16 Ocak 1999, Cumartesi
Güncel
Dünyadan
Ekonomi
Kültür
Spor
Yazarlar
Arşiv
Medya

Text Only
Temel Harfler



Kara noktalara takılmayın
Bayramınız aman zehir olmasın!..
Sürücüler uyanık olun
Yurt genelindeki Kara yollarında bini aşkın kara nokta bulunuyor. Bu noktalarda trafik levhalarının eksikliği, hatalı kavşak-viraj yapımı, yetersiz bakım, yanlış eğim ve çukurlar, her yıl çok sayıda ölümlü kazalara sebebiyet veriyor. Kara noktalardaki kazaların yıllık maliyeti 75 trilyonu geçiyor. Dün başlayan bayram tatili nedeniyle yollar tıklım tıklım. Sürücülerin bu noktalara dikkat etmesi gerekiyor.
Bu noktalara dikkat edin
Ölüm noktalarından bazıları şöyle: Afyon yolunun 40 ve 53. kilometreleri, Bolu-Gerede arası, Şanlıurfa-Birecik Tüneli mevkii, Mudanya ve Susurluk mevkileri, Ceyhan-Kadirli-Kozan, Afyon-Sultandağı, Konya-Meram yeni yol, Kütahya-Kızılbayır mevkii, Kayseri Dokuzdolanbaç ve Gürün mevkii, Erzincan Dağyolu, Sivas Akdağmadeni ve Suşehri mevkii, Kocaeli Kandıra kavşağı.
Ölüm noktalarına dikkat!
İTÜ İnşaat Fakültesi Ulaştırma Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Nadir Yayla, ülkemizde binin üzerinde kara nokta bulunduğunu belirterek "Kara nokta diye tabir ettiğimiz yerler ıslah edilse kazalarda ve can kayıplarında yüzde 70-80 oranında azalma olur." dedi. Ülkemizde bin 600 kilometre otoyol, 60 bin kilometre devlet ve il yolu bulunduğunu ifade eden Yayla, alt yapı eksikliklerinin kazalarda önemli rol oynadığını söyledi. Prof. Yayla, "Karayollarında kavşaklar iyi düzenlenmiyor, tepe noktalarında görüş mesafeleri dikkate alınmıyor, virajlarda, dönemeçlerde deverler(eğimler) eksik veriliyor, çok yüksek oranlarda bakım ve işaretleme hataları yaşanıyor. Yolları tanımayan sürücüler bu noktalara geldiklerinde, yüzde 80 oranında kazalara karışıyor. " dedi.
Tutanaklar revize edilmeli
Türkiye Trafik Kazalarını Önleme Derneği Başkanı Hitay Güneş, trafik kazalarında yol kusurlarının istatistiklere doğru olarak yansımadığını dile getirerek, "Bu kaza tutanaklarından kaynaklanıyor. Sorular insan faktörüne yönelik olduğu için kazalardaki gerçek durum istatistiklerde görünmüyor. Bu yüzden kaza tespit tutanakları revize edilmelidir. Farklı kapasitedeki araçlar aynı yolu kullanıyor. Eksik işaretlemeler, yollardaki aşırı yüklenmeler zaten uygun olmayan yolların alt yapısını bozuyor. " dedi.
Asfalt değil beton kullanılsın
Yol yapımında asfalt yerine beton kullanılmasını isteyen Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) Genel Sekreteri Ferruh Karakule, şunları söyledi: "Ülkemizde bulunan karayollarının yüzde 80'nine yakını sathi kaplama olarak bilinen malzemeden yapılıyor. Avrupa ve Amerika'da 40-50 yıllık ömrü olan beton yollar kullanılıyor. Almanya'da, Avrupa'da II. Dünya Savaşı yıllarında yapılan beton yollar hiçbir pürüzü olmadan halen kullanılıyor. Türkiye bunu neden yapmasın? Türkiye'deki asfalt yolların yüzde 20'si her yıl yenilenip tamir görüyor. Beş senede bir yollar, yeniden yapılıyor. Büyük masraflarla bu yollar yenileniyor. Bir devlet politikası olarak beton yollara eğilmek gerekiyor. Beton yolların ilk yapımı asfalt yollardan biraz pahalı, ama ömrü 40-50 yıl sürüyor. 1991 ile 1995 yılları arasında 31 bin kilometreyi aşan devlet yolunun 26 bin 277 kilometresi, yani yüzde 84'ü elden geçerek onarıldı."
Fazla yüke yol dayanmıyor
Karayolları 3. Bölge Müdürü Saim Tezel de ekonomik ömürlerini planlanan süreden önce tamamlayan kara yollarında ortaya çıkan arızaların, ciddi trafik kazalarına yol açtığını söyledi. Türkiye'de trafiğe kayıtlı 6,5 milyon taşıt bulunduğunu, ağır taşıt trafiğinin toplam trafikteki payının ise yüzde 60-70'leri aştığını vurgulayan Tezel, ulaştırma talebinin büyük bir bölümünün kara yolu taşımacılığı ile karşılanmasının ciddi bir darboğaz olduğunu kaydetti. Tezel, 'Araçların taşıma sınırlarının çok üstünde yüklenmeleri, kara yolunun ekonomik ömrünü kısaltmakta, işletme giderlerini artırmaktadır." diye konuştu.
Yolların tek sahibi yok
Trafik Uzmanı İhsan Akpınar, ülkemizde trafiğin kime bağlı olduğunun bilinmemesi nedeniyle yaşanan karmaşanın yollardaki alt yapı eksikliklerine de yansıdığını, Türkiye'deki yolların sahibinin olmadığını ileri sürdü. Akpınar, 'Türkiye köy yolları ile bezenmiş bir ülke. Ve bu köy yollarının hiç birinde trafik işareti yok. Trafiğin en önemli alt yapı eksikliği budur." dedi.

İşte bu ölüm noktalarına dikkat
Kırklareli Alpullu kavşağı, Keşan, Avcılar ayrımı, İstanbul Söğütlüçeşme mevkii, Kocaeli Kandıra kavşağı, Sakarya-Hendek Başköprüler, Bolu-Gerede arası Yeniçağ, Gölbaşı, Ulukışla Pozantı, Tekir, Gülek ve Tarsus ayrımları, Ceyhan, Osmaniye, Bahçe, Topboğaz, Kanlıgeçit, Nurdağı, Şanlıurfa Birecik Tüneli mevkii, Hasankeyf, Batman ayrımı, Nusraltı virajları, Edremit, Ayvalık, Çamlık, Mudanya ve Susurluk mevkileri, Manisa Sabuncubeli, İzmir Varyantbaşı, Muğla-Gökova-Marmaris, Aydın Kuyuvak Köprüsü, Söke-Yenidoğan, Didim, Gökova, Fethiye kavşağı, Eşen, Bıçkın, Boğazköy mevkileri, Çukurca yokuşu, Serik, Adana Kanlı Geçit ve Bahçe mevkileri, İçel-Erdemli karayolu, Ceyhan-Kadirli-Kozan, Silifke, Taşucu kavşağı, Hatay Topboğazı, Fatsa-Ordu Kavaklar mevkii, Bolaman-Belicesu virajı, Çakallı, Kayadibi, Boğaziçi ve Dikbıyık mevkileri, Kavak, Havza ve Çarşamba sınırları, Kastamonu-Araç yolu 14. ve 20. kilometreleri, Trabzon-Akçaabat yolu, Rize Gündoğdu Kireçli Geçidi ve Tortum mevkii, Bursa-Gemlik ve Mustafakemalpaşa arası, Karacabey-Susurluk, Üçkumalar arası ve Demirtaş kavşağı, Polatlı-Sivrihisar ayrımları, Kepekli, Afyon Sultandağı, Yakasinek mevkii, Kırşehir-Çiçekdağı-Yerköy arası, Konya-Meram yeni yol, Şadiye Köprüsü, Bolvadin ve Sultandağı ayrımlarıyla Afyon yolunun 40 ve 53. kilometreleri, Kütahya-Kızılbayır mevkii, Kayseri Dokuzdolanbaç ve Gürün mevkii, Erzincan Dağyolu, Pülümür ayrımı, Erzurum Aşkale, Sivas Akdağ madeni ve Suşehri mevkii, Malatya-Reşadiye. M.FATİH UĞUR / İSTANBUL


İktidarı tayin etti
New York Times, birkaç ay öncesine kadar 'Çiller'in sadece iktidardan düşmekle kalmayıp hapse gireceğini zannedenlerin yanıldıklarını söyledi.
ABD'nin önemli gazetelerinden New York Times, DYP Genel Başkanı Tansu Çiller'in geçtiğimiz hafta, 'ortaya koyduğu iki manevrayla, bir başbakan adayının iktidara gelmesini engellerken, bir diğer siyasiyi başbakan yaptığını' yazdı. Gazete, Çiller'in, 'iktidarı tayin eden kişi' olarak yeniden siyaset sahnesine döndüğünü kaydetti.
Çiller hakkında birkaç ay önce çok ciddi yolsuzluk iddialarıyla soruşturma açıldığını ve o tarihte birçok kişinin, 'Çiller'in sadece iktidardan düşmekle kalmayıp ya hapse gireceğine ya da yurt dışına çıkacağına inandığını' yazan gazete, mali yorumcu Süleyman Tombul'a atfen, "Ama sonuçta kazanan Çiller oldu." ifadesini kullandı.
Çiller'in ani manevrası
New York Times, Çiller'in, 'Yalım Erez'in başbakanlığını, eski bir DYP'li olarak partili arkadaşlarını yanına çekebileceği ve hatta kendisini başkanlıktan edebileceğinden endişe ettiği için engellediğini' öne sürdü. DYP liderinin, 'herkesi şaşırtan bir manevrayla, birdenbire politik açıdan hiçbir yakınlığı olmayan DSP lideri Bülent Ecevit'i destekleme kararı aldığını' vurgulayan gazete, böylece Erez yerine hükümeti Ecevit'in kurduğunu hatırlattı.
Uluğbay'ı kullanacak
Çiller'in, "Ecevit'e verdiği destek karşılığında laikliğiyle tanınan Milli Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay'ın kabine içinde başka bir göreve getirilmesini sağladığına" da işaret eden gazete Çiller'in türban takarak resim çektirmesini eleştirdi. Gazete, Çiller'in, "İslami kesimden oy toplamak için laik bir bakanı görevden aldırdığı" propagandasını yapacağını öne sürdü. NEW YORK


Fazilet'in adayları
FP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Alptekin, 750 büyükşehir, il ve ilçe ile bin 500 belde belediye başkan adayını belirlediklerini, adayların çalışmalara başladığını bildirdi.
Alptekin, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, seçim takviminin başlamasıyla hızlı bir çalışma yaptıklarını, diğer partilerden bile önce adaylarını belirleme çalışmalarına başladıklarını söyledi. FP'nin, adaylarını belirlemede kamuoyu yoklaması yöntemini kullandığını belirten Alptekin, "O bölgede sevilen, dürüstlüğüyle tanınan, bölgenin birikmiş problemlerini çözme kabiliyet, kapasite ve heyecanında olan bir kişinin seçilmesi esas alınmıştır." diye konuştu. Ramazan Bayramı'nın ertesinde bütün belediye başkan adaylarını belirleyeceklerini ifade eden Alptekin, adayların, basına ve halka tanıtılacağını kaydetti. Alptekin, 3 binin üzerindeki milletvekili aday adaylarının belirlenmesi için çalışmaların da bütün hızıyla sürdüğünü anlattı. İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adaylığı için arayışlarının sürdüğünü bildiren Alptekin, adayların belirlenmesinde Necmettin Erbakan'ın etkisi olmadığını söyledi. ANKARA


İstanbul ankete kaldı
Fazilet Partisi (FP) İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adayını belirlemek için yaptığı çalışmaları sona getirdi. Adayı belirmek için anket uygulaması yapılacak.
Halen FP'nin İstanbul'daki durumunu ölçecek ve adaylar konusunda fikir verecek anket çalışması devam ediyor. Bu anketin gelen ilk sonuçlarına göre Abdullah Gül ve Ali Coşkun önde gidiyor. Fakat söz konusu anketin ardından potansiyel adayların açık isimlerinin yer alacağı son bir anket daha yapılacak.
İstanbul adayının belirlenmesini bayram sonrasına erteleyen FP'nin son anketinde, Mustafa Baş, Mukadder Başeğmez, Ali Çoşkun, Veysel Eroğlu, Abdüllatif Şener, Abdullah Gül, Ali Müfit Gürtuna ve Numan Kurtulmuş'un isimleri yer alacak. Yapılacak bu anket sonuçları daha önceki sonuçlarla ve teşkilat yoklamalarıyla birlikte değerlendirilerek isim belirlenecek.
Gül isteksiz
Muhtemel adaylar arasında adı geçen, Genel Başkan Yardımcısı Abdullah Gül'ün İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adaylığı konusunda isteksiz olduğuna dikkat çekiliyor. Yakın çevresine "Ankara'da siyasete devam etmek istiyorum." dediği savunulan Gül'ün, yapılacak anket sonucunda birinci çıkması durumunda adaylığa mecbur kalabileceği vurgulanıyor. Öte yandan anketlerde Gül'ün ardından ezici bir ağırlıkla çıkacağı tahmin edilen Ali Coşkun'un adaylığı da ağırlık kazanıyor. SADULLAH ÖZCAN / ANKARA


CHP'de Bağımsız tartışma
Hükümet programı üzerindeki görüşmelerde CHP İçel Milletvekili Oya Araslı ile bağımsız atanan Adalet ve Ulaştırma bakanları arasında tartışma yaşandı.
CHP'li Oya Araslı, Adalet Bakanı Selçuk Öztek'in Çiller ailesine yakın olduğu şeklindeki iddialarını gündeme getirirken, Ulaştırma Bakanı Hasan Basri Aktan'ın da Gelirler genel müdürü iken Maliye Bakanı Zekeriya Temizel tarafından görevden alındığını hatırlattı. Sataşma olduğu gerekçesiyle söz alan Öztek, "Huzurunuzda yemin ettim. Hiçbir siyasi parti liderine danışmanlık yapmadım, gizli danışman olmadım, doğrudan veya dolaylı olarak hukuki ve genel hiçbir konuda mütalaa vermedim." dedi. Konuşmasını sert bir tonda yapan Selçuk Öztek, yapılan bütün yakıştırmalara dayanak bulunamadığı için şimdi de Çiller ailesiyle ilişki kurulmaya çalışıldığını belirtti. Ulaştırma Bakanı Hasan Basri Aktan da, bürokraside 25 yıla yakın dürüst, tarafsız ve liyakatla hizmet verdiğini söyledi. Aktan şöyle devam etti: "Bu görevlendirme Sayın Başbakan'ın tasarrufudur. Türk Parlamenter sisteminden pek çok örneği vardır. Yapılan eleştirileri yadırgadığımı ve üzüldüğümü ifade ediyorum." ANKARA (Zaman)


FP'li Gül:Demokrasiye müdahale devam ediyor
Gül, Türkiye'de, 61 milletvekiline sahip bir partinin hükümet olması gibi anormal bir durumla karşı karşıya kalındığını söyledi. Gül, 2 yıl önce demokrasiye yapılan müdahalelerle bu sürece girildiğini iddia etti.
FP Genel Başkan Yardımcısı Abdullah Gül, "Bu hükümet, 55. hükümetten farklı bir politika izlemeyecek ve 1999 da tarihe kara bir yıl olarak geçecektir" dedi.
56. hükümetin programı üzerinde yapılan görüşmelerde, FP Grubu adına konuşan Gül, Türkiye'de, 61 milletvekiline sahip bir partinin hükümet olması gibi anormal bir durumla karşı karşıya kalındığını söyledi. Gül, 2 yıl önce demokrasiye yapılan müdahalelerle bu sürece girildiğini iddia etti.
Nesine sahip çıkılıyor?
Abdullah Gül, 56. hükümetin, yolsuzluk ve ihaleye fesat karıştırmaktan dolayı düşürülen 55. hükümetin icraatlarına sahip çıktığını bildirerek, Ecevit'e, "Böyle bir hükümetin nesine sahip çıkıyorsun?" diye sordu. 55. hükümet döneminde başörtülü kızlara karşı kıyım hareketi yapıldığını öne süren Gül, DYP'ye de seslenerek, "Milli Eğitim Bakanı, bakanlıkta her türlü hukuk dışı uygulamaları gerçekleştirmiştir. Zaten bu bakanın yapacağı bir zarar kalmamıştı. Siz bunu yerinden ederek başbakan yardımcılığına terfi ettirdiniz ve şimdi de ona onay vereceksiniz" dedi. Gül, Başbakan Bülent Ecevit'e ilişkin eleştirilerini de şöyle sıraladı:
"Dürüstlüğü ile övünülen Ecevit, yolsuzluk ve hırsızlık gerekçesiyle düşürülmüş olan hükümete sahip çıkmakta, sonra da tasarruf gerekçesiyle Mercedes'e binmemektedir. Bunlara göz yumup Mercedes'e binmemek, göz boyamaktan başka bir şey değildir. Bundan başka, şimdinin başbakanı, o zamanın başbakan yardımcısı Ecevit'in, bankaların içi boşaltılıp Merkez Bankası'na devredilmesinden haberi yok muydu?" ANKARA


Başbakan Ecevit: Seçimden dönüş yok
Kurulan DSP azınlık hükümetinin görevinin Türkiye'yi esenlik ve güvenle seçimlere götürmek olduğunu ifade eden Başbakan Bülent Ecevit, "Nereden kaynaklanıyor bilmiyorum ama seçimlerle ilgili birtakım tartışmalar var. Seçimlerin 18 Nisan'da yapılacağı kararı Meclis'ten büyük bir çoğunlukla alındı. Karar, karardır. Artık bundan geri dönüş yok." diye konuştu.
Anasol-D'yi savundu
Hükümet programı ile ilgili konuşmasında Anasol-D hükümetinin başarılı olduğunu anlatarak başlayan Ecevit, çıkarmak istedikleri yasaları sıraladı. Ecevit, kamu sendikaları kanun tasarısı, Anayasa'nın 83 ve 100. maddelerinin değiştirilmesi, bankalar kanun tasarısını Meclis Genel Kurulu'ndan çıkarmak istediklerini söyledi. Ecevit, DSİ ve Tarım Bakanlığı'nda çalışan geçici işçilerin 12 ay çalışmaları ile ilgili kararnamenin imzalandığını bildirirken, özel ve kamu bankalarında devlet güvencesinin süreceğini kaydetti. Ecevit, yurt dışında yaşayan seçmenlerin 18 Nisan tarihinde oy kullanamayacaklarını da ifade etti.
Çetelerle mücadelenin aynen süreceğini ve inançlara saygılı laiklik anlayışını sergileyeceklerini anlatan Ecevit, Hikmet Uluğbay'ın da görev alanının DYP Genel Başkanı Tansu Çiller'in dayatması ile değiştirilmediğini söyledi.
Partizanlık yapmam
Partizanlık yapmayacaklarını yineleyen Başbakan Bülent Ecevit, "Ben ne zaman iktidara geldiysem o müsteşarlarla, bürokratlarla, özel kalemlerle, şoförlerle çalışırım. Bu anlayışımızı da hükümet politikasına dönüştürme kararı aldık." dedi. Demokrasinin uzlaşı ortamında işleyebileceğini ve seyirlik bir oyun olmadığını belirten Ecevit, 1980 öncesindeki kavgaların yerini artık uzlaşı ortamının aldığını anlattı. ANKARA (Zaman)


Çiller'e suçlama
Meclis'teki hükümet programı görüşmeleri çerçevesinde, ANAP adına kürsüye gelen Ahat Andican, DYP'yi eleştirdi. Tansu Çiller başbakanlığındaki DYP-SHP (CHP) koalisyonunu suçlayan Andican, Türkiye'nin 1993-1996 yılları arasında Çiller'in yakın çevresine Cumhuriyet tarihinin en büyük ihale ve kredilerini verdiğini ve "ahbap-çavuş enflasyonu"na yol açtığını öne sürdü. Andican, "Türkiye, 1995 yılında sabıkalı ülke oldu. Çiller dönemi ekonominin en kötü olduğu dönemdir. Bilgisiz, umarsız, tutarsız politikalar bu sonucu doğurmuştur. Allah, bu milleti sizin iktidarınızdan korusun." diye konuştu. ANAP'ın ikinci konuşmacısı Yılmaz Karakoyunlu da, hükümet programında kültüre yer verilmemesini eleştirdi. ANKARA (Zaman)


DYP: Program gerçekçi
DYP'nin ekonomi kurmaylarından Ufuk Söylemez hükümet programını, aşırı iddialı olmayan, gerçekçi ölçütlerde hazırlanmış bir program olarak değerlendirdi.
Hükümet programının görüşmeleri kapsamında ilk sözü DYP adına Söylemez aldı. Söylemez programı, partizanca tutum sergilenmeyeceğini deklare etmesinden dolayı olumlu bulduklarını belirten Söylemez, ülkenin ekonomik durumunu "vahim" ifadesiyle anlattı. Söylemez, ihalelerdeki yolsuzluklar ile ekonomideki ahbap-çavuş ilişkilerinin bugün ülkeyi böyle bir tabloyla karşı karşıya bıraktığını savunarak, orta vadede Türkiye'nin geleceğinden umutlu olduklarını dile getirdi.
İrticayı tarif edin
Daha sonra söz alan DYP Sakarya Milletvekili Nevzat Ercan, gensoruyla düşürülen 55. hükümeti, 'siyasi meşruiyeti sürekli tartışılan, antidemokratik bir hükümet' diye nitelendirdi. Ercan, "Partizanlık, diyet ödemeler, muhtıralar, peşkeş çekmeler eksik olmadı. Milli irade gaspedildi." dedi.
Ne anayasada ne de yasalarda 'irtica'nın suç kapsamında olmadığını da kaydeden Ercan şöyle konuştu:
"Ne zaman Türkiye'de özel kararlar alınmak istenirse irtica araç olarak kullanılmıştır. 8 yıllık kesintisiz eğitimin irticayla ne ilgisi var? Size dayattılar, millete rağmen çıkarttınız. Tek tip insan artık çok gerilerde kalmıştır. Gelin irticayı tarif edin. Mevhum tehlikeler genelleştirilerek, korkular salınarak kararlar alınırsa buna dur diyeceğiz."
Ercan, Susurluk olayından iktidar postu çıkarılmak istendiğini, lider tasfiyesine araç olarak kullanıldığını belirterek, üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen ciddi biçimde belgeler sunulamadığını ifade etti. ANKARA (Zaman)


Cuma namazı için Hatipoğlu 12.00'de ara verdi
Meclis Danışma Kurulu'nun cuma namazını dikkate alarak dünkü görüşmelere saat 12.00'de ara verilmesine ilişkin aldığı kararının uygulanmasında, hükümet programının Meclis'te görüşülmesi sırasında sıkıntı yaşandı. Oturumu yöneten FP'li Meclis Başkan Vekili Yasin Hatipoğlu ile CHP'liler ara konusunda tartıştı.
Hatipoğlu, CHP grubu adına konuşmak için saat 11.30'da kürsüye çıkmaya hazırlanan Oya Araslı'ya, Danışma Kurulu kararına göre 12.00'de oturuma ara vereceğini, 40 dakikalık konuşma süresi dolmadan konuşmasını kesmek zorunda kalacağını hatırlattı. Araslı, bunun üzerine oturumun 10 dakika geç kapatılmasını istedi. Hatipoğlu, "Benim mazeretim var, siz de biliyorsunuz." karşılığıyla bunu reddetti. Araslı ise, kişisel mazeretin burada geçerli olamayacağını belirterek, oturumun 10 dakika uzatılması talebini yineledi. Böyle olması durumunda bir başka Meclis başkan vekilinin oturumu yönetmesini öneren Hatipoğlu, Araslı'dan konuşmasının yarısını öğlenden önce yarısını da öğlenden sonra yapmasını istedi. Araslı, "Bütünlüğü bozuluyor" gerekçesiyle bunu reddedince Hatipoğlu, bütün partilerin grup sözcülerinin onayını da aldıktan sonra oturumu yarım saat önceden kapattı. ANKARA (Zaman)


Barış Partililer DEMSİAD'da
Aralarında kurucu, genel başkan yardımcıları, genel sekreter ve il başkanlarının da bulunan bir grup, Barış Partisi'nden (BP) istifa ederek Demokrat Sanayici ve İşadamları Derneği (DEMSİAD)'ne katıldılar. Katılımla ilgili olarak DEMSİAD Genel Merkezi'nde bir toplantı düzenleyen BP Genel Başkan Yardımcısı M. Şerif Felekoğlu, mensubu oldukları partinin üstlendiği misyona denk düşmeyen bir gelişme içinde bulunduğunu kaydetti. Felekoğlu, bundan sonra DEMSİAD ile birlikte hareket edeceklerini ifade etti.
DEMSİAD Başkanı Fermani Altun ise, 18 Nisan seçimlerinde kendilerini kullanan partilerle değil kendi sorunlarına samimi olarak eğilen partilerle işbirliği yapacaklarını söyledi. ANKARA (Zaman)


Nihayet tansiyon düştü
Hükümet arayışlarıyla yoğun günler yaşayan Türkiye, Ecevit'in hükümeti TBMM'ye getirmesiyle birlikte adeta nefes aldı. Hükümet görüşmeleri de, söz konusu rahatlığa paralel olarak sakin bir atmosferde geçti. Başbakan Bülent Ecevit tarafından kurulan 56. hükümet programının Meclis'teki müzakereleri alışılmıştan farklı olarak silik geçti. Partiler adına liderlerin konuşmamayı tercih etmesi ortamı yumuşatırken, hükümete dışardan destek veren ANAP ve DYP'nin yumuşak üslubu da sert tartışmaları gündeme getirmedi.
Ecevit başbakanlığındaki hükümete, 'Türkiye'yi seçime götürecek kısa dönem hükümeti' olarak bakılmasının da görüşmelerde tansiyonun yükselmesini engellediği, siyasete bir yumuşama getirdiği vurgulandı. Bir günlük de olsa siyasette dün yaşanan yumuşaklıktan etkilenen Ecevit, eleştirilere cevap vermek için kürsüye geldiğinde duygularını, "Çok medeni görüşme gerçekleştirildi." şeklinde dile getirdi. Ecevit, yumuşak ortama uygun olarak kısık bir ses tonuyla, uzlaşmacı mesajlar içeren bir konuşma yaptı.
CHP ve FP'den ağır eleştiri
Liderlerin ilgi göstermediği görüşmelerde, sadece CHP ve FP'nin ağır eleştirileri dikkat çekti. 28 Şubat hatırlatmaları bile sessizce geçiştirildi. CHP, bağımsız bakanlara ve DYP'ye yüklendi. Ulaştırma ve Adalet bakanları CHP sözcüsünün ithamlarına cevap verirken, Meclis'e ısındıklarını gösterdiler. FP ise daha çok ANAP'a yüklendi. Özellikle imam-hatipler ve baş örtüsü konusunda ANAP sıralarına ağır eleştiriler yöneltildi.
Boş sıralara hitabet
Yaklaşık 6,5 saat süren müzakelerin öğleden sonraki bölümünde Meclis Genel Kurulu adeta boşaldı. Konuşmacılar, boş sıralara hitap ederken, bir ara ANAP sıralarında 1, DYP sıralarında 3, CHP sıralarında 2, FP sıralarında 6, DSP sıralarında 3 milletvekilinin kaldığı gözlendi. ANKARA (Zaman)


70'lerin hesabını ödedik
Kırcı'nın yakalanmasından sonra ismi gündeme getirilen Yazıcıoğlu, temelsiz iddiaların bazı karanlık noktaları daha da karartacağı uyarısında bulundu.
BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, Ülkü Ocakları Başkanlığı dönemini hatırlatarak, inandıkları şeyleri yaptıklarını ve bunların da karşılığını ödediklerini söyledi. Yazıcıoğlu, "Biz, 1970'li yılların hesabını ve bedelini ödedik. Mahkemeler bütün bunları gündemine aldı, delilleri değerlendirdi ve sonuçlandırdı." dedi.
Yazıcıoğlu, Haluk Kırcı'nın yakalanmasıyla birlikte yeniden gündeme gelen 80 öncesi olayları ve hakkında ortaya atılan iddiaları cevapladı. Yazıcıoğlu, BBP'nin siyasi anlayışının kabul görmesi ve güçlenmesinin bazı kesimleri rahatsız ettiğini ve bunların karalama kampanyasına başladığını savundu. Hakkındaki iddiaların temeli olmadığını belirten Yazıcıoğlu, kendisini karalamayı başaramayacaklarını ifade etti.
Daha da kararmasın
Bu tür temelsiz iddiaların basın önüne konulmasının olayı çözmeyeceğine ve karanlık noktaları daha da karartacağına dikkat çeken Yazıcıoğlu, gerçek dışı iddialara yer veren bazı basın organları hakkında da tazminat davası açacağını söyledi.
Kırcı ile hiç olmadım
Yazıcıoğlu, Haluk Kırcı'nın ifadelerinde yer aldığı ve kendisinin kastedildiği ileri sürülen 'Bahçelievler davasından dolayı yakalanırsan suçu Abdullah Çatlı'nın üzerine at' şeklindeki sözleri yalanladı. Haluk Kırcı ile tanıştığını ancak birlikte herhangi bir organizasyonda bulunmadıklarını vurgulayan Yazıcıoğlu şöyle konuştu: "Kırcı'yı 1980 sonrasında tanıdım. Onunla aynı cezaevinde kaldık. Kırcı ile Susurluk kazası sonrasında aranmaya başlayana kadar birkaç kez yüz yüze geldik. Ancak herhangi bir mesaim olmadı."
İfadeleri çelişkili
Haluk Kırcı'nın 12 Eylül sonrasında yakalanmasından sonra verdiği ifadelerin çelişkilerle dolu olduğunu kaydeden Yazıcıoğlu, Kırcı'nın aynı sorgu döneminde altı değişik ifadesinin bulunduğunu söyledi. Yazıcıoğlu, Kırcı hakkında açılan davalarla ilgili olarak kendisinin bir dahli olmadığının altını çizdi. "17 yıldır mahkemelerde devam eden bir davada sadece ifadelere bakılıyor, yargılamanın sonucu gözardı ediliyor." diyen Yazıcıoğlu, emniyetteki birtakım ifadeler ve maksatlı itiraflarla önlerine bir senaryo konulmaya çalışıldığını sözlerine ekledi. EMİNE DOLMACI / ANKARA


Yazıcıoğlu'ndan FP'ye ittifak eleştirisi: Gerçekçi olun
BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, FP Genel Başkanı Recai Kutan'ın, 'FP, MHP, BBP, DP ve YDP'nin içinde bulunduğu partilerin seçim ittifakı yapması' önerisini gerçekçi bulmadıklarını söyledi. Muhsin Yazıcıoğlu, FP'yi daha önce ittifak yasasını çıkarmamakla suçladı.
BBP Genel Merkezi'nde partisine katılımlar dolayısıyla bir toplantı düzenleyen Yazıcıoğlu, bugünkü seçim sisteminin yönetimde istikrar ve temsilde adaleti öngördüğünü ancak bunun sağlanamadığını kaydetti. Bugünkü seçim kanununun adaletsiz olduğuna dikkat çeken Yazıcıoğlu, "1991 ve 1995 yıllarında seçimlerde yaşanan kargaşayı tekrar yaşamamanın yolu seçim yasasında yapılacak düzenlemelerden geçmektedir." dedi. Muhsin Yazıcıoğlu, 1997 yılında partisinin, seçimlerden önce meydanlarda koalisyonların kurulmasını teklif ettiğini hatırlatarak, FP'nin ittifak önerilerinin bugün için gerçekçi olmadığını ileri sürdü.
Seçim çalışmalarının yoğunlaştığı günlerde BBP'ye katılımların devam edeceğini kaydeden Genel Başkan Muhsin Yazıcıoğlu, emekli kurmay albay Fethi Kıran, Isparta Kadınhanı'ndan BBP'ye geçen ANAP Belediye Başkanı Mustafa Koyuncu ile ANAP'lı ve DYP'li yöneticilerin rozetlerini taktı. ANKARA (Zaman)


ANAP isteklerini sıraladı
Hükümet kurulmasına Başbakan Bülent Ecevit'e sınırsız destek veren ANAP, yeni hükümetten isteklerini sıraladı. Metin Öney, Parlamento'da düzenlediği basın toplantısında, 56. hükümetten üç istekleri olduğunu bildirdi. Öney, seçime kadar devlet kadrolarında atama huzursuzluğu çıkartılmamasını istedi. Seçimin yaklaşması nedeniyle Meclis'i toplamdaki zorluğu bildiklerini; ancak buna karşılık bütçe yasa tasarısının çıkarılmasını istediklerini kaydeden Öney, ayrıca Bankalar Yasa Tasarısı'nın da çıkmasında hükümete gerekli desteği vermeye hazır olduklarını bildirdi. Öney, bu tasarıdaki ufak tefek değişiklikleri görüşebileceklerini belirtti.
Öney, Mahalli İdareler Yasası'nın da çıkmasını istediklerini, bu yasa tasarısının da Genel Kurul'a gelmesi halinde ANAP olarak desteğe hazır olduklarını söyledi. Anayasanın 83. maddesinin değiştirilmesine ilişkin yasa teklifinin çıkarılması için de destek vereceklerini ifade eden Öney, "Milletvekili dokunulmazlığı ile ilgili bu maddeyi değiştirmek, bu Meclis'in onuru olmalıdır."dedi.
Öney, hükümetten üçüncü isteklerinin de ülkeyi 18 Nisan'daki seçime esenlikle götürmesi olduğunu belirterek, "Seçim takvimi başlamıştır. 18 Nisan, dönüşü olmayan yoldur." dedi. ANKARA


Bir evden 55 seçmen
Kilis'in Elbeyli ilçesi Ağyüz mahallesi sandık seçmen listesinde, 18 No'lu evde 55 seçmenin ikamet ettiği ve bunların tümünün oy kullanacağının belirlendiği belirtilerek, sahte kayıt iddiasında bulunuldu. Korkut ve Ağyüz mahallesi muhtar adayları, Merkez İlçe Seçim Kurulu ve Kilis Asliye Hukuk Mahkemesi'ne başvurarak, 52 seçmenin söz konusu konutta ikamet etmediklerinin belirlenmesini istediler. Kilis Sulh Hukuk Mahkemesi'ne yapılan başvuru, usul ve yasaya aykırılık, Merkez İlçe Seçim Kurulu'na başvuru ise delil gösterilmediği gerekçesiyle reddedildi. Kilis CHP İl Başkanı Reşit Korkut, söz konusu 3 odalı evde, Mustafa, Hatice ve Zeliha Özkan'ın ikamet ettiğini, diğer 52 kişinin ise "ilçede dahi" ikamet etmediklerini öne sürdü. GAZİANTEP


Karne yolunda kaza
Erzincan'ın Pöske dağı mevkiinde, ilköğretim okulu öğrencilerini taşıyan minibüsün aşırı hız nedeniyle şarampole yuvarlanması sonucu 1 kişi öldü, 1'i ağır 13 öğrenci yaralandı. Kazada ölen kişinin, sürücünün yanında oturan araç sahibi Yeter Aldemir (42) olduğu bildirildi.
Uyku ölüm getirdi
Adana'nın Pozantı ilçesi ile Niğde'nin Ulukışla ilçesi arasında dün sabah saatlerinde meydana gelen kazada 5 kişi öldü, 8 kişi de yaralandı. Ulukışla yönüne gitmekte olan Erdoğan Sabas yönetimindeki minibüs, karşı yönden gelen ve sürücüsünün uyuduğu belirlenen Süleyman Dikmen yönetimindeki kamyonla çarpıştı. Yetkililer, kazanın, kamyon şoförü Nurettin Kabak'ın uyuyarak karşı şeride geçmesi sonucu meydana geldiğinin belirlendiğini ve soruşturmanın sürdürüldüğünü belirttiler. Karabük'ün Eskipazar ilçesinde uçuruma yuvarlanan otomobil tren raylarının üzerine düştü. Kazada 2 kişi öldü, 2 kişi yaralandı. Kayseri, Şanlıurfa, Edirne, Malatya ve Çanakkale'deki trafik kazalarında da 4 kişi hayatını kaybetti, 19 kişi yaralandı. Bu arada Konya-Adana karayolunda 24 Ekim 1997'de meydana gelen ve çoğu üniversite öğrencisi 49 kişinin yanarak ölümüyle sonuçlanan trafik kazasıyla ilgili, bir yılı aşkın süredir tutuklu bulunan otobüs şoförü Muammer Çiçekyurt tutuksuz yargılanmak üzere tahliye oldu. OSMAN BALCI / SUPKİ KAYA /UĞUR MART - ADANA/ ERZİNCAN / NİĞDE/ ULUKIŞLA


Kuyruk çilesi
Memur ve emekli maaşlarının ödenmesi ile bayram öncesi son iş günü yoğunluğu birleşince, vatandaşlar saatlerce kuyrukta beklemek zorunda kaldı.
Yaklaşan Ramazan Bayramı öncesinde memur ve emekli maaşlarının ödenmesi ile bayram öncesi son iş günü yoğunluğu birleşince, bankaların önünde kuyruklar oluştu. Banka yetkilileri, bayram öncesi son gün olması nedeniyle, otomatik para çekme makineleri ile banka şubeleri içinde, para çekmek isteyenlerin uzun kuyruklar oluşturduğunu belirttiler. Memur maaşlarının dün ödendiğini hatırlatan yetkililer, emeklilerin genellikle özel işlem merkezlerinden maaşlarını almalarına rağmen, vatandaşların bayram alış verişi ve seyahati için paralarını çekmeye çalıştığını ve bu nedenle yoğunluk yaşandığını kaydettiler. Bayram öncesi yaşanan yoğunluk sonucu, data hatlarında meydana gelen arızalar da işlemleri yavaşlattı. Normalde 1 dakikada yapılan bir işlem ancak 5 dakikada gerçekleşebildi.
İndirimliye hücum
Öte yandan, İzmir Büyükşehir Belediyesi İç ve Dış Ticaret AŞ (TANSAŞ) mağaza ve alış veriş merkezlerinde, yalnızca bir günlük uygulanan 'Şok Ramazan Bayramı İndirimi'ne vatandaşlar büyük ilgi gösterdi. İzmirliler sabahın erken saatlerinde, açılmayan mağazaların önünde uzun kuyruklar oluşturdu. Vatandaşların Ramazan Bayramı öncesinde bütçelerini rahatlatmak için yapılan bir günlük 'şok' indirim ugulaması 700 üründe gerçekleştirildi. ANKARA / İZMİR


Seçimkondu alarmı
Her seçim döneminde mantar gibi biten gecekondular için tüm Türkiye'de belediyeler önemli bir sınav veriyorlar. Seçim startından bu yana gecekondu mafyası boş durmuyor. Tükenme noktasına gelen Türkiye'nin gözbebeği Boğaz'da bile sinsi projeler tasarlanıyor. Kararlı tutumunu sürdüren Boğaziçi İmar Müdürü Mevlüt Karataş, "Ölüm tehdidi alıyorum." dedi. Karataş, 3 ay içerisinde 4 yılda yapılamayan gecekondunun yapılabileceğine dikkat çekerken Boğaz'da, kaçak inşaat yapanlara karşı silahlı özel timin görev yaptığını kaydetti.
Nasıl türediler?
Boğaz' da 1989 seçimlerinde 557, 1994 seçimlerinde ise 576 kaçak bina ve gecekondu yapıldı. 14 yılda yapılan 600'ü villadan oluşan iki bin 400 kaçak inşaat ve 7 bini gecekondudan oluşan ruhsatsız 10 bin bina Boğaz'ı parselledi. 41 milyon metre karelik bir alanı kaplayan Boğaziçi ön görünüm bölgesinde, 9 bin 17 kaçak yapı ve gecekondu resmi olarak tespit edilmiş durumda. Bunlardan 4 bin 810'u Sarıyer, 2 bin 260'ı Beykoz, 313' ü Üsküdar, 634' ü ise Beşiktaş sınırlarında bulunuyor. Kaçak yapıların bin 92'si kamu kuruluşları tarafından kullanılırken altı bin 695'i özel şahıslar tarafından kullanılıyor. 1985-1998 arasında Boğaz' da yapılan kaçak bina ve gecekonduların ancak 2 bin 670' i için kesin yıkım kararı alındı. Şu ana kadar ancak 278'i yıkılabildi. KAMİL OĞUZ / İSTANBUL


TDK, 98'de 25 eser bastı
Türk Dil Kurumu 1998 yılı içerisinde 25 eser bastı. Türkçe sözlükten tarih kitabına kadar basılan 25 eserin yanında Türk Dil Kurumu, "Türk Dili Dergisi"nin 564. sayısını da 1998 Aralık ayında piyasaya çıkardı. Kurum ayrıca "Türk Dili Araştırmaları Yıllığı-1995'i de geçtiğimiz yıl içinde hazırladı. Türk Dil Kurumu'nun geçtiğimiz yılki en önemli çalışmaları arasında 9. baskısı yapılan ve iki cilt halinde piyasaya sürülen Prof. Dr. İsmail Parlatır, Prof. Dr. Hamza Zülfikar ve Prof. Dr. Nevzat Gözaydın'ın hazırladığı 60 bin 152 madde başlı Türkçe Sözlük geliyor.
Biyoloji sözlüğü
Sevinç Karol, Zekiye Suludere ve Cevat Ayvalı'nın hazırladığı 14 bin terim içeren Biyoloji Terimleri Sözlüğü ise Türk Dil Kurumu'nun diğer bir kapsamlı çalışması. Sözlükte madde başı kelimelerde Türkçe esas alındı. Her terimin daha sonra Latince, Yunanca, Almanca, İngilizce, Fransızca ve Osmanlıca karşılıkları verildi.
Türk dünyasına özel
Kurumun bastığı 25 eser içinde Türk dünyasının dil ve edebiyat meselelerini içine alan "Türk Dünyası Dil ve Edebiyatı Dergisi" de bulunuyor. Nisan ayında beşincisi ve ekim ayında da altıncısı yayınlanan derginin ilk sayısı Nisan 1996'da yayımlanmıştı. M. ERKAN ACAR / İZMİR


CEP'li tıraş
Ekonomik kriz büyük firmaları olduğu kadar küçük esnafı da ilginç arayışlara itiyor. İzmir'in Hatay semtinde bir berber, müşterilerine cep telefonu dağıtıyor. Ekonomik krizden çıkamadığını belirten First Class Erkek Kuaförü sahibi Bekir Ulu: "Müşterilerimiz bu süreçte hissedilir oranda azaldı. Biz de, eski performansımızı yeniden yakalayabilmek için, kura ile cep telefonu verme kararı aldık." dedi. Ulu, olumlu sonuçlar aldıkları bu kampanyadan sonra daha büyük hediyeler vermeyi planladıklarını da kaydetti.
'Ben de koyun vereceğim'
Cep telefonu gönüllüsü müşterilerden Hakan Tosun, kampanyanın iyi bir düşünce olduğunu belirtirken, Bahçelievler'de berberlik yapan Levent Aktaş, rekabeti kızıştıracak bir girişimde bulundu: "Ben de, müşterilere kura ile kurbanlık vermeyi düşünüyorum. Kurban olur mu bilemem; ama hiç olmazsa vatandaş, keser, yer. " NİHAT AK / İZMİR


'Ben hukuk mühendisiyim'
Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğetim Üyesi Yard. Doç. Hüseyin Ali Sadruleşrafi, devletler özel hukukunun girift ve karmaşık konularını öğrencilerine daha kolay anlatabilmek için olayları şemalara döküyor. Yard. Doç. Dr. Sadruleşrafi, yöntemini "hukuk lühendisliği" olarak niteliyor.
Bir fen bilimci gibi odasını çizimlerle süsleyen Yard. Doç. Dr. Sadruleşrafi, "Devletler özel hukuku dersinin diğer branşlara nazaran gösterdiği güçlüğü göz önünde tutarak bir yandan mümkün mertebe kısa, öz ve yalın bir ifade ile konuları anlatmaya çaba gösterdik. Öte yandan şematik çalışmalara ağırlık verdik. Böylece konuların uzun uzadıya anlatılmasına gerek kalmadan topluca öğrenciye öğretimde kolaylık sağlanmış oluyor." dedi.
"Kur'an'da İnsan, İman, İlim Kavramlarının Evrensel Esrarı" isimli bir kitabı da bulunan Yard. Doç. Dr. Sadruleşrafi'nin aynı zamanda "Divanım ve Gülistanım" isimli bir şiir kitabı da yakında piyasaya çıkacak. M. ERKAN ACAR / İZMİR


Emeklilerin maaşı ayağına gidecek
Emeklilerin banka kuyruklarındaki eziyetine son verme amacını güden konutta aylık ödemesi başlıyor. Maliye Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği'nden yapılan açıklamaya göre, bir süreden beri ön hazırlıkları sürdürülen konutta aylık ödemesi hayata geçiriliyor. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü, ilk etapta 1928 ve daha önceki yıllarda doğan emeklilerin maaşlarını evlerinde ödeme kararı aldı. Uygulama daha sonra diğer gruplara da yaygınlaştırılacak. Emekli Sandığı, söz konusu uygulama çerçevesinde ileri yaşlardaki emeklilere bu haktan yararlanıp yararlanmayacaklarını öğrenmek amacıyla mektup göndermeye başladı. Mektuplarda, hak sahibinin derece, kademe ve ek göstergesi hatırlatılıyor ve yeni zamlarla emekli maaşının kaç paraya yükseldiği belirtiliyor. Emekli aylıklarının günümüzde Ziraat, Vakıflar ve Halk Bankası aracılığıyla ödendiği hatırlatılan mektupta, aylıkların otomatik para çekme makinelerinden kartla alınabildiği vurgulanıyor. Mektupta, hak sahibinin aylıklarının konutta ödenmesi talebi varsa, mektupla birlikte gönderilen formu doldurarak, kuruma iletmesi isteniyor. Söz konusu formlar ile isteyen emekliye maaşını aldığı banka şubesini değiştirme hakkı da tanınıyor. ANKARA


Meclis'in delisi olacağım
Tayfun Talipoğlu'nu Ankara'da yaptığı siyasi haberlerle tanıdık. Bir süre sonra insan unsuru ağırlıklı haberleri sadece Ankara'dan yapmak yetmemeye başladı. O tüm Türkiye insanlarıyla konuşmak ve dertleşmek istiyordu. Bu sebeple Anadolu'yu karış karış dolaşıp insanların acılarını, sevinçlerini, hüzünlerini yansıttığı, Bamteli programıyla çıktı karşımıza. Yurdun dört bir tarafını karış karış gezerek halkın derdini dillendiren Talipoğlu, siyasete giriş amacını da " Dertlerine derman olmak istiyorum" diye açıklıyor. Gazeteciliğe devam edeceğini dile getiren Talipoğlu,"Milletvekili olmamla benim için hiçbir şey değişmeyecek. Sadece halkın problemlerini Meclis'e getiren adam olacağım. Anadolu'da yola beş yüz metre uzaklıkta bir köyün 70 yıldır suyu yok. Ayıptır yani."diyor.
Çözüm yerinde olunması gerek liğini anladığını belirten Talipoğlu, "Göreceksiniz, eğer kısmet olursa ben bu Meclis'in delisi olacağım."şeklinde konuşuyor.


Muhlis Arı serbest bırakıldı
Almanya'da çok sayıda suç işlediği gerekçesiyle sınır dışı edilen ve Türkiye'ye geldikten sonra bir televizyon kanalında VJ olarak çalışan Muhlis Arı, iş yerinden bilgisayar çaldığı iddiasıyla çıkarıldığı savcılık tarafından, ifadesinin alınmasının ardından serbest bırakıldı. Gözlem altında bulunduğu Gayrettepe Asayiş Şube Müdürlüğü'nde işlemlerinin tamamlanmasından sonra Sirkeci'deki İstanbul Çocuk Mahkemeleri'ne sevk edilen Muhlis Arı, Cumhuriyet Savcısı Tahsin Eroğlu tarafından sorgulandı. Muhlis Arı, 2 saat süren sorgulamanın ardından savcılık tarafından serbest bırakıldı. Arı hakkında soruşturma sonucuna göre "hırsızlık" suçundan dava açılabileceği gibi takipsizlik kararı da verilebilecek.
Serbest bırakıldıktan sonra gazetecilerin sorularını cevaplayan Arı, suçsuz olduğunun kanıtlandığını öne sürdü. Suçlamayla ilgili olarak iddia edildiği gibi görüntü ve fotoğrafların bulunmadığını kaydeden Arı, aynı televizyon kanalında çalışmayı sürdüreceğini bildirdi. Arı, gazeteciler sorularını yöneltirken bir ara ıslık da çaldı. Bu arada Muhlis Arı'nın avukatı Alev Pınarbaşı, televizyon kanalının Arı'yı işten çıkarmak için iftira yoluna başvurduğunu iddia etti.


Okullar tatile girdi
23 günlük tatil başladı. Bazı öğrenciler sevinirken bazıları üzüldü. Uzmanlar, karnelerin aslında ailelere verildiğini belirterek, kırık not alan çocuklara kızılmamasını istediler.
1998-1999 eğitim öğretim yılının ilk yarısı, dün yapılan karne törenleri ile sona erdi. Yaklaşık 13 milyon öğrenci ve 500 bine yakın öğretmen, 23 gün sürecek yarıyıl tatiline girdi. İlk ve ortaöğretim kurumlarında ikinci yarıyıl 8 Şubat 1999'da başlayacak. Ankara 'da Battal Gazi İlköğretim Okulu'nda düzenlenen karne törenine katılan Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu, kırık not konusunda ailelerin anlayışlı olmasını istedi.
Uzmanlar uyardı
Karneleri ailelerin çocuklarına ilgi ve yakınlıklarını derecelendiren bir belge olarak değerlendiren Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi Başhekimi Psikiyatrist Prof. Dr. İsmet Kırpınar, "Okul başarısının tek belirleyicisi çalışma değildir. Öğrencinin zeka düzeyinden, evdeki çalışma ortamından ailenin ilgisine kadar pek çok faktör başarıya eşit oranda etki eder. Çocuğunun hangi sınıfta okuduğunu dahi bilemeyen pek çok veli, kötü not getirdi diye öğrenciyi azarlarken kendi ihmalini unutuyor." dedi. Haber Merkezi


Karnelerini yaktılar
Tüm Türkiye'de öğrenciler yarı yıl tatiline başlayıp karnelerine kavuşurken, Bursa'da imam hatip liseli kız öğrenciler ne okullarına ne de karnelerine kavuşabildiler. Vali Orhan Taşanlar'ın genelgesi doğrultusunda yaklaşık bir buçuk aydır okullara alınmayan başörtülü kız öğrencilere yarı yıl karneleri de verilmedi. Başörtüsü yasağı nedeniyle arkadaşlarına karne verilmemesini protesto eden erkek öğrenciler Emir Sultan Camii'nde aldıkları karneleri yaktılar. Güvenlik güçlerinin erkek öğrencilere müdahalesi ise sert oldu. Başörtülü oldukları için okullara alınmayarak devamsızlıktan sınıfta bırakılan öğrencilerin karnelerinin önümüzdeki hafta verileceği açıklanırken sabah saatlerinde okula gelen öğrenciler okul bahçesine karanfil attıktan sonra özgürlüğün simgesi olan beyaz güvercin uçurdular. SUAT ÜSTÜNDAĞ - UĞUR ÖZDEMİR / BURSA (cha)


Beyoğlu'nda dehşet 6 kişi diri diri yanarak öldü
Beyoğlu'nda, tek katlı bir binada çıkan yangında 6 kişi öldü, 3 kişi yaralandı. Yangının katalitik sobadaki tüpün parlaması sonucu çıktığı sanılıyor.
Beyoğlu'nda, tek katlı bir binada patlama sonucunda çıkan yangında 6 kişi öldü, 3 kişi yaralandı. Beyoğlu Kulaksız Tekminaredibi Sokak üzerinde bulunan tek katlı binada dün 15.45 sıralarında patlama sonucu yangın çıktı. İstanbul ve Beyoğlu itfaiyelerinin müdahale ettiği yangında Güler Göncü, Abdülkadir Göncü, Mehmet Çağrı Göncü, Abdullah Enez, Ümit Kasapoğlu ve Vicdan Öncü öldü. Yangından İlyas Efkan Göncü, Ömer Göncü ve İlkan Güngördü ise yaralı olarak kurtarıldılar. Taksim İlkyardım Hastanesi'nde tedavi altına alınan yaralılardan İlyas Efkan Göncü'nün durumunun ağır olduğu öğrenildi. Yangının, katalitik sobadaki tüpün parlaması sonucu çıktığı sanılıyor. İSTANBUL


Haberimiz ihbar sayıldı
Organ pazarına suç duyurusu
Böbrek ticaretiyle ilgili haberimiz üzerine Türkiye Organ Nakli Derneği, savcılığa suç duyurusunda bulundu. Dernek başkanı Prof. Dr. Mehmet Haberal, çiçeği burnunda Sağlık Bakanı Mustafa Güven Karahan'a da bir mektup yazarak konunun takipçisi olmasını istedi. Prof. Dr. Haberal, Bakan Karahan'a yazdığı mektupta savcılığa verdikleri dilekçede belirtilen konuya ilgi göstermesini beklediklerini belirterek, şöyle dedi: "Sayın Bakanım, Zaman gazetesinin bugünkü (14.1.1999) sayısında 'Can Pazarı' başlıklı, manşetten verilen haberde, İstanbul/Aksaray semtinin adeta bir organ pazarına dönüştüğü, Rumen, Bulgar, Ukrayna ve Moldavyalı kişilerin böbreklerini İngiliz, Fransız ve İsrailli hastalara sattıkları bildiriliyor. Kaçak kliniklerde tümüyle yasa dışı yollarla yapılan bu insanlık suçu niteliğindeki organ ticaretinin ülkemizde yoğunlaşmasından duyduğumuz üzüntüyü öncelikle bildirmek istiyoruz. Biz Türkiye Organ Nakli Derneği olarak, dünyanın en çağdaş yasasına sahip ülkemizde, böyle bir olayın yasalarımızca insanlık suçu sayıldığının bilinciyle, gereken yasal işlemleri başlatıyor, savcılığa suç duyurusunda bulunuyoruz. Durumu ilgilerinize arz eder, saygılar sunarım." (Haber Merkezi)


Çakıcı pasaport cezasını çekti
Aix-En-Provence İstinaf Mahkemesi tarafından, geçen ay şartlı olarak Türkiye'ye iade edilmesi kararlaştırılan, yer altı dünyasının ünlü isimlerinden Alaattin Çakıcı'ya, Nice Mahkemesi tarafından, sahte pasaportla ülkeye girmek suçundan verilen ceza, yarın sona eriyor. Çakıcı'nın avukatları, Türkiye'ye şartlı iade kararının çıkmasından sonra, karara itiraz ederek Temyiz Mahkemesi'ne başvurmuşlardı. Türk diplomatik kaynaklarından alınan bilgiye göre, Fransa Temyiz Mahkemesi'nin, 3 aydan önce Çakıcı'nın başvurusu ile ilgili kararını vermesi beklenmiyor.
Öte yandan, Temyiz Mahkemesi'nin kararını açıklayana kadar, Çakıcı'nın yeni avukatlarının 'zorunlu ikamet koşulu ile' müvekkillerinin serbest bırakılması için tekrar Aix-En-Provence Mahkemesi'ne başvuracakları bildirildi. Ancak Fransız adli kaynaklar, bu mahkemenin, Temyiz Mahkemesi sonuçlanana kadar Çakıcı'nın serbest bırakılmasını kabul etmeyeceğini belirtiyorlar.


'Çift atama durdurulsun'
Ankara Barosu Başkanı Avukat Hakkı Süha Okay, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun Ankara Adliyesi'nde bazı asliye mahkemelerine çift hakim ataması üzerine kurula başvuruda bulunarak, bunun sakıncalarını dile getirip hatalı tasarruftan dönülmesini istedi.
Kurula konu ile ilgili bir mektup gönderen Baro Başkanı Okay, çift hakimli asliye mahkemelerinin doğal hakim ilkesine aykırı olduğunu, gelecek yıllarda hatalı uygulamanın emsal teşkil edebileceğini, bu durumun mahkemenin işleyişinde kaos meydana getirebileceğine dikkat çekti. Ülkemizde binlerce hakim ve savcı açığı varken Ankara'ya ihtiyaçtan fazla hakim atanmasının yanlış olduğunu belirten Okay, "Bu uygulamanın bundan böyle gelecek yıllarda emsal gösterilerek teamül haline dönüştürülmesinden baromuz ciddi endişe duymaktadır."dedi. ANKARA (Zaman)


Adana sallandı
Adana ve çevresinde hafif şiddette deprem meydana geldi. Depremde ölen ya da yaralanan olmadı. Dün saat 22.26'da meydana gelen depremin şiddeti 3.5 olurken, saat 4.04'deki depremin şiddeti de 4.2 olarak belirlendi.
Merkez üssü Adana ve Ceyhan olan depremlerin bir artçı deprem olduğu bildirildi. Her iki depremde ölen ve yaralanan olmazken küçük çapta maddi hasar meydana geldiği öğrenildi. Adana'da 27 hazirandan bu yana 140'a yakın artçı depremin meydana geldiği kaydedildi. ADANA (Zaman)


Türkiye'nin F-16 temsilcisi ABD'de şehit oldu
Yarbaya son görev
ABD'de geçirdiği kaza sonucunda şehit düşen Türk Hava Kuvvetlerinin ABD F-16 temsilcisi Kurmay Yarbay Sebahattin Elibol, Bandırma'nın Haydarçavuş Camii'nde çaşamba günü ikindi namazını müteakip, düzenlenen askeri bir törenle Hava Şehitliği'ne defnedildi. Şehit Yarbay'ın naaşı kılınan cenaze namazından sonra vatandaşlar ve 6. Jet Hava Üs Komutanlığı'na bağlı birimlerce top arabasına konularak kortej eşliğinde Adnan Menderes Meydanı'na getirildi. Daha sonra askeri bir ambülansa konulan şehit Yarbay Elibol'un naaşı defnedilmek üzere Hava Şehitliği'ne götürüldü. Bandırma'daki proğramını yarıda keserek, cenaze törenine katılan Türk Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlhan Kılıç, önce şehit Yarbay Elibol'un cenaze namazını kıldı, daha sonra oğlu Çağrı Elibol'u teselli etti. Oğlunu kaybeden şehit annesi ise, oğlunun Türk bayrağına sarılı tabutuna sarılarak fenalık geçirdi. Acılı anneyi akrabaları teselli edip kollarına girerek yardımcı oldular. MEHMET TOSUN / BANDIRMA (cha)


5 radyasyonzedenin durumu ciddi
İkitelli'de yaşanan radyasyon kazası sonrasında hastaneye yatan 10 hastadan 3'ü taburcu edilirken, 5'inin durumunun ciddi olduğu belirlendi. Sağlık Bakanlığı'nca merkezi Viyana'da bulunan Radyoaktif Merkezi'nden getirilen 3 uzman ile bir Türk doktorun muayeneleri sonucunda 5 hastanın durumunun ciddi olduğu tespit edildi.
Hastaları muayene etmek için İstanbul'a gelen Uluslar arası Atom Enerjisi Kurumu'ndan 3 doktorun talepleri doğrultusunda, hastanelerde tedavi gören 10 hastadan Hollanda, Oxford ve Paris'te incelenmek üzere kan örnekleri alındı. Özel kurye ile Hollanda'ya gönderilen kanlar, Amsterdam'da 'genetik özellikleriyle ilgili' testten geçirilecek. Bu inceleme sonucunda radyasyon maruziyetinin büyüklüğü tespit edilecek.
Tedavilerine başlanan Naki (25) ve İlyas (44) Ilgaz kardeşler için Almanya Atom Enerjisi Başkanlığı'ndan tıbbi malzeme getirildi. Durumu ciddi 5 hastanın tedavisi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde sürerken, 3 kişi taburcu edildi. 2 kişinin izlenmesine karar verildi. Durumu ciddi olan hastalara 10 günlük ilaç ve kan ürünleri tedavisi uygulanacak.
Sağlık Bakanlığı'ndan kurul
Öte yandan, Sağlık Bakanlığı, radyoaktif kaza ile ilgili olarak İzleme ve Değerlendirme Kurulu oluşturdu. Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, bölgede uyarıcı, bilgilendirici ve yönlendirici eğitim faaliyetlerine başlandı.
Bakanlık olayı önemli halk sağlığı sorunu olarak değerlendirerek, bilim adamlarından oluşan bir İzleme ve Değerlendirme Kurulu oluşturdu. Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı'nca, olay idari yönden incelemeye alındı.
Sağlık ocaklarındaki bilgisayarlara, bu bölgede yaşayan kişilerin laboratuvar ve muayene bulguları kaydedildi. Hastalığın yayılımı ve gelişimi konusunda bir harita yapılarak, olay ve bölgede yaşayan insanlar belirli aralıklarla izlenecek.
KUDRET ALTINDAĞ / İSTANBUL


Bayram zehir olmasın
Gaziantep Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Salman Çelikadam, bayram tatiline çıkacak sürücüleri uyararak, "Alınacak basit önlemler ve uyulacak kurallar sayesinde bayram zehir olmaz, şenlik yasa dönmez." dedi.
Çelikadam, bayram nedeniyle şehirler arası yollarda yoğun trafik akışı olacağını belirterek, bakımdan geçirilmeyen araçla yola çıkılmaması gerektiğini söyledi. Bayramda, sis ve don ile kar ve yağmur olabileceğine dikkati çeken Çelikadam, sürücülere, trafik uyarı levhalarının ne anlama geldiğini bir daha okuyarak yola çıkmalarını önerdi. Sürücülere, "gideceğiniz yere geç gidin; ama gidin" uyarısında bulunan Çelikadam, şunları önerdi:
"Yolculuk sırasında araçta bulunanlar, sürücüyü sinirlendirecek söz ve hareketlerden kaçınmalı, dikkatini dağıtmamalı. Uykusuzluk, yorgunluk ve açlıktan kaçınılmalı. Oruç tutan sürücüler daha dikkatli olmalı. Havanın soğuk olması dolayısıyla çalıştırılan kaloriferlerin, sürücüde uyuşukluğa ve buna bağlı dalgınlığa neden olabileceği unutulmamalı. Sürücü tarafındaki cam, kısa süreli de olsa açılıp kapatılmalı. En fazla 3 saatte bir mola verilmeli. Sürücü, araç dışına çıkarak 5 dakika da olsa yürümeli, egzersiz yapmalı. Yolculuğun gündüz yapılmasına özen gösterilmeli. Gece yolculuğunda, yağmur, kar ve sis yok ise sis lambaları yakılmamalı, araç karşılaşmalarında hemen kısa farlara geçilmeli. Aşırı hız, yakın takip, diğer araçları sıkıştırma, engelleme, zora koşma, hatalı sollama, yarışma, öne geçme gibi sonu hiç de iyi olmayan davranışlardan kaçınılmalı. Kara yolları yarış pisti ile karıştırılmamalı."
GAZİANTEP


Çocukları kurtarın
'Çocuk İşçiliğe Karşı Küresel Yürüyüş'ün 1. yıldönümü nedeniyle Türk-İş, Hak-İş, DİSK, KESK ve TESK tarafından yayınlanan ortak açıklamada, çocukların ucuz emek olarak kullanılmasının Türkiye'nin bugününü ve geleceğini tehdit ettiği bildirildi. İşçi, memur ve esnaf örgütlerinin ortak açıklamasında, "Çocukların, fiziksel ve ruhsal gelişimlerini sağlayacak, eğitim görecekleri yaşlarda çalışma yaşamına atılmaları, iş ortamının riskli ve tehlikeli koşullarında çalışmaları Türkiye'de giderek yaygınlaşmaktadır. Başta büyük kentler olmak üzere, ülke genelinde çocukların sokakta çalışmaları ve yaşamaları dramatik sonuçlara yol açmakta, önemli bir sosyal yara olarak dikkati çekmektedir. Artan yoksulluk, eğitim sistemindeki bozukluk, çocukların 'ucuz emek' olarak kullanılmaları vb. nedenlerle çok sayıda çocuğun çalışmak, sokaklarda yaşamak zorunda kalmaları, Türkiye'nin bugününü ve geleceğini tehdit etmektedir. Bu noktada başta devlet olmak üzere kişi, kurum ve kuruluşlara yükümlülükler düşmektedir." denildi.
5 konfederasyon 'acilen' şu taleplerinin hayata geçirilmesini istedi:
Eğitim sistemi çekici hale getirilmeli.
Etkin iş denetimi yapılmalı, kaçak işçilikle çocuk işçilikle mücadele edilmeli.
Çıraklık ve mesleki eğitim yeniden yapılandırılmalı, daha fazla çalışan çocuğa hukuki koruma sağlanmalıdır.
Mevzuatımız, İLO'nun 138 sayılı sözleşmesine uygun olarak yeniden düzenlenmeli.
Yoksulluğu önleyici köklü sosyal ve ekonomik önlemler alınmalıdır.


Bu 'kasır' iştah kabartıyor
Mısır Hidivi Kavalalı Mehmet Ali Paşa tarafından 1845 yılında yaptırılıp Abdülmecit'e armağan edilen Beykoz Kasrı iştah kabartıyor. Çocuk ve Göğüs Hastalıkları Hastanesi tarafından boşaltılan kasra Beykoz Vakfı'nın yeniden talip olduğu ileri sürülüyor. Beykoz'da 140 dönüm bir arazi kapatan vakfın burada üniversite inşa edip, tarihi kasrı da rektörlük binası olarak kullanmak istediği iddia ediliyor. Hekimler Birliği'nin de kasrın kendilerine verilmesi için Sağlık Bakanlığı aracılığıyla TBMM Başkanlığı'na baskı yaptığı gelen bilgiler arasında. Milli Saraylar Daire Başkanı İsmail Hakkı Celayir ise kasrın boşaltıldıktan sonra restorasyona başlanacağını bütün planlamaların yapıldığını belirtiyor. Boğaz'ın kıyısında 70 dönümlük bir arazi üzerine kurulu Beykoz Kasrı uzunca bir süredir Çocuk Göğüs Hastalıkları Hastanesi olarak kullanılıyordu. Öldürülen Kumarhaneciler kralı Ömer Lütfü Topal'ın casino yapmak daha sonra da Beykoz Vakfı tarafından kullanılmak istenen kasır tepki üzerine TBMM'ye devredilmişti. Geçtiğimiz ekim ayında kasrı gezen Meclis Başkanı Hikmet Çetin hastane olarak kullanılan kasrın boşaltıldıktan sonra restore edilerek yabancı devlet konuklarının ağırlanacağı konferans ve kongre merkezi olarak kullanılacağını söylemişti. ÖMER ERBİL/İSTANBUL


Ameliyatı oyun sanacak
Merkezi Atlanta'da bulunan Kiwanis Derneği İzmir Şubesi pilot hastane olarak seçtiği Dokuz Eylül Ünivesitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastalıkları Servisi'nde ülkemizde olmayan yeni bir projeyi başlatıyor. Kuruluşunun temel ilkesini 'öncelikle çocuk' olarak belirleyen derneğin projesine göre hastaneye yatmış çocukların hastane ve ameliyat korkularını yenmesine yardımcı olmak amacıyla hasta çocuklara 'kiwanis bebeği' verilecek.
İzmir Kiwanis Derneği ve DEÜ Tıp Fakültesi Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Öztekin Oto, adı geçen projeyle hasta çocukların bebek üzerinde istedikleri çizimi yapabileceklerini belirtirken çocukların kendilerine yapılacak girişim veya ameliyatı oyuna dönüştüreceklerini söyledi.
Hasta çocukları hastane ve ameliyatlara psikolojik olarak hazırlayan bebekler beyaz renkli ve özel tasarlanmış. İçi boş olan bebeklerin üzerinde çocuklara yapılacak tıbbi girişim ve ameliyatlar oyun şeklinde açıklanacak ve sonra bu bebekler hasta çouuklara hediye edilecek. ZİVER BÜYÜKTAŞ / İZMİR


Afetle gelen nimet
Orta Karadeniz bölgesinde geçen yıl taşkınlara yol açan aşırı yağışların, enerji üretiminde buyük artış sağladığı ve üretilen fazla enerjinin, taşkınların verdiği maddi zararın çok üzerinde olduğu bildirildi. DSİ 7. Bölge Müdürü Salih Paşaoğlu, Yeşilırmak'ın yıllık ortalama 5,7 milyar metreküp olan su akımının geçen yıl 6,6 milyar metreküpe, Kızılırmak'ın 5,9 milyar metreküp olan akımının ise 6,9 milyar metre küpe çıktığını belirterek, "Aşırı yağışlar enerji üretimini artırmış ve geçen yıl yaklaşık 780 milyon kilovatsaat daha fazla elektrik enerjisi üretilmiştir." dedi. Paşaoğlu, Yeşilırmak ve Kızılırmak üzerinde bulunan Hasan Uğurlu, Suat Uğurlu, Altınkaya ve Derbent barajlarında geçen yıl 4,16 milyar kilovatsaat elektrik enerjisi üretildiğini kaydederek, şunları söyledi: "Bu miktar, planlama raporunda öngörülen 3,38 milyar kilovatsaat elektrik enerjisinden 780 milyon kilovatsaat daha fazladır. Yani üretilen fazladan enerji, yaklaşık 13 trilyon lira değerindedir." Paşaoğlu, raporlara göre, geçen yıl 5 haziranda Havza ilçesinde meydana gelen sel felaketindeki zararın yaklaşık 1,4 trilyon lira civarında tespit edildiğini hatırlatarak, "Bu da gösteriyor ki, fazladan üretilen enerjinin değeri Havza'daki zararın yaklaşık 9 katıdır." dedi.


Kısakısa
Karma sorusu
FP Mardin Milletvekili Hüseyin Yıldız, Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu tarafından yazılı olarak cevaplandırılması isteği ile TBMM Başkanlığı'na özel okulların karma hale getirilmesi ile ilgili bir soru önergesi verdi. Bu okulların karma hale getirilmesinin eğitim özgürlüğünü engelleyeceğini ifade eden Yıldız, "Ülkemizde erkek ve kız olarak eğitim veren okulların başarısı ortada iken, detaylı bir araştırma inceleme yapılmadan, bilimsellikten çok uzak, sırf siyasi saiklerle karma sisteme geçilmesi, öğrencilerin birlikte okumaya zorlanması hukuk devleti ilkeleri ile bağdaşır mı?" sorusunu yöneltti. ANKARA (Zaman)
Şaşkın hırsız
ABD'de, Robert Johnes adındaki hırsız, çaldığı cep telefonunu sahibine satmaya çalışırken yakalandı. Polisin verdiği bilgiye göre, Stanley Seewald adındaki bir kişi, evinden cep telefonu ile birkaç eşyasının çalındığını polise bildirdi. Polis komşuları sorguya çekerken, Seewald, hırsızdaki cep telefonunu aradı. Seewald, telefona cevap veren hırsızı "işi için cep telefonu satın almak istediği" yolunda kandırdı. İkna olan hırsız, telefonu 80 dolara geri vermeyi teklif etti. Polis, 35 yaşındaki hırsızın, telefon sahibiyle buluşmak üzere kararlaştırılan yere geldiğinde tutuklandığını bildirdi.
Bisikletli doktor
Trabzon'un Düzköy ilçesine bağlı Gökçeler köyü sağlık ocağında görev yapan Dr. Murat Kalaycıoğlu, işine her gün bisikletle gidip geliyor. 5 yıldan beri, sahilden 26 kilometre uzaklıkta ve 600 metre rakımdaki Gökçeler köyüne, bisikletle gidip gelen Dr. Kalaycıoğlu, bisikletin kendisi için büyük bir tutku olduğunu belirterek, "Hem spor yapıyorum hem de köylerdeki gençleri bisiklet sürmeye teşvik ediyorum. İlk başlarda köylüler yadırgıyordu, şimdi alıştılar. Köyde bisiklet kullananların sayısı da giderek artıyor." dedi.
15 yaşında 230 kilo
Trabzon'un Akçaabat ilçesine bağlı Işıklar beldesinde oturan 15 yaşındaki Mehmet Öztürk, tam 230 kilo geliyor. Öztürk, fazla yemek yememesine karşın, kilosu ve boyunun sürekli arttığını belirtti. Ailesinin maddi yetersizlikler nedeniyle kendisini tedavi ettiremediğini anlatan Öztürk, "Fazla yemek yemiyorum; ama hem boyum hem de kilom giderek artıyor. Boyum 180 santimetreye, ağırlığım 230 kiloya çıktı. Yardım bekliyorum." dedi.
Balonla dünya turu iptal edildi
Amerikan-Avustralya ortaklığıyla yapılacak balonla dünya turu girişiminin iptal edildiği, denemenin 1999 yılının Aralık ayında yeniden yapılabileceği belirtildi. Hava tahminlerinin rüzgarın şiddetli olacağını gösterdiği, bunun da balonun havalanmasını engellediği kaydedildi. Değişen hava koşulları ve teknik nedenlerle balonun havalanması, yaklaşık üç haftadır erteleniyordu. Balonla dünya turu yapılsaydı, bunun 16-18 gün sürmesi ve iki pilotun Avustralya'nın Alice Springs kasabasına dönmesi bekleniyordu.
'Sara'lının ölüm dansı
İntihar için çıktığı 13 katlı binanın çatısında sara nöbeti tutan genç, düşmek üzereyken son anda kurtarıldı. Ankara'da 13 katlı bir binanın çatısına çıkan Murat Hamlacı'yı, polisler ve itfaiye ekipleri uzun süre iknaya çalıştı. Sara hastası olduğunu belirten Hamlacı, önce polislerden sigara istedi. 'Kenan Eser ile görüşmek istiyorum.' diyen genci, Bahçelievler Karakol Amiri Salih Uzun, istediği kişiyi getireceklerini söyleyerek, oyalamaya çalıştı. Uzun, üç gündür aç olduğunu söyleyen gence, yemek getirteceğini söyledi. Çatının kenarına oturarak, bir ayağını aşağıya uzatan Murat Hamlacı, yemek beklerken sara nöbetine tutuldu. Dengesini kaybeden Murat Hamlacı, binadan düşmek üzereyken polislerce son anda kurtarıldı.
Tiryakiye fazla mesai
Bütün dünyada sigara karşıtları tarafından sigara içenlere uygulanan cezalara bir yenisi eklendi. İngiltere'nin Essex Belediyesi'nde çalışan tiryakilerin, sigara içmeyenlere göre haftada iki buçuk saat daha fazla çalışmaları kararı alındı. Essex Belediyesi Personel Müdürü Manny Lewis tarafından açıklanan karara göre, normalde haftada 37 olan çalışma saatleri, sigara tiryakileri için düzenlenen yeni iş sözleşmesinde haftada 39,5 saate çıkartılıyor. Lewis, kararın nedenini açıklarken, sigara tiryakilerinin, diğer çalışanların sağlığını etkilememek için öğle tatili dışında günde iki kez 15'er dakika ofis dışına çıktıklarına işaret etti. Lewis, bunun günde yarım saat, haftada da 2,5 saat çalışma kaybı anlamına geldiğine dikkat çekti.
Elvis'ten gelen mektup
Unutulmaz rock'n roll kralı Elvis Presley'e çocukken mektup yazan ve bugün 50 yaşında olan bir Alman hayranı, mektubunun cevabını tam 39 yıl sonra aldı. Almanya'da yayımlanan Bild gazetesinin haberine göre, 1960 yılında 11 yaşında olan Karen Glos adındaki Elvis hayranı, Almanya'da askerliğini yapan rock'n roll kralına bir mektup yollayarak, ondan imza istedi. Mektubun cevabını mavi mürekkeple beyaz bir kağıda yazan Elvis, zarfı pullayıp postalaması için ev sahibine verdi. Ancak ev sahibi, mektubu postalamayı unuttu. Mektup, ev sahibinin ölümünden sonra bulundu ve bugün 50 yaşında olan Karen Glos'a teslim edildi. Elvis'in kendi elyazısıyla sadece 5 hayranına cevap yazdığı, bu yüzden mektubun değerinin iki milyar Türk Lirası'na yakın olduğu kaydedildi. Mektup, unutulmaz sanatçının, "Sevgili Karen, 11. doğum gününü kutlarım. Dostun Elvis" ifadelerini taşıyor.



ZAMAN ]lk Sayfa
© 1998 Feza Gazetecilik A.^.