İğneyi kendine
Amerika'da basın şu ana kadar görülmemiş bir şekilde bir iç hesaplaşma yaşıyor. Basın dernekleri çeşitli raporlar hazırlayarak basın ahlakını ve basının halk nezdinde inandırıcılığını nasıl kaybettiğini tartışıyor.
Son olarak da New York merkezli Özgür Forum'un 'Adil basın' başlığı ile bir raporu yayınlandı. Örgütün Başkanı ayrıcı Montreal'deki Basın Ombudsmanları Örgütü'nün konferansında yaptığı konuşmada, medyaya güven açısından en önemli meselenin 'dürüstlük' olduğunu belirtti ve 10 temel dürüstlük ilkesini açıkladı.
Bu konuşmanın özeti ve dürüstlük maddeleri Türk medyasında da yer aldı. Hani yerine getirmeseler de, bu ilkelere sütunlarında yer vermeleri bile önemli diyoruz. Gün olur, devran döner, dürüstlük ve inandırıcılık adına Türk medyası da kaybettiği prestijini geri kazanmak için belki bir hamle yapar!
Kadın-doğum
Kadın doğum yazısındaki soruya hayli cevap geldi. Doktorlar ağırlıkta olmasına rağmen, onların dışında görüş belirten okurlarımız da vardı.
Üç doktorun ismini verip diğerleri adına vekaleten söylediklerini açıklayalım. Dr. Ali Has, Dr. Ali Doğan ve Dr. Hasan Doğan (görüyorsunuz iki isim, iki soyisim ortak) özetle derler ki: "Bu ismin aslı 'Kadın– doğum hastanesi'dir ve hem kadın hastalıklarıyla, hem de doğumla ilgilenmektedir. Zamanla aradaki tire işareti (–) düşerek bitişik hale gelmiştir." Görüyorsunuz, fikirlerin çarpışmasından barika–i hakikat (hakikat çekirdekleri) doğuyor!
G-üzel
Bazı enteller güzellik yarışmasını tartışıyor. Neden yapıldığını değil elbette. Güzellik yarışmasındaki jürinin durumunu, jürinin sponsor firmalar tarafından nasıl seçildiğini tartışıyorlar. Güzellik yarışmalarının ardında olduğu iddia edilen çirkin bazı maksatları değil.
Yarışmanın güzellik üstüne olması, maksadın çirkinliğini engelleyemiyor.
Gencafe
Genetik araştırmalar bizi çok yakından ilgilendiriyor. Tıpkı internette olduğu gibi. Eğer büyük holdingler iyi bir pazar olduğunu anlarlarsa bu işe de el atarlar. Hatta internet cafeler gibi, gen cafeler açılır. Vatandaşlar istifade eder.
Seçme-ce
Büyükçekmece'ye bağlı Yakuplu beldesindeki muhtar seçimleri tartışılıyor. Mahallede oturmayan hayalî seçmenler, kimin muhtar olacağına karar verecekmiş.
hayalî seçmenle, hayalî ihracatçı arasında bir fark, bir benzerlik var mı anlayamadıksa da, seçimi hiç yadırgamadık. Neden derseniz: Üniversitelerde oylama yapılır, en az oyu alan kişi rektör olur. Parti seçimlerinde genel başkanlar canının istediğini aday olarak seçmenin önüne koyar, başka alternatifiniz olmaz.
Muhtar dediğimiz yönetici hayalî seçmenle iş başına gelmiş çok mu?
|