GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

www.cihannet.com

27/06/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Medya

 

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Bütün Haberler

Diziler

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Televizyon

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

www.burcfm.com.tr

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim/Künye

Haftanın Anketi

Boray Uras'ın Ankara'ya yürüyüşünün yeni Trafik Yasasının çıkmasına katkısı olur mu?

Evet, olacağı
     kanaatindeyim

Hayır, 
     etkisi olmaz

Kararsız

Önceki Anketler



EKONOMİ 


Doğu’nun kurtuluşu Hayvancılık

Yıllarca süren terörün etkisiyle yatırımların sınırlı kaldığı ve hızlı göçün yaşandığı Doğu' ya artık huzurun hakim olması sebebiyle devletin yeni yatırımlar gerçekleştirmesi, özellikle kalkınmada Doğu'nun can damarı olan hayvancılığa çözüm getirilmesi bekleniyor.
Gizli ancak, çok önemli boyutlarda istihdam sağlayan hayvancılık sektörü, çeşitlli sorunlarla karşı karşıya. Hayvancılık sektörünün yaşadığı sorunların en önemli sonucu ise göç.

Kafkas Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kemal Yılmaz, Doğu' da hayvancılığın hayati bir olay, vazgeçilmez bir unsur olduğunu ve Doğu' da asıl ekonomiyi hayvancılığın oluşturduğuna dikkat çekiyor. Prof. Dr. Yılmaz, hayvancılığın kalkındırılması ve çağın şartlarına uygun yapılması için devletin yeni düzenlemeler yapması gerektiğini dile getiriyor.

Turizm de kazanır

Hayvancılık üzerine önemli çalışmalar yapan Kars Vali Yardımcısı Fatih Kocabaş ise, hazırladığı raporlarında hayvancılık- turizm ilişkisini de ortaya koyuyor. Kocabaş, "Kars ilinin ana ekonomik faaliyeti olan hayvancılık sektörü ile kültür, tarih, dağ, kış ve su kaynakları açısından büyük bir potansiyele sahip olan turizm sektörü arasındaki bağı en çok güçlendirecek olan el sanatlarıdır. Bu amaçla kilim, halı, yün çorap, eldiven, papak, kaşkol vb. ürünlerle deri ürünleri piyasası oluşturularak, hayvancılık sektörünün yan ürünleri turizme hitap eden ürünler haline dünüştürülebilir." şeklinde konuştu.

KASİAD Başkanı Ali Nail Çelik de, İran'da kamplarda barınan PKK'lıların sınırdan Türkiye'ye hayvan girişi yaptıklarını söyledi. Hükümetin piyasadaki dengeyi korumak için buna göz yumuyor olabileceğini dile getiren Ali Nail Çelik, İran'dan girişi yapılan hayvan gelirinin PKK'ya gittiğini, devletin ise, girişlere göz yumduğunu iddia etti.

"Türkiye'de hayvancılık ölmüştür." diyerek gelinen noktayı daha açık bir şekilde vurgulayan Prof. Dr. Erdoğan Finci, et üretiminin çok yetersiz olduğunu, bunun artırılması gerektiğini söyledi.

Rakamlar üzücü

Nüfusun yaklaşık yüzde 78'inin tarımla uğraştığı Kars'ta, 1992 yılında 289 bin 200 baş hayvan olmasına rağmen, 1997 yılında 300 bin baş hayvan bulunuyor. Sektöre desteğin olmaması artış hızını yavaşlattı.

Çözüm önerileri

Kars Ticaret ve Hayvan Borsası Başkanı İsmet Çelik ise, Kars'ta hayvancılık sektörünün korkunç düzeyde gerilediğini belirterek, çözüm için şunları önerdi: "Hayvan sağlığına önem verilmelidir. Bölgede bir veteriner hekime ortalama 50 bin hayvan düşmektedir. Bu çok fazladır, düzeltilmelidir. Bölgede sağlıklı ve yeterli hayvan barınakları oluşturulmalıdır. Tarımsal işletmelerde hayvan mevcudunun artırılması cihetine gidilmelidir. Yerli ırk hayvanlar yerine melezlerin ve kültür ırklarının geliştirilmesi ve sun'î döllenmenin sağlanması gerekiyor. Bölgede yarım kalmış teşvikli entegre tesislerin acilen tamamlanması gerekiyor. Her ilde işleyebilecek hayvan borsası kurulmalıdır. Etkili bir fiyat politikası sayesinde hayvansal ürünlerin üretimi teşvik edilmelidir. Kaba yem üretimi teşvik edilmelidir. Türkiye'de hayvancılık geliştirilmek isteniyorsa, hayvancılık bakanlığı kurulmalıdır. Bölgede hayvansal ürünlere dayalı sanayi geliştirilmelidir." (Orhan KARAKAŞ)




1.437 SSK’lıya 1 yatak

SSK, 45. Genel Kurulu'na hazırlanıyor. Ancak, 32 milyon sigortalının 8,5 milyonunu barındıran İstanbul'da SSK'nın hali içler açısı. Kurum, 27 yılda İstanbul'a sadece 1 hastane yapabilmiş.

Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK), 45 inci Genel Kurulu'na hazırlanırken, 32 milyon sigortalının 8,5 milyonunu barındıran İstanbul'da kurumun hali içler açısı. Uzun bir süredir verdiği hizmetlerin yetersizliği nedeni ile vatandaşların sert tepkilerine maruz kalan Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK)'nun durumu en iyi yansıtan illerin başında da İstanbul geliyor. Türkiye ve SSK'lı nüfusun önemli bir bölümünü barındıran İstanbul'da SSK 27 yılda sadece 1 hastane yapabilme başarısı gösterirken, 1973-1998 yılları arası İstanbul'da aktif sigortalı sayısı ise 546 binden, 1 milyon 574 bine; sağlık hizmetlerinden faydalanan nüfus sayısı ise 1 milyon 903 binden 8 milyon 593 bine yükseldi. Kurum 27 yıldır İstanbul'da sadece prim toplama işi ile uğraşmış.

Yatırım yapılmadı

Konu ile ilgili uzman çevreler, kurumun, İstanbul'da sigortalı sayısı artışına paralel yatırımlarını artırması halinde sıkıntıların çoğunun bugün yaşanmayacağını belirtirken, kurum bunu da başaramayınca işler iyice içinden çıkılmaz bir hal aldı. Bunun yanında 1992 yılından itibaren zarar etmeye başlayan kurum için ayrıca, SSK Sağlık Daire Başkanlığı Haziran 1995 yılında "Mevcut durum, sorunlar ve çözüm önerileri" başlıklı bir rapor hazırlayarak, kurumun İstanbul ve Türkiye genelindeki durumuna dikkat çekti. Ancak, olumsuzlukların artarak devamı ile de kurum, İstanbul'da hastane sayısını sigortalı sayısına paralel artıramadığı gibi, elemansızlık nedeni ile yatak sayısını düşürdü. SSK Sağlık Daire Başkanlığı ve DİE verilerine göre kurumun 1973 yılında İstanbul'da 10 olan hastane sayısını da 1994'te 11'e çıkarırken, aynı dönem içerisinde ise hastane yatak sayısı yüzde 83 artışla 3 bin 825'den 7 bin 16'ya çıkardı. 1998 yılında ise bu sayı 5 bin 980'e düştü.

İstanbul merkez

SSK'nın sorunu sadece İstanbul'daki hastalar ile bitmiyor. Çevre illerden gelen sigortalıları da ayrı bir sorun. İstanbul'daki SSK hastanelerine başvuranların yüzde 20'si "Dış sigortalı".

SSK'nın 1992 yılından itibaren hızla bozulmaya başlayan mali yapısı İstanbul'a da olumsuz yansıdı. Kurum, personel yetersizliği nedeni ile bazı hastanelerde yatak sayısını azaltırken, bazı servislerde de hizmet veremez konuma geldi. Böylece, 1973 yılında 190 bin sigortalıya 1 hastane ve 497 sigortalıya 1 yatak düşerken bu rakamlar 1998 yılında, 781 bin sigortalıya bir hastane ve bin 437 sigortalıya da bir yatak düşer hale geldi.




Otomotivde yeni ittifak

Dünya çapında tanınan Alman otomobil şirketi Daimler-Chrysler ile Güney Kore'deki Hyundai Motor Company arasında ortaklık anlaşması imzalandı.

Merkezi Almanya'nın Stuttgart kentinde bulunan Daimler-Chrysler şirketinden yapılan açıklamada, ortaklık anlaşması çerçevesinde, şirketin 428 milyon dolar karşılığında Hyundai'in yüzde 10'luk hissesine sahip olacağı belirtildi.

Açıklamada 3 önemli alanda işbirliği yapılmasının kararlaştırıldığı vurgulanırken, yarı yarıya iştirak ile yeni kamyonların geliştirileceği, üretileceği ve pazarlanacağı, özel otomobillerin geliştirilmesi ve üretilmesi için ortaklık kurulacağı, ayrıca Daewoo Motor Company şirketi ile de üçlü bir işbirliği için imkanların araştırılacağı kaydedildi.

Daimler-Chrysler Yönetim Kurulu Başkanı Jürgen Schrempp, bu ortaklık sayesinde, Asya'da, ayrıca dünyanın diğer bölgelerinde özel otomobil, kamyon ve otobüs üretimi ile satışı konusunda büyük imkanların doğacağını belirtti.




Tarım sektörü desteksiz olmaz

Tarım İl Müdürlüğü, Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi ve Tarım Araştırmaları Enstitüsü'nün ortaklaşa düzenlediği "Mera ıslahı projelerinin hazırlanması ve uygulanması teknikleri eğitim semineri" dün Erzurum'da başladı.

Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri bölümünde yapılan seminere Tarım İl Müdürü Abdulbaki Şahin, Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Vahap Yağanoğlu ve öğretim üyeleri katıldı. 5 gün sürecek olan seminerde Mera Kanunu hakkında bilgiler verilecek.

Meralara gereken önemin verilmesi gerektiğini ifade eden Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Vahap Yağanoğlu, "Türkiye'nin tarımı ihmal etmesi mümkün değil. Devlet, tarım kendi ayakların üzerinde dursun duramazsa batarsa batsın diyemez. Tarımın desteğe ihtiyacı vardır. Tarıma destek vermeyin diye Avrupa Birliği de, IMF de baskı yapsa devlet tarıma destek vermek zorundadır. Meralara gerekli destek sağlansa Türkiye'nin et üretiminde 2,5 kat, süt ürünlerinin üretiminde ise 5 kat artış sağlanır. Mera alanlarının bulunduğu kırsal alanlarda ortalama gelir 900 doların altındadır. Ne yapıp edip bu oranın Türkiye ortalamasına taşınması gerekir." dedi. (Abdullah ÖZYURT)




ESK’te zorunlu ve ücretler tartışılacak

Toplanması yılan hikayesine dönen Ekonomik ve Sosyal Konsey bugün toplanıyor. Başbakan Bülent Ecevit'in başkanlık etmesi beklenen konseyin toplantısında istikrar paketinin üç yıllık makro değerlendirmesi ile 5 aylık uygulaması ele alınacak.

Toplantıda çalışanların zorunlu tasarrufları ile işçi ve memur ücretleri de tartışılacak.

Başbakan Bülent Ecevit'in başkanlık etmesi beklenen toplantıya Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli, Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan, ekonomiden sorumlu devlet bakanları Tunca Toskay, Recep Önal, Maliye Bakanı Sümer Oral, Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp, Devlet Bakanı Rüştü Kazım Yücelen, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ahmet Kenan Tanrıkulu'nun katılması bekleniyor.

Konsey gündeminde her ne kadar istikrar programının 5 aylık uygulamasının değerlendirileceği belirtilse de, işçi ve işveren temsilcilerinin çalışanların zorunlu tasarruflarıyla, işçi ücretlerinin enflasyona etkisini gündeme getireceği belirtiliyor.

TİSK Genel Sekteri Bülent Pirler, çalışma hayatının istikrar programı içindeki yerini tespit etmeye çalışacaklarını söyleyerek, "Hükümet bu toplantıları destek toplantısına dönüştürmemelidir. Eleştirileri dikkate alarak sorunları masaya yatırarak çözümler bulmalıdır. Hükümetin zorunlu tasarruf sorununu sadece işçilerle oturarak değil, işverenlerle de müzakere ederek çözmesini isteyeceğiz." şeklinde konuştu.

İşçi ücretlerinin enflasyonla mücadele ile ilişkisi olmadığını öne süren Türk-İş Genel Başkanı Bayram Meral ise, "ESK toplantısında ücretlerle enflasyonun ilgisinin olmadığını ortaya koyacağız. Asgari ücretle veya ona yakın bir ücretle çalışan işçilerin enflasyona nasıl bir etkisi olabilir ki?" dedi.

Memurlar tepkili

Memur konfederasyonlarının temsilcileri ise, konsey toplantılarına memur temsilcilerinin çağrılmamasını şöyle yorumladılar:

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Resul Akay: "ESK, toplumun tüm sosyal katmanlarını temsil eden bir uzlaşı yeridir. Kamu görevlilerinin olmadığı ESK tek Türkiye'de var. Bu ESK'ten Türkiye'ye yararlı kararlar çıkmaz. Bu yapılan yasak savmaktır."

KESK Genel Başkanı Siyami Erdem: "ESK hükümetlerin kendi ihtiyaçları doğrultusunda ve gerek gördüklerinde topladıkları bir kurul durumunda. Hükümet bu toplantılarla kendi yaklaşımı, düşüncesi ve kararlarını sendikalar aracılığıyla topluma kabul ettirmeye çalışmaktadır."

Memur-Sen Genel Başkanı Fatih Uğurlu: "Ülke ekonomisinin ve sosyal politikalarının tartışıldığı bir kurulda memur temsilcilerinin olmaması büyük bir eksikliktir. Bir ayağı sakattır. Ekonomik oyalama kurulu olmanın ötesine geçemez." (Şahin Ali ŞEN)




Yabancı yatırımcıya güvence

Yabancı yatırımcılara bilgilendirme turuna çıkan ekonomi bürokratları, "ekonomik performansın aynı şekilde devam edeceği" konusunda yabancılara garanti verdiler.

Hazine Müsteşarı Selçuk Demiralp, Merkez Başkanı Gazi Erçel, Özelleştirme İdaresi Başkanı Uğur Bayar ile İMKB Başkanı Osman Birsen, dört gün süren Avrupa ülkelerindeki yabancı sermayeyi bilgilendirme turunu tamamlayarak Türkiye'ye döndüler.

"Türkiye'ye Yatırım Yapma" konulu bilgilendirme turuna çıkan yetkililerden alınan bilgiye göre, toplantılar çok olumlu geçti. Yetkililer, 21 Haziran'da Frankfurt'ta başlayarak, Milano'da devam eden ve 23 Haziran'da Londra'da sona eren toplantılarda, Türkiye ekonomisindeki son gelişmeleri anlattılar.

Yabancı yatırımcılar ise Türkiye'nin ilk beş aylık performansının "çok iyi" olduğunu belirterek, bu performansın devam edip etmeyeceğini sordular. Yetkililer de, bu performansın aynı şekilde devam edeceğini belirterek bu konuda garanti verdiler.

Yetkililer, yabancı yatırımcıların, "hükümetin kalıcı olup olmadığı ve hükümetin bozulması durumunda programın nasıl etkileneceği" üzerinde yoğunlaşan soruları üzerine, hükümetin devam edeceğini, bu nedenle programın etkilenmeyeceğini de vurguladılar. Toplantılarda, Türkiye'de uygulanan ekonomik program çerçevesinde, piyasa koşullarının yatırıma elverişli hale geldiği ve yatırımcıların orta vadeli yatırımlarda bulunabilecekleri de ifade edildi.




İşadamı demokrasi için de çalışmalı

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) Forum 2000'de konuşan Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, iş aleminin, politikacıların ileri sürdüğü gibi sadece kendi işi ile uğraşmakla yetinmeyerek, demokrasinin pürüzsüz işlemesi için inisiyatif göstermesi gerektiğini bildirdi.

Bülent Eczacıbaşı, Paris'te OECD Bakanlar Konseyi'ne paralel olarak düzenlenen "Yeni Ekonomide İşbirliği Modelleri" başlıklı FORUM 2000 toplantısında bir konuşma yaptı. Eczacıbaşı Holding'den yapılan açıklamaya göre, "Küreselleşme ve Ekonomik Gelişme" konulu oturumda, gelişmekte olan ülkelerin küreselleşmeye uyumunda özel sektörün rolünü anlatan Eczacıbaşı, Türkiye örneğini işlediği konuşmasında, Türkiye'nin ithal ikamesi politikalarından piyasa ekonomisine geçişte yaşadığı sorunlara ve enflasyonun kontrol altına alınmaması yüzünden başlangıçtaki başarı öyküsünün, ekonomik ve politik istikrarsızlığa dönüşmesine değindi.

Bülent Eczacıbaşı, küreselleşmeye uyum sağlamak için gerekli reformların yapılamamasının, bazı toplum kesimlerinin küreselleşme sürecinin gerisinde kalmasına ve önemli toplumsal sorunlara yol açabildiğini belirterek, uyum sürecinde özel kesimin önemli bir rolü bulunduğunu bildirdi.




Mengütürk Nasdaq'ı anlattı

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Muhsin Mengütürk, dünya borsalarının büyük bir hızla entegrasyona gittiği bugünkü ortamda, gelişme potansiyeli taşıyan şirketlere yönelik Türkiye'de kurulacak piyasanın, büyük önem taşıdığını bildirdi.

İktisadi Araştırmalar Vakfı'ınca düzenlenen "Nasdaq Menkul Kıymetler Borsası'nın Faydaları" konulu panelde konuşan Mengütürk, yeni girişimlerin finanse edilebilmesi için likit ikincil piyasaların oluşturulmasının olmazsa olmaz bir ön şart olduğunu söyledi.

ABD'deki Nasdaq piyasasının buna en iyi örnek olduğunu, Nasdaq benzeri oluşumların giderek yaygınlaştığını belirten Mengütürk, Türkiye'de Nasdaq benzeri bir piyasa kurulması yetkisinin SPK'ya verildiği hatırlattı.

Yasanın verdiği görev ile bu piyasanın oluşturulması çalışmalarını yürütürken, dikkat edilmesi gereken çok önemli hususlar bulunduğunu vurgulayan Muhsin Mengütürk, "Sermaye piyasalarına hakim olan teknolojik gelişmeler ile globalizasyon ve deregülasyon trendleri, piyasalarda birleşme zorunluluğunu beraberinde getiriyor. Piyasalar küresel rekabet ortamında varlıklarını sürdürebilmek için yatırımcılara daha düşük maliyetlerle daha yüksek bir likidite sağlamak mecburiyetindedir." dedi.

Bu nedenle, borsalar arasında dünya genelinde yoğun birleşme ve stratejik işbirliği hareketinin dikkat çektiğini kaydeden Mengütürk, Nasdaq'ın dünya üzerinde 24 saat alım satım yapılmasına imkan verecek bir entegre sistemi oluşturmaya çalıştığını kaydetti.

Toplantıya konuk olarak katılan İMKB Başkanı Osman Birsen de, gazetecilere yaptığı açıklamada Nasdaq benzeri piyasanın oluşturulmasına ilişkin çalışmaların büyük hızla devam ettiğini, bu amaçla temmuz sonunda New York'ta Nasdaq Borsası'nı ziyaret edeceklerini bildirdi. Birsen, "Orta Doğu geniş planında yapılacak işbirliğinin hangi şartlara bağlı olduğunu orada tartışacağız." dedi.




Berdan Tekstil hacizden kurtuldu

Egebank'a olan borçları nedeniyle Berdan Tekstil Sanayi ve Ticaret AŞ ve grubundaki firmalar hakkında alınan ihtiyati haciz kararının, yapılan görüşmeler ve ön anlaşmalar nedeniyle uygulanmadığı bildirildi.

Berdan Tekstil, Egebank tarafından şirket ve ortaklardan Muhteşem Ekenler aleyhine haciz kararı aldırıldığına ilişkin basında çıkan haberler üzerine açıklama yaparak, tarafların karşılıklı anlaşması sonucunda haciz işleminin yapılmadığı bildirildi.




POAŞ’ın kredisi Deutsche Bank’tan

Petrol Ofisi'nin (POAŞ) yüzde 51'lik kamu hissesinin blok satış ihalesinde 1,26 milyar dolar ile en yüksek teklifi veren İş Bankası-Doğan Holding ortak girişim grubu, ödemesi gereken asgarî miktarı temin etmek için Deutsche Bank AG ile kredi görüşmesi yapıyor.

Şartnameye göre, yüzde 50-50 bazındaki konsorsiyumun, kendilerine tanınan sürenin 23 Temmuz'da dolmasından önce sözleşmeyi imzalaması ve toplam teklif tutarının en az yüzde 40'ını peşin olarak ödemesi gerekiyor. Geri kalan kısım ise üç yıl içinde eşit taksitte yüzde 15'lik basit faiz uygulamasıyla ödenecek.

Doğan Holding Proje ve Yatırımlar Koordinatörü Yahya Üzdiyen, Reuters'e yaptığı açıklamada "Kredi temini ile ilgili çalışmalarımızı yürütüyoruz. Deutsche Bank ile görüşüyoruz." dedi.

Fakat görüşmelerine konu olan miktarı söylemedi. Asgarî yüzde 40'lık peşin ödeme gereği konsorsiyumun Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'na (ÖİB) sözleşme tarihinde 504 milyon dolar ödemesi gerekiyor. Deutsche Bank'ın, POAŞ'ın 1998'de yapılan ve iptal edilen ilk ihalesini kazanan İşbank-Bayındır-Park-PUİS Grubu'na da kredi vermesi söz konusuydu. Ankara REUTERS




TEDAŞ kaçağa savaş açtı

TEDAŞ, kaçak elektrik kullananlara savaş açarak ağır cezalar kesmeye başladı. TEDAŞ'ın kamu kurum ve özel sektörden yaklaşık 400 trilyon Türk Lirası alacağı bulunuyor.

Kamu kurumları, özel sektör ve konutlardan 400 trilyon TL'yi bulan elektrik alacaklarını tahsil edemeyen TEDAŞ, kaçak elektrik kullananlara savaş açarak ağır cezalar kesmeye başladı.

TEDAŞ Genel Müdür Vekili Osman Nuri Doğan, ZAMAN'a yaptığı açıklamada, iki aydır sürdükleri kaçak elektrik kullananlara ağır para cezası uygulaması çerçevesinde 100 trilyon TL tahsil ettiklerini söyledi. Bunu yeterli bulmadıklarını, yıl sonuna kadar icra uygulamasına devam edeceklerini ifade eden Doğan, yıl sonuna kadar kesecekleri ceza ile birlikte yapacakları tahsilatın 200 trilyon TL'ye ulaşacağını bildirdi. Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerinde kaçak elektrik kullanımının yüzde 47'lere vardığını dile getiren Doğan, enflasyonla mücadele için bu kaçakların bir an önce önlenmesi gerektiğini vurguladı. Doğan, Kaçak oranını yüzde 20,5'ten yüzde 18,05'e düşürmeyi başardıklarını söyledi.

En sabıkalı Gaziantep

Kamu kurumlarından alacaklarını tahsil etmek için cezasız süre vermelerine rağmen pek az kurumun borcunu ödediğini belirten Doğan, TEAŞ, BOTAŞ gibi bakanlık içindeki kurumların borçlarını kendi içlerinde çözümlediklerini kaydetti. Belediyelerin en fazla borcu olanlar arasında yerlerini koruduğunu ifade eden Doğan, 10 trilyonluk borcu ile en sabıkalı belediyenin Gaziantep olduğunu söyledi. Birçok kamu kurumu ve belediye ile mahkemelik olduklarını hatırlatan Doğan, ancak mahkemeler uzun sürdüğünü için alacaklarını tahsilde güçlük seçtiklerini dile getirdi.

IMF ve Dünya Bankası'nın elektrik fiyatlarının artırılması için tavsiyede bulunduğunu ifade eden Doğan, fiyatların artırılmasını TEDAŞ'ın değil elektrik üretiminden zarar eden TEAŞ'ın istediğini savundu. Doğan, "TEAŞ elektriği 3,6 cente mal ediyor: bu rakam özel sektörden alınan elektrikte artıyor. TEDAŞ'ın müşterilerinden tahsil etitği kwh başına 6,4 centden ibaret. Dünya Bankası ve IMF bu rakamın yüzde 7,5'e çıkartılmasını istedi. Ancak zam talebimiz enflasyonla mücadeye programı nedeniyle düşük tutuldu. TEDAŞ az zarar ediyor; ama TEAŞ'ın büyük olan zararı bu elektrik fiyatları ile kapatılamaz." dedi. (Faruk ARSLAN)




Enerjide rüzgâr dönemi

Hazine'nin Akkuyu Nükleer Santrali'ne teminat vermemesinin ardından AB'ye uyum çerçevesinde enerjide rüzgâr dönemi başladı.

Polat Holding Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Polat, Türkiye'nin 26 MW gücünde rüzgâr santrali kurabilecek bir potansiyeli olduğunu belirterek, Türkiye'nin rüzgâra 100 milyar dolar yatırım yapması halinde mevcut enerji ihtiyacının iki katının rüzgârdan sağlanabileceğini söyledi.

Adnan Polat gazetemize yaptığı açıklamada, Hatay, İzmir ve Ege Bölgesi'nde 8 rüzgâr santraline Demirer Holding ile birlikte yatırım yapmayı planladıklarını ifade etti. Polat, "Üç yıldır Türkiye'de araştırma yapıyoruz. Türkiye'ye en yüksek teknolojiyi getireceğiz. Bu konuda büyük bir rekabet var." dedi.

44 santral proje aşamasında

Polat, son üç yılda dünyada rüzgârdan elde edilen enerji payının yüzde 38 arttığını belirterek, "1998'de İzmir'de Çeşme'ye Türkiye'nin ilk nükleer santralini kurduk. Şimdi de Türkiye'nin en büyük rüzgâr santralini 14 milyon dolar harcayarak Bozcaada'ya inşa ettik. Türkiye'nin gerçek rüzgâr potansiyeli 26 bin MW'dir. Finansman bularak bu projeleri yapmaya talibiz." dedi.

Enerji İşleri Genel Müdürü ve Avrupa Rüzgâr Birliği Türkiye Temsilcisi Mustafa Menzilcioğlu da onaylanma aşamasında olan 17 rüzgâr santralinin yapımı ile, 500 MW'lik güç oluşacağını ve 1,5 milyar KWH elektrik üretileceğini söyledi. 44 rüzgâr santralinin proje aşamasında olduğuna dikkat çekti. (Faruk ARSLAN)




Yoksulluk % 20 arttı

Birleşmiş Milletler'in (BM) yoksullukla mücadelede sağlanan ilerlemeleri gözden geçirmek için topladığı 1 haftalık "Dünya Sosyal Kalkınma Zirvesi"nin ilk günü "acz itiraflarıyla" başladı.

1995 yılından bu yana dünyadaki yoksulların sayısının yüzde 20 oranında arttığı ifade edildi.

Danimarka'da 1995 yılında 120 devlet ve hükümet başkanının katılımıyla yapılan ve dünya çapında yoksulluğun azaltılması için iddialı hedefler belirlenen BM konferansında varılan kararların uygulanmasında alınan sonuçları değerlendirmek için yapılan toplantının ilk günü, bu konuda "pek de bir şey yapılmadığı" itiraflarına sahne oldu.

İlk zirvenin ev sahibi Danimarka'nın başbakanı Poul Rasmussen açılışta yaptığı konuşmada, "5 yıl önce verilen sözlerin yerine gelmediğini" belirterek, "çok üzgün olduğunu" söyledi.

Danimarka'da 120 ülke liderinin yoksulluğu azaltmak için görkemli hedefler belirlediği 1995 zirvesinden bu yana geçen 5 yılda kaydedilen elle tutulur sonucun, dünyadaki yoksulların sayısının yüzde 20 artması olduğu belirtiliyor. Siyasi liderlerin yoksulluğu azaltma konusunda görüş birliği sağlamasından önce 1 milyar olan "mutlak sefalet sınırının" altında yaşayan insan sayısının, liderler bu konuda anlaşma sağlayıp "gerekeni yapmaya" başlamadıktan sonra geçen süre zarfında 1 milyar 200 milyona çıktığı kaydediliyor.




Yaramancı: Futbol şirketsiz yürümez

Futbolun artık dernek mantığı ile idare edilemez boyutlara ulaştığını belirten Tezcan Yaramancı, futbol kulüplerinin ayakta kalabilmek için şirketleşmeleri gerektiğini savundu.

Özelleştirme İdaresi eski Başkanı ve Fenerbahçe'nin sonuçsuz kalan şirketleşme projesinin mimarı Tezcan Yaramancı, Galatasaray'ın şirketleşerek en iyisini yaptığını söyledi.

Futbol kulüplerinin artık dernek mantığı ile değil şirket mantığı ile idare edilmeleri gerektiğini savunan Yaramancı, "Kulüplerin en önemli metası futbolcu. Futbolcu alım satımları önemli bir yer tutuyor. Bunu şirket kuralları çerçevesinde yaparlarsa çok da başarılı olurlar." dedi. Türkiye'de şirketleşmenin yanlış anlaşıldığını kaydeden Yaramancı, "Şirketin birtakım yeteneksiz insanların elinde kalacak gibi yanlış kanaatler oluşması bu konuda engel teşkil ediyor. Ama Galatasaray bu konuda olumlu bir adım attı. Takdir ediyorum." dedi.

Yaramancı, FB için çok daha önce konuyla ilgili hazırladığı projesinin genel kurulun engellemesi nedeniyle hayata geçirilemediğini hatırlattı.

Futbolun artık 1920'lerde birtakım görgülü insanların idman yapalım diye sahaya çıkıp oynadıkları bir oyun olmadığını hatırlatan Yaramancı şöyle konuştu: "Futbol bugün beraberinde milyonlarca doları harekete geçiren bir şov artık. Nasıl sinema filmleri, nasıl büyük şovlar para mantığı ile yapılıyor ve bu işler idare ediliyorsa futbolun da bu şekilde yapılması gerekiyor. Kulüpler artık mali bakımdan ayakta kalamaz. Paralı başkan gelsin, paralı yönetimle gitsin mantığı da yürümez. Çünkü o paralı yönetimlerin de boyunu aşacak artık. Dolayısıyla futbol kulüplerinin elinde çok ciddi bir varlık var. O da markaları. Bu markanın da ticarete dönüştürmenin çeşitli yolları var. Mesela bir Manchester United, gayet güzel gösterdi. İngiltere'deki bütün kulüpler şirketleşmiştir.". (Şerif ERDİKİCİ)




İhale Kanunu değişiyor

Halen uygulamada bulunan 2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu değiştiriliyor. Bununla her ihale sonrası ortaya çıkan yolsuzluk söylentilerinin önüne geçilecek.

Toplumun tüm kesimleri tarafından eleştirilen Devlet İhale Kanunu'nun değiştirilmesi için Bayındırlık Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı tarafından yürütülen çalışmalar son aşamaya geldi.

Devlet İhale Kanunu'nda yapılacak değişiklikleri anlatmak amacıyla ortak basın toplantısı düzenleyen Maliye Bakanı Sümer Oral ve Bayındırlık ve İskan Bakanı Koray Aydın, daha şeffaf bir ihale kanunu hazırlandığını ve bu kanun ile yapılacak ihaleler sonucunda kamuoyunun kafasında oluşan kuşkuların giderileceğini belirttiler.

Bayındırlık Bakanı Koray Aydın, uygulamada bulunan 2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu'nun değiştirileceğini hükümete geldiklerinde dillendirdiklerini kaydederek, "Zaman içinde ortaya çıkan bazı tereddüt ve ihtilafların giderilmesi, değişen ve gelişen ihtiyaçlara cevap verilebilmesi ile, ihalelerde açıklık ve rekabetin sağlanması amacıyla; Avrupa Birliği ve uluslararası ihale uygulamalarına paralel bir kanun tasarısı hazırlayarak, 11 Ocak 1999 tarihinde bakanlıklara gönderildi. Daha sonra Maliye Bakanlığı uzmanları ile müşterek kurulan komisyon tarafından hazırlanan kanun tasarısı, bakanlığımızca 27 Nisan 2000 tarihinde bakanlıklar ile ilgili kurum ve kuruluşlara gönderildi." diye konuştu.

Maliye Bakanı Sümer Oral ise, Devlet İhale Kanunu'nda yapılacak değişiklik ile kamuoyunun en fazla önem verdiği konuların başında gelen israfın ve yolsuzluğun önüne geçileceğini, ihalelerin şeffaf hale geleceğini söyledi. Oral, "İhaleleri şeffaf hale getirmek, Dünya Ticaret Örgütü normlarına uygunlaştırmak, rekabeti sağlamak, işleri planlanan zamanda tamamlamak ve günümüze uydurmak için değişiklik yapılacak." diye konuştu.

Maliye Bakanı Oral, TBMM'nin tatil dönüşü ilk ele alacağı kanun tekliflerinden birisinin Devlet İhale Kanunu değişikliği olacağını ve kısa sürede kanunlaştıracağını vurguladı.

Yeni yasa neler getiriyor?

Yasanın kapsamı genişletilerek KİT'ler dahil bütün kamu kurum ve kuruluşları bu yasa kapsamına alınarak bir disiplin sağlanacak.

"Uygulama projesi" olmayan işlerin ihalesi yasaklanıyor.

Birden fazla yılı kapsayan işlerde ihale yapılabilmesi için en az yüzde 20 ödeneğinin bulunması şartı getiriliyor.

İhale Komisyonu dışında komisyon kurulmayacak, ihaleyi, "İhale Komisyonu" sonuçlandıracak.

İhale konusu işler, ihale tarihinden en az 30 gün önce ilan edilecek.

Geçici teminat, teklif edilen bedelin en az yüzde 4'ü, kesin teminat ise ihale bedelinin yüzde 10'u olacak.

Sözleşme devirleri; 3 yıl içinde bir defa yapılacak şekilde sınırlandırılıyor.

İş artışı yüzde 20 ile sınırlandırılıyor, uygulama projesi yapılamayan yapım işlerinde ise bu sınır yüzde 50 olarak benimseniyor. ANKARA / ZAMAN




Arap sermayesine davet

Dış Ticaret Müsteşarı Kürşad Tüzmen, yabancı sermayenin gelişi açısından terörün bahane olmaktan çıktığını bildirdi.

Tüzmen, "Yabancı sermaye girişi açısından Arap ülkelerinin de gelmesini istiyoruz" dedi.

Kürşad Tüzmen, Bilkent Üniversitesi Dış Politika Enstitüsü ile Ürdün Diplomasi Enstitüsü'nün ortaklaşa düzenlediği "Türk—Arap ekonomik işbirliğinin 21. yüzyıldaki yeni vizyonu" konulu toplantıya katılarak, dünyanın gelişmiş ülkelerinin yoğun olarak komşularıyla ticaret yaptıklarına işaret etti.

Arap ülkeleriyle geçmişten gelen kültürel, dinî bağlar bulunduğunu; ancak bu ülkelerle ticarete bakıldığında toplam ticaretin yüzde 3—6 oranında bir payı olduğunu ifade eden Kürşad Tüzmen, "Yakın çevremizi iyi kullanmamız gerekir." dedi. Tüzmen, "Dünyadan artık yabancı sermaye gelmeye hazır. Terör bahane olmaktan çıktı. Türkiye artık istikrarlı bir ülkedir. Dış sermaye için artık hiç bahane kalmadı. Yabancı sermaye girişi açısından Arap ülkelerinin de gelmesini istiyoruz. Bunun için burada bir görüş alış verişi yapabilmek için toplandık." dedi.




VİTRİNDEKİLER

Nivea'dan yeni ürün serisi, Yataş Konya'da, Latif mağazaları hedef büyüttü, Rama'dan yaz pikniği, Volvo hidrolik ekskavatör, Türkiye'de.


<ı> Nivea'dan yeni ürün serisi

Nivea, "Nivea Hair Care Styling" yeni ürün serisini Türk tüketicisine sunuyor. Avrupa'da büyük başarı kazanan Nivea Hair Care Styling serisi, sprey, saç köpüğü, jöle ve form&fix ürünlerden oluşuyor. Seride yer alan tüm ürünler PP ile provitamin B5 içeriyor. Nivea'nın yeni ürün serisi aynı zamanda saçlarda yüzde 100 doğal kalıcılık sağlıyor.

Yataş Konya'da

41. Yataş Home Konya'da açılıyor. Statü AŞ tarafından açılacak olan 4 bin metrekare üzerine kurulu Yataş Home, ev tekstili ve mobilya konusunda ihtiyaç duyabileceğiniz her şeyi Yataş kalitesi ile Konyalı tüketicilerin hizmetine sunuyor.

Latif mağazaları hedef büyüttü

Türkiye genelinde 20 civarında şubesi bulunan Latif AŞ mağazalar zinciri Türkiye'nin her yerinde şubesini açarak müşterilerine ulaşmayı hedefliyor. Uzun yıllar Türkiye'de halı pazarlamasında öncülük eden Latif AŞ mağazaları 1997 yılında yeniden yapılanarak ürün yelpazesini genişletip mobilya grubu, koltuk takımı, uyku seti, yatak, battaniye ve ev eşyalarında hizmet vermeye başladı. Bolu merkezli Latif AŞ Mağazaları Yönetim Kurulu Başkanı Latif Yıldız, Türkiye'nin her tarafına aynı hizmet kalitesini götürmeyi hedeflediklerini söyledi.

Rama'dan yaz pikniği

Rama, 4,5 metre boyu ile Türkiye'nin en büyük ekmeğinin de sunulduğu Rama pikniğini, Maslak Park Orman'da gerçekleştirdi. Rama tüketicilerinin aileleri ile birlikte katıldığı Rama pikniğinde, halat çekme, çuvalla yürüme, gözü kapalı ekmeğe margarin sürme, tekerleme gibi değişik yarışmalar düzenlendi. Programda Türkiye'nin en büyük ekmeği olan dev Rama ekmeği de Rama margarini ile davetliler tarafından yenildi.

Volvo hidrolik ekskavatör, Türkiye'de

Volvo, tüm dünyayla aynı anda Volvo hidrolik ekskavatörleri, Türk iş ve inşaat pazarına sundu. Volvo, geçtiğimiz yıllarda Samsung iş makinelerini satın almıştı. Yeni Volvo ekskavatörler, Samsung ekskavatörlerin teknolojisi ile Volvo'nun kalite, güvenirlilik, çevreye ve insana saygı ilkeleri doğrultusunda uygulamış olduğu yeniliklerin bir ürünü olarak lanse edildi.




Levi’s blucinleri gözden düştü

Bir zamanların en ünlü blucin markası olan "Levi's"ın gözden düştüğü ve firmanın son zamanlarda önemli çapta işçi çıkartarak küçüldüğü bildirildi.

Düşüşü 1996 yılında başlayan Levi's, 1997 yılında 11, 1998'de 6 ve 1999 yılında ise 12 fabrikasını kapatarak 18 bin 580 işçiyi işten çıkardı. Şirketin halen dünya çapında 21 fabrikası bulunuyor. Bu fabrikalarda toplam 19 bin işçi çalışıyor.



| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.