GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

www.cihannet.com

07/07/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Medya

 

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Bölge Haberleri

Bütün Haberler

Diziler

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Televizyon

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

www.cihannet.com

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim/Künye

Haftanın Anketi

Milli Takım Teknik Direktörü Mustafa Denizli'yi, Euro 2000'de başarılı buldunuz mu?

Evet, ancak 
     bu kadar
     olabilirdi

Hayır, daha
     fazlasını
     yapabilirdi

Kararsız

Önceki Anketler



MEDYA ANALİZ 


Başlarken...

Eldeki çuvaldız...

Medya artık kaçınılmaz olarak yaşamın her diliminde bir parçamız.. Ne kadar bizden, ne kadar dışarıdan bir parça, onu tam bilemiyoruz. Bildiğimiz, bu ülkede medya artık yönetimden tüketime, ideolojik ifadeden demokratik hak mücadelesine kadar yaşamın vazgeçilmez bir çarkı olmuş durumda. Böyle olunca, en az medyanın eleştiri hakkı kadar, kendisinin de eleştirilip, irdelenmeye ihtiyacı olduğuna inanıyoruz.. Yani bir nevi çuvaldızı kendisine batırma hadisesi.. Lafımız refiklerimize olduğu kadar kendimizedir de.. Eğer demokratik bir ülke, insan haklarına saygılı bir toplum istiyorsak, müesseselerin kendi anlamları ve tarifleri dışına taşmamaya dikkat etmeleri gerekiyor. Bu sayfa da böylesi bir işlevi edinmeyi görev bilmek gayesiyle yola çıkıyor.. M. Nedim HAZAR




Dağıtım olmadan asla!

Akit gazetesinin Erkaya'nın ölümü üzerine 'Helal etmiyoruz' manşetiyle çıkması Hürriyet gazetesinin karşı yayınları ve Star'ın 'Niye dağıtıyorsun?' tepkisi ve oradan Uzanlar'a ait şirketlerin basılması ile karşılıklı patronların yerilmesine dönüşen polemiğin iki önemli ayağı var: Dağıtım ve medya patronlarının ticari ilişkileri. Biz öncelikle basının can damarlarını oluşturan dağıtıma değineceğiz. Zira dağıtım faaliyetlerini çıkardığınızda okura ulaşmayan dolayısıyla anlamsız, işlevsiz bir hizmet kalacaktır. Bu 'işlev' aynı zamanda sektörün en pahalı bölümünü içermektedir. Bu durum, kurumların işbirliğini zorunlu kılarken küçük gazetelerin başında 'Demokles'in kılıcı' gibi duruyor. Bu itibarla dağıtımla başlayan ve özgürlük tartışmalarıyla boyutlanan polemikler sık sık yaşanıyor. Bu çerçevede en şiddetli atışma 1996'da yaşandı. Polemik, Birleşik Yayın Dağıtım'ın, Akşam, Dost ve Önce Vatan gazetelerinin dağıtımını durdurmasıyla başladı. (16 Eylül) Bunun sebebi iddiaya göre Tercüman ekibini çatısı altında toparlamak amacıyla transfer atağına kalkan Akşam'a iki basın patronunun (Doğan–Bilgin) tepkisiydi. (Bu iki grup bir centilmenlik anlaşması imzalayarak yazar transferi yapmayacaklarını teyit etmişlerdi.) Akşam, küçük bir gazete iken zararsızdı; ama hedefine Hürrriyet ve Sabah'ı koyunca işler değişmişti. İlnur Çevik'in deyimiyle M. Ali Ilıcak elini 'arı kovanına' sokmuştu.

TGC: Tasvip etmiyoruz

Akşam, 'Tekelci basın grubumuzu yok etmek üzere bir 'kurt kapanı' kurdu." diye taarruz ediyor BİR–YAY bunu 'promosyon kampanyaları için teminat vermediniz' gerekçesiyle savmaya çalışıyordu. Bir gün sonra Gazeteciler Cemiyeti, bir açıklama yaparak iki grubun barışmasını istedi. TGC, "Bir gazetenin okura ulaşamaması, tasvip edilecek bir olay değildir ve basın özgürlüğüyle bağdaşmaz." diyordu. Çağdaş Gazeteciler Derneği de ''Dağıtım karteli bağımsız gazetelerin yaşam hakkını ortadan kaldırmaktadır.'' şeklinde sert bir çıkış yaptı. (19 Eylül) Kavga sürerken Doğan Grubu'nda Akşam'ı destekleyen yorum yapan üç isim oldu: Oktay Ekşi, Şahin Alpay ve Umur Talu. Ilıcak, kendini anlatabilmek için ekranlara çıkamıyor, gazetelere ilan veremiyordu. Akşam'ın reklamları sadece İnter Star'da yayımlandı. Ilıcak, Kanal 7'de kısa bir röportajın ardından Ceviz Kabuğu'na konuk oldu. (20 Eylül) Ilıcak, basın özgürlüğünün bir basın kuruluşu tarafından kısıtlandığını söylüyor, teminatın dağıtım şirketinin değil Sanayi Bakanlığı'nın sorunu olduğunu kaydediyordu. Ilıcak, '600 bin tirajlı promosyonsuz gazetelerim niye dağıtılmıyor?' diye de soruyordu. Bir süre sonra (21 Eylül) konu Kanal E'de tartışıldı. Ilıcak programa telefonla katılarak TGC Başkanı Nail Güreli'yi sıkıştırdı: "Bizim için bildiri yayınlamak dışında ne yaptınız?" Ilıcak'ın Güreli'nin bu grubun gazetelerinden Milliyet'te yazmasını zikretmesi ile ortam gerildi. Program konuğu anne Nazlı Ilıcak devreye girerek havayı yumuşatmaya çalıştı. Güreli, şöyle savundu kendini: "Biz şahısları değil, ilkeleri savunuruz." 14 Ekim'de Kanal 6 Haber Müdürü Ender Coşkun, sorunu ilginç bir tarzda ele aldı. Programın içeriği kadar başlangıç sahneleri de dikkat çekiciydi. Akşam'ın reklamlarında oynayan küçük çocuk gazete satarak stüdyoya giriyor; Coşkun cebinden 10 bin lira çıkartarak bir tane alıyordu. Konuklardan Güreli usul açısından itirazını iletti Coşkun'a. Sonrasında ise Ilıcak farklı bir idddiayı ortaya attı: 'Biryay Akşam'ın satılmaması için marketlere baskı yapıyor.' Eskişehir Bakkallar Odası Başkanı İlhan Erol, bunu onayladı.

Patron değişti, fiyat arttı

Ertuğrul Özkök'ün Star'ı 'niye dağıtıyorsunuz' salvosuna gerekçe olarak gösterdiği Dağıtım Kanunu, işte bu tartışmalardan sonra 12 Kasım'da yürürlüğe girdi. Polemik, Akşam'ın elden dağıtılması ve bir süre sonra Refahyol'un ayakta kalma savaşı arasında unutuldu. Erbakan'ın başbakanlığı Çiller'e devretmek amacı ile verdiği istifa hükümetin sonu olmuştu. Kendi kurduğu dağıtım şirketi ile ağır aksak yürüyen Akşam yeni hükümete (Anasol D) ve 'kartel medyası'na amansız bir muhalefet yapıyordu. Ancak uzun sürmedi. El değiştiren Akşam, bu savaşı sessiz sedasız sona erdirdi. Artık Akşam, tüm bayilerde satılıyordu. Gazetenin yayın politikası da değişti; Çiller yanlısı Memduh Bayraktaroğlu'nun işine son verildi. Önce Nazlı Ilıcak ardından oğul Ilıcak'ın yazarlığı bitti. Akşam, 15 aydır 50 bin lira olan fiyatını 100 bine çıkardı. Artışa okur hemen tepki verdi; tiraj 450 binden 210 bine düştü.

Star'a kızdılar, kendileri yaptılar

Özkök, son olayda dağıtım şirketlerini haklı olarak kendilerini yargı organı yerine koyarak karar alamayacakları tezine dayanarak da kendini savunuyordu. Ancak bu tez, 12 Mart 99'da büyük promosyonlarla yayın hayatına atılan Star'ın dağıtılmamasını açıklayamıyor. Doğan ve Sabah grupları, fiyatını 50 bin liraya çeken Star'a önce Posta, Gözcü ve Takvim gibi yan ürünlerini ucuzlatarak cevap verdiler. Hürriyet ve Sabah'a göre fiyat indirimi kaliteyi düşürecekti... Ve Star'ın dağıtımı durduruldu. 50 bin lirada ısrar eden Star ise halkın yoğun bulunduğu bölgelerde, elden dağıtılmaya başlandı. Günümüze geliyoruz, Sabah, Hürriyet ve Milliyet, Star'ı fiyat düşürmekle suçlayıp dışlarken Nisan 2000'de her üç gazete de fiyatını düşürdü ve Star'la eşitledi. (100 bin lira) Sabah grubuna ait Yeni Binyıl ise 125 bin liradan 50 bine düştü.




Polemikte neler kaybedildi?

Hürriyet, Uzanlar ile girdikleri polemiği 'kavga' değil 'bir şirkete yapılan baskının duyurulması' olarak nitelese de sayfaların Türkiye'nin gerçek gündeminden epeyce koptuğu bir gerçek. Zira patronların tüm ilişkileri gündeme gelirken 20 bin çiftçinin katıldığı feryat ancak iç sayfalarda yer bulabildi. Sabah ve Yeni Binyıl bu haberi hiç görmezken Radikal ve Hürriyet küçük bir şekilde yer verdi. Haber sadece Milliyet'in manşetindeydi. Halbuki hükümete yakınlığı ile bilinen Hürriyet yazarı İsmet Solak bile şöyle yazıyordu: 'Bilgili, birikimli bir DSP'li üye sıkıntılıydı. Galiba, Bülent Bey'e gerçek bilgiler ulaştırılmıyor. Durum ortada... İthalat patladı. Çarşı pazar yanıyor. İşçi, memur inliyor. Esnafın kepenk açmaya eli varmıyor. Köylü bitip tükeniyor.' Ve tüm bunların yanında basın etiği ve patronlarının onurunu korumak zorunda bırakılan yazarlar büyük bir yara aldı.

Arada kaynayanlar...

Mumcu suikasti sanıklarındaki müthiş yanılgı

Paraşüt operasyonu

Şevket Bülent Yahnici'nin uyuşturucu, gümrük ve Susurluk bağlamındaki açıklamaları

Gazeteci-yazar Serdar Turgut'un çarpık ekonomik sistem çığlığı. Turgut, ekonominin 6 milyona göre kurulduğunu ve basının buna göre yayın yaptığını belirtmişti.

Çakıcı'nın 'ABD'de Hıncal Uluç ile yemek yedim' açıklaması

Adnan Ağca'nın 'medya kuruluşlarından para aldım' beyanı




Neden dağıtıyoruz?

Hürriyet Gazetesi (Ertuğrul Özkök):

HER GÜN bize küfür eden, her gün bize atmadık iftira, bulaştırmadık çamur bırakmayan bir mevkuteyi biz niye dağıtıyoruz? Bir mesleki ilkenin ve kanun maddesinin uygulanmasıdır. Kanunu zorlayıp aksini yapsak, Türkiye’de kötü bir mesleki içtihadı yaratmış oluruz. Dağıtım şirketlerinin, fikirlerini beğenmediği mevkuteleri dağıtmamaları gibi bir yol açılır.




Hepsini dağıtırdım

Akit Gazetesi (Abdurrahman Dilipak)

BENİM BİR dağıtım şirketim olsa hiç bir yayın organını inancından ya da fikrinden dolayı mahkum etmezdim. Mutlak sınır temel hak ve hürriyetlerdir. Bu işin profosyonel bir boyutu da var. Ahlaki boyutu hürriyetlerin sınırıdır. Ancak bu iş şunun bunun insafına bırakılmamalı. Küçük gazete ve dergilerin dağıtımı için PTT'nin sorumlu tutulması gerekir.




Şirket yargılayamaz

Akşam eski yazarı (Nazlı Ilıcak):

SON OLAYDA Star'ın tavrını onaylamıyorum. Çünkü düşünce hürriyeti, sadece sizin beğendiğiniz fikirlerin yayılması değildir, bütün özgürlüklerin temelidir. Hoşumuza gitmiyor diye o gazeteyi dağıtmazsak bu meselenin istismarı mümkün. Eğer bir mevkute yasak ve sakıncalı yayın yapıyorsa onun hakkındaki kararı verecek olan kurum dağıtım şirketi değil, adli mercilerdir.




Cevaplamadılar

Hürriyet'ten Ertuğrul Özkök, 'Dağıtım Kanunu olmasaydı Akit'i dağıtırmıydınız? ve Akit'ten Mustafa Karahasanoğlu, 'Dağıtım şirketiniz olsaydı Hürriyet'i ve yayın ilkelerinize ters gazeteleri dağıtırmıydınız?' sorusuna cevap vermemeyi yeğlediler.




U Dönüşü

Demokratik tavırlarıyla bilinen Star yazarı Engin Ardıç, dağıtım konusunda bir yılda yaptığı keskin U dönüşüyle köşemizin ilk konuğu oldu. Ardıç, 1999'da Star'ı dağıtmadıkları için Hürriyet grubunu eleştirirken, 2000'de aynı gruba Akit'i dağıttıkları için yüklendi. İşte Ardıç'ın iki yazısından kesitler:




Star dağıtılmıyorken böyle yazdı: Makas makas matitas

Canım abim kötülüğümüz dilimizdedir, kimseye zararımız yoktur. Patronların kıçına yapışıp, rakip gazetelerin dağıtımını zorbalık ve tehditle engellemeye falan kalkmayız, senin de belirttiğin gibi bunlar 'İlkel tavırlar ve yeraltı dünyasının kabadayı üslubudur.', makas değiştiren bir Türkiye'de bu gibi davranışların artık olmaması gerekir... Yani ya abicim, bugün ak dediğimize yarın kara da demeyiz. Bize 'dönek' de diyemezler koçum abim...(Engin Ardıç - 14 Eylül 1999 Star)




Akit dağıtıldığı için böyle yazdı: Sevgili iki yüzlü ölüm

Bakın, Güven Erkaya da vefat etti, Genelkurmay'ın basın bülteni gibi görev yapan kartel, bir yandan paşaya terbiyesizlik eden şeriatçı gazeteleri çok haklı olarak yerden yere vururken, bir yandan da o gazetelerin dağıtımını üstleniyor!.. Paşaya 'hakkını helal etmeyen' Akit Gazetesi'ne 'bu nasıl Müslümanlık' diye yüklenmek marifet de, bir yandan aynı gazetenin dağıtımını yapıp para kazanmak riyakarlığın dik alası değil midir, sıkı Kemalist Aydın Beyefendi Hazretleri? (Engin Ardıç 27 Haziran Star)




Haftanın Yazısı

Hürriyet gazetesini niçin savunmadım?

Hürriyet yazarı Fatih Altaylı'nın 'Dağıtım konusunda niçin bize destek olmuyorsunuz?' diyerek adını zikrettiği (30 Haziran) Fehmi Koru müthiş bir iddiada bulundu. Hürriyet'i savunduğu her süreçte bu gazetedeki bazı yazarlardan darbe yediğini anlatan Koru, Tempo dergisinin bir yayını yüzünden sıkıntılar yaşayan Hürriyet'i rica üzerine müdafaa ettiğini, aradan bir hafta geçmeden iki Hürriyet yazarının kendine galiz küfürlerle saldırdığını kaydetti. Özkök'le benzer bir yardımlaşma telefonundan sonra da sözde 'belgelere' dayanarak kendisinin ajan ilan edildiğini anlatan Koru noktayı şöyle koydu: Meral Akşener'in basına açıkladığı kasetler, Hürriyet yöneticilerinin 'mahrem' telefon konuşmalarının bile dinlendiğini açığa vurmuştu. Hürriyetçiler, konuşmalarının 'gazete içinden' dinlendiğini biliyorlar... Meraklının 'kim' olduğu bulundu mu?.. (Son konuşmalar da) 'içeriden birileri' tarafından dinlenmiş olmasın sakın? (Yeni Şafak, 2 Temmuz)




Yakışmadı

Sen ölmeyip kazık mı kakacaksın Hasan efendi! (Hürriyet)

Vakt-i zamanı geldiğinde nereye 'kazık' çakacağımı iyi biliyorum. (Hasan Karakaya / Akit)

Ölü soyucular, ölü yiyiciler. gazetem de sormuş, ''Çakal''ın, ''İt''in dini olur mu? Bunlara hoşt denilir, taş atılır. (Fatih ALTAYLI/ Hürriyet)

 

medyaanaliz@zaman.com.tr


| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.