
Albayrak İstanbul'u taşıyor
1980'li yıllarda bir minibüsle taşımacılık sektörüne giren Albayrak ailesi bugün binlerce araçla İstanbul'un dört bir yanına her gün 10 bini aşkın servis yapıyor. Albayrak Şirketler Grubu'nun yönetim kurulu başkanlığını yapan Mustafa Albayrak, 4 bin araçlık filolarıyla servis hizmetleri, oto kiralama ve atık toplama işlerinde oldukça iddialı olduklarını söylüyor.
Toplam çalışanı 4 bini aşan Albayrak Şirketler Grubu'nun yıllık cirosu 150 milyon dolar civarında. Grubun lokomotif sektörleri inşaat, personel taşımacılığı ve tekstil. Baba Ahmet Albayrak tarafından kurulan ve 7 kardeşin çabalarıyla bugünlere getirilen Albayrak Şirketler Grubu'nun aylık sigorta ve vergi ödemeleri ise 1 trilyon lirayı aşıyor.
1980 yılından bugüne özellikle personel taşımacılığında çok hızlı bir gelişme gösterdiniz. Bize biraz ilk kuruluş yıllarından bahseder misiniz?
Babam Ahmet Albayrak, 1970'li yıllarda müteahhitlikle uğraşırdı. O yıllarda 700'e yakın daireyi yaparak sahiplerine teslim etti. 1977 yılında kriz olunca babam inşaat işini bıraktı. 1979 yılında bir süre Ulusoy firmasında İstanbul–Trabzon hattında şoförlük yaptım. 80'li yıllarda ise Aksaray Fındıkzade'de küçücük bir ofiste bir tane minibüsle bu işe başladık. 1981 yılında Uğurgül firmasının servis işini alınca çok sevinmiştik. Ardından birçok büyük firmayla anlaştık. 1989'a gelindiğinde ise 4 bine yakın araçla bu sektörün en büyük firması haline geldik. 1990'lı yıllarda başka sektörlere de yöneldik. Servis taşımacılığı sektöründe kâr marjları da oldukça azaldı. Biz de şu anda 2 bin 500 tane araçla servis taşımacılığı yapıyoruz. Ayrıca 1000 otomobil ile oto kiralama ve 500 kamyon ile çöp toplama işi yapıyoruz. Toplam 4 bin araçlık bir filomuz var.
Bu 4 bin aracın kaçının mülkiyeti size ait?
Zannedersem bin 500 civarında araç bize ait. Diğerleri ise anlaşmalı olarak çalışıyorlar. Günde en azından 10 bin civarında servis turu yapıyoruz. Serviste aksama oranımız ise en fazla binde 3.
Şu anda hangi firmaların servis hizmetlerini yürütüyorsunuz?
Pek çok firma var; ama ilk aklıma gelenler; Türk Telekom, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İSKİ, Turkcell, Çukurova Grubu, Ülker, Bahariye ve Toprak Holding'i sayabilirim. En azından 50'ye yakın büyük firmanın servis hizmetlerini biz yapıyoruz.
Firmaların sizi tercih sebepleri neler?
Bunun birkaç tane sebebi var. Sektörde 20 yıllık çok ciddi bir tecrübemiz, ehil bir kadromuz ve güçlü bir araç filomuz var. Ayrıca ekonomik açıdan düşük maliyetle bu işi götürüyoruz.
İstanbul dışında servis taşımacılığı yapmayı düşünüyor musunuz?
Biz 1987 yılında Zonguldak, İskenderun, Ankara, İzmir, Kütahya vb. pek çok şehirde 800 araçla bu işleri yaptık. Ancak bunun kontrolü güçleşince biz bu pazarlardan vazgeçtik. Ayrıca Anadolu insanı bu servis işlerini kendinin hakkı gibi görüyor, İstanbul'dan bir firmanın gelip de bu işleri almasına karşı çıkıyor.
İleride şehirlerarası taşımacılık düşünceniz var mı?
Şu anda yok. Zaten şehirlerarası otobüs taşımacılığı rantabl bir sektör değil. Örneğin; her gün Ankara–İstanbul arasında yüzlerce otobüs yarısı boş olarak seyahat eder. Bana kalırsa bu iki şehir arasında raylı sistem hızlandırılmalıdır. Bu, hem ekonomik tasarrufu sağlar hem de trafik kazalarını asgariye indirir.
Sizin bir de oto kiralama işiniz var. Bu sistem nasıl çalışıyor?
Otobüs firmasının bünyesinde yine bin araçlık kendi mülkümüz olan bir Rent A Car firmamız var. Üst düzey şirket yöneticilerine oradan araç kiralıyoruz. Bizim şu anda en eski arabamız 2000 model. Eski arabaları ise satıp yeniliyoruz. Araç alımımız oldukça yüksek miktarda olduğu için otomobil firmaları ile pazarlık yapma imkanımız oluyor, belli bir vade avantajı ve özel indirimler alabiliyoruz. Biz bu araçları bir yıllığına şirketlere kiralıyoruz. Şirketler de böylece araç alım derdinden kurtuluyor.
Daha çok hangi arabaları kiralıyorsunuz?
Bu tabii ki muhatap firmalarımızın isteğine bağlı olarak değişiyor. Ama bizim araç filomuz şu anda Opel ve Renault ağırlıklı.
İnşaat işleri ne zaman hız kazandı?
Biz 1989–90'ların başında yeniden inşaat işine ağırlık verdik. Küçükköy'de 400 dairelik Albayrak Sitesi'ni 20 ayda inşa ettik. Daha sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin KİPTAŞ şirketine bağlı olarak Kağıthane'de 800'e yakın daire yaptık. Yine İkitelli'deki Başakşehir'de 580 konut inşa ettik. Şu anda o bölgede yine bin 300 daire ve 120 villa inşaatı devam ediyor. Ayrıca Gebze'de 800 konutluk bir projemiz sürüyor.
Başka hangi sektörlerde çalışmalarınız oldu?
İstanbul Üniversitesi, Çapa Tıp Fakültesi, Beykoz Devlet Hastanesi vb. bazı kurumlar temizlik işlerini 90'ların başında yavaş yavaş devrediyorlardı. Biz o alana da yöneldik ve 700 insanın çalıştığı 'Metrotem' isimli bir temizlik firması kurduk. Ardından İstanbul'daki belediyeler çöp işini özelleştiriyorlardı. Kağıthane, Bağcılar, Esenler ve Bahçelievler belediyelerine bağlı çöp toplama işlerini biz yürüttük. 1994 yılında ise Büyükşehir Belediyesi'nin çöp nakli işlerini üstlendik. Günde aşağı yukarı 10 bin ton çöp naklini gerçekleştiriyoruz. Şu anda da 4 tane ilçe ve Büyükşehir Belediyesi'nin çöp toplama işleri bize havale. Orada da 1500 kişi istihdam ediliyor. 500 kamyon ve yüze yakın TIR çalıştırıyoruz.
Siz aynı zamanda Fransız Cegelec firması ile Taksim–Levent metro inşaatını da gerçekleştirdiniz. Metro ne zaman resmen açılacak?
Biz inşaat işlerini tamamladık. 4 yıllık bir proje ve şu anda son rötuşları yapılıyor. Sanırım bu sonbaharda metro kullanılır hale gelecek.
Metro projesi ne kadara mal olmuş bir proje?
Metro projesinin boyutu 250 milyon dolarlık bir projeydi. Biz onu Fransızlarla beraber ihalede 180 milyon dolara aldık. Bizden sonra en ucuz teklif 230 milyon dolardı. Bu, bizim de yabancı bir firma ile ilk ortak yatırımımız oldu.
Bundan sonra yabancı firmalarla yeni projeler gündeme gelebilir mi?
Elbette, bazı projelerimiz var. Örneğin; İstanbul'da belli bir noktaya getirdiğimiz villa projemiz var. Uydukent tarzı 300 villalık bu projede yabancılarla işbirliğini düşünüyoruz. Biz zaten daha önce de Altunizade Hilal Konutları'nı inşa ettik. Bu konutlar, hem binaların kalitesi hem de sosyal tesisler açısından gerçekten örnek bir proje oldu.
Son dönemde Konya Ereğli'de bir tekstil fabrikası alarak tekstil sektörüne de girdiniz. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Bu fabrikada şu anda 600'ün üzerinde insan çalışıyor. Burası ülkemizdeki ilk Sümerbank fabrikası olması açısından da ayrı öneme haiz bir tesis. Özelleştirme İdaresi'nden biz 1997'de burayı 6 milyon dolara satın aldık. Bu tesisleri revizyondan geçirerek 5–6 milyon dolarlık bir harcama yaptık. Özelleştirmeden alınıp da üretimine devam eden birkaç tesisten biri haline geldi. Yıl sonuna kadar da satış bağlantıları tümüyle tamamlandı. Biz burada viskon– polyester karışımı her türlü iplik ve kumaşı üretebiliyoruz. Kendimiz –istenirse– konfeksiyon tesislerimizde dikimini de yapıyoruz. Sektörde krizin olduğu ve herkesin fabrikalarını kapattığı bir dönemde Allah'a şükür biz ayakta durduk. Yeni makine siparişleri ile tekstil alanında da yatırımları sürdürmeye kararlıyız.
Albayrak ailesi bildiğimiz kadarıyla çok geniş bir aile. Örneğin; siz kaç kardeşsiniz?
Biz 7 kardeşiz. Biri kız, altısı erkek. Babam da halen şirkette aktif olarak işlerin başındadır. 7 kardeşim de Trabzon Of doğumludur.
Kardeşlerinizin tümü otobüs şoförlüğünden mi geliyor?
Bazılarımız bu işleri yapmıştır. Bizler bir süre üniversiteye gittik. Örneğin; ben mimarlık fakültesini terk ettim. Bir ağabeyim ilahiyatı maalesef tamamlamadan ticarete atıldı. O günkü şartlarda üniversite tahsili ve ticaret bir arada yürümedi. Ticaret ön plana çıktı.
Aile içinde iş bölümünü nasıl yaptınız?
Ağabeyim Kazım Albayrak otomotiv grubunun başındadır. Ona bağlı olarak 2 bin 500 otobüslük bir filo hizmette. İstanbul'da günde 100 bin insanı taşıyoruz. Otomobil filosu ve akaryakıt istasyonlarımız da yine Kazım ağabeyime bağlı olarak çalışıyor. Tekstil fabrikasının başında en küçük kardeşim Muzaffer var. İnşaat grubunun ve finansman işlerinin sorumluluğu ise bana ait. Çöp ve temizlik firmasının başında ise Bayram ağabeyim bulunuyor. Ahmet ve Nuri Albayrak ağabeylerim ise şirketlerin tamamı ile ilgili ve daha çok stratejik kararlar konusunda görev yapıyorlar. Ben ailede üstten aşağıya altıncıyım.
Ama yönetim kurulu başkanlığı görevi size verilmiş.
Onlar aile içinde sembolik görevler. Biz geleneksel bir Türk ailesiyiz ve bu görev de bana tevdi edildiği için ben yürütüyorum.
Yönetim kurulunda nasıl bir çalışma içerisindesiniz?
Biz kardeşlerimizle birlikte her hafta mutlaka mutat yönetim kurulu toplantılarımızı yaparız. Bu toplantıda temel prensip kararları alırız. Şirketlerimizi ilgilendiren genel konularda ise tüm kardeşler konuşur, ortak bir karara varırız.
Büyük aile şirketlerini yönetmekte bazı gruplar zorlanıyor. Hatta aile şirketleri parçalanıyor. Siz bunu nasıl başarıyorsunuz?
Ben, parçalananlar bunu nasıl başarıyor, onu anlayamıyorum. Biz ailede birbirimizin yüzünü birkaç gün görmezsek çok ciddi özleriz. Ticari hayatta ve sosyal yaşamda ailemiz içinde çok kuvvetli bir dayanışma vardır. Ben eskiden olduğu gibi halen Fatih'te 80 metrekarelik bir evde oturuyorum. Yokluktan değil; ama insan sevdiği yerde mutludur. Ne de olursa olsun biz otobüs şoförlüğünden geldik. Geldiğimiz yeri ne unutuyoruz ne de bırakıyoruz.
Hiç unutmam bir gün Deniz Nakliyat'ın servis işlerini yapıyoruz ve ben kontrole gittim. Servis şoförümüz, "Ben bu işe gitmem, durakları çok, yolu uzun, falan, filan." demez mi? "İyi o zaman sen bilirsin." dedim. Ve ben o servisin şoför koltuğuna bindim. Bizim otobüste de Deniz Nakliyat'ın personel müdürü seyahat ediyormuş. Bana dönüp, "Mustafa Bey, isterseniz biz kendi imkanlarımızla gidelim." dedi. Ben de "Ne münasebet, ben sizi götürürüm." dedim. Onları Kadıköy'e, Moda'ya bıraktım. Ertesi gün müdür bey, "Ben bu arabayı senin gibi iyi kullanan şoför görmedim." dedi.
Bundan 20 sene önce ilk şirketi kurarken bugünkü noktalara gelmeyi hayal etmiş miydiniz?
Bu öncelikle nasip tabii ki. Ama bizim aza kanaat etme gibi bir alışkanlığımız var. Bizim en büyük idealimiz 1980 yılında işe başlarken Fındıkzade'de Karagül İş Merkezi'nde 25 metrekarelik çalıştığımız ofisi satın alabilmekti. Biz buraya ayda 12 bin 500 lira kira ödüyorduk ve bu parayı ödemek bize çok zor gelirdi. Biz bankalardan kredi kullanarak da bugünlere gelmedik. Kendi özkaynaklarımızla yavaş yavaş büyümeye çalıştık. Ama ileriye dönük olarak yeni ve büyük hedeflerimiz var.
Peki taşımacılık işi gerçekten kârlı bir sektör mü?
Kârlı olduğunu söyleyemeyeceğim; çünkü aldığınız paranın yüzde 50'si zaten akaryakıta gidiyor. 1980'lerde ise bu oran yüzde 12,5 civarında idi. Bu işi dürüst ve iyi bir şekilde yapmak istiyorsanız çok fazla kârlı değil. Ama artık inşaat, tekstil ve benzeri işler de eskisi kadar kârlı değil. Servis işine sıfırdan otobüs alarak girmeyi ise ben şahsen tavsiye etmem.
Sizin İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile çok iş yaptığınız ve bu sayede hızla büyüdüğünüz şeklinde bazı iddialar var. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Bizim Büyükşehir'le ilişkimiz aslında ta 1983 yılına dayanır. O sene dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Abdullah Tırtıl Paşa, belediyenin taşıma işlerini bize vermişti. Yani biz 1983 yılından bu yana Dalan ve Sözen dönemleri de dahil olmak üzere ihalelere girip bu işleri yürütüyoruz. İhalelere gireriz, en düşük teklifi veriyorsak ihaleyi alırız. Diğer firmalar için de durum aynıdır. Yani bizim belediye ile münasebetimiz siyasî partilerle bağlı değil. Ayrıca sektördeki yerimiz de yıllardır belli. Biz belediyeye müteahhitlik de yaptık ve halen de yapıyoruz ki metro ve inşaat işlerinde en uygun fiyatı veren firma ihaleyi alıyor. Biz KİPTAŞ'ın işlerini hem zamanında hem de ucuza tamamlamışızdır.
Maalesef bizimle fiyatta rekabet edemeyen firmalar bu tür söylentileri çıkararak bizi adeta arkadan vurmaya çalışıyorlar. Bizim kişisel olarak siyasî görüşlerimiz elbette var. Firmamızda çalışan binlerce kişinin de kendine göre siyasî görüşü vardır. Ama şirketlerin siyasî görüşü olamaz. Biz personel istihdamını yaparken de kişilerin parti tercihine bakarak eleman almayız. Biz işini iyi bilmenin yanı sıra dürüstlük ve güven unsuruna da büyük önem veririz.
Geçen yıl Akbil ile ilgili yapılan soruşturmalarda sizin firmanın da adı geçmişti. Bu soruşturma nasıl sonuçlandı?
Bu tamamen uydurma bir iddiaydı. Zaten, savcılık makamı bizi hakim karşısına çıkarmaya bile gerek duymadı ve serbest bıraktı. Bu esnada birkaç gün kamuoyu meşgul edildi o kadar. İftiralar yapanların üzerine kaldı.
Geçen yıllarda yaşanan ekonomik krizden sizin şirketleriniz nasıl etkilendi?
Ekonomik kriz bizi nispeten daha az etkiledi. Fazla büyüyemedik; ama mevcut işlerimizden de geriye gitmedik. Hatta girdilerimizin fiyatları düştüğü için taahhüt işlerimizi daha ucuza yapabildiğimizi söyleyebilirim.
Altur Turizm'in sahibi Abdürrahim Albayrak ile sizin bir akrabalık bağınız var mı?
Abdürrahim Bey aslen Rizelidir. Biz Trabzon Ofluyuz, onlarla akraba değiliz; ama adeta kader birliğimiz var. Biz onunla Günaydın Turizm'de birlikte otobüs şoförlüğü yaptık. Aynı tarihlerde firma kurduk ve birlikte büyüdük. Çok iyi arkadaşızdır.
Albayrak ailesinin bir de sporcu kimliği var. Kulüp çalışmaları nasıl gidiyor?
Bizim kuruluşu 10 yıl öncesine dayanan Albayrak Spor Kulübümüz var. Kulübün başkanlığını kardeşim Muzaffer yürütüyor. Kulübümüzü güçlendirmek için Küçükköy'de sporcu arkadaşlara yönelik son derece modern tesisler yaptık. 450'ye yakın lisanslı sporcumuz var. Futbol alanında oldukça başarılı olan bir takımımız var. Sadece futbol değil; voleybol, basketbol ve tenis konularında da çeşitli faaliyetlerimiz sürüyor.
Bu yaz döneminde siz de tatile gitmeyi düşünüyor musunuz?
Biz ailece her sene memleketimiz Of'a gider, bir ay orada kalırız. Orada kendimize ait çay ve fındık bahçemiz var; ama pek de geniş değil. Biz de oraya gidince 'nostalji olsun' diye çay ve fındık toplarız; ama ekonomik açıdan fazla bir değeri yok. Zaten oranın havasını teneffüs etmek farklı bir şey.
|