8 Mayis 1999, Cumartesi
Güncel
Dünyadan
Ekonomi
Kültür
Spor
Yazarlar
Arşiv
Medya

Text Only
Temel Harfler



FP'ye ağır dava
Başsavcı Savaş, partinin temelli kapatılmasını istedi

Fazilet temelli kapatılsın

İstanbul Milletvekili Merve Kavakçı'nın başörtüsünü açmaması Fazilet Partisi'nin kapatılması için düğmeye basılmasına sebep oldu. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, dün FP'nin, "laiklik karşıtı eylemlerin odağı haline geldiği" ve "kapatılan RP'nin devamı olduğu" gerekçesiyle "temelli kapatma istemiyle" Anayasa Mahkemesi'ne dava açtı.

Delillerin çoğunluğu basından

FP'li Merve Kavakçı'nın Meclis'te baş örtüsü ile yemin etme girişimine izin veren TBMM geçici başkanı hakkında gereğini yapmanın görevli Cumhuriyet başsavcılarına ait olduğunu belirten Savaş, bu konuda Cumhurbaşkanı ve Başbakan'ın sözlerini de iddianameye aldı. Savaş, iddialarının birçoğuna basında yer alan haber ve yorumları delil gösterdi.



MHP mercek tuttu
MHP, muhtemel koalisyon ortaklarının seçim beyannamelerini incelemeye aldı. MHP Başkanlık Divanı tarafınca oluşturulan hükümet görüşmelerini MHP lideri Bahçeli'le beraber yürütecek olan beş kişilik kurul, görüşmeler öncesinde diğer siyasi partilerin seçim beyannamesini inceliyor. Siyasi partilerin seçim beyannamelerindeki benzerlikleri ve farklılıkları ortaya koyan kurul, ayrıca seçim meydanlarında, Türkiye'nin sorunları ile ilgili olarak basında çıkan haberleri de değerlendiriyor. İncelemeye alınan konular, hükümet görüşmeleri sırasında, gündeme getirilerek başta DSP olmak üzere muhtemel koalisyon ortaklarının önlerine getirilecek.

MHP'de başkanlık kulisi

MHP'de ismi gizli tutulan üç parti yöneticisinin Meclis Başkanlığı için kulis çalışmalarına başladığı belirtildi. MHP'de Meclis Başkanlığı adayları sır gibi saklanırken, adı geçen isimlerden Tunca Toskay, "Yok böyle bir şey" dedi. Meclis Başkanlığı iddialarına Enis Öksüz, "Nerden çıkarıyorsunuz?" derken; Sadi Somuncuoğlu, "Beni bu konunun dışında tutun." diyor. Devlet Bahçeli ile de görüşen Murat Sökmenoğlu ise bu konuda net bir şey söylemiyor. Sökmenoğlu, "Meclis Başkanı olacak kişinin isimi Genel Başkan Bahçeli'nin kafasındadır." derken MHP'nin diğer siyasi partilerinde üzerinde uzlaşabileceği bir ismi aday olarak çıkartacağı kaydediliyor. SELİM KUVEL / ANKARA



Gebze'de marş krizi... FP'li başkana soruşturma
Kocaeli'nin Gebze Belediye Meclisi'nin ilk oturumunda yaşanan "İstiklal Marşı krizi" nedeniyle, Cumhuriyet Savcılığı'nca, FP'li Belediye Başkanı Ahmet Penbegüllü hakkında soruşturma başlatıldı.

Olayla ilgili gazetelerde yer alan haberleri ihbar kabul eden Cumhuriyet Savcılığı, Penbegüllü hakkında soruşturma başlattı. Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Suna Baran, DSP'li Belediye Meclisi üyelerinin ifadesini aldı. Baran'ın, ANAP ve MHP'li üyelerin de bilgisine başvurduktan sonra, FP'li üyeler ile Başkan Ahmet Penbegüllü'nün de ifadesini alacağı öğrenildi. Öte yandan, Gebze Belediyesi Basın Yayın Müdürlüğü'nce yapılan açıklamada, gerginliğin, "DSP'nin eseri olduğu" öne sürüldü. Meclis'in saygı duruşu ve İstiklal Marşı'na geçişinin, başkanın direktifiyle mümkün olabileceğinin ifade edildiği açıklamada, şöyle denildi: "Belediye Başkanı Ahmet Penbegüllü'nün, Meclis açılışında, üyeleri ve dinleyicileri, saygı duruşu ve İstiklal Marşı'na daveti, zaten beklenen ve yapılması kararlaştırılan bir hareketti."GEBZE



Okul protestosu planlı Çocukları kullanmayın
FP İstanbul milletvekili Merve Kavakçı'nın çocuklarının eğitim gördüğü Anıttepe İlköğretim Okulu'nun önünde öğrenciler tarafından protesto edilmesinin arkasında Egitim-Sen'li bazı öğretmenlerin olduğu öğrenildi. Çocuklarını okula bırakmak için gelen Kavakçı'nın okul girişinde bazı öğrenciler tarafından karşılanarak protesto edilmesinin okulda görev yapan bazı öğretmenler tarafından organize edildiği ve bizzat bu öğretmenler tarafından olayın görüntülenmesi için basın mensuplarına haber verildiği iddia ediliyor. Konu ile ilgili olarak araştırma başlatan Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü olayın gelişiminde ve seyrinde okul idaresinin bir kusuru olmadığını, olayın idarenin bilgisi dışında gerçekleştiğini tespit etti. Okul Müdürü Ömer Özdil'in olaya müdahale ettiği ve öğrencileri içeri aldığı öğrenildi. ANKARA (Zaman)



Urfa'nın Siverek İlçesi'nde Muhtarlara 'poşu' uyarısı
Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde, mazbatalarını almaya gelen mahalle ve köy muhtarları, kılık ve kıyafetlerinden dolayı İlçe Seçim Kurulu başkanı tarafından uyarıldı. 18 Nisan'daki seçimlerde muhtar seçilen 8 kişi, yöresel kıyafet olan şalvar giyip, başlarına poşu örterek mazbatalarını almak için İlçe Seçim Kurulu'na geldi. Seçim Kurulu Başkanı Hakim Yaşar Güneş, mazbatalarını verdiği muhtarları makamına davet edip, bir süre sohbet etti. Muhtarlara, devleti temsil ettiklerini hatırlatan Hakim Güneş, Özellikle resmi dairelere geldiğinizde kılık, kıyafetinize daha fazla dikkat edip, vatandaşlara örnek olmanız gerektiğine inanıyorum."dedi. SİVEREK



Nesrin Ünal: ANAP'a hiç gitmedim
MHP Antalya milletvekili Nesrin Ünal, seçimlerden önce ANAP'a adaylık başvurusu yaptığı iddialarını reddetti. Öğrencilik yıllarından beri ülkücü hareketin içinde olduğunu belirten Nesrin Ünal, "Ben öğrenciliğimden beri ülkücü hareketin içinde oldum. Bu çizgimden de hiçbir zaman sapmadım. Ben 1995 yılında ne Mehmet Keçeciler ile görüştüm ne de ANAP'tan aday olmak için başvurdum. Yani ne sözlü ne de yazılı olarak görüşmedim. O tarihte Antalya Devlet Hastanesi'nde memurdum." dedi. Aktif siyasete 18 Nisan 1999 seçimlerinde girdiğini ifade eden Nesrin Ünal, yaşamında ilkelerinden ayrılmadığını söyledi. ENVER ÖZTÜRK / ANTALYA



TBMM Geçici Başkanı A. Rıza Septioğlu: Biz maznun, siz hakim
TBMM Geçici Başkanı Ali Rıza Septioğlu, FP'nin kapatılması için açılan davayı, "Türkiye'de mahkemeler bağımsız ve serbesttir, gereği yapılır" dedi.

Septioğlu, TBMM'de gazetecilerin konuya ilişkin sorularını yanıtladı. Septioğlu kapatma davasını,"Bunlar hepsi birer kanundur. Savcı kanuni görevini yapıyor. Mahkemeler ne bir Reisi Cumhurun, ne bir Meclis başkanının ne de bir müsteşarın emrinde değildir. Mahkemeler bağımsızdır. Bununla ilgili bir söz söyleme hakkı yoktur. Elbette Türkiye Cumhuriyeti bir kanun devletidir. Kanun nizam neyi emrediyorsa o olur. " şeklinde değerlendirdi. Bir kadın gazetecinin, "Başsavcı, sizin hakkınızda da işlem yapılmasını istiyor. İddianamede, Kavakçı'ya Genel Kurul'a girmesine izin verdiğinizden söz ediliyor." şeklindeki sorusu üzerine Septioğlu, "Kızım, sen şimdi hakim oldun, beni yargılıyorsun. Biz maznun, siz hakim oluyorsunuz." diye konuştu. ANKARA(Zaman)



Ne Dediler?
MHP Genel Sekreteri Koray Aydın:

Herhangi bir partinin kapatılması hoş bir davranış değil. İçimize sindiremedik. AmaTürkiye bir hukuk devletidir. Her partinin kendisine düşen sorumluluğu var. Bunun gereğini yapmak gerekiyor. Partilerin de geçmişteki olaylardan ders çıkarması, nerde hata yaptım diye sorması gerekir.

ANAP'lı Yaşar Okuyan:

Siyasi partilerin kapatılmasından sevinç duymayız; arzu etmeyiz. Ancak, kapatılmaya muhatap olan partinin eylem ve davranışları görmezlikten gelinemez. Dini değerleri istismar edip vatandaşı tahrik eden zihniyet milleti üzen olaylara sebep oldular. Malatya'da meydana gelen organize hareketi tasvip edemeyiz. İşin içinde provakasyon, tahrik ve istismar vardır. Tıpkı Meclis'in açılışında meydana gelen provakasyon gibi.

DYP'li Turhan Güven:

Son günlerde FP yönetiminin Meclis'e türbanla girme olayına karşı tavrı, bir gerilim yaratmaya yönelik ve siyasi amaçlı görüntü vermiştir. Bunun tabii sonucu olarak da dava açılmıştır. Aslında Türkiye, mevcut düzenlemelerle bu meseleyi siyasi amaç dışında her zaman çözebilecek hükümlerle yönetilmektedir. Olay Meclis'e kadar gelmemeliydi. Bu şekilde davranmanın sonucuna herkes katlanacaktır.

DİSK Gen. Sekreteri Murat Tokmak:

Parti kapatmak sorunları çözmüyor. Demokrasinin yerleşik evrensel ilkeleri açısından bu yöntem sağlıklı değil. Demokrasinin en temel ilkesi düşünce ve düşüncenin örgütlenebilmesi özgürlüğüdür. Bu ikisini birbirinden ayırmak demokrasiyi yaralamaktan başka bir sonuç doğurmamaktadır. Demokrasiyi araç olarak görenlerle demokrasiyi yük olarak algılayanlar arasındaki kavga, demokrasiyi yaşamak isteyenlerin özlemlerini örttüyor.

FP Gen. Başkan Yard. Ali Coşkun:

Her şey hukuk içerisinde hallolur. Ülkemizde demokrasi var. Bunlar normal şeylerdir. Hukuk düzeni içinde her şeyin hallolacağına inanıyorum.



CHP'de adaylar netleşiyor
CHP'de 22 mayısta yapılacak olağanüstü kurultay öncesinde lider adayları birer birer yarıştan kopmaya başladı. Celal Doğan aday olmayacağını açıkladı. Ercan Karakaş da H. Fehmi Güneş lehine yarıştan çekileceği işaretleri verdi. Fikri Sağlar da ikna edilirse yarışın Murat Karayalçın, Hasan Fehmi Güneş ile aday olduğu takdirde Deniz Baykal arasında geçmesi bekleniyor.

Lider adayları arasında ismi geçen Gaziantep Belediye Başkanı Celal Doğan, liderlik yarışından kopuyor. Doğan, "ismi üzerinde bir konsensüs" sağlanmadığı takdirde aday olmayacağını açıkladı. Doğan'dan sonra bir diğer lider adayı Ercan Karakaş da yarıştan kopuyor. Edinilen bilgilere göre, Karakaş'ın Fehmi Güneş'in lehine adaylıktan vazgeçeceği bildirildi. Karakaş'ı yanına alarak gücünü artıran Güneş'in Sağlar'ı da yanına çekmek için sürdürdüğü ikili görüşmelerde önemli mesafe aldığı bildiriliyor.

Güneş'in ikna etmekte zorlandığı tek isim olan Murat Karayalçın, muhalefetle yollarını ayırdı. Önceki gün Mehmet Moğultay'la bir araya gelen Karayalçın, "Güneş'in adaylığı" üzerindeki uzlaşmaya yanaşmayacağını söyledi. Adayın il delegeleri tarafından belirlenmesi yönündeki önerisinde ısrar eden Karayalçın ikna edilmezse parti içi muhalefet birden fazla adayla kurultaya gitmek zorunda kalacak.

CHP'de kurultay seyircili

Öte yandan CHP Genel Başkan Vekili Cevdet Selvi, olağanüstü kurultayın "seyircili" yapılacağını açıkladı. Selvi, üstü örtülü olarak parti içi muhalefeti suçlayarak, medyaya tahrik edici beyanlar verilmesini eleştirdi. Selvi, tüm olumsuzluklara rağmen kurultayın kucaklaşma ve yeniden yapılanma kurultayı olacağını belirtti. A. TURAN AYHAN / ANKARA



Ağır kapatma davası
Vural Savaş, FP'lilerin vekilliğinin düşürülüp yasaklı olmalarını isterken, 'kan içici vampir, metastas yapan habis ur' gibi nitelendirmede bulundu.

İstanbul milletvekili Merve Kavakçı'nın baş örtüsünü açmaması Fazilet Partisi'nin kapatılması için düğmeye basılmasına neden oldu. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, dün FP'nin, "laiklik karşıtı eylemlerin odağı haline geldiği" ve 'kapatılan RP'nin devamı olduğu" gerekçesiyle "temelli kapatma istemiyle" Anayasa Mahkemesi'ne dava açtı. 7 sayfalık iddianamesinde FP'nin bütün milletvekillerinin vekilliklerinin düşürülerek 5 yıl siyasetten men edilmesi gibi ağır ceza isteminde bulunan Savcı Savaş, yine sert bir üslup kullandı.

Savaş iddianamesinde FP Genel Başkanı Recai Kutan dahil, partinin tüm yöneticileri, milletvekilleri ve belediye başkanlarının "adeta kandan başka bir şey ile beslenemeyen vampirler gibi" vatandaşların bir kısmının dinsel inançlarını sömürüp laik devlet düzeni ile çatışmaya sokabileceklerinin bilincinde olarak halkın bir bölümünü devlete karşı kışkırtmayı alışkanlık haline getirdiklerini ileri sürdü.

Septioğlu'na gönderme

Menderes'in istifasından önce yargı kulislerinde şekillenen 'Fazilet'e kapatma davası' haberleri dün Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş'ın müracaatı ile gerçekleşti. Başörtülü Kavakçı olayına özel önem veren Başsavcı Savaş, TBMM İç Tüzüğü'nde "türbanla yemin edilemez" yönünde yasaklayıcı bir hüküm bulunmamasının FP yöneticileri ile Merve Kavakçı'nın eylemine meşruiyet kazandırmayacağını, Anayasa Mahkemesi'nin daha önce bu konularda kararı bulunduğunu hatırlattı. Savaş, TBMM'de hanım milletvekillerinin başörtüsü ile yemin etmelerine ve yasama faaliyetlerine katılmasına izin veren TBMM Başkanı hakkında gereğini yapmanın görevli Cumhuriyet Başsavcılarına ait olduğunu kaydetti.

Vampir benzetmesi

Dilekçesinde Refah Partisi'nin kapatılmasına ilişkin gerekçeli kararına atıfta bulunan Başsavcı Vural Savaş'ın iddianamesinde şu ifadeler yer aldı: "Kamusal kuruluşlarda ve öğretim kurumlarında baş örtüsü ve onunla birlikte kullanılan belli biçimdeki giysi bir ayrıcalıktan öte bir ayrım aracı niteliğindedir. Dinsel kaynaklı düzenlemelerle girişimler Anayasa karşısında geçerli olamaz.

Hal böyleyken ve hiçbir uluslararası sözleşmede dinsel kimliğini açığa vuran giysilerle öğrenim görme ve kamu kuruluşlarında görev yapmanın inanç özgürlüğünün bir parçası olduğu veya insan haklarından sayıldığına dair herhangi bir hüküm bulunmamasına rağmen Fazilet Partisi Genel başkanı dahil tüm yöneticileri tüm milletvekilleri ve belediye başkanları adeta kandan başka bir şeyle beslenemeyen vampirler gibi vatandaşlarımızın bir kısmının dinsel inançlarını en kolay yoldan sömürüp, laik devlet düzenimizle çatışmaya sokabileceklerinin bilincinde olarak ve Anayasa Mahkememizin anılan kararını hiçe sayarak meydan meydan köy köy dolaşıp tüm televizyonlardaki açık oturum ve söyleşilere katılarak kamu kurumlarında ve üniversitelerde başörtüsü ile çalışma ve öğrenim görmenin vazgeçilmez bir insan hakkı olduğunu yasaklar getiren mevzuat ve bunları uygulayan kamu görevlilerinin laikliğe aykırı davranışta bulunarak suç işlediklerini iddia ederek halkımızın bir bölümünü devletimize karşı kışkırtmayı alışkanlık haline getirmişlerdir."

Demirel ve Ecevit'in sözleri

Başörtülü Merve Kavakçı'nın kasıtlı olarak seçilebilecek bir yerden aday gösterildiğini, bunun propagandasının yapıldığını belirten Başsavcı Savaş'ın iddanamesinde Demirel'in 'ajan, provokatör" sözlerinin bilinçli olarak söylediğine atıfta bulundu. Ecevit'in TBMM'deki olay anında "çileden çıktığı" görüşüne yer veren Savcı, Oktay Ekşi'nin yazısına da gönderme yaptı.

Fazilet Partisi'nin Refah Partisi gibi laiklik karşıtı eylemlerin odağı haline geldiğini belirten Başsavcı Savaş'ın dilekçesinde Fazilet Partililerin açıklamalarına da yer verildi. Fazilet Partisi'nin Refah Partisi'nin devamı olduğu belirtilen dava dilekçesinde şu ifadeler yer aldı: "Refah Partisi'nin kapatılacağını anlayan yöneticilerin kapatma tarihine yakın günlerde ve kendi yakınlarına Hülle Partisi olarak adlandırılabilecek şekilde Fazilet Partisi'ni kurdurdukları ülkemizdeki çocuklar tarafından dahi bilinmektedir. Malum olanın ayrıca isbatı gerekmez ve ayak oyunlarıyla yanıltılabilen bir yargı saygınlık kazanamaz. Refah Partisi'nin kapatılmasına ilişkin karardan sonra ve karar sürecinde bütün partililer Fazilet Partisi'ne geçmişler ve yönetim kademelerinde görev almışlardır."

Savaş'ın dilekçesinde Fazilet Partisi gibi partilerin de sürekli olarak uzak ve yakın tehlike olarak görüldüğü vurgulandı. Dilekçenin sonuç bölümünde şu ifadeler yeraldı: "Fazilet Partisi yalnız Refah Partisi'nin değil aslında ülkemizde dini siyasete alet ettiği için kapatılan tüm siyasi partilerin devamı niteliğindedir. Metastas yapan habis ur gibi demokrasimizin sağlıklı işlemesini engelleyen Anayasal düzenimiz için daima açık ve yakın tehlike oluşturmuş bu çeşit partilerin kapatılması, Türkiye Cumhuriyeti'ni sonsuza kadar yaşatabilmenin vazgeçilmez koşuludur.

FP'nin temelli kapatılmasını, adı geçen partinin kapatma nedeni sayılacak politikalarını benimsemediğini zaman zaman açıkça ortaya koyan Aydın Menderes dışındaki tüm üst düzey yöneticileri ile milletvekillerinin ve ayrıca bunlardan milletvekili olanların milletvekilliklerinin sona erdirilmesine karar verilmesini talep ederim." Savaş, kapatma kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak 5 yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve denetçisi olamayacaklarını hatırlatarak siyaset yasağı da istedi.

DGM müracaat etmişti

Hatırlanacağı üzere Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı Nuh Mete Yüksel, Fazilet Partisi hakkında kapatılma davası açılması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş'a geçen ay müracaatta bulunmuş ve suç duyurusu dilekçesi iletmişti. Fazilet Partisi yetkilileri hakkında dava da açmış olan Nuh Mete Yüksel Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na yaptığı 6 sayfalık müracaatta Fazilet Partililerin konuşmalarını, çeşitli gazete ve dergi kupürleri ile davanın iddianamesini de delil olarak göstermişti. İRFAN KILIÇ / ANKARA

Savaş: Tek kelime yok

Trafik Haftası nedeniyle Çankaya Köşkü'nde düzenlenen toplantı, gündemdeki isimleri bir araya getirdi. Toplantıya Demirel'in yanı sıra, Ali Rıza Septioğlu ve FP'nin kapatılması ile ilgili iddianameyle dikkatleri üzerine çeken Yargıtay Başsavcısı Savaş da katıldı. Savaş konuyla ilgili tek kelime konuşmadı.

Erbakan'dan yorum yok

Vural Savaş'ın kapatma davasında ana konuyu Fazilet'in Refah Partsi'nin devamı olduğu iddiası oluşturdu. Savaş Refah Partisi'nin kapatılmasını isterken Erbakan'ın da aralarında bulunduğu üst yönetime siyaset yasağı getirilmesini isterken bu kez listeyi geniş tuttu. Dün cuma namazı çıkışında gazetecilerin yakın takibe aldığı Erbakan ise her hangi bir yorum yapmadı.



Başsavcı Savaş'a Demirel desteği: Bildiğini yapıyor
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Fazilet Partisi hakkında açılan kapatma davası için yorum yapmaktan kaçındı. Cumhurbaşkanı Demirel, mahkemeye intikal etmiş bir konuda yorum yapma mecburiyetinin bulunmadığını ifade ederek, savcıların ve bağımsız mahkemelerin 'anladıkları şekilde' davranacaklarını kaydetti.

Trafik Haftası nedeniyle Çankaya Köşkü'nde düzenlenen toplantı, son günlerde adından çok söz edilen isimleri bir araya getirdi. Toplantıya Cumhurbaşkanı Demirel'in yanı sıra geçici Meclis Başkanı Ali Rıza Septioğlu ve FP'nin kapatılmasına ilişkin hazırladığı iddianameyle dikkatleri üzerine çeken Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş da katıldı. Tören sonrası Cumhurbaşkanı Demirel ve Vural Savaş basının ilgi odağı oldu.

Siyasi değil, adli durum

Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Fazilet Partisi'nin kapatılmasına ilişkin hazırlanan iddianameye ilişkin bir soru üzerine, devletin kanunlarının açık olduğunu belirterek, "Mahkemeye intikal etmiş dava hakkında bir değerlendirmede bulunmam mümkün değil." dedi. Cumhurbaşkanı Demirel şunları söyledi: "Türkiye'nin mahkemeleri hür mahkemelerdir. Kendi görevlerini bildikleri, anladıkları şekilde yapacaklardır. Mesele, benim bakımımdan siyasi bir mesele değildir. Mahkemeye intikal etmiş bir konudur." ANKARA (Zaman)



Tecrit edin
Fazilet Partisi hakkında kapatma davası açılmasına en büyük tepkiyi Manisa Milletvekili ve genel başkan adayı Bülent Arınç gösterdi. Davayı 'haksız' olarak değerlendiren Arınç, FP'nin yeni bir parti olduğunu ve kapatılan RP'nin devamı olduğu yönünde hiçbir hukuki delilin olmadığını söyledi.

TBMM'de gazetecilerin kapatma davasıyla ilgili sorularını cevaplayan Arınç, "Bu davanın açılması için zaten seçimlerden önce bir gayret gösterilmişti. Demek ki seçimden sonraya ancak yetişebildi." dedi. Apo kadar değerimiz yok.

Bülent Arınç, davanın netice kısmında bütün FP'lilerin milletvekilliğinin düşmesi ve siyasi yasaklı hale getirilmesinin istendiğine dikkat çekerek, ilginç bir teklifte bulundu. Arınç şunları kaydetti: "O zaman, İmralı adasını boşaltsınlar. Apo'yu bir beş yıldızlı otelde misafir edebilirler. Çünkü FP'li milletvekillerinin Apo kadar değeri olmadıkları anlaşılıyor. Bizi çoluk çocuğumuzla İmralı adasına toplasınlar. Toplumdan tecrit etsinler ve toplumda en ağır cezayı versinler. Demek ki bizim bu ülkede yaşamamızı ve bu ülkede hizmet etmemizi arzu etmeyen bazı güçler var. Eğer sevindirecekse ben böyle bir talepte bulunuyorum."

"Bizi asmakla, kesmekle, yıkmakla bitiremezler." diyen Arınç, milletin kendisi olduklarını, içlerinde devleti soyan, mafyayla, çeteyle iş birliği yapan olmadığını savundu. Millete hizmet etmekten başka davaları bulunmadığını da dile getiren Arınç şöyle konuştu: "Eğer bu farklılık içinde bir demokrasi yaşamayacaksak, eğer düşüncelerimizle, fikirlerimizle siyaset yapmamıza engel olacaklarsa bazıları çok heveslenmesinler biz bitmeyiz. Arkadan çocuklarımız geliyor, hiç sevinmesinler. Bu ülke demokratik bir hukuk devleti ise farklı düşünceler özgürce yaşayacaktır. Bu bir gün Türkiye'ye mutlaka geri gelecektir. "

Arınç, tepki olarak sine-i millete dönmeyi düşünüp düşünmedikleri yolundaki bir soruya, "Niye dönelim? Zaten milletten geliyoruz. Daha geleli bir hafta oldu. Dönmek için bir neden mi var?" cevabını verdi.

Sırtlanları geçtiler

FP Milletvekili Merve Kavakçı'nın ailesinin yaşadıklarına da değinen Arınç şu eleştirilerde bulundu: "Merve Kavakçı'nın kendisi ile mücadele edebilirsiniz, ama yedi sekiz yaşındaki çocuklarından ne istiyorsunuz? Yani yırtıcılıkta sırtlanları geçti bazıları. Küçücük çocukları başka çocuklara yuhalatılarak daha bu küçük dünyalarında onları mahkum etmek hangi vicdanla, hangi demokrasi ile hangi ahlakla bağdaşıyor. Yazıklar olsun diyorum." ANKARA (Zaman)



Dinçer: Bir oyum var
Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Güven Dinçer, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının Fazilet Partisi hakkında kapatılması istemi ile Anayasa Mahkemesi'ne açtığı dava hakkındaki sorulara yorumsuz cevap verdi.

Dinçer, "Ben yargıç değilim önüme dosya gelirse bir hukukçu olarak incelerim ve bir oyum var onu kullanırım. Bugünkü siyasi ortama göre değerlendirme yapmam doğru olmaz." dedi.

Çağ Üniversitesi tarafından organize edilen "Türkiye'de Kültürel Gelişmeler ve Anayasa Hareketleri" konulu konferasa konuşmacı olarak katılan Güven Dinçer, 12 Eylül darbesi sounucu hazırlanan 1982 Anayasası'nın askeri otoritenin yetkilerini artırdığını söyledi. Ülkede meydana gelen siyasi çalkantılara cevap vermesi açısından anayasanın değiştirilmesi gerektiğini ifade eden Güven Dinçer, şunları söyledi: "Anayasayı yapmak için bir senato oluşturulmalı, bu senatoda tüm siyasi fikirlerin temsil edilmesi ile bir anayasa hazırlanmalı. " ALİ AKÇOBAN / ADANA



Dengeler değişecek
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş'ın kapatma istemiyle dava açtığı FP'nin RP'nin akıbetine uğrayarak Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılması durumunda siyasi dengeler alt üst olacak. FP kapatılır ve bütün milletvekilleri siyasi yasaklı duruma gelirse 53 ilde ara seçime gidilecek. Ara seçimden çıkan tablo sonucu bir yıl sonra yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminden koalisyon ortaklığına kadar birçok siyasi olayda kartlar yeniden açılacak.

Başsavcı'nın istemi gerçekleşir ve FP'li en az 28 milletvekili siyasi yasaklı duruma gelirse Türkiye ara seçime gidecek. Anayasanın 78.maddesine göre; her seçim döneminde bir kez yapılabilen ara seçimler Meclis üye tam sayısının (550) yüzde beşinin (28) boşalması durumunda üç ay içinde yapılmak zorunda. FP'li bütün milletvekillerine yasak gelirse 53 ilde 110 milletvekili için yapılacak ara seçimler genel seçim havasında geçecek.RP davasının yaklaşık 8 ayda sonuçlandığını hatırlatan siyasi gözlemciler, FP'nin kapatılması durumunda ara seçimlerin Cumhurbaşkanlığı seçiminden önceye yetişeceğini belirtiyorlar.

53 ilin vekilleri

FP'nin milletvekili çıkardığı 53 il ve 110 milletvekilinin illere göre dağılımı şöyle: Adana (2), Adıyaman (3), Afyon (1), Ağrı (1), Aksaray (1), Amasya (1), Ankara (5), Aydın (1), Balıkesir (1), Batman (1), Bayburt (1), Bingöl (2), Bitlis (1), Bolu (1), Bursa (3), Çankırı (1), Çorum (1), Diyarbakır (4), Elazığ (2), Erzincan (1), Erzurum (3), Gaziantep (2), Giresun (1), Gümüşhane (1), Hakkari (1), Hatay (2), Iğdır (1), İstanbul (17), Kahramanmaraş (3), Karaman (1), Kayseri (2), Kırıkkale (1), Kocaeli (3), Konya (6), Kütahya (1), Malatya (3), Manisa (1), Mardin (1), Muş (1), Nevşehir (1), Ordu (1), Osmaniye (1), Rize (1), Sakarya (2), Samsun (2), Siirt (1), Sivas (3), Şanlıurfa (4), Şırnak (1), Tokat (2), Trabzon (1), Van (3), Yozgat (2). ÖMER ŞAHİN / ANKARA



Malatya karıştı
Malatya'da, İnönü Üniversitesi'ndeki "kılık-kıyafet" uygulamasına karşı izinsiz gösteri yapan ve polise taş atan grup, göz yaşartıcı bomba da kullanılarak dağıtıldı, 227 gösterici gözaltına alındı.

İnönü Üniversitesi'ndeki "kılık-kıyafet" yasağını protesto eden ve bunun "din ve vicdan özgürlüğüne aykırı olduğunu" söyleyen binlerce insan, bu anlamsız yasağın kaldırılmasını istedi. Cuma namazı çıkışında protestocuların sayılarının çok artması üzerine Kahramanmaraş, Elazığ ve Adıyaman'dan takviye edilmiş emniyet güçleri göstericileri göz yaşartıcı bomba da kullanarak dağıtmaya çalıştı. Halk ile polis arasında yer yer taşlı-sopalı kavgaların olduğu gösteride polis ve göstericilerden çok sayıda kişi yaralandı. Polisin göstericilere müdahale ederken çok sert davrandığı gözlenirken, kalabalıklar gösterilerini Malatya'nın ara sokaklarında sürdürdü.

Olaylar sırasında birçok dükkan zarar görürken, belediye anonslarından vatandaş sürekli sağduyuya davet edildi. Askeri birlikler şehir merkezinde konuşlandırıldı. Askeri helikopterler şehrin üzerinde alçak uçuş yaptılar. Olaylar sırasında onlarca vatandaş yaralandı. Yaralılar hastanede tedavi altına alındı. Polis, yasağı protesto eden 27 kişiyi gözaltına aldı.

YHA muhabiri gözlem altında

Gergin saatlerin yaşandığı Malatya'da Yurt Haber Ajansı Malatya muhabiri Necdat Akboğa önceki gece emniyet güçleri tarafından evinden alınarak gözlem altına alındı. Akboğa'nın, gece 01.00 sularında gözaltına alınmasıyla ilgili hiçbir açıklama yapılmazken, basın mensupları vali ve belediye başkanı ile görüşerek "Neden gözaltı?" sorusuna cevap aradılar.

Gürüz: Aynen devam edeceğiz

YÖK Başkanı Kemal Gürüz, Diyarbakır'da toplanan Rektörler Komitesi toplantısından sonra yaptığı açıklamada, "İnönü Üniversitesi rektörüne sadece yasaların emrettiği şekilde görevini yaptığı için bazı çevreler tarafından tehdit edilmesini şiddetli kınıyoruz. Türkiye Cumhuriye'nin üniversitelerinin rektörleri olarak bundan sonrada aynı görev bilinci içinde hareket edeceğimiz, ve İnönü Üniversitesi rektörümüzün yanında olduğumuz bilinmelidir Türk milleti toplumumuzu çağın gerisine getirmek isteyenlere asla izin vermeyeceğimizi de bilmelidir." diye konuştu.

Toplantı çıkışında bir açıklama yapan İnönü Üniversitesi rektörü de okulda durumun şu anda sakin olduğunu belirtti. Rektörler Komitesi toplantısından sonra rektörler saat 14.30'daki üniversiteler arası kurul toplantına kadar yemek ve istirahat molası verdi.

ÇETİN ÇİFTÇİ / MALATYA



Meclis'te yeri yok
Başbakan Bülent Ecevit, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş'ın FP'nin kapatılması istemiyle dava açması konusunda yorum yapmadı. Gelişmelerin hükümet turları çerçevesinde FP ile yapacağı görüşmeyi etkilemeyeceğini söyleyen Ecevit Merve Kavakçı konusundaki sertliğini "Laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı cihat ilanına kalkışan bir kimsenin TBMM'de yer almaya zaten hakkı yoktur."diyerek tekrarladı. Başbakan Ecevit, bugün yapacağı parti liderleri ile görüşmelere Başbakan Yardımcıları Hüsamettin Özkan ve Hikmet Uluğbay ile katılacak. Ecevit'in ekibine Hikmet Uluğbay'ı da alması "Ekonomik durumun önemine işaret" olarak yorumlandı. EMRAH ÜLKER / ANKARA



Davanın seyir defteri
Mahkeme incelemeye başladı

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş'ın müracatı ile hemen harekete geçen Anayasa Mahkemisi, bir raportörü konunun incelenmesi için görevlendirdi. Raportör, ilk olarak dava dosyasında usul yönünden bir eksiklik olup olmadığına bakacak. Raportör bu konuda hazırlayacağı raporu Anayasa Mahkemesi Başkanı Sezer'e sunacak. Bu rapor üyelere dağıltıldıktan sonra, heyet toplanarak ilk incelemeyi yapacak. Anayasa Mahkemesi'nin gelecek hafta içinde ilk incelemeyi yaparak, yasal prosedürü başlatması bekleniyor.

FP'nin kapatılması davasının en az 6 ila 8 ay, en fazla bir yıl sürmesi bekleniyor. Hatırlanacağı üzere Refah Partisi'nin kapatılması istemiyle 21 Mayıs 1997'de açılan dava, 16 Ocak 1998'de sonuçlanmış ve gerekçeli karar Resmi Gazete'de 21 Şubat 1998'de yayımlanmıştı. Parti kapatma davalarında Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu (CMUK) uygulanıyor. Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş'ın dün Anayasa Mahkemesi'ne başvurusu ile dava süreci başladı.

Nasıl işlenecek?

Yüksek Mahkeme heyeti, raportörün ilk inceleme raporundan sonra başvuruda bir eksiklik olup olmadığına bakacak. Herhangi bir eksiklik bulunmazsa "tensip tutanağı" hazırlanacak. Bu tutanakta kapatma davası sürecinde izlenecek yöntem belirlenecek. Bu yöntem ile birlikte iddianame ön savunmanın verilmesi için FP'ye gönderilecek. FP'nin, yasal bir aylık süre içinde ön savunmasını vermesi gerekiyor. FP ek süre talep ederse bu süreyi Yüksek Mahkeme karara bağlayacak.

Fazilet Partisi ilk savunmasını verdikten sonra bir nüshası Başsavcı Savaş'a esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için gönderilecek. Başsavcı Savaş esas hakkındaki mütalaasını verdikten sonra davalı partiye son savunmasını vermesi için tekrar bir aylık süre tanınacak. Yazılı savunmalar bittikten sonra Başsavcı Savaş ve parti adına bir yetkili sözlü açıklamalar yapacak. Bu gelişmelerden sonra dosya raportöre verilecek. Raportörün raporunu hazırlayıp heyete sunmasından sonra Anayasa Mahkemesi heyeti esas hakkında karar vermek için toplanacak.

Kararı verecek üyeler

Fazilet Partisi ile ilgili yargılamayı yapacak olan Anayasa Mahkemesi'nde şu anda bulunan üyeler şunlar; Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer, Başkan Vekili Güven Dinçer, Yalçın Acargün, Ali Hüner, Lütfi Tuncel, Sacid Adalı, Haşim Kılıç, Mustafa Bumin, Fulya Kantarcıoğlu, Mahir Can Ilıcak, Rüştü Sönmez. Yüksek Mahkeme'de 11 asil üyenin yanında ayrıca 4 yedek üye de bulunuyor.



Dünya hızla jeotermale dönüyor
Türkiye sahip olduğu jeotermal zenginliği gerektiği gibi değerlendiremezken, El Salvador'da elektriğin yüzde % 50'si, Filipinler'de ise yüzde 20'si jeotermalden sağlanıyor. Türkiye ile birlikte zengin kaynaklara sahip bulunan ABD, Rusya, Çin, Japonya, İtalya, Fransa ve Bulgaristan gibi ülkelerde de jeotermale geleceğin en temiz ve en ucuz enerji kaynağı gözüyle bakılarak bu alandaki yatırımlara büyük bir hız verilmiş durumda.

Avrupa Jeotermal Enerji Konseyi(EGEC) de 29-30 Nisan 1999 tarihlerinde İtalya'da gerçekleştirdiği seminerde jeotermal kullanımını destekleme ve yaygınlaştırma kararı aldı. Yöneticilerden, halka kadar herkesin jeotermal konusunda bilgilendirilmesinin önerildiği seminerde ayrıca Avrupa'da önümüzdeki 20 yılın jeotermal yatırım hedefleri belirlendi. Buna göre 99 yılında 920 bin konut ısıtılması, 5.200 MWt elektrik üretilmesi; 2010 yılında 3 milyon konut ısıtılması, 15.000 MWt elektrik üretilmesi; 2020 yılında da 12 milyon konut ısıtılması ve 48.000 MWt elektrik üretilmesi hedefleniyor.

PROF. DR. ŞEVKİ FİLİZ: Fakir bekçiyiz

Türkiye'nin, zengin hazinelerin fakir bekçisi olduğunu belirten Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şevki Filiz, bunu ülkemizdeki ekonomi politikalarının yetersizliğine bağladı. Jeotermal enerjinin enerji, tarım, turizm ve sağlık sektörlerini yakından ilgilendirdiğini ve bu enerjiden faydalanılmasının devlet politikası haline getirilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Filiz, "Sıcak su hovardası haline geldik. Petrol, doğal gaz ve kömür bağımlılığımız sebebiyle trilyonlarca liralık servetimiz her yıl yurt dışına gidiyor." diye konuştu.

PROF. DR. ŞAKİR ŞİMŞEK: Korumuyoruz

Hacettepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Hidrojeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şakir Şimşek, jeotermal alanında Türkiye'de gerçekleştirilen önemli yatırımların tamamen Türk mühendislerinin ürünü olmasının sevindirici olduğunu söylerken, yasal düzenleme olmaması sebebiyle kaynakların korunamadığını kaydetti. Prof. Dr. Şakir Şimşek, hem kaynakların korunması, hem de bu enerjiden gerektiği gibi yararlanılabilmesi için jeotermal yasasının bir an önce çıkarılması gerektiğini ifade etti.

COİNCO TEMSİLCİSİ DOĞAN: Sektör sahipsiz

Merkezi Amerika'da olan Uluslararası İleri Teknolojiler Jeotermal Konsorsiyumu(COİNCO) Türkiye Temsilcisi ve Doğan Jeotermal Ltd. Şirketi Genel Müdürü Mehmet Ali Doğan, sektörün sahipsiz olduğunu belirterek tasarının yasalaşması halinde bu enerji kaynağının bir kamu yatırımı niteliği kazanacağını ve disipline olacağını kaydetti. Doğan, "Şu anda yapılan çalışmalar ne maden kanununa, ne de başka bir kanuna göre işlem görüyor." dedi.



Rektörlerden bildiri
Üniversiteler Arası Kurul, Rektörler Komitesi'nin ardından Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Konferans Salonu'nda bir araya geldi. Toplantı başlamadan önce ÜAK Başkanı ve Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kızıl, rektörler adına hazırlanan bir bildiriyi gazetecilere okudu. Bildiri şöyle: "Büyük Atatürk'ün Türk ulusuna armağanı olan laik cumhuriyete yönelik saldırıların, yüce Meclis'imizin çatısı altına taşınması girişimini esefle karşılıyoruz. Türk ulusunun temsilcisi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'miz, şanlı tarihi boyunca şeriatçı eylemcilerin gösteri alanı olmamıştır, bundan böyle de olmasına izin verilmeyecektir. Yüce Meclis'imiz, bu konuda kararlılığını ve irticai provokasyonlara geçit vermeyeceğini en onurlu biçimde ortaya koymuştur.

Ulusal birlik ve bütünlüğümüzü zedelemeyi, ayrımcılık oluşturarak ulusumuzu dindar-dinsiz kamplaşmasına sürüklemeyi hedefleyen bu girişimin, laiklik ilkesine yönelik bir saldırı amacı taşımakta olduğu ve halkımızın milli ve manevi duygularını incitmeyi hedef aldığı açıktır. Kamu hukuku statüsüne tabi kamu görevlileri olan milletvekillerimizin, kılık-kıyafet bakımından ayrıcalıklı bir konumda değerlendirilemeyeceği gerçeğinden hareketle, TBMM'nin laiklik karşıtı girişimlere fırsat vermeyeceğine olan inancımızı yineliyor, Türk üniversitelerinin laik, demokratik cumhuriyete sahip çıkma ve çağ dışı irticai görüşlerle mücadeledeki kararlılığını Türk kamuoyuna bir kez daha önemle duyuruyoruz." UĞUR SİYAH/MİTHAT ŞENGÖZ DİYARBAKIR



Akbil cevabı
BELBİM Genel Müdürü Ahmet Kazokoğlu, İETT Genel Müdürü Raif Yetim, Ulaşım AŞ Genel Müdürü Abdurrahman Gündoğdu, Halk Otobüsleri ve Pepsi temsilcileri ile bir basın toplantısı düzenleyerek Akbil yolsuzluğu iddialarına cevap verdi. Toplantıda daha önce hazırlamış olduğu basın bültenini okuyan Kazokoğlu, basın mensuplarının sorularını cevaplandırmadı.

Yolsuzluk iddiası ile ilgili rakamların, hiçbir delile dayanmadan, hayal ürünü olarak ortaya konduğunu kaydeden Kazokoğlu, "Şirketimizin muhasebe kayıtları, tüm belge ve kayıtlar tamamen yasalara uygundur. Yapılan tüm işlemler, idari ve yargısal denetime açıktır." dedi. Kazokoğlu "Akbil kontör satış paraları hiçbir şekilde BELBİM'e aktarılmamaktadır. Bunu kafanıza çakabilirsiniz. Dolayısıyla bu paraların elektronik bir ortamda veya bir havuzda biriktirildiği iddiaları tamamen yanlıştır." şeklinde konuştu. Akbil'de sayaç olmadığı yolundaki iddiaları da cevaplandıran Kazokoğlu, sistemde yolcu sayısını veya kontör sayısını gösteren iki tür sayaç kullanıldığını belirtti. Akbil sisteminin, kopyalama, kontör yükleme, silme olaylarına karşı yüksek seviyede korumaya sahip olduğunu vurgulayan Kazokoğlu, sistemin sahte geçişleri ve dolumları tespit ederek kara listeye almak suretiyle alarm verme özelliğine sahip olduğunu belirterek, "İstanbul'da kullanılan Akbil sistemi dünyada sınıfında birinci, sistemler arasında üçüncü olmuştur. Sistem son derece ciddidir." diye konuştu. Bu arada, İETT'nin dağıttığı bültende akbil uygulamasının başladığı tarihten bu yana kurumun gelirlerinde hızlı bir yükseliş gerçekleştiği vurgulandı. KAMİL OĞUZ / İSTANBUL



Maliye'nin inşaatı çöktü
Emek İnşaat'ın yapmakta olduğu Maliye Bakanlığı ek binasının 2. katında meydana gelen çökme sonucu, 4'ü ağır 10 işçi yaralandı. Ankara İtfaiye Müdürü Faruk Kurutuz, "Göçük, kalıplama ya da iskele gibi teknik nedenlerden dolayı meydana gelmiş olabilir." dedi. İnşaatta çalışan işçiler, 22 katlı yapılacak olan ek hizmet binasının, ilk katının yüksek olması ve demir blokların yeni dökülen betonun ağırlığını taşıyamaması nedeniyle çökmüş olabileceğini söylediler. Yaralı işçilerden Nurettin Karagöz, inşaatın üst kalıbının tamamen çöktüğünü ifade ederek, burada 10 kişinin çalıştığını ve kalıbın çökmesiyle birlikte aşağı düştüklerini kaydetti. Karagöz, altta kimsenin olmadığını, çevrede çalışanlar bulunduğunu sözlerine ekledi.

Maliye Bakanı Nami Çağan, bakanlık bürokratları ve Ankara Vali Vekili Tamer Ersoy ile birlikte olay yerinde incelemelerde bulundu. Bakan Çağan, çökme olayı hakkında soruşturma başlatıldığını bildirdi. Ankara Vali Vekili Tamer Ersoy, şantiyede 50 işçinin çalıştığını kaydetti. ANKARA (Zaman)



Kızılgök'e sevgi seli
Milli Eğitim ve özel eğitim kurumlarında 44 yıldır eğitimcilik ve idarecilik yapan Abdülcelil Kızılgök, geçirdiği kalp ameliyatı sonucu sağlığına kavuşamayarak hayatını kaybetti. Yaklaşık üç aydır yoğun bakımda tedavi gören Kızılgök, önceki gün hayata gözlerini yumdu. Kızılgök, dün cuma namazını müteakip Turgutlu Pazar Camii'nde kılınan namazdan sonra talebelerinin ve sevenlerinin omuzlarında dualarla defnedildi. Kızılgök'ün vefatı yakınları ve eğitim camiasını yasa boğdu. Birçok takdirname, teşekkürname ve yılın öğretmeni gibi ödüllerle ödüllendirilen Kızılgök, evli, 2'si erkek, 4'ü kız toplam 6 çocuk babası idi. NAİP AKSOY-CENK YAŞAR/TURGUTLU



Turizm imaj kurbanı
Esnaf siftah bile yapamıyor

1973 yılından beri Kuşadası'nda esnaflık yaptığını söyleyen hediyelik eşya ve deri ürünleri satıcısı Nizam Gedik, 1990 yılındaki Körfez Savaşı'nda bile bu kadar durgun bir sezon geçirmediklerine dikkat çekerek, "Bırakın alış veriş yapanı etrafta gezen turist bile yok. Siftah bile yapmadan iş yerlerimizi kapatıyoruz. Avrupa'ya gittiğimde gördüm ki bizim ülkemizde olan en ufak bir olay Avrupa'daki televizyonlarda çok abartılarak gösteriliyor. Olaylar abartılarak Türkiye'de sürekli kargaşa var izlenimi veriliyor. Bu konuda basınımıza önemli görevler düşüyor. Sağduyulu davranıp ülkeyi sıkıntıya sokacak olayları yansıtmasınlar."dedi.

Türk turizmindeki şok krizin sebepleri üzerinde tartışmalar sürerken bazı Avrupa ülkelerinin Türkiye'yi "riskli ülke göstermesi ve giderseniz riski size ait" demeçlerinin ardından gelen yüzde 50'ye varan rezerv iptalleri mayıs ayının ilk haftasında bile geri dönmedi. Türk turizminin önemli merkezlerinden Kuşadası'nda sektörün temsilcileri ile yaptığımız görüşmelerde, mayıs ayı sonlarında bile doluluk oranının yüzde 40'ı geçmeyeceği ifade edildi.

OHAL ilan edilsin

Turizmcinin bu yıl 2-3 ay çalışarak 12 ay geçinmek zorunda olduğunu belirten Kuşadası Ticaret Odası Başkanı Ali Ergül, 33 sektöre katkı sağlayan turizm sektöründe olağanüstü hal ilan edilmesini istedi. Ergül, 1998 yılında sektörün bankalara olan borcunun 50 milyon dolar olduğunu, bu rakamın bu gün 100 milyon dolara ulaştığını söyledi.

Tanıtım atağına geçilmeli

Turizmin bugün içinde bulunduğu durumun tek sebebinin var gibi gösterilmeye çalışılan PKK terörü olmadığını vurgulayan Ergül "Turizm ile ilgili düzenlemeleri bu durgunluk döneminde yapmak zorundayız. Bu bizim için fırsattır. Böyle riskli bir coğrafyada bulunan Türkiye'nin tanıtım için ayırdığı 3-5 milyon dolar yetmiyor. Bu bütçe mutlaka artırılmalı. Turisti ülkeye çekecek düzenlemeler vakit geçirilmeden yapılmalı." dedi.

Oteller hala kapalı

Kuşadası'nda 380 otel, pansiyon ve apartın bulunduğunu söyleyen Otelciler Birliği Genel Sekreteri Süleyman Koraş, her yıl 1 nisanda tamamı açılan otel ve pansiyonların yüzde 50'sinin hala kapalı olduğunu kaydederek, "Kapalı olan otellerin bazılarında 1 mayıstan itibaren hazırlıklar başladı. Ancak önemli bir kısmı hala kapalı. Turist olmadığı için kimse personel çalıştırıp riske girmek istemiyor." dedi.

Uzun vadeli çözüm şart

Nisan ve mayıs aylarında Almanya'dan yapılan rezervasyonların yüzde 50, İngiltere'den ise yüzde 30 oranında iptal geldiğini belirten TÜRSAB Fethiye Şubesi Başkanı Cenap Döğen, Avrupalının şu an için 'defolu' gördüğü Türk turizminin bir an önce temizlenmesi gerektiğine dikkat çekerek, bunun da kararlı ve uzun vadeli bir tanıtım ile olabileceğini söyledi.

Turizm merkezleri hazır değil

18 Nisan seçimlerine hazırlanan yerel yönetimler, çevre düzenlemelerini geciktirdi. Kuşadası'nın en önemli plajlarından Kadınlar Denizi'nde biriken çöpler ve kesilmiş otların oluşturduğu çirkin görüntü turistleri rahatsız ediyor. Çevre düzenlemelerinin gecikmesi esnafı rahatsız ederken, Belediye Başkanı Fuat Akdoğan, yeni seçildiğini koltuğuna oturur oturmaz başlattıkları temizlik çalışmaların hafta sonuna kadar biteceğini söyledi.

İnşaatlar sürüyor

Turistik beldelerde inşaat sezonunun 1 mayıs tarihinde sona ermesine rağmen inşaatların hala devam ediyor olması gürültü kirliliğine neden oluyor. İnşaatlar nedeniyle yolların kenarına dökülen kum, toprak ve kireç döküntüleri çöplüğü andırıyor. İnşaat sahiplerine bir haftalık süre verdiklerini belirten Akdoğan, "Oluşturduğumuz komisyonun raporları doğrultusunda birçok inşaatı inceliyoruz. Gerekirse 5 yıl yeni ruhsat vermeyeceğiz. Bizden önceki yönetim bazı yerlerde 7 ve 9 kata kadar ruhsat vermiş. Bunları gelecek rapora göre gerekirse durduracağız." dedi.

ALİ RIZA KARASU / İZMİR

Çamaş: Çare yerli turistte

Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Başkanı Talha Çamaş turizmde yılın ikinci yarısının hala kurtarılabileceğini belirterek "Türkiye müşterisini çeken İspanya, Mısır ve Tunus doldu. Bu da Türkiye'nin bu yıl da last minute dediğimiz son dakika satışlarına kaldığını gösteriyor. Ancak bu pazar talebinin Türkiye'ye çekilebilmesi için öncelikle sektörün ayakta durması lazım." dedi. Çamaş, Türkiye'nin öncelikle tanıtım konseptinin değişmesi gerektiğini savundu. Tanıtımın güvenlik konusuna odaklanmasının yanlış olduğuna değinen Çamaş, tanıtımın güvenlik yerine 2000 yılı kutlamalarına odaklanmasının daha doğru olacağını söyledi.

Hem kamu yönetiminin hem de sektörün yıllardır iç pazarı ihmal ettiğine değinen Çamaş, bunun için Turizm Bakanlığı'nın yabancı ülkelerde açtığı kampanyalar gibi yurt içinde de yurttaşlarımızın tatile özendirilmesi için kampanyalar açması gerektiğini ifade etti. HAKAN YILMAZ / İSTANBUL

Kültür turizmi ihmal edilmesin

Türk turizminin sadece yaz turizmine endekslenmesinin yanlış olduğunu belirten turizmciler, bu konuda alternatif turizm imkanlarının mutlaka geliştirilmesi gerektiğini söylediler. Bu hususta en önemli alanlardan birisinin kültür turizmi olduğunu söyleyen Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TURSAB) İzmir Yürütme Kurulu Başkanı Hakan Özyılmaz, Türkiye'nin 1980'den beri yanlış bir turizm politikası izlediğini belirtti. İl Turizm Müdürü Ayla Karamete de kültür varlıkları açısından oldukça zengin sayılan ülkemizin bu kültürel değerlerinin ön plana çıkartılması gerektiğini ifade etti. ZİVER BÜYÜKTAŞ / İZMİR

Yat turizmi canlandırılmalı

Üç ana başlık altında toplanan Türk turizminde yatçılığa gereken önemin verilmediği belirtiliyor. Türkiye'nin doğa ve kültür zenginliklerini ön plana çıkararak Akdeniz'de gezen 900 bin civarındaki yatın önemli bir kısmını kendi kıyılarına çekerek turizm gelirlerinden önemli pay alabileceğine işaret eden Setur Kuşadası Marina Müdürü Altuğ Duransoy, bu zenginliğin mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

Yabancı bayraklı bir yatın getirdiği dövizin, 30 turistin harcamalarının toplamına eşit olduğunu söyleyen Duransoy, bu gerçeğin Türkiye için kaçırılmaz bir fırsat olduğu kaydetti. Duransoy, mevzuattan doğan bazı sıkıntılar nedeniyle yat sahiplerinin Türkiye kıyılarını tercih etmediğini söyledi. Ülkemizde yatçılığın 1980'lerden sonra gelişmeye başladığını ifade eden Duransoy, Akdeniz'de gezen 900 bin civarındaki yatın yüzde 1'inin Türkiye kıyılarına uğramasına rağmen turizm gelirlerinin yüzde 30'unu oluşturduğunu kaydetti.

Turizmi yaymalıyız

Türk turizminin ağırlıklı olarak seyahat acenteleri ve otellerden oluştuğunu, bu nedenle sık sık krizlerle karşı karşıya kaldığını ifade eden Setur Kuşadası Marina Müdürü Altuğ Duransoy, Türkiye'nin yat turizmini alternatif görerek geliştirebileceğini savundu. Duransoy, "Yatla gezen müşteriler dünyada profili en yüksek müşteridir. Zengin kesimden oluşan bu müşteri profili gittiği yerlerde önemli miktarda para bırakıyor. Türkiye'ye gelen yat sahiplerinin gelir seviyeleri daha düşük ve emekli kesimi oluşturuyor. Buna rağmen 1 yatın bıraktığı döviz 30 turiste eşit."

Kıyılar elverişli

Kıyıların elverişliliğine rağmen Türkiye bu sektörde 3 bin yat ve 30 bin yatak kapasitesine sahip. 1994 yılında 2 bin 674, 1995'te 2 bin 580, 1996'da 3 bin 95, 1997'de 2 bin 791 yabancı bayraklı ticari ve özel yat limanlarımızı turistik amaçla ziyaret etti. Yine 1997 yılında sarı bayraklı olarak nitelendirdiğimiz ticari bin 569, özel 2 bin 107 yat ve yolcu gemisi de limanlarımıza giriş yaptı.

Denizcilik sektörünün değişik bakanlıklara bağlı kuruluşlarla hizmet vermesinden dolayı ülkemize gelmek isteyen bir yatın 5 ayrı kurumdan izin almak zorunda bırakıldığını anlatan Duransoy, bu sektörde çok dağınık olan mevzuatın değişmesi gerektiğini ifade etti.

Mevzuat eski Duransoy, şunları söyledi:

"Türkiye'ye gelen bir yatla bir gemi için uygulanan mevzuat aynı. Oysa müşteri profili çok yüksek olan bu kesim bürokratik işlemleri en az olan ülkeleri tercih ediyor. Türkiye kıyılarına gelmek isteyen bir yatçının Pasaport Polisi, Gümrük Muhafaza, Gümrük, Sağlık Sıhhiye ve Liman Başkanlığı'ndan izin alması gerekiyor. Bunların hepsi de değişik yerlerde. Birçok yat sahibi yatını Yunanistan kıyılarına bırakarak Türkiye'ye geliyor."

Doğa yapımız yatçılığa elverişli

Türkiye'nin marina sayısı yüksek olan Yugoslavya, Yunanistan, İspanya ve Fransa ile mücadele edecek konuma gelmesi gerektiğini savunan Setur Kuşadası Marina Reception Müdürü Aziz Güngör, "Türkiye, yatçılığa çok özel önem vermeli ve bu ülkelerle mücadele edecek duruma gelmeli. Aksi takdirde turizmden istediğimiz payı alamayız." dedi. Güngör, yatçılık için ülkemizin doğa ve kültür alt yapısının rakibimiz olan ülkelerden daha iyi olduğuna da dikkat çekerek, sektörün tanıtılmasının önemine işaret etti.

ALİ RIZA KARASU / İZMİR



Dişe dokunur bir iş yapın Fırçalayın
Türkiye Diş Hekimleri Birliği (TDB) ülkemizde ağız ve diş sağlığının Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2000 yılı için tespit edilen hedeflerin çok gerisinde olduğunu ve ülkemizde her yüz kişiden 97'sinin dişlerinin çürük olduğunu açıkladı.

TDB Genel Başkan Vekili Prof. Dr. Onur Şengün, diş sağlığı konusunda merkezi bir planlamanın olmadığını belirterek ağız ve diş sağlığı politikalarının bir elden yürütülmemesi sonucunda SSK, Sağlık Bakanlığı ve özel kesimin kendine göre yapılandığını ve diş hekimi dağılımında dengesizliğin ortaya çıktığını söyledi. Şengün, "Türkiye'de ulusal ağız ve diş sağlığı politikası yoktur. Diş hekimliği hizmetinin planlamasında eğitim veren kurumlar, istihdamı yapan kurumlar ve meslek örgütlerinin etkin rol oynaması gerekir. Diş ve diş eti hastalıkları önlenebilir. Bu doğrultuda koruyucu hekimliğin yaşama geçmesi çok önemlidir." dedi.

Türkiye'de 6 yaş grubunda süt dişi çürüksüz kişi yüzdesi, yüzde 17 gibi düşük bir oranda. 35-44 yaş grubunda, şehirlerde çürük yaygınlığı yüzde 76, şehir çevrelerinde yüzde 79'u bulurken, kırsal kesimde bu oran yüzde 95-98'e kadar çıkıyor.

Nüfusun sadece yüzde 10'u ağız hijyenine dikkat ederken, 2-24 yaş grubunda diş çürüğü nedeniyle tedavi edilmesi gereken diş sayısı 6, 25-29 yaş grubunda 7 olarak belirlendi. Nüfusun yüzde 91,6'sının ise çürük nedeniyle tedaviye ihtiyacı olduğu ortaya çıktı.

Bu tablodan hareketle diş hekimlerinin yılda bin 500 saat çalıştığı varsayılırsa, Türkiye'deki diş hekimleri 26 yıl sürekli çalışırlarsa halkın diş tedavisi mümkün olabilecek. Ağız ve diş sağlığının bu kadar kötü olduğu ülkemizde 14 bin 500 diş hekimi bulunuyor. Bu hekimlerin yüzde 70'i kendi özel kliniklerinde, yüzde 30'u kamu sektöründe çalışmakta. İngiltere, İsveç gibi ülkelerde kişi başına yılda 2,5 diş fırçası tüketilirken, Türkiye'de kişi başına yılda 1/4 diş fırçası tüketiliyor.

İLHAN KAYA / İSTANBUL

İçler acısı halimiz...

Ülkemizdeki her yüz kişiden 95'inin en az bir dişi çürük.

Her diş hekimine ortalama 6 bin potansiyel hasta düşüyor.

Bu rakam ülkenin bazı kesimlerinde 50 bini geçmekte.

Dişlerini günde en az iki kere fırçalayanlarımızın oranı yüzde 21.

Diş doktoruna düzenli gitme alışkanlığımız yüzde 10.

Yüzde 57'miz düzenli olarak dişlerini fırçalamayı unutuyor.

Yüzde 81'imiz yalnızca dişi çürüdüğü zaman doktora gidiyor.

Her yüz kişiden yalnızca 10'u ayda bir ya da daha sık olarak diş fırçası değiştiriyor. nGelişmiş ülkelerde bu rakam yüzde 90'ın üzerinde.

20-24 yaş grubu insanlarımızın ağzında en az beş çürük var.

Avrupa'da yıllık kişi başına 400 gram olan diş macunu tüketimi, Türkiye'de 50 gramı geçmiyor.

Bu rakamları yorumlayan dünyaca ünlü ağız ve diş sağlığı uzmanı Prof. Dr. Robin Davies, "Bu rakamlar inanılmaz, üzüntü verici." diyor.

*Kaynak: Colgate'in Türkiye'de yaptığı araştırma. İSMAİL ALTUNSOY/Ekonomi Servisi



Papa ilk kez Ortodoks bir ülkede
Papa 2. Jean Paul, dün gerçekleştirdiği Romanya ziyaretiyle ilk kez Ortodoks bir ülkeye ayak bastı. Papa 2. Jean Paul ayrıca bin yıl önce Katolik (Roma) Kilisesi'nin yönettiği Batı Hıristiyanlığı ile İstanbul merkezli Ortodoks Kilisesi'nin uzlaşmaz öğretiler ve temel inanç kaideleriyle birbirinden ayrılmasından beri Ortodoks nüfusa sahip bir ülkeye ilk giden Papa oldu. Papa, Patrik Teoctist ve Devlet Başkanı Emil Constantinescu tarafından karşılandı. Papa 2. Jean Paul'ün ziyareti, iki kilise arasında yüzyıllardır süren teokratik-teolojik ayrılıklardan kaynaklanan temel anlaşmazlıkları çözme yolunu açmak ve iki kilisenin tarihte ilk defa yakınlaşmasını sağlamak amacını taşıyor. Bu arada, Rumen basınında bugün bir kez daha, PKK'lı teröristlerin Papa'ya suikast planları yapmış olduğundan kuşkulanıldığı haberleri yer aldı. Libertatea gazetesi, Papa'nın ziyareti arifesinde 14 teröristin tutuklandığını yazdı.



Cevdet'in trajedisi
Doğum yapan eşine AIDS'li kanın bulaşması sonucu eşi ve çocuğu HIV virüsü kapan Cevdet Düztaş ailesini ayakta tutabilmek için büyük bir mücadele veriyor. Eşi ve çocuğuna devletin sahip çıkmadığını vurgulayan Cevdet Düztaş, bu acıya daha fazla dayanamadığını belirterek ailece ötanazi isteğinde bulundu. Doğum yapmak üzere olan eşini Haseki Hastanesi'ne kaldıran ve sezaryende HİV virüsü bulaşan Düztaş, eşine verilen kanın testten geçirilmediğini ve bu yüzden eşinin ve çocuğunun AIDS'e yakalandığını söyledi. Düztaş, "Doktorlar eşimin iki ay ömrü olduğunu söyledi. Kızımın ise tedavi edildiği takdirde yaşama şansı yüksek. Ancak kimsenin yardım elini uzatmaması bizi perişan etti." dedi.

Hastane yetkililerinin kendileri hakkında dava açmadığı takdirde bütün sağlık masraflarını karşılayacağını; ancak ilerleyen günlerde bu sözlerini unuttuklarını belirten Düztaş, olayın kamuoyunda duyulmaması için de çeşitli çevreler ve kurumlar tarafından baskı gördüğünü iddia etti.

Virüs hastanede bulaştı

Hastanede virüsü kapan aile, bundan habersiz bir şekilde evine döndü. Aradan geçen birkaç ay zarfında eşi tekrar rahatsızlandığı için doktorlar tarafından muayene edildi. Doktorların teşhisi gerçekten tüyler ürperticiydi. Eşi HİV virüsü kapmıştı. Doktorlar hemen ailenin diğer üyelerini de muayene ettiler. Korkunç gerçek işte o zaman anlaşıldı. Cevdet Düztaş'ın raporları temizdi; ancak çocuğu kronik Hepatit hastalığına yakalanmıştı. Bu durum karşısında hemen hastaneye kaldırılan aile, bir müddet gözaltında tutuldu.

Örtbas edilmek istendi

Hiçbir gerekçe gösterilmeden hastaneden kapı dışarı edilen Düztaş ailesi, çaresizlik içinde çeşitli devlet kurumlarının kapısını dolaşmaya başladı. Ancak her gittiği kapıdan eli boş dönüyor, feryatlarına kimse kulak asmıyordu. Bu sırada bir Tv kanalı onun sesini duyurmak için kendisine yardımcı olacağını söyleyerek elindeki belgeleri aldı. Ancak aradan geçen iki hafta boyunca hiçbir şekilde kendisine bir haber verilmedi. Bunun üzerine avukatıyla olayı adli platforma taşıyan Cevdet Düztaş, bu çıkışından sonra belgelerini ve raporlarını hiç tanımadığı ve görmediği bir kadının evinden aldı. Düztaş bu işte bazı devlet kurumlarının parmağı olduğunu iddia ediyor.

Semtlerinden kovuldu

30 yıldır İstanbul-Eyüp'te yaşayan Düztaş ailesi, bu musibet yüzünden ev sahibinin ve çevresinin baskısıyla semtlerinden kovuldu. Bir müddet parklarda yaşayan aileye Gaziosmanpaşa halkı sahip çıktı. Bugün inşaat halinde bir binada, 20 metre karelik bir alanda yaşama savaşı veren Düztaş ailesi, binanın sahibi tarafından çıkarılmak istendiklerini ve tehdit edildiklerini söylüyor. Düztaş'ın tek isteği eşinin huzurlu bir şekilde hayata gözlerini yumması. Ancak bir türlü bunu gerçekleştiremiyor. Sürekli, yaşadığı yerden de çıkartılma tehlikesiyle karşı karşıya. Oğlunun yaşaması için bir ümidi var. Tabii kendisine bir yardım eli uzatılırsa. FATİH AŞIK - GÜVENÇ AYAR / İSTANBUL



Dualar Şehit Özcan'a
Bingöl kırsalında 8 arkadaşıyla PKK tarafından pusuya düşürülerek şehit edilen er Özcan Kan, dün Paşabahçe Camii'nde cuma namazı sonrası kılınan cenaze namazından sonra, binlerce kişinin duaları eşliğinde toprağa verildi. Acemi birliğinden sonra kullandığı izin sırasında nişanlanan Özcan Kan, askerliğin hemen ardından evlenebilmek için tüm planlarını yapmış, evini bile hazırlamıştı. Özcan'ı, son yolculuğunda Paşabahçe-Fıstıkaltı Mahallesi'ndeki arkadaşları da yalnız bırakmadı. Daha önceden de 2 arkadaşını şehit veren Fıstıkaltılı gençler Özcan'ı, 'Şehitler ölmez, vatan bölünmez' sloganları ve dualar eşliğinde Paşabahçe Mezarlığı'ndaki kabristanına kadar uğurladı. HALİT PELTEK / İSTANBUL



PKK kırsala döndü
Elebaşının Türkiye'ye getirilmesinden sonra büyük şehirlerde TİKKO ile birlikte ses getiren eylem yapmaya kalkışan; fakat bunda başarılı olamayan terör örgütü PKK, yeniden kırsalda kendisini ispata çalışıyor. Geçtiğimiz çarşamba günü, devriye görevi yapmakta olan askeri araca pusu kurarak 9 askeri şehit eden teröristler, önceki gece de Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde, İlçe Jandarma Komutanlığı'nda nöbet tutan askerleri taradılar. Saldırıda askerlerden 1'i şehit oldu, 4'ü yaralandı.

Önceki gece, ilçe jandarma komutanlığında çevre nöbeti tutan nöbetçilere, bir grup terörist tarafından ateş açıldı. Açılan ateş sonucunda, jandarma er Mehmet Demir (21) olay yerinde şehit olurken, jandarma erler Ramazan Küçük, Kadir Yoldaş, Fatih Gül ve Recep Akgül yaralandı. Yaralılar, Yüksekova Devlet Hastanesi'nde yapılan ilk müdahalelerinden sonra helikopterle Van Askeri Hastanesi'ne kaldırıldılar. Olaydan sonra geniş çaplı bir operasyon başlatan güvenlik güçleri, çevredeki evlerde yaptıkları aramalarda, durumlarından şüphelenilen çok sayıda kişiyi gözaltına aldılar.

52 PKK'lı etkisiz

Öte yandan, dört gün önce 9 askerin PKK'lı teröristlerce şehit edilmesinin ardından, Tunceli, Bingöl ve Elazığ'dan takviye güvenlik görevlilerinin de katılımıyla bölgede başlatılan kara ve hava operasyonu sürüyor. Operasyona, havadan da Kobra ve Skorsky helikopterleriyle destek veriliyor. Bingöl-Tunceli arası, Yayladere ve Kiğı kırsal kesimi Bilice ve Tophane mevkiinde yoğunlaşan operasyonlar sırasında, ilk belirlemelerde 30 olarak bildirilen ölü ele geçirilen terörist sayısının 41'e yükseldiği kaydedildi.

Öte yandan, Diyarbakır ve Hakkari'de 10 terörist ölü ele geçirildi. Şırnak'ta ise bir terörist teslim oldu. SONER GÜNEŞ - UĞUR SİYAH YÜKSEKOVA - BİNGÖL - DİYARBAKIR



Dünya Türk kadınları dertli
Dünya üzerinde değişik ülkelerde yaşayan Türk kadınları yaşadıkları zorlukları Türk Dünyası 1. Kadınlar Kurultayı'da birbiriyle paylaştı.

35 ayrı Türk topluluğundan 80 delegenin bir araya geldiği kurultayda alfabetik sıraya göre söz alan kadınlar ülkelerinde yaşadıkları problemleri anlattılar. Erbil'den gelen Irak Türkmen Cephesi Kadınlar Birliği Başkanı Beyan Ekrem yıllarca Saddam zulmü altında inlediklerini, baskıların şimdi de devam ettiğini anlattı. Kerküklü hanımların seyahat kısıtlamasından dolayı Kurultay'a katılamadıklarını açıklayan Ekrem, sürekli tehdit altında olduklarını söyledi. Azeri Türk Kadınları Birliği Başkanı Tenzile Rüstemhanlı Azerbaycan'da 1 milyon Azeri kadının mülteci durumunda olduğunu hatırlattı.

Kosovalı kadınlar katılamadı

Kurultay'ı düzenleyen Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Başkanı Prof. Dr. Turan Yazgan, yıllardır düzenledikleri bütün organizasyonlara katılan Kosovalı Türklerin bu yıl gelemediklerini belirterek şunları söyledi: "Eskiden Kosova Türk Demokratik Partisi Başkanı Müveddet Bako hiçbir toplantımızı kaçırmazdı. Cemali Bey de öyle. Ancak bu en mühim kurultaya katılamadılar." İranlı Türk kadınlar çocuklarının ana dilleriyle eğitim yapamadıklarından ve hat safhadaki ekonomik sıkıntıdan bahsederken Çin'den gelen delegeler çocuk doğuran hanımların cezalandırıldığını ve kısırlaştırıldığını ifade ettiler.

Süleymaniye Kültür Merkezi'ndeki Kurultay, bugün saat 16.00'da sona erecek.

ONUR KAYA / İSTANBUL



Sıcak İhmal
Sağlıktan turizme, tarımdan enerjiye kadar geniş bir kullanım alanı olan jeotermal hazinemiz için hazırlanan tasarı iki yıldır Meclis'te bekliyor. Yani bu doğal zenginliğimizin kanunu yok.

Jeotermal kaynaklar bakımından dünyanın 7 ülkesi arasında olan ülkemiz, çevre dostu ve diğer enerji kaynaklarına göre daha ucuz olan jeotermal enerjinin kullanımını düzenleyecek kanundan yoksun. Sağlıktan turizme, tarımdan enerji üretimine kadar geniş bir kullanım alanına sahip olan jeotermal zenginliğimizin korunup işletilmesi için hazırlanan jeotermal yasa tasarısı Meclis gündemine girmeyi beklerken, yeni hükümetin bu enerjiye öncelik vermesinin Türkiye ekonomisine büyük katkılar sağlayacağı belirtiliyor.

Komisyonda bekliyor

İzmir eski milletvekili Metin Öney'in 1997'de Meclis'e sunduğu kanun teklifi Enerji Komisyonu'nda bekliyor. Tasarıyı Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi'nin çevre ve enerji bölümleri öğretim üyeleriyle birlikte hazırladığını belirten Öney, tasarının kadük kalmaması için yeni dönemde komisyondaki bir milletvekili tarafından yenilenmesi gerektiğini söyledi. Öney, tasarının bütün ihtiyaçlara cevap verecek şekilde kapsamlı hazırlandığını kaydetti.

'Hukuki boşluk kaldırılsın'

Jeotermalle ilgili yasa bulunmaması sebebiyle bu alandaki mevcut yatırımlar ya özel idareler, ya da belediyeler kanalıyla gerçekleştiriliyor. Ancak işletme ve kullanım sırasında hukuki problemler yaşanıyor. Örneğin kanunu olmadığı için özel idareler ve belediyeler bu enerjiyi kullananlardan vergi alınıp alınamayacağını bilemiyorlar. Sektörün Türkiye'deki temsilcileri de ilgili yasa tasarısının bir an önce Meclis'ten geçerek yasalaşmasını bekliyorlar. MUSTAFA GÜNER / İZMİR



Kısalar...
Ağansoy davasında olay

Tevfik Ağansoy, Recep Çiçek ve bir polis memurunun yaklaşık 3 yıl önce Bebek'te "Alaattin Çakıcı"nın adamları tarafından öldürüldüğü gerekçesiyle görülen davada olay çıktı. 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada Hülya Ağansoy, sanıkların eşini öldürdüğünü söyleyince salon bir anda karıştı. Ayağa fırlayan sanıklardan Adnan Çiçek, 27 aydır tutuklu olduğunu belirterek, " O çatışmada, benim yeğenim de öldürüldü. Ben de bu cinayetlerin faillerinin bulunmasını istiyorum." dedi. BÜLENT CEYHAN/İSTANBUL

Yardımcısı tahliye oldu

Gülay Aslıtürk'ün Şişli belediye başkanlığı yaptığı sırada yapıldığı iddia edilen yolsuzluklarla ilgili davaya İstanbul Adliyesi 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Mahkeme, Şişli Belediyesi'nde teknik başkan yardımcılığı görevinde bulunan İbrahim Koşar'ın tahliyesine, diğer sanıkların da tutuklu olarak yargılanmasına karar vererek duruşmayı erteledi.BÜLENT CEYHAN/İSTANBUL

Doğumda kaybolan hayat

Yeni doğan bebeklerin göbek kordon kanının kan kanseri tedavisinde bilinen tüm yöntemlerden daha başarılı olduğu belirtilirken, doğum oranlarının yüksek olduğu ülkemizde bu kaynak hala ihmal ediliyor. Prof. Dr. Meral Beksaç, Türkiye'de her yıl 2 bin 500 insanın kan kanserine yakalandığını belirtirken, "Kordon kanı hazır bir kaynak. İliğe göre vücuda adaptasyonda daha uyumlu. Anne tarafından izole edilmiş bir ortamda bulunduğu için temiz bir kaynak. Çocuk doğum oranı çok yüksek olan ülkemiz, kordon kanı açısından önemli bir potansiyele sahip. Ancak bunun değerlendirilmesi için gerekli alt yapı sağlanamadı." dedi. SEDAT GÜNEÇ / ANKARA

Diyabetli baklava

Gaziantepli baklava ustaları bir ilke imza atarak, şeker hastaları için hiçbir yan etkisi olmayan diyabetliler için baklava yaptılar. Baklava yurt dışından getirilen özel bir tatlandırıcı ile imal edildi. Güllüoğlu Baklavaları'nın bu formülü bulabilmek için 3 yıldır çalıştığı belirtiliyor. Efkan Güllüoğlu, şeker hastalarının bu baklavayı rahatlıkla yediklerini ve memnun kaldıklarını söylerken, "Böyle bir başarıya imza atmaktan gururluyuz." diye ekledi. Diyabet baklavanın kilosu 3 milyon 600 bin liradan satılıyor. MURAT KUŞ GAZİANTEP

Yüzen dünya Antalya'da

Amerika'nın en modern uçak gemilerinden "Theodore Roosevelt" önceki gün Antalya'ya geldi. NATO'nun Sırplara karşı yürüttüğü operasyonlara katılmak amacıyla Adriyatik'te bulunan ABD Deniz Kuvvetleri'ne mensup uçak gemisinde 6 bin dolayında personel bulunuyor. Antalya'yı ziyaret amacıyla daha önce iki kez gelen gemi, 6 gün Antalya Limanı'nda demirleyecek. ENVER ÖZTÜRK ANTALYA

Ödül, itfaiyeci annelerine

Türk Anneler Derneği Başkanı Türkan Aksu ve beraberindeki dernek üyeleri, Ankara İtfaiye Müdürü Faruk Kurutuz'u ziyaret ederek, 1999 yılında yılın annesi olarak itfaiyeci anneleri ve eşlerini yılın annesi seçtiklerini açıkladı. Aksu, "Bu yıl, dünyanın en zor görevlerinden biri olan, büyük fedakarlık ve feragatle çalışan itfaiyecilerin annelerini ve eşlerini tercih ettik." dedi. İtfaiye Müdürü Faruk Kurutuz da konuşmasında, Türk annelerinin Türk itfaiyecilerine kucak açmasından duyduğu mutluluğu dile getirdi.




ZAMAN ]lk Sayfa
© 1998 Feza Gazetecilik A.^.