GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

www.cihannet.com

22/07/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Medya

 

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Bölge Haberleri

Bütün Haberler

Diziler

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Televizyon

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

www.cihannet.com

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim/Künye

 


AÇIK ŞEMSİYE 


Şşşt! Sessiz olun!..

Şştt!.. Sessiz olur musun lütfen?!. Hey, sana söylüyorum! Sus artık. Aaa, şuna bak, bir de televizyonun karşısına geçmiş bas bas bağırtıyor. Sen hiç halden anlamaz mısın? Kapat şu televizyonu. Şurada saklanmaya çalışıyoruz. Hıı... Öyle rahat rahat oturup elindekini yalnızca gülümseyerek okuduğuna göre senin karne problemin yok. E doğal olarak da halden anlamazsın. Aaa... Niye şaşırdın?

Evet evet sana diyorum. Bak hâlâ “Ben mi?” diyor. Tabii ki sen! Burada ikimizden başka kim var ki?!. Hadi hadi bırak şu şaşkınlığını da soruma cevap ver. Yoksa senin karnenin hepsi 5 mi? Yoksa senin hiç 1’in yok mu? Yoksa, yoksa karnede yer alan “okula devam etmediği günler” yazılı lüzumsuz alan bomboş mu? Tühh sana! Öğrencilerin yüz karası. Seni ÖKZNKD (Öğrenci Karnesindeki Zayıf Notları Kutlama Derneği)'ye şikayet edeceğim. Seni bu dernekten men etsinler. Bu öğrencilik tarihine kara bir lekedir. Şştt! Sessiz ol! Ne kadar da sesli gülüyorsun. Hem ben gülünecek ne anlatıyorum ki? Bak hâlâ gürültü yapıyor. Sessiz ol dedim sana. Eğer annemler benim yatağın altına gizlenmiş vaziyette olduğumu anlarlarsa seni İKÖDD (İyi Karneli Öğrencileri Dövme Derneği)’ye şikayet ederim ona göre. Hii... Uzaktan uzağa ayak sesleri geliyor. Annem olmalı. Annemin terliklerine bu yüzden bayılıyorum. O gelmeden 5 dakika önce takırtısı geliyor. Ben de rahat rahat toparlanıp uslu çocuk oluyorum. Özellikle bilgisayarda ders çalışırken (!) çok lazım oluyor.

Ben bu büyükleri hiç anlamıyorum zaten. Hem “bilgisayar mühendisi, otomobil teknisyeni, pilot falan ol” derler, hem de çekirdekten yetişmemi engellerler. Aslında hiçbiri hiçbir şeyden anlamıyor. Ben bilgisayarda MARIO oynarken aslında bilgisayarın bağlantılarını inceliyorum. Arabalarımla oynarken yine aynı. Uçağımla oynarken de ileride oturacağım koltuğun rahatlığını test ediyorum. Sence de öyle değil mi arkadaşım? Aaa ben bunları niye sana anlatıyorum ki? Sen de benim planlarımı anlamayan büyüklerden farksızsın. Tuzun da kuru! Yayılmışsın koltuğa; annenin sana vaat ettiği baklavayı ve babanın alacağı bisikleti bekliyorsundur Allah bilir! Ben de akşama yiyeceğim yaklaşık 2 saat süren bol biberli azarlamayı ve ortasında gelecek, yine 2 saatlik nutku bekliyorum. Aslında ben alıştım artık. Her yıl aynı sahne. Hem de her yıl... Hii, işte şimdi yandım. 5 dakika doldu galiba. Ayak sesi kapıda, hatta şu an içeride. Geliyor, geliyor ve geldi! “Çık dışarıya Can. Baban aşağıda seni bekliyor.” Ve gidiyor gidiyoor, gitti! Ben kül yutmam. Babam falan beklemiyor di mi? Senin canın beni yalnızken azarlamak istiyor, o kadar. Gelmiycem işte. Babam gelsin ikiniz beraber... “Can dedim sana! Çabuk aşağı gel!” Allah Allah. Bu işte bir terslik var. Babam niye erkenden gelmiş ki? Neyse ben gidiyorum. Hakkını helal et. Gidip de dönmemek de var. Bana bak, sen de bu yiyeceğin baklavadan biraz da bana bırak. Bisikletinle de bir iki tur atarız. Tamam mı? Sinem Çiğdem / Erzincan




Okul tatili

Okullar tatil oldu. Yaklaşık üç ay tatilimiz var. İstediğimiz oyunu oynayacak, eğlenecek, istediğimiz kadar uyuyabileceğiz. Gezilere gidip birçok şeyi görecek, bilgileneceğiz. Artık ödev yapmak, sabah erkenden kalkıp okula gitmek yok deyip geçmeyelim. Gezip eğlenelim; ama kitap okumayı da unutmayalım. Kimimiz yakın akrabalarına, kimimiz tatil yerlerine gider; kimimiz belki evde kalmayı tercih eder. Gezsek de gezmesek de tatili güzel geçirmek bizim elimizde.
Nesibe Şeker – Develi / Kayseri




Okus pokus dondurma


Yazın en çok hoşumuza giden şeylerden birisi de dondurma yemektir herhalde. Sabancı ve Danone ortaklığı ile kurulan DanoneSA tarafından ithal edilen Petit Danone, çocuklara çok sevecekleri bir yaz sürprizi hazırlamış: Büyüten lezzet küpleri küçük bir sihirle dondurmaya dönüşüyor. Nasıl mı?

Petit Danone lezzetli sihrini, evde kendi dondurmalarını kendilerinin yapabilmesi için çocuklarla paylaşıyor. Yaz boyunca Petit Danone’ler, paketlerin üzerine yapıştırılacak rengarenk çubuklarla satılacak. Bu çubuklar Petit Danone’lere batırıp buzluğa koyacaksınız. 4 saat bekletilip tekrar çıkarıldıklarında, Petit Danone’ler nefis dondurmalara dönüşmüş olacak. Böylece dondurma yapmanın en kolay yolunu öğrenerek, istediğiniz zaman dondurma küplerini hazırlayıp, afiyetle yiyebileceksiniz. Üstelik; çilekli, kayısılı, armutlu, şeftalili ve karışık çeşitleri bulunan Petit Danone’yle her gün farklı lezzetler tadabilme imkanına da sahip olacaksınız.

İçindeki kalsiyum kemikleri ve dişleri, protein kasları güçlendiren bu lezzet küpünde bulunan vitaminler çeşitli hastalıklardan da koruyor.

Ne diyelim? Yaz mevsimi sizin, dondurmalar da!




Korkulu bir gece

Filiz ve Burcu adında iki arkadaş varmış. Bunlar bir gün ormanda geziye çıkmaya karar vermişler. Sabah olunca sepetlerini alıp gitmişler. Kelebeklerle oynayıp, çiçek toplayıp, eğlenerek güzel vakit geçirmişler. Karanlık olmaya başlamış. Yalnız Filiz ve Burcu eğlenmelerine devam etmişler.

Tam karanlık olunca kahramanlarımız çok korkmuşlar. Göz gözü görmüyormuş. Onlar ormanın içinde kaybolmuş. Baykuş sesleri onların korkusunu ikiye katlıyormuş. Ama sonra bir ayı homurdaması duymuşlar. Ayı bembeyazmış. Karanlıkta aynı hayâlete benziyormuş. Kahramanlarımız hemen ölü numarası yapmışlar. Ayı koklamış, sonra gitmiş. Filiz:

– Burcu, bu ayının adı ne?

Burcu düşünmüş, taşınmış. Sonra:

– Yahu Filiz, bu ayının adı Kuzey Ayısı mı, Kutup Ayısı mı ne?

– Kutup Ayısı sana neyi hatırlattı Burcu?

– Bana mı? Hayâlete benzeyen ayıları hatırlattı.

– Bak Burcu, benim aklıma Kutup Yıldızı geliyor. Hani öğretmenimiz, “Gece yolunuzu kaybettiğiniz zaman Kutup Yıldızı’na bakarak yönünüzü bulabilirsiniz.” demişti.

Kahramanlarımız Kutup Yıldızı’nı bularak evlerine doğru yürümüşler. Ama yol bir türlü bitmiyormuş. Filiz ve Burcu çok yoruldukları için bir ağacın kovuğuna girmişler. Orada uyuyup kalmışlar. Sabah olunca iki ağaçkakan Filiz ve Burcu’nun kafalarına “tak–tak!” diye vurmaya başlamış. Birden Burcu:

– Filiz ne yapıyorsun? Kafam acıyor.

Filiz:

– Burcu, canımı acıtıyorsun.

Bir de bakmışlar ki, kafalarında iki tane ağaçkakan var. Hemen oradan çıkmışlar. Yollarına devam etmişler. Evlerine ulaştıklarında anne ve babalarına sarılmışlar. Bir daha da akşama kadar oyun oynamamışlar.

Nihal Sağdıç Bornova / İzmir




Bir tekme de bizden!..

Hiç karda bir arkadaşınızı beklediniz mi bir saat kadar? Ya yaz kamplarından birinde bulundunuz mu? Hiç tattınız mı çadırda kalmanın duygusunu beş ay kadar? Üstüne de yağmur yağıp neşenize turp sıkıldı mı hiç?

Rüyanın pırıltısındayken mutluluk saçan yüzlerinizin üstüne taşların nasıl kapatıldığını düşündünüz mü?

Hiçbiri aklımızdan geçmedi bile. Çünkü her şey yolunda, uykumuzu kesen pürüzler yok, kırık pencereler, ağıt sesleri veya beşiğinin sallanması gibi. Sıcacık odaların içinde kahkahalar savuruyoruz etrafa. Önümüze gelen yemeklerden istediğimizi seçiyoruz. Akşam olunca televizyon keyfimize de diyecek olmuyor hani. İzliyoruz sanki bir şeyler anlatıyor ya da anlıyormuşuz gibi. Ya giyim kuşam, her şey tam tekmil olacak. Bu uymadıysa değiştirebilirsin, hani sükse yapman gerekiyor ya!

Ya onlar? Onlar nasıl sükse yapacak sence? Bir battaniyem var, işte bir kaşık daha buldum, kurtardım bir elbise daha diyerek mi? Hiç seçme imkanları var mı acaba yemeklerden? Dünya kupasını izleyebilecekler mi o sıcacık odalarında eski neşeleriyle? Bizim dostluklarımız gibi onlar ayrılıklarını yok edebilecekler mi çadırlarından?

Hiç düşünmedik değil mi bunları? Belki üç hafta, bir buçuk ay ancak onların üzüntülerine ortak olduk. Sonra “Hayat devam ediyor” dedik, sıradan insanlar gibi umut bekleyen insanlar arasında. Yeni zihin, yeni millet ve yeni bir dünya... Bütün bozuklukların halledildiği, hata kabul etmeyen, kötülüklerin hava gibi solunup neşe olarak verildiği bir dünya isteyen insanlar arasında.

Ve biz korkmuyoruz onlara bir tekme daha savurmaya! Esra Salbaş / Kayseri




AHVAH BABA - Araştırmacı mektup

Sevgili Ahvah Baba;
Uzun zamandan beri sizi takip ediyorum. Okuyucularınızla kurduğunuz diyalog oldukça hoş. Bizlere değer verdiğiniz ve onca işe rağmen bize zaman ayırdığınız için size teşekkür ederim.

Şu an çok heyecanlıyım. Çünkü sizin gibi şan şöhret sahibi birisine mektup yazmak bana mutluluk veriyor. Acaba sizi tanıyor muyum, sanki tanıyor gibiyim. Tahmin ettiğim kişi olabilir misiniz?

Sevgili Ahvah Baba, bir araştırmacı gazeteci olarak sizden şu sorulara cevap vermenizi rica ediyorum! Saygılarımla.

1. Bugünlerde hangi kitabı okuyorsunuz?

2. Yemek yemek ya da dinlenmek için sık sık gittiğiniz mekanlar var mı?

3. Son günlerde sizi endişelendiren bir olay oldu mu?

4. Son günlerde sizi sevindiren bir olay oldu mu?

5. Üzerinde çalıştığınız projeler var mı?

6. Hangi tarz müzik dinliyorsunuz?

Erhan Sert – Yakacık / İstanbul

Değerli okurum, ne acaip araştırmacı gazeteci imişsiniz ki sorarak öğrenmek yolunu kendinize rehber edinmişsiniz.

Ben tahmin ettiğiniz kişi olabilir miyim diye soruyorsunuz. Bunu nereden bilebilirim efendim? Kimi tahmin ettiğinizi açıklamadıkça benim bu duruma evet ya da hayır diye cevap vermem nasıl mümkün olabilir? Tahmin ettiğiniz kişi Ahvah Baba ise sorun yok, evet doğru tahmin etmişsiniz, kutlarım.

Şan şöhret meselesine gelince... Geçiniz bunları efendim geçiniz. Hem ben o dediğiniz değilim, hem de bu şan şöhret sahibi insanlara mektup yazmak sizi neden mutlu etsin anlayamadım.

Sorduğunuz sorulara müsaadenizle karışık cevap vereceğim.

Efendim ben kitap okurum. Fakat bu kitap denen nesne sahifelerden müteşekkil olduğu için ve bu sahifeler de eninde sonunda bittiği için okuduğum kitaplar sürekli değişiyor. Bu yüzden şu kitap diye bir isim veremiyorum. Yemek ve dinlenmek için sık sık gittiğim bir mekan var tabii. Evim. Sanırım, bir lokantacı değilseniz siz de böyle düşünüyorsunuzdur. Bu arada İstanbul’un ve yurdumun bilumum köftecilerine sevgi ve saygılarımı sunarım. Allah ateşlerini söndürmesin. Beni endişelendiren ve sevindiren olaylar sürekli olur. Bir proje üzerinde çalışmam. Proje aklıma gelince şak diye uygulamaya geçerim.

Müzik mevzuu ise o kadar derin bir mevzu ki. Müsaade ederseniz bu konuda hiç bişi söylemeden susup, içimdeki müziği dinleyeyim biraz olur mu efendim...




Rüya

Gözlerim kapanıyor yine
Bulutlar sisler ardında
Barış sevgi huzur dolu
Bir dünya görüyorum
Sevgiler vardır orda
Yapmacığı olmayan
Lekesiz tertemiz
Çocuk gibi tüm insanlar
Dostça sarılsın kollar
Yürüsünler el ele
Buluşsun tüm insanlar
O rüyalar ülkesinde
Erkan Benneyim / Antalya



| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.