









|
|
Ayine-I Iskender
Iskender Pala
Gravurlerde haci olmak
Gravurlere dalip tarihte yasamanin hazzina vardiniz mi hic? O ne doyumsuz keyiftir o!..
Su anda onumuzde Hayat Mecmuasi'nin 1963 yilinda yayinlanmis sayilarindan
birine ait, atlas ebatinda, dikissiz 4 sayfalik bir ilave nusha var. "173 yil once yapilmis
gravurlerle bir hac toreni" basligi altinda 1790 yilinda Istanbul'dan kutsal beldelere
gonderilen surre alayini gravurlerle anlatan bir nusha. Besbelli ki mecmuanin ilavesi olarak cerceveletilip
asilmak uzere hediye edilmis.
Ilk sayfaya soyle bir aciklama yazmis ilgililer:
"Yayinladigimiz gravurler, Isvec'in Istanbul maslahatguzari olarak uzun
yillar Istanbul'da bulunmus, dogu dillerini ogrenmis ve hakkimizda 7 ciltlik 'Tableau Général de
L'Empire Othoman= Osmanli Imparatorlugu'nun Umumi Gorunusu' adli eseri kaleme almis
olan Moradgea d'Ohsson'dan alinmistir. Gravurlerin bulundugu II. cilt, 1790 tarihinde Paris'te
basilmistir. Aldigimiz gravurler eserin buyuk boy baskisindadir. Topkapi Sarayi'ndaki
nushasindan aldigimiz gravurleri Kurban Bayrami vesilesiyle okuyucularimiza sunuyoruz."
Bu notun altinda surre alayinin Mekke'ye hareketinde Topkapi Sarayi'nda
yapilan merasimi gosteren Croutelle'nin bir gravuru yer alir. Gravurun altinda soyle bir not vardir:
"Resimde, Surre Alayi'nin Topkapi Sarayi'ndan hareket sahnesi
canlandirilmistir. Kizlararagasi'nin, devenin yularini tutup bir muddet padisahin onunde
dolastirmasi gorulmektedir. Bundan sonra Surre Alayi, o yil surre emini secilen yasli ve pek itimat
edilir bir zata teslim edilir, dualardan sonra Besiktas'a dogru yol almak uzere saraydan
ayrilirdi."
Ikinci ve ucuncu sayfa boydan boya, surre alayinin Besiktas'tan Uskudar'a
gecis merasimine ayrilmis olup Simonet'nin yaptigi muhtesem gravurun altinda su not yer alir:
"Resimde Surre Alayi'nin Besiktas'tan Uskudar'a gecmek uzere
bulundugu an tespit edilmistir. Topkapi Sarayi'ndan Besiktas'a kadar alayin gecisi, butun
Istanbullularin her yil 12 Recep gunu seyrine kostuklari bir manzara idi. Alayin basinda 12 cavus
(padisah yaveri) ve zaimler at uzerinde gorulmekte, onlari yaya baltacilar, 8 kapicibasi takip etmekte,
sonra surrenin kendisine emanet edildigi surre emini ve kahyasi gelmektedir. Surreyi tasiyan devenin
etrafinda 30 kadar baltaci vardir. Baltacilari Mekke ve Medine fakirlerine dagitilacak parayi tasiyan
sekiz katir ve sonra halk toplulugu takip etmektedir."
Ilave nushanin diger resimleri Mekke ve Medine'nin XVIII. asirdaki durumlarini
tasvir eden Berthauld ve Tilhard'in iki panaromik gravurunden olusur. Her ikisi de seyrine doyum
olmayacak guzellikte eserler.
Surre, para kesesi demek. Osmanli Sultanlari Celebi Mehmed'den itibaren Mekke ve
Medine fakirlerine her yil, iki elleri kanda da olsa teberru niteliginde ici para dolu keseler gondermislerdir.
Kah kervanlar olusturarak, kah denizden, kah Hicaz demiryoluyla ve hic aksatmadan. Son surre alayi,
savas icin dahi paraya muhtac olundugu 1918'de gonderilmistir (3.650.000 kurus). Cunki petrolu ve
hac turizmi olmayan kutsal belde halki asirlarca bu para ile gecinmistir.
Onun icindir ki Fahreddin Pasa'nin unlu Medine Mudafaasi'nda, asirlarca
devam eden surre gelenegini birdenbire unutup yerine sahte Ingiliz altinlarini ikame edenlere hep
cigerim yanar.
Bir asir evvelde yasiyor olsaydik, Mekke ve Medine sokaklarinda surre alayindan
teberru almak uzere saf saf olmus fakirleri, hala sultanin omrune dualar ederken gorecektik. Simdi Mekke
ve Medine'de bulunan binlerce haci adayindan biri, o kutsal beldelerin manevi ikliminde saadeti
teneffus ederken acaba eski zamanlari hatirlayip da o eski sultanlar icin de dua ediyor mu dersiniz?!.
Ilahi! Bize de orayi nasip ettigin gun bu yolda tazarruda bulunmayi unutturma!
Tilki faka basinca
Vakt u zamaninda bir evin tazisi ile horozu birbirleriyle arkadas olup monoton gecen
hayatlarindan dertlenir olmuslar. Aralarinda konusurlarken;
- Gidelim baska bir yerde, baska bir koy kuralim, demisler.
Ertesi gun yola koyulmuslar ve bir cayirliga gelip begenmisler. "Koyu burada
kuralim." diyerek biraz istirahate cekilmisler. Horoz bir dikenin uzerinde tunemis; tazi da
cayirlarin arasina sere serpe uzanmis yatmis. Derken uzaktan bir tilki belirmis. Bakmis ki bir dikenin
uzerinde besili bir horoz duruyor. Aklinca kurnaz ya! Hemen yanina sokulup dostane tavirlar, iltifat dolu
sozler ile ondan olup biteni ogrenmeye baslamis. Amaclarinin bir koy kurmak oldugunu anlayinca da
samimi bir teklifte bulunmus:
- Sevgili horoz kardes! Iste bendeniz emrinizdeyim. Bu koyu beraber kuralim.
Horoz cevaplamis:
- Hay hay tilki kardes. Ancak once koyun muhtariyla gorusmen lazim, iste surada
yatiyor. Git bir de ona sor istersen.
Tilki, taziyi da horoz gibi avlama sevdasiyla usulca yanina yaklasmis.
Yaltaklanircasina bir tavirla selam verip soze baslayayim derken tazi uzerine atilip kuyrugunu
kapivermez mi. Tilki can havliyle solugu bir anda karsi yamaclarda almis. Sonra horozla taziya donup;
- Siz, demis, bu kafayla zor seneltirsiniz bu koyu!
Ortaligin haline bakip varin yorumunu siz yapin, degerli okuyucularim.
Beyaz arilar
Size bal kadar tatli, faideli, leziz, guzel ve zevkli bir kitap haber vereyim mi? Sayin Ismet
Bozdag'in bir omur petegine doldurdugu hatiralari Beyaz Arilar. Gectigimiz hafta cikti. Hemen
edinip okuyunuz. Cunki bu kitap cok konusulacak. (Seyran Kitabevi, 0212 259 09 12).
berceste
Harab olupdur ol abad gordugun gonlum
Gaminla dopdoludur sad gordugun gonlum
Hayali (o. 1557)
![ZAMAN ]lk Sayfa](/argit1/icons/9804/zaman.jpg)
© 1998 Feza Gazetecilik A.S.
|