 Şifrelerimiz çözüldü
İnsanın DNA şifresinin yüzde 97'sinin çözüldüğü resmen açıklandı. DNA'larla hastalıkların tedavisi ve insan ömrünün uzatılmasına artık çok az kaldı.
İngiliz ve Amerikalı bilim adamlarının insan vücudunun gen haritasını çözdüğüne dair açıklama, araştırmanın İngiltere ayağını gerçekleştiren Sanger adlı Genetik Araştırmalar Merkezi ve araştırmalara katkıda bulunan Wellcome Vakfı tarafından yapıldı.
Londra'da yapılan açıklamalar, 16 ayrı merkezde yürütülen araştırmaların, insan genlerinin yüzde 97'sinin çözüldüğüne ve bu genlerin yüzde 85'inin de doğru şekilde sıralandığına işaret ediyor.
Bulguların kanser ve kalp hastalıkları başta olmak üzere çeşitli hastalıkların tedavisinde çığır açacağına dikkat çeken uzmanlar, gelişmeleri insanlık tarihinin en önemli devrimlerinden biri olarak tanımlıyor. Sanger'in araştırmalarına 210 milyon sterlin tutarında katkıda bulunan Wellcome Vakfı Başkanı Dr. Michael Dexter, "İnsanın gen haritasını çözmek Ay'a gitmekten de tekerleğin icadından da önemli bir gelişmedir." dedi.
Hastalıkların tedavisi yolda
Dr. Dexter, insanın gen haritasının çözülmesiyle insanlığın bir gecede bütün hastalıklara çare bulmasının beklenemeyeceğini; ancak pek çok hastalığın tedavisiyle ilgili gelişmelerin sırada olduğunu vurgularken, genlerin sıralanmasıyla ilgili bilgilerin bilim adamlarına hangi hastalıktan hangi genin hatasının sorumlu olduğunu öğrenme imkânı sunacağını hatırlattı. Dexter, böylece kanserden kalp hastalıklarına kadar geniş yelpazedeki pek çok hastalığın önlenmesinin mümkün olabileceğini anlattı. İngiliz bilim adamlarının yaptıkları açıklamalar sırasında söz alan Sanger Genetik Araştırmalar Merkezi bilim adamlarından Dr. John Sulston ise, İngiliz bilim ekibinin genlerin üçte birinin sıralanmasını başardığını ve Amerikalı meslektaşlarıyla birlikte sonuca büyük katkı sağladıklarını anlattı.
Aynı babanın çocuklarıyız
Amerikan ve İngiliz bilim adamlarının yaptıkları araştırmalar, insanların genetik açıdan yüzde 99,8 oranında birbirlerine benzediklerini ve farklılıkları da geriye kalan binde 2 oranının belirlediğini ortaya koyuyor. Bilim adamları, hedefin tamamlanması için çalışmaların süreceğini ifade ettiler. Ayrıntılı çalışmalar en az iki yıl daha sürecek. Amaç, buluşu oluşturan bilgilerin arasındaki boşlukları daha sağlam şekilde doldurmak ve "altın" değerinde bir gen dizimini ortaya koymak. Londra
Gel de ALLAH deme
Gen haritasıyla ilgili bilgiler, Yaradan'ın ne büyük bir ilim hazinesine sahip olduğunu bir kez daha ortaya koydu. İşte genlerle ilgili dudak uçuklatıcı bilgiler:
İnsanın gen sıralamasıyla ilgili bilgileri içeren kitaplar üst üste konduğunda 70 metreyi buluyor.
Bir kişi gününün her saniyesini gen haritasının bir harfini ezberlemekle geçirse bile gen bilgilerinin tümünü ezberlemek için yüz yıl zaman gerek.
Dakikada 60 kelime yazan bir kişi günde sekiz saat çalışarak gen haritasını ancak 50 yılda daktilo edebilir.
İnsanın her bir hücresinde 0.0001 santimlik bir yapının içinde yaklaşık 2 metre uzunluğunda DNA sıkıştırılmış vaziyette. Her hücredeki DNA kodu içinde 3 milyar gen harfi var. İnsan vücudundaki hücre sayısı ise 100 trilyon.
İnsanlar arasındaki farklar genlerdeki sadece binde 2'lik farktan kaynaklanıyor.
Gen haritası insanı oluşturan kodlanmış emirler dizisinin toplu listesinden başka bir şey değil ve DNA alfabesi A, C, G ve T harflerinden oluşuyor.
Bu harflerin dizilişi aynen yan yana gelen harflerin bir kelimeyi oluşturması gibi gen kodlarını meydana getiriyor.
Amerikan ve İngiliz bilim adamları, araştırmaları boyunca her saniye 12 bin DNA harfini deşifre ettiler.
İnsan-fare tartışması
Uzmanlar, fare gen haritasının piyasa değerinin 7 milyar dolar olduğunu belirtirken, insan gen haritasının çözümünde önemli rol alan "Celara Genomic" adı şirket, fare genlerinin de haritasını çıkarttı.
Şirket yetkilisi Samuel Broder, fare gen haritası bilinmeden insan gen haritasının bir işe yaramayacağını öne sürerek, insan ve fare genlerinin birbirine çok benzediğini, ancak parçacıkların (junk) tamamen farklı olduğunu söyledi. Bilim adamları, insan ve fare genlerinin nerede aynı sırayı takip ettiğini ortaya çıkarmaya çalışıyor. Hükümet tarafından geliştirildiği için incelemeye açık olan insan gen haritasının aksine, fare haritasının serbestçe elde edilemeyeceği bildiriliyor. Uzmanlar, genlerin hangi görevi yerine getirdiğini anlayabilmek için insan üzerinde deney yapılamayacağından, fareler üzerinde deney yapılması gerektiğini, bu açıdan fare gen haritasının büyük değer taşıdığını ifade ediyorlar. New York
Erkaya defnedildi
E. Ora. Erkaya, İstanbul'da toprağa verildi. Bazı gazeteciler cenazeye alınmadı. Genelkurmay, Erkaya ile ilgili haberler konusunda sert bir açıklama yaptı.
Cumartesi günü hayatını kaybeden Deniz Kuvvetleri eski Komutanı emekli Oramiral Güven Erkaya'nın cenazesi, Levent Afet Yolal Camii'nde kılınan ikindi namazından sonra Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi. Erkaya'nın cenaze namazı öncesinde çevrede geniş güvenlik önlemleri alan asker ve polis, cenaze namazına askeri kimliği olanlar, işadamları ve oda başkanlarını aldı. Cenaze törenini izlemek için gelen medya mensuplarından, Akit, Yeni Şafak, Milli Gazete, Zaman, STV ve Kanal 7 muhabirleri kimlik kontrolü sonrasında camiye alınmadı. Bu arada cenazeye gelen Deniz Ticaret Odası Başkanı Cengiz Kaptanoğlu'nu tanımayan görevli, Kaptanoğlu'na ilk önce içeri giremeyeceğini söyledi. Bunun üzerine Kaptanoğlu, kimliğini göstererek içeri girebildi. Öte yandan, bir askeri görevli de sivil olduğu ve askeri kimliğini evinde unuttuğu için içeri alınmadı.
Genelkurmay'dan açıklama
Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterliği, emekli oramiral Erkaya'nın vefatı üzerine bazı basın yayın organlarında çıkan haberlere ilişkin olarak yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, şöyle denildi: "Vatandaşlarımızın kutsal dinî inançlarını ve duygularını istismar eden ve bundan büyük maddi çıkarlar sağlayan bu çarpık zihniyet sahiplerinin geçmişte olduğu gibi bugün de laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'nin dinî esaslara dayalı bir devlete dönüştürülmesinin en büyük engeli olarak gördükleri Türk Silahlı Kuvvetleri'ne karşı kin kusmaya, haince ve yalanlarla dolu propagandalarına devam etmektedirler. Amaçları milletimizin Türk Silahlı Kuvvetleri'ne duyduğu sevgiyi ve güveni zedelemek olan bu çevrelerin girişimleri beyhude gayretlerdir. Yüce milletimiz bunu değerlendirecek sağduyuya sahiptir. Bu çarpık zihniyet sahiplerinin ülkemizde dinî esaslara dayalı bir devlet kurmak maksadıyla yaptığı girişimlerin, yüce milletimizin ve onun ayrılmaz bir parçası olan Silahlı Kuvvetlerimizin sağduyusu ve kararlı tutumu karşısında hiçbir zaman başarılı olması mümkün değildir.
Bütün ömrünü Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda vatanına ve milletine adamış olan seçkin insan ve değerli komutan emekli oramiral Güven Erkaya'nın vefatı üzerine bu çevrelerin kinlerini kusmalarının ve sevinç çığlıkları atmalarının sebepleri de herkes tarafından bilinmektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yaptığı bütün faaliyetlerde ve aldığı kararlarda devamlılık ve bütünlük temel prensiptir. Yapılan faaliyetler ve alınan kararları, kişi veya kişileri bağlamak gibi bir düşüncenin ne kadar yanlış ve maksatlı olduğu çok açık iken Türk Silahlı Kuvvetleri içine nifak sokmak isteyen çarpık zihniyet sahiplerinin bu gayretleri yüce ulusumuz tarafından esefle izlenmektedir."
ORAMİRAL'E BÜYÜK İLGİ
Erkaya'nın cenazesine askeri erkan büyük ilgi gösterdi. Emekli Oramiral Vural Beyazıt, Erkaya hakkında çıkan yazıları nasıl karşılıyorsunuz?" şeklindeki soru üzerine, "Onlar dinci basın değil, onlar ahlaksız basın. Dinin bununla ilgisi yok, dinin iftirayla ilgisi yok. Güven Erkaya, Kur'an-ı Kerim'i onların bir çoğundan daha iyi bilirdi ve tefsir ederdi. Orucunu tutar, namazını kılardı." dedi. (İstanbul ZAMAN)
Görüşmediğim yerel basın kalmadı
Türkiye'yi karış karış dolaşan Dr. Wulf Schönbohm, yerel basının demokrasinin kurumlaşmasında etkin rol üstlendiğini belirterek, 'Yerel basının güçlü olmaması, vatandaşın sesini duyurmasını engelliyor.' dedi.
Almanya'da Hıristiyan Demokrat hareketin ilkelerine bağlı olarak etkinliklerini sürdüren Konrad Adenauer Vakfı Türkiye Temsilcisi Dr. Wulf Schönbohm, gelişmekte olan ülkelerdeki demokrasi anlayışını kurumlaştırma çabasında olduklarını söyledi. Türkiye'nin güçlenmekte olan ülkeler arasında olduğunu belirten Schönbohm, Konrad Vakfı'nın faaliyetlerinin Türkiye'nin AB'ye uyum sürecine katkısı olacağını ifade ederek, "Türk NGO'ları ile çalışıyoruz; çünkü amaçlarımız aynı. Onlarla bir problemimiz yok." diye konuştu. Vakıf olarak gittikleri her bölgede seminerler düzenlediklerini ve yerel basın kuruluşları, meslek örgütleri, belediye başkanları ve valiler gibi kişi ve kurumları ziyaret ettiklerini belirten Schönbohm, son olarak Batman'a gittiğini ve ildeki yerel basın kuruluşları ile çok verimli görüşmeler yaptıklarını ifade etti.
İmkânlar artırılmalı
Türkiye'deki bütün yerel gazetecilerle görüştüğünü söyleyen Schönbohm, bunlar arasında baskı adedi, 500 ile 2000 arasında olan en küçük medya kurumlarının da olduğunu vurguladı. Türkiye'de yerel basını öne çıkartmak ve onların imkanlarını geliştirmek için çaba sarf ettiklerini sözlerine ekleyen Schönbohm, "Çünkü yerel basın demokrasinin güçlenip kurumlaşmasında çok önemli bir rol üstleniyor. Bunun dışında Anadolu insanının sorunlarını ve dertlerini anlatabileceği kurumlar da yine yerel basın. Yerel basının güçlü olmaması, vatandaşın kendi sorunlarını öğrenmesi ve sesini duyurmasını engelliyor." dedi. Yerel basının en büyük sorununun finansman olduğunu dile getiren Schönbohm, ulusal basına devlet tarafından tanınan imkanların yerel basına tanınmadığını kaydetti. (Zafer ÖZCAN)
Kanal 7 Yurt Haber editörüne saldırı
Sarıyer Nufüs Müdürlüğü'ne nufüs cüzdanı yenilemek için giden Kanal 7 Yurt Haberler Editörü Yaşar İliksiz iki memur tarafından dövüldü.
Sabah saat 09:00 sıralarında nüfus müdürlüğüne gidin İliksiz, önce nufus müdürlüğünde bulunan bayan bir memurla tartıştı. İliksiz ile bayan nüfus memurunun tartışmasının arasına giren iki erkek mumur, İliksiz'i vatandaşların ortasında tekme tokat dövdüler. Olaydan sonra hastaneye kaldırılan İliksiz'in ilk muayinesinde burnunun kırıldığı ve suratında darp izleri tespit edildi.
İliksiz yapılan tedavsinini ardından burnu bandajlı şekilde
Sarıyer İlçe Emniyet Müdürlüğü Merkez karakolune giderek suç duyurusunda bulundu. Polis Jet–Pa'nın evraklarını inceliyor. İstanbul CHA
Polis Jet-Pa’nın evraklarını inceliyor
İstanbul Mali Şube Müdürlüğü ekipleri, Jetpa Holding'in Güneşli'deki merkezinde firmaya ait çok sayıda evraka incelenmek üzere el koydu.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatı üzerine harekete geçen Mali Şube Müdürlüğü ekipleri, akşam saatlerinde Jetpa Holding'in Güneşli'deki merkezine geldiler. Polis burada şirketin çok sayıda evrakı ile bazı bilgisayar kayıtlarına el koyarak Emniyet Müdürlüğü'nün Vatan Caddesi'ndeki binasına götürdü.
'İşkenceyi Önleme Komitesi'
TBMM İnsan Hakları Komisyonu'nun raporu ile tekrar gündeme gelen işkence konusunda bir adım da Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) tarafından atıldı.
İşkence ve kötü muameleye maruz kalanların yararlanması amacıyla Avrupa İşkenceyi Önleme Sözleşmesi'ne de uygun olarak bir 'İşkenceyi Önleme Ulusal Komitesi' kurulmasını öneren TİHV, söz konusu komite kuruluncaya kadar da 'İşkence Üst Kurulu' oluşturulmasını istedi. İşkence gören kişilerin yardımları alacakları resmî ya da gayri resmî kuruluşu seçmekte serbest olması ve masrafların oluşturulacak bir fondan karşılanması gerektiğini kaydeden TİHV, harcamaların ise yargı kararı sonucunda sorumlulara rücu edilmesini önerdi.
Çalışmalar işkencenin kanıtı
Komitenin işkence ve kötü muameleye elverişli durumları, zamanında haber alarak müdahale etmeyi ve önlemeyi sağlayacak donanım ve yetkilere sahip olması gerektiği ifade edildi. Komitenin ayrıca, belirli görevlilerin mahkeme kararına kadar görevden alınmasını talep edebileceği ve görevliler ya da mağdurlar adına dava açtırma ve diğer davalarda da müdahil olma yetkilerine sahip olması gerektiği belirtildi.
Bu arada TİHV Genel Başkanı Yavuz Önen, TİHV'nin yıllardır kesintisiz olarak işkence tedavisi yapmasının Türkiye'de işkencenin sistematik ve kurumsal olarak yapıldığının bir kanıtı olduğunu söyledi. Sema Pişkinsüt başkanlığında hazırlanan raporun hem kamuoyuna hem de kendilerine umut verdiğini belirten Önen, "Halen bu alanda yaprak kıpırdamamaktadır. İşkenceciler dokunulmazlıkları ile yaşamaya devam etmektedirler. " diye konuştu. (Emine DOLMACI)
Valiler 'köye dönüş' için toplanıyor
Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde PKK tehdidinden dolayı köylerini boşaltarak büyük şehirlere göç eden aileler, yıllar sonra köylerine geri dönmeye başladı.
İçişleri Bakanlığı da söz konusu proje kapsamında kendisine düşen sorumluluklarını yerine getirmek için bölge valilerini bir araya topluyor. İçişleri Bakanı Tantan'ın valiler toplantısı ile bölge sorunlarının çözümüne ilişkin alınan tedbirleri tartışmaya açacağı bildirildi. Toplantıya bakanlık üst düzey yöneticilerinin yanı sıra Olağanüstü Hal Bölge Valisi ile Diyarbakır, Hakkari, Şırnak, Tunceli, Van, Batman, Bingöl, Bitlis, Mardin, Muş, Siirt valileri de katılacak. (Sedat GÜNEÇ)
Eroine topyekün savaş
BM öncülüğünde Antalya'da yapılan toplantıda, uyuşturucu üretiminin artan tehdidine karşı ortak mücadele mesajı verildi.
Bölgedeki uyuşturucu sorununu tartışmak üzere Antalya'da yapılan BM Yakın ve Orta Doğu'da Yasa Dışı Uyuşturucu Trafiği ve İlgili Sorunlar Alt Komisyonu Toplantısı'nda, uluslararası uyuşturucu ticaretinin Avrupa başta olmak üzere özellikle Türkiye'yi tehdit eder boyutlara ulaştığına dikkat çekildi.
Türkiye köprü
Dedeman Otel'de gerçekleştirilen toplantıda konuşan emekli Büyükelçi Nüzhet Kandemir, Afganistan'da rekor seviyeye ulaşan afyon üretiminin oluşturduğu tehlikeye dikkati çekerek, bu durumun Türkiye'yi iki açıdan ilgilendirdiğini belirtti. Kandemir, Afganistan'da eroin imal edilmeye başlandığı için Batı ülkelerinden Afganistan'a gidecek asit anhidrit ile Afganistan'da üretilen eroinin Batı'ya sevkinde Türkiye'nin köprü olarak kullanılacağını kaydetti. Kandemir, bu yasa dışı ve iki yönlü trafiğin durdurulabilmesi için uluslararası dayanışmaya ihtiyaç bulunduğundan da söz etti. Toplantıda söz alan ülke ve kuruluş temsilcileri de, uyuşturucu kaçakçılığının merkezinin Orta Asya olduğunu ve Avrupa ülkelerine giden uyuşturucunun yüzde 60–80 oranında Orta Asya'dan geçtiğini belirttiler.
'Kırmızı alârm' çağrısı
Toplantının renkli ismi BM Genel Sekreter Yardımcısı Pino Arlacchi, bölgede uyuşturucu imali ve kaçakçılığı konusunda tehlike çanları çalmaya başladığına işaret ederek, bölge ülkelerinin uyuşturucuyla mücadele için "kırmızı alarm" vermesi gerektiğini anlattı. Afganistan'da artık eroin üretilebildiğine de dikkati çeken Arlacchi, "Eroin üretimine de başlayan Afganistan'da yıllık afyon üretimi 4 bin 600 tona ulaştı. Bu durum önemli bir tehlike arzediyor." dedi.
Çiftçiler örgütlere bağımlı
Arlacchi, şiddet ile uyuşturucunun yan yana yol aldığını da ifade ederek, afyon üretimini kabul eden çiftçilerin yasa dışı örgütlere bağımlı hale geldiğini belirtti. Arlacchi, uyuşturucu üretimi ve ticaretinden elde edilen gelirin dünyanın çeşitli bölgelerindeki çatışmalar için silah alımında kullanıldığını kaydetti.
İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Saim Çotur da konuşmasında, "Yolsuzluk ve kara parayla mücadelede elde edilecek başarı, uyuşturucuyla mücadelenin de başarısını artıracaktır." dedi. (Birol AYDIN)
Uyuşturucuda BM işbirliği
Uyuşturucu ve Örgütlü Suçla Mücadele Uluslararası Türk Akademisi (TODAC)'ın kuruluş ve çalışmalarına ilişkin protokol İçişleri Bakanı Sadettin Tantan ile Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreter Yardımcısı ve Uyuşturucu Kontrol Programı İcra Direktörü Pino Arlacchi arasında imzalandı.
TODAC ile PKK'nın uyuşturucu ticaretinden elde ettiği kaynakların önüne geçilmesi hadefleniyor.
Türk yetkililerden PKK'nın uyuşturucu ticareti ile ilgli ayrıntılı rapor istediklerini belirten Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreter Yardımcısı Pino Arlacchi, ''Bu raporlar BM'ye üye ülkelere dağıtılacak. Öncelikle uyuşturucu haritası çıkarmak istiyoruz. Daha sonra ise müdahale gelecek.'' dedi.
Polis Akademisi'nde faaliyette bulunacak TODAC'ta Birleşmiş Milletler'e üye ülkelerle bilgi alışverişinde bulunulacak ve kanun uygulayıcıların uyuşturucu kaçakçılığı konusunda eğilmeleri sağlanacak.
Polis Akademisi'ndeki imza töreninde konuşan İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, sınır aşan organize suç örgütleri ile yasadışı uyuşturucu ticaretinin birbiri ile bağlantılı olduğuna dikkat çekti. Türkiye'nin coğrafi açıdan stratejik konumu olduğunu belirten Tantan, 1990'lı yıllardan bu yana uyuşturucu kaçakçılığında önemli başarılar elde edildiğini söyledi. TODAC'ta kanun uygulayıcılara uyuşturucu kaçakçılığı konusunda eğitim verileceğini ve TODAC'ın Birleşmiş Milletler'le işbirliği için zemin hazırlayacağını ifade eden Tantan, TODAC'ın eğitim giderlerinin Birleşmiş Milletler'ce, bina giderlerinin ise Türkiye tarafından karşılandığını kaydetti. Tantan, bina giderleri için Türkiye'nin 2 milyon 830 bin dolar, Birleşmiş Milletler'in de eğitim giderleri için, 3 yıl için 2 milyon 500 bin dolar kaynak ayırdığını söyledi. (Sedat GÜNENÇ)
Başörtüsü sorunu yokmuş!
TBMM YÖK Araştırma Komisyonu'nun aylar süren çalışmaları sonucunda ortaya konulan ''Üniversitelerde okuyan öğrenciler açısından sorun olmaya devam eden başörtüsü konusunun çözüm yolları mevcut iken çözümsüzlük yöntemlerinin benimsenip uygulanmaması dikkat çekici bulunmuştur.'' gerçeğine DSP'den itiraz geldi.
Bir cümleye sayfalar dolusu itiraz
Komisyonun DSP'li üyeleri nihai rapora katılmadıklarını 80 sayfalık şerhle ortaya koydular. Komisyonun, birkaç cümle ile ifade ettiği ''başörtüsü sorunu''na ilişkin tespitlere DSP'den birkaç sayfalık itiraz geldi. Şerhte, ''Danıştay'ın kararlarının bu konuda tartışmaları kapatmasına ve komisyon çalışmaları sırasında kılık–kıyafet gündemde değilken, ''dikkat çekici bulunmuştur'' ifadelerin yer aldığı bölüm, Atatürkçü laik–demokratik öğretim üyelerine karşı mücadele veren şeriatçı kesimleri yüreklendirmektedir.'' denildi. Üniversitede bayanların özel yaşamlarındaki kılık–kıyafetlerine müdahale edildiğini dair bir bulguya rastlanılmadığının da savunulduğu muhalefet şerhinde, ''başörtüsü sorunu''nun raporda yer almasına şu cümlelerle karşı çıkıldı: ''Bu ifadeler kasıtlı olarak rapora sokularak bu kesimlerin gizli emellerinde bir done olarak kullanmaları sağlanmıştır.''
Gerçek belge yokmuş
DSP'lilerin şerhinde, başta YÖK Başkanı Kemal Gürüz ve İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu olmak üzere suç duyurusunda bulunulan kişiler tek tek ''teknik'' bir dille savunuldu. MHP ve FP'li komisyon üyelerinin çoğunluk görüşü olarak benimsenen rapordaki iddiaların gerçek belgelere dayanmadığı da ileri sürüldü. Şerhte ayrıca, YÖK Kanunu'nun gözden geçirilmesi ve üniversitelerin her bakımdan daha özerk hale getirilmesi önerildi. DSP'liler, komisyon raporunda eleştirilen vakıf–üniversite ilişkilerini de sorgularken, ''Vakıflar, üniversitelere kaynak aktaran kurumlar haline gelmiştir.'' sözleriyle MHP ve FP'lilerin düşüncelerine karşı çıktılar.
Bu arada, rapora kısa bir muhalefet şerhi yazan ANAP'lı Salih Yıldırım ise raporun ''hukuki dayanağının bulunmadığı'' iddiasında bulundu. (Süleyman KURT)
Hizbulvahşet bitmedi
Gaziantep Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Terörle Mücadele Şubesi ekiplerince yapılan araştırmada, Yeşilevler mahallesi 99 nolu sokak no: 24'te yapılan kazı çalışması sonucu terör örgütü Hizbullah'a ait olan bir ceset daha bulundu.
TEM ekiplerinin ve iki belediye işçisinin birlikte geldikleri Yeşilevler mahallesindeki evin girişinde garaj olarak kullanılan merdiven altındaki kazı çalışması Savcı Hüseyin Hüsküloğlu nezaretinde yapıldı. Yaklaşık 2 saat süren kazı çalışması sonucu çıkan cesetin bundan 1,5 yıl önce kaybolan 35 yaşındaki Batman'da esnaflık yapan Abdullah Tunç'a ait olduğu belirtildi. Tunç'un örgüte ihanet ettiği gerekçesiyle bundan yaklaşık 7 ay önce öldürülerek evin altındaki garaj bölümüne elleri, ayakları arkadan ve boğazından telle bağlanarak bir çulav içinde toprağa gömülmüş. Savcı Hüsküloğlu soruşturmanın çok yönlü devam ettiğini ve böyle bir yöntemle daha önce hiç karşılaşmadıklarını da sözlerine ekledi. Ahmet ÖZDEMİR / Gaziantep
MGK Van'da OHAL'i kaldırdı
MGK, 30 Temmuz 2000 tarihinden geçerli olmak üzere Van'da olağanüstü halin kaldırılarak, bu ilin mücavir iller kapsamına alınmasını uygun buldu.
Toplantıda ayrıca Kıbrıs'taki son gelişmeler değerlendirildi. Yaklaşık 4 buçuk saat süren toplantının ardından MGK Genel Sekreterliği'nden yapılan açıklamada, ülke güvenliğini ilgilendiren iç ve dış olaylardaki gelişmelerin gözden geçirildiği belirtildi. Açıklamada şöyle dendi: "Devletimizin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, demokratik, laik ve sosyal hukuk düzenine, milli ve manevi değerlerimize yönelik yasa dışı irticai ve bölücü faaliyetlerle organize suç örgütlerine karşı yürütülen mücadelenin sürdürülmesi kararlaştırılmıştır. Bu çerçevede, 30 Temmuz 2000 tarihinden geçerli olmak üzere Van ilinde olağanüstü halin kaldırılması uygun bulunmuştur." MGK'dan ayrıca, üçüncü turu başlayacak Kıbrıs barış görüşmelerinde aracılı görüşmeleri zorlaştıran bir gelişme olarak değerlendiren MGK, KKTC' nin bu husustaki yaklaşımlarını destekleme kararı aldı. MGK, 30 Temmuz 2000 tarihinden geçerli olmak üzere Van'da olağanüstü halin kaldırılarak, bu ilin mücavir iller kapsamına alınması kararı ilde sevinçle karşılandı. Haberi, kentte bayram havası yaşattı. Ankara ZAMAN
Özgürlükler korunsun
Aralarında öğretim üyesi, hukukçu ve yazarların da bulunduğu 23 kişi, mevcut anayasanın temel hak ve özgürlükleri kısıtladığını belirterek kendi tekliflerini açıkladılar.
1982 Anayasası'nın 'temel hak ve özgürlüklerin nasıl sınırlanacağını' gösterdiğini belirten öğretim üyeleri, "Anayasanın bu konuda genel koruma sağlaması" gerektiğine dikkat çektiler.
Önerilerini kamuoyuna sunan çalışma grubu üyeleri Prof. Dr. Rona Aybay, Prof. Dr. Aysel Çelikel, Doç. Dr. Oktay Uygun ve Prof. Dr. Fazıl Sağlam yaptıkları çalışmaların kabul edilmesi halinde Türkiye'nin Kopenhag Kriterleri kapısının eşiğine geleceğini kaydettiler. Prof. Dr. Rona Aybay, amaçlarının kamuoyunda ve Meclis'te üzerinde uzlaşma sağlanması zor olmayacak bazı noktaların tespitinden ibaret olduğunu söyledi.
Erkan ACAR / İSTANBUL ZAMAN
Türk tehditi doğruladı
Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, Eskişehir Cezaevi İkinci Müdürü'nün öldürülmesi talimatı verilmesiyle ilgili haberleri doğruladı.
Türk, öldürülme emrinin verildiği telefon görüşmesine ilişkin metnin kendisine de geldiğini ancak henüz bu metni görmediğini bildirdi.
Gazete abartmış
Ankara Sanayi Odası (ASO) Yönetim Kurulu'nun Adalet Bakanı Türk'ü ziyareti sırasında bir soru üzerine, Eskişehir Cezaevi İkinci Müdürü'nün kaçmasının söz konusu olmadığını, bu olaydan iki ay önce tayin talebinin bulunduğunu, ancak bunun kabul edilmediğini söyledi. Türk, "Müdürümüzün kaçması söz konusu değil. Gazete haberi abartmalı bir biçimde vermiştir. Şu anda böyle bir talebi de söz konusu değildir." dedi.
İkinci intihar girişimi
İBDA–C lideri Salih Mirzabeyoğlu'nun intihar girişiminde bulunduğuna ilişkin haberler hatırlatılarak kendisine de aynı yönde bilgiler gelip gelmedinin sorulması üzerine Bakan Türk, şunları kaydetti: "Evet bir intihar girişimi daha doğrusu iki intihar girişimi var. Önceden jiletle damarlarını kesmek suretiyle intihara teşebbüs ettiğini öğrendik. Bu yüzden yanına bir arkadaş verdik. O arkadaş, kendisini iple asmak suretiyle intihar girişiminden kurtardı. Bu arada düştüğü anlaşılıyor."
Mirzabeyoğlu düşmüş
İBDA– C sanığı Salih İzzet Ediş'in avukatı Hasan Ölçer, müvekkilinin sandalyeden düşmesi sonucu başını yaraladığını açıkladı.
Avukat Hasan Ölçer, dün öğle saatlerinde müvekkilini Kartal Özel Tip Cezaevi'nde ziyaret etti. Ziyaret sonrasında cezaevi önünde bir basın açıklaması yapan Ölçer, müvekkilinin sandalyeden düşerek merdivenlere kafasını çarpması sonucu yaralandığını bildirdi. Bir gazetecinin, "Hastane kayıtlarında boğazında ip izi vardı." diye bir ifadenin geçtiğini hatırlatması üzerine Ölçer; "Ben böyle bir şey görmedim." diye konuştu.
Erkan ACAR–Arslan ARIÇ / İstanbul ZAMAN
Clinton: Yaratılışın dilini öğreniyoruz
ABD Başkanı Bill Clinton, uluslararası çalışmalar sonucu insanların gen haritasının ortaya çıkarılmasını, tarihin en büyük buluşlarından biri olarak nitelendirdi ve "Tanrı'nın yaşamı yarattığı dili bugün öğreniyoruz" dedi.
Clinton'ın Beyaz Saray'da düzenlediği basın toplantısına, İngiltere Başbakanı Tony Blair de uydu bağlantısıyla Londra'dan katıldı.
Clinton, konuşmasında, genlerin haritasının çıkarılmasının, büyük İtalyan matematikçi, astronom ve fizikçi Galileo Galilei'nin (1564–1642) buluşlarıyla eşit öneme sahip olduğunu belirterek, bu buluşla kanser, şeker, Parkinson ve Alzheimer hastalığının tedavisinde yeni bir devir açılacağını anlattı. Clinton, "Tanrı'nın en kutsal armağanının ne kadar harika, güzel ve karmaşık olduğunu daha yakından anlıyoruz" dedi.
Başkan Clinton, bu buluş çerçevesinde sağlanacak ilerlemelerle insanların yaşamlarının hem zenginleşeceğini, hem de uzayacağını belirterek, "Ancak önümüzde çok büyük bir görev var. Bu önemli buluşu insanların pratik yaşamlarına yansıtmamız gerekiyor. Genlerin hastalıklarla bağlantısının belirlenmesi, yeni teşhis ve tedavi yöntemlerinin ortaya çıkarılması gerekiyor" diye konuştu. Clinton, kısa bir süre önce Blair'in çocuk sahibi olduğunu hatırlatarak, "Bu buluştan sonra sizin bebeğinizin ömrünün 25 yıl uzayacağını söyleyebilirim" dedi.
Blair: 21. yüzyıl zaferi
Basın toplantısına Londra'dan katılan İngiltere Başbakanı Tony Blair de "Tarihin en büyük gelişmelerinden birine bugün şahit olduğumuza kuşku yok" dedi. İnsan genlerinin haritasının çıkarılmasının, antibiyotiklerin bulunuşundan daha büyük bir başarı olduğunu anlatan Blair, "Bu, 21'inci yüzyılın ilk dev teknolojik zaferi" diye konuştu.
Gen haritasının ortaya çıkarılması özellikle Amerikan, İngiliz, Alman ve Japon bilim kuruluşlarının uzun yıllar süren çalışmaları sonucunda sağlandı. Fransız ve Çinli bilim adamları da bu çalışmaya katkıda bulundu. Washington
|