Bu millet seni seviyor Taşçı...
Türk spor tarihinin en başarılı en tarihi kulvarı olan ata sporumuz güreşin yağlı bölümü hiç şüphesiz dünya spor tarihinin en eski organizasyonlarından birisidir.
639'cusu bu yıl düzenlenen tarihi Kırkpınar güreşlerinde başpehlivanlığı kazanan Ahmet Taşçı, cumhuriyet tarihimiz boyunca 9 kez başpehlivanlık kazanan tek pehlivan.
Şimdi onu bir tanıyalım. 175 cm boy, 95 kg ağırlığında olan Taşçı, lastik teker indirip, istifleyen bir işçi iken ustası Kadir Birlik tarafından keşfedildi. İlk temel teknikleri hocasından öğrenen Taşçı, böylece yağlı güreşe başladı. 1960 Karamürsel doğumlu olan Taşçı'nın yürüyüşü tam bir başpehlivan yürüyüşü. Mengeneyi andıran koları ile kendisinden ağır olan rakiplerini havaya dahi kaldırarak yenebilen çok teknik bir başpehlivan. Bir çok kez duymuştum. Bildiğimiz seralarda kullanılan şeffaf naylonlardan çadır yaparak yüksek ısı ortamında antrenmanlar yaptığını, son derece disiplinli çalıştığını... Evet o çalıştı, Rabb'imizden istedi. Bakalım hediyelere: 1990–1991–1992 (92–altın kemer), 1993–1995–1996–1997 (97 altın kemer), 1999 ve 2000 tam 9 kez başpehlivanlık ve 2 kez de süresiz altın kemerin sahibi oldu.
Yüce dinimizin de çok önem verdiği güreş sporu, Resulu Kibriya tarafından da yapılmış ve teşvik edilmiştir. Hatta bir hadisi şerifte "Sanma ki pehlivan hasmını yatırandır. Pehlivan öfkede nefsini bastırandır." diyerek kuvvetin, gücün iyi kullanılması ve sabır edilmesini tavsiye edilmiştir. İşte örnek. Efendiliği, dürüstlüğü hiçbir şeye halel getirmeden mertçe meydanda yenilse de yense de her şeye razı olan, fevri hareketleri olmayan ve tüm güreşseverlerin yürekten takdir ettiği Taşçı.
Yukarıda güller solmasın demiştik. Neden derseniz: Bir Ahmet Taşçı bulmak için yıllarca beklemek lazım. Son final güreşinde bir kısım seyircinin haksız tepkisine sinirlenen Taşçı, "Bir daha Kırkpınar'a katılmamayı düşünürüm.” tarzında sıcağı sıcağına bir ifade kullandı. Buna sebep olan seyircilerin vebal altında olduğu kesindir. Çünkü kazananın, gerçekten alın terini meydana, tüm milletin önünde döken insanın hakkını vermek lazımdır. Biz millet olarak her zaman bir çok konuda yanlış şeyler yaparız. Mesela birisi başarılı olursa, o oldu da ben niye olmayayım. Bu ne kadar da birincilik bunu bir yenen olmaz mı? Hatta en yakınımızı bile bir yere getirsek ertesi gün ona muhalefet ederiz. Tüm bu gerçeklerden hareketle Ahmet kardeşime diyorum ki: "Meyveli ağaç taşlanır, kimlerin ardından konuşulmadı ki bunlar bir imtihandır. 40 şehidimizin anısına yapılan böylesine manevî değeri bulunan Kırkpınar'ı terk etmek sana asla yakışmaz. Bu millet seni gerçekten seviyor ve takdir ediyor. Şu gerçeği hiç unutmamak lazım. "Eğer insanın elinde bir hüner var ve bunu da vatan millet için sergilemiyorsa yanlış yapıyor" demektir. Sen başarılı herkesin sevdiği bir başpehlivansın. Meydanlar senin gibi Cengiz gibi, Vedat ve Cino Mehmet ve diğer ismini sayamadığım yiğitler içindir. At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır misali. Hem Kırkpınar'ın sana hem de senin Kırkpınar'a ihtiyacınız vardır daha doğrusu bu millet seni ve tüm pehlivanları seviyor. O zaman devam Taşçı.
Senden güreşseverlerin beklediği budur.
a.tarhan@zaman.com.tr
Yazarımızın en son yazıları
27/
06/
2000...
Güreş ve hakemlik...
29/
06/
2000...
Altyapı ilgisiz...
30/
06/
2000...
Nice Kırkpınarlara...
|