'ALO! ABİ NEDİR SON DURUM?'
Ajan gazeteciler olayı patlak verdiğinde konu kamuoyunda çok tartışıldı. Tartışmanın özü şuydu: 'Bazı
gazete ve gazeteciler var ki MİT'le olmaları gerektiğinden çok daha fazla içli dışlı'. Bu durumun özellikle
MİT'teki iç çekişmelerden yararlanmak isteyerek bir taşla bir, hatta birçok kuş vurmak isteyen sol basın
tarafından birçok defa kullanıldığı ise konuyla ilgili herkesin malumu. Aşağıda geçen olay MİT çekişmelerinde
sosyalist basının özellikle de 2000'e Doğru, Aydınlık, Söz gibi dergilerin MİT olayı ve onunla bağlantılı
birçok olayla ilgili ne tür çabalar içerisinde olduklarını gösteriyor.
Doğu Perinçek ve onun grubu
Doğu Perinçek ülkenin en çok tanınan simalarından. Maocu İşçi Partisi'nin genel başkanı. Bir siyasi
partinin genel başkanı sıfatıyla zaman zaman yaptığı açıklamalarla gündemi dahi belirleyebiliyor. Ajan
gazeteciler - MİT eksenindeki olaylarla Doğu Perinçek arasındaki ilişkileri anlayabilmek için ünlü MİT raporu
olayının vuku bulduğu tarihlere göz zatmak gerekiyor. Yıl 1988, 7 Ocak. Ünlü MİT raporu herkesi şaşırtsa da
2000'e Doğru dergisinde yayınlanmış, bütün ülke çalkalanmaktadır. Olayları daha iyi anlayabilmek için o
yıllardaki 2000'e Doğru dergisinin yayın politikasını da iyi anlamak gerekiyor. Derginin genel yayın
yönetmeni Doğu Perinçek. Yayın kurulunda yine Perinçek'in sağ kolu şu anda İşçi Partisi'nin genel
başkan yardımcısı Hasan Yalçın bulunuyor. Dergi o sıralarda birkaç konu üzerinde iyice yoğunlaşmış. Bunlardan
en önemlisi 12 Eylül karşıtlığı ve dolayısıyla Kenan Evren düşmanlığı. Ve yine bunlarla bağıntılı olarak ANAP
ve Turgut Özal. Bir başka ilgi alanı daha var bu grubun Kuzey Irak'taki oluşumlar ve Türkiye'nin bu
bölge politikaları. Son olarak ise tabii ki Amerika ve CIA karşıtlığı. Her fırsatta bu konularla ilgili haberler
yapan dergi 8 Mart 1987'de Türkiye'nin Kuzey Irak operasyonunu eleştiren bir kapak yayınlıyor başlık
ise şu: 'İktidarın Doğu'daki Çıkmazı'. Turgut Özal ve ANAP'la ilgili haberlerin ise ardı arkası
kesilmiyor o günlerde. Kırıkkale toplantılarından, altın kaçakçılığına kadar birçok konu gündeme getiriliyor
dergi tarafından. ABD karşıtlığı ile ilgili haberler ise genellikle CIA - MİT ekseninde toplanıyor. Tabii bu
ikiliye İsrail ve MOSSAD'ı da katmaktan geri kalmıyor 2000'e Doğru. Yine emekli korgeneral Faruk
Güventürk'ün 'Beni ABD Emekli Etti' açıklamasının yer aldığı haber de bu tür haberlerden. Zamanın
MİT'iyle ise hiç mi hiç arası yok Doğu Perinçek ve ekibinin. Bir istihbarat mensubunun alt düzeyde bile olsa
resminin basında yer almaması gerekirken Hiram Abas ve Mehmet Eymür'ün fotoğrafları çarşaf çarşaf
yayınlanıyor. Hiram Abas'ın MOSSAD casusu olduğu yönündeki haberler ise 2000'e Doğru dergisinin
sıradan haberlerinden olarak kabul ediliyor artık. İşte tüm bu koşullarda ortaya çıkan MİT raporu patlak veriyor.
Bu rapor 2000'e Doğru için bulunmaz bir fırsattır. En önemlisi MOSSAD casusu olduğu iddia edilen Hiram
Abas ve onun sağ kolu Mehmet Eymür zor durumda bırakılacak ve tasfiye edilecekti. Bunun öyle olduğu,
derginin 12 Haziran sayısının Hiram Abas - CIA - MOSSAD işbirliği üstbaşlıklı haberinin sonunda şu
şekilde belirtiliyordu: 'Aslında şu son MİT raporu olayının analizi bile Hiram Abas'ın CIA ile olan
ilişkisini ortaya koymaya yeterdi. Ama Abas artık bir emekli böylece bu önemli adam artık 2000'e
Doğru'nun gündeminden çıkıyor.' Doğu Perinçek ve grubunun bu taşla vurduğu kuşların haddi hesabı
yoktu. Örneğin Perinçek bir yazısında MİT'in bugüne kadar raporlarıyla birçok insanı mahvettiğini yazıyor
ve söz konusu kişilerin üst düzey kişiler olunca niye kıyametin koparıldığını soruyordu. Dergide bu durumun
hangi amaçlarla kullanılmak istendiği de şu haberle su yüzüne vuruluyordu: Habere göre Ankara'da
görülmekte olan bir Dev-Yol davasında sanıklardan Oğuzhan Müftüoğlu mahkemede MİT raporu olayına
değinerek kendilerinin ve avukatlarının görmediği gizli MİT raporlarına ve bunlara dayandırılan polis
raporlarına göre yargılandıklarını öne sürüyor ve MİT raporlarının dosyadan çıkarılmasını istiyordu. Son bir
bilgi de bu doğrultudaki eksiklikleri tamamlıyordu. Raporu nedense 2000'e Doğru'ya getiren bu haberden
sonra derginin istihbarat şefliğini yapacak olan İrfan Taştemur, eski Akdeniz Dev - Genç'lilerdendi. Doğu
Perinçek ve ekibinin rapora önem verme nedenleri bununla da bitmiyordu. Özal ve ANAP ve en önemlisi Kenan
Evren rapor yüzünden zor durumda kalıyorlardı. Özellikle Kuzey Irak'a yapılan operasyonlardan dolayı sık
sık 2000'e Doğru'da yer alan bu ekibin zor durumda kalmasının Perinçek'e yararları ise saymakla
bitmezdi. Fakat Perinçek ve ekibi olayların kendi başına gelişmesini seyredecek değillerdi müdahil oldular.
2000'e Doğru bürosunda
İşçi Partisi'ne bağlı Kaynak Yayınları'nda çıkan MİT Raporu Olayı'nda bu grup olayların
yönlendirilmesinde nasıl etkili olduklarını kendileri açıklıyor. Yer 2000'e Doğru İstanbul Bürosu. Olayların
merkezinden hiç çıkmayacak olan eski MİT'çi Ferdi Tamer yine eski bir MİT görevlisi Haluk Akter'i
arıyor ve konuştukları 2000'e Doğru tarafından kaydediliyor. 2000'e Doğru dergisinde de yayınlanan
konuşma metni gerçekten çok şaşırtıcı. Eski MİT ci Ferdi Tamer 2000'e Doğru dergisi adına deyim
yerindeyse yine eski bir MİT görevlisinin ağzını arıyor. Hatta konuşmanın ilerleyen bölümlerinde iki
MİT'çinin olayları yönlendirmede nasıl etkili oldukları ve bunu çalıştıkları yayın organlarına nasıl ilettikleri
de görülüyor. Örneğin konuşmanın bir bölümünde Ferdi Tamer, Haluk Akter'e 'Ama biz bu işte doğru
olanlara - Abas - Eymür ve ekibinden bahsediyor- yardımcı olacağız.' diyor. Söz gazetesi muhabiri
gazeteye başladıktan sonra da MİT'le ilgisini kesmediğini şu cümlelerle belirtiyor: 'Ben müteaddit defalar
gazeteye başladıktan sonra açtım dedim ki işte bunları yazalım- raporda geçen olaylardan
bahsediyor-Ankara'ya gittim verin, yazayım dedim.' Ferdi Tamer'in ise 2000'e Doğru dergisiyle
olan ilgisini konuşmada şu cümlelerle açıklıyor Akter: 'Abi raporu kimin hazırladığını senin daha iyi bilmen
lazım. 2000'e Doğru ile senin temasın var.' Konuyu derginin o zaman yayın kurulunda olan şu an İşçi
Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Yalçın'a sorduğumuzda görüşmeyi doğal olarak nitelendiriyor.
Yalçın MİT'çi Tamer'in daha sonra 2000'e Doğru dergisine yaptığı bu konuyla ilgili önemli
açıklamalardan dolayı öldürüldüğünü de söylüyor. Yalçın, Ferdi Tamer'in çeşitli açıklamalar yapmak için
kendisinin başvurduğunu söylemesi ise konuyu açıklamıyor çünkü metinde de belirtildiği üzere Tamer dergi
adına başka bir MİT'çiyle konuşuyor. Yani muhabirlik yapıyor. İki MİT'çinin olayların içerisinde olduğu
ise metinde açıkça anlaşılıyor.
MİT'le ilişkisi
Peki neydi bu dergiyi MİT'le ilgili konularda bu kadar müdahil yapan? Hele ki MİT'i
CIA'nın, dolayısıyla süper NATO'nun bir kurumu gibi gören bu grup hangi sebeple işine geldiği zaman
onlara yakınlaşmaya çalışıyordu? Perinçek'i MİT dostu göstermek gibi bir durum söz konusu dahi olamazdı
zaten. Örneğin 7 Kasım 1999 Pazar günü Hürriyet'te çıkan bir haberde İP Genel Başkanı Doğu Perinçek,
Taner Kışlalı suikastının faili 4 kişinin kimliklerinin belli olduğunu fakat kamuoyunda basın aracılığıyla bir
karartma operasyonu uygulandığını ileri sürmüş ve Perinçek süper NATO hesabına yanıltan ve soruşturmayı
saptırmaya çalışan karartma faaliyetinin kaynağının MİT'te olduğunu söylemişti. Anlaşılan o ki her fırsatta
MİT'e bindiren Perinçek ve grubu kaleyi içten fethetmeyi denemiş ve bunda da bazı zamanlar başarılı
olmuştu.
Güvenç Ayar
Hasan Yalçın İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı;
'Normal bir ilişki değil!'
2000'e Doğru Dergisi İstanbul Bürosu'na eski bir MİT görevlisinin gelip Söz dergisindeki bir
başka eski MİT görevlisini aramasını o zamanlar derginin yayın kurulunda bulunan biri olarak nasıl
karşılıyorsunuz?
- Evet geldi; fakat kendisi bizi aramış ve önemli bilgiler vereceğini söylemişti. Zaten her basın
kuruluşu için bu normal bir durumdur.
- Her basın kuruluşu için normal olabilir ama siz MİT'e karşı birçok iddiada bulunan bir
düşüncenin mensubusunuz, bunu nasıl izah edebilirsiniz?
- Hayır bu türden bağlantıların kurulması yanlış. Bize gelmiş ve bilgiler vermişti. Hatta bu yüzden
Ferdi Tamer bir suikasta kurban gitmiştir.
Fakat bu sadece normal bir bilgi alış verişi değil yani 2000 İstanbul Bürosu'na geliyor ve başka bir
basın kuruluşundaki bir eski MİT'çinin ağzını arıyor...
- Bakın MİT raporunun baş aktörlerinden Mehmet Eymür'ün bizimle ilgili düşüncelerini
biliyorsunuz. Analiz adlı kitabını okuduysanız onun bize ne kadar düşman olduğunu zaten görürsünüz.
Dolayısıyla bizim o dönemde MİT'te zannettiğiniz türden bir ilişkimiz söz konusu değildir.
|