9 Haziran 1998, Sali
Guncel
Dunyadan
Ekonomi
Kultur
Spor
Yazarlar
Arsiv
Medya

Text Only
Temel Harfler



Dunyanin muzigi bir arada
Kultur Servisi- Istanbul Kultur ve Sanat Vakfi tarafindan duzenlenen Uluslar arasi Muzik Festivali'nin 26.'si, Aya Irini Muzesi'nde Fabio Biondi yonetimindeki Europa Galante'nin verecegi konserle bugun basliyor. Toplulugun ayni zamanda birinci kemancisi da olan Fabio Biondi, barok muzigin Italya'daki en onemli temsilcisi olarak taniniyor.
Gecen sene ceyrek asri geride birakan ve Gumus Yili'ni kutlayan Muzik Festivali, vakfin diger festivallerinde de oldugu gibi, 'Fransa ile Bulusma' temasi uzerine kurgulu. Tam da Muzik Festivali'nin baslama gunlerine denk gelen, Fransa gerginligi ise, tamamen bir sanssizlik. Festivale, bu sene Italya, Rusya, Isvicre, Fransa, ABD, Almanya, Ingiltere ve Azerbaycan'dan 700 ve Turkiye'den 300 olmak uzere bin sanatci katiliyor. Festival kapsaminda biri korolu olmak uzere 9 orkestra, 6 oda muzigi konseri, 3 enstrumantal resital, 1 vokal resital, 2 opera, 2 dans gosterisi, 5 genc solistler dizisi konseri ve 5 geleneksel muzik konseri yeralacak.
FESTIVALDE ILKLER
Uluslararasi Muzik Festivali, Turkiyede muzik alaninda oncu vasfini bu sene de devam ettiriyor. Wagner'in 'Parsifal' operasi ulkemizde ilk kez Kirov Opera Orkestra, koro ve solistleri tarafindan 17 Haziran'da Aya Irini Muzesi'nde konser yorumuyla sunulacak. Wagner'in unlu operasinin 2. ve 3. perdeleri unlu sef Valeri Gergiev'in yonetiminde dinlenebilecek. Ayni topluluk, Berlioz'un 'Romeo ve Julyet' dramatik senfonisinin Istanbul'daki ilk seslendirilisini gerceklestirecek. Paris Orkestrasi Ravel'in orkestra ve soprano icin 'Sehrazat'inin, Toulouse Oda Orkestrasi Pierne ve Daniel-Lesur'un bestelerinin Ensemble Intercontemporain ise Boules, Ligeti ve Berio'nun eserlerinin ilk seslendirilisini gerceklestirecek.
Festivalde orkestra konserleri, oda muzigi konserleri, resitaller, vokal muzik ve opera, dans gosterisi, genc yetenekler ve geleneksel muzik konserleri basliklari altinda katilan sanatcilar muzik icra edecekler.
Orkestra konserleri bolumunde, Cumhurbaskanligi Senfoni Orkestrasi; St. Petersburg-Mariinski Tiyatrosu Kirov Operasi, orkestra, koro ve solistleri; Bilkent Akademik Senfoni Orkestrasi; Lozan Oda Orkestrasi; Paris Orkestrasi; Suisse Romande Orkestrasi dinlenebilecek.
Oda muzigi konserleri kapsaminda Europa Galante'nin acilis konserinden baska, Ravel Dortlusu, Toulouse Ulusal Oda Orkestrasi; Reinhard Goebel yonetimindeki Musica Antiqua Koln'un konseri; Ensemble Concordia konseri; Ensemble Intercontemporation'in konseri dinlenebilecek.
Festivalde resitaller basligi altinda dinleyecegimiz sanatcilardan ilki, 1968'den bu yana Cumhurbaskanligi Senfoni Orkestrasi solisti olan devlet sanatcisi Aysegul Sarica'nin resitali. Ayrica Julian Rachlin ve Andre Watts de dinlenebilecek.
Vokal muzik ve opera kapsaminda, Kathleen Battle'in san resitali; Kirov Opera Orkestra, koro ve solistleri yer aliyor. Dans basligi altinda ise, Marsilya Ulusal Balesi Roland Petit'in gosterileri izlenebilecek.
26. Uluslararasi Muzik Festivali'nde genc yeteneklere de yer veriliyor. Bu kapsamda ITU Devlet Konservatuvari, Mimar Sinan Universitesi Devlet Konservatuvari ve ITU Turk Muzigi Devlet Konservatuvari ile disaridan yapilan basvurular arasindan yapilan elemeler sonucu 7 genc muzisyen ile 2 oda muzigi toplulugunun konserleri izlenebilecek. 23-27 Haziran tarihleri arasinda yapilacak Genc Solistler Dizisi'nde, Pinar Celik, IU Devlet Konservatuvari Oda Muzigi Toplulugu, Pelin Halkaci ve Perihan Diana Nayir, Tugce Tari ve Tolga Akkaya, Nilay Karaduman ve Akropolis Beslisi ile son olarak Ozgur Aydin'in konseri izlenebilecek.
GELENEKSEL MUZIK
Istanbul Muzik Festivali'nin Geleneksel Muzik Konserleri Bolumu'nde ise su konserler dinlenebilecek: Ahmet Kadri Rizeli'nin sefliginde TRT Istanbul Radyosu Genc Solistler Toplulugu; Jabbar Karyagdi Mugam Uclusu; Nalan Altinors solo konseri ve Bezmera Toplulugu'nun konseri izlenebilecek.


Sinemamiza ulusal platform
ISTANBUL- Turk sinemasinin sorunlarinin cozumu dogrultusunda sosyal, mesleki-siyasi ve hukuki calismalar yapmak uzere sinema sektorunun tum orgutleri bir araya gelerek "Ulusal Sinema Platformu"nu olusturdu. Yapilan ortak aciklamada, platformun oncelikli hedeflerinin; kaduk hale gelen sinema yasasi ile rusum yasasinin cikarilmasi, "Ozerk Ulusal Sinema Merkezi"nin kurulmasi, telif haklari yasasindaki eksiklerin giderilmesi, sinema calisanlari "Dayanisma Sandigi"nin kurulmasi ve Ekim 1998'de bir Sinema Kurultayi'nin hazirlanmasi oldugu bildirildi.
Ulusal Sinema Platformu'na katilan kuruluslar sunlar: Film Yapimcilari Dernegi (FIYAP), Film Yonetmenleri Dernegi (FILMYON), Cagdas Film Oyunculari Dernegi (CASOD), Sinema Oyunculari Dernegi (SODER), Sinema Emekcileri Sendikasi (SINESEN) ve Turkiye Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birligi (SESAM).


Tiyatronun 'Broadway Oscarlari'
NEW YORK- ABD Tiyatro Yapimcilari Birligi tarafindan verilen ve "Broadway Oscarlari" olarak bilinen Tony odulleri, dun New York'ta duzenlenen bir torenle sahiplerini buldu. Walt Disney yapimi olan "Aslan Kral" filminden esinlenerek ayni adla sahneye uyarlanan eser, 1997-98 doneminin en iyi muzikal tiyatrosu secildi ve 6 ayri Tony odulune layik goruldu. En iyi tiyatro dalinda da Fransiz sanatci Yasmina Reza "sanat" odulu kazandi. 782 tiyatro elestirmeninin de katildigi juri tarafindan 52 yildan bu yana dagitilmakta olan Tony odullerini, en iyi yonetmen dalinda ilk kez iki kadinin aldigi belirtiliyor. "Aslan Kral" tiyatrosunun yonetmeni Julie Taymor ve "The Beauty Queen of Leenane" adli piyesin yonetmeni Gery Hynes en iyi yonetmen secildiler. "Aslan Kral" muzikal tiyatrosu ayrica en iyi kostum dalinda da odule layik goruldu. Bu arada, Christopher Isherwood'un romanindan uyarlanan "Cabaret" adli oyunun basrol oyunculari Natasha Richardson ve Alan Cumming odul alirken, en iyi yardimci erkek oyuncu olarak Ron Rifkin secildi.


Gelir dagiliminda tehlike canlari
Turkiye'de gelir dagilimi adaletsizligi ve dengesizliginin toplumsal olaylara donusmesini engellemek icin bir an once gelir gruplari lehine yeni birtakim duzenlemelere gidilmesi sart...
Doc. Dr. Atila ARTAM*
Tarim kesiminin payi (Tablo 2)1963 yilinda yuzde 41.2 iken,1993 yilina kadar kademeli olarak (yuzde 14.9) gerilemistir. 1994 yilinda iktisaden faal nufusun yaklasik yuzde 45.7'sinin tarim kesiminde istihdam edildigi ulkemizde bu oran yuzde 15.90 olarak gerceklesmistir. Sektor halen en fazla istihdam ve en dusuk fert basina gelirin (diger sektorlerde istihdam edilenlerin yuzde 20'si dolayinda) elde edildigi sektor olma ozelligini devam ettirmektedir. 1978'deki petrol krizinden bu yana goreli kisi basina tarim geliri, II. Dunya Savasi'ndan sonraki yillarda gorulen en dusuk duzeye inmistir. Turkiye'de gerceklesen bu dusuk goreli gelir duzeyi, benzer ulkelere kiyasla dahi cok geri kalmaktadir.
ISCI UCRETLERINDEKI GERILEME
Maas ve ucretle calisanlarin GSMH'den aldiklari pay 1963 yilinda yuzde 21.50 iken, 1978'de yuzde 35.19'a kadar yukselmistir. 1980 oncesi isci hareketinin guclu bir orgutlenmeye sahip olmasi bu artisi saglayan en buyuk etken olarak gozukmektedir. 12 Eylul 1980 Ihtilali sonrasi ise sendikal faaliyetlerin askiya alinmasi, ucretli ve maaslilarin GSMH'den aldiklari payda buyuk gerilemeye yol acmis ve bu durum 1989 yilindaki sendikal hareketlerin artisina degin surmus, bu yildan itibaren ise 1993 yilina kadar ucretli ve maaslilar lehine surekli bir artis gerceklesmistir. 1994 yilinda 5 Nisan Kararlari'yla birlikte ekonomik istikrarsizlik ve bozukluk neticesi GSMH'den alinan payda buyuk bir dusus gerceklesmistir. 1994 yilinda Turk Lirasi yuzde 31.4 dolayinda deger kaybetmis, kamu ve ozel sektor mal ve hizmetlerin fiyatlarinda nisan ayinda yuzde 32.8 (Tefe), yuzde 24.7 (Tuketici) ve mayis ayinda yuzde 9 (Tefe) ve yuzde 10 (Tuketici) fiyatlarinda yukselis meydana gelmis ve mayis ayi sonunda cikartilan yillik yuzde 406 faizle uc aylik Hazine bonolari ile faize dayali rant ekonomisi daha da tirmandirilirken, maas ve ucretle calisanlarin gelirlerinde ise buyuk kayiplar ortaya cikmistir. (6)
Faiz, kar ve rantin payi ise daha once diger faktorlere gore yuksek fakat kararli duzeyini korurken 24 Ocak 1980 kararlarindan sonra aniden buyuk bir yukselis gostermis ve 1989 yilina kadar bu yukselisine devam etmis, sonrasinda 1993 yilina degin yuzde 50'ler seviyesine gerilemis; ancak akabinde 1994'te yeniden (yuzde 58.72) eski seviyesine yukselmistir.
GELIR DAGILIMI ESITSIZLIGI
Turkiye'de tarimdaki kucuk aile isletmelerinde ve ucretli-maasli calisanlar iktisaden faal nufusun yuzde 80'den fazlasini olustururken, son yillarda bunlarin yurtici gelirden aldigi pay, toplaminin ucte biri dahi degildir. Oysa sanayilesmis ulkelerde emek gelirleri yurtici gelirlerin yuzde 65-76'sini kapsamaktadir. Turkiye'de kar, faiz, rant ve tarim disindaki kendi hesabina calisanlarin karma geliri, yurtici gelirin ucte ikisinden fazlasini olusturmaktadir. Bu gorunume gore, Turkiye'de gelir dagilimi esitsizligi sorununun, temelde salt emekle ya da tarimda kucuk sermaye arti emekle calismanin, fakirlik sinirinda yasamayla es anlamli olmasindan ve sermaye gelirlerinin yurtici gelirin buyuk kismini almasindan kaynaklandigini gormekteyiz. (7)
SONUC
Milli muhasebe sistemi bir ulkenin ekonomik faaliyetleri hakkinda, kapsamli bir istatistiki cerceve hazirlanmasi islemidir. Turkiye'de bu sistem tam olarak tesis edilememis durumdadir. Ulkemizde ancak 1986 yilindan itibaren gayri safi yurtici hasila hesaplamalari uretim, harcama ve gelir dagilimi yontemleriyle (harcamalar yoluyla hesaplamalara 1992, gelir dagilimi yontemiyle 1996 yilinda baslanilmis) ayri ayri yapilmaya baslanilmistir. Bu yildan onceki yillara dair saglikli bir kiyaslama ve dogruluk kontrolu imkani bulunmamaktadir. Milli gelir dagilimi analizlerinin saglikli bir sekilde yapilabilmesi icin ozellikle hane halki gelirleriyle ilgili bilgilere kolay, saglikli ve surekli bir sekilde ulasilabilmesi gereklidir. Kaldi ki ulkemizde yillardir saglikli bir sekilde milli gelir dagilimi arastirmalari da gerceklestirilmemektedir.
Milli gelirin toplum katmanlari arasindaki dagiliminin dengesiz oldugu ulkelerde birtakim sosyal ve siyasal buhranlarin ortaya cikmasi kacinilmazdir. Insanlarin bir kismi rahat, mureffeh bir hayat surerken diger bir kisminin insan onuruna yarasir bir sekilde kendi hayati ve bakmakla mukellef oldugu kisilerin hayatini idame ettirememesi, toplumsal baris ve huzurun devami icin en buyuk engeldir. Boyle bir ortamda insanlarin kendileriyle ve toplumla barisik bir hayat surmesini dusunmek gercekci bir yaklasim olmayacaktir.
Gorulen odur ki, Turkiye'de uygulanan iktisadi politikalar gelir dagilimindaki adaletsizligi daha fazla bir sekilde artirmistir. 24 Ocak 1980 Kararlari'yla uygulamaya konulan, "dusuk gelirlilerin gelirini yukseltip toplam tuketimi artirmaktansa, yuksek gelirli gruba biraz daha gelir transferi gerceklestirerek birikim ve yatirimlarin artacagi dusuncesi." (8) gelir dagilimi dengesizligini cok buyuk boyutlara cikarmistir.
KRIZLERI ENGELLEYEN FAKTORLER
Turkiye'de bu kadar buyuk ve uzun sureli, bozuk olan gelir dagilimi buyuk toplumsal krizlere nicin yol acmamistir diye bir soru hemen akla gelmektedir. Bunun bazi nedenleri sunlar olabilir. Birincisi, gelir dagilimi nispi anlamda bazi gruplar aleyhine bozulurken, bu gruplarin mutlak (reel) gelirlerinde ayni olcude bir bozulma olmamistir. Ikincisi, gelir dagiliminin hem nispi hem mutlak anlamda aleyhlerine degistigi gruplarin (ornegin issizlerin) hem toplumsal ve hem siyasal anlamda orgutlenme ve seslerini duyurma gucunun bulunmamasi. (9) Ucuncusu, Turk insaninin kaderci bir inanc yapisina sahip olup, icinde bulundugu durumu tevekkulle karsilamasi. Dorduncusu, Turkiye'de kayit disi ekonomik faaliyetlerin cok buyuk boyutlara ulasmasi, bu faaliyetlerle ugrasanlar hakkinda bilgilerin degerlendirilmelere dahil edilemeyisi. Ancak, butun ihtimallerde gelir dagilimi dengesizliginin toplum ve siyaset uzerinde baskilar olusturmasi simdilik engellense dahi, iletisim ve teknoloji alanindaki yenilikler ve toplumsal yapidaki degismeler neticesi bu durumun gelecekte aynen devam etmesinin mumkun olmadigi gozukmektedir. Gelir dagilimi adaletsizligi ve dengesizliginin bir an once onlenmesi ve alt gelir gruplari lehine yeni birtakim duzenlemelere gidilmesi icin;
- Dusuk gelirli toplum katlarina yonelik kamu harcamalarini artirma
- Varlik kalemi sahipligi ve bunlarin getirisini yukseltme
- Hizli ekonomik buyume
- Insan kaynaklarina yatirim
- Koyu ve koyluyu kalkindirma projeleri vb. konulara bir an once egilinmeli ve gerekli calismalar suratli bir sekilde baslatilmalidir.
KAYNAKLAR
(6) Parasiz Ilker, Kriz Ekonomisi Hiper Enflasyon ve Yuksek Enflasyonla Mucadelede Unlu Istikrar Politikalari ve 5 Nisan 1994 Kararlari, Ezgi Kitabevi Yay., Bursa 1995, s. 209-234.
(7) Yurtal Jale, Turkiye'de Gelir Dagilimi ve Beslenme Iliskisi, Ank. 1982, s. 45-46.
(8) Kuyucuklu Nazif, Turkiye Iktisadi, Ist. 1986, s. 29-31.
(9) Erdogan Alkin, a.g.e., s. 143.
(*) Aktas Elektrik Genel Koordinatoru lBitti


Haydi cocuklar tiyatroya!
ISTANBUL- 1. Uluslararasi Istanbul Cocuk Tiyatrosu Festivali basladi. "Tiyatro...Tiyatro..."Dergisi'nin Kultur Bakanligi'nin destegiyle duzenledigi festivalin baslamasi nedeniyle, Cemal Resit Rey Konser Salonu'nda bir program duzenlendi.
Programa konuk olan cocuklar, Lutfu Kirdar Kongre ve Sergi Sarayi'ndan Cemal Resit Rey'e kadar festival yuruyusu yaparken, Italyan "La Terra Nuova" sokak tiyatrosu toplulugu da onlara danslariyla eslik etti. Cemal Resit Rey'de duzenlenen programa katilan Cumhurbaskanligi Basdanismani tiyatro sanatcisi Dincer Sumer, cocuklara hitaben yaptigi konusmada, tiyatronun barisa katkida bulundugunu belirterek, "Eger sizler tiyatroyu cok severseniz, tiyatrodan vazgecmezseniz, bu barisi yarinlarin umudu olarak yarinlara tasiyacaksiniz" dedi.
Daha sonra Italyan "La Terra Nuova" sokak tiyatrosu toplulugu cocuklara bir gosteri sundu. 8-21 Haziran tarihlerini kapsayan 1. Uluslararasi Istanbul Cocuk Tiyatrosu Festivali'ne Italya, Kanada, Ingiltere, Ozbekistan, Yunanistan, Fransa, Ispanya, Hirvatistan ve Turkiye'den cocuk tiyatrosu topluluklari katiliyor. Festivalde gosteriler, Rumeli Hisari, Fatih Egitim Parki, Kadikoy Meydani, Muhsin Ertugrul Sahnesi, Kenter Tiyatrosu, Afife Jale Sahnesi, Taksim Sahnesi, Yunus Emre Kultur Merkezi, Gaziosmanpasa Sahnesi ve Aziz Nesin Sahnesi'nde sunulacak.
Festival'in 1 milyon liradan satisa sunulacak biletleri, gosterilerden iki gun once gosteri mekanlarindan temin edilebilecek. Ayrica, toplu bilet almak isteyen okullar, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nden rezervasyon yaptirabilecek.


Pest of yani...
RASIH YILMAZ
Dunya muzik listelerinde olmazsa olmaz bir bicimde ust siralarda yer alan (!), Eurovision yarismalari sonunda surekli birincilik odulleriyle ulkemize donen (!) ve evrensel muzige yaptiklari katkilari takdirle karsilanan(!) unlu sanatcilarimiz artik uretkenliklerini bir geri boyuta (!) tasiyarak eski sarkilarini yeniden duzenleyip piyasayi Best Of'lara bogdular.
GUVEN TAZELEME ARZUSU
Keske yukarida yer alan satirlar dogru olsa da ulkemizin nadide sanatcilari Turkiye'nin adini dunya muzik sanayiinde soz sahibi yapsalar. Ancak uretme problemi olan muzik dunyamiz, her gun sektor piyasasina onlarca isim kazandirmasina ragmen, kaliteli eserler ortaya koymaktan yoksun. Iste muzik piyasasinda son iki yildir yasanan bu tikanma ve yozlasma yine ulkede kabul gormus eski topraklarin devreye girmesiyle asilmaya calisildi. Fakat eski toprak muzisyenlerimiz yeni ve -bir zamanlar yaptiklari gibi- yine yillar sonra bile dinlenebilecek urunler vermenin aksine eski parcalarini tekrar derleyip bir Best Of furyasi baslattilar. Bu durumu degerlendiren sosyologlara gore halka yeni urunler veremeyen sanatcilar, daha once insanlara kendilerini kabul ettirdikleri eserlerle tekrar bir guven tazeleme arzusu icerisinde. Ayrica gecmis donemlerde ayni eserlerle kazanilan ticari basarilari tekrarlama arzusu da Best Of'larin ortaya cikmasinda buyuk etken.
EN IYILER NIYE DEGIL?
Okunan eski eserlerin tekrar duzenlenip piyasaya sunulmasi isi o kadar abartildi ki insanlara 'pest, of yani' dedirtecek boyutlara ulasti. Orhan Gencebay, Edip Akbayram, Cem Karaca gibi yillarin sanatcilarinin sevilen sarkilarini bir kasette toplamasi mantikli gibi gorunurken, henuz birkac albumuyle muzik piyasasinda yer alan sarkicilarin bile Best Of yapmaya kalkmasi durumun ciddiyeti acisindan oldukca dusundurucu. Bununla birlikte Turkiye'de album cikaran, TC kimligi tasiyan ve yine Turk halkina hitap eden sarkicilarin nostalji veya klasik gibi nitelendirebilecekleri derleme albumlerinin isimlerini Ingilizce 'en iyiler' anlamina gelen Best Of koymalari da oldukca manidar.
MEST OF NOSTALJI
Best Of yapan isimler arasinda kimler yok ki; Dunden Bugune albumuyle Edip Akbayram, Best Of Volume 1 ile Cem Karaca, Gencebay Klasikleri ile Orhan Gencebay, Sevgilerim'le Celik, Mest Of ile Grup Gundogarken, Best Of Ajda ile Ajda Pekkan, Klasikler ile Ibrahim Tatlises, Bir Omre Bedel ile Muzeyyen Senar, Yildizlar ve Yakamozlar ile Ahmet Kaya, Nostaljik Sarkilar ile Ozdemir Erdogan, 30. Yil ile Mogollar. Henuz hazirlanma safhasinda olan Best Of'lar ise Baris Manco, Nilufer ve Cengiz Kurtoglu'nunkiler. Sonuc olarak bu yaz bu Best Of'lar insanlara pest of yani dedirtecek gibi gozukuyor.


Beden dusuncenin aynasidir
Bir bakis, kucuk bir tebessum, bir guleryuz. Bize ruhu yansitmayan sozlerden cok daha etkili ve sevimli gelir. Bu yuzden en ilkel toplumlardan, en gelismis insana kadar, kullanilan en yalin ve durust iletisim bicimidir bedenimiz.
ARZU KOSEMEHMETOGLU
Iletisim dendiginde genelde aklimiza, konusma bicimleri, kullandigimiz dil ve kelimeler gelir. Oysa sosyal psikoloji alaninda yapilan arastirmalar, etkili bir iletisimde, sozsuz mesajlarin, sozle yapilanlardan cok daha etkili oldugunu ortaya cikariyor. Yuzyuze iliskilerde kelimeler %10, ses tonu %30, beden dili ise %60 onem tasiyor.
Bugun kullandigimiz beden dilinin, sandigimizdan cok daha fazla alana etki ettigi biliniyor. Ornegin, beden diliyle gonderdiginiz mesajlar bir is gorusmesinde ise kabul edilmenizle sonuclanacagi gibi, aranan tum ozellikleri tasisaniz da beden diliniz ile yaptiginiz hareketler secilmenizi engelleyebiliyor. Bu yuzden, dogru mesaj alip, dogru mesajlar verebilmek, doyumlu iliskiler kurabilmek icin, is hayatimizdan, ozel iliskilerimize kadar, yasamimizin her yonune etki eden bedenimizi etkili kullanmayi ogrenmemiz gerekiyor. Etkili sunumu, mimik ve jestleriyle konuya canli bir ornek olusturan Saban Kizildag, Argeda tarafindan duzenlenen, "diksiyon, fonetik, etkili iletisim ve beden dili' adli seminerinde basarili ve etkili bir iletisim icin nasil bedenimizi anlayip, daha iyi kullanabilecegimizi anlatti.
GOZLER YALAN SOYLEMEZ
Bir dusunun igne deliginden deve gecer mi? Hayir demeden once, iki kucuk gozden tum bir dunyanin gectigini unutmayin. Yasamak icin en gerekli varlik olan gozlerimiz, dunyaya acilan pencerelerimiz olmaktan baska, etkili bir iletisim icinde onemli bir role sahiptir. Iliskilerimizin daha iyi olabilmesi icin, konustugumuz kisinin mutlak gozlerine bakmamiz gerekir. Boylece kurdugumuz iletisimde karsimizdakinin guvenini kazanmis oluruz. Elbet karsimizdakini rahatsiz etmemek kosuluyla, belli sinirlar icinde. 'Dilimiz yalan soylese de, bedenimiz, gozlerimiz ve yuzumuz yalan soylemez' diyor Kizildag. Bunu soyle acikliyor; 'Cok defa dilimizle seni seviyorum, seni seviyorum, diyoruz; fakat bedenimizle gercek anlamda sevmedigimizi ortaya koyuyoruz. Yine dilimizle 'buyurun' derken, bedenimizle adeta 'burada ne isin var' diyebiliyoruz. Kimse beden dilinin ifadelerinden kacamaz ve bunu bastiramaz. Duygu ve dusuncelerimizin arkasinda kelimeleri gizlemek mumkun olabiliyor; ama cok defa bedenimizin dilinde mumkun olmuyor.'
HER ZAMAN DIK DURUN DIK OTURUN
Bedenin durusuna iletisim dilinde 'postur' deniyor. Etkili bir iletisim icin, vucudumuzun her zaman dik olmasi gerekiyor. Bu kisinin kendinden emin ve guvenli oldugunun bir gostergesidir. Eger ayakta degil, oturuyorsaniz, koltugu doldurarak oturmalisiniz. Koltugun ucunda oturmak, sizin cekingen, pasif oldugunuz izlenimini verir. Birisiyle konusurken, ona dogru egilmeniz o kisiye deger verdiginizin bir gostergesidir. Bedenin durusu tum bu ozelliklerin yaninda belli olculerde ruhsal durumumuzu da etkiliyor. Uzgun ve cokuntu icindeyseniz, omuzlarinizi yukseltip, basinizi dik tuttugunuzda, uzuntunuzun hafifledigini gorursunuz.
KIMSEYLE KARSI KARSIYA OTURMAYIN
Insanlarla kurulan iletisimde yakinlikda buyuk onem tasir. 0-25 cm. mahrem alandir. 45-46 cm. en uygun iletisim alanidir. Dikkat etmeniz gereken onemli bir nokta da kimsenin tam karsisina oturmamanizdir. Boyle oturdugunuzda dogal olarak, karsinizdakiyle gizli bir rekabet baslar. Dikkat ederseniz hep, santranc gibi oyunlarda, yaris halinde olan kisiler karsi karsiya otururlar. Siz istemesenizde rekabet bilinc altinizda olusur.
BEDENSEL TEMAS
Insanlarla iletisim kurdugunuzda bir sure sonra, daha fazla yakinlasir, bedensel temas kurmaya baslarsiniz. Bu temaslarin farkli anlamlari vardir. Ornegin is hayatinda bir ustun altindakinin sirtini sivazlamasiyla, calisaninin omur guvenini kazanabilir.
DIS GORUNUS
Ilk defa karsilastiginiz bir kisi hakkinda, kafanizda ilk 30 saniye icinde bir izlenim olusur. Ilginc bir tespitte, dost basa dusman ayaga misali, insanlarin % 70'nin ilk karsilastiklari kisinin once ayakkabilarina bakmalari. Etkili bir iletisimde dis gorunusunuz buyuk onem tasiyor. Giydiginiz bir kiyafet, taktiginiz bir taki sizin kisiliginizi yansittigi gibi inanclarinizi da dile getirebiliyor. Bunun icin sizin icin onemli yerlere giderken tepki almayacak sekilde giyinmeniz gerekiyor. Unutmamaniz gereken bir husus da, disarida goreceginiz itibar ve sayginin, kendinize gostereceginiz ozen kadar olacagidir. Insanlarin beden dilleri, kultur, cografi kosullar ve daha pek cok nedene bagli olarak farkliliklar gosteriyor. Ornegin Hindular, hic dikisi olmayan, bellerine doladiklari safran rengi bir bez parcasi disinda baska bir sey giymeyerek, hem fiziksel hem de ruhsal acidan diger insanlardan farkli olduklarini gostermek isitiyorlar. Yine bu giyinisin, kendilerini doga ve tum diger yaratiklarla bir kildigi, hic farklari olmadiginin bir gostergesi olduguna inaniyorlar.


Fatih sofrasina buyurun
Son yillarda ulkemizde Italyan, Fransiz, Uzakdogu, Rus ve tabii Amerikan fast food lokantalari cok ragbet goruyor. Ama ayni zamanda Turk yemekleri, Osmanli mutfagi da yeniden kesfediliyor. Enternasyonal mutfaklari ulkemize tasiyan buyuk oteller, yeni yeni Turk lokantalari aciyorlar. 'Buyuk mutfaklar, uzerinde calisilmis mutfaklardir.' der unlu yemek yazari Tugrul Savkay. Turk mutfagi dunyanin en zengin mutfaklarindandir; ama geregi gibi taninmamaktadir. Turk mutfaginin kebaptan ibaret sayilmasi buyuk bir yanilgidir. Ancak kebabin nispeten kolay ve pratik olmasi, kebabin ileri cikmasina sebep oluyor. Halbuki insan Istanbul gibi zengin bir sehirde Turk mutfaginin degisik versiyonlarini gormek istiyor. Mesela 19. yahut 18. yuzyilin ya da Kanuni devri, Abdulhamid zamani yemeklerinin sunuldugu lokantalar olmali. Ancak maalesef lokanta sektoru bu kadar cesitlenmedi. Daha dogrusu damak zevki sahipleri henuz bu kadar lokantayi kaldiracak kadar cogalmadi. Ancak bu durumun bir istisnasi var. O da Istanbul Edirnekapi'da bulunan tarihi Kariye Camii yaninda Kariye Otel'in icinde bulunan Asitane Restaurant. Asitane Restaurant 1991 yilindan bu yana 29 Mayis-15 Haziran tarihleri arasinda Fatih Sultan Mehmet donemi yemekleri yapip musterilerine sunuyor. Meraklilar, 545 sene onceki recetelere sadik kalinarak yapilan orijinal yemekleri tatma firsati buluyorlar.



ZAMAN ]lk Sayfa
© 1998 Feza Gazetecilik A.^.