Türkmen gazı nasıl uçtu?
Türkmen gazı nasıl uçtu? Bu fiyaskonun kilometre taşlarını irdeleyelim. Türkmenistan bağımsızlığını yalnızca doğalgazını satarak sağlayabilirdi. Türkmen gazını neredeyse bedavaya alan ve borcunu yıllardır ödemeyen Rus Gazprom'un tekelinden kurtulmak için çaba gösteren Aşkabat, Rusya'nın borcunun 1997 itibariyle 1,5 milyar dolara ulaşması nedeniyle gazı kesti.
Ancak 1999'da istekleri üzerine gaz nakli yeniden başladı. Bunun üzerine Aşkabat ilk önce İran aracılığıyla dışa açılabileceğini düşündü. İran'la yapılan swap ( ikame yoluyla satış) anlaşması önceleri sınırlı kaldı. Aşkabat, İran güzergahını ABD'ye rağmen hiç gözardı etmedi. 13 Mayıs 1996'da açılan ve İran'ın Bender Abbas limanından geçen Serahs – Meşhed–Tecen demiryolu hattı nakliyat için yetersiz kalıyordu. Daha büyük dış yatırım gerekiyordu. Ancak İran'la yapılan ortaklık nedeniyle Amerikan yönetimi araya mesafe koymuştu. ABD şirketi Unocal'ın Suudi şirketi Delta'nın desteğiyle inşa edeceği Afganistan üzerinden gaz hattı, Taliban'ın 1996'da Afganistan'a hakim olmasının ardından rafa kaldırılmıştı. Oysa Taliban'ın iktidarı ele geçirmesinde büyük oranda Unocal ve onun ortağı Delta'nın payı olduğu öne sürülüyordu. Unocal, bölgede Aramco–Suudi hanedanına benzeyen türden bir devlet–şirket ilişkisi peşindeydi. Ancak 1999'a gelindiğinde evdeki hesabın çarşıya uymadığını anladı. Gerek Pakistan, gerekse Unocal gaz projesini unutmak zorunda kaldı. Meydan Türkiye ile Rusya'ya kalmıştı. İran güzergahı Türkmen gazı için pastada küçük bir parçaydı.Mavi Akım'ın rolüTürkmen doğalgazını Türkiye'ye pazarlamak için Türkmen lider Saparmurat Niyazov 16 Ocak 1995'te Ankara'ya adımını atıyordu. Ortalıkta bir sürü proje uçuşuyordu; ama elle tutulur bir adım henüz atılmamıştı. Eski cumhurbaşkanı Demirel'in de katıldığı toplantıda doğalgazın İran üzerinden Türkiye'ye gelecek bir boru hattı ile taşınması kararına varılıyor, hattın inşaatına başlamak için tarih belirleniyordu: 25 Mayıs 1995. Devletlerarası bir konsey kurulmuş, konseye İran, Rusya, Türkmenistan, Türkiye, Kazakistan ve son anda gözlemci olarak katılan Ukrayna da alınmıştı. 17 Ağustos 1995'te Aşkabat'a giden eski başbakan Tansu Çiller'e Türkmenbaşı cazip bir teklifte bulunuyordu: ''Türkmen gazını BDT ülkelerinden taşıyan boru hattında sorunlar var. Mevcut hatta Gürcistan üzerinden 166 km'lik bir boru hattı döşerseniz Türkiye'ye Türkmen doğalgazı veririz...'' Türkmenler, Rus şirketi Gazprom gaz borcunu ödemediği için gaz naklini durdurmuşlardı. Türkiye'den yardım istiyorlardı. Bu öneri havada kaldı.Ankara, doğalgaz vapurunu kaçırmamak için ilk adımını 15 Aralık 1997'de atıyordu. Rusya Başbakanı Viktor Çernomirdin, Türk meslektaşı Mesut Yılmaz ile aynı gaz lisanını kullanmaya başladığı bu tarihte Mavi Akım projesinin ön protokolünü Ankara'da imzaladı. 8 Ağustos 1996'da Necmeddin Erbakan'ın başbakanlığı döneminde Tahran'da imzalanan doğalgaz alım anlaşması ise Yılmaz hükümeti tarafından askıya alınarak ikinci hata işleniyordu. Türkiye, 1987'den beri gaz satın aldığı Rusya'ya bağımlı hale getirilmek isteniyor, İran rejiminden kaynaklanan Ankara ideolojik kaygılarla buna göz yumuyordu.İran komedisiİran, Refahyol döneminde imzalanan; ancak Amerikan engeli nedeniyle hayata geçirilemeyen doğalgaz anlaşmasındaki 'al ya da öde' maddesini koz olarak kullanacak kadar akıllıydı. Bu hat üzerinden Türkmen gazının gelmesi de söz konusuydu. Türkmenbaşı işin başından beri bu tezi savunuyor, en ucuz ve güvenli gazın bu yoldan geleceğine inanıyordu. Amerikan politikalarını çıkarlarından önde tutan, İran'a transit ücret vermeden gocunan Ankara, sonuçta Türkmen gazını İran'dan almayı yeğleyecek kadar garip bir duruma düştü: 31 Aralık 1999'da anlaşma gereği teslim saati geldiğinde Tebriz'den yola çıkarak 172 km sonra Doğubeyazıt'a ulaşan boru hattı kısmını İran tamamlamıştı. Anlaşmada yer alan bu tarihte 'al ya da öde' maddesi Türkiye'yi zor duruma düşürmüştü. ABD baskıları sonucu projenin Türkiye bölümünün yapım ihalesini kazanan şirketler kredi bulamamıştı. BOTAŞ'ın kaynaklarınca yapılan Doğubeyazıt–Erzurum hattı yetişmesine karşın, kompresör istasyonu işinin verildiği ABD'li firma parası ödenen kompresörleri altı ay geçmesine rağmen göndermedi. Ankara ikilem arasında kalmıştı. Nihayetinde BOTAŞ, kompresör işini Almanlara verdi, İranlılar ölçüm istasyonu kurulmadığı için tazminat işinden vazgeçirildi. 30 Temmuz 2001'de İran'dan gaz alınması kesinleşti.Bu arada Haziran 1998'de Trans–Hazar projesi, İsrail tarafından ortaya atılmıştı.Türkmenistan gazının İran üzerinden Türkiye'ye transfer edilmesine karşı çıkan İsrail, ABD'nin İran'a ambargoyu öngören D'Amato yasasını fırsat bilerek Trans–Hazar projesini ortaya attı. Başlangıçta tarım projeleri üzerine Türkmenistan'a gelen İsrail'in Merhav şirketi daha sonra enerji alanıyla da ilgilenmeye başladı. D'Amato yasası çıkartılınca Merhav Başkanı Yusuf Maymen, Trans–Hazar projesini ortaya attı. Daha önce Türkmenistan ve İran'la anlaşma imzalayan Türkiye ise altına imza attığı protokolleri inkar ederek Trans–Hazar'a yöneldi. ABD tarafından da desteklenen bu proje Türkmenistan ile Azerbaycan arasındaki anlaşmazlık, Hazar'ın statüsü ve Rusya faktörünün ağır basması sonucu geri plana bırakıldı.Cehennemden gaz
Türkmenler tahmini 3 trilyon metreküplük gaz rezervlerinin bugün için yılda 25,5 milyar metreküpünü üretiyor, 21 milyar metreküpünü ise satıyor. Rusya ve İran ile imzalanan anlaşmalar nedeniyle bu gazın tamamı bu ülkelere gidiyordu. Trans–Hazar güzergahına destek veren ve bu projeye verilecek gazın çıkartılması için imtiyazlar alan Shell, Türkmen gaz yataklarına kazma vurmayarak gaz çıkarma işlerini geciktirmeyi politika haline getiriyordu. 2,5 milyar dolara mal olacak 2180 km uzunluğundaki boru hattı konsorsuyumu için oluşturulan PSG konsorsiyumuna yüzde 50 ortak olan Shell, Mavi Akım projesine girmese de Gazprom'un en iyi iş ortaklarındandı. Projeye göre 2002 Temmuz'unda Türkiye'ye 16 milyar metreküp gaz verilecek, bu rakam Avrupa'ya pazarlanması kaydıyla daha sonra 30 milyar metreküpe çıkarılacak. Ankara ile 7 yıldır defalarca anlaşma imzalanmasına rağmen sonuç alamayan Aşkabat, Mavi Akım anlaşmasının kesinleşmesinin ardından Trans–Hazar projesini askıya aldı. Aşkabat, bugün için askıya alınsa da gazının 6800 km'lik hatla Çin'e ve 2,7 milyar dolar maliyetle 1500 km uzunluğundaki hatla Afganistan–Pakistan üzerinden Hint Okyanusu'na çıkartılması projelerine de toplam 30 milyar metreküp gaz vermeyi vaat ediyor. Moskova'ya vereceği gaz 50 milyar metreküp. İran'a verilen gaz ise 13 milyar metreküpe çıkartılacak. O halde Trans–Hazar boru hattına gaz kalmıyor. Türkmenbaşı'nın deyimiyle Türkiye taşeron Türkmen gazını 'cehennemden' yani Rusya ve İran üzerinden almaya yanlış politikaları yüzünden mahkum kaldı. Sonuçta işin başına dönüldü. İran güzergahı geçerlilik kazandı, Türkmenbaşı gazını Ruslara satmaktan başka çarelerinin olmadığını savunur hale getirildi. (Faruk ARSLAN / Ankara)
|