16 Agustos 1998, Pazar
Guncel
Dunyadan
Ekonomi
Kultur
Spor
Yazarlar
Arsiv
Medya

Text Only
Temel Harfler



Turku, huzun harmaninda
Ahu Saglam, yukselen deger 'turkunun' muzik piyasasindaki son ismi. Sanatci, 'Huznun Kollari'nda hos bir sentez olusturma dusuncesinde.
ANKARA (Zaman)- Son gunlerde yukselen deger'turku'ye artan taleple, san egitimi alan sanatcilarin turku soylemeye olan egilimleri paralellik gostermeye basladi. Sukriye Tutkun, Seza Kirgiz ve Zara'nin ardindan Ada Muzik imzasiyla cikan "Huznun Kollari" adli albumuyle Ahu Saglam, bu halkanin son parcasi oldu. Saglam'in albumu on yillik bir calismanin urunu. Ankara Devlet Konservatuvari Opera ve Sahne Sanatlari Bolumu'nde basladigi ses egitimini Gazi Universitesi Muzik Egitimi Fakultesi'nde surdurmus sanatci.
1991 yilinda muzik anlayisinin bircok noktada kesistigi muzisyenlerle Rapsodi Muzik Toplulugu'nu kuran sanatciya "Albumunu neden turkunun populer oldugu bir donemde cikardiniz?" sorumuza; "Oyle ya da boyle turku soyluyordum. San tekniginde ilk turku albumu cikarma girisimim 1994 yilinda oldu. Yavuz Bingol'un destegiyle bir demo yapmistim. Fakat o donemde sancilar pek turlu soylemedigi icin firmalardan talep gelmiyordu. Ben sadece turku albumu yapmayi dusunmuyordum. Grup olarak onceden soyledigimiz besteler vardi. Onlari insanlarla paylasmayi istedim. Album yaparsam bunun birazi, cok sevdigim turkuleri icerecekti. Cunku turkuler insanlarin yasadigi her turlu duyguyu icinde barindiriyor. Aciyi, huznu, sevinci ve aski. Turku soylerken de onlari hissediyorum." cevabini veriyor.
'HUZUNDE, KENDIMI DAHA IYI YANSITIYORUM'
San egitimi almasinin sarki soylemesine buyuk katkisi oldugunu ifade eden sanatci, turkulerin kendi icinde bir handikabi da beraberinde getirdigine dikkat cekiyor. "Turku otantik mi kalmali, otantik unsurlariyla mi seslendirilmeli, ya da modernize edilerek farkli yorumlarla mi seslendirilmeli." Sanatcinin aldigi egitim otantik soylemi tamamiyla kisitliyormus. Cunku, san egitimi turkunun cikis noktasi olan girtlagi hice sayiyor. Ama o her sekilde turkunun bugun de soylenmesi gerektigine inaniyor. Ancak kendisi klasik turkuyu seslendirdiginde, yasamadigi seyleri insanlara sunacagini dusunerek, aldigi egitime sadik kalarak turku soylemeyi tercih ediyor.
Sanatcinin albumundeki tum parcalar huzun kokuyor. Yasadigimiz hayatin huznu yogun bir sekilde icerdigini dusunuyor sanatci. "Yalniz huzun beraberinde umutsuzluk da getirmemeli." diyor. Sesindeki duyguyu huzunle daha iyi ifade edebildigini dusunuyor sanatci. Diger yandan "Gulumcan", albumdeki tek enstrumantal parca. Onda da hafif bir huzun var. Kelimelere dokemediginiz pek cok duyguyu hissedebilirsiniz bu parcada.
ALBUMUN BELLI BIR FELSEFESI OLMALI
Murat Isbilen'in gayretlerinin yogunlukta oldugu albume, Musa Eroglu, Yavuz Bingol ve Onur Akin'in da katkilari var. Murat Isbilen'le Rapsodi Muzik Toplulugu'nda beraber calisan sanatci, Yavuz Bingol'le de 1993'te Umuda Ezgi Grubu'nda vokal yaptigi donemde tanismis. 'Sari Gelin' adli parcaya baglamasiyla renk katan Musa Eroglu'yla da ASC studyolarinda kayit esnasinda tanismislar.
Albumde sadece "Aglaman Gorulmesin" adli Onur Akin bestesi yeni. Diger besteler Rapsodi'nin ortak calismalari. Albumunun belli bir felsefesi olmasi gerektigini dusundugu icin huzun temasi iceren sarkilari bir araya getirmis sanatci. "Huznun Kollari" sanatcinin albumdeki tek bestesi. Albumde ayrica Karadeniz, Azerbaycan ve Ermeni halk turkuleri de bulunuyor. Bu bilesimi ozellikle istemis sanatci. Bir "kardeslik temasi olsun" diye. Klasik gitar, keman, bendir, kaval, tar, kabak kemani gibi enstrumanlar da turkunun klasik enstrumani baglamanin yaninda bir zenginlik getirmis albume. Bendir'in sesi de cok ruhani oldugu icin alinmis albume. Sazlari secerken tamamen kulak zevklerine gore hareket etmisler. "Cesitli enstrumanlari kullanmamiz, turkuyu yozlastiriyormusuz gibi algilanabilir; ama sonucta buna halkimiz karar verecek." diyor sanatci.
Yorum acisindan ornek aldigi sanatcilar arasinda Saglam'i san egitimi almaya iten Ruhi Su ve Sumeyra Cakir var. Yabanci olarak da Joan Baez'i cok dinlemis. "Son donemde bir de Loreena McKennit cikti." diyor. Onu da cok begeniyor.
Turkulerin sehirli agizla soylenmesine, "metropol turkucusu" gibi tanimlanmasina da sicak bakiyor sanatci. Sehirde yasayan insanlarin da turku soylemesi gerektigine inanan sanatci, "Bu ulkede Muzaffer Sarisozen ve Bela Bartok gibi ustadlar bizim onumuzu acti." diyor. Yaptigi muzigin herhangi bir kategoride degerlendirilmesini de istemiyor sanatci. "Muzigim sadece hos bir sentez. Guzel muzik yapmak istiyorum." diyor.
ESRA BALLIM


Simsicak bir liman
M. ERKAN ACAR
Izmir'den Kusadasi'na giderken, saga sapip Sigacik Limani'nda cay icmek, burayi bilenler icin buyuk bir zevktir. Seferihisar Ilcesi'nin Ege'ye kiyisi bulunan bu mahallesine aksam uzeri vardigimizda yine cay bahcelerini restoranlari dolu olarak bulduk. Seferihisar, Izmir'in 45 km. guneybatisinda, Sigacik ise Seferihisar girisindeki kavsaktan, batiya gidildiginde 5 kilometre kadar ileridedir.
Hellenistik cagda, Selcuklu ve Osmanli donemlerinde onemli roller oynamis bu kucuk mahalle, kalesi ile taninir. Kalesi, limani, Teos Harabeleri, camligi, denizi ile misafirlerin ugrak yeridir. Seferihisar'in ic kisimlarindaki bunaltici sicaga bu liman icinde rastlamazsiniz.
SIGACIK KALESI, PIRI REIS'IN TAVSIYESI
Sigacik'a girdikten sonra limana dogru ilerlediniz mi tarihi kale karsilayacaktir sizi. Sigacik Kalesi tum heybetiyle limani seyreder.
Kalenin hikayesi ise soyledir: Bati Anadolu'da savaslarin ve fetihlerin sikca yasandigi zamanlarda, Rodos Adasi stratejik bir oneme sahiptir. Osmanli Padisahi Kanuni Sultan Suleyman Han bu adayi fethetmek ister. Cizdigi dunya haritasiyla un yapmis zamanin bilgini Piri Reis, konuyla ilgili onerilerini padisaha sunar. Bu oneriye gore, Rodos Adasi'na yapilacak cikarma icin en uygun yer Sigacik'tir. Kisa surede Parlak Mustafa Pasa tarafindan, bu yerin yakininda bulunan Teos Harabeleri tas ocagi olarak kullanilarak, kale 1552 yilinda tamamlanir.
Doneminde "Sigla" olarak anilan Sigacik Kalesi, belli bir yerlesme yerini savunmaktan cok bir deniz ussu olarak degerlendirilmistir. Kale, evleri de icine alan surlar ve iki kuleden olusur. Icinde Suleyman Han Camii, hamam ve mescit bulunur. Kaleici'nde eskiden okul oldugu soylenen bir bina bakimsizliktan yikilmak uzere. Duvarlar arasinda Teos'tan gelme kitabelere rastlamak mumkun. Sigaciklilar, sehir surlarini bozmadan evlerini buralara insa etmisler. Dizi dizi ev duvarlarinin surlar uzerine bindigi gorulur. Kalenin Kusadasi, Ayasuluk ve Seferihisar adinda uc ayri kapisi da bulunur.
Sigacik Kalesi'nin Selcuklular doneminde yapildigi tahmin ediliyor. Daha sonra ise siddetli yer sarsintilariyla harap oldukca, Aydinogullari ve Osmanlilar tarafindan tamir gormustur. Ancak bu tamirlerin en onemli asamasi Osmanlilar donemine rastlar ve kale bu donemde son seklini alir.
Sigacik halki hala Selcuklu doneminden kalma kale icindeki eski evlerinde geleneksel bir yasam surmekteler. Kalenin icini gezdigimizde disi kadar bakimli olmadigini gorduk. Irili ufakli restoran, bar, cafelerle sarili kale cevresini ise deniz kenarindan bir gezinti yolu cevreliyor. Kaleicinin turizme kazandirilabilmesi icin degisik projeler uzerinde calisilabilir.
Mercan, Fangil, Kupes gibi lezzetli baliklariyla un salmis Sigacik, dinlenme ve eglence tesislerine de sahip. Buyukbas hayvancilik, balikcilik ve mandalin yoredeki halkin onemli gecim kaynagi. Yaz aylarinda gelen yerli turistler ise balikci motorlarinin diger bir geliri. Karanin uzun kollarla denizi sardigi Sigacik Limani tarihte oldugu gibi simdi de denizciler icin ideal bir limandir.
Sigacik Limani kucuk duzenlemelerle yat turizmine acilmis. Karadaki konaklama tesisleriyle birlikte, buyuk bir yat limani icin proje calismalari devam ediyor.
SORFCULERIN VAZGECEMEDIKLERI KOY: AKKUM
Seferihisar'dan Sigacik'a giden yolun solundan, limana sapmadan ilerleyip, karsiniza cikan tepeyi astiginizda Izmir'in en guzel koylarindan birini karsinizda bulursunuz: Akkum. Izmir icinde sorf sporuna en uygun yer, burasidir. Sahip oldugu ruzgarlarin ozellikleri sebebiyle sorf sporu icin ideal bir yer olan Akkum da betonlasmadan nasibini almaktadir. Daha cok turistlerin ilgi gosterdigi sorf sporu icin gerekli malzemeler oldukca pahali. 10 yasindaki bir cocugun bile yapabildigi bu spora baslamadan once kisa bir egitim goruluyor.
Koy boyunca uzanan sahilin kumlari her gecen gun kotulesiyor. Akkum'a Izmirliler cumartesi aksamindan arabalari ile gelmekte ve geceyi burada gecirmekte. Giris ucreti, otopark, semsiye parasi derken bircok hizmet karsiligi para odemek zorunda kalirsiniz kimligi belirsiz gorevlilere. Ancak odediginiz bu paralarin karsiligini goremezsiniz Akkum sahilinde. Gecen sene, daha onceki sene Akkum nasilsa, bu sene de aynidir betondan binalar haricinde. Hep aynidir orta dereceli ailelere hizmet veren bu guzel mekanin soyunma odalari, tuvaletleri, duslari, otoparklari, copleri...
TIYATROCULARIN SENDIKALASTIGI YER TEOS
Akkum Koyu'ndan Sigacik'a donen yolun sagindan 1-2 kilometre kadar icerilere girdiginizde tiyatro sanatcilari icin onemli bir antik kente ulasirsiniz. M.O 3. yuzyilin sonlarinda Ioniali Dionysos oyuncularinin merkezi olan Teos'ta tiyatrocular ilk kez orgutlenmis. 1862'den bu yana yapilan kazilar sonunda Hellenistik tiyatro, odeon, tapinak vb. yapilar ortaya cikmis. Eskilerde deniz, koyun guney kisminda Teos kiyilarina kadar gidermis. Ancak yillar ilerledikce buradaki 700 metrelik bir alan once bataklik, sonra da kuruyup kara halini almis. Ve guzel Akkum Koyu ortaya cikmis.
Efsaneye gore kent Athamas yonetimindeki Minyasli kolonicilerce kurulmus, onlari Kodros'un ogullariyla birlikte Atinalilar izlemis. Antik cagda gelisen kent Panionion'a uye olmus. Thales elverisli konumu nedeniyle birligin toplanma merkezi olmasini onermis. Persler doneminde tiran Harpagos'un yonetimi sirasinda Teos halkinin bir bolumu Trakya'ya gecmis ve Abdera kentini kurmus. (I.O.545-540)
Kent M.O 3. yuzyil sonlarinda Ioniali Dionysos oyuncularinin merkezi olmus. Unlu lirik sair Anakreon ile kutuphaneci Apellikon Teosludur. Yoredeki ilk arastirmalar 18. yuzyilda baslamis.


Altin Portakal kemer sikacak
ANTALYA- 35. Antalya Altin Portakal Film Festivali'nde bu yil, onceki yillarin aksine bazi aktivitelerin daraltilacagi ve tamamen sinemanin on plana cikarilacagi bildirildi.
Altin Portakal Kultur ve Sanat Vakfi Yonetim Kurulu uyeleri, Antalya Kultur Merkezi'nde duzenledikleri toplantida, festivalde, yerli ve yabanci konuklarin agirlanmasi; aktiviteler, juride yer alacaklarin belirlenmesi ve organizasyonlar tartisildi. Daha sonra, basin toplantisi yapan Vakif Yonetim Kurulu ve Antalya Buyuksehir Belediye Baskani Hasan Subasi, bu yil, festival icin125 milyar liralik butce ayirdiklarini belirterek, sunlari kaydetti:
"Festivalde bazi aktiviteler daraltilarak, tamamen sinema on plana cikacak. Sinemacilara dar butceyle en iyi imkanlari sunarak yarissinlar istiyoruz. Bu yil yuksek butce giderlerine bazi etkinliklerimizi ucretlendirerek katki saglamayi amacliyoruz." Subasi, 1-8 Ekim arasinda gerceklestirilecek festivalin uluslararasi olmasinin yani sira deprem felaketi nedeniyle iptal edilen Adana Altin Koza Film Festivali'nin yapilmamasi dolayisiyla daha buyuk ilgi gorecegini soyledi.
420 SANATCI KATILACAK
Altin Portakal Kultur ve Sanat Vakfi Genel Muduru Gaye Doganoglu da festivale yaklasik 420 yerli ve yabanci sanatcinin yani sira 11 Turk filmi, Fransa, ve Akdeniz ulkelerinden cok sayida kisa ve uzun metrajli filmin katiliminin beklendigini kaydetti.
Doganoglu, AKM, Cumhuriyet Meydani, Cam Piramit salonlarinda gosterilecek filmlerin disinda festivalde belediyelerin de onemli etkinlikleri olacagini bildirdi. Doganoglu bu yilki onur odullerinin sinema oyunculari Kemal Sunal, Fatma Girik ve yonetmen Memduh Un'e verilecegini belirterek, "Kemal Sunal'in, odulu Suleyman Demirel'in elinden alma talebini Cumhurbaskani'na iletecegiz." dedi.


Muzik Market... /Abdullah Kilic
Okay Temiz'den 'KARSILAMA'
Uzun yillar Isvec'te yasadiktan sonra 8 ay once Turkiye'ye yerlesen dunyaca unlu muzisyenimiz Okay Temiz, kisa bir zaman diliminde ikisi eski uc albumunu piyasaya cikardi. Su anda Kultur Bakani Istemihan Talay'in davetlisi olarak Turkiye'de bulanan ve bugune kadar "Turkiye'ye kuskun" olarak yasayan 'vurmali calgilar ustasi'nin Zikir, Dervis ve Karsilama adini tasiyan albumleri Ada Muzik etiketi tasiyor. Okay Temiz, Ahmet Ozden (zurna), Ali Ozden (zurna), Recep Sirpoglu (zurna) ve Yusuf Onal (zurna)'dan olusan karsilama ekibi tarafindan hazirlanan ve Ege yoresi turkulerinin agir bastigi albumde, "Kobra", "Dere Geliyor Dere", "Canakkale Icinde", "Bu Gala Tasli Gala", "Aydin Zeybegi", "Ada Ciftetellisi", "Kazibadem", "Suleyman Aga", "Kutahya'nin Pinarlari", "Ergun'e", "Koca Arap", "Karsilama" gibi parcalar yer aliyor. Karsilama projesi ekibi, ilk defa Varla'da gerceklestirilen "Balkan Brass Bands" Meeting organizasyonu icin bir araya geldi. Okay Temiz, bu yeni konsepti ile yillar boyunca korudugu ozgun ses orgusunu genisletmeye devam ediyor
Daha once Kent Muzik'ten cikan ve Aka Gunduz'un ney caldigi Zikir ve Dervis albumleri, Okay Temiz'in Turkiye'de yaptigi en guzel eserlerin basinda geliyor. Yine Okay Temiz'in onemli bir sarkisi olan Denizalti Ruzgarlari da onumuzdeki aylarda Raks Muzik etiketiyle cikacak. Bu parcayi Ingilizce olarak unlu yildiz Neneh Cherry ve Turkcesini de Sertab Erener seslendirecek.
Ada Muzik: 0 212 513 02 62

Candan Ercetin'den Remix
Gectigimiz yil soyledigi "Yalan" parcasiyla muzikseverlerin begenisini kazanan ve uzun sure liste basi olan Candan Ercetin, yine onemli parcasiyla muzik listelerinin ilk sirasina yerlesecege benziyor. 'Oyalama Artik' parcasina remix album yaparak bu kervana katilan Candan Ercetin, 'Sevdim Sevildim' albumu ile yakaladigi basariyi bu kez 'Oyalama Artik The Remix Ep 2' ile yakalama cabasinda. Son albumu Capkin'dan dort parcanin Remix'inin yani sira 'Oyalama Artik' parcasinin uc degisik versiyonunun yer aldigi albumu Ercetin, Almanya'daki Mediaworks studyolarinda kaydettirmis.
Simdiden radyolarda hit parcalar arasina giren Ercetin'in 'Oyalama Artik' asil itibari ile bir Meksika halk sarkisi.
Topkapi Muzik: 212 528 01 65

Boran firtinasi
Turkiye'deki siyasi olaylara paralel konular secerek muzik yapan ve hemen her albumu "olay" olan Grup Yorum'un son albumu "Boran Firtinasi" muzik marketlerde yerini aldi. Gectigimiz yil hapishanelerde yasanan ve siyasi literature "olum orucu" olarak gecen mahkum direnisini konu eden ve ozellikle "sol" cevrelerin yogun ilgi gosterdigi album, piyasaya ciktigi gun tukendi.
Kalan Muzik: 0 212 512 35 13

Deli Selim ve Edirne Romanlari
Edirne'nin unlu muzisyeni Deli Selim'in adini artik Turkiye'de bilmeyen yok. Hatta Avrupa bile Deli Selim'i taniyor ve duzenlidigi festivallere katilmasi icin davetiyeler yolluyor. Konser ve album calismalirina hiz veren Delim Selim'in Kadir Urun ile ortak yapimi olan 'Edirne Romanlari' albumuKalan Muzik'ten cikti.'Gypsy' muzik turunun Trakya cesitlemelerinden olusan eser, romanlarin cogunlukla kulaktan kulaga yayilip, dogaclama tarzinda icra edilen parcalarinin gelecege aktarimi acisindan da bir boslugu dolduracak. Albumde yer alan ezgilerin genelinde Balkan muziginin, o 'Olu Oynatan' tinilarini yakalamak mumkun.
Kalan Muzik 212 512 35 13

ROLL'de muzik
Hemen her sayisinda konu seciminden sunus kalitesine kadar muzik dergileri arasinda cok ozel ve ozgun bir yere sahip olan Roll muzik dergisi 22. sayisina ulasti. Klasik muzik dergilerinden felsefi anlamda da bir farklilik iceren Roll, bu sayisinda da ilginc konulara yer vermis. Samashing Pumpkins, Garbade, Paul BowlesWilliam S. Burrougs Allein Ginsberg, Brian Eno, Jeane Birkini, Mirkelam, Peter Maffay ve Cartel, Gilberto Gil, Coolbone, Red Snapper, Medeski, Martin ve Wood, Gayd gibi yerli ve yabanci su muzisyenlerin yer aldigi dergi, Rock muziginin her turune yer vermesiyle taniniyor.
0 212 245 56 06


Senfoni Sanliurfa'da
SANLIURFA- Bilkent Senfoni Orkestrasi'nin 5. Anadolu Turnesi'nin, Guneydogu'daki konserleri devam ediyor. Sanliurfa Fatih Sultan Mehmet Parki'na kurulan, 250 metre kullanim alani ve 8 metre yuksekligiyle Turkiye'nin ilk "dev gezer" sahnesindeki konser, buyuk ilgi gordu.
Konseri, Vali Vekili Ahmet Hamdi Nayir, 20. Zirhli Tugay Komutani Tuggeneral Salih Guloglu ve kalabalik vatandas toplulugu izledi.
Konserden once bir konusma yapan Bilkent Universitesi Muzik ve Sahne Sanatlari Fakultesi (MSSF) Dekani Prof. Dr. Ersin Onay, Bilkent Senfoni Orkestrasi'nin 5. yilini doldurmasinin sevincini yasadiklarini soyledi.
Daha once Batman, Siirt, Mardin ve Sirnak'ta verdikleri konserlerde buyuk ilgi gorduklerini belirten Prof. Dr. Onay, konserlerine Turkiye'yi adim adim gezerek devam edeceklerini, GAP'in merkezi Sanliurfa'da olmaktan mutlu olduklarini kaydetti.
Vatandaslar ise, Sanliurfa'ya ilk kez senfoni Orkestrasi'nin geldigini belirterek, konserden buyuk memnuniyet duyduklarini ifade ettiler.


Cumhuriyet'in 75. yilinda neredeyiz?
YUSUF ENGIN
ATATURK'TEN EKONOMIYE ILISKIN BAZI GORUSLER
"Yeni Turkiye Devleti, temellerini sunguyle degil, sungunun dahi dayandigi iktisatla kuracaktir. Hicbir uygar devlet yoktur ki, ordu ve donanmasindan once iktisadini dusunmus olmasin. Sanayilesmek en buyuk ulusal davalarimiz arasinda yer almaktadir."
***
"Iktisaden zayif bir millet sefaletten kurtulamaz. Kuvvetli bir medeniyete, refaha ve saadete kavusamaz, sosyal ve siyasal illetlerden yakasini kurtaramaz. Turk milletinin istidadi ve kati karari medeniyet yolunda durmadan yilmadan ilerlemektir."

Cumhuriyetimiz 75 yasinda...
75 yil bir cumhuriyet icin onemli sure...
75 yil onceye gidip, Cumhuriyet'in kurucusu Ataturk'un Turkiye Cumhuriyeti'nin onune hangi hedefleri koyduguna ve 75 yil sonra gelinen noktaya anekdotlar halinde goz attigimizda 75. yilin gorkemli kutlamalarini hakli cikarabilecek bir tabloyla ne kadar karsilasabiliyoruz diye sormaktan kendimizi alamiyoruz.
Ataturk, 21 Nisan 1921'de TBMM Baskani iken, Bati Cephesi Komutani'na cektigi telgrafta sunlari soyluyordu: "Siz orada yalniz dusmani degil, ayni zamanda milletin makus talihini de yendiniz. Istila altindaki talihsiz topraklarimizla beraber butun vatan, bugun en uzak koselerine kadar zaferinizi kutluyor. Dusmanin istila hirsi, azminizin ve vatanseverliginizin yalcin kayalarina basini carparak paramparca oldu."
Gene; "Hurriyet ve bagimsizlik benim karakterimdir. Ben milletimin, en buyuk ecdadimin en kiymetli mirasindan olan bagimsizlik aski ile yaratilmis bir adamim. Cocuklugumdan bugune kadar ailevi, hususi ve resmi hayatimin her safhasini yakindan taniyanlarca bu askim bilinir. Bence bir millette serefin, haysiyetin, namusun ve insanligin yerlesmesi ve yasamasi mutlaka o milletin hurriyet ve bagimsizligina sahip olmasina baglidir... Millet ve memleketin menfaatleri gerektirdigi takdirde insanligi teskil eden milletlerden her biriyle uygarlik geregi olan dostluk ve siyaset iliskilerini buyuk bir hassasiyetle takdir ederim..." (1921, Gazi M. Kemal)
75 yil geriye donup baktigimizda Ataturk'un ilke edindigi 'milletin makus talihi'nin ne kadar yenildiginin, tarihsel mirasin kiymetinin ne derece muhafaza edildiginin, hurriyet ve bagimsizligin nasil algilandiginin uzerinde ne kadar kafa yoruluyor, caba sarf ediliyor?
Ataturk'un 1922'de kadinlarla ilgili su anekdotuna bakalim:
"Dunyada hicbir milletin kadini, 'Ben Anadolu kadinindan fazla calistim... Milletimi kurtulusa ve zafere goturmekte Anadolu kadini kadar emek verdim diyemez..."
Bugun gelinen noktada kadinlarin ucte biri maalesef okuma yazma bilmemektedir. Yonetim alaninda ise kadin orani yuzde 1'ler civarindadir.
Ataturk'un Turkiye ekonomisi ile ilgili su anekdotlari da oldukca onemlidir:
"Yeni Turkiye Devleti, temellerini sunguyle degil, sungunun dahi dayandigi iktisatla kuracaktir. Hicbir uygar devlet yoktur ki, ordu ve donanmasindan once iktisadini dusunmus olmasin. Sanayilesmek en buyuk ulusal davalarimiz arasinda yer almaktadir." (1923)
"Iktisaden zayif bir millet sefaletten kurtulamaz. Kuvvetli bir medeniyete, refaha ve saadete kavusamaz, sosyal ve siyasal illetlerden yakasini kurtaramaz. Turk milletinin istidadi ve kati karari medeniyet yolunda durmadan yilmadan ilerlemektir." (1924)
"Ordumuzun simdiye kadar kazandigi zaferler.. ancak gelecek zaferler icin zemin hazirlamistir. Askeri zaferlerimizle magrur olmayalim. Yeni ilim ve iktisadi zaferlere hazirlanalim." (1924)
"Ekonomi, ekonomi diyoruz, fakat arkadaslar, ekonomi demek her sey demektir. Yasamak icin, insan varligi icin ne gerekse onlarin tumu demektir. Tarim demektir, ticaret demektir, emek demektir." (14.7.1929)
Bugun Turk ekonomisinin durumu; gelir dagilimindan calisma hayatina, enflasyondan yatirimlara kadar tam bir kaos goruntusu veriyor. Oysa su tablo oldukca ilgi cekici ve manidardir:
1917 Kasim ayi itibariyle 1 Turk Lirasi 4.39 dolardi. Romanya'nin Berlin Konsoloslugu gorevini yapan M. Enescu, para gonderdigi hanimina onemle su notu yaziyordu: 'Sevgili Vamentina, her ne kadar Turk Lirasi gecen aya gore deger kaybettiyse de, sen yine de Lei'lerle Turk Lirasi al. Cunku Turkler Canakkale'den sonra belini dogrultacaklar ve Turk Lirasi cok deger kazanacak..."
Bugun bir ABD Dolari Turk Lirasi karsisinda 270 bin TL'yi asmistir. Uluslararasi doviz dolasiminda dolara olan guven ve itibar 1920'li yillarda Turk Lirasi'naydi.
Turkiye bircok alanda oldugu gibi bilimsel gelismeler alaninda da 75 yil once Ataturk'un oncelikli hedef gosterdigi 'muasir medeniyet seviyesi'nin oldukca gerisine dusmustur. Bugun 1998 yili itibariyle bilimsel yayin uretimi Amerika'da 303.308, Ingiltere'de 79.345, Almanya'da 72.486, Fransa'da 51.778 iken Turkiye'de bu rakam sadece 4.410'dur.
75 yili geride birakan Turkiye Cumhuriyeti'nin ekonomi sorumlulari devraldiklari bu bakir tabloyu nereye getirdikleri uzerinde acaba dusunuyorlar mi?
Bugun, siyasi vesayetten, siyaset disi guclerin egemenliginden bahsediliyor ve TBMM'nin vesayet altinda oldugu surekli vurgulaniyor. 1923'teki ilk Meclis'e baktigimizda en guclu muhalefetin de en guclu halk temsilciliginin de bu Meclis'te var oldugunu gorebiliyoruz.
Demokrasi orgutlu toplumun gelistirdigi ve sekillendirdigi bir yonetim tarzidir. Orgutlu olmayan bir toplumda demokrasi de oturamaz, gelisemez, sekillenemez. Ataturk'un su sozleri demokratik orgutlulugu tesvikte oldukca onemlidir:
"Demokrasi prensibinin en asri ve mantiki tatbikini temin eden hukumet sekli, cumhuriyettir. cumhuriyette son soz millet tarafindan secilmis Meclis'tedir." (1922)
"Egemenlik kayitsiz sartsiz ulusundur. Halkin kendi kendisini yonetmesi esastir. Ulusun tek ve gercek temsilcisi TBMM'dir." (1923, Ataturk'un 9 Umdesi'nden)
"Millete efendilik yoktur, millete hizmet vardir." (1928)
"Biz buyuk bir inkilap yaptik. Memleketi bir cagdan alip bir caga goturduk... Yaptigimiz ve yapmakta oldugumuz inkilaplarin gayesi Turkiye Cumhuriyeti halkini tamamen cagdas ve butun anlam ve gorunusuyle uygar bir toplum haline ulastirmaktir." (1925)
Turkiye bugun ekonomiden siyasete, calisma hayatindan egitime kadar birikmis sorunlarla karsi karsiyadir. Yillardir kronik bir siyasi istikrarsizlik surecini yasayan Turkiye'de enflasyon resmi rakamlarda yuzde 90'lari gostermesine ragmen, gercekte yuzde 100'lerin uzerindedir. Ic ve dis borc stoklari giderek buyumekte, devlet Hazinesi her hafta borclanmaktadir. Turk Lirasi'nin doviz karsisindaki dususu surmektedir. Dis ticaret aciklari buyumektedir. Fert basina dusen milli gelir azalmakta, fert basina dusen borc miktari giderek yukselmektedir. Gelir dagilimindaki adaletsizlik buyumektedir. Sosyal guvenlik reformu adi altinda 'Calismalari mezarda emeklilige zorlayacak' prim gun sayisi ve yas siniri tartismalarinin disinda bir sey yapilmamaktadir. Is guvencesi ve issizlik sigortasi konusunda bir girisim yoktur. Tasarrufu Tesvik Fonu ve Konut Edindirme Fonu'nda biriken calisanlarin paralarinin akibeti bilinmemektedir.
Kangren haline gelen ve bir turlu islah edilemeyen sosyal guvenlik sistemimiz, Ataturk'un soyledigi su sozlerin ne zaman muhatabi olacak bilemiyoruz:
"Mazide muktedirken butun kuvvetiyle calismis olanlara karsi minnet hissi duymayan bir milletin istikbale guvenle bakmaya hakki yoktur."
Kayitdisi ekonomi ve kayitdisi istihdami kayit altina alici bir uygulamaya gidilmemektedir. Demokratiklesme, insan haklari, ozgurluklerin genisletilmesi gibi temel hak ve hurriyetler konusunda kalici ve gelecege yonelik yapisal duzenlemelere gidilmemektedir. Tum bu adi konulmus sorunlar ortada 'sahipsiz' durmaktadir.
Bugun sendikal orgutlenme geriye dogru gitmektedir. Oysa 1923'lerde Ataturk ilk temel denebilecek bir 'sendikal orgutlenme'nin ilk tesvikcilerinden birisiydi. Ataturk; sosyalist bir yapilanma modelini esas alan Sefik Husnu'nun Turkiye Isci ve Ciftci Sosyalist Firkasi'nin destegindeki Sosyalist Isci Dernegi'ne karsi Istanbul Umum Amele Birligi'ni desteklemistir.
Ataturk 1923'te Istanbul Umum Amele Birligi'nin kurulusunda gonderdigi kutlama telgrafinda sunlari soyluyor:
"Milli servet ve isci arkadaslarimizin vucuda getirdikleri birligi buyuk bir hiss-i takdir ile selamlarim. Bu munasebetle hakkimda hissiyat-i uhuvvetkaraneden dolayi cumleye beyan-i tesekkurat eylerim ve onumuzdeki iktisadi hayat mucadelesinde birligin pek buyuk amil-i muvaffakiyet olmasini temenni ederim, efendim."
Sonucta sunu soyleyebiliriz:
Birinci Meclis'in kararli ve ilkeli tutumunu daha sonraki Meclisler surdurebildi mi?
Gercekten "Cumhuriyetimiz 'bir' yasindaki kadar genc ve dinamik, 'bin' yasindaymis gibi koklu ve guclu" mu?
Ataturk'un 'muasir medeniyet' hedefine ne kadar ulasilabildi? Ulasilamadi ise nicin ulasilamadi?
1923'te temelleri atilan genc Cumhuriyet'in ayni 'genc idealler ve hedefler'i gozeterek ilerledigini, Ataturk'un ilke ve hedefleri dogrultusunda gerceklestirildigini soylemek ne kadar mumkundur?


Fakirin de tatili var...
Yaz aylari gelince Turkiye, akin akin tatil beldelerine tasinir adeta. Guney sahillerimiz dolar, plajlarda igne atsan yere dusmez. Son yillarda revacta olan yaylalarda senlikler baslar, akarsularamizda rafting heyecani yasanir tatil sezonlarinda. Avrupa icin cazip tatil merkezlerinden birisi olan Turkiye, gerek fiyatlari, gerekse cennet mekanlari ile Avrupali turistleri de ulkemize ceker. Yerli ve yabanci turistler, yaz aylarinda butun tatil beldelerini deyim yerindeyse tika basa doldurur. Tabii ki bu tatillerin hepsinin bir bedeli var. 100 milyon liradan baslayan bir haftalik tatil fiyatlari, sartlarin degisikligine gore bin marklar ve dolarlara kadar gider. Butun yilin yorgunlugunu atmak icin belli miktarlarda para harcamayi goze alirsaniz, saydigimiz bu imkanlarin hepsinden faydalanabilirsiniz.
PARASIZLIK DERT DEGIL
Eger bu maddi guce sahip degilseniz; tatil, hele hele de turistik beldelerde bir tatil, sizin icin hayal olmaktan oteye gidemez. Hicbir sosyal hak ve guvenceye sahip olmayan insanimiz, ne yazik ki boylesi bir durumda cennet vatanimizin guzelliklerinden istifade edemez. Ama ya cocuklar? Her durum ve sartta kendilerine uygun bir cozum bulan bu afacan yaratiklar, parasiz tatilin de bir yolunu buluyorlar elbette. Fakirin de tatili olur mantigiyla hareket eden minikler, gonullerince gezip eglenmenin keyfini cikartiyorlar. Adana'nin devlet yatirimi acisindan en fakir ilcesi olan, devletin vergi toplamaktan oteye gitmedigi Tufanbeyli'nin cocuklarindan bahsediyoruz. Tufanbeyli, 1700 metre yukseklikte bulunan bir yayla olmasina ragmen, gectigimiz gunlerde butun ulkeyi etkisi altina alan kavurucu sicaklar, bu minik yerlesim birimini de etkiledi. Biraz serinlemek, biraz da yaylada tatil yapmanin keyfini cikartmak icin balik avina gitmistik ki Cukurkisla Koyu'ne vardigimizda, bir grup afacanin hicbir seyi umursamadan gunlerini gun etmelerini izledik. Tatilde de olsa gazetecilik icgudusu beni rahat birakmadi ve fotograf makinemi aldigim gibi, cocuklarin pesine takildim. Onlarla sohbet edip nasil tatil yaptiklarini, eglencelerinin nelerden olustugunu sordum. Kucuk afacanlar beni hayal kirikligina ugratmayip butun numaralarini tek tek siraladilar.
TAS ALTLARINDA YENGEC AVI
Havalarin asiri sicak olmasi sebebiyle Goksu Irmagi'na girerek baslayan gunun eglencesi, ilerleyen dakikalarda artarak devam ediyor. Irmakta birbirleriyle bogusan cocuklar, daha sonra yengec avina cikiyorlar. Taslarin altina ve su icinde kovuklara korkusuzca ellerini sokan cocuklar, yakaladiklari yengeci savunmasiz hale getirdikten sonra objektifimize dogru tutuyorlar. Bu sirada miniklerin yuzundeki tebessum, ne kadar mutlu olduklarini anlatmaya yetiyor da artiyor bile. Zaman zaman bu deliklerden su yilanlari da cikarttiklarini belirten afacanlar, daha sonra kosu yarismasina gidiyorlar. Kosarak iyice terledikten sonra tekrar irmak keyfi. Adana'ya dunyanin ucuncu buyuk su sporlari ve eglence merkezi acilmasina ragmen bundan istifade edemeyen Tufanbeylili cocuklar, kendilerince su uzerinde akrobatik hareketler yapiyorlar. Bu hareketler sirasinda olimpik olculerde bir havuz ya da aletleri olmadigi icin, tramplen yerine yuksek kayalari, su yatagi yerine eski otomobil lastiklerini kullaniyorlar. Korkusuzca yaklasik 25 metre yukseklikteki kayaliklara cikan afacanlar, buradan teker teker atlayip maharetlerini gostermenin keyfini yasiyorlar. Gunun butun yorgunlugunun ardindan Goksu Irmagi'ni asmak icin Cukurkisla koyluleri tarafindan yapilan, ahsap koprude mutluluk pozunu veriyor cocuklar. Fotograflarinin gazetede ne zaman cikacagini da sormayi ihmal etmeyip tekrar tarlaya, takima, ailelerine yardima kosuyorlar.
Onlar, fakirin de tatile hakki olduguna inaniyorlar...
YUKSEL EVSEN


Gecmis Zamanlar
Zaferler ve destanlar insani Niyazi Yildirim Bey tek basina bir kervandi. Turk tarihinin derinliklerinden baslayarak, milletimizin yasadigi butun bir tarih macerasini siirlerinde yasayan ve yasatan bu insan yazdiklarini gelecege emanet ederek aramizdan ayrildi. Ve Turklugun bes bin yillik kervanini ruhunda barindiran bu insan, bu Turkluk kervani goctu. Ve biz daglar basinda kalmis yalniz, huzunlu, hasretli bir dervise donduk.
Aylardan agustos gunlerden cuma,
Gun dogmadan evvel
Iklim-i Rum'a,
Bozkurtlar ordusu gecti hucuma...

Yeni bir sevk ile gurledi gokler...
Ya Allah... Bismillah...
Allahuekber!
Niyazi Yildirim Gencosmanoglu'nun dillere ezber olan Malazgirt Marsi'nin ilk besligi bu... Zaferler ve destanlar tutkunu bu insan Yuce Allah'in huzuruna Turk tarihinin destanlarla dolu bir mustesna zaman parcasi olan agustos ayinda cikti. Rabbimiz onu huzuruna destaninda soyledigi gunde kabul etti. Malazgirt Marsi'ni soyleyen Gencosmanoglu farkinda olmadan olumune tarih mi dusmustu?
"Aylardan agustos gunlerden cuma"
Ayni, siirinde oldugu gibi, aylardan agustos... 1992 yilinin 21 Agustos'u ve tesadufe, hayir hayir ne tesadufu, takdire bakin ki Niyazi Bey'in vefatina rastlayan gun de, gunlerden cumadir. Yuce Allah onu yanina agustos ayinin 21'ine rastlayan cuma gunu almistir.
Biz Niyazi Bey'in siirlerini ezberleyerek buyuduk. Kendimizi bulduk. Milletimizi ve degerlerini sevdik. Simdi onun eserlerine bakiyorum. Iste Kopuzdan Ezgiler, iste Malazgirt Destani. Ikisini de 1973 yilinda almistim. O zamanlar, yurdun guzel bir kosesi olan Tunceli'de okuyorduk. Elazig'dan arkadaslar getirmislerdi. Kitaplari eline her alan, icindeki siirleri ezberlemeye koyulmustu.
Niyazi Bey hakkinda yazilan degerlendirmeler onun hakkinda asagi yukari su hukmu verirler: "Nihal Atsiz'in ulku, ruh ve malzemesini verdigi Turk tarihini irki ve hamasi acidan tefsir eden bir milliyetciligi benimsemis ve siirlerinde bunu islemistir."
Bu tespit yari yariya dogrudur. Niyazi Bey'in ilk eserlerini ele alirsaniz boyle bir kanaate varirsiniz. Bozkurtlarin Destani, Kursad Ihtilali Destani gibi eserler bu degerlendirmeye tipatip uyar. Ama sadece bu hukumde ayak direr ve orada kalirsaniz Niyazi Bey'i eksik tanimis ve tanitmis olursunuz. O, Turk milletinin ve tasidigi degerlerin siirini soyluyordu. Kahramanliga ve zafere vurgundu. Bu bakimdan Turk tarihinin neresinde bir yil haslet, kahramanlik ve zafer bulursa, onlari siirlestiriyor, destanlastiriyordu. Turk tarihini bir butun olarak kabul eden bu insan sadece Gokturkler devrinde kalmadigi icin yukaridaki hukum eksiktir diyoruz. Eksik hukme baglanip kalmak da bizi yanlis neticelere goturur.
Gencosmanoglu'nun yukarida saydigimiz iki eserinden baska eserleri hep Musluman Turk milletinin destanlari veya bu cizgiden ayrilisin yergileridir. Oyleyse Niyazi Bey icin verilecek en dogru hukum onun bir Turk-Islam sairi oldugudur. Burclar, 21'e Dogru, Asim'in Nesli, Turkistan, Destanlarda Uyanmak, Kopuzdan Ezgiler, Mizahi Siirler ve Malazgirt Destani gibi "Destanlar Burcu" adli eserinde toplanan siirleri ile Salur Kazan Destani ve Bogac Han Destani gibi eserleri de incelenerek butun eserleri hakkinda bir hukum vermek yoluna gidildigi zaman varilacak sonuc onun bir Turk-Islam sairi oldugudur.
Daha once soyledigimiz gibi Niyazi Yildirim Gencosmanoglu, Turk tarihini bir butun olarak goruyordu ve bu tarihin destanini soyluyordu. Iyi bir sair, iyi bir destan sairi ele aldigi konuyu, siirlestirdigi tarihi devreyi, o devrin ruhuna en yakin sekilde aksettirebilmek zorundadir. Bu, roman ve hikaye icin de, tiyatro icin de boyledir. Iyi sanatkarlar eserlerinde kullandiklari kelimeleri buna dikkat ederek secerler. Bunlari sunun icin soylemek ihtiyacini duyuyoruz: Niyazi Bey'in vefatindan sonra Malazgirt Marsi'ni yayinlayan bir gazete siirdeki bir kelimeyi degistirmek ihtiyacini duymus. Buna luzum yoktur. Niyazi Bey, Turk milletinin cok sukur Musluman oldugu bir devrede yasiyordu ve Musluman'di. Oyleyse herkesi kendi Muslumanligimiza gore yargilamak aliskanligindan vazgecmeli ve bir insanin eserini kendimize gore degistirme isguzarligindan kurtulmaliyiz. Hicret siirinden alinmis su misralar da Gencosmanoglu'nun ruh dunyasini aydinlatan isiklardir.
ISA KOCAKAPLAN

Hicret 1
Bir korku, bir telas, bir zifiri gam
Kureys beldesine indigi aksam
Kufrun en kudurgan, en bed vaktidir.

Delirir korkunun uykusuzlugu,
Kavurur geceyi kan susuzlugu...
Sirkin nubuvvete savlet vaktidir.
Mukaddes yataktan Murtaza kukrer!
Agizlar bir karis, el-ayak titrer...
Bu an, yomsuzlugun hayret vaktidir.

Mekke sayiklarken batil uykuda
En yuce daglarin etegi suda...
Risalet deryasinin med vaktidir.
Kac gun dogup batti, kac ay dolundu...
Zaman gelip catti ve emrolundu:
Kuvveden fiile hicret vaktidir.

Guvercin yuvasi, orumcek agi...
Boyle sey gordun mu ey Sevr dagi?
Hayretin yeri yok, ibret vaktidir.

Has guller acarken cagin bagrinda
Ilahi tecelli dagin bagrinda
Yar'la Yar'i Gar'in sohbet vaktidir.

Bir hadsiz sevincin Medine'sinden
Yukselen Allahuekber sesinden
Belli ki, tevhidin kudret vaktidir.

Binlerce goz yolda gun, gece, safak...
Bayraklar... bayraklar... yesil, kizil, ak...
Belli ki Islam'in devlet vaktidir.

Buyurdu sahibi goklerin, yerin!
Size gonderdigim son Peygamberin
Bugun alemlere rahmet vaktidir.

Tarihte Bu Hafta

Hz. Ebu Bekir'in vefati. (23 Agustos 634)
Caldiran zaferi. (23 Agustos 1514)
Tacizade Cafer Celebi'nin olumu. (18 Agustos 1515)
Suleymaniye Camii'nin ibadete acilmasi. (15 Agustos 1556)
Seyhulislam Ebu's Suud Efendi'nin vefati. (23 Agustos 1574)
Kamenice Kalesi'nin Lehistan'dan alinmasi. (19 Agustos 1672)
Kopruluzade Fazil Ahmet Pasa'nin sehadeti. (19 Agustos 1691)
II. Mustafa'nin tahtan indirilmesi ve III. Ahmed'in tahta gecmesi. (23 Agustos 1703)
Rusya'nin Edirne'ye kadar gelmesi. (20 Agustos 1829)
Tevfik Fikret'in olumu. (19 Agustos 1915)
Ikinci Anafartalar zaferi. (21 Agustos 1915)
Sakarya Meydan Muharebesi'nin yapilisi. (22 Agustos 1922)
Lozan Antlasmasi'nin BM tarafindan kabulu. (23 Agustos 1923)
Agri Dagi'nin zirvesine ilk kez cikilmasi. (18 Agustos 1929)
Kigi-Karaliova depreminde 300 kisi kayip, 1500 ev yikildi. (17 Agustos 1949)
Istanbul Kuledibi'nde yangin sonucu Mobilyacilar Carsisi'nin yanmasi. (20 Agustos 1964)
Dogu Anadolu'da buyuk deprem. Deprem sonucu Varto ve civarinda 2500 kisinin hayatini kaybetmesi. (19 Agustos 1966)
Necmettin Halil Onan'in olumu. (17 Agustos 1968)
Cekoslovakya'nin SSCB tarafindan isgali. (21 Agustos 1968)
Mescid-i Aksa'nin Yahudiler tarafindan yikilmasi. (21 Agustos 1969)
Orhan Seyfi Orhon'un olumu. (22 Agustos 1972)
Maras olaylari sonucunda 33 kisinin olumu. (23 Agustos 1978)
Omer Faruk Toprak'in olumu. (20 Agustos 1979)
Prof. Dr. Ibrahim Kafesoglu'nun vefati. ( 18 Agustos 1984)
Ibrahim Hakki Konyali'nin vefati. (20 Agustos 1984)
Turgut Uyar'in olumu. (22 Agustos 1985)
Muvaffak Seref'in vefati. (19 Agustos 1986)
Celal Bayar'in 104 yasinda olumu. (22 Agustos 1986)
Arif Yesari'nin vefati. ( 23 Agustos 1989)
Nadir Nadi'nin olumu. (20 Agustos 1991)
Niyazi Yildirim Gencosmanoglu'nun vefati. (21 Agustos 1992)
Dunya agir siklet boks sampiyonu Mike Tayson, uc yil aradan sonra dondugu boks musabakasinda rakibini 80 saniyede devirdi. (20 Agustos 1995)
Hindistan'da kutsal sayilan inegin tren yoluna cikmasi ile gelen trenin durmasi ve arkadan gelen trenin, onde duran trene carpmasi sonucu 300 kisinin hayatini yitirmesi. (21 Agustos 1995)
Misir Hava Yollari'na ait bir yolcu ucaginin Ataturk Havalimani'na inerken pistten cikip, karayoluna inmesi. (21 Agustos 1996)
Son Koprulu Fazil Mustafa Pasa
Koprulu ailesinden olan Mustafa Pasa, Fazil Ahmet Pasa'nin da kucuk kardesidir. 1689 yilinda sadarete tayin olmus, 13 Temmuz 1690 tarihinde Serdar-i Ekrem olarak Belgrad seferine cikmistir. 21 Agustos'ta Zernes zaferini kazandiktan sonra Avusturya'nin eline gecen Belgrad'i geri almistir. Bundan sonra Budin'i de geri almak isteyen Fazil Mustafa Pasa, Karlofca'nin 26 kilometre guneydogusundaki Salankamen (Tuzlutas) mevkiinde 19 Agustos 1694 gunu Avusturya ordusu ile karsilasti. Gecen cetin savasi Turk kuvvetleri kazanmak uzereyken Fazil Mustafa Pasa'nin sehit olmasi, durumu Avusturya lehine cevirmistir. Iki yil sadarette kalmasina ragmen, bu kisa sure icerisinde onemli icraatlar gerceklestirmistir.



Bu yorgunluk hic bitmiyor
Calisma seklimiz, duzenimiz yorgunlukla yakindan ilgilidir. Bedenimiz ya da zihnimiz olsun, her ikisini de kendimizi yer bitirircesine asiri calistirmak, elbet sonrasinda yorgunlugu getirecektir. Cok az dinlenen, dikkatini araliksiz isine yogunlastiran iskolik diyebilecegimiz kisiler, yasadiklari sorunlardan kurtulusu, islerine simsiki sarilmakta bulurlar. Bu durumda vucudumuz bir muddet sonra sinyaller vermeye baslar. Kandaki seker duzensizlesir, uyku, yeme aliskanliklari ve sosyal yasam bozulur. Bir zaman sonra kisi, uyusuk, bikkin, isteksiz, gecimsiz ve beceriksiz olur. Asiri calismak gibi, degisik ve yeterli uyarici uretmeyerek, calisani pasiflige iten, yaraticiligini ve sorun cozme yetenegini gelistirmesine olanak tanimayan isler de yorgunluga yol acar. Yine yapilan arastirmalar uzun bir sure ayni isi yapan insanlarin da monotonluktan dolayi yorgun dustuklerini ortaya cikarmistir.
SINIRSEL YORGUNLUK
Gunumuz ileri toplumlarinda yasanan en ciddi yorgunluk turu sinirsel yorgunluk. Isin tuhafi bu yorgunluk, hali vakti yerinde olanlarda, ucretlilerden cok isadamlarinda daha yaygin. Modern yasamin zor sartlari sinirsel yorgunluktan kacinmayi iyice zorlastiriyor. Oyle ki insanlar yalniz calisma saatlerinde degil, isleriyle evleri arasinda gecirdikleri zamanlarda da strese girip yoruluyorlar. Zamanla bu duruma alistiklarini sansalar da, gun be gun yorulup, yipraniyorlar.
KAYGI VE KORKUDAN KACININ
Sinirsel yorgunlugun buyuk bolumu, bilincli yada bilincsiz korkulardan ve kaygilardan kaynaklaniyor. Bazi kisiler belirsiz olan durumlara, kafalarini iyice takar, her zaman, her yerde ayni seyi dusunurler. Tabii bu durum, arkasindan kaygilari getirir.
Hepimizin basina gelmistir; gecmiste yaptigimiz davranislari dusunur, neden kendimizi o denli uzdugumuze, yiprattigimiza bir anlam veremeyiz. O anda basimiza gelen olay, sanki bizim icin dunyada her seyden onemlidir. Olaylara boyle yaklasim kisiyi her zaman tetikte kilar; ama bir zaman sonra kisi uzerinde derin bir yorgunluk duyar. Bu durumu onlemek icin pireyi deve yapmadan yasamayi ogrenmeliyiz.
SAGLIGINIZA ONEM VERIN
Yorgunlugun bir nedeni de vucudun gidasiz kalmasidir. Zayiflamak icin ya da baska nedenlerle gidanizi yeterince alamiyorsaniz; beyninize yeterince oksijen gitmiyorsa kendinizi halsiz, yorgun hissedebilirsiniz.
SIZI MUTLU EDECEK, FARKLI BIR UGRAS EDININ
Saydigimiz tum bu faktorler bir yana, yorgunlugun en buyuk nedeni kisinin mutsuz olmasidir. Is yerinde mutsuzsaniz caniniz ise gitmek, is yapmak istemez. Yine eger evde mutlu degilseniz, evden disari cikmak icin her daim bir yol ararsiniz. Elbet bu durum isteksizlik, bikkinlik, yorgunlukla kendini gosterir. Yorgunluk duygusundan kurtulmak icin en iyi yontem, sizi motive edecek, heyecan verecek, yeni bir ugras edinmenizdir. Ev hanimiysaniz dahi evinizin disinda hosunuza giden bir ugras edinerek, ev isleri ve aileleriyle ilgili sorunlarin ustesinden yorulmadan gelebilirsiniz.
ARZU KOSEMEHMETOGLU


'Birlikte yaslanmaktir muradimiz'
yi gunde ve kotu gunde; saglikta ve hastalikta birlikte olunacagina dair soz verilir evlenirken. Bir yastikta kocamaktir murad edilen; ama pek de kafa yormaz, dusunmek istemez yeni evliler; saclari agarmis, gucten dusmus iki ihtiyar olacaklari gunleri.
Birlikte yaslanmanin ne kadar guzel olacagina dair konusan ve o gunleri gorebilmek icin dualar eden gencecik ciftlere rastladiniz mi?
Adim adim, gun gun farkina bile varamadan iki sevimli ihtiyar oluvermek... Birkac saniye gibi suren guzel anlari, zor yillari birbiri ardina devirerek, cocuklari evlendirip rahata ererek, tekrar bas basa kalmanin tadina varmak...
Yasanacaklardan cok yasanmisliklar vardir elinizde. Sizi birbirinizden daha iyi anlayan, daha iyi taniyan, daha cok seven yoktur ki yeryuzunde. Ikide bir kusen, olur olmaz seye alinan, sitemler eden yeni sevgililer gibi, yagmurdan kacip bir sacak altinda buzusen islak serceler gibi olursunuz. Onca yildan sonra tahammulunuz yoktur ayri kalmaya. Adim atamaz olursunuz yalnizken, oksuz cocuklar gibi urkersiniz bir basinayken. Goren gozu, tutan eli olursunuz birbirinizin. Yavrusunun uzerine titreyen analar gibi yufkalasir yureginiz. Bakislarinizda merhamet okunur, daha bir sefkatlidir dokunuslariniz. Yuzunuzdeki her cizgi, saclarinizdaki aklar, titreyen elleriniz sizin icin anlamlidir sadece. Bilirsiniz ki birbiriniz icin tukettiginiz bir omrun izleridir onlar.
Birlikte yaslanmayi dilersiniz ilk genclik gunlerinde. Uc gun gibi yasadiginiz otuz yilin ardindan, ahirette de birlikte olmaktir isteginiz.
ULKU OZEL AKAGUNDUZ



ZAMAN ]lk Sayfa
© 1998 Feza Gazetecilik A.^.