak, yatmak, kalkmak gibi bir sey... Perdesiz gitarla olan iliskim bana guven veriyor tabii.

Muzik, illa bir yerde caliyor, kaydediyor olmak veya uretmek seklinde de degil, muzik surekli var olan bir sey. Ben muzigin bir enerji bicimi olduguna inaniyorum. Butun nesnelerin enerjisinin oldugu kesin, oyleyse muzigi de vardir. Ama siz duyabiliyor, onunla iliski kurabiliyor olursunuz veya olamazsiniz.

Muzigi ruyaya benzetiyorsunuz, cok sinirlanmis olmuyor mu?

Benim, muzigim ozel bir sey. Benim ruyalarimi hic kimse gormuyor. Benim yaptigim muzik, beni ilgilendiriyor. Ama siz anlatiyorsunuz, ben soyle gordum, boyle duydum diye. Bakiyorum ruyalarimiz benzesiyor. Bir baska birileri bir seylere yoruyor... Benim muzigimin diger kisileri ilgilendiren tarafi kendilerinden bir seyler bulmalari, ama cok yuzeysel olur bu. Cunku benim yasadigim hayati, benden baska kimse yasamadi ki.

DAVULLA RITM SEYAHATI

Davullar Calar adli parca icin 'bir kereye mahsus' diye kayit dusmussunuz, bunu bir daha icra edilmeyecek anlaminda mi, yoksa tamamen dogaclama oldugu anlaminda mi soyluyorsunuz?

Evet bir daha calinamaz diye dusundugum icin. O aslinda bir Turkiye ritim seyahatidir. Trakya yoresinden baslayip, Karadeniz, Dogu, Guneydogu, Ic Anadolu, Akdeniz ve Ege diye donen bir ritim seyahati. Yorelerin ozellikli ritimlerinin arka arkaya siralanmasi ve birlesme noktalarinda da improvizeleri olan bir yapisi var. Orada ben, halk daslari yapilirkenki muzikte davul pek onemsenmiyor. Zurna daha agir basiyor. Zurnayi kaldirip, ortada dans da olmayinca davul kaldi ortada ve simdiye kadar farkinda olmadigimiz cok hasmetli bir sey cikti karsimiza. Bu benim cok daha buyuk olarak, cok eski bir projemdi. Yillar sonra kismen gerceklesti.

Bir de talihsiz bir parca var. 'Neden geldim Istanbul'a'nin hikayesini bir de sizden dinlesek.

Ben unuttum onu artik. Olay, bir Elazig turkusunun yozlasmasinin hikayesi. Bu, Elazig'dan, daha dogrusu Harput'tan Amerika'ya goc eden bir Ermeni olan Achilles Polonos'un, Elazig folkloru ile besteledigi bir turku. 1990 yilinda Amerika'da tanistigim bir muzikolog, elinde icinden cikamadigi bir tasplak oldugunu soyledi. Benim ilk karsilasmam da boyle oldu. Basinda Huseyni 'Pasa goctu' adli Harput pesrevi caliniyor. Ondan sonra Amerika'da buralardan gocmus ne kadar mahalli sanatci varsa toplanmis ve cok amatorce bu turkuyu soylemis, bir de karambol bir kayit almislar.

NEDEN GELDIM AMERIKA'YA

'Neden geldim Amerika'ya?'yi diye biraz kirma; Elazig ve Ermeni lehcesi karisimi ile soyluyorlar. Turkude, bir taraftan yasadiklari gocu, trajediyi hikaye ediyor, Harput'a ozlemlerini dile getiriyorlar, diger taraftan da Amerika'yi begeniyorlar. Yasadiklari ikilemi anlatiyorlar.

Ben uzerinde calisarak yeniden duzenledim ve nereye gittiysem oraya gore soylemeye basladim, sonra farkettim ki Istanbul'a cok uyuyor. Bu haliyle de 1994'te Almanya'da cikan albumumde okudum. Buradan giderken Bandirma'dan gemiye binmisler. 'Bandirma'nin kis denizi, gemileri dizi dizi' diyorlardi. Ben Istanbul'un kis denizi dedim.

Gecen yil, Rumeli Hisari konserlerinde Sezen Aksu 'Istanbul Sarkilari'ndan olusan bir bolum yapti ve israrla bana da bu turkuyu soyletti. Birkac hafta gecti ki, Burhan Cacan bunu yeni kasetine koyuyormus diye duydum. Sonra da telefon etti. Ne diyebilirim ki.. Kaseti de ayni isimle cikti.

APTALCA SOZLU SARKILAR VAR

Peki, son yillarda pop muzik patlamasinin yaninda, halk muzigi ve sanat muziginde de ciddi bir kipirdanma gozleniyor. Bunu nasil degerlendiriyorsunuz?

Bu yonelmenin yalnizca ekonomik nedenleri var. Muzigin guzel hatiri icin degil. Kendilerine kolay bir ekmek kapisi bulmuslar. Turkiye 'music busines' olayini kesfetti. Bir kaset yapiyorsunuz, hicbir ozelliginiz olmasa bile belli bir satis yakaliyor veya tesadufen tutturuyorsunuz.

Iyi muzikler yapip, insanlarin zeka ve muzik seviyesini yukseltmek gibi bir kaygisi yok kimsenin. Pop muzik patlamasi, biraz da televizyon kanallarinin cogalmasinin sonucu. Ihtiyac cogaliyor, kimsenin nitelik aradigi yok.

Turk Sanat Muzigi denilen muzik zaten yapilmiyor bugun, Turk Sanat Muzigi diye sunulan yeni parcalarin tamamina yakini arabesk ozellikler tasiyor. Turk muzigi sazlari kullanilmasi veya bir iki makamsi bir seyler kullanilmasi, sonucu degistirmiyor. Isi gorsel tarafi daha bir alem, klipler sacma sapan seylerle dolu. Aptalca sozlerden olusan sarkilara aptalca hikayeler uydurup, sacma sapan klipler cekiyorlar.

Turk Halk Muzigi ise kendi yoresine sinmekle kalmayip orada dahi barinamaz hale gelmis durumda. Kaynak kisiler de birer birer bu dunyadan gocuyorlar.

Farkinda olan uc-bes kisi ve onlarin etrafindaki kucuk camialarin elinde insafina terk edilmis durumda, Turk Halk Muzigi de, Turk Sanat Muzigi de... Halk oyunlari ise tamamen birbirine karismis ve yozlasmis durumda. Dinlemesini bile unutmus bir toplum olduk. Ben Turk muziginin gidisini hic hayirli gormuyorum. Genc neslin ise boyle seylerden hic haberi yok.

MIT raporu savaslari

Donemin Basbakani Turgut Ozal iddialarin tek tek incelenmesini istemisti. Basbakanlik Teftis Kurulu mufettisleri de MIT arsivine girebilme yetkisini ayni gun almislardi. Kutlu Savas baskanligindaki Teftis Kurulu, onlerinde, simdi MIT Mustesar Yardimcisi olan Mehmet Eymur tarafindan hazirlanan, kamuoyunda daha cok 'MIT raporu' olarak bilinen, 23 sayfalik ana, 125 sayfalik da ek etud calismasi ile suclamalari bir bir inceliyorlardi. Her sey Istanbul Emniyet Mudurlugu Cinayet Masasi eski Amiri Ahmet Atesli ve eski soforu Mumin Mandil'in Istihbarat Dairesi'ne verdigi ifade ile baslamisti. Iki eski Maliye Bakani Adnan Baser Kafaoglu ve Vural Arikan'in adlari isadami Erdogan Demiroren ve Necdet Cobanli ile birlikte geciyor, Arsimirdis sirketi oykusune karisiyor ve bu sirketin eski sahibinin bu dort kisi tarafindan kravatla bogularak olduruldugu ifadesi yine Mehmet Eymur'un baskanligini yaptigi Kacakcilik ve Istihbarat Daire Baskanligi'nin kayitlarina geciyordu. Bununla birlikte Istanbul eski Emniyet Muduru Sukru Balci hakkinda "istihbari" nitelikte hazirlanan bir baska rapor, yine Sukru Balci'ya rusvet verdiklerini iddia eden Dundar Kilic, Fahrettin Aslan ve Huseyin Cevahiroglu'nun Emniyet'e verdikleri ifadeler ve bu dava ile ilgili taniklarin ifadeleri tum bu belgeler dizisinin temel unsurlarini teskil ediyordu.

KIMLER VARDI KIMLER YOKTU?

Tamami 125 sayfa tutan ve cogu mahkeme kararlariyla curutulen bu raporlar arasinda suclanan isimlerin listesi bir hayli kabarikti. Vatan Konserveleri'nin sahibi ve babasi Mahmut Karaduman da suclananlar arasindaydi. ABD'de yayinlanan "The Eroin Trail" adli bir kitapta Turkiye'nin uyusturucu kacakcilarindan biri olarak gecen Mahmut Karaduman bunun uzerine sirketi dava ediyor, ABD'de 13 yil suren bu dava sonucunda juri tum suclamalari gercek disi ilan ediyordu. Raporun hemen hemen bircok sayfasinda, farkli farkli suclarla iliskilendirilen Dundar Kilic ise, kendisine iskence yapildigini ve hatta ifadelerine soylemedigi bazi sozleri de eklediklerini belirtiyordu. Kilic hakkinda 6 ayri dava acilmis 5'inde tahliye karari verilmisti. Sukru Balci'ya da rusvet vermekten yargilanan Kilic ile birlikte, Fahrettin Aslan ve Sukru Balci da sanik durumuna dusmusler ancak dava sonucunda beraat etmislerdi.

Donemin Izmir Valisi Nevzat Ayaz da "Basindan beri bekledigim sey buydu. Isabet olmus" diyordu. Basbakanin emri ile baslatilan bu sorusturma icin. Sinirleri epey bir zamandir bozuk ve sabri tasmis olan Necdet Urug Pasa ise "Basbakan ya da Basbakanlik'tan herhangi bir aciklama gelmezse avukatim dava dilekcesini Danistay'a verecek" diyordu gazetecilere.

Urug Pasa'nin bekledigi olmustu nitekim. Fevkalade muspet buldugu kararin bir an once uygulamaya konularak sorusturmanin bir an once sonuclandirilmasini istiyordu. MIT Istanbul Bolge Baskanligi yaptigi doneme iliskin suclamalara hedef olan Nuri Gundes ise "Boyle bir sorusturma acilmasi icin, sayin cumhurbaskanina ve ilgili makamlara muracaat etmistim. Sayin basbakanin bu karari beni ziyadesiyle memnun etti. Sorusturma sonucunda gercekler ortaya cikacaktir." diyordu buyuk bir memnuniyetle. Raporlarda adi gecen bir baska isim ise MIT'in Istanbul bolgesindeki kacakcilik isleriyle ilgili eski sorumlusu Cengiz Abaoglu da 1985 yilinda Maliye ve Gumruk Bakanligi, Basbakanlik, Adalet Bakanligi, Jandarma Genel Komutanligi ve MIT mufettislerinden olusan 5 kisilik bir heyet tarafindan 3 ay sureyle arastirilmis sucsuzlugu ispatlamisti.

AGAR VE BASINA SIZDIRILAN RAPORLAR

O yillarda devlet memuru oldugu icin bir aciklama yapmak istemeyen Mehmet Agar, bu tur iddialarin daha once de yapildigini belirterek konuyu pek ciddiye almiyordu elbette. Aradan yillar gectikten sonra bu kez bir baska MIT raporu olayi patlak verecek ve Icisleri Bakanligi'ndan istifa etmek zorunda kalacakti. Simdi herkes su soruyu soruyordu: "Bu rapor oldugu iddia edilen "etudler" basina nasil sizdirilmisti?"

RAPORLAR, PERINCEK VE EYMUR

Bilindigi gibi MIT raporu oldugu iddia edilen bu etudler ilkin Dogu Perincek tarafindan 2000'e Dogru dergisinde kamuoyuna duyurulmustu. Bu etudleri ilk elde eden gazeteci ise Hurriyet gazetesinden Irfan Tastemur olmustu. 30 Ocak 1988 Cumartesi gunu Tastemur, bir arkadasini gormek icin "2000'e Dogru" dergisine gitmis kendisini kapida goren Dogu Perincek'in iceriye davet etmesinin ardindan Perincek agzindaki baklayi cikararak Tastemur'dan belgeleri istemis ve kisa bir sure sonra da Tastemur'u ikna etmisti. Irfan Tastemur'un iddialarina gore MIT belgelerini kendisine sizdiran Mehmet Eymur'un bizzat kendisiydi. Ancak mahkeme durusmalarinda Mehmet Eymur, yayinlanan MIT belgelerinin aslina uygun olmadigini, bununla birlikte belgeleri kendisinin sizdirmadigini soyluyordu. Nitekim gazeteci Irfan Tastemur konuyla ilgili "2000'e Dogru" dergisinde yer alan yazisinda soyle diyordu: "Mehmet Eymur'un dedigi gibi, bizim yayinladigimiz haberde MIT raporunda aktarilan bolumler kelimesi kelimesine yer almadi. Eymur raporla haber arasinda celiskiler var diyor. Mumkundur... Oysa biz bu bolumleri raporun parcalari olarak koymamistik. Bunlar gazeteci olarak ogrendigimiz bilgilerdi."

Yani "2000'e Dogru" MIT raporu diye yayimlanan dosyaya gazeteciler de kendi bilgilerini eklemeyi uygun gormuslerdi.

II. MIT RAPORU OLAYI

2000'e Dogru dergisi yillar sonra Aydinlik dergisi oldu. 22 Eylul 1996 tarihli 483. sayisinda kamuoyunda II. MIT raporu diye bilinen bir rapor yayimlandi. Kisa sure sonra boyle bir MIT raporu olmadigi, olanin sadece bir etud calismasi oldugu anlasildi. Etudde Emniyet Genel Mudurlugu tarafindan PKK ve Dev-Sol'a karsi faaliyetler icin kullaniliyor goruntusu ile ozel bir suc orgutunun kuruldugu, tehdit, gasp, harac, uyusturucu kacakciligi, cinayet gibi suclarin icinde oldugu bu grubun ayni zamanda eski ulkuculerden tesekkul ettigi belirtiliyordu. Habere gore bu grup dogrudan Mehmet Agar'a bagli olup Korkut Eken tarafindan sevk ve idare ediliyordu. Haberde Susurluk'taki trafik kazasinda hayatini yitiren Abdullah Catli ile ilgili son derece ayrintili bilgiler veriliyordu:

"1. Abdullah Catli, Remziye oglu, 1956 Nevsehir dogumlu, 1977 Ulku Ocaklari Dernegi Ankara Subesi Baskani, 1978 Ulku Ocaklari 2. Baskani, 1978'de Ankara Bahcelievler'de 7 TIP'linin oldurulmesi olayi sanigi, Mehmet Ali Agca'nin kacisina yardim, 1982 cinayetten aranma, Papa suikastinin planlayicisi oldugu, idama mahkum, uyusturucu kacakcisi. Mehmet Ozbay adina kimlik tasimaktadir. Polis kimligi ve yesil pasaportu vardir. (...)

Haberde baska kimlerin ismi geciyordu? Haluk Kirci, Abdurrahman Bugday, Sami Hosnav, Sedat Peker, Mehmet Gozen, Ali Yasak (Drej Ali) ve daha bircok isim.

Burada karsimiza cikan seyin kesinlikle bir rapor olmayip bir etudun sadece Aydinlik dergisine sizdirilan bazi parcalari oldugu belli. MIT'in bunlara sahip cikmamasinin sebebi budur. Etudler ham bilgilerden olusurlar ve kesinlik arz etmezler.

KONTR-TEROR MERKEZI

Bilindigi gibi gectigimiz mart ayinda MIT, kendi bunyesinde bir kontr-teror daire baskanligi kuruldugunu davet ettigi basin mensuplarina resmen acikliyor ve bu birimin basina Mehmet Eymur'un getirildigini duyuruyordu.

Kontr-teror biriminin diger birimlerden farki yurtdisinda da eylem yapilabilmesinin resmen mumkun kilinmasiydi. Yani 1980'den sonra, donemin Genelkurmay Baskani ve Sikiyonetim Komutani Orgeneral Kenan Evren tarafindan ASALA'ya karsi Hiram Abas'a kurdurtulan ve fakat daha sonra Emniyet Genel Mudurlugu'nden bazi isimlerin kontrolune giren ozel guc artik varlik sebebini yitiriyordu. Eymur ile Mehmet Agar arasindaki catisma burada acikca ortaya cikiyordu. Bu yuzden Mehmet Agar'in elinde bulundurdugu ve kimi zaman da zararli olabilen bu gucu dagitmanin vakti gelmisti. Ve dugmeye basildi.

Sol cevrelerin ve ozellikle Aydinlik'in bu kavgada sessiz kalmasi dusunulemezdi cunku bu surec icerisinde Mehmet Agar nisan ayinda cezaevleri ile ilgili bir dizi duzenlemeye gitmeye basliyordu. 8 Nisan 1996 tarihinde Ertugrul Ozkok, Hurriyet gazetesindeki kosesinde soyle diyordu: "Agar cezaevlerindeki kaotik durumu cozmeye kesin kararli. Ama Turkiye'nin 12 Mart'tan beri cozemedigi bu sorunu nasil cozecek? Biraz can yanacak ama bu isi halledecegim. Bizi vururlar diye hicbir sey yapmadan oturmayiz. Bu sozler cok iddiali. Agar bir adim daha ileri gidiyor ve Adalet Bakanligi'nda baslattigi buyuk degisikligin isaretini su sozlerle veriyor: Ben zaten hedefim. Hicbir seyden korkum yok. Ama once bu isi yapacak adamlari getirmem gerekiyor. Cesur adamlara ihtiyacim var. Bunu Milli Guvenlik Kurulu'nda anlattim.

Bu sozler cok tanidik bir Mehmet Agar portresi ortaya cikariyor. Istanbul Emniyet Mudurlugu yaptigi sirada, Dev-Sol'un butun tehditlerine ragmen teror orgutunun uzerine giderdi. O nedenle de halk tarafindan da tutulan bir polis muduruydu."

Ertugrul Ozkok nedense Susurluk'taki kaza sonrasinda bu sozlerini unuttu.

PERINCEK NEREDE YANILIYOR?

Perincek MIT raporlarini kaynak gostererek bircok ismi birtakim suclarla itham etti. Oysa su an MIT mustesar yardimcisi olan Mehmet Eymur'un Dogu Perincek ile ilgili hazirladigi bir seyler yok muydu? Eger 1 ve 2. MIT raporlarinda gecen ifadelere inanmamiz gerekiyorsa, Mehmet Eymur'un Dogu Perincek icin soylediklerine de inanmamiz gerekmez mi?

FABRIKATOR

(Amerikan Istihbarat Servisi tarafindan kullanilan bir terim olup siyasi ve sahsi maksatlar icin genellikle hakiki ajan kaynaklarina sahip olmaksizin uydurma ve sisirme haber ureten sahis ve grup anlamindadir. Paper Mill (Kagit Fabrikasi) tabiri de ayni maksatla kullanilmaktadir.

Aralik 1977'de Savasman'a suc ustu yapilmasindan hemen sonra Savasman'a sucustu yapanlara karsi taarruz hazirliklari basladi. Hiram Bey'in ozel evraklarindan yararlanarak bu konuyu inceleyelim. Hiram Bey'e gore "Covert Action Operation" (Ortulu-gizli-faaliyet operasyonlari: Hakiki

organizatoru gizlemek ve gerektiginde onun iliskisini ve sorumlulugunu reddetmek imkani olusturmak amaciyla planlanan ve uygulanan operasyonlardir.) icin kullanilan fabrikator, basinda Dogu Perincek'in bulundugu TIKP (Turkiye Isci Koylu Partisi)'nin yayin organi AYDINLIK gazetesi idi.

1968 yilinda TIP (Turkiye Isci Partisi)'in genclik orgutu olan Fikir Kulupleri Federasyonu Baskanligi'na gelen Dogu Perincek, 1969 yilinda Milli Demokratik Devrim konusunda Mihri Belli ile arasinda gorus ayriligi cikmasi uzerine Beyaz Aydinlik isimli bir grubun liderligini ustlenmisti. 1971 yilinda Perincek, Omer Ozerturgut ile birlikte PDA (Proleter Devrimci Aydinlik) hareketinin illegal partisi olarak TIIKP (Turkiye Ihtilalci Isci Koylu Partisi)'yi kurdu. TIIKP kendisini Mustafa Suphi ve Sefik Husnu donemindeki TKP'nin mirascisi sayiyor, Zeki Bastimar ve Ismail Bilen donemindeki TKP'yi hain olarak nitelendiriyordu. 1978 yilinda Perincek TIKP'yi kurdu ve genel baskanligini deruhte etti. Parti taktikleri arasinda, firsat kollamak, uzun sureli bir catisma ve mucadele yurutmek, dusmani daraltmak, birlesebilinecek butun guclerle birlesmek gibi yontemler vardi. Hedef legal olanaklari sonuna kadar kullanarak guclenmekti. Silahli eylemler ilerideki asamada dusunulmeliydi.

12 Eylul'den sonra Perincek partisine, yazilara dikkat edilmesini, yonetim, aleyhine herhangi bir tavir alinmamasini, aleyhte soz soylenmemesine ozen gosterilmesini tembih etmisti. Yonetim TIKP'yi de kapatti.

Perincek 1 Subat 1988'de SP'yi kurdu. Parti, milli demokratik devrim stratejisini benimsemekte ve sosyalist bir devlet bicimini amaclamaktaydi. Parti ayni zamanda bir zamanlar en buyuk dusmani olan Abdullah Ocalan'in da propagandasini yapiyordu. (...)

Iste, Hiram Bey'in fabrikatorun basi olarak nitelendirdigi Perincek, cizgileri sik sik degisen bir adamdi. (...)

Aydinlik'in ilk gunlerinde haber ve makalelerden sorumlu muduru S. Aydogan Buyukozden eski bir orgut uyesiydi. Istanbul'da Robert Kolej'de gorevli bir Ingiliz'e ait lojmanda telsizle ve basinda perukla yakalanmisti. Ingiliz'e ait bu ev orgut mensuplarinin saklandigi bir barinak haline gelmisti.

Hiram Bey, Perincek grubunun aktif bir mensubu olan ve bir basin kurulusunun temsilcisi olarak Ingiltere'ye yerlesen Nuri Colakoglu'ndan supheleniyordu. Resmi bir toplantida Ingilizlerden Colakoglu ile iliski derecelerini sordurdu. Ingilizler topu Almanlara attilar. Bazi Ingiliz diplomatlarinin Colakoglu ile birkac temasi olmustu. Ama Colakoglu'nun Almanlarla iliskili oldugunu zannediyorlardi.

Ortaya bir de Almanlar cikmisti. Bircok illegal Turk orgutunu bunyesinde barindiran, PKK faaliyetlerine destek veren Almanya'nin boyle bir faaliyetin arkasinda olmasi garipsenecek bir sey degildi. Belki de Aydinlik, yurdumuzun iplerini ellerinde tutmak isteyen Batili devletlerce mustereken yurutulen, Turkiye'ye yonelik, bir yabanci servisin mensuplari ile iliskilere dayali olarak en basit anlamdaki isbirliginden baslayip, ortak operasyonlara kadar yonelebilen her turlu faaliyetten olusan bir operasyon mahsulu cok babali bir cocuktu. (...) Hiram Bey'e gore Aydinlik'in Turkiye'deki misyonu suydu:

1. Turkiye'de hizla gelisen ve Bati dunyasi icin tehlikeli hale gelen Sovyet solunu yeni bir doktrinle bolmek, birbirine dusurmek, parcalamak, etkisiz hale getirmek.

2. Devlet icinde, orduda MIT'te, poliste, ozel harpte, tarafsiz cizgide olan, dusunce ve faaliyetleri ile organizator icin tehlikeli olabilecek unsurlari tasfiye etmek. Bu kilit muesseselerde etkinligini artirmak. 3. Turkiye'de politik ve ekonomik istikrarsizligi pompalayan faaliyetleri devam ettirerek, ulkenin guclenip organizatorun emelleri disinda tamamen bagimsiz ve milli bir politika izlemesini engellemek."

MIT Mustesar Yardimcisi Mehmet Eymur'un Analiz adli kitabinda Dogu Perincek ile ilgili iddialar uzayip gidiyor. Insanlar artik kime inanacagini da sasirdi. Yillardir Turkiye Cumhuriyeti Devleti'nde gorev yapmis bir MIT mustesar yardimcisina mi? Yoksa Perincek'e mi? Gercekler er gec su yuzune cikacaktir.

Gala gecesinde odul yagmuru

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfi'nin sponsorlugu ile cekilen Kopekler Adasi filminin galasi seckin davetlilerin katilimiyla Cemal Resit Rey Konser Salonu'nda yapildi.

ISTANBUL (ZAMAN)- Gazeteciler ve Yazarlar Vakfi'nin sponsorlugu ile cekilen Halit Refig'in yonetmenligini yaptigi 'Kopekler Adasi' filminin galasi evvelki aksam Cemal Resit Rey Konser Salonu'nda yapildi. Seckin bir izleyici toplulugunun katildigi toren 19.00'da verilen bir kokteylle basladi. Ardindan filmin icerigiyle paralellik arzeden cevre, doga ve hayvan sevgisi temalarina atfen cevre, doga ve hayvan dostlarina oduller verildi. Odul yagmuruna bogulan gecede pek cok surpriz an yasandi. Odul toreninin uzamasi nedeniyle filmin gosterimi ancak 22.15'te gerceklestirilebildi. Buna ragmen davetlillerin ekseriyetinin gosterimi beklemis olmasi dikkati cekti.

ODUL YAGMURU

Modern kent yasaminin bireyler arasinda meydana getirdigi iletisimsizligi, yalnizligi, itilmisligi, aldatilmisligi; doga, cevre ve hayvan sevgisi gibi temalarla paralel olarak isleyen, gunumuz insaninin icine dustugu manevi bunalimlara isaret ederek, olum fikrinin kacinilmazligi uzerine yogunlasan filmin gosteriminden evvel bircok doga, cevre ve hayvansever kuruluslara, kisilere oduller verildi. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfi'na 'doga ve hayvan sevgisini uygulamaya koyucu basarili calismalari' sebebiyle, TBMM Baskani Mustafa Kalemli'nin esi Betul Kalemli, Prof. Dr.Ismet Sungurbey, Prof.Dr.Zafer Ayvaz, Dogal Hayati Koruma Dernegi Baskani Nergis Yazgan, Dr.Ilhan Gokgol, Faruk Yalcin, Esin Elingur, Ediz Hun, Nevzat Ceylan ile Turkan Akalin ve Nurten Akoral'a odul verildi.

Ankara'da sahipsiz hayvanlara barinak kurmasi nedeniyle odule layik gorulen Betul Kalemli, odulunu, DYP Genel Baskan Yardimcisi Riza Akcali'dan alirken, Nergis Yazgan'a odulunu Turkiye Buyuk Millet Meclisi Baskani Mustafa Kalemli verdi.

Gecede ayrica, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfi tarafindan odule deger gorulen 'Kopekler Adasi' filminin yonetmeni Halit Refig odulunu Vakif Genel Baskani Latif Erdogan'dan aldi. Refig, odulu aldiktan sonra yaptigi konusmada, 'Oldugumde mezar tasima (Gayretli bir yonetmen, gercek bir hayvanseverdi) yazilsin' dedi.

Filmin basrol oyuncularindan Tanju Gursu'ya odulunu Cuneyt Arkin, diger basrol oyuncusu Perihan Savas'a ise Colpan Ilhan verdi.

Gala gecesinde sanat cevresinden sair Hilmi Yavuz, Besir Ayvazoglu, Mustafa Armagan, Selim Ileri, Colpan Ilhan, Cuneyt Arkin, Betul Arkin, Mustafa Keser, Ediz Hun, Leman Sam, yer alirken siyasilerden Cevre Bakani Ziyattin Tokar, DSP Milletvekili Ismail Cem, Necati Cetinkaya ve Istanbul Buyuksehir Belediye Baskan Vekili Ali Mufit Gurtuna ile cok sayida vakif uyesi ve davetli katildi.

Taliban tekrar kuzeye ilerliyor

KABIL (cha) - Afganistan'da baskent Kabil'i elinde tutan Taliban birliklerinin baskentin 40 km kuzeyinde bulunan ve stratejik oneme sahip Karabag ve Istalif koylerini ele gecirerek, Kabil'in kuzeyinde ilerledigi bildirildi. Kabil Valisi Molla Kairulah Khairkhaw, onceki gun baslayan ve 24 saat suren yogun catismalardan sonra Taliban savascilarinin, muhalefet guclerinin en az 10 kilometre geri cekilmesini sagladiklarini soyledi.

Catismalarda pek cok kisinin oldugunu belirten Khairkhaw, 200 kisiyi de rehin aldiklarini kaydetti. Molla Khairkhaw, Taliban'in Uluslararasi Kizilhac Komitesi yetkilileri ile muhaliflerin olulerinin iadesi icin gorusmeler yaptigini da belirtti.

HER TARAF CESED DOLU

Dun sabah Karabag'a giden gazeteciler de, yollarin kenarlarinda cok sayida muhalifin cesetlerini gorduklerini bildirirken, Taliban birliklerinin ilerlemesine misilleme olarak karsi guclere ait 2 ucagin Kabil'e duzenledigi bombali saldirida 6 kisinin yaralandigi belirtiliyor. Cuma gunu baslayan saldirilar sonucunda Taliban'in uzun suredir sabitlesmis olan mevzilerin yerini degistirdigi ve savasa bir baska boyut kazandirdigi soyleniyor. Taliban'in ayrica zaferlerini simgelemek icin sariklarindan kestikleri beyaz bezden bayraklari sallandirdiklari da bolgeden gelen haberler arasinda yer aliyor.

Peru'da rehine inadi suruyor

LIMA- Peru'nun baskenti Lima'da 13 gunden beri devam eden rehine krizinde MRTA gerillalari, giderek artan uluslararasi baskiya ragmen, hapiste olan arkadaslarinin serbest birakilmasi sartindan vazgecmeden eylemi israrla surduruyorlar. Lima'da guvenlik tedbirleri biraz daha artirilirken, G-7 ulkeleri ile Rusya, Devlet Baskani Alberto Fujimori'ye her turlu destegi vereceklerini acikladilar. Ancak, ilk ortak aciklamaya katilan Japonya dun yaptigi aciklamada krizin insan kaybi olmadan sona erdirilmesi gerektigini belirtti. Japonya Basbakani Ryutaro Hashimoto, teroristlerle kucuk de olsa bir uzlasma avantaji oldugunu belirterek, rehinelerin hayatlarini koruyacak bir cozumden yana olduklarini dile getirdi.

Bati Trakya'da cami tamirine engel

ATINA - Yunanistan, Bati Trakya'da Iskece'ye bagli Koyunkoy'de yasal izinle yapilirken, polisin saldirisiyla durdurulan cami onariminin, "izne aykiri" yapildigini iddia etti. Yunanistan Disisleri Bakanligi'ndan yapilan aciklamada, B.Trakya'da esit hak ve adalet ile din ozgurlugunun bulundugu one suruldu. Aciklamada, Turkiye'nin "hayali olaylardan soz edip, B.Trakya'da Yunan vatandasi Muslumanlar ile Hiristiyanlar arasindaki ahenkli yasami sarsma niyeti guttugu" iddiasina da yer verildi. Yunan polisi, onarilmakta olan bir camiye baskin yaparak, 16 Turk isciyi tutuklamis, 1 Turk koyluyu de doverek hastanelik etmisti. (aa)