3 Nisan 1998, Cuma
Guncel
Dunyadan
Ekonomi
Kultur
Spor
Yazarlar
Arsiv
Medya

Text Only
Temel Harfler

Iletisim Yazilari

Sadik Ucanlar
Tarafsizlik masali
Zaman zaman 'tarafsizlik'tan soz edenlere bakip, bu masala kendilerinin inanip inanmadiklarini dusunuyor ve 'Hak ile batil arasinda bitaraf olan bertaraf olur' argumanina hak vermekle birlikte, bu argumani kullananlarin da asla ve asla yanli olamayacaklarini sanarak uzuluyorum.
Yigin mediumlarini ellerinde bulunduranlarin 'tarafsizlik' iddialari tumden gulunc. Hangi safdil inanir bu masala.
Inandigimiz masallara kar yagarken lapa lapa ve herkesin dunyada bir durusu, bir bakisi varken; eline gecirdigi bir objektifle dunyaya alabildigine subjektif bakarken hangi tarafsizliktan soz edilebilir! Bilginin yigin mediumu olan televizyon soz konusu olunca ve her ekranin bir ekonomik odaga hizmet amaciyla kararip aydinlandigi dusunulunce, masalimiz tum inanirlik sanslarini da yitirmis olacaktir.
Haberin neredeyse tek bilgi kategorisi haline geldigi ve elHabir'den tumuyle uzaklara savruldugu bir hengamda, ruh ozgur degilken, siradan, teknolojik bir aracin ozgur olabilecegini dusunmek safliktan da ote bir sey olsa gerek.
'Haber'in kriterlerinin bulaniklastigi ve 'hiz' disinda belirleyici bir faktorun kalmadigi bir zamandayiz. Televizyoncu artik 'dogru haber'den degil, 'kaliteli haber'den soz ediyor.
'Haber'in hazirlanma surecinde gectigi teknik ve ahlaki filtreleri dusunelim bir.
Olaylarin gercekligini yitirdigi bir surec bu. Televizyoncunun sundugu ilk gorunum ve bu gorunumun seyircide olusturdugu izlenim neyle degistirilebilir, tahripse eger nasil tamir edilebilir ki? Televizyoncu elindeki objektifin kodlarina tabi iken dilindeki tarafsizlik hikayesine kimi, nasil inandirabilir?
Iletisimin ozune egemen olan faktorler arasinda vicdan ve namusun yeri nedir?
Baudrillard, sorunun evrildigi noktayi soyle isaretliyor: 'Su anda degisen sey, iletisim araclarinin, yani bizzat aracin kendisinin mubadele iliskileri sirasinda belirleyici bir unsur haline gelmesi; yer yer aracin islevine egemen olmasi ve hatta teknolojik olarak icerige, mesaja, iletilen konuya yani iletisimin ozune hakim olmasidir.' Bu durumda televizyonun tum surecleri oldugu kadar onu olusturan, manipule eden ve elinde bulunduran da birer iletisim nesnesi haline geliyor ve tarafsizlik masali masal olmaktan cikiyor, en masum yalani geride birakiyor. Alicinin ilgisini devsirebilmek icin her seyin mubah sayildigi bir meslek, ibahe mezhebi haline geliyor televizyonculuk.
Ortalama seyirciye tuketilmek uzere sunulan paketin icine neler, kimler girmiyor ki? Bir tek gercek yok bu pakette.
Gercegin 'paketlenmesi' halinde nasil bir hale girecegini merak edenlere bir yalani tarafsiz bir bicimde fisildiyorum:
Gordugunuzu sandiginiz sey sanal bile degil, bir perisuret gorunuyor, bir hayal oluyor size.




ZAMAN ]lk Sayfa
© 1998 Feza Gazetecilik A.S.