GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

www.cihannet.com

06/07/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Medya

 

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Bütün Haberler

Diziler

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Televizyon

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

www.cihannet.com

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim/Künye

Haftanın Anketi

Milli Takım Teknik Direktörü Mustafa Denizli'yi, Euro 2000'de başarılı buldunuz mu?

Evet, ancak 
     bu kadar
     olabilirdi

Hayır, daha
     fazlasını
     yapabilirdi

Kararsız

Önceki Anketler



HABERLER 


On binler uğurladı

Ünlü sanatçı Kemal Sunal, son yolculuğuna sevenlerinin gözyaşlarıyla uğurlandı. Sunal'ın cenazesinde biraraya gelen sanat ve siyaset çevreleri ile O'nu sevenler Türkiye mozaiği oluşturdu.

Geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden ünlü sinema oyuncusu Kemal Sunal dün on binlerce seveninin katıldığı cenaze merasiminin ardından son yolculuğuna uğurlandı. Ünlü sanatçı Sunal için önce Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) bir tören düzenlendi.

Sunal’ın Türk bayrağına sarılı tabutu sabahın erken saatlerinde oğlu Ali Sunal tarafından Zincirlikuyu Mezarlığı Morgu’ndan alınarak AKM’ye getirildi. Salonu hınca hınç dolduran Kemal Sunal’ın sanatçı dostları ve sevenleri onun için düzenlenen törende gözyaşlarına boğuldu. Törende önce Sunal’ın filmlerinden kesitler sunuldu ardından sevenleri ve dostları ünlü sanatçıyı anlattılar. Binlerci seveni ise salon dışında toplanarak Sunal için gözyaşı döktüler. Kürsüye ilk gelen Kemal Sunal’ın 4 filminin yönetmenliğini yapan Atıf Yılmaz oldu. Yılmaz, “Kemal ile aramızda 20 yaş fark vardı. Deve Kuşu Kaberesi’nde ilk kez gördüğüm Kemal Sunal ile çok güzel bir dostluğu paylaştık. Dostluğumuz sadece filmlerde kalmadı. Bir aile dostluğuna dönüştü. Onun gülüşünü, oyunculuğunu hiç unutmayacağım. Şu an onu kaybetmenin acısını yaşıyorum. Ölümü adaletsizlik oldu.” dedi. Sunal’ın 30 yıllık arkadaşı Müjdat Gezen, “Kemal Sunal çok vefalı birisiydi. Bizim takımın en iyi oyuncusuydu. Ama hakem haksız bir kırmızı kart gösterdi. Daha fazla konuşamayacağım. Sevenlerine ve ailesine başsağlığı dilerim.” diye konuştu.

“Gülme hakkımızı hatırlattı”

Kemal Sunal’ın diğer bir sanatçı dostu Rutkay Aziz de, onun 1970 ve 80’li yıllarda gülmeyi unutan toplumumuza, gülmenin suç sayıldığı hatta neredeyse yasaklandığı bir dönemde gülme hakkı olduğunu hatırlattığını belirterek şöyle dedi: “O ölümsüz bir kişi olarak içimizde hep yaşayacak. Işiklar içinde yatsin.”

Kültür Bakanı İstemihan Talay da, “Büyük ve değerli sanatçılar toplumu aydınlatır ve eğitir. Sunal böyle bir sanatçıydı. 7’den 70’e halkımıza aydınlığı morali ve mutluluğu aşıladı, verdi. O yaşamında da ölümünde de toplumu birleştiren, bütünleştiren görevini yerine getiriyor. Yapıtları sonsuza kadar yaşayacak. Ailesine ve Türk milletine başsağlığı diliyorum. Allah’tan rahmet diliyorum.” şeklinde konuştu.

“Helal olsun”

“Onun iyi bir insan olduğuna şahit olur musunuz? Hakkınızı helal eder misiniz?” diye soran imama, salonda bulunan kalabalık “Helal olsun.” diye cevap verdi. Ardından Sunal’ın ruhu için fatiha okundu. Sunal ailesinin tüm üyelerinin katıldığı AKM’deki törenden sonra Kemal Sunal’ın cenazesi polis bandosu eşliğinde eller üzerinde taşınarak cenaze arabasına konuldu. Yol boyunca biriken halk, kendilerini yıllardır güldüren Kemal Sunal’ı gözyaşlarıyla son yolculuğuna uğurladı. Kalabalık içinde onun için yazılan, “Ağlayan milyonları güldüren Şaban amca seni kaybetmek e-zor” yazılı pankart dikkat çekti. Sunal’ın son filminde canlandırdığı gümrük muhafaza memurları da Propanganda filminden bir fotoğrafını taşıyarak törene katıldılar.

Annesi baygınlık geçirdi

Törende sürekli ağlayan ve bir ara “Yavrum yavrum” diye bağıran Sunal’ın annesi Sultan Sunal, cenazenin Teşvikiye Camii’nde musalla taşina konulmasi sirasinda tabuta sarilarak bayginlik geçirdi. Sunal’ın cenazesi, burada öğle namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’na getirildi. Sunal’ın cenazesi yoğun kalabalık yüzünden yaşanan izdiham nedeniyle bir süre kabri başında bekletildi. Sunal'ın cenazesi Oğlu Ali Sunal ve yakınları tarafından kabrine izdiham nedeniyle güçlükle konuldu. Hemşehrileri de Malatya’dan getirdikleri toprağı ünlü sanatçının mezarına koydular.




Kimler katıldı?

Cenaze törenine TBMM Başkan Vekili Murat Sökmenoğlu, Kültür Bakanı İstemihan Talay, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan ve DYP Genel Başkanı Tansu Çiller

DYP Genel Başkan Yardımcısı Hayri Kozakçıoğlu, ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras, Tarık Akan, Cem Davran, Zeki Alasya, Metin Akpınar, Uğur Dündar, Zeki Ökten, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, Beyazıt Öztürk, Sümer Tilmaç, Mustafa Sandal, Tekin Akmansoy, Ahmet Utlu, Mehmet Ali Alabora, Doğa Rutkay, Mustafa Alabora, İsmet Ay, Perran Kutman, Rekabet Kurulu Başkanı Aydın Ayaydın, Halit Akçatepe, Menderes Samancılar, Sibel Turnagöl, Yılmaz Erdoğan, Kerem Alışık, “Şaban ile Şirin" adli dizide rol alan minik oyuncu Tugçe Gedik, “Bizimkiler” dizisi oyuncularının bulunduğu çok sayıda kişi katıldı.




Kemal Sunal Sokağı

Kemal Sunal’ın adı, yazlık evinin bulunduğu sokağa verilecek. Tuzla Belediye Başkanı İdris Güllüce, belediye meclis toplantısında Kemal Sunal’ın yazlık evinin bulunduğu Postane Mahallesi’ndeki Akman Sokak’ın adının Kemal Sunal olarak değiştirilmesini içeren bir önerge verdi.

Başkan Güllüce’nin önergesi, oy birliğiyle kabul edildi. Belediye yetkilileri, yaklaşık 15 gün sonra Kemal Sunal’ın ailesi, yakınları ve sanatçı dostlarının katılımıyla düzenlenecek bir törenle, Akman Sokak’ın isminin Kemal Sunal olarak değiştirileceğini bildirdiler.

Sunal'ın ismi parka verildi

Malatya Belediye Başkanı M. Yaşar Çerçi, Kemal Sunal’ın isminin bir çocuk parkına verileceğini bildirdi. Belediye Başkanı M.Yaşar Çerçi, “Türk sinema tarihinde önemli bir yeri olan hemşehrimiz Kemal Sunal’ın vefatı bizleri derinden üzmüştür. O Türk sinemasının temel taşlarından biridir. Oynadığı film ve diziler vatandaşlarımız tarafından keyifle izlenmiştir. Kendisine Cenab-ı Hakk’tan rahmet, yakınlarına sabır dilerim. Ayrıca hemşehrimiz olan merhum sanatçının ismi bir çocuk parkına verilerek adı yaşatılacaktır.” Doğanyol’un Gökçe beldesinde de Sunal’ın ismi bir caddeye verilecek. (Çetin ÇİFTÇİ-Malatya CHA)




Sanatçılar sahipsiz

Yıllarını Türk sinemasına harcayan Yeşilcam'ın kötü adamı Turgut Özatay, Türkiye'de sanatçıların mağduriyetinin adet haline geldiğini, bunun önüne geçmek için hiçbir tedbir alınmadığını söyledi.

SODER - Sinema Oyuncuları Derneği kurucu üyesi Özatay, "Sokakta keman çalana telif hakkı veriliyor, sinema sanatçısına yok. Her kanalda ayrı bir filmimiz seyrediliyor. Ancak birçok arkadaşımız mağdur durumda yaşamaya devam ediyor. Arkadaşlarımızın cenazelerini bile işadamlarının yardımıyla kaldırıyoruz. Türkiye geneli sinemaya emek verip mağdur olanları toplasanız 2 bin kişiyi bulur. Sanatçıya sahip çıkılmıyor. Sanatçıysa ağlamaktansa aç kalmayı tercih ediyor." dedi. Özatay, yaşlanan sanatçıların özellikle sağlık sorunları ve imkansızlıklarla boğuşmasının devletin ayıbı olduğunu sözlerine ekledi.




Sağlık Bakanı soruşturma başlattı

Sağlık Bakanı Osman Durmuş, uçakta kalp krizi geçirerek vefat eden ünlü sanatçı Kemal Sunal’a geç müdahale edildiği yönündeki tartışmalarla ilgili olarak, “O konuda Teftiş Kurulu inceleme yapiyor. Verilen hizmet hangi imkanlarla verilmiş, zamanla ilgili bir problem var mi, bütün yönleriyle ilgileniliyor.” dedi.

Havaalanında ve uçaklardaki sağlık hizmetlerinin THY’nin, yer hizmetlerinin de Ulaştirma Bakanligi’nın görevi olduğunu belirten Durmuş, ilk etapta THY’nin sözleşmeli oldugu bir firmanin elemanlari tarafindan Sunal’a müdahale yapıldığını kaydetti. Uçaklardaki sağlık kitlerinin geliştirilmesiyle ilgili olarak 2 aya yakın süredir çalışmaları olduğunu ve yönetmelik hazırlandığını anlatan Durmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Uçağın içinde bulunması gereken ambu cihazı, endotrakel tüp, laringoskop gibi, bir solunum problemi olduğunda tüpü takıp doğrudan oksijene balonla bağlama imkanı sağlayan cihazlar bu söylediğim... Bunların bulunması gereğine inanıyoruz. Dolayısıyla yer hizmetlerinde, normalde 2,5-3 dakika gibi kısa bir sürede ekip gelebiliyor. Zannediyorum, ilk yardımı yapanlar, kendilerinin yardımcı olabileceğini düşündüler. Biraz gecikmeli diyor... O konuda Teftiş Kurulu inceleme yapıyor."




Trafik canavarı hakimi kandıramadı

7 kişinin ölümü ile sonuçlanan Pınarbaşı yakınlarındaki kazada otobüsün takograf cihazında hile yapıldığı ortaya çıktı. 120 kilometre sürati 88 kilometre olarak gösteren otobüs şoförü Abdullah Sefalı tutuklandı.

Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesi yakınlarında önceki gün devrilerek 7 kişinin ölümüne, 28 kişinin de yaralanmasına sebep olan yolcu otobüsünün hız takograf cihazının hileli olduğu, otobüsün 120 kilometre hızla giderken 88 kilometre hız yapıyor gibi kayıt yaptığı ortaya çıktı. Kayseri Emniyet Müdürü Bekir Tanrıkulu’ndan alınan bilgiye göre, Pınarbaşı ilçesi yakınlarında meydana gelen trafik kazasında yolun sol kenarına devrilen 23 P 2523 plakalı Metro Tur firmasına ait yolcu otobüsünde yapılan teknik inceleme tamamlandı. Bekir Tanrıkulu, “Sürücü Abdullah Sefalı, dalgın ve uykusuz olması nedeniyle otobüsü yolun sol tarafına devirmiş. Yapılan teknik inceleme sonucu takograf cihazına müdahale edildiğini ve hile yapıldığını saptadık. Araç, 120 kilometre hızla giderken takograf cihazı 88 kilometreyi göstermektedir. Kaza tamamen sürücü hatasından kaynaklanmıştır.” dedi.

Öte yandan, Kayseri Devlet Hastanesi’nde tedavisi tamamlanan Abdullah Sefalı, Pınarbaşı Adliyesi’ne getirildi ve çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. (Kayseri)




Alkol reklamına ceza verilsin

Yeşilay Cemiyeti, alkollü içki reklamına yasak getiren bir teklif hazırladı. Yasağa uymayana 500 milyar para cezası isteniyor.

Yeşilay Cemiyeti Genel Merkezi, alkollü içeceklerle ilgili kanundaki boşluğu giderecek bir kanun tasarısı hazırladı.

Tasarıya göre, alkollü içki reklamlarına yaptırım getirilerek, yasağa uymayanlara 500 milyar liraya kadar ceza öngörülüyor.

Tasarı Meclis’te kabul edilirse, reklam yasağına aykırı hareket eden medya başta olmak üzere kamu ve özel kurumlar 5 milyar liradan 500 milyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılacak. Bu arada, tasarıya göre ruhsat almadan alkollü içki satışı yapan yerler de bir milyar liradan 50 milyar liraya kadar cezaya çarptırılacak.

Tüketimde korkunç artış

Yeşilay’ın rakamlarına göre, 1930 yılında kişi başına bir litre alkollü içki düşerken, bu rakam yüzde 1600’lük artışla 1996’da 16 litreye ulaştı. Sıçramanın en büyük sebebi olarak 1965’lerden itibaren özel teşebbüse verilen bira, şarap gibi alkollü içki üretim ve satış müsaadesi ve bunlara verilen destekler gösteriliyor. Rakamlardaki bu korkunç gerçeğe rağmen, alkollü içkilerle ilgili yasalardaki boşluk, bu artışı körüklüyor.

Yasak, ama ceza yok

4250 Sayılı kanunun, 3023 Sayılı kanunla değişik yapılan 19. maddesinde ispirtolu içki reklamının radyo, televizyon ve devlete ait her kurum ve kuruluş aracılığıyla reklamı yasak. Ancak yasaya aykırı hareket edenlere cezai müeyyide uygulanmıyor. Yeşilay Cemiyeti, kanundaki boşluğun kapatılması için ilgili kanunun 19. maddesindeki reklam yasağı kapsamına açıklık getiren ve 31. maddesi ile de para cezası öngören bir yasa tasarısı hazırladı. Teklif şöyle: “İspirto ile bira ve şarap dahil her çeşit ispirtolu içkinin radyo, televizyon kamu ve özel her türlü kurum ve kuruluşlar aracılığıyla reklamının yapılması yasaktır. Reklam yasağına aykırı hareket edenler beş milyar liradan beş yüz milyar liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır.”




40 derece sıcakta hak arayışı...

Kamu – Sen, hükümetin memurlara olan borcunun ödenmesi için mutad olarak gerçekleştirdiği eylemi hava sıcaklığı 40 dereceyi bulmasına rağmen dün de sürdürdü.

İstanbul Aksaray'da gerçekleştirilen eylemlerin beşincisinde, memurların mağduriyetini dile getirmek için çeşitli mizansenler yapıldı. Memurlar, parasızlıktan ayakkabı boyama, su satma, dilencilik yapma, eylemlerde sıcaktan bayılma gibi gösteriler yaptılar. Kamu–Sen İstanbul Bölge Başkanı Hanefi Bostan, Anayasa'da bulunan grev ve toplu sözleşme haklarını istediklerini belirterek, “Hükümetten lütuf beklemiyoruz. Talebimiz anayasanın öngördüğü yasal düzenlemenin yapılmasıdır. Enflasyon kayıplarının giderilmesidir. Emanet ettiğimiz paraların iadesidir. Hükümetten talebimiz çalışanlarına insan onuruna yaraşır bir hayat sürmeye yetecek ücret ve çalışanların aile sorumluluklarını yerine getirmeye yetecek bir gelir seviyesidir." dedi. Bostan'ın konuşmasının ardından göstericiler sessizce dağıldılar. (Birol AYDIN / İstanbul ZAMAN)




Yollar yine kan gölü

Yurdun çeşitli bölgelerinde meydana gelen trafik kazalarında toplam 10 kişi öldü, 22 kişi de yaralandı.

Şanlıurfa’dan Viranşehir yönüne giden Abdulrahim Sun (26) yönetimindeki 47 KP 778 plakalı kamyonet ön lastiğinin patlaması sonucu şarampole yuvarlandı. Kazada, Dilan (6) ve kardeşi Fırat Örnek (4) ölürken, Abdulrahim, Zübeyde (50) ve Eylem Sun (6) ile İbrahim Aykal (36), İbrahim Azbay (15), Arem Örnek (11) yaralandı. Yaralılar, Şanlıurfa ve Viranşehir devlet hastanelerinde tedavi altına alındı. Manisa’nın Saruhanlı ve Gördes ilçelerinde Selman Şahin yönetimindeki 45 S 5068 plakalı özel aracın aşırı hız nedeniyle savrularak karşı yönde seyreden Mustafa Kürkçü’nün kullandığı 05 AP 627 plakalı kamyona çarpması sonucu alkollü olduğu belirlenen Selman Şahin (30) ile aynı araçtaki Rüstem Ada (46) olay yerinde öldü, bir kişi de yaralandı. Öte yandan Karabük’ün Eskipazar yakınlarında Mehmet Telli yönetimindeki 06 ZDD 93 plakalı yolcu otobüsü, Hüseyin Öngördü’nün kullandığı 78 AS 055 plakalı kamyona arkadan çarptı. Kazada 7 yolcu yaralandı. Yetkililer, kazanın, otobüs sürücüsünün, direksiyon başında uyuması sonucu meydana geldiğini bildirdiler. Ankara’nın Polatlı ilçesi yakınlarında meydana gelen trafik kazasında ise 2 kişi öldü, 8 kişi yaralandı. Bu arada çeşitli illerde meydana gelen kazalarda ise toplam 3 kişi hayatını kaybetti.




Van’a turist ilgisi

Urartu medeniyetine başkentlik eden, tarihî ve kültürel zenginliğe sahip Van’a, bu yıl gelen turist sayısında artış olduğu bildirildi.

Turizm İl Müdürlüğü yetkililerinden alınan bilgiye göre, Körfez Krizi’nden sonra düşüş gösteren turist sayısının, bu yıl artması yatırımcıları sevindirdi. Van’a son 5 ayda, çoğunluğunu İran, Japonya ve Amerikalıların oluşturduğu 3 bin 500 yabancı ve 42 bin dolayında yerli turist geldiğini belirten yetkililer, turist sayısındaki artışa paralel olarak otellerdeki doluluk oranının da yüzde seksenlere ulaştığını söylediler. Yetkililer, bölgede terör olaylarının bitme noktasına gelmesinden sonra, turizm alanında yaşanan canlılığın ilin ekonomisine de büyük katkılar sağladığını sözlerine eklediler. (Van)




Selçuk, Başbakan’a başvurdu

Yargıtay Başkanı Sami Selçuk, Yargıtay'ın yakınında bulunan GSM baz istasyonunun kaldırılması için Başbakanlık’a başvurdu.

Selçuk, istasyona yakın dairelerde görev yapan 4 kişinin kanser hastalığından öldüğünü, bir kişinin de aynı hastalık sonucu acılara dayanamayarak intihar ettiğini bildirdi. Selçuk, Başbakanlık makamına yazdığı yazıda, Yargıtay binası yakınındaki GSM baz istasyonunun çevreye radyasyon yaydığı ve bu radyasyonun kansere sebep olduğuna ilişkin haberler ve bilimsel raporların bulunduğunu kaydetti. Yargıtay’da bu haberleri doğrulayan ölüm ve hastalık olaylarının yaşandığını belirten Selçuk, şunları kaydetti: "Gerçekten, istasyona yakın dairelerimizden 18. Hukuk Dairesi'nde görev yapan üyelerden Adnan Selçuk 31 Aralık 1996'da, aynı Daire Başkanı Sait Rezaki 2 Mayıs 1999'da, aynı binada bulunan 10. Ceza Dairesi Üyesi Cemal Özer 23 Haziran 2000 tarihinde kanser hastalığından ölmüşlerdir. Yine aynı binada görev yapan tetkik hakimleri Mahir Ata ve Nurten Gündüz de amansız hastalığa yakalanmışlar, Nurten Gündüz 3 Mart 2000'de kanserden ölmüş, Mahir Ata ise hastalığın son dönemindeki acılara dayanamayarak 11 Aralık 1999'da intihar etmiştir. Bu nedenlerle uluslararası ölçütler uygulanarak istasyonun oturulan bölge dışına çıkarılması konusunda ilgi ve emirlerinize arz ederim." dedi.




Sıra Nejat Daş'ta

Adalet Bakanlığı ile insan hakları savunucuları cezaevlerinin durumunu tartışırken, bu cezaevleri yurtdışındaki hükümlüler için cazibe merkezi olma özelliğini sürdürüyor.

Emniyet Genel Müdürlüğü yetkilileri, yurtdışında yakalanan hükümlülerin ülkelerine iade isteğiyle son bir yılda Türkiye'ye getirilen kaçak hükümlü sayısının 116'yı bulduğunu belirttiler.

Fransa'da yakalanan Alaattin Çakıcı'nın Türkiye'ye getirilerek Kartal Cezaevi'ne konulmasının ardından, halen Fransa'da tutuklu bulunan uyuşturucu kaçakçısı Nejat Daş ile İngiltere'de tutuklu bulunan Hüseyin Baybaşin'in de iadesi gündeme geldi. Nejat Daş'ın Türkiye'ye iade dosyasının Adalet Bakanlığı'nda olduğu ve incelemeye alındığı, önümüzdeki günlerde Emniyet Genel Müdürlüğü İnterpol Daire Başkanlığı'ndan bir ekip tarafından Türkiye'ye getirileceği belirtildi.

Türkiye'ye iade edilmek isteyen diğer bir uyuşturcu kaçakcısı ise İngiltere'de hükümlü bulunan Hüseyin Baybaşin. Yetkililer, PKK'nın yayın organı MED TV'ye yüzde 40 oranında finansman sağladığı ortaya çıkan uluslararası uyuşturucu kaçakçısı Baybaşin'in Türkiye'ye iadesinin uzun bir süreci gerektirdiğini belirtiyorlar.

Bu arada Emniyet Genel Müdürlüğü yetkilileri son bir yılda Türkiye'ye iade edilen hükümlü sayısının 116'ya ulaştığını, 24 hükümlünün de transfer edildiğini kaydediyorlar. Türkiye'den ise son bir yılda dış ülkelere 14 iade bulunduğuna işaret ediyorlar. (Sedat GÜNEÇ / Ankara ZAMAN)




Kimsesiz Ahmet'e şefkat eli

Samsun'da, “barınacak yeri olmadığı” için 2 kez intihar girişiminde bulunan ve 7 gün önce sokak çocuklarının sorunlarını kamuoyuna duyurmak için Ankara'ya yürüyüş başlatan Ahmet Uğur, Valilik tarafından Yaşar Doğu Yetiştirme Yurdu'na alındı.

Kâbus dolu günlerin geride kaldığını ve sıcak bir yuvaya kavuştuğunu belirten Ahmet Uğur, duygularını şöyle anlattı: “Annem ve babam ayrıldılar. Ben ise 6 yıldır sokaklarda kalıyordum. Bunalıma girmiştim. İki kez canıma kıymak istedim, başaramadım. Şimdi sıcak bir yuvaya kavuştum. Çok mutluyum. Acı günler geride kaldı.” Yaşar Doğu Yetiştirme Yurdu Müdürü Mehmet Tarakçı ise, Ahmet Uğur'a kucak açtıklarını ifade ederek, “Ahmet bizim evladımız. Onu topluma yararlı birey olarak kazandırmak için her şeyi yaparız.” diye konuştu.




Yine D Blok

Bayrampaşa’nın sabıkalı koğuşundaki eylem bildik görüntülere sahne oldu. Adlî tutukluların nakillere tepki için 6 gardiyanı rehin alarak başlattıkları direniş kısa sürede af eylemine dönüştü. Tutuklular, küçük çaplı yangınlar çıkardılar.

Bayrampaşa Cezaevi'nde bir grup adlî tutuklunun, nakilleri protesto amacıyla sık sık olaylara sahne olan D Blok'ta başlattıkları rehine eylemi, sıcak anların yaşanmasına neden oldu. Cezaevinde bir süre önce 2 kişinin ölümü, 2'si cezaevi görevlisi 8 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan 2 grup arasındaki silahlı çatışmadan sonra, olaya karıştıkları belirlenen bazı tutuklular sevk işlemine tabi tutuldu. Bu kapsamda dün sabah jandarma ekiplerinin D–2 koğuşu temsilcisi Tahsin Eşme'yi Manisa'nın Alaşehir Cezaevi'ne sevki için alması, bir grup adlî tutuklunun tepkisine yol açtı. Tutuklular, koğuşlarda bulunan yatak, yorgan ve meyve kasalarını ateşe vererek küçük çaplı yangın çıkartarak sevki protesto ettiler.

6 infaz koruma memurunu rehin alarak, koğuş kapılarına barikat kuran yaklaşık 400 tutuklunun direniş başlatması üzerine cezaevine takviye jandarma, itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi. Olay üzerine cezaevine gelen İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Ferzan Çitici de, eylemin sona erdirilmesi için girişimlerde bulundu. Bu sırada eylemi sürdüren tutukluların, D Blok'un 3. kat pencere demirlerine çıkarak Türk bayrağı ve “Af istiyoruz” yazılı bir pankart açtıkları görüldü.

Medyaya yasak

Bayrampaşa Cezaevi'ne ulaşan yolları araç trafiğine kapatan güvenlik kuvvetleri, basın mensuplarının da çevre binalara çıkarak görüntü almalarını engelledi. Polise, çevre binalara çıkan basın mensupları ile bunların çıkışına izin veren apartman yöneticileri ve sahiplerinin gözaltına alınması talimatının verildiği bildirildi.

En olaylı bölüm

Olayların çıktığı D Blok, cezaevinin en fazla olay çıkan bölümü olarak biliniyor. Bayrampaşa Cezaevi'nde, 16 Haziran 2000'de meydana gelen olaylarda, D–2 ve D–10 koğuşlarında kalan iki ayrı grup arasında havalandırma boşluğunda çıkan çatışmada 2 kişi ölmüş, olaylarda tabanca ve kesici aletler kullanılmıştı. Alaattin Çakıcı'nın yeğeni Kenan Ali Gürsel'in de aralarında bulunduğu 8 kişinin ölümü olayı da yine bu blokta yaşanmıştı. Son olarak D Blok'ta, 30 Haziran günü yapılan aramalarda, 1 adet tabanca ile çok sayıda mermi ve 29 adet kesici alet ele geçirilmişti.

Burdur'da gergin anlar

Öte yandan Burdur Cezaevi'nde, İzmir DGM'de görülen bir davada ifade vermesi gereken 11 terör suçlusunun, koğuşların kapılarını kapatarak başlattığı eyleme, öğle saatlerinde, diğer koğuşlarda kalan terör suçluları da destek verdi. Eylemci tutukluların attıkları cam parçalarından birinin yüzüne isabet etmesi nedeniyle Halil İncebacak adlı infaz koruma memuru da yaralandı. Öte yandan, Nevşehir E Tipi Kapalı Cezaevi'nde 3 hükümlü, af yasasının çıkmamasını protesto için kendilerini jiletle yaraladı. (Erkan ACAR / Murat AKAN)




Firara mayın engeli

ANAP Grup Başkan Vekili Beyhan Aslan'ın hazırladığı yasa teklifine göre, hapishanelerden tünel kazıp firar etmek de, duvarı aşıp kaçmak da hayal olacak.

Teklif uyarınca, tüm hapishaneler şehir dışına taşınacak. Mücavir alanın en az 10 kilometre dışına çıkarılacak olan hapishanelerin 2 kilometre çevresine de hiçbir bina yapılamayacak. Böylece hükümlünün tünel kazıp görünemeyeceği bir yere çıkması önlenmiş olacak. Hapishanenin çevresi dikenli tellerle çevrilecek ve etrafına mayınlar döşenecek. Tutuklu herhangi bir yolla hapishaneden çıksa dahi, dikenli tel ve mayın engeline takılacak. Teklif, şehir içindeki tüm cezaevlerinin satılarak şehir dışına çıkartılmasını öngörüyor. Konuya Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'ün olumlu baktığı kaydedildi.




Meclis "F Tipi" dedi

Adalet Bakanlığı ile insan hakları dernekleri arasında tartışmalara sebep olan F Tipi cezaevleri için TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu “olumlu” görüş bildirdi.

Komisyon tarafından geçen sene 10 tutuklunun ölümü ile sonuçlanan olayları kapsayan raporda “İnfaz rejimi, güvenlik ve insan hakları kavramları arasında sıkışmıştır” denildi. Şehir içlerinde kalmış olan çok sayıda tutuklu ve hükümlünün barındırıldığı cezaevlerinin bir an önce boşaltılmasının önerildiği raporda, " Avrupa Konseyi Avrupa cezaevleri normlarına uygun yeni cezaevleri yapılmalı, eskileri de bu doğrultuda fizikî açıdan ıslah edilmelidir. F Tipi cezaevleri, uygun bir seçenek gibi görünmektedir.” ifadelerine yer verildi. (Süleyman KURT / Ankara)




Bükreş'te Türk şehitliği

Romanya hükümeti, 1. Dünya Savaşı'nda şehit düşen askerlerimizin gömülü olduğu askeri şehitliği Türkiye'ye hediye etti. Şehitlikte 935 mezar var.

Birinci Dünya Savaşı'na ‘hasta adam' olarak giren Osmanlı İmparatorluğu, katıldığı cephelerden geri çekilirken binlerce Anadolu insanını da şehit verdi. Üç cephede birden savaşan Osmanlı İmparatorluğu, Romanya cephesinde, 5 bin 702 evladını şehit verdi. Bu şehitlerin büyük çoğunluğunu Türk'üyle, Kürt'üyle, Çerkez'iyle Anadolu insanı oluşturuyordu. Savaştan sonra şehitlerin 935 tanesinin gömülü olduğu Bükreş Askeri Şehitliği Romanya Devleti tarafından Türkiye'ye hediye edildi. Düzenlemesi ve bakımı Türk Büyükelçiliği tarafından üstlenilen şehitlikte Anadolu'dan gelen Hıristiyan askerlerin de mezarları bulunuyor. Aynı bayrağın altında İsmail oğlu İsmail de Hıristiyan Anastasi oğlu Kosti de yatıyor. (Murat UÇAR / Bükreş ZAMAN)




Tantan'ın acı günü

İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'ın babası geçirdiği rahatsızlık sonucu hayatını kaybetti.

Baltalimanı'nda bulunan Polis Moral Eğitim Merkezi bünyesindeki İçişleri Bakanlığı villasında saat 12.30 sıralarında vefat eden Şükrü Tantan'ın cenazesi, Koşuyolu'ndaki Polis Hastanesi'ne kaldırıldı. Şükrü Tantan'ın kronik bir rahatsızlığının bulunduğu ve devamlı tedavi altında tutulduğu öğrenildi. Şükrü Tantan'a ait eşyalar, daha sonra bir kamyonete yüklenerek Sapanca'ya götürüldü. Tantan, babasının vefatı üzerine Gürcistan ziyaretini erteledi. (Uğur ÖZTÜRK / İstanbul CHA)




'Celp' kolaylığı

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), DMS'yi kazanan memur adaylarına, askerliğe celp ve sevk tarihlerini değiştirerek kolaylık sağladı.

MSB Genel Sekreterliği'nden yapılan yazılı açıklamada, DMS'yi kazanan ve yerleştirileceği kamu kurumu, sınav sonuç belgesiyle kendisine bildirilmiş olan memur adaylarından, temmuz ve ağustos 2000 tarihinde sevke tabi olan yedek subay adayı ve er statüsündeki vatandaşların celp ve sevk tarihlerinin değiştirildiği kaydedildi. Buna göre, Temmuz 2000 döneminde sevke tabi olan tıp doktorları ile karışık sınıf yedek subay adayları Kasım 2000'de, Eylül 2000'de sevke tabi olan tıp doktorları Kasım 2000'de, Ağustos 2000'de sevke tabi olan er statüsündeki yükümlüler de Kasım 2000'de silah altına alınacak.




Arnavutlar resmi okul öğrencisi

Başbakan Bülent Ecevit'in davetlisi olarak Türkiye'yi ziyaret eden Arnavut çocukların, ülkelerinde devam ettikleri okulların, Arnavutluk Devleti'nin resmi okulları olduğu bildirildi.

Devlet Bakanı Hasan Gemici'nin Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği'nden yapılan yazılı açıklamada, bir gazetede “Türkiye'ye gelen çocukların Arnavutluk'taki okulları ile ilgili yanlış haber ve yorumların yayınlandığı” kaydedildi. Açıklamada, “Çocukların Arnavutluk'ta öğrenime devam ettikleri okullardan biri Arnavutluk Devleti'nin yetimhanesi, diğerleri ise yine Arnavutluk Devleti'nin 'Türkiye Büyükelçiliği'nin ve Silahlı Kuvvetlerimizin onarım, eğitim, öğretmen katkısında bulundukları' resmi okullarıdır.” denildi. Arnavutluk'tan gelen çocukların, Mersin-Silifke'de tatillerine devam ettikleri de bildirildi.



| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.