Grekoda 4 yılımız
Son yıllarda büyükler kategorisindeki önemli başarıları ile yüzümüzü güldüren grekoromen güreşimizin altyapısı maalesef üst yapıya paralel olarak gitmemekte.
Biz vakit kaybetmeden gençler grekoromen dünya şampiyonalarının (97–2000) 4 yıllık bir analizini yapacak olur isek: 1997 (2 altın, 2 gümüş,), 1998: (2 altın, 1 gümüş, 1 bronz), 1999: (1 gümüş ve 1 bronz), 2000'de ise 2 gümüş madalya.
Evet Ayık federasyonunun 4 yıllık icraatının tablosu böyle. Tabloya bakıldığında önceki federasyondan devralınan kadro ile bir iki yıl başarılı bir çizgi çizilmiş ise de sonradan irtifa kaybedilmeye başlamış ve gelinen bu noktada Türk güreşinin altyapısının pek de iyi bir yerde olmadığını görmek mümkün. 3–9 Temmuz 2000 tarihinde Fransa'da düzenlenen dünya gençler şampiyonasında geçen sene olduğu gibi yine altın almadık. 54 kg Mücahit Vardar (2'nci), 76 kg Zafer Başar (2'nci) iki gümüş madalya ile şampiyonadan dönmüş olduk. 1997–2000 döneminde kulüpler bazında bir arpa boyu yol alınmaması hiçbir yeni kulübün açılmaması ve altyapıya değer verilmemesinin en güzel örneğini bu federasyon döneminde görmek mümkün.
Son yıllardaki önemli çıkışları ve bünyesinden çıkardığı yıldız sporcularla dünya gündeminin ön sıralarında yer işgal eden grekoromen güreşimizde asıl büyük tehlike; Şeref Eroğlu, Hamza Yerlikaya'nın güreşi bırakması olacak. Neden diyenler olabilir. Altyapı üstün aynasıdır. Evet başarılı bir grafik çizen sporcunun portresi şöyle olmalıdır. Yıldızlarda kazandığı başarıyı gençlere, gençlerdeki başarıyı ise büyüklere taşıyabilen bir sporcu çok iyi bir seyir izliyor demektir. Şu anki mevcut tabloda büyükler Avrupa şampiyonasına baktığımızda gençlerde başarılı olan hiçbir sporcumuz başarısını büyüklere yansıtamadı. O zaman hiç kimse altyapı iyi yolda diyemez. Peki buraya nasıl gelindi. Tek kelime ile özetlenecek olursak kapris ve ben bilirim iddiası.
Federasyon 1997 yılında devralındı ve o yıllardaki gençlerin performansı ile şimdiki takımımızın performansı arasında Bolu Dağı ile Konya Ovası arasındaki rakım farkı kadar fark var. Bir görüşmemizde Sayın Asbaşkan Tevfik Kış, "Kardeşim başarımızı yazmıyorsunuz." demişti.
İşte Sayın Kış başarınız eğer ki buna başarı diyorsanız. İşinize gelmeyen ve hiçbir günahı olmayan antrenörleri kenara atarsanız, hakemlere kardeşim kırmızıya 2 puan ver kolunu kaldır diye baskı yaparsan, sporcuyu dövmedi diye bir antrenörü milli takımdaki görevinden alırsan, 14, 18, 21 günün geçmemiş gereken kamp sürelerini "Biz eskiden aylarca kamp yapardık." şeklinde bilime uymayan bir kamp haline getirirseniz, seçme seçme sporculara ve antrenörleri inanılmaz gerilim altına sokarsanız, kendi yakın çevreniz ve yıllardır milli takımdan uzak insanlara görev verirsen olacağı bu. Peki olan kime oldu, maalesef güreşimize oldu.
Son söz olarak: Yapılacak tek şey, kötü yönetim gösterenlerin sene sonunda yönetimi bırakmaları Türk güreşinin selameti açısından hayırlı olur kanaatindeyim.
a.tarhan@zaman.com.tr
Yazarımızın en son yazıları
27/
06/
2000...
Güreş ve hakemlik...
29/
06/
2000...
Altyapı ilgisiz...
30/
06/
2000...
Nice Kırkpınarlara...
07/
07/
2000...
Bu millet seni seviyor Taşçı...
09/
07/
2000...
Çok seslilik isteği
14/
07/
2000...
Serbestte alt yapı
|