









|
|
Iletisim Yazilari
Sadik Ucanlar
Tarafsizlik masali
Zaman zaman 'tarafsizlik'tan soz edenlere bakip, bu masala kendilerinin inanip inanmadiklarini
dusunuyor ve 'Hak ile batil arasinda bitaraf olan bertaraf olur' argumanina hak vermekle birlikte,
bu argumani kullananlarin da asla ve asla yanli olamayacaklarini sanarak uzuluyorum.
Yigin mediumlarini ellerinde bulunduranlarin 'tarafsizlik' iddialari tumden
gulunc. Hangi safdil inanir bu masala.
Inandigimiz masallara kar yagarken lapa lapa ve herkesin dunyada bir durusu, bir
bakisi varken; eline gecirdigi bir objektifle dunyaya alabildigine subjektif bakarken hangi tarafsizliktan
soz edilebilir! Bilginin yigin mediumu olan televizyon soz konusu olunca ve her ekranin bir ekonomik
odaga hizmet amaciyla kararip aydinlandigi dusunulunce, masalimiz tum inanirlik sanslarini da
yitirmis olacaktir.
Haberin neredeyse tek bilgi kategorisi haline geldigi ve elHabir'den tumuyle uzaklara
savruldugu bir hengamda, ruh ozgur degilken, siradan, teknolojik bir aracin ozgur olabilecegini
dusunmek safliktan da ote bir sey olsa gerek.
'Haber'in kriterlerinin bulaniklastigi ve 'hiz' disinda belirleyici bir
faktorun kalmadigi bir zamandayiz. Televizyoncu artik 'dogru haber'den degil, 'kaliteli
haber'den soz ediyor.
'Haber'in hazirlanma surecinde gectigi teknik ve ahlaki filtreleri dusunelim bir.
Olaylarin gercekligini yitirdigi bir surec bu. Televizyoncunun sundugu ilk gorunum ve
bu gorunumun seyircide olusturdugu izlenim neyle degistirilebilir, tahripse eger nasil tamir edilebilir ki?
Televizyoncu elindeki objektifin kodlarina tabi iken dilindeki tarafsizlik hikayesine kimi, nasil
inandirabilir?
Iletisimin ozune egemen olan faktorler arasinda vicdan ve namusun yeri nedir?
Baudrillard, sorunun evrildigi noktayi soyle isaretliyor: 'Su anda degisen sey,
iletisim araclarinin, yani bizzat aracin kendisinin mubadele iliskileri sirasinda belirleyici bir unsur
haline gelmesi; yer yer aracin islevine egemen olmasi ve hatta teknolojik olarak icerige, mesaja, iletilen
konuya yani iletisimin ozune hakim olmasidir.' Bu durumda televizyonun tum surecleri oldugu kadar
onu olusturan, manipule eden ve elinde bulunduran da birer iletisim nesnesi haline geliyor ve tarafsizlik
masali masal olmaktan cikiyor, en masum yalani geride birakiyor. Alicinin ilgisini devsirebilmek icin
her seyin mubah sayildigi bir meslek, ibahe mezhebi haline geliyor televizyonculuk.
Ortalama seyirciye tuketilmek uzere sunulan paketin icine neler, kimler girmiyor ki? Bir
tek gercek yok bu pakette.
Gercegin 'paketlenmesi' halinde nasil bir hale girecegini merak edenlere bir
yalani tarafsiz bir bicimde fisildiyorum:
Gordugunuzu sandiginiz sey sanal bile degil, bir perisuret gorunuyor, bir hayal oluyor
size.
![ZAMAN ]lk Sayfa](/argit1/icons/9804/zaman.jpg)
© 1998 Feza Gazetecilik A.S.
|