Sembolün peşinde...
İngiliz sanat tarihçisi Mikail Duggan'ın Yıldız Sarayı-Çit Kasrı'ndaki 'Geleneksel Süsleme Dili' isimli sergisi çiniyi gül, lale ve zambakla buluşturuyor.
Terrance Mikail Patrick Duggan bir İngiliz. Sanat tarihçisi ve ressam. Çok meraklı ve maceracı. İnceleyip araştırdıktan sonra Müslüman olan Mikail, yaklaşık 10 yıldır Antalya'da yaşıyor. Geleneksel sanatlarımıza bizden daha meraklı oluşu onu aynı zamanda bir ressam yapmış. Süsleme sanatımızı titiz bir sanatçı edasıyla yıllarca incelemiş. Kafamızı çevirip gördüğümüz/göremediğimiz süslemenin belleğini o, bir yabancı olarak araştırmış ve ortaya ilginç sonuçlar çıkarmış. Bu sonuçlara değinmeden Mikail'in İslâm Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi'nin (IRCICA) Yıldız Sarayı–Çit Kasrı sergi salonundaki sergisinden bahsetmek gerekiyor. 'Geleneksel Süsleme Dili' adlı sergide Mikail Duggan'ın Selçuklu ve Osmanlı çini ve kumaşlarından alınmış süslemelerle gül, zambak ve lale gibi bitkilerin resmedildiği 33 eseri yer alıyor. Çini ve bitkilerin muhteşem birlikteliğinin sergisi 8 Temmuz'a kadar sürecek.
42 yaşındaki Mikail'in hayatında bir sanat tarihçisi olmanın ötesinde önemli başlıklar var. Örneğin 1988–89 yılları arasında Büyük İskender'in yolunu izleyip tek başına 5500 kilometre yürüyerek Yunanistan, Türkiye, İsrail, Filistin ve Mısır'ı gezmiş. Gezdiği yerlerde 1500'den fazla insan ve manzara resmi yapmış. Duggan 1990 yılından bu yana birçok kişisel sergiye de gördüklerini resmetti. Süslemenin ruhunda göze hitap etme düşüncesinin yattığını, kulağın duyarak, kalbin hissederek, gözün ise görerek tatmin olduğunu söyleyen Mikail Duggan, kendi süsleme sanatımıza ilgisizliğimizi ise şöyle izah ediyor: "İnsanlarımızın süslemeyi anlayacak temeli yok artık. Yetişmiş ya da kendini yetiştiren insan kalmadı. Örneğin Osmanlı'da bir çini sanatında 600 çeşit süsleme var ve bu 600 çeşit süslemenin 600 ayrı kalemi varmış, şimdi gelin bunu insanlara anlatın da görelim."
Mikail Duggan serginin yanı sıra 'Selçuklu ve Osmanlı Sanatında Desenlerin Dili ve Anlamı' konulu bir de konferans verdi. Yıllardır yaptığı çalışmaların küçük bir özetini konferansta sunan Mikail, geleneksel İslâm toplumunda sanatçıların yaptığı objeler üzerindeki motif, desen ve şekillerde, ruhumuzdaki öteki dünyaya ait çağrışımlar uyandıran söylemler olduğunu vurguluyor. Bunun nedenini ise şöyle izah ediyor: "Desen ve semboller yoluyla üstün bir seviyeye ulaşan ve insan ruhunun asaletini yansıtan objelerde bizlerde öteki dünyaya dair söylemler uyandıran çağrışımlar mevcuttur. Bu çağrışım insanın hem bilincine hem de bilinçaltına hitap eder. Halı, kilim, çini, metal işçiliği gibi çeşitli eserlerde görülen desen ve şekiller dünyası, bizi geçici dünyadan uzaklaştırır. Adeta bir anlamda, hem maddi dünyanın bir parçasıyız, hem değil." (Fatih SELVİ)
Belkıs'ta son buluşma
İki gün sonra sular altında kalacak Belkıs-Zeugma Antik Kenti'ne Avrupalı-Türk sanatçılardan destek.
Kendilerini Türk hisseden Avrupalı üç ressam, Marianne Angersbach, Herbert Enz Enzner ve Ursula Soltermann Katipoğlu "Avrupalı–Türk Ressamlardan Zeugmalı Ustalara Saygı" temalı ortak ilk karma sergilerini Gaziantep'te açtılar.
'Resimlerimizin Zeugma mozaikleri ve freskleriyle aynı mekanda sergilenmesi bizim için büyük bir heyecan ve onurdur.' diyen sanatçılar bu girişimleriyle Belkıs–Zeugma'ya gösterilen dünya çapındaki desteğe katkıda bulunmayı amaçlıyorlar.
Gaziantep Belediye Başkanı Celal Doğan serginin açılışında yaptığı konuşmada hassasiyetleri ve çabalarından dolayı sanatçılara teşekkür etti. 38 tablonun bulunduğu salonu büyük bir ilgiyle gezen Başkan Doğan her çalışmanın önünde durarak sanatçılardan bilgi aldı.
Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ve Gaziantep Sabah gazetesinin sponsorluğunda geçtiğimiz cumartesi Bahriye Üçok Sergi Salonu'nda sanatseverlerle buluşan sergi 3 Temmuz 2000 tarihine kadar açık kalacak.
|