‘Bu zulme hakkımız yok’
Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan, vatandaşın hastane kuyruklarında çile çektiğini belirterek, "Bu zulümdür. Devletin vatandaşa zulmetme hakkı yoktur." dedi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan, SSK'nın özelleştirilmesinin doğru olmadığına inandığını belirterek, özelleştirmenin aksine, SSK'nın daha rasyonel bir hale getirilmesi gerektiğini bildirdi.
Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) 45. Olağan Genel Kurulu, çalışmalarına, SSK toplantı salonunda başladı.
Genel kurulun açılışında konuşan Okuyan, SSK'nın 17 bakanlığın bütçesine eşit, 1,7 katrilyon liralık bütçesi ile 70 bin personel ve 500 sağlık tesisi ile 32 milyon insana hizmet veren dev bir kurum olduğunu bildirdi.
Türkiye'nin gündeminin yıllardır, SSK hastanelerinde yaşanan kuyruk ve çilelerle eş değer duruma geldiğini anlatan Okuyan, SSK'nın, özellikle de hastanelerin yıllardır kaderi ile baş başa bırakıldığını kaydetti.
Okuyan, hastanelerde bir ameliyata 2 yıl sonrası için gün verilmesinin, 2000 yılında Türkiye'nin bir ayıbı olduğunu belirterek, yılların ihmalinin SSK hastanelerini bugünkü duruma getirdiğini söyledi. Halen 14 hastanenin kapısında kilit bulunduğunu ve atıl vaziyette hizmet veremediğini anlatan Okuyan, İstanbul'daki 1120 yataklı SSK Okmeydanı Hastanesi'ndeki 250 yatağın, personel eksikliğinden dolayı iptal edildiğini, ancak yaptıkları çalışmalar sonucunda 200 yatağın tekrar hizmete sunulduğunu bildirdi.
Okuyan, geri kalan 50 yatağın da önümüzdeki günlerde hizmete gireceğini belirterek, "Bir yandan insanlarımız hastane kuyruklarında çile çekiyor, öbür yandan da 250 yatağı iptal etmişiz. Bunun mazereti olamaz. Aslında vatandaş, başıboş bırakılmıştır. Vatandaşın sahibi yok." diye konuştu. Yaşar Okuyan, İstanbul'da, son 20 yılda SSK'ya muhatap olan nüfusun yüzde 73 oranında, yatak kapasitesinin ise yüzde 2 oranında arttığına dikkati çekerek, bunda siyasilerin büyük sorumluluğu bulunduğunu belirtti.
Zulüm yapılıyor
Hastane çilesini de gündeme getiren Çalışma Bakanı Okuyan, vatandaşın hastane kuyruklarında çile çektiğini belirterek, "Bunun adına zulüm derler. Burada hepimizin kusuru var. Benim de kusurum var. Devletin vatandaşına zulmetme hakkı yoktur. Bu çaresiz perişan insanlar bizim insanlarımızdır. Bu insanlar buna layık değilller. Bu sorunu çözmek zorundayız." dedi. Bazı kişilerin, SSK'nın özelleştirileceğinden bahsettiğini, ancak bunun doğru olmadığın anlatan Okuyan, şöyle konuştu:
"SSK'nın özelleştirilmesinin yararına inanan bir insan olsam, bunu açıklarım. SSK'nın özelleştirilmesinin doğru olmadığına inanıyorum. SSK'nın bırakın özelleştirilmesini, daha rasyonel ve çağdaş bir hale getirilmesi gerekir. Bu kurum, çok önemli bir kurumdur. Artık 'SSK özelleştiriliyor' lafından vazgeçmek lazım. Sosyal güvenlik sisteminin ve SSK'nın iyi bir noktaya getirilmesi için çalışıyorum, çalışacağım. Bana destek olun. Bu çalışmaları sizin desteğinizle yapacağım. Lütfen bana yardımcı olun. Kuyrukta çile çeken insanların çilesini hissetmeyenleri, onursuz kabul ediyorum."
Memur kravatları yaktı
Türkiye Kamu-Sen'e bağlı memurlar, Kamu Çalışanları Sendika Yasası'nın çıkmaması nedeniyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan'ı Kızılay Meydanı'nda alkışlarla, ıslıkla ve düdük çalarak protesto etti.
Türkiye Kamu-Sen tarafından düzenlenen, "Hükümet Borcunu Öde-4, Yaşar Okuyan'ı Azlet" mitinginde konuşan Kamu-Sen Genel Başkanı Resul Akay, "Bu sesi Mısır'daki sağır sultana duyurduk. Ama 200 metre ilerideki Başbakan'a duyuramadık." diye tepki gösterdi.
29 Haziran 1999 tarihinde Kamu Çalışanları Sendika Yasa Tasarısı'nın Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu'na sevk edildiğini hatırlatan Akay, üzerinden bir yıl geçmesine rağmen tasarının halen komisyonda olduğunu belirterek şöyle konuştu: "Yazıklar olsun size. Memurların emeklilik hakkını gasp eden, holdinglerin ülkeyi haraç-mezat alması için yasa çıkaranlar memur size ne yaptı? Artık yasa konusunda diyalog yolu bitti. Biz hükümete ne yaptık, vergi vermedik mi, askerlik mi yapmadık, yurdun en ücra köşelerinde hizmet yapmadık mı? Ey Allah'tan korkmazlar biz size ne yaptık? Sonuç ne olursa olsun gemileri yakmaya çağırıyorum." dedi. Ankara ZAMAN
Baydur’dan işçi liderlerine sitem
İşçi konfederasyonları ve sendikalarla sosyal diyaloğa ve çalışma barışına büyük önem veren ve başkanlığı döneminde bu diyaloğu kurmasını başaran Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Refik Baydur, Ekonomik ve Sosyal Konsey'deki tavırlarından dolayı işçi konfederasyonu başkanlarına kırgın olduğunu söyledi.
Baydur, kırgınlığının sebebini Zaman'a şöyle anlattı: "Türk-İş Genel Başkanı Bayram Meral, ESK toplantısından bir gün önce arayarak, 'Konseyde tartışılacak rapor elimize yeni ulaştı. Bunu incelememiz zaman alır. Bunun için yarın yapılacak toplantıda hiçbirimiz konuşmayalım. Raporu incelemek için ek süre isteyelim.' dedi. Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu da bunu teyit etti. Ancak, konsey toplantısında her iki başkan da uzun konuşmalar yaptılar ve Başbakan'a teşekkür üstüne teşekkür yağdırdılar. Doğrusu sözlerinde durmamalarına çok şaşırdım." Ankara ZAMAN
Zorunlu’da ilk toplantı yapıldı
Zorunlu Tasarruf olarak bilinen Çalışanların Tasarrufa Teşvik Hesabı'nın tasfiyesine ilişkin oluşturulan teknik komite, ilk toplantısını dün Hazine Müsteşarlığı'nda yaptı.
Hazine Müsteşar Yardımcısı Ferhat Emil, Kamu Finansmanı Genel Müdürü Hakan Özyıldız, diğer Hazine yetkilileri ile işçi ve memur sendikaları temsilcilerinin katıldığı toplantı, yaklaşık 2 saat sürdü.
DİSK Temsilcisi Ahmet Asena, teknik komite sözcüsü olarak toplantıdan sonra yaptığı açıklamada, ilk toplantıda tarafların karşılıklı görüşlerini aktardığını vurguladı. Asena, şöyle konuştu: "Nisan ayı itibariyle toplanan ana para ve nemanın 3,9 katrilyon lira olduğu belirtildi. Hazine, paranın nakden ödenmesi konusuna olumlu bakıyor. Biz 1 Haziran 2000 tarihi itibariyle toplanan paranın reel olarak korunması, işveren ve işçi payının ortak olarak değerlendirilmesi ve nakden ödenmesi ilkemizi ilettik. Hazine yetkilileri kendi görüşlerini ifade ettiler. Ancak, defaten ve yıl sonuna kadar ödenmesi konusunda çalışma yapmaları gerektiğini ifade ettiler."
Asena, seçenekler üzerinde henüz tartışılmadığını, ancak kendilerinin, işveren ve işçi payının birlikte ödenmesi konusundaki görüşlerini Hazine yetkililerine ilettiklerini söyledi.
Bu arada Hazine yetkililerinin paranın defaten ödenmesi halinde enflasyonla mücadele programını olumsuz yönde etkileyeceği yönünde görüş ifade ettikleri öğrenildi.
Teknik Komite, 10 Temmuz'da tekrar bir araya gelecek.
Hazine'nin açıklaması
Hazine Müsteşarlığı, kamuoyunda "Zorunlu Tasarruf" olarak bilinen, Çalışanların Tasarruflarını Teşvik Hesabı'nın tasfiyesine ilişkin olarak "Hesabın mevcut sistemdeki hak sahiplerinin hak ve menfaatlerini koruyacak ve devletin mali imkanlarını bozmayacak şekilde tasarlanması gerektiği" değerlendirmesini yaptı.
Açıklamada 4 katrilyon liraya ulaşan söz konusu hesabın tasfiye edilmesine ilke olarak olumlu bakıldığı ifade edildi.
Hedeflerde revizyon yok
Devlet Bakanı Önal, ekonomik hedeflerde revizyona gerek bulunmadığını söyledi.
Devlet Bakanı Recep Önal, ne programda, ne de enflasyon hedefinde revizyona gerek bulunmadığını söyledi. Balkan Odalar Birliği'nin Genel Kurul toplantısı öncesinde gazetecilerin sorularını cevaplayan Recep Önal, sadece kamu ve özel kesimin değil, işçi kesiminin de enflasyonun tek haneli rakamlara indirilmesi kararlılığında olması gerektiğini vurguladı.
Bu kararlılığın gösterilmesi halinde bunu başarmak için hiçbir engelin kalmayacağını ifade eden Önal, "Bizim insanımızın kararlılığına güveniyorum." dedi.
Yıl sonunda hedefleri tutturmanın mümkün olduğunu ve bunun gerçekleştirileceğini belirten Bakan Önal, Devlet Planlama Teşkilatı'nın raporunu da şöyle değerlendirdi: "Dağıtılan raporlar belli uzmanların hazırladığı raporlar. Bunlara üst makamlar da bakıyor. Çeşitli görüşler olabilir. Herkesin bakış açısı farklı olabilir. Benim bakış açımdan Türkiye bunu gerçekleştirecektir. Ne programda revizyona gerek vardır, ne de enflasyon hedefinde revizyona gerek vardır. Biz yıl sonunda öngördüğümüz hedeflere ulaşacağız. Üçüncü yılın sonunda da tek haneli rakamlara, bizim öngördüğümüz 5-6'larda değil, 1-2'lerde gerçekleştirecek seviyelere ulaşacağımıza inanıyorum."
Enflasyon beklentisi
Önal, haziran ayı enflasyon rakamlarına ilişkin olarak da, "Haziran beklentim, çok düşük rakamlarda olacak. Tarım ürünleri bollaştı. Rakamları bir önceki ayın altında bekliyorum. Benim isteğim hiç artış olmaması. Ondan sonra da negatife gitmesi. Onları da göreceğiz." dedi.
Devlet Bakanı Recep Önal, çiftçi eylemleri ile ilgili olarak da, insanların eylem yapabileceklerini, fikirlerini söyleyebileceklerini ve demokratik rejimin de bunu gerektirdiğini ifade ederek, bütün kesimlerin Türkiye'nin hedeflerine yönelme konusunda birbirlerini ikna etmelerini istedi.
Balkan ülkelerine davet
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Miras'ın Dönem Başkanlığını üstlendiği Balkan Odalar Birliği'nin (ABC) Genel Kurulu da İstanbul'da yapıldı.
Toplantıya katılan Devlet Bakanı Recep Önal, Balkan ülkelerinde faaliyet gösteren firmaları Türkiye'deki yoğun özelleştirme programında aktif olarak görmekten memnuniyet duyacaklarını söyledi. Bakan Önal, "Balkan ülkelerinde faaliyet gösteren firmaları Türkiye'deki yoğun özelleştirme programında aktif olarak görmekten duyacağımız memnuniyeti belirtmek istiyor ve serbest bölgelerimizde sunulan avantajlardan yararlanmaya davet ediyoruz." dedi.
Gurbetçilere uyarı
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Aykut Ekzen, yurtdışındaki Türk vatandaşlarına "tasarruflarınızı kural dışı, bavulla para toplayanlara kaptırmayın" çağrısında bulundu.
Ekzen, Merkez Bankası İşçi Dövizleri Genel Müdürü M. Yüksel Eğinli ve Merkez Bankası Frankfurt Temsilcisi Yavuz Özgediz ile birlikte, başkent Berlin'deki Türk Kültür Merkezi'nde, "Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat ve Süper Döviz Hesabı sistemi" konusunda Türk vatandaşları ile bir toplantı yaptı.
Merkez Bankası'nın bir mevduat bankası olmadığına dikkati çeken Ekzen, ancak sadece yurtdışındaki Türk vatandaşlarının tasarruflarının değerlendirilmesi için, bir şekilde mevduat bankaları gibi çalışmakta olduğunu kaydetti.
Mevduat Sigorta Fonu hakkında bilgi veren Ekzen, "Daha fazla yüksek faiz alacağız diyerek, büyük kayıplara uğramayın. Tasarruflarını kural dışı, bavulla toplayanlara kaptırmayın. Toplanan paralar yasal olarak toplanmıyor." dedi.
"Euro hesabı açtırın"
Merkez Bankası İşçi Dövizleri Genel Müdürü Yüksel Eğinli de, Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat ve Süper Döviz Hesabı bulunan gurbetçilerin, hesaplarını Euro'ya çevirmelerini istedi.
Mevcut hesapların 2001 yılının sonunda Euro'ya dönüştürüleceğine işaret eden Eğinli, zamanında bu işlemi yaptırmayanların zaman kaybına uğrayacaklarını vurguladı.
Eğinli ayrıca, Türk vatandaşlığından izinli olarak çıkarak Alman vatandaşlığına geçen "pembe kart" alan hesap sahiplerinin, ancak Türkiye'deki Merkez Bankası şubelerinden paralarını çekebileceklerini, Almanya'daki Dresdner Bank şubelerinden çekemeyeceklerini kaydetti.
Türkiye'ye kesin dönüş yapanların ise bu hesaplarını devam ettirebileceklerini; ancak yeni hesap açtıramayacaklarını belirten Eğinli, yerel mahkeme kararı olmadan hiç kimseye bu hesaplar hakkında bilgi verilmediğini ifade etti.
Toplantıya, Berlin Başkonsolosu Asım Temizgil ile Türk bankalarının Berlin'deki temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.
TÜPRAŞ lider kuruluş olmayı hedefliyor
Türkiye Petrol Rafinerileri AŞ (TÜPRAŞ) Genel Müdürü Hüsamettin Danış, TÜPRAŞ'ın vizyonunu, "ülkenin enerji sektörünün lider kuruluşu ve dünya standardında bir rafineri şirketi olmak" şeklinde açıkladı.
Danış, bu hedefe ulaşabilmek için yeni stratejiler belirlediklerini bildirdi. Danış, TÜPRAŞ'ın durumunu değerlendirirken, şirketin yakın, orta ve uzun vade stratejilerindeki ana unsurun, "ham petrol işleme kapasitesinin artırılması, kâr optimizasyonu, AB standartlarında üretim ve maliyetlerin düşürülmesi" olduğunu ifade etti. Danış, TÜPRAŞ'ın, mevcut 4 rafinerisinde sahip olduğu yıllık toplam 27,6 milyon ton ham petrol işleme kapasitesinin, ülkenin toplam rafinaj kapasitesinin yüzde 86'sı olduğunu anlattı.
400 trilyon ne olacak?
İşçi, memur ve bunların emeklilerine "Konut Edindirme Yardımı" adı altında işveren ve ilgili kurumlardan 10 yıl süre ile yapılan ve bugün 400 trilyon lirayı bulduğu tahmin edilen kesintilerin akıbeti belli değil.
Zorunlu Tasarruf Kesintileri'nin konuşulduğu bir ortamda çalışanların bir alacağı daha ortaya çıktı. 1986 yılında işçi, memur ve bunların emeklilerine "Konut Edindirme Yardımı" (KEY) adı altında işveren ve ilgili kurumlardan 10 yıl süre ile yapılan ve bugün 400 trilyon lirayı bulduğu tahmin edilen kesintilerin akıbeti de meçhul.
İşçi ve memur temsilcileri, Zorunlu Tasarruf Kesintileri'nin ödenmesinin konuşulduğu bugünlerde Konut Edindirme Yardımı kesintilerinin de gündeme alınarak, çalışanlara ödenmesini istiyor. Ancak 1986—1996 yılları arası uygulamaya konulan ve 1996 yılından bu yana da Türkiye Emlak Kredi Bankası'nda düşük faizle değerlendirilen kesintilerin miktarı ve hak sahiplerine nasıl dağıtılacağı aradan 4 yıl geçmesine karşın henüz belli değil. Türkiye Emlak Bankası yetkilileri KEY kesintilerinin miktarı ve değerlendirme şekli konusunda bir açıklama yapmaktan kaçınırken, bu kesintilerin uygulamaya son verildiği 1996 yılında 200 trilyon lira civarında olduğu, düşük nemalandırma nedeni ile de bu rakamın bugün 400 trilyonu aşmadığı tahmin ediliyor.
Ancak son dört yıllık süre içerisinde faizlerin zaman zaman yüzde 150'lere çıktığı dikkate alınırsa, fonun bugün 1,5 katrilyon lirayı bulması gereği üzerine duruluyor. Yardımlar için henüz bir çözüm ortaya konmazken, en son konuşulan çözümlerin başında ise Emlak Bankası gayrimenkullerinin devri ile Emlak Konut Anonim Şirketi kurulması ve hak sahiplerine hisse verilmesi oldu. Fakat aradan geçen 4 yıllık süre içerisinde çalışanlara yansıyan herhangi bir ödeme söz konusu olmadı.
'KEY'leri de istiyoruz'
Çalışan kesim temsilcileri de, KEY kesintilerinin çalışanlara geri ödenmesi için gerekli girişimlerde bulunduklarını ve bu girişimleri sürdüreceklerini söylediler. Hak—İş Genel Başkanı Salim Uslu, konuyu unutmadıklarını ve takipçisi olacaklaklarını söyledi. Kamu—Sen Genel Başkanı Resul Akay da bu konuda Emlak Bankası ile görüşeceklerini ifade etti. (İsmail ALTUNSOY)
KEY nedir?
Konut Edindirme Yardımı (KEY), 11 Kasım 1986 yılında 3320 sayılı yasa ile 10 ve daha fazla işçi çalıştıran işyerlerindeki işçiler, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'na göre aylıklarını alan devlet memurları ile diğer kamu görevlileri ve bunların emeklilerine kanunda belirtilen esaslara göre konut edindirme yardımını amaçlıyordu. Yardımla ilgili kesintiler, kanunun yürürlükte olduğu süre içerisinde işçiler adına işverenden, memur ve diğer kamu çalışanları adına ise ilgili kurumdan yapılarak, Türkiye Emlak Kredi Bankası nezdinde memurlar için "Toplu Konut Ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı adına açılan Devlet Memurları ve Emeklileri Konut Edindirme Yardımı, işçiler için de aynı bankada açılan "İşçiler ve Emekliler Konut Edindirme Yardımı" hesaplarında toplandı. Kanunun, yardım için 75 metrekarelik evlerin 60 metrekarelik bölümü için yararlanma şartı koşması, fonun kullanımının çok düşük olmasına neden olurken, yardım için kesinti uygulamasına da 1996 yılında son verildi. Bakanlar Kurulu da 26.11.1999 tarihli kararla da Konut Edindirme Yardımı hesaplarının tasfiyesine karar verdi.
İşadamları jeti sevdi
Türkiye'de 1980'li yıllarda teşviklerle başlayan ve kısa sürede hızlı bir gelişme gösteren "Hava Taksi" işletmecilerinin filolarında bulundurduğu uçak sayısı 217'ye, özel uçak filosundaki koltuk kapasitesi de bin 293'e ulaştı.
Zamandan kazanma düşüncesiyle ulaşımda özel uçak kullanma zorunluluğu hisseden işadamları, havacılık endüstrisinin sunduğu gelişmiş teknoloji ürünü 10 – 15 koltuk kapasiteli özel jet uçaklarına merak sardılar.
Kısa bir süre öncesine kadar 2 –8 koltuklu uçaklarla seyahat eden işadamları günümüzde "Falcon", "Gulfstream", "Beechjet", "Chalenger" ve "Cessna" tipi son derece gelişmiş hava araçlarına yöneldiler.
Her sektörde şirketler geliştikçe iş jetlerine olan ihtiyaç da büyüyor. Son yıllarda havayolu şirketlerinin tarifeli seferlerinin artmasına karşın, yine de özel jetlerin rahatlığı, zaman kazandırması ve patron seviyesindeki kişilerin yaşamındaki gizliliğin korunması açısından holdinglere cazip geliyor.
İşadamlarının çoğu sahibi oldukları uçakları, kendi uçuşları dışında kalan zamanda kiraya verirken, kimi şirketler, uçak sahibi olmayı sırf imajları için tercih ediyorlar. Bazı uçak sahipleri de kendisi kullanmak yerine, sürekli kiraya vererek uçururken bazıları da özellikle bakanlara ve parti başkanlarına tahsis ediyorlar.
Şirketlerin filolarındaki uçak sayılarında her geçen gün artış gözleniyor. Bu uçakların tip, yolcu kapasitesi ve modellerine göre fiyatları 7,5 ile 20 milyon dolar arasında değişiyor. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'nden alınan bilgiye göre, Türkiye'de faaliyet gösteren hava—taksi işletmelerinin sayısı 217'ye ulaştı. Özel amaçlı olarak kullanılan jet tek ve çift motorlu uçaklardan oluşan özel uçak filosunun koltuk kapasitesi de bin 293 oldu.
Öte yandan kamuoyunun F16 savaşan şahin uçak üretimi ile tanıdığı Türk Savunma ve Uzay Sanayii AŞ (TAI), Türkiye'nin ilk zirai ilaçlama uçağı üreterek, bir ilke imza attı. Yaklaşık 6 milyon dolara mal olan uçak öncelikli olarak GAP'ta hizmet verecek. (Mustafa GÜN)
Turkcell 'Sabit ücreti' pas geçti
Temmuzda halka arza hazırlanan Turkcell, şirketin mali durumuyla ilgili dün gazetelerde yayınlanan ilanlarında, aleyhinde açılan sabit ücret davaları için bilançolarında kaynak ayırmadığını duyurdu.
Halka arzla ilgili sirküleri ilan yoluyla duyuran Turkcell, 'Üçüncü kişilerle olan uyuşmazlıklar' başlığı altında verdiği bilgilere göre, şirket aleyhine 651 adet dava bulunduğu gerekçesiyle sabit ücret davalarına kaynak ayırmadığını açıkladı. Şirketin bu açıklamasının aksine Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'na bağlı il ve ilçelerdeki tüketici hakem heyetlerine sabit ücretin iptali için 26 Haziran 2000 tarihi itibariyle 358 bin 621 kişinin başvuruda bulunduğu öğrenildi.
İlanın sabit ücretle ilgili bölümünde, "14 Haziran 2000 tarihi itibariyle Şirket'in aleyhine açılmış sabit ücretle ilgili 651 adet adet dava bulunmaktadır. Açılan bu davalardan 2'si şirketimiz lehine, 1'i aleyhine sonuçlanmış olup, temyiz aşamasındadır. Davacılar, sabit ücretin haksız olarak tahsil edildiğini iddia etmektedir. Şirketimiz sabit ücretleri Danıştay'dan geçmiş Lisans Sözleşmesi ve abonelerle imzalanan abonelik sözleşmelerine istinaden tahsil etmektedir. Ayrıca 406 sayılı Telefon Kanunu sabit ücret alınmasını düzenlemektedir. Bu davaların tutarı şirket mali tablolarını önemli ölçüde etkileyecek nitelikte değildir." denildi.
Turkcell'in lisans anlaşmasını imzaladığı 27 Nisan 1998 tarihinden itibaren sabit ücretle ilgili toplam 154 trilyon 699 milyar 494 milyon lira tahsil etti. Bunun 23 trilyon 353 milyar 345 milyon lirası Mayıs—Aralık 1999 dönemine, 77 trilyon 14 milyar 950 milyonu Ocak—Aralık 1999 dönemine, 54 trilyon 331 milyar 99 milyonu Ocak—Mayıs 2000 dönemine ait tahsilatlar. GSM 900 lisansını 500 milyon dolar alan Turkcell, abonelerinden sadece sabit ücretten 257 milyon 832 bin 490 dolar tahsil etmiş oldu.
Turkcell, diğer ihtilaflı konulardan Maliye Bakanlığı'nın lisans bedelinin yüzde 15'i oranında KDV talebi için, mali bilançolarında gecikme faizi için 49,1 trilyon ayırırken, 18,6 trilyonluk asıl tutar için kaynak ayırmadı. (M. Fatih UĞUR)
Intel'in yeni işlemcisi Pentium 4
Intel, bugüne kadar "Willamette" kod adıyla anılan yeni mikroişlemcisinin adını "Pentium 4" olarak açıkladı.
Intel'den yapılan açıklamada, devrimci bir teknolojiye dayanan yeni işlemcinin, masaüstü ve mobil bilgisayar kullanıcılarına internetin zengin iletişim imkânlarından maksimum yararlanabilecekleri şekilde yüksek performans sağlayacağı bildirildi. Pentium 4'ün, yılın ikinci yarısında piyasaya sürülmesi planlanıyor.
|