4 Ocak 1999, Pazartesi
Güncel
Dünyadan
Ekonomi
Kültür
Spor
Yazarlar
Arşiv
Medya

Text Only
Temel Harfler

Tarihten Bugüne

İlhan Bardakçı
Hükümet mantığı zırvalığı...
Eski hükümet neden düşürüldü ve kurulması istenen yenisinin mantığı nerededir? Bu suallere, bu satırların yazıldığı saatlerde hala doyurucu bir cevap verilebilmiş değildir.
Hükümet mantığı aşiretlerde aranmaz; ama devletlerde varlığı şarttır.
Hakikaten eğer hükümetler, aslında milletin ve devletin işlerini kanunlar kadar hukuk mantığı içinde de yürütmeli iseler, o zaman bu mantığa ihtiyaç vardır.
Hükümet değişiklikleri de bir mantığa bağlıdırlar. Düşüşler ve yenilerinin kurulmalarının da, bir akli ve sübjektif mantığı olmak şarttır.
Hükümetler bu unsurlardan mahrum iseler, en kısa bir zamanda yeni ve bir mantıklı hükümete ihtiyaç vardır demektir.
«««
Hükümetlerin sukut sebeplerine ve kuruluş şekline halkın inanması da demokrasilerin teşekkülü bakımından vazgeçilemeyecek unsurlardır. Aksi varit olursa, halkın ve milletin hükümetlerin varlık meşruiyetini tartışması normal kanallar içinde cereyan etmez. Buna, "hükümet kaosları" denir. Sürekli sıkıntılara sebep olur.
Bugün en gerekmeyen bir zamanda biz, bu tartışmaları yaşamaktayız. Millet için böylesine bir zaman kaybı kavramı bahtsızlıktır.
Söylenenlere bakılırsa, "kurulacak hükümet sadece dört ay için ve o da seçimleri gerçekleştirmek için kurulacak ve ne demek ise şayet "düşük profilli" olacaktır.
Maşallah uydurmacılık ve lafazanlık bakımından dünyanın en önde gelen demokrasisinin sahibiyiz. Ne kadar övünsek yeridir. Anlatalım.
«««
Evvela hedefi sadece seçim olan hükümet kurulması safça bir aldanıştır veya aldatmacadır.
Hedef, seçimden başka bir şey olmalıdır. Devletin diğer işleri ele ağırdan alınacak ya da hiç el atılmayacaktır. Alevlerle muhasara altına alınmış bir kale durumundayız. Kıbrıs sorunu askıda, çözüm bekler, Apo denen bela mühim dert değil. Ama 30 bin kişinin bu kanlı ve acımasız başkanına dışarıda gösterilen ilgi gerçekte Türkiye'ye saygısızlıktır. Bu saygı uğruna mücadele edecek ve millet desteğine sahip bir hükümeti ara ki bulasın. Avrupa Birliği'ne sokulmayacak, Amerika, Almanya, ambargo hazırlığında. Devlet ihaleleri arkası ve pazusu kuvvetlilerin elinde, ihaleler; adeta sokaklardaki bul karayı al parayı üç kağıtçılarının benzerleri gibi. Suçlamalar diz boyu. Soruşturmayı yapacak emniyeçiler, yüksek idareciler ve partiler, başkanları ile suçlama altındalar. Dışarıdakiler bizi hançerlemek için saat kaybetmezken, biz memlekette günlerce siyasi dedikodu yapmanın peşindeyiz.
Hem, "Bu bir seçim hükümetidir." diyoruz; ama bu hükümetin kuruluşunda sanki bir koalisyon hükümeti kuruyormuşçasına, bakan sayısında hesaplamalara girişiyoruz. Yani kısaca ne istediğimizden, ne de yaptığımızdan haberimiz var.
«««
Doğruyu konuşalım:
Seçimlere gidiyoruz ya. Partilerden birisi olur ya, olumlu bir marifet işler ve puan alır diye her liderin korku sarmış yüreklerini. Ve bu korku ve panik yüzünden dünya devlet ve idarecilik san'atı bakımından en anlaşılmaz ve zırva bir kaide icat etmişiz ve:
- Düşük profilli hükümet deyimini dünyaya takdim eylemekle, bir iş becerdiğimize inanmışız. Olur zırvalık değildir.
Ne demektir bu saçmalık? Parçalanması ve sıkıntılara sokulması için bunca seferber olan bir dünyanın peydahladığı bu oyunlara "Bu yüksek profillidir ele alalım" diyerek önemseyeceğiz de, bir başkasını "bu düşük profillidir, bekleyebilir" kafası ile yedek işler torbasına mı atacağız? Gülerler insana. Devletin her işi aynı derecede önemli değil ise yüksek ve alçak profilli sorunlar hükümetleri olarak iki ayrı hükümet mi kurmalıyız?..
Okumuş ve dinlemişsinizdir.
Milli Piyango ve Loto'yu 22,5 milyon vatandaş oynamış. Nerede ise Türkiye'nin yarısı ümidini kumara bağlamış. Devlet iç veya dış sorunlarından ümidini kesmiş.
Yani hükümetlerle, partiler ve liderleri ile ilgili değil.
Bu mantık yokluğu arasında encamımız kime havale edilmiştir? Hayrolsun.




ZAMAN ]lk Sayfa
© 1998 Feza Gazetecilik A.Ş.