'Kurtuldum; ama kalbim orada kaldi'
Butun zamanlarin en pahali yapimi olan Titanic'te yonetmen James Cameron, trajik bir ask oykusunu Titanic'in macerasiyla birlikte epik bir dille anlatiyor.

Titanik

Orj.Adi: Titanic Yon: James Cameron Oyn: Leonardo Di Caprio, Kate Winslet, Billy Zane, Kathy Bates, Bill Paxton, Gloria Stuart Sen: James Cameron Gor.Yon. Peter Lamont

ERCUMENT DURSUN

Titanik, yuzyilin en onemli ve anlamli deniz facialarindan biri olarak tarihe gecti.

Titanic, bu trajik yonuyle bircok kez sinemaya konu oldu. Ve son olarak James Cameron, Titanik'in batiginin bulunmasindan hareketle bu konuya tekrar egildi.

Titanik, cok boyutlu ve yan hikayelerle beslenen bir oyku. Cameron acikcasi bu dalli-budakli yapi icinde ne yapacagina fazla karar verememis bir goruntuyle cikiyor karsimiza. Ama sonuc itibariyle izleyenleri rahatlatan, onlara istediklerini veren ve uc saati bulan uzun soluklu bu macerada bizi tatmin eden bir film ortaya cikariyor. Titanik gibi icinden yuzlerce hikayenin cikarilabilecegi bir olayda Cameron'un yaptigi gibi her birinden birer nebze alarak bir potpori olusturabilirsiniz. Ve tabii ki kacinilmaz final olan batis sahnesiz asla ve asla seyirciyi ikna edemezsiniz. Ben filmi metaforik olarak okumayi yegledim. Yani, Jack (Dicaprio) ve Rose'un (Kate Winslet) siniflar ustu aski, geminin luks ve ihtisami, gemi sahiplerinin gururu, aristokrasinin igrenc iki yuzlulugu, sinif ayrimciliginin insan hayati uzerindeki kiyici uygulamalari, Yeni Dunya'nin Avrupa'lilar icin ifade ettigi anlam, yuzyil basinda teknolojinin insanlar icin ifade ettigi anlam ve butun bunlarin ustunde hukmunu soyleyen ask.

ASK OLMAZSA OLMAZ

Ticari acidan romantizm en etkili ve vurucu etkidir sinemacilar icin. Eger ticari ve populer bir film yapiyorsaniz bunun olmazsa olmaz kosullarindan biridir romantizm. Cameron filminin odagindaki bu ask hikayesini siniflar arasi catisma baglaminda ele aliyor. Alt siniftan (!) genc ressam Jack ve aristokrasinin taze gulu Rose. Ikisinin ortak noktasi resim ve ozgurluk tutkularidir. Fakat Rose icinde yasadigi cevrenin boguculugundan iradesiyle kurtulamaycak kadar, onlari reddedemeyecek kadar iradesizdir veya kendini henuz kesfedememistir. Jack ise tipik bir Yeni Dunyali'dir. Ozgur ve basina buyruk. Her turlu sinifsal tasniflerin disinda gunden gune yasayan, ruzgarin saclarini ozgurce oksamasini aristokrat ve burjuvazi degerlerine tercih edecek kadar yasama bagli ve hur. Rose ise bir turlu icine sindiremedigi yasamin icinde gunden gune bir bataga suruklendigini hissetmekte; ama bir sey yapamamaktadir. Ailesinin mali sikintisindan dolayi istemedigi halde zengin bir isadamiyla evlendirilmektedir. Daha 17 yasinda ve nisanlisinin anlamadigi ve kesinlikle anlamak istemeyecegi bir dunyanin esigindedir. Cameron bize Titanik'in ihtisamli oykusu yaninda bu derin sinifsal ayrimlari bu ask metaforuyla anlatiyor. Fakat kisa ve kucuk firca darbeleriyle.

DERIN SINIFSAL AYRIMLAR

'Uzak Ufuklar'in Nicole Kidman'i kadar ozgurluk tutkusu ve Yeni Dunya ozlemi tasimasa bile Titanik'in Rose'u da cikis aramaktadir. Gariptir 'Uzak Ufuklar'in tersine Titanik'te Yeni Dunya'nin bir umutlar ve ozgurlukler ulkesi oldugu dusuncesini bir erkek temsil etmektedir. Film esasinda Amerika'nin nasil bir dogus yasadigini imliyor. Avrupa'nin burjuva ve aristokratik sinif yapisina karsilik Yeni Dunya'nin ozgurlukler ve ruyalar ulkesi olusu. Cameron, hikayesinde bu sinifsal ayrimi, aristokrasinin ustunluk ve gosteris tutkusunu ustune basa basa elestiriyor. Gemideki kamara dagilimlari, ust katlara dogru degisen ve hizla yukselen konfor ve altlara dogru gittikce baslayan sefalet ve eziyet. Ilginctir filmin bir sahnesinde geminin en tepesinden baslayan kosu kazan dairesini de gecerek ambarda sonlanirken bu derin sinifsal celiskilere de parmak basar. Hatta Cameron bu elestirisini o kadar abartir ki geminin batisi esnasinda Rose'un annesi tahliye sandallarina bindirilirken soyle der: 'Sandallarda sinif ayrimi gozetilecek degil mi?'

YENI DUNYA YENI UMUTLAR

Yeni Kita'nin Avrupali gocmenlere yeni umutlar vaadettigi muhakkak. Ancak bunlarin ne kadar gerceklestigi tartisilir. Bu vaad her turlu sinif icin bir anlam ifade ediyordu. Aristokrasi icin Yeni Dunya, artik cokmeye baslayan ihtisamlarinin yeniden kuracaklari bir umut kapisi. Orta ve alt tabaka (!) icin ise bir turlu kiramadiklari aristokratik baskidan kurtulus ve yukselme arzusu. Ve Titanik batarak aslinda onlarin bu umutlarina ve bu umutlarinin ardinda sakli derin duygulara bir ikaz degil miydi?

ASKIN GUCU

Cameron bence harika bir kurgu gerceklestirmis. Titanik'in dunu ve bugunu. Belgesel goruntulerle acilan film, batik Titanik goruntuleriyle gunumuze baglanir. Ve sonra ustaca bir kurguyla yasli Rose Dawson'in anilariyla tekrar gecmise doner. Cameron bu kurguyla aslinda Titanik'in yasadigi trajedinin ardindaki anlama bizi cagirir. Fakat bunu yaparken sinemanin anlam ve bilinc yaratma gucunu sonuna kadar somurur. Gerceklik algimizi kurguyla parcalayarak bize yeni ve ne oldugundan emin olamadigimiz bir gercek sunar. Bu yonuyle Titanik'in bir kurgu harikasi oldugu soylenebilir. Ve en onemlisi de define avcisinin agzindan ifade edilen su sozlerle asil temaya parmak basar: 'Titanik benim icin sadece hazinlerle dolu bir batikti. Onun boylesine duygu dolu bir anlami oldugunu hic dusunmemistim.' Yasli Rose yasadigi buyuk ve trajik aski buyuk bir sogukkanlilik ve metanet icinde anlatirken kamera onun yuzundeki ve parmaklarindaki kivrimlar arasinda tarihin gizemli dehlizlerine dalar gibi Titanik'in tarihine gidip gelir. Titanik ayni zamanda buyuk bir askin da mezari olmustur. Burada filmin gerceklik anlayisi epike kayar. Hayalin butun sinirlarini zorlayarak olanaksiz bir ask, yine ayni sekilde inanilmasi guc ve sasirtici ve bazen de gereksiz uzatmalarla dogar. Ama ne gam ask hayal de olsa asktir, degil mi? Ve ask hukmunu soyler, sinifsal ve ekonomik zincirler kirilir. Yasama umudu olur, var olmak icin bir anlam vardir. Cunku ask vardir.

FELAKETLER VE DEHSET ANLARI

Filmin belki de en etkileyici anlari korku ve duygusalligin ic ice gectigi batis sahneleri. Buzdagina carptiktan sonra ki korku ve telas. Yuzlerde okunan dehset ifadeleri. Caresizlik ve korkunun hukum surdugu dehset anlarinda orkestra dugun sarkisi calmaktadir. Ama onlar da trajedinin buyuklugunun farkina varinca cenaze marsi calmaya baslarlar. Ve bu orkestranin son konseri olur. Acik havada, yildizlar altinda ve feryatlar arasinda. Onlarin alkisi Titanik yarilma sesi ve kosusturan insanlarin hay huyu olur. Bunun yanisira Rose ve Jack'in kurtulma mucadeleleri inandiriciligin cok cok otesinde. Olmayacak engeller, uzadikca uzayan terslikler vs.

Uc bucuk saati bulan bu epik-trajik-romantik oykude muhakkak ki kusurlar ve elestirilecek yonler var. Hikayenin cok boyutlulugu ve daginikligindan kaynaklanan karakterlerinin yerli yerinde islenememe sorunu gibi. Hikayenin oyku agirliginin sadece batis ve ask ikilisine takilmasi gibi.

Ama ben bu filmi sevdim. Askin gucu icin sevdim. Ve verili degerler, kisitlamalar, yasaklar karsisinda askin ve inancin gucunu temsil ettigi icin.

Ve ask hukmunu soyledi. Kendini verememisti; ama ona kalbini verdi. Kurtulmustu; ama kalbi orada kalmisti.