Kime
niyet kime kısmet
Bugünlerde, şimdiye kadar zorunlu hizmetini yapamayan ya da yapmayan öğretmenler pek mutlu. Çünkü Milli Eğitim Bakanlığı, zorunlu hizmetini yapmayan öğretmenlerin yükümlülüğünü kaldırdı. 1990’dan 11 Haziran 2000’e kadar zorunlu hizmeti yapmamak için çeşitli özürlerle ‘kaçan’ öğretmenler böylece kurtulmuş oldu. Yani, ‘Meclis’ten öğrenciler af beklerken, bakanlık öğretmenleri affetti.” gibi bir durum meydana geldi.
Öte yandan Milli Eğitim’in neden öğretmenleri zorunlu illere göndermekten vazgeçtiği sorusu ise çeşitli tartışmalara sebep oluyor. Kimisi, “Bakanlık zaten öğretmeni zorunlu hizmet illerine gönderemiyordu. Her yıl öğretmenlerden bir sürü evrak istiyordu, zorunlu hizmet kaldırılmasaydı da gitmeyeceklerdi. Böylece hem bakanlık hem de öğretmen rahatladı.” derken, kimisi de, “Zorunlu hizmetini yapan öğretmenlerin ne suçu var? Eğer bakanlığın doğuda öğretmene ihtiyacı yoksa, zorunlu hizmet uygulamasını kaldırsın.” görüşünde.
Eğitim muhabirimiz İbrahim Asalıoğlu’na göre, bundan sonra da yeni öğretmen olacakların çoğu zorunlu hizmet bölgelerine gidecek. Size ufak da bir bilgi notu: 1978’de zorunlu hizmet uygulamasını başlatan Milli Eğitim, 1990’da da bir muafiyet getirmiş, 12 yılda zorunlu hizmetini yapmayan yaklaşık 40 bin öğretmeni affetmişti.
Uygulamalı hırsızlık
Son zamanlarda hırsızlar iyice arsızlaştı. Göz göre göre hırsızlık yapanların sayısı artıyor. Bazıları o kadar ileri gitti ki, mesleği sorulunca utanmaz biçimde “hırsızlık” diyebiliyor.
Şanlıurfa’dan Mehmet İrim’in anlattığı hadiseye bakalım:
Güneydoğu illerinde motosiklet hırsızlıkları çoğalınca, karakollara gelen şikâyetler bu yönde yoğunlaşmış. Bir vatandaş, Sanlıurfa Belediye binasının önüne motosikletiyle gelir ve park eder. Tam o sırada yanına yaklaşan bir genç, “Sayın abim, motorunu böyle rastgele parketme. Sonra çalan falan olur!” diye ikaz eder. Vatandaş ise, birkaç dakika içinde işini bitirecektir. Merakla sorar: “Birkaç dakikada motor nasıl çalınır ki?” Genç gelir, “Abicim bak, böyle gelirler, matoru çalıştırırlar...” derken, motora atlayıp kaçar.
Vatandaş da, göz göre göre yapılan motosiklet hırsızlığının ardından şaşkın şaşkın bakakalır.
Maviymiş
Batman’daki trafik ışıklarının rengini tam belirleyememiştik. Noter kanalıyla değilse de, Batmanlıların şahitliğiyle yeşil ışığın olmadığını, yerine mavinin konduğunu öğrendik.
Devletimizin gücünü bir kere daha görmüş olduk. İsterse trafik ışıklarının rengini bile değiştirir.
Uçar gider
En çok otomobil İstanbul’da, diye bilinir ya, yanlış. Aslında adet olarak doğru; ama kişi başına düşen araba açısından yanlış. İstanbul’da her bin kişiden 107 tanesinde araba varken, Ankara’da bu rakam tam tamına 160. Bu alandaki Türkiye rekoru başkentimize ait. Böyle bir rekora sağladıkları muhteşem destek için siyasilerimize teşekkür eder, bizim katkımız olmadığı için de özür dileriz.
Sapanla uçak avlamak
Bugünlerde Batman’dan çok bahsettiğimizin farkındayız. Ne yapalım, hadiseler böyle gelişiyor. Bu haber de atlanacak gibi değil yani:
Mustafa Eranıl’ın haberine göre, Batman’ın Beşiri İlçesi’ne bağlı Danalı Köyü’nde süne ile mücadele için ilaçlama yapan bir uçak, köydeki çocuklar tarafından sapanla atılan bir taş sonucu düşürüldü. Kanat bölümünde meydana gelen hasarla yere çakılan uçak, daha sonra özel bir ekip tarafından tamir edilerek uçuşa devam etti. Olay yerine gelen jandarma, konu hakkında araştırma yaparak sapan kullanarak uçak düşüren çocukların tespitine çalışıyor.
Lolitalar
Medya eğitim işine de el attı. Elite Model Look Turkey 2000 adındaki yarışmaya katılan finalistler arasında ortaokul öğrencilerinin olduğu söyleniyor. Mükremin Albayrak hatırlatıyor: Ufak yaştaki bu çocukları soyup teşhir eden medyamızın işi “ Merdi kıpti şeceat arz ederken sirkatini söylermiş “ atasözüyle ne kadar uyuşuyor.
Hortumcular
Medya “Hortumcu Süleyman” diye isimlendirdiği Süleyman Ulusoy’un üzerine çok gitti. Tabii ki, bir sonuç çıkmayacağı kesin gibi. Bırakın “Hortum Süleyman”ı, memleketi hortumlayan niceleri keyif çatmaya devam ediyor. Onlara da bir şey olmuyor. Medya da az buz hortumcu değildir hani. Her ne kadar tevazu yapıp kabullenmeseler de!
|