Yasa üstüne
Büyük sermayeli şirketler, üretimin yani sira spora ve sanata verdikleri destekle öderler topluma olan borçlarini. Firmalara devlet tarafindan, sanata ve spora yatirim yapmaya kalktiklarinda büyük kolayliklar saglanir.
Türkiye'de şirketler, yillik cirolarinin minimum yüzde 10'luk kismini reklama ayirmak durumundadir, imaj ve ürününü pazarlama kaygisindan dolayi. Şirket, direkt olarak bu parayi reklama aktarmak yerine bir spor dalina yönlendirdiginde ise vergi indirimi hakki vardir. Amatör ruh ve parali idarecilerin destegiyle yönetilen Gençlik Kulüpleri'nin maalesef böyle bir şanslari yok. Dev bütçeli firmalara karşi, yel degirmeniyle savaşan Don Kişotlar rolündeki kulüpleri ayakta tutacak tek yol ise sponsorluk yasasindan geçiyor.
Spora yatirim yapan firmanin herhangi bir kulübe finans destegi saglamasina imkan taniyan bu yasa, firmaya tam sahiplik yerine isim hakkini veriyor. Sponsor firma destegini çekmek istediginde kulüp eski ismiyle faaliyetine devam edebilir ve yeni kaynaklar bulabilir.
Bu sistemin en güzel örnekleri Italya'da mevcut. Mesela Bologna şehrinin iki basketbol takimi, yillardir degişik sponsorlarla ayakta dimdik duruyorlar. (PAF, Teamsystem, Kinder gibi) Fakat Türkiye'deki kulüp ve dernekler kanunu mevzuatlari spora destek yerine adeta pranga görevi görüyorlar.
Tofaş bu yapilanma sürecinde kendine yer bulsaydi, firmanin destegini çekmesiyle, oyuncu, teknik heyet ve en önemlisi basketbola gönül vermiş Bursa şehri bundan etkilenmezdi.
s.akcan@zaman.com.tr
Yazarımızın en son yazıları
|