Şirket yönetme oyunu
Bu oyunda rekabet var, yardımlaşma var, analiz var, ileri görüşlülük var. Acaba yönetici olmanın dayanılmaz ağırlığını hissetmek ister miydiniz?
Ekser Danışmanlık tarafından sunulan Yönetim Simulasyonu adı verilen seminere katılanlar bu seminere yeniden katılmak istiyorlar. Sebebi de seminerde öğrenilenlerin aynı zamanda uygulamaya konulması.
Ekser Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Halim Hanyaloğlu, “İsviçre’de geliştirilen yöntemle şirket içinden gelen yönetici adayları bu işi birebir yaşayarak öğreniyorlar. Çarpıcı bir oyun ve sonunda kaybetmek de var. Tabii kaybeden, ‘İyi ki bu bir oyunmuş.’ diyerek ferahlık duyabiliyor.” dedi.
Oyun nasıl oynanıyor?
İşletmenin yönetsel kavramları, şirketin işlemesi için gerekli kaynaklar, bilançolar, kâr–zarar hesapları, nakit akışı... Bütün bu tanımların içinde kalan olguların yaşayarak öğrenilmesinin amaçlandığını belirten Hanyaloğlu, bunun için 3–4 kişilik takımların kurduğu hayali şirketlerle kartonların üzerinde fişleri ve kartların kullanıldığını belirtti. Parayı, kârı, borçları gösteren fişlerle kartların artıp azalmasıyla kurtlar sofrasında ölümüne rekabet, bazen katılımcıların sabahlara kadar uykusunu kaçırıyor. Üç gün süren oyunda amaç, diğer şirketlerden daha çok kâr etmek. Bu da muhasebecisinden girişimcisine, yöneticisine kadar sıkı bir diyaloğa gerek duyuyor. Çünkü kazanmanın bir formülü yok. Sratejiler işin içine giriyor, bankalardan krediler alınıyor, malların fiyatları düşürülüyor, stoklar eritilmeye çalışılıyor, kısa dönem borçlar kapatılıyor. Yapılan işlemler sonrasında en fazla kârı sağlayan şirket kazanıyor. “Her şey gözünün önünde. Bilançolarda, rakamlarda. Bilgisayar kullanılmıyor. Fişler artıyor, azalıyor. Bütün bunları gözüyle hissediyor, görebiliyor. Herkes genel müdür gibi sorumluluk altına giriyor, şirketi yönetiyorlar. Kararlar alıyorlar, plan yapıyorlar.”.
İyi ki oyunmuş
Tabii ne üreteceğiz, ne kadar üreteceğiz? Finansal boyutu ne olacak? Bütün bunlar oyunda şirketin hem müşterisi hem sahibi hem de tedarikçisi olan Halim Hanyaloğlu tarafından karşılanıyor. Hanyaloğlu, “Bütçe mantığından banka kredilerine kadar gerçek hayatta olan her şey bu oyunda. Burada bizim verdiğimiz eğitimin en önemli yanı muhasebenin yalnızca vergi için değil, şirketin büyümesi ve kâr etmesi için kullanılması ve ne anlama geldiğinin anlaşılması. İnanın, oyundan sonra kâr edemeyip şirketi zora sokanlar derin bir nefes alıp iyi ki bu bir oyunmuş diyorlar. Ve yeniden oynamak istiyorlar.” şeklinde konuşuyor.
Oyundan sonra adayların, finansal rasyoların nasıl kullanılacağı, fiyat tespitleri, yatırım önerileri, zam değerleri, katkı analizleri, değişik ürünler sepeti gibi konular pekiştiriliyor diyen Hanyaloğlu, “Oyunun bir diğer faydası da bilirsiniz satış kısmında görev yapan bir kişiyle muhabesede görev yapan bir kişi hep kendi gözlüklerinden olaylara bakarlar. Biri fiyatı düşürmeye çalışır, diğeri kârın yüksek olması için karşı çıkabilir. Burada olayları tepeden görmeyi ve genel değerlendirme yapabilmeyi öğreniyorlar. Bu da beraber karar almayı gerektiriyor. Takım çalışması öğreniliyor. Tek bir at gözlüğünden olaylara ve gelişmelere bakmıyorlar. Oyunun tansiyonu çok yüksek. Bazen indirmekte zorlanıyoruz.” şeklinde özetliyor.
Eğitimde de kullanılacak
Halim Hanyaloğlu söz konusu oyunu üniversitelerde eğitim amacıyla oynatma hazırlığı içinde olduğunu da ifade ederek, amacının işletme mezurlarının teoride öğrendiklerini pratikte de uygulayabilmelerine olanak sağlamak olduğunu ifade ediyor.
Hanyaloğlu, oyuna şimdiye kadar Doğuş Otomotiv, Doğuş Ağır Vasıta, HB Bilgisayar, Uzay Gıda, Alarko Holding, Borusan Holding gibi kuruluşlardan katılımlar olduğunu belirtti. (Şerif ERDİKİCİ / Ekonomi Servisi)
Şirketler insan kaynaklarına yöneliyor
Philip And Richards İnsan Kaynakları Şirketi Genel Müdürü Mehmet Süha Uçar, Türk şirketlerinde son yıllarda insan kaynaklarına önem verilmeye başlandığını, ancak yetersiz oluğunu söyledi.
Uçar, tüm dünyada insan kaynakları yönetiminin çok önemli olduğunu, Türkiye’de ise henüz insan kaynakları yönetiminin biçimsel olarak bulunduğuna dikkat çekti. Uçar, Türk firmalarının birçoğunda hâlâ geleneksel ve otokratik yönetim anlayışının hakim olduğunu, son yıllarda artan şirket evlilikleriyle insan kaynaklarına yönelimin başladığını ifade etti.
Türkiye’de şirketlerin ancak yüzde 5’inde gerçek anlamda insan kaynakları yönetiminin oluşturulduğunu öne süren Uçar, “Birçok firmada ise personel müdürlüğü tabelalarının yerini insan kaynakları aldı. Tabelada da şekilsel olarak bir değişim oldu. İçerikte ise henüz bir anlayış değişikliği yok.” dedi.
Uçar, yöneticilerin ve şirketlerin başarısında yatan en önemli sırrın insan kaynaklarının iyi yönetimi olduğunu kaydetti. Uçar, insan kaynakları yönetiminde sadece çalışanın değil, yöneticiler ve patronların eğitiminin de önemine işaret ederek, şöyle konuştu: “Çalışma hayatında iş barışı, güven ve motivasyon son derece önemlidir. Kurum ve kuruluşların gelişmesi, çalışan bireylerin gelişmesiyle direkt orantılıdır. Mükemmel teknolojik donanım, profesyonel yönetim ve ehliyetli çalışanların olması başarıyı getirmez. Başarının anahtarı bu unsurları birbiriyle motive etmek, uyumlaştırmaktan geçer ki, bu da insan kaynaklarının yönetimidir. İşveren ve işgörenler arasındaki uyum ve birliktelik, kârlılığı, verimliliği ve işletme ömrünü uzatır.”
G.Doğudan talep var
İnsan kaynakları yönetimine ağırlık veren firmaların daha çok İstanbul’da bulunduğunu vurgulayan Mehmet Süha Uçar, “Son yıllarda hızlı sanayileşme ve kalkınma hamlesine giren Gaziantep, Diyarbakır, Kahramanmaraş, Şanlıurfa ve Konya illerinden de insan kaynakları yönetimi konusunda çok talep alıyoruz.” dedi.
Uçar, İstanbul ve İzmit’te İnsan Kaynakları Merkezi kurduklarını, Doğu ve Güneydoğu illeri için Şanlıurfa’da da bir merkez açacaklarını duyurdu.
'Türkiye patent ofisine girsin'
Avrupa Patent Ofisi Uluslararası Hukuk İşleri 1. Yöneticisi York Busse, Türkiye’nin Avrupa Patent Ofisi’ne (APO) üye olmasını istediklerini söyledi.
Busse, YAPA Tanıtım tarafından düzenlenen “Sınai Mülkiyet Zirvesi 2000”de yaptığı konuşmada uluslararası patent başvurularının yüzde 60’ının Avrupa Patent Ofisi’ne yapıldığını söyledi. Geçen yıl Avrupa’da 120 binin üzerinde başvuru gerçekleştirildiğini ve 35 binden fazla Avrupa patenti verildiğini belirten Busse, Avrupa patent sistemi sayesinde merkezi ofise yapılan bir başvuru sözleşmesiyle 19 ülkede ve 6 ortak üye sınırları içinde koruma sağlandığını anlattı. Yapılan başvurularda patentlerin geçerli olması istenilen ülkelerin başında Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya ve İspanya’nın geldiğini bildiren Busse, sisteme Türkiye’nin de üye olmasını istediklerini dile getirdi.
Dış Ticaret Müsteşar Yardımcısı Abdullah Köten de yaptığı konuşmada, yabancıların yatırım kararında ekonomik faktörlerin yanı sıra özellikle yeni ve yoğun teknolojiye dayanan yatırımlar bakımından sınai hakların korunmasına yönelik uygulamaların da belirleyici olduğunu bildirdi. Köten, yabancı yatırımcıların da yatırım yaparken, Ar–Ge faaliyetlerini sürdürmek için fikri ve sınai ürünlerin etkin korunduğu, buluşların teşvik edildiği ülkeleri tercih ettiğini anlatan Köten, Türkiye’nin fikri ve sınai mülkiyet haklarıyla ilgili olarak yasal düzenlemelerin yenilenmesi ve uluslararası ilkelere uygun hale gelmesi konusunda ciddi gelişmeler katettiğini bildirdi.
|