Biyoteknolojiyle hayat standardı!
Biyoteknoloji ile insanda bir bakıma şirketlerdeki toplam kalite standardı gibi toplam hayat standardı sağlanacağını belirten Pınar Eczacıbaşı, "Hayatın daha iyi değerlendirilmesi, toplam hayat standardını getirecektir." dedi.
Finans dünyasının tanınmış isimlerinden Pınar Eczacıbaşı, gen bilimindeki gelişmeleri gazetemiz için değerlendirdi ve genomics (genetik) hisselerinin geleceğinin çok parlak olduğunu söyledi. Eczacıbaşı, biyoteknoloji ile insanda bir bakıma şirketlerdeki toplam kalite standardı gibi toplam hayat standardı sağlanacağını belirterek “Tabii netice olarak, hayat standardı yükseldikçe insanların ömrü de otomatik olarak uzuyor; ama, o üretim yaşlarını sağlıklı geçirmek, hayat standardı uzun ömürden bence daha önemli.” dedi.
Kimya eğitimi almasına rağmen tercihini Eczacıbaşı İlaç Sanayii yerine ekonomi alanında kullanan ve birçok bankada üst düzey görevlerde çalışan Pınar Eczacıbaşı, içinde genetik hisseleri de bulunan Nettfund isimli fonun danışmanlığını yapıyor.
"Tanrı'nın dilini çözdük"
Clinton’ın ‘Tanrı’nın dilini çözdük.’ diye verdiği açıklamanın gerçekten çok enteresan olduğunu ifade eden Eczacıbaşı, Celera isimli özel şirketle ABD hükümetinin finanse ettiği “Human Genome” projesinin aslında rekabet halinde çalışmaya başladıklarını hatırlattı. Eczacıbaşı, “Fakat açıklamayı beraber yaptılar. Ama bunu yakından takip edenler biliyorlar ki Celera’nın çalışması aslında hükümetin finanse ettiği çalışmadan çok daha önde. Bence insanın Ay’a ayak basışından bile daha önemli bir olay.” dedi.
"Şu anda Celera, insanoğlunun gen haritasının yüzde 98’ini tamamlamış durumda" diyen Eczacıbaşı şöyle konuştu: "Diğer hükümet projesi ise yüzde 90’larda kaldı. Yani ABD’de özel sektör dünyanın en süper devletini yendi bir bakıma. Yüzde 98 çok iyi, önemli bir rakam. Biz harita tamamlandı gözüyle bakıyoruz."
Sonun başlangıcı
Ancak gelinen nokta ile hemen birtakım sonuçlara varmanın hatalı olacağına dikkat çeken Eczacıbaşı şunları söylüyor: “Harita bu işin sonu değil, başı. Tamamen iş şu anda başlıyor. ‘İnsan ömrü 25 yıl daha uzadı, işte kansere çare bulundu vs.’ deniyor, hayır. Aslında çalışmalar şimdi başlıyor. Şu anda harita çıkarıldı. Bundan sonraki aşama, her bir genin ne işe yaradığını ve fonksiyonunu tespit etmek. Bu fonksiyonlar tespit edildikten sonra belli genler yoluyla yine kalıtımsal olarak geçen hastalıkların sebeplerini bulma imkanı doğacak ve bunları ya önleme ya tedavi etme yoluna gidilecek. Dolayısıyla tıp için çok inanılmaz bir çığır açılıyor. Ama dediğim gibi aslında şu anda başlıyor her şey. Sonun başlangıcı bir bakıma.”
B.Ö.'den önce ve sonra
Biyoteknolojide alınacak mesafe ile bundan böyle biyoteknolojiden önce, biyoteknolojiden sonra deyimleri milattan önce, milattan sonra deyimlerinin yerini alacak dersek fazla iddialı konuşmamış oluruz sanıyorum. Eczacıbaşı bu durumu şöyle açıklıyor: “Bugüne kadar mesela başınız ağrısa siz aspirin alırdınız, kaşınırsanız incidal alırdınız, dolayısıyla semptomlara yönelik tedavi vardı. Şimdi bu hastalık nereden geliyor, yani sebebini tedavi etmek önemli. Yoksa sizin başınız ağrımaya devam edecek, aspirin alınca geçecek. Oysa sizin başınızın ağrımasının bir sebebi var. Dolayısıyla tabii ki bu pek çok hastalığa kesin çözüm anlamına geliyor. Yani kalıtımsal yolla geçmiş kanser hastalığı, şeker hastalığı vs. tarihe karışacak.”
Gen haritan nerede?
Eczacıbaşı, altı–yedi yaşına gelmiş bir çocuğun gen haritasıyla doktora gittiği zaman o çocuğun potansiyel olarak hayatı boyunca karşılaşabileceği hastalıkları doktorun gen haritasında görebileceğini ifade etti. Eczacıbaşı şöyle dedi: “Dolayısıyla doktor ona bir yaşam şekli önerecek, işte diyelim ki çocuk potansiyel bir astım hastası. Doktor bu hastalık için tehlikeli olabilecek şartlara dikkat etmesini söyleyecek. Böylece astım hastalığına mümkünse yakalanmadan önlemek söz konusu olacak. Halbuki bugün ne oluyor, çocuk ancak astım hastası olduktan sonra doktora gidiyor. ”
Genlerinizde kanseri ihtiva eden bir durum varsa bunu zaten biliyorsunuz, o zaman o gen tedavisinin yapılması lazım, kanser ortaya çıkmadan önce. Zaten çıktıktan sonra ne kadar çabuk ilerleyen bir hastalık olduğunu bilmeyen yoktur. Ama tabii bu dediklerimiz o kadar basit değil. Ve en az bir on senelik zaman dilimine ihtiyaç var bu hastalıkların kesin çözümlerine ulaşılması için.
Eczacıbaşı’na göre uzun yaşamaktan çok, hayatın sağlıklı ve kaliteli olarak değerlendirilmesi daha önemli. “İş gücüne ne kadar ziyan var burada? Düşünebiliyor musunuz? İnsanlar hayatlarının en önemli yıllarında kansere yakalanıyorlar, şekere yakalanıyorlar, romatizmaya yakalanıyorlar, yani en verimli yıllarını üretim için kullanamıyorlar. Bence uzun yaşamaktan çok daha önemli, hayatın daha iyi değerlendirilmesi.”
Toplam hayat standardı
Gen bilimindeki gelişmelerle insan yaşamında toplam kalite standardı sağlanacak bir bakıma. Aynen şirketlerdeki toplam kalite standardı gibi... “Tabii netice olarak, hayat standardı yükseldikçe insanların ömrü de otomatik olarak uzuyor, ama o üretim yaşlarını sağlıklı geçirmek, yaşam kalite standardı önemli.”
Nettfund'u tanıyalım
Fonu 1997’de New York’ta kurulan Nettcorp Yatırım Şirketi yönetiyor. Şemsiye fonun bünyesinde farklı risk düzeylerine hitap eden altı ayrı fon var. Altıncı fon genomics şirketlerinin hisselerine yatırım yapmak için düşünülmüş bir fon. Burada en önemli firmalardan biri Celera firması. Gen haritasını tamamlamış olduğu için öne çıktı. Bunun haricinde çok önemli şirketler var; Amgen, Incyte, Human Genomie Sciences, Millenium Pharmaceuticals gibi.. Bunların çoğu teknoloji hisselerinin alınıp satıldığı Nasdaq’da kote edilmiş. Bunun haricinde diğer kalan beş tane fon yatırımcının profiline göre değişiklik arz ediyor. Yani çok az risk almak isteyen yatırımcıdan, çok daha fazla risk alırım diyen yatırımcıya kadar değişik risklerdeki fonlar sunuluyor. Bu fonlar arasında dengeli global fonlar fonu, agresif global fonlar fonu gibi fonlar mevcut. “fund of funds” yani fonlar fonu adı verilen bu tip yatırımlarda birbirinden çok farklı uzmanlıklar gerektiren birçok yatırım alanının her birisinde uzmanlık iddia etmek yerine, alanının en iyi, en başarılı yatırım fonlarına yatırım yapılıyor. “Tekerleği yeniden keşfetmeye gerek yok.” şeklinde konuşan Eczacıbaşı, dünyanın en iyi yatırım fonlarına yatırım yaptıklarını hatırlatarak koydukları kritere göre en başarılı fonları tercih ettiklerini belirtti. Eczacıbaşı, Genomics hisselerinde ise durumun farklı olduğunu, burada direkt hisse senetlerini aldıklarını sözlerine ekledi. (Şerif ERDİKİCİ)
Sorularla biyoteknoloji...
Nedir?
Mikro organizmaların, bitkilerin, hayvanların ve insanların genetik bilgilerini inceleyen ve elde edilen bilgileri çözümleyerek kullanılır hale getiren bilim dalı olarak tanımlanıyor biyoteknoloji.
Neden önemlidir?
Çünkü biyoteknoloji bazı ilaçlar geleneksel teknolojiyle üretilen ilaçlara göre çok daha düşük maliyetli. 2025 yılında ilaç pazarındaki tüm ilaçların genomics araştırmalarıyla geliştirilmesi bekleniyor. Başka bir deyişle biyoteknolojinin 2000’li yıllarda ilaç sektörüne hükmetmesi bekleniyor.
Ne kadar kazandırıyor?
Amerikalı Aurora Biosciences şirketine ait hisse senetleri geçtiğimiz üç ay içinde inanılmaz yükseldi. Yılbaşında yaklaşık 10 dolar civarında olan hisse senedi fiyatı mart ayı başında 140 dolara çıktı ve şirketin borsa değeri bir milyar dolara ulaştı.
RVD'nin ilk sayısı
Reklam Verenler Derneği tarafından hazırlanan RVD’nin ilk sayısı çıktı. Entegre pazarlama iletişim dergisi olduğu belirtilen RVD’nin ilk sayısı piyasada. RVD’yi reklam verenlerin sesini duyurabilceği bir organ olarak çıkardıklarını belirten Reklam Verenler Derneği adına sahibi ve Yazı İşleri Müdürü Babür Çelebi, 8 aydır hazırlandıkları dergiyi haziran ayında çıkarmaya hedeflediklerini; ancak ilk sayıda daha doyurucu bir şekilde çıkmak için Kristal Elma ve Cannes’dan son gelişmeleri de sıcağı sıcağına okuyucularla paylaşmak için bir ay geciktirdiklerini söyledi.
İlk sayısında iletişim sektörüne ağırlık veren dergi, sektörün sorunlarını, beklentilerini dile getirmiş. Ayrıca dergide markalaşma, iş dünyası, imaj ve Tv ölçütleri gibi konuları da ilk sayısında okuyucusuna duyuran RVD, Ömer Kaylıoğlu’nun genel yayın yönetmenliğinde, Günseli Özen Ocakoğlu genel koordinatörlüğünde 3 ayda bir çıkıyor. Reklam verenlerin katkılarını beklediklerini ifade eden Babür Çelebi, “Biz bu dergiye başladık ve artık sizi de yanımızda görmek istiyoruz. Bizimle iletişim kurun ve hep beraber ‘reklam verenlerin’ sesini duyuralım” diyor. (Ekonomi Servisi)
|