9 Mart 1998, Pazartesi
Zaman'a dair...
Guncel
Dunyadan
Ekonomi
Kultur
Spor
Yazarlar
Arsiv
Medya

Text Only
Temel Harfler


Kosova ates cemberinde
BEHICUDDIN SEHABI *
Gectigimiz hafta sonunda Kosova'da meydana gelen kanli olaylardan sonra, bu bolge dunya gundeminin odagi haline geldi. Aslinda Kosova Muslumanlarinin sikinti, cile ve istiraplari senelerdir surmektedir. Fakat Sirp katliami neticesinde dokulen kanlar, durumun ne denli ciddi oldugunu bir daha dunya kamuoyuna gostermistir. Sirp boyundurugu ve isgali altinda senelerce sessizce direnen bu masum insanlarin tek sucu, bu bolgede ahalinin yuzde 95'ini teskil etmelerine ragmen hicbir insani haklara sahip olmamalaridir.
Kosova probleminin yakin tarihine bir goz atacak olursak, parcalanan eski Yugoslavya'nin iki ozerk bolgesinden biri olarak, hatiralardan silinmek istenen o eski devletin 1974 Anayasasi'nda verilen haklarla milli ve manevi kimligine sahip olmayi basaran Kosova'nin, kisa bir zamanda buyuk ilerlemeler kaydettigi gorulecektir. Ancak bu ilerlemeye tahammul edemeyen kara taassuplu Sirp milliyetcileri, 1981 yilinin nisan ayinda Arnavutlarin alinan haklarini korumak icin yaptiklari gosterilerde komunizm adina siddet kullanarak, bugun bile butun siddetiyle kanayan bir yara acmistir. Bu taassubun kulminasyonu, o zaman bir komunist lider olarak Balkanlar'in Neron'u Milosevic'in 1989 yilinda, Sirplarin Osmanlilarla yaptiklari Kosova Meydan Muharebesi'nin 600. yildonumu dolayisiyla Gazimestan denen yerde yaptigi konusmayla had safhaya varmistir. Bosna-Hersek katliaminin da isaretini veren bu mitingde Milosevic, ilk defa "Sirbistan bir butundur. Kosova Sirbistan'in ayrilmaz bir parcasidir. Canimizi verir Kosova'yi vermeyiz. Bu topraklar Hiristiyan Avrupa'nin Islam'a karsi kalesidir." gibi parolalar kullanarak, Balkanlar'da Sirp milliyetciliginin en cirkef tablosunu ciziyordu. Bu yeni gelismelerden sonra Kosova Arnavutlari, baslarina gelebilecek belanin farkina vararak, 2 Temmuz 1990 tarihinde Kacanik sehrinde bir anayasa kabul ederek Kosova'nin bagimsizligini ilan etmis, Yugoslavya'nin parcalanmasindan sonra "Bagimsiz Kosova Cumhuriyeti" olarak barisci yollarla mucadelelerine devam etmeye karar vermistir. Bu hadiseden sonra Kosova'yi tamamiyle isgal eden Sirplar, sistematik bir sekilde Arnavutlari devlet ve kamu kuruluslarindan uzaklastirip, dunyada benzeri gorulmeyen, bir Apartheid politikasi uygulayarak sinsi ve sakin bir soykirim baslatmistir. 1991 yilinda Yugoslavya'nin parcalanmasi ve bilhassa Bosna-Hersek savasiyla dunya kamuoyunun dikkatini Kosova'dan uzaklastiran Sirplar, malum oldugu uzere, Kosova'daki katliami daha sonraki yillara ertelediler.
1995 Dayton Anlasmasi'nda Aliya Izzetbegovic'in samimi arzularina ragmen ele alinmayan Kosova, bu anlasmadan sonra, kanli hadiselerle yine dunya gundemine girdi. Bagimsizliklarinda kararli olan Kosova Arnavutlari, Kosova Demokratik Birligi Partisi'nden Cumhurbaskani Ibrahim Rugova'nin etrafinda toplanarak, barisci tavir ve diyalog arzularini israrla ortaya koymalarina ragmen bunun olumlu bir sonuc vermeyecegini acikca ortaya koymustur. Bu sekilde mucadeleye artik tahammul edemeyen ve en nihayet ne pahasina olursa olsun Sirp boyundurugu altindan kurtulmak isteyenler, Sirplara artik boyun egmeyeceklerini ve gerekirse silahli mucadeleye baslayacaklarini acikladilar. Bu kisiler, "Kosova Kurtulus Ordusu" adi altinda bir teskilat kurarak, kirsal bolgelerde kontrolu ele gecirmeye basladilar. Basta Ibrahim Rugova ve Kosova Cumhuriyeti'nin diger yoneticileri ve parti yetkilileri bu orduyu resmi ve yasal kabul etmemelerine ragmen onun bir realite oldugunu da inkar etmediler.
Bu yil icinde, kamuoyuna gonderdigi bildirilerle halkin sempatisi ve destegini alan Kosova Kurtulus Ordusu'nun basta gelen hedeflerinden biri, masum halki Bosna Savasi'nda ad yapmis olan Sirp canisi Jelko Rajnatovic Arkan ve onun gibi dusunenlerden korumak oldugunu bildirileriyle ilan ederek dunya gundeminin ilgisini cekti. Fakat ABD'li diplomat Gelbarth'in bu orduyu terorist ilan etmesi, Kosovali Arnavutlari buyuk bir hayal kirikligina ugratti. Uluslararasi faktorun Kosova meselesine daha ciddi ve gercekci bir sekilde egilmesinin ne denli onemli oldugunu, son hadiseler acikca gostermistir.
Drenitsa bolgesindeki katliamlar, 1992 yilinda Bosna'da yapilan senaryolarin Kosova'da da bir benzeri oldugunu gostermektedir. Skenderay Belediyesi'ne bagli bu bolgede coluk cocuk demeden 28 masum kisinin Sirp teroristleri tarafindan barbarca katledilmeleri, Allah korusun, cok buyuk boyutlu bir soykirimin baslangicini haber vermektedir. Yaklasik 400 bin kisinin katildigi cenaze toreninde, Ahmetay sulalesinin yetim kalan 50 cocugunun masum bakislarini maalesef ne dunya kamuoyu, ne de dunya cocuk teskilati UNICEF gorebilmistir. Cunku Sirp isgalcileri, gazetecilerin ve kameralarin bu hadiseyi goruntulemelerine izin vermemistir. Kirez, Likosan ve Prekaz koylerindeki katliami protesto etmek amaciyla 2 Mart 1998 tarihinde Pristine sokaklarinda gosteri yapan 50 bine yakin sivile siddet kullanan Sirp ozel polisleri, 5 Mart 1998 tarihinde adi gecen koylere yaptiklari buyuk captaki operasyonlarla 30 masum kisinin daha olumune sebebiyet vermis ve Prekaz Koyu'nu yakarak yerle bir etmistir. Bu catismalarda 8 Sirp polisinin oldurulmesi de, Arnavut halkinin masum insanlarini koruma mucadelesinde kararli oldugunu gostermektedir.
Kosova'daki bu kanli hadiseleri kinamak icin; Arnavutluk ve Makedonya'da da protesto gosterileri duzenlenmektedir. Bu yazi yazildigi esnada, Uskup'te on binlerce Musluman'in katildigi teroru kinayan ve Kosova Muslumanlariyla dayanisma gosteren buyuk bir miting duzenlenmektedir. Hadiselerin hangi yonde gelisecegi mechuldur. Fakat, gelismeler gosteriyor ki, Kosova'da ikinci bir Bosna katilami baslamistir ve uluslararasi camia, zamaninda tedbir almazsa, butun bolge bir ates cemberine ram olacaktir. Bilhassa Turkiye ve diger Islam ulkelerinin konuya ciddiyetle egilmeleri, buyuk bir mecburiyettir. Cunku, Kosova gecmisteki tarihiyle, bunyesinde barindirdigi Islam kulturuyle ve yuzde 95 Arnavut ahaliden yuzde 92'sinin Musluman olmasiyla, her halukarda bu konunun Muslumanlarin nazari dikkatinde olmasi gerekmektedir.
(*) El Hilal Insani ve Kultur Teskilati Sekreteri / USKUP




ZAMAN ]lk Sayfa
© 1998 Feza Gazetecilik A.S.