GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

www.cihannet.com

07/06/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Medya

 

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Bütün Haberler

Diziler

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Televizyon

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim/Künye

Mini Anket

Zaman, web sitesini yeniledi. Yeni sayfaları beğendiniz mi?


Evet
Hayır
Kararsız



SAĞLIK 


Yüzyıla kötü miras

20. yüzyılda ölüm nedenleri arasında ilk sıraları paylaşan ölümcül hastalıklar 21. yüzyılda da korku vermeye devam edecek. Bu ölümcül hastalıklar içinde verem, kanser, Hepatit B ve AİDS başı çekerken, bugün bu hastalıklar yüzünden 5 dakikada bir kişi hayatını kaybediyor.

Daha da kötüsü bu hastalığa yakalan insanlar bazen kendilerini saklayıp başkalarına da bulaştarmaktan çekinmiyor.Yüzyılın ilk yarısında korkulu rüya olan kanser ve veremden sonra, Hepatit B ve asrın son çeyreğinde de AİDS insanlığın karşısına çıktı.

Milyonlarca insanın ölümüne milyar dolarlarla ifade edilen harcamalara ve uzun tedavi dönemlerine rağmen bu amansız hastalıklara henüz çare bulunamadı. Ölümcül olmalarının yanısıra tedavisi çok pahalı olan bu hastalıklar 21. yüzyılın eşiğinde tıp dünyasının başbelası olmaya devam edecek gibi görünüyor.Salgınlar bitmediGeçen yüzyıldaki gibi onbinlerce ölümlere neden olan tifo, frengi, sıtma gibi hastalıklar olmasa bile 21. yüzyılda da salgın hastalıkların devam ettiği görülüyor. Özellikle kış mevsiminde grip nezle gibi salgınlar dünyayı yatağa düşürebiliyor.Teknolojinin ve tıbbın gelişmesi birçok hastalığı önlerken, teknolojinin getirdiği hastalıklar da var. Teknoloji ürünü cihazların yaydığı ultrason, mikrodalga gibi ışınların sebeb olduğu hastalıklar bunların başında geliyor. Teknolojinin getirdiği hastalıkların başında ise stres gibi tarif edilmeyen hastalıklar geliyor.Verem Türkiye'de 1950'lerin korkululu hastalığı verem, tıp teknolojisindeki gelişmelere rağmen öldürmeye devam ediyor. 2 Ocak ta başlayan 53. verem Savaşı e Propaganda haftasında 1,9 milyar insanın verem mikrobu taşıdığı ifade edildi. Önceleri daha çok geri kalmış ülke hastalğı olarak tanımlanan veremin gelişmiş ülkelerde de sıklıkla görülmeye başlaması veremle mücadelenin yeniden ele alınmasına zorunlu hale getirdi. Dünyada her yıl 8 milyon insan vereme yakalınırken 3 milyon kişi de bu hastalık nedeniyle hayatını kaybediyor.Kanser

Hastalıklar içinde 2. ölüm nedeni olan kanser her yıl 7 milyon insanın ölümüne neden oluyor. Yani her 12 dakikada bir kişi kanserden ölüyor. Akciğer ve meme kanseri başta olmak üzere onlarca çeşidi bulunan kanser için henüz çare bulunamadı. Bugün, gelişen tıp dünyasında kanser için kesin tedavi bulunmazken hastalığın kontrolü sağlanabilmekte ve kanserle birlikte hayat devam ettirilmekte.Hepatit B

AİDS'den de tehlikeli olarak görülen Hepatit B'nin dünyada 400 milyon taşıyıcısı olduğu tahmin ediliyor. Başkalarına en kolay bulaşan hastalıklar arasında yer alan Hepatit B her yıl 2 milyon insanın ölümüne neden oluyor. Sayıları 400 milyonu bulan Hepatit B taşıyıcılarının yüzde 35'inin ölüm nedeni Hepatit B sonucu gelişen siroz veya karaciğer kanseri oluyor. Bütün ölüm nedenleri arasında dokuzuncu sırada bulunan Hepatit B'nin Türkiye'de de 4,5 milyon taşıyıcı hastası olduğu tahmin edilmekte ve bunlardan 450-500 bininin kronik Hepatit B hastası olduğu bilinmekte.AİDS1981 yılında Ameraki'da ortaya çıkan hastalık bir anda dünyanın korkulu rüyası oldu. Bir yılda ortalama 6 milyon kişi AİDS'le tanışırken her yıl yaklaşık 4 milyon kişi de bu yüzden öldü. AİDS'in en kötü tarafı ise toplum dışına itilme korkusuyla kendini gizlemesi. Tıp dünyasının da korkulu rüyası haline gelen AİDS için hiçbir tedavi yöntemi bulunamadı. Türkiye'de resmi kayıtlara geçen 928 AİDS hastası bulunurken uzmanlar bu rakamın 50 binden fazla olduğunu dile getiriyor.




AİDS tablosu ürkütüyor

20. yüzyılın son çeyreğinde ortaya çıkan ve asrın vebası olarak tanımlanan AİDS, 20 yılda 14 milyon insanın ölümüne neden oldu. Bugün dünyada 33.4 milyon kişi AİDS'le birlikte yaşıyor ve dakikada 11 kişi HIV virüsüyle enjekte oluyor.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ise, gerçek rakamın açıkalanan rakamlardan 30-50 kat daha fazla olduğunu söylüyor. Dünya Sağlık Örgütü AİDS için bilinçlendirme kampanyasını sürdürürken 1 Aralık Dünya AİDS Günü için "Listen-Learn-Live" "Kulak ver-Öğren- Hayatta kal" sloganını seçti. AİDS hastalığının etkeni olan HIV virüsü bütün dünyada özellikle gençler arasında yayılmasını sürdürüyor. Virüs ile bulaşanların yarısından çoğunu 14-25 yaş arası gençler oluşturuyor.Türkiye'nin AİDS tablosu ise hiç de içaçıcı değil. 1985 yılında 2 kişinin AİDS virüsü taşıdığı Türkiye'de bugün gerçek rakam bilinmiyor. Sağlık Bakanlığı kayıtlarına göre 304'ü AIDS, 624'ü de taşıyıcı olmak üzere toplam 928 HIV/AİDS hastası bulunurken, gerçekte bu rakamın 50 binden fazla olduğu tahmin ediliyor. Tablonun en kötü yanı ise Türkiye'nin, AİDS hastası sayısında yüzde yüzden fazla artış görülen ülkeler arasında bulunması.Sağlık Bakanlığı kayıtlarındaki AİDS hastalarının cinsel tercihlerinin hem bütün dinler tarafından hem de örf ve toplumlar tarafından yasaklanan şekilde olması bu hastaların olum dışına itilmesine neden oluyor. Sağlık Bakanlığı kayıtlarındaki HIV/AİDS hastalarının dağılımı, 430 hetoroseksüel, 84 homoseksüel ve biseksüel, 88 damar içi madde kullanıcısı, 36 kan trasfüzyonu olan kişi, 14 hemofili hastası, 8 anneden çocuğa geçiş ve 261 grubu bilinmeyen şeklinde.Türkiye'deki HIV/AİDS'lilerin yaşa göre dağılımı ise en genç ve üretken olan 15-40 yaşları.Bunlardan 176'sı kadın 529'u erkek. HIV/AİDS'lilerin 776'sı Türk vatandaşı iken, 152'si yabancı uyruklu kişiler. En çok HIV/AİDS'linin yaşadığı illerin sıralaması ise şöyle: İstanbul 327, Ankara 65, İzmir 84, Antalya 23, Bursa 22, Adana 13, İçel11, Trabzon 7, Samsun 7, Eskişehir 5 kişi. AİDS'le Savaşım Derneği Başkanı Prof Dr Enver Tali Çetin: Sağlık Bakanlığı verileri gerçeği tam olarak yansıtmıyor. Bu rakamlar hastanelerde test yaptırarak tespit edilen hastalardır. Ancak AİDS'li olduğunu bildiği halde hastanelere başvurmayanlar olduğu gibi AİDS virüsü kaptığından hiç haberi olmayan insanlar da var. Bu bütün dünyada böyle. Dünya Sağlık Örgütü bu rakamların 50 kat fazlasının baz alınmasını istiyor. Sağlık Bakanlığı Bulaşıcı ve Salgın Hastalıklar Daire Başkanı Nilgün Noyan: Ne yazık ki Türkiye'de AİDS'e bağlı ölümlerin sayısı bilinmiyor. Bugün Türkiye'nin 57 ilinde AİDS virüsü taşıyan insanlara rastlanmıştır. Türkiye'deki sosyal ve ahlaki yapı ile eşlerin birbirine bağlı olması hastalığın yayılmamasındaki en önemli etkendir. AIDS ile mücadelede en etkin yolun, özellikle riskli gruplara yönelik eğitim çalışması yapmaktır. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Bulaşıcı Hastalıklar Şube Müdürü Sermet Erdem: 1985'ten beri AIDS ile mücadele çerçevesinde 2.5 milyon kan örneği inceledik, bunların 554'ünde HIV pozitif tespit ettik. AİDS virüsünün en çok cinsel temasla bulaştığını biliyoruz, bu yüzden cinsellik tabu olmaktan çıkarılmalı ve çocuklara mutlaka cinsel eğitim verilmeli. AİDS virüsünün cinsel ilişkiyle bulaşmasından korunmanın en kolay yolu tek eşlilik ve eşler arasında sadakattir.

HIV/AİDS epidemisinin dünyadaki özeti 1999 HaziranHIV ile yeni enfekte olanlar: Toplam 5,8 milyon, Yetişkinler 5,2 milyon, kadınlar 2,1 milyon, Çocuklar 590 bin (15 yaşından küçükler)HIV/AİDS ile yaşayanlar: Toplam 33,4 milyon, Yetişkinler 32,2 milyon, Kadınlar 13,8 milyon, Çocuklar 510 bin.1998 AİDS ölümleri: Toplam 2,5 milyon, Yetişkinler 2 milyon, Kadınlar 900 bin, Çocuklar 510 bin.AİDS ölümlerinin toplam sayısı: Toplam 13,9 milyon, Yetişkinler 10,7 milyon, Kadınlar 4,7 milyon, Çocuklar 3,2 milyon. (Abdullah DİRİCAN / İstanbul ZAMAN)




Gözünüzü güneşten koruyun

Mayo Clinic tarafından Amerika'da yapılan bir araştırmada güneş gözlüğü kullanımının katarakt riskini yüzde 40 oranında azalttığı ortaya çıktı.Uzmanlar tüarafından 2 bin 500 kişi üzerinde gerçekeşçirdoiği araştırma güneşe uzun süre maruz kalan kişilerde ktarakt riskinin diğer kişelere oranla 2.5-4 kat fazla olduğnu göneş gözlüğü kullanınımın ise hastalık riskini yüzde 40 azalttığını ortaya koydu

.Araştırmayı gerçekleştiren Dr. Cecile Delcourt "Kataraktınız varsa dünyayı buzlu bir pencereden bakar gbi görürsünüz. İlerlemiş vaklarda hastalık körlüğe bile neden olabilir. Katarakt risri çocukluk dönemi dahil bütün yaşam periodunu kapsar. Özellikle fazla güneş ışığınae maruz kalanması katarakta oluşumunu hızlandırır. Araştırmamış güneş gözlügü kullanımasının hastalık riskini azalttığını özellikle posterior subcapsular katarakt türünde riskin yüzde 40a varan oranda düştüığünü göstermiştir.Katarakt

Göz merceğindeki bir takım kimyaal birleşimler sonucu oluştuğu bilinse de kataraktın kesin nedeni hala bulunamamıştır. 60 yaşın üzerindeki her insanın göz merceğinde farklı derecelerde bulutlanma meyda gelse de doğuştan ya da bazı göz rahatsızlıkları sonucu ıortaya çıkan vakalara da rastlanmaktadır. Diabet hastalarında ve fazla ultraviole ışınlarına maruz kalanlarda hastalık riski yüksek olup kalıtsal olarak da görülmektedir.60-69 yaş arası erkeklerin yüzere 99unu kadınların ise yüzde 12sini etkileyen katarakt 80 yaş üzerindeki erkeklerin yüzde 60ı kadınlarda ise yüzde 70inde görülmektedir.



| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul

Tel: +90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: internet@feza.zaman.com.tr

Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.