Reklam Zaman Gazetesi Reklam
  24 Mart 2000 Cuma Güncel  
Haberler

   Tüm Haberler

   Ekmek kavgası kana bulandı!
Ukrayna Sahil Koruma botları kendi açıklarında kalkan avlayan balıkçı teknelerimize 'savaş' açtı. Olayda bir balıkçı öldü, biri de ağır şekilde yaralandı.

Marmara ve Karadeniz'deki çevre katliamının ve kuralsız balık avının acı faturası balıksız kalan deniz ve aslanın midesine inen ekmek oldu.

Ukrayna'dan sürpriz sertlik

Ukrayna Sahil Güvenlik'i, Karadeniz'de avlanan Türk balıkçılara ateş açtı. Yavrum Ahmet adlı tekne battı, bir balıkçı öldü, bir de yaralı var. Bilinçsiz avlanma ve çevre katliamının acı faturası; balıksız Marmara ve ekmeğin peşindeki garibanların başına gelenler.

Türk Dışişleri harekete geçti

Ukrayna, Türk balıkçıların münhasır ekonomik bölgelerine girdiğini ve uyarılara aldırmayarak tehlikeli manevralarla kaçtıklarını iddia ederek, olayın 'anlayışla karşılanmasını' istedi. Türkiye ise sayılan gerekçelerin olayı 'mazur' gösteremeyeceğini bildirdi.


   Ecevit amca çok yapsın
75 bin liralık komik cezayı yorumlayan Küçük Ayşen, "Televizyonda Ecevit Amca'yı görüyorum. O cezaları çok yapsın. Kolumu istiyorum." dedi

Lüleburgaz SSK Hastanesi'nde yapılan hatalı iğneyle sol kolu dirseğinden kesilen ve protezle yaşamak zorunda kalan küçük Ayşen, mahkemenin verdiği karara üzülüyor. Asliye Ceza Mahkemesi'nin verdiği 75 bin liralık ağır cezayı(!) kendisine babasının anlattığını söyleyen Ayşen, bu parayla okullarının kantininden tost bile alınamadığını söylüyor.

Öğretmen olmak istiyor

Önceki gün mahkemenin kararını açıklamasından sonra Lüleburgaz'da bizzat Ayşen Başaran(8)'la görüşüp, kararın onun minicik dünyasında yaptığı etkiyi öğrendik. Evine gittiğimizde annesi okulda olduğunu söyledi. Hemen İstiklal İlköğretim Okulu'na gittik. Okul Müdürü Hasan Ergül ve Ayşen'in öğretmeni Sevgi Filiz'den izin alıp fotoğraflarını çektik. Bütün arkadaşlarının ve öğrtemeninin Ayşen'i çok sevdiğini gözlemledik. "Büyüyünce ne olmak istiyorsun" diye sorduğumuzda, öğretmen olmak istediğini söyledi. "Sevgi öğretmenimi çok sevrdiğim için onun gibi öğretmen olmak istiyorum" diye de ekledi.

Bu komu da böyle olsun

Ayşen, derslerine çılışırken hiç zorlanmadığını söylüyor. Tek eliyle derslerine çalışabildiğini, belirten Aşen, sağ kolunu işaret ederek, "Ama elimin böyle olmasını istiyorum. Böyle olursa daha iyi olur. Ben de arkadaşlarım gibi olurum. Benim arkadaşlarım çok iyi. Birbirimizi çok seviyoruz. Oyun oynuyoruz, ders çalışıyoruz" diyor.

Çok ceza verilsin

Küçük kız, belki de ileride karşılaşabileceği zorlukları henüz tahmin edemediğinden, çok neşeli. Hep gülüyor, adeta yerinde duramayan afacan mı afacan bir kız. Evlerine geldiğimizde ona, "Sen hakimin kararını biliyor musun" iye sorduk. Önce çikolatasından bir parça ısırıp, 8 yaşındaki bu çocuk, belki de bütün Türkiye'ye şöyle seslendi:"Mahkemeye gittim, ama ben ne dediğini bilmiyorum. Babam söylediği için hakim amcanın verdiği cezayı biliyorum. Ama ben kolumu istiyorum. Hakim amca siz ceza vermezseniz, başka çocuklar da üzülür. Televizyonda Ecevit Amca'yı görüyorum. O cezaları çok yapsın. O zaman başka çocuklar hastanelerde üzülmez. Çocukları ağlatan doktorlara çok ceza verilsin. Herkesi doktor yapmasınlar. Doktorlar çocukları çok sevsin. Ağlatmasın."

Simiti bölmek istiyorum

Küçük kız, neşesinden hiçbir şey kaymeden bir taraftan konuşuyor, bir taraftan da çikolatasını yemeğe devam ediyor. Kolunun ne zaman kesildiğini bilmediğini söyleyen Ayşen, bu durumundan çok üzültüğünü belirtiyor. "Ben de diğer arkadaşlar gibi simiti bir elimle tutup diğer elimle bölmek istiyorum" sözleri ise çok şeyler anlatıyor, her insan olana.

Gazetecileri çok seviyorum

Ayşen, gazetecileri de çok sevmiş. Ama arkadaşlarından ve anne ve babasından sonra. "En çok okuldaki arkadaşlarımı seviyorum. Sonra annemi ve babamı. Daha sonra da gazeteci ağabeyleri çok seviyorum. Bana çok yardımcı oldular. Fotğraf çektiler, haber yaptılar. Sonra bana çikolata da aldılar" şeklinde konuşuyor, gazeteci ağabeyleri ve ablaları için.

Ve Ayşen'in son sözleri...

Küçük kızın son sözleri ise çok şey anlatıyor. Belki de bu ülkenin yöneticilerine ve bütün hukukçularına sesleniyor: "Okula giderken babam 250 bin lira harçlık veriyor. Çikolata ve tost alıyorum. Okulda tost 150 bin lira. Hakim amcanın parasıyla tost bile alınamaz. Ama babam ondan daha çok verdiği için alabiliyorum."

Birol AYDIN

İstanbul


   Bakana general yetkisi
Meclis Genel Kurulu'nda askeri ceza yasa tasarısı görüşülerek kabul edildi. Yasayla, Milli Savunma Bakanı'na, korgeneral ve orgeneraller gibi astlarına ceza verme yetkisi tanındı. Milli Savunma Bakanı, albay ve üst rütbedekilere uyarı, daha alt rütbedekilere de göz hapsi ve oda hapsi cezası verebilecek. 1992 yılında Süleyman Demirel'in başbakanlığı döneminde hazırlanan ancak yıllardır Meclis'te bekleyen askeri ceza yasa tasarısı Meclis Genel Kurulu'nda kabul edildi. Kabul edilen yasayla, Milli Savunma Bakanı'na ceza vermede "general yetkisi" tanındı. Buna göre; Milli Savunma Bakanı, tümgeneral ve tümamiraller de dahil olmak üzere daha alt rütbedeki subay ve astsubaylarla er ve erbaşlara ceza verebilecek. Milli Savunma Bakanı'nın vereceği ceza, albay rütbesinden üsttekiler için "uyarı", daha alt düzeydekiler için de "uyarı, aylık kesilmesi, izinsizlik, sıra harici hizmet, göz hapsi ve oda hapsi" şeklinde olabilecek. Yasa, evlilik nedeniyle silahlı kuvvetlerden çıkarma cezasına ilişkin hükmü de yeniden düzenliyor. Bu düzenleme evlenme ile ilgili hükümlerde kadın ve erkek subaylar arasında cinsiyet farkını ortadan kaldırıyor. Yeni hüküm şöyle: "İffetsizliği anlaşılmış olan bir kimse ile bilerek evlenen veya evlilik bağını devam ettirmekte veya herhangi biriyle nikahsız olarak devamlı surette yaşamakta ısrar eden asker kişiler hakkında, Türk Silahlı Kuvvetleri'nden çıkarma cezasına, erbaşlar hakkında rütbenin geri alınmasına hükmolunur". Yasa değişikliğine göre ayrıca, ölüm, ağır hapis, 1 yıldan fazla hapse mahkum olanlar ile inancı kötüye kullananlar TSK'dan çıkarılacak.


   Kanal D ve Kanal 6'ya ceza
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Kanal D ve Kanal 6'ya birer gün, Demokrat Radyo'nun İzmir yayını için de 15 gün yayın durdurma cezası verdi. RTÜK önceki gün yaptığı toplantıda, "Genel ahlaka" aykırı yayın yaptığı gerekçesiyle Kanal 6'ya bir gün, "Toplumu şiddet, terör ve etnik ayrımcılığa sevk ettiği' gerekçesiyle Demokrat Radyo'nun İzmir yayınına 15 gün ve "Düzeltme ve cevap hakkı"nı ihlal ettiği gerekçesiyle de Kanal D'ye bir gün yayın durdurma cezası verdi. Üst Kurul ayrıca, "Genel ahlak"a aykırı yayınlarından dolayı Radyo Aktif ile KTV (Konya) ve Batı Radyo'nun (İzmir) uyarılmasına karar verdi. ANKARA (Zaman)


   Hayvan dövüşü yasaklandı
İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, "hayvanlara eziyet edilen, zarar veren müsabaka ve yarışmalara kesinlikle izin verilmemesini" istedi. Sadettin Tantan, hayvanlara eziyet edilmemesi konusunda valiliklere ve bağlı kuruluşlara bir genelge gönderdi. Türkiye'nin 18 Kasım 1999'da imzaladığı Avrupa Konseyi Evcil Hayvanların Korunması Sözleşmesi'nde kimsenin hayvanlara gereksiz yere acı ve ıstırap çektiremeyeceğinin belirtildiğini ifade eden Tantan, genelgesinde şunları kaydetti: "Bu sebeple ülkemizdeki resmi federasyonların düzenlediği müsabaka ve yarışmalar dışında, diğerlerinin düzenleyecekleri müsabaka ve yarışmalar için mülki amirliklerden izin almaları esastır. Ancak her ne ad altında olursa olsun, hayvanlara eziyet edilen, zarar veren müsabaka ve yarışmalara kesinlikle izin verilmemesini rica ederim."


   Ağar'dan önemli ifade
Elazığ Milletvekili Mehmet Ağar, İçişleri Bakanlığı döneminde çete oluşturduğu iddiasıyla hakkında kurulan Meclis soruşturma komisyonuna ifade verdi. Toplantı çıkışında kısa bir açıklama yapan Ağar "Gerekli cevapları verdik. Siyasi gareze dayalı soruşturma önergesi verenlere millet gereken cevabı verdi, Meclis dışında bıraktı, biz Meclis'e geldik." dedi.

Soruşturma komisyonu başkanı Masum Türker de toplantıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Ağar'ın, Ömer Lütfi Topal cinayetinde sanık olan üç polisin Ankara'ya getirilmesi ile ilgili olarak bilgi verdiğini söyleyen Türker, "Kendisi bunların getirilmesinde rol oynadığını ancak bu konudaki rolün mekanizmayı hareketle geçirişle ilgili bugüne kadar basına yansımamış bilgeler olduğu için açıklama yapamıyoruz. Kendisi bu suçlamalar karşısında olayların nasıl cereyan ettiğini, bir kısmıyla ilişkisi olmadığını söyledi ve konuyla ilgili olarak da bazı belge ve teftiş raporlarını komisyona sunabileceğini belirtti." şeklinde konuştu. Türker'in açıklamalarına DYP milletvekili Salih Çelen "Bir şeyin düzeltilmesi lazım, yarın basında rol oynadı diye çıkar. Benim duyduğum kadarıyla onlara ben talimat verdim demedi." şeklinde itiraz etti.

Önceki gün eski milletvekilleri Cevdet Selvi, Fikri Sağlar ve Atila Sav'ı dinleyen komisyon, DYP Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip Bucak ile Susurluk Komisyonu Başkanı Mehmet Elkatmış'ı da dinleyecek.


   Işık'tan şipşak ödeme
Işık Sigorta'nın Ocak ayında Ankara yakınlarında düşen, Top Air'e ait uçağın 300 bin dolarlık hasar bedelini, iki ay gibi kısa bir sürede ödemesi, Top Air yetkililerince takdirle karşılandı. Top Air Şirketi'ne ait Beech King Air C90, TCDBZ işaretli uçağın düşmesi sonucu Top Air Genel Müdürü İrfan Yıldıran, Pilot Adem Uzer, Hostes Meral Çelik ve Hakan El hayatını kaybetmiş ve uçak tamamen zayi olmuştu. Işık Sigorta iki ayda gerekli araştırmaları tamamlayarak, 300 bin dolarlık hasar ve 5 bin dolarlık enkaz kaldırma çalışmalarının bedelini Top Air Yönetim Kurulu Başkan Yardmcısı Faruk Berksan'a teslim etti.

Faruk Berksan, Işık Sigorta'ya hızlı hizmetinden dolayı teşekkür ederek, "inşallah bir daha böyle bir nedenle para almayız." dedi. Berksan, önceki gün Bursa'da düşen uçağın da aynı tip olması ve kazada yine bir genel müdürün ölmesini talihsiz bir benzerlik olarak niteledi.

Işık Sigorta Genel Müdürü Mustafa Başarı, çekin teslim töreninde kazada ölenleri de rahmetle anarak, ilk sivil havacılığı başlatan Top Air'in ülke için daha büyük işler yapacağına inandığını söyledi.

Mine ÇAKAR

İstanbul ZAMAN


   Ukrayna krizi
Balıkçı Mehmet Şahin, saldırıya maruz kalan arkadaşlarıyla arasında geçen son konuşmaları şöyle anlattı: "Telsizlerden' üzerimize ateş açılıyor' sesleri geldi. Altı adet hücum bot ile saldırıyorlar. Üzerimize kurşun yağıyor. Hücumbotlarla üzerimize bindiriyorlar; batıyoruz'diye bağırıyorlardı."

Ukrayna sahil güvenlik botlarının, kara sularına girdikleri iddiasıyla Türk teknelerine ateş açarak bir balıkçımızı öldürmesinin ardından Dışişleri Bakanlığı Ukrayna'yı protestoya hazırlanıyor. Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Oleksandr Motsyk, dün akşam saatlerinde Dışişleri Bakanlığı'na çağrıldı. Basına açıklama yapılmayan görüşmede Türk tarafının, "tazminat hakkının saklı tutulacağını" Ukrayna tarafına bildireceği öğrenildi.

Ukrayna Sahil Koruma Başkanı Pavlo Shysholin, devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, Türk balıkçı teknelerinin, Ukrayna karasularında avlandıklarını öne sürdü. Shysholin, "Türk tekneleri, sahil koruma botlarımızı tehdit edecek şekilde tehlikeli manevra yaptı. Onları caydırmak için silah kullanılmak zorunda kalındı." diye konuştu. Ukrayna makamlarından net bilgi almakta zorlanan Dışişleri Bakanlığı, ilk aşamada izahat istedi. Diplomatik kaynaklar olayın doğrulanması halinde Ukrayna'nın önce protesto edileceğini ardından da tazminat talebinin iletileceğini ifade ettiler.

Ukrayna Dışişleri'nden açıklama

Ukrayna Dışişleri Bakanlığı da, Karadeniz'de meydana gelen, Türk balıkçı teknelerine ateş açma olayı ile ilgili olarak Türkiye'nin Kiev Büyükelçiliği'ne bir nota ile bilgi verdi. Notada, 'sayıları yaklaşık 10 olan Türk balıkçı teknelerinin, Ukrayna'nın münhasır ekonomik bölge sularını ihlal ettikleri, balıkçı teknelerine önce dur ikazında bulundukları' belirtildi. Ukrayna'nın verdiği bilgiye göre dur ikazına karşın kaçmaya çalışan teknelere uyarı ateşi açıldı ancak tekneler yine durmayınca bu kez üzerlerine ateş açıldı. "Yavrum Ahmet" adlı tekne battı, Ukrayna makamlarının adlarını "Sirne Fener ve Zemfira" olarak bildirdikleri iki tekne ise durduruldu. İki tekne Ukrayna limanınlarından birine çekilirken, Türkiye Büyükelçiliği'ne, gözaltına alınan balıkçıların sayısının kaç olduğu ve isimleri hakkında henüz bilgi verilmedi. Münhasır ekonomik bölge, Karadeniz'de, Türkiye de dahil, karşılıklı, 200 mil olarak uygulanıyor. Münhasır ekonomik bölge, kıyıdaş devlete, bu bölgedeki suların ekonomik kaynaklarından tek başına yararlanma hakkı veriyor.

Sön sözleri 'batıyoruz' oldu...

Ukrayna sahil güvenlik botlarınca batırılan "Yavrum Ahmet" teknesinin sahibi Şefik Yalçın ise Sarıyerli diğer balıkçılar gibi Ukrayna'dan gelecek haberleri bekliyor. Türk balıkçılar, Ukraynalı yetkililerin kendilerini sık sık uyardığını; ancak Türkiye tarafında balık kalmadığı için bölgeye gittiklerini söylediler. Arkaşlarıyla saldırı anında telsizle dakikka dakika irtibat kuran balıkcı Mehmet Şahin' de dehşet anını şöyle anlattı: "Telsizlerden 'üzerimize ateş açılıyor' sesleri geldi. 'Altı adet hücum bot ile saldırıyorlar. Üzerimize kurşun yağıyor. Hücumbotlarla üzerimize bindiriyorlar. Batıyoruz' diye bağırıyorlardı."

Öte yandan İstanbul'daki balıkçı dernekleri biraraya gelerek arkadaşlarına yapılan saldırıyı nefretle kınadılar. Kumkapı Balık Hali'nde basın toplantısı düzenleyen Müstahsil Balıkçılar Derneği Başkanı İsmet Yalçın, Cenevre Tüzüğü gereği bir balıkcı teknesine asla ateş acılamayacağını belirterek, "Bu saldırı kesinlikle kasıtlıdır. Biz yıllardan beri bu sularda avlanıyoruz. Neden bu saldırı bugün yapıldı? Bu teknelerin azami hızı 10 mildir. 60-70 mil hıza sahip ve ağır silahlarla donatılmış hücumbotlarla teknelerinin direk kaptan köşkü ve yaşam mahallerine ateş açılmıştır. Delilleri ortadan kaldırmak için de tekneleri batırmaya çalışmışlar." dedi. Olayın tank ihalesinin sonuçlanmasından sonra meydana gelmesine dikkat çeken Yalçın, teknelere önceden bir uyarı veya ikaz ateşinin de yapılmadığını kaydetti. Ukrayna sahil güvenlik botlarının açtığı ateş sonucu yara alan 2 teknenin de dönüşe geçtikleri bildirildi.

Telsiz konuşmaları tanık

Bayramdan önce attıkları ağları toplamak için Sarıyer'den Karadeniz'e açılan 5 Türk teknesi, önceki gün sabah saatlerinde Ukrayna'nın yaklaşık 100 mil açıklarında Ukrayna sahil güvenlik botlarının saldırısına uğramış, teknelere ağır silahlarla saldıran Ukrayna gemileri, "Yavrum Ahmet" adlı tekneyi batırmış,"Şerif Çınar" ve "Cemil Reis" teknelerine el koymuştu. "Şerif Çınar"ın kaptanı Durmuş Çınar'ın hayatını kaybettiği olaylara Sarıyer'de bulunan balıkçılar da, telsiz konuşmalarını dinleyerek tanık olmuşlardı. Olay Sahil Güvenlik Marmara Boğazlar Bölge Komutanlığı'nın Türk balıkçıların telsiz konuşmalarını takibi sonucu fark edilmişti.

Fatih YILMAZ

İstanbul ZAMAN

"Neden şimdi?"

Sıkıntılı günler yaşayan Fenerköy'deki balıkçılar, Ukraynalı yetkililerin kendilerini sık sık uyardığını; ancak Türkiye tarafında balık kalmadığı için uzun zamandır bölgeye gittiklerini söylediler. Yıllardır aynı sularda avlandıklarını anlatan balıkçılar, "Neden şimdi?"diye sordular.


   Tepe air Genel Müdürü Behiç Özek'in durumu iyi
Bursa'da düşen uçaktan yaralı kurtulan ve tedavi gördüğü International Hospital'da yaklaşık 5 saat süren başarılı bir ameliyat geçiren Tepe Havacılık Grubu Genel Müdürü Behiç Özek'in bacaklarındaki hareket ve hissin, tamamen düzeldiği belirtildi. International Hospital Başhekimi Doç. Dr. Melih Bulut, yaptığı yazılı açıklamada, bel omurgasında parçalı patlama kırığı ve omurilik baskısı nedeniyle önceki gece 6 kişilik bir sağlık ekibi tarafından ameliyata alınan Özek'in, omurgasındaki ezilme ile kırığın, takılan vida ve çiviler vasıtasıyla düzeltilerek stabilize edildiğini belirtti. Bulut, "Hayati fonksiyonları normal seyretmektedir. Tahminen 48 saat içinde ayağa kaldırılıp, yürütülmeye başlanacaktır." dedi. Feci kazada yaşamını yitiren Tepe Market Yatırım Gayrimenkul Tic. A.Ş Koordinatör Yardımcısı Nuray Birol ise, Ankara Hacıbayram Camii'nde öğle namazının ardından kılınan cenaze namazının ardından Karşıyaka Mezarlığı'nda defnedildi.

Öte yandan Ulaştırma Bakanlığı'nca oluşturulan kaza tahkikat ekibi, uçağın enkazında incelemelerde bulundu. Pilot Nihat Yılmaz, makine mühendisi-inspektör Taner Öztürk, pilot Timuçin Akın ve teknisyen Sezai Coşkun'dan oluşan kaza tahkikat ekibi, önce uçağın yere ilk temas ettiği bölge olan enkazdan 300 metre uzaklıktaki alanda parçaları inceledi. İncelemelerini fotoğraf ve kamera ile kaydeden ekip, daha sonra çalışmalarını ana gövde üzerinde yoğunlaştırdı.


   Bakan Türk el koydu
Adalet Bakanı Türk, Alaattin Çakıcı ile Nuri Ergin'in birbirlerini argo ifadelerle tehdit etmeleri olayına el koydu. Bakan Türk, savcıların kanuni işlemleri yapmalarını istedi.

İstanbul Kartal Cezaevi'nde bulunan yer altı dünyasının ünlü isimleri Alaattin Çakıcı ile Nuri Ergin'in, avukatları aracılığıyla birbirlerini argo ifadelerle 'ölümle' tehdit etmeleri üzerine Adalet Bakanlığı devreye girdi. Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, yazılı bir genelge ile cumhuriyet savcılıklarının olaya el koymasını istedi. Bakan Türk'ün geçtiğimiz günlerde ilgili cumhuriyet başsavcılıklarına gönderdiği iki genelge ile basın yayın organlarında yer alan mektuplu kapışmanın önlenmesi için gerekli soruşturma ve kanuni işlemlerin yapılmasını istediği öğrenildi.

Basına ceza verilsin

Türk, bazı yayın organlarında, Ergin ve Çakıcı'nın, avukatları aracılığıyla korku yaratıp otoritelerini pekiştirmeyi amaçlayan açıklamalarına yer verildiğine dikkat çekerek "Bu durum gerek iç, gerekse dış kamuoyunda yürütülen operasyonlara rağmen ülkenin örgüt liderlerinin hesaplaştığı bir alan gibi görünmesine ve gündemin bu kişilerin açıklamalarıyla belirlendiği izleniminin ortaya çıkmasına neden olmaktadır." ifadelerine yer verdi. Türk, mektuplaşma restini yayınlayan ve propagandasını yapan kişilerle ilgili olarak da Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu'nun uygulanacağına dikkat çekerek şu hatırlatmayı yaptı: "Bu kanunda öngörülen suçları işleyen veya örgütlerin eylemlerini, amaçlarını, hedeflerini, bu kişi veya örgütlere haksız çıkar sağlamak veya örgütün korkutma, sindirme, yıldırma gücünü artırmak amaçıyla yazılı, sesli veya görsel yayın araçlarıyla yayımlayan veya her ne surette olursa olsun propagandasını yapan hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis ve bir milyar liradan beş milyara kadar ağır para cezasına hükmolunur. Yayın organlarının faaliyetlerinin bir günden üç güne kadar durdurulmasına karar verilir."

Avukatlara da uyarı

Türk, savcılıkların söz konusu kanunu uygulama konusunda gereken dikkat ve özeni göstermelerini istedi. İkinci genelgesinde ise, ünlü babaların avukatlarını uyaran Türk, 'aynı zamanda bir kamu hizmeti niteliğinde bulunan avukatlık görevinin yerine getirilmesi sırasında yazılı ve görsel basın organlarına yapılan açıklamalarda suç unsuru bulunması durumunda TCK'nın 230 ve 240. maddelerinin uygulanması hususunda' gereken dikkatin gösterilmesini istedi.

A. Turan AYHAN

Ankara ZAMAN


   Avukatlık etiği tartışılıyor
Ergin kardeşlerin avukatları Tuncay Kütükoğlu ve Hikmet Çarboğa'nın, Nuri Ergin'in 'Alaattin Çakıcı'ya ithafen yazdığı argo üsluplu ve tehdit içerikli' mektuplarını medyaya basın toplantısı havasında dağıtmaları, avukatlık mesleğinin etiğini gündeme getirdi. Adalet Bakanlığı yetkilileri avukatların müvekkilleri ile bu ölçüde özdeşleşmelerine karşı çıkarken, İstanbul Barosu da avukatlar hakkında kanunları ve meslek kurallarını çiğnedikleri gerekçesi ile soruşturma başlattı. İlk örneği, geçtiğimiz yaz İmralı'da gerçekleştirilen Öcalan'ın İmralı adasında yargılanmasında yaşanmıştı. Terör örgütü elebaşısı Abdullah Öcalan'ın avukatları, duruşma bitimlerinde İmralı'dan Gemlik'e gelmiş ve davanın seyri hakkında açıklamalarda bulunmuşlardı. Aynı şekilde müdahil avukatlar da Mudanya'ya ayak bastıklarında genel bir basın açıklaması yapmışlar, televizyon kanallarında dolaşmışlardı. Çakıcı-Ergil mektuplaşmasında konu yeniden gündeme gelirken, Kartal Özel Tip Kapalı Cezaevi'nde yatan ünlü babalardan birinin Radikal gazetesi yazarı Tuncay Özkan'a giderek müvekkilinin ölüm tehdidini ulaştırması ise konunun tuzu biberi oldu. İstanbul Barosu söz konusu olayı Yönetim Kurulu toplatısında ele alacak. Erkan ACAR / İSTANBUL

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Ali Suat Ertosun:

Bazı avukatlar müvekkilleri ile adeta özdeşleşiyor. Bu avukatlık mesleği ile bağdaşmaz. Cezaevine girmemesi gereken bazı maddeler sokan avukatlar var. 24 avukat hakkında adli ve disiplin soruşturması yapılıyor. Örgüt üyesi olmak, örgüt kuryeliği yapmaktan mahkum olmuş avukatlar var.

İstanbul Barosu Başkan Vekili Osman Ergin:

Bir avukat böyle bir açıklama yapamaz. Gerekli soruşturmaları yürütüyoruz. Daha önce açılan soruşturmalar da vardı. Açıklamalar Avukatlık Kanunu'na ve Türkiye Barolar Birliği meslek kurallarına aykırı. Bir avukat zorunlu olmadıkça müvekkilleri adına basın açıklaması yapamaz. Konu yönetim kurulu toplantımızda ele alınacak.

Sedat Peker'in avukatı Ömer Yeşilyurt:

Avukatın müvekkili adına basın açıklaması yapmasını doğru bulmuyorum. Avukat müvekkili hakkında basında doğru olmayan uydurma haberler çıktığında açıklama yapabilir. Veya basın mensupları kendisine gelip bir soru sorması üzerine cevap verebilir. Ama bir avukat kalkıp basın açıklaması yapamaz. Yapması doğru değil. Yasalara da uygun değil.

Alaattin Çakıcı'nın avukatı Muhittin Yüzüak:

Yapanlar için sorun olabilir. Ben görüşe gitmiyorum ve bu türden bir basın açıklaması da yapmıyorum. Ancak biz müvekkile göre hareket ediyoruz. Bana göre müvekkilin verdiği ve sunulmasını istediği bir bilgi var ise ona göre hareket edilmeli. Müvekkilin hakkını savunmak ne ise o yapılır. Başta söylediğim gibi ben zaten böyle bir açıklama yapmıyorum.

Ergin kardeşlerin avukatı Tuncay Kütükoğlu:

Avukatın müvekkilinin ölüm tehdidini iletmesi mesleğin kurallarına aykırı. Müvekkilimizin açıklaması vardı. Ancak bu açıklamayı onlar yazar, biz basına dağıtırız. Biz Kartal Cezaevi'nde müvekkilimin kardeşi ile dışarı çıktık. Onun mektubunu kardeşi basına dağıttı.


   Uzungöl de Santrale kurban
Önemli turizm merkezi ve tabiat harikası Uzungöl'e, santral kurulacağı ortaya çıktı. Projenin ÇED raporu şimdilik onaylanmadı.

Fırtına Deresi üzerine yapılmak istenen hidroelektrik santral inşaatının Danıştay kararıyla durdurulmasından sonra, her yıl 200 bin yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği bir diğer doğa cenneti olan Trabzon'daki Uzungöl'e kurulmak istenen hidroelektrik santrali çevrecileri ayağa kaldırdı. ÇED raporu henüz Çevre Bakanlığı'nca onaylanmayan Of-Solaklı Hidroelektrik Santrali projesine göre, Uzungöl'de inşaat süresince 56 bin ağaç katledilecek, gölün suyu 110 cm yükseltilecek ve 26 ton dinamit kullanılacak. Karadeniz Çevrecileri Genel Sekreteri Kenan Kuri, Uzungöl'e santral kurulmasına müsaade etmeyeceklerini ve hukuk mücadelesi başlatacaklarını açıkladı. Göl suyunun artırılmasıyla birlikte çevrede bulunan bungalow tipi yayla evleri ve bitki örtüsü sular altında kalırken, Solaklı Deresi' nin suyunun kurutulması nedeniyle derede yaşayan beyaz benekli alabalıkların yaşamı tehlikeye girecek. Uzungöl, 5 yıl önce Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından doğal SİT alanı, Turizm Bakanlığı tarafından da turizm alanı ilan edilmişti.

Muammer TURAN

Trabzon ZAMAN


   YÖK KALDIRILSIN
Üniversite öğretim üyeleri, 12 Eylül askeri rejiminin ürünü olan YÖK Kanunu'nun değiştirilmesi için faaliyete geçti. Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Prof. Dr. Kadir Erdin, YÖK Kanunu'nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı'nı kamuoyuna tanıttı. YÖK Kanunu'nun 18 yılda 60 kez değiştiğini, ancak merkeziyetçi yapısından kurtulamadığını vurgulayan Erdin, "YÖK Kanunu askeri rejim ürünü, antidemokratik, merkeziyetçi, katılım yerine ast-üst ilişkisini öne çıkaran, bilimsel özerkliğe engel kanundur. Türkiye AB'ye girmek istiyorsa, bu kanunu değiştirmek zorundadır" dedi. İÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burhan Şenatalar ise, "Her yıl YÖK'ün bürokratik yapısından kurtarılması gerektiği yönünde kararlar alınıyor; ancak bir türlü uygulanamıyor. Bir an önce bu sistemin değiştirilmesini istiyoruz. YÖK kaldırılmalıdır, hemen şimdi!" diye konuştu. Tasarının kanunlaşması için siyasilerle temas içinde olduklarını ifade eden Şenatalar, yakında partilerle temaslarda bulunacaklarını ifade etti.

YÖK başkanı bir kez seçilmeli

Öğretim üyelerinin hazırladıkları kanun taslağında YÖK; yüksek öğretimin uzun vadeli planlamasını yapan, uygulamaları denetleyen ve üniversiteler arasında eşgüdümü sağlayan bir kurum olarak tanıtılıyor. Yüksek Öğretim Kurulu'nda ise cumhurbaşkanı tarafından seçilen 2, Bakanlar Kurulu tarafından seçilen 7, Genelkurmay'ın seçtiği 1 ve Üniversitelerarası Kurul'un mühendislik, fen bilimleri, sağlık bilimleri, sosyal bilimler, eğitim bilimleri ve güzel sanatlar gibi farklı alanlardan profesör seviyesinde seçilen 14 üye olmak üzere 24 üyeden oluşması isteniyor. Kurula 4 yıllığına sadece bir kez seçilme şartı getiriliyor. YÖK başkanının ise sadece 1 kez 4 yıllığına cumhurbaşkanı tarafından seçilmesi isteniyor.

Rektöre turlu seçim ve rotasyon şartı

Tasarıda, şu anda sınırsız yetkileri bulunan rektörlere bazı sınırlamalar getiriliyor. Rektör, öğretim üyeleri ve bunların beşte biri oranında diğer öğretim elemanlarının oluşturacağı kurul tarafından turlu seçim sistemi ile seçilecek 2 profesör arasından 4 yıllığına cumhurbaşkanınca atanacak. Rektörlük görevinin sosyal bilimler ve sanat alanları, fen ve mühendislik bilimleri ile sağlık bilimleri alanlarının her birinde fakülteleri bulunan üniversitelerde rotasyon usulüne göre yapılacak. Yani sağlık bilimlerinde bir kez rektör seçilmiş ise gelecek dönem başka bir bilim dalından rektör seçilmesi öngörülüyor. Rektörün görev süresi 4 yıl ve bir dönem olarak belirleniyor. Dekanlar da seçimle geliyor ve fakülteleri fakülte yönetim kurulları idare ediyor. Tasarıda üniversite senatosu da rektörün atadığı kişilerden değil, seçimle işbaşına gelen kişilerden oluşuyor. Tasarıda fakülte yönetim kurullarına oy kullanma hakkı olan araştırma görevlileri ve öğrenciler de katılıyor.


   Türk Kurultayı'na start
Türk Kurultayı'nın sekizincisi bugün Samsun'da başlayacak. Cumhurbaşkanlığı'nın himayesinde Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Vakfı (TÜDEV) tarafından düzenlenen Türk kurultaylarının ilki 21-23 Mart 1993 tarihinde Antalya'da yapılmıştı. Bu seneki kurultaya, yeni Türk topluluklarının katılması bekleniyor. TÜDEV Genel Sekreteri Em. Kur. Alb. Atilla Şimşek, kurultayla ilgili çok kişiye davet gönderdiklerini, bunlar arasında ABD'li Kızılderililerin de bulunduğunu, kurultaya az bir süre kalmasına rağmen bir kısmından cevap alamadıklarını, kesin katılımın ancak kurultayda ortaya çıkacağını söyledi. 33 ayrı Türk devlet, muhtar cumhuriyet, özerk bölge ve topluluktan 400 civarında davetlinin katılacağı bu seneki kurultayda, Tunus Türkleri olarak bilinen ve temsilciliklerini Prof. Douja Turki'nin yapacağı bir heyet de hazır bulunacak. Ayrıca Moğolistan'dan da Aydınlanma Bakanı başkanlığında 11 kişilik bir heyet ilk kez katılacak. Samsun'da 3 gün sürecek olan 8. kurultaya Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Başbakan Yardımcısı ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türk cumhuriyetleriyle ilişkilerden sorumlu Devlet Bakanı Aldulhaluk Çay ve diğer MHP'li bakanların yanı sıra çok sayıda milletvekili katılacak.

Genel Sekreter Şimşek, kurultayın Türk dünyasının geleceği ve bu coğrafyalar

Zaman Gazetesi