Komisyon kloramatik
Mesut Yılmaz, hakkındaki 9 soruşturmanın her gün bir–ikisinden kurtuluyor. Bugünlerde vatandaşların gözü kulağı da bu komisyonlardan gelecek haberlerde. Okuyucularım zaman zaman telefon ile arayıp ya da mail gönderip bu konudaki hassasiyetlerini dile getiriyorlar. İçlerinde, Yılmaz hakkında, “Yüce Divan'a gönderilmesine gerek yok!” kararı veren komisyonlara ilginç isimler bulanlar da var.
Bu komisyonlara ev hanımları 'komisyon kloramatik' veya 'komisyon klora sistem' diyorlarmış. Çünkü bu komisyon renklileri daha canlı, beyazları daha beyaz yapıyormuş. Çıkaramadığı leke yokmuş. Komisyonların üyelerine, seslenen ev hanımları bu sihirli formülün temizlik sektörüne kazandırılmasından dolayı teşekkürlerini sunuyorlarmış! Ben sadece aktarayım istedim.
Anlayış farklı, bakış farklı
Geçtiğimiz günlerde yapılan Milli Eğitim Vakfı (MEV) Genel Kurulu'nda Milli Eğitim Bakanı ve MEV Başkanı Metin Bostancıoğlu, vakfa yönelik ciddi eleştirilerde bulundu. Geçen yılki Genel Kurul'da vakıftan bir çelenk yapılmasını isteyen Bostancıoğlu, çelengin ancak bir senede yapılmasına sinirlenirken, “Ya ben yanlış söylüyorum, ya da yönetim yavaş çalışıyor.” dedi.
“Her gittiğim ilçede Milli Eğitim Vakfı'nın nasıl çalıştığını soruyorum, ilçe halkı ise bana 'Burada öyle bir vakıf mı var?' diyor.” şeklinde konuşan Bostancıoğlu, yönetimi uyararak, “Durumumuzu bir gözden geçirelim.” dedi. Dedi, demesine de, seçim sonucunda pek bir şey değişmedi. 9 kişilik yönetim kurulunda sadece 1 üye değişti.
Eğitim muhabirimiz Bakan'a konuyla ilgili bir soru sorduğunda ise şu cevabı aldı: “Ben kişilerin değil, yönetim anlayışının değişmesi gerektiğini söyledim. Bundan sonra vakfın bütün yönetim kurulu toplantılarına katılacağım ve yönetim anlayışını da bu şekilde değiştireceğim.”
Trilyonlarca liraya hükmeden, öğrencilerden, velilerden ve vatandaştan resmen para toplayan, topladığı parayla orantılı hizmeti olmayan vakfın, gerçekten yönetim anlayışının değişmesi gerekiyor. Bakanın işi zor; ama yine de başarılar diliyoruz.
Poli-Fıkra: Dalkavuk
Bekar bir politikacı bir gün evlenmeye niyetlenmiş. Kestirmiş gözüne bir güzel ve örflere uyup babasından istemeye gitmiş. Tabii yanından neredeyse hiç ayrılmayan dalkavuğunu götürmeyi de ihmal etmemiş.
Kahveler gelmiş. Sohbet açılmış. Kızın babası hafif hafif sorgulamaya başlamış:
– Ne iş yapardınız?
– Sıradan bir politikacıyım.
Dalkavuk atılmış:
– Aman efendim, çok önemli bir politikacı olduğunuzu niye saklıyorsunuz? Çok yakında genel başkan olacaksınız ardından da başbakan.
Baba, memnun sorguya devam etmiş:
– Mal varlığınız nedir?
– Bir yerli otomobilim, bir de memlekette dairem var.
Dalkavuk yine atılmış:
– Aman efendim, ne kadar zengin olduğunuzu niye saklıyorsunuz? Bildiğim kadarıyla geniş bir araba koleksiyonunuz var. Lüks ve pahalı otomobillerden hoşlanırsınız. Firmalar yeni bir ürün çıkarınca hemen alırsınız. Ayrıca hemen hemen Türkiye'nin her köşesinde yazlık ve kışlıklarınız var. Bunları niye anlatmıyorsunuz?
Politikacı tevazu ile başını eğerken kızın babası devam etmiş:
– Sağlık durumunuz nasıldır evladım?
– İyidir efendim. Sadece zaman zaman bademciklerim şişer.
Abartma sanatının üstadı dalkavuk yeniden atılmış:
– Aman efendim, niye küçümsüyorsunuz? Doktorların sizde, kanser, verem ve AİDS tespit ettiklerini ve “3 aya varmaz ölür.” dediklerini niye söylemiyorsunuz?
İki alkış
Bu hafta iki alkışım var. Bir tanesi işsizlik sigortasının devreye girip, ülkeyi çağdaş normlara taşımaya, diğeri de, bir genelge yayınlayarak, geçtiğimiz yıl dünyayı bilmem kaç defa turlamaya yetecek benzin harcayan gerekli gereksiz kişilerin korunmasının kaldırıldığını açıklayan İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'a.
Muhataplarına hayırlı olsun.
Alt-üst
7 yıldır Çankaya Köşkü'ne gelip giden heyetlerin son 10 gündür artık yeni bir adresi var: Güniz Sokak. Süleyman Demirel, istese bile bahçesiyle, tavuklarıyla uğraşamayacak kadar meşgul. O kadar çok geleni gideni var ki, çetelesini tutmaya kalksak inanın sayfada yer kalmaz. Geçen hafta içinde Alanya Ayşe Melahat Erkin Anadolu Lisesi'nden 41 öğrenci ve 4 öğretmen geldi Güniz Sokak'a.
Bir öğrencinin, “Siyaset hayatınıza devam edecek misiniz?” sorusuna Demirel, “Siyaset üstüyüm!” diye cevap vermişti. Yıllarca siyasetin altında ezilen 60 milyondan birisi olarak, siyaset üstü birilerini görmeye o kadar ihtiyacım vardı ki, bu sözleri duyduğuma sevinmedim desem, yalan olur!
Hitabet sanatı
Anavatan Partisi, geleceğin politikacılarını yetiştirmek için partili gençlere hitabet eğitimi vermeyi kararlaştırdı. Geçtiğimiz hafta ilk olarak Parti Genel Merkez binasında 50 kişiye uzmanlar tarafından hitabet kursu verildi. Seçimlerde çok çalışanın değil, çok konuşanın kazandığını, sonunda ANAP'lılar da fark etti.
Bunları biliyor muydunuz?
Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği'nde genel müdür ve 4 yardımcısının topluca görevlerinden istifa ettiklerini...
CHP'nin Ankara'nın Söğütözü mevkiinde yapmayı planladığı yeni genel merkez binası için 830 milyara arsa satın aldığını...
BBP Genel Başkanı Yazıcoğlu'nun, “Hükümet insan hakları alanında sınıfta kalmıştır. Ekonomik sorunlar da çözülememiştir.” dediğini...
DYP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Yavuz'un 18 Nisan'daki seçimlerde 5. parti olmalarına partiye kayıtlı naylon üyelerin sebep olduğunu söylediğini...
Meclis Genel Kurulu'nun bu hafta cuma günü de dahil olmak üzere 14.00–23.00 saatleri arasında çalıştığını..
|