









|
|
Not Defteri
Beşir Ayvazoğlu
99'dan beklediklerim
Bir an önce akl-ı selime avdet edilip ciddi bir hükümet kurularak ülkenin sağ salim seçimlere götürülmesini,
Seçimlerde milli iradenin sağlıklı bir biçimde tecelli etmesini, güçlü bir Meclis'in ve iktidarın
çıkmasını,
Bu arada birilerinin beklettiği kaset maset varsa, ya bir an önce ortaya çıkarmalarını, ya da imha edip
ebediyyen susmalarını,
Seçimler sonunda çıkacak hükümetin anayasadaki bütün antidemokratik maddeleri değiştirip sistemde
ciddi bir revizyona gitmesini, yeni bir seçim ve siyasi partiler kanunuyla milli iradenin kendini daha iyi ifade
etmesine ve nitelikli insanların Meclis'e girmelerine imkan sağlamasını, yani demokrasiyi işlemez hale
getiren bütün tıkalı kanalların açılmasını,
Kuvvetler ayrılığı prensibinin bir an önce hayata geçirilmesini ve mevcut kurumların sadece kendi
işlerine bakmalarını, daha da önemlisi, bütün kurumların denetlenebilir bir yapıya kavuşturulmasını,
Yargının mutlak bağımsızlığını, YÖK'ün kapısına iri kilit vurulup üniversitelerin gerçek
üniversiteler haline getirilmesini,
Medyanın promosyondan vazgeçip kaliteye yönelmesini, avantacı iki üç milyon yerine altmış milyona
hitap etmenin yollarını aramasını,
Ve enflasyonun çanına ot tıkanıp gelir dağılımının düzeltilmesini bekliyorum.
Daha ne mi bekliyorum?
Baba'nın Yunus Emre okumasını, Dokuzuncu Senfoni'yle yetinmeyip Nevakar,
Na't-ı Mevlana, Rast Kar-ı Nev, Yozgat Sürmelisi, Urfa Divanı gibi eserleri de dinleyip birkaç türkü
meşk etmesini,
Mesut Yılmaz'ın bir Osmanlıca-Türkçe sözlük edinip "istifa" kelimesinin anlamını iyice
öğrenmesini, ödev defterine bu kelimeyi üç yüz defa yazdıktan sonra aynı konuda bir kompozisyon kaleme
almasını,
Tansu Çiller'in derhal bir Türkçe sözlük, bir Türkçe gramer kitabı, bir imla kılavuzu ve bir de mümkünse
muaşeret el kitabı edinmesini,
Necmettin Erbakan'ın ve yakın mesai arkadaşlarının İslam klasiklerini, özellikle bu klasiklerin söz
söyleme adabına ve sükutun faziletine dair bölümlerini birkaç defa yüksek sesle okumalarını, okutmalarını,
Deniz Baykal'ın usta bir aktörden gülme ve gülümseme talim etmesini, vakit kaybetmeden genel
sekreterini değiştirmesini, Cumhuriyet'i tapulu malı zannetmekten vazgeçmesini, barajı aşamama ihtimalini
göz önüne alarak şimdiden dört beş yıl dinlenebileceği rahat, yaylanabilir bir koltuk edinmesini,
Bülent Ecevit'in başbakanlık ve sicil amirliği hevesinden kurtulup Sanskritçe'ye kaldığı yerden
devam etmesini, zengin Hint kültürünün kaynaklarına dalıp bilgeliğin sırlarını araştırmasını, olanaklı olasılıklı
yeni şiirler yazmasını ve bu arada mesela Eliot'tan birkaç şiir daha çevirmesini,
Hüsamettin Bey'in soyadındaki "doruk"tan vazgeçmesini,
Devlet Bahçeli'nin mahkemeye başvurup adını Millet olarak değiştirmesini,
Hasan Celal Güzel'in tanksavarlığa devam etmesini,
Güneş Taner'in yeni dönemde puroyu terk edip pipoyu denemesini,
Clinton'ın iktidarda kalmak ve politika hayatını devam ettirmek istiyorsa bir iki haftalığına
Türkiye'ye gelip bizimkilerden kazık çakma metodlarını öğrenmesini,
Apo'nun spagetti ve pizza yiye yiye şişip kımıldayamaz hale gelmesini,
İrili ufaklı bütün babaları babalar tutmasını,
Beyaz Kale, Kara Kitap ve Benim Adım Kırmızı'nın yazarı Orhan Pamuk biraderimizin Bana Derler
Yeşil adında yeni bir romana başlamasını bekliyorum.
Haydi güzel 99, göreyim seni.
ŞİKAYETNAME
Bu nasıl iş?
Bir üniversite öğrencisinin üzerinde 15 milyon Türk Lirası yazılı bir Türkiye İş Bankası çeki
vardı; Beşiktaş'a gitmeye üşendiği için parasını Taksim'deki bir şubeden almak istedi; görevli memur
masrafı bir milyon dokuz yüz bin küsur lira olarak hesapladı ve öğrenciye küsuratıyla 13 milyon lira ödedi.
Zavallı üniversiteli belediye otobüsüne binip Beşiktaş'a gitmeye üşendiği için beş altı günlük yemek parasını
kaptırmıştı. Çok üzüldü; ama olan olmuştu bir kere!
Sayın İş Bankası yetkilileri, bu nasıl iş?
GÜLDESTE
Seyreyle ser-i sebzimi gelsin de bahar
Hak-i siyeh içre kalacak dane miyim ben
Laedri
Bahar gelsin de sen o zaman yeşil başımı seyret; hiç siyah toprak içinde
kalacak tane miyim ben?
DERKENAR
98'den birkaç kitap
1998'de önemli kitaplar yayımlandı; bunların bir kısmından yıl boyunca çeşitli vesilelerle
söz ettim. Okuduklarımdan dikkatinizi tekrar çekmek istediğim bazı kitaplar var; yeni ajandanızın bir köşesine
kaydetmeniz için isim olarak zikretmek istiyorum.
Ahmet Güner Sayar: Sabri F. Ülgener (Eren)
Nazan Bekiroğlu: Şair Nigar Hanım (İletişim)
Ali Akyıldız: Mümin ve Müsrif Bir Padişah Kızı: Refia Sultan (Tarih
Vakfı Yurt Yayınları)
Murat Bardakçı: Şahbaba (Gri)
Turan Karataş: Sezai Karakoç (Kaknüs)
Mustafa Armağan: Bursa Şehrengizi (İz Yayıncılık)
Victoria Holbrook: Aşkın Okunmaz Kıyıları (İletişim)
Orhan Pamuk: Benim Adım Kırmızı (İletişim)
Mehmet Niyazi Özdemir: Çanakkale Mahşeri (Ötüken)
Türk Kültürüne Hizmet Vakfı: Türk Dünyası Kültür Atlası
İSAM: İslam Ansiklopedisi'nin yeni ciltleri.
Nurettin Topçu: Bütün Eserler (Dergah)
Yılmaz Özakpınar: Kültür ve Medeniyet Anlayışları ve Bir Medeniyet Teorisi
(Kubbealtı)
Cinuçen Tanrıkorur: Müzik Kimliğimiz Üzerine Düşünceler (Ötüken)
Rasih Yılmaz: Toros Yüzlü Adam (Timaş)
![ZAMAN ]lk Sayfa](/argit1/icons/9804/zaman.jpg)
© 1998 Feza Gazetecilik A.Ş.
|