Filistin'in doğum günü: 11 Temmuz
ABD Başkanı Bill Clinton'ın 11 Temmuz'da Camp David'de Yaser Arafat ve Ehud Barak'la bir üçlü zirve yapacağı yönündeki daveti Ortadoğu gündemini Filistin'e kilitledi.
Zirvede yarım asırdır üzerinde bir anlaşmaya varılamayan Kudüs'ün statüsü, Batı Şeria'da egemenlik hakları, Filistinli mültecilerin geleceği ve Yahudi yerleşim birimleri gibi en hassas konular görüşülecek. 22 yıl önce aynı yerde ABD Başkanı Jimmy Carter'ın girişimleri ile İsrail Başbakanı Menachem Begin ve Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat bir araya gelmişti.
13 gün süren pazarlıklar sonunda imzalanan anlaşma 'Camp David Anlaşması' olarak tarihe geçmişti. Ancak siyasi yorumcular aynı seviyede bir başarı şansını bu zirveye tanımıyorlar.
Başbakan Ehud Barak bile dün İsrail ordu radyosuna açıklamalarda bulunurken zirvenin başarı şansının yüzde 50 olduğunu söyledi ve 'Ancak ve ancak İsrail devletini güçlendirecek bir anlaşmayı imzalarım' diye konuştu. Yorumcular İsrail'in zirveden beklentilerinin Filistin'in taleplerinin karşılayamayacak bir seviyeye düşmüş olabileceğini iddia ettiler.
İsrail karıştı
Bu arada zirve haberi İsrail'in iç politikasını karıştırdı. Kudüs'ten ilk istifa haberi İçişleri Bakanı Natan Sharansky'den geldi. Ancak Barak, hükümetinin devamlılığını düşünmeksizin gerekirse 30 milletvekili ve 9 bakanla kalıp milleti için gerekli olan anlaşmayı yapacağını açıkladı. Barak'ın bu açıklamalarından dolayı muhalefetteki muhalefet partisi Başbakan Barak'ı 'diktatörlükle' suçlayarak hakkında bir güvensizlik oyu teklifi verdi.
ABD'de yapılacak üçlü zirve davetini Filistin tarafı isteksiz olarak kabul etti. Filistinli yöneticiler, tarafların henüz bir zirvede bir araya gelecek noktaya varmadıkları ve İsrail'in gerçekleştirmesi gereken bazı vaadlerinin bulunduğunu iddia ederek, Barak'ın üçlü zirve talebine uzun bir müddettir direniyorlardı. Filistin tarafı zirve öncesinde pazarlık prensiplerini basına sızdırmaya başladı. Bunlara göre Filistin Doğu Kudüs topraklarından ve anlaşmaların mevcut BM kararları çerçevesinde yapılması prensibinden taviz vermeyecek. (Kerim BALCI / Kudüs ZAMAN)
Bir ön anlaşma var mı?
Son haftalarda gerek İsrail gerekse Filistin basını tarafından Barak'la Arafat arasında bir gizli ön anlaşma olduğu haberleri zirve öncesinde yeniden gündeme geldi.
Londra'da yayımlanan El-Kuds El-Arabi gazetesi İsrail'in Arafat'ı zirveye ikna edebilmek için Washington aracılığı ile Filistin tarafına Batı Şeria topraklarının yüzde 94'ünün kesin kontrolünü teklif ettiğini iddia etti. Gazete, bu toprakların yüzde 80'lik kısmını zirvede imzalanacak anlaşmanın hemen müteakibinde, yüzde 14'ünün de iki yıl içinde Filistin tarafına devredileceğini bildirdi. Gazete, bazı Filistinli yöneticileri kaynak göstererek nihai bir anlaşmanın yüzde 95'inden fazlasının hali hazırda kararlaştırılmış olduğunu ve Doğu Kudüs'ün iki büyük mahallesi ile birlikte Aksa Camii'nin bulunduğu Mabed Tepesi'nin de Filistin'e devredileceğini iddia etti. Bu arada zirve duyurusuna Arap ülkelerinden gelen tepkiler zirvenin Arafat üzerine Amerikan-İsrail ortak baskısı uygulamak üzere oluşturduğu uygun ortamdan bahsederken Körfez ülkeleri gazeteleri Arafat'ı dikkat etmeye ve her ne olursa olsun bağımsızlık ilanını ertelememeye çağırdılar.
K. İrlanda'ya bomba düştü
Protestanların geleneksel yürüyüş sezonlarının tansiyonu artırdığı Kuzey İrlanda'da önceki gece yapılan gösterilerde, petrol bombaları kullanıldı, kaçırılan otomobil ve otobüsler yakıldı.
K. İrlanda Özel Polis Örgütü Şefi Ronnie Flanagan, istihbarat birimlerinden, silahlı grupların daha çok silah ve bomba kullanma niyetinde olduklarına ilişkin bilgi aldıklarını söyledi.
İngiltere'nin Kuzey İrlanda Bakanı Peter Mandelson ise meydana gelen olayları “tam bir serserilik” olarak niteledi. İrlanda Kilisesi Başpiskoposu da “şiddet sürerse, bunun eninde sonunda insanların yaşamına mal olacağı” uyarısında bulundu. K. İrlanda Başbakan Yardımcısı ve Sosyal Demokrat İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Seamus Mallon ise göstericileri 'geri çekilip düşünmeye' davet etti.
Bu arada bölgeye sevkedilen İngiliz askerleri, Belfast sokaklarında devriye gezmeye başladı. Barış anlaşmasının imzalanmasından sonra bölgeden çekilen İngiliz askerleri, iki yıl aradan sonra bölgeye dönmüş oldu. (Londra)
'Çeçenistan'da savaş bitmeli'
Gürcistan Devlet Başkanı Eduard Şevardnadze, Çeçenistan savaşının bir an önce sona ermesi gerektiğini söyledi.
Çeçenistan savaşının diplomatik görüşmelerle son bulması gerektiğini vurgulayan Şevardnadze, 'Savaşın bölge istikrarına ve daimi barışa tehdidi ortadan kaldırılmalıdır. Bu savaş Abhazya'da yaşanan olayların devamıdır. Abhazya'da savaş olmasaydı, şimdi Çeçenistan olayı da vuku bulmazdı.' dedi. 'Savaş devam ettiği sürece Kafkaslarda istikrar ve barış kalıcı bir süreç olarak devam etmez' diyen Şevardnadze, zulümden kaçarak Gürcistan'a sığınan 7 bin Çeçen mülteciye kapılarını açtıklarını belirterek, 'Bu Gürcistan'ın insanlık borcudur. Kendisine saygı duyan her devlet de bizim gibi hareket ederek zor durumdaki insanlara barınak imkanı verecektir' dedi. Gürcistan'dan Çeçen savaşçılara silah yardımı yapıldığı ve göçmenlerin yaşadıkları Pankisi vadisinde askeri kamplar bulunduğu şeklindeki suçlamaları reddeden Şevardnadze, 'Rusya'da bazı çevreler Gürcistan ile Rusya arasında iyi komşuluk ilişkilerini bozma amacıyla bu tür söylentileri ortaya atıyorlar.' dedi. (Ekrem DİNDAROL / Tiflis)
'Şangay Beşlisi'nin başmimarı Rusya'
Temeli 1996 yılında Çin Halk Cumhuriyeti'nin Şangay şehrinde atılan ve Rusya, Çin, Kazakistan, Tacikistan ve Kırgızistan'dan oluşan “Şangay Beşlisi”nin, bölgede yeni dengelerin oluşması ve bu çerçevede başta ABD ve diğer dünya ülkelerinin dikkatini çekmek için kurulduğu belirtiliyor.
Kazakistan Sosyal, Ekonomik, İletişim ve Planlama Entitüsü Müdürü Politolog Sabit Yusupov, “Şangay Beşlisi”nin kuruluş maksadı ve Orta Asya ülkeleri açısından önemini ZAMAN'a anlattı.
'Şangay Beşlisi'nin asıl fikir mimarı Rusya'dır.Başrolde Rusya var' diyen Yusupov, Şangay Beşlisi'yle Rusya'nın hedeflediği iki konuyu, Çin ile Rusya'nın birbiriyle yakınlaşması ve Orta Asya ülkelerini Rusya'nın kendi kontrolünde tutması olarak açıkladı. Yusupov bu hedeflerin, Çin'in de işine geldiğini kaydetti.
'Şangay Beşlisi aslen siyasi bir birliktir. Yani Rusya ile Çin arasındaki ilişkilerin ve menfaatin bir başka versiyonudur. Yanına Kazakistan,Tacikistan ve Kırgızistan'ı da aldılar ki Beşli, uluslararası arenada negatif puan toplamasın' diyen Yusupov, Çin ile Rusya'nın ekonomik hedeflerinin de Hazar'ın zenginliğinde etkin rol oynamak olduğunu söyledi. ABD'nin konuyu çok yakından ve hassas bir şekilde takip ettiğini belirten Yusupov açıklamalarını, 'Ama iki ülkenin şu aşamada sıçrama yapacak ekonomik güçleri yok. Bu ekonomik gücü yakalarlarsa, ABD farklı bir tavır alacak' şeklinde sürdürdü. Yusupov, Putin'in gelmesiyle Rusya'nın siyasetinde bir değişiklik yaşanmadığını, Rusya'nın hep 'Krallık' siyasetini yürüttüğünü ifade etti. Yusupov, diğer üç ülkenin Şangay Beşlisi'nde yer almalarını, 'Zayıf ülkeler her zaman güçlü ülkenin yanında yer almayı düşünür.' şeklinde açıkladı. (Enes CANSEVER / Almatı ZAMAN)
Atina'nın çirkin yüzü
Kıbrıs'ın uzun süredir 'işgal altında' olduğunu öne süren Yunanistan Meclis Başkanı Apostolos Kaklamanis, KKTC'yi de 'Kıbrıs Türk sahte devleti' şeklinde nitelendirdi.
Yunanistan Meclis Başkanı Apostolos Kaklamanis, Kıbrıs'ın uzun süredir 'işgal altında' olduğunu öne sürerek, bu durumun 'barış haritasında bir leke' olduğunu söyledi. Kaklamanis, Atina'yı ziyaret eden bir grup Amerikalı senatörü kabulünün ardından yaptığı açıklamada, Türkiye'yi, gerginliği artırmaya çalışmakla suçladı.
KKTC'yi 'Kıbrıs Türk sahte devleti' şeklinde nitelendiren Kaklamanis, 'Kıbrıs sahte Türk devletinin işgal güçlerinin BM kontrolündeki yeşil hatta ilerlemeleri uluslararası toplumun açık bir biçimde tahrik edilmesidir. Yunanistan ve Kıbrıs (Rum Kesimi) bu hareketi şiddetle protesto etmiş, ancak karşı tarafın gerginliğin artırılması arzusuna da uymamıştır' diye konuştu.
Atina'nın Ankara ile ilişkilerin geliştirilmesinden yana olduğunu söyleyen Kaklamanis, Yunanistan hükümetinin ve Meclis'in tüm çabalarına, Türk ve Yunan halklarının karşılıklı iyi duygularına rağmen Türkiye'den henüz olumlu bir tepki gelmediğini öne sürdü. Kaklamanis, 'Türkiye, Yunanistan'ın Ege'deki egemenlik hakları örneği, tartışılmasının mümkün olmadığını bildiği konuları öne sürüyor. Aynı zamanda da Ege'de kıta sahanlığının belirlenmesi konusunun Uluslararası Lahey Adalet Divanı'na götürülmesine ilişkin geçmişteki tutumundan geri adım atıyor' dedi.
Atina'da karamsar hava
Öte yandan, Yunanistan Hükümet Sözcüsü Dimitri Reppas, Türkiye'nin ve KKTC'nin Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin tutumlarının, 'Son günlerdeki gelişmelerin ortaya koyduğu gibi' kesinlikle olumsuz olduğunu öne sürdü. KKTC'nın tampon bölgedeki gözetleme noktalarını ileriye alması ve bayrak çekmesinin olumsuz bir yaklaşım olduğunu iddia eden Reppas, 'Aslında bu olay birinci derecede BM'yi bağlıyor. Biz 3. tur görüşmelerin Kıbrıs sorununda çözüme doğru ilerleme kaydetmek için çok iyi bir fırsat olduğu görüşündeyiz. Ancak, Türk tarafının normalleşmeye katkıda bulunmaya hazır olmadığı da ortadadır' dedi. (Atina)
De Soto tarafları dinledi
Kıbrıs dolaylı görüşmeleri üçüncü turunun ikinci gününde, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto ilk olarak RumYönetimi lideri Glafkos Klerides ile görüştü.
De Soto, öğleden sonra da Denktaş ile biraraya geldi. Görüşmelerden sonra her iki lider de basına açıklama yapmadılar.
Görüşmeleri dün başlatan BM Genel Sekreteri Kofi Annan, iki taraftan da, görüşmeler sırasında basına bilgi verme yasağına titizlikle uymalarını istediğini söylemişti. Üçüncü tur dolaylı görüşmelerde, De Soto, daha önceki turlarda yönelttiği sorulara liderlerin vereceği yanıtları dinleyecek. Kıbrıs dolaylı görüşmeleri, BM'nin Ada'daki sorunun çözümüne yönelik '4 çekirdek konu' diye adlandırılan toprak, güvenlik, yetki dağılımı ve mal-mülk mübadelesi üzerinde yoğunlaşıyor. (Cenevre)
'Kıbrıs'ta baskı çözüm değil'
ABD eski Savunma Bakan yardımcısı Richard Perle, ABD'nin, Kıbrıs'ta çözüm amacıyla taraflara baskı yapmaması gerektiğini söyledi.
ABD'nin Kıbrıs'ta çözüm için baskı yapması gerektiğine inanmadığını belirten Perle, 'Baskı ile elde edilen çözümler, kalıcı, etkili ve genellikle adil olmaz. Eğer Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler çözüm istemiyorsa ABD'nin dışardan bir çözüm empoze etme sorumluluğu olmaz' dedi. (Washington)
ABD: Sadece cesaret veriyoruz
Yunanistan'ı ziyaret eden ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı James Dobbins, Washington'un Kıbrıs konusunda tarafları ve BM'yi çözüm için cesaretlendirmek gibi bir rol üstlendiğini söyledi.
Atina'da Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu ile biraraya gelen Dobbins, 'Bizim bu konudaki rolümüz önerilerde bulunmak değil, ancak cesaretlendirmek. Tarafları ve BM'yi çözüm için cesaretlendiriyoruz.' dedi. Dobbins, ABD'nin Kıbrıs konusunda tarafların somut ve detaylı öneriler getirmelerini arzu ettiğini de kaydetti. (Atina)
|