YÖKsüllük akıyor her tarafımızdan
Geçen yıl yaşadığımız Marmara depremi, bütün kurumların gücünü test eden bir âfet mahiyetindeydi. Bu deprem gösterdi ki, dökülen sadece Afet İşleri Genel Müdürlüğü değildi. Deprem hakkında yorum yapan uzmanlar da, en azından Afet İşleri kadar hazırlıksızdı. Yıllardır susmaya alışmış kişiler, konuşmaya başlayınca ipin ucunu öylesine kaçırdılar ki, her biri laf ishaline tutulup televole programları önünde sıraya girdiler. Nasıl çok konuşup hiç icraat yapılmazı hep beraber seyrettik.
Benzeri YÖK depremi de böyle işe yaradı. Sağolsun Kemal Gürüz bir kahramanlık gösterdi de, YÖK'ün nasıl bir "ağa"lık sistemiyle yönetildiği anlaşıldı. Buna karşı Cumhurbaşkanı tavrını gösterdi, medya tartışmalara kendi çapında katıldı.
Fakat asıl beklediğimiz tepkiyi göremedik: Beklerdik ki, üniversite öğretim üyeleri, bölüm başkanları ve uzmanlar görüşlerini belirtsinler, taslak hazırlasınlar, yeni teklifler sunsunlar. En azından farklı bir şekilde seslerini duyursunlar. Bazılarının cübbelerini Anıtkabir'e bırakma dışında eylemine şahit olmadık. Kuzu kuzu yaşananları kabullendiklerini gösterdiler.
Partilere gelince, onlar kendi derdinde. Üniversiteyi, YÖK'ü tartışacak halleri yok. Böyle tartışmalarda LDP Genel Başkanı Besim Tibuk konuşurdu, yaz sıcaklarında o da bu tartışmalardan uzak durdu.
Demokrat Halk Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mahmut İhsan Özgen, Cumhurbaşkanı'nın rektör seçimleriyle alakalı tavrını desteklediklerini açıklayarak şunları söyledi: "Cumhurbaşkanlığı makamı noterlik gibi düşünülmemelidir. İade işlemi, Türkiye'de demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün her kesim tarafından adaletle paylaşma isteğidir." Bireyselliğin yok edildiği, toplumun sürü haline dönüştürüldüğü tartışılırken, buna üniversiteleri de katmayalım.
Üniversiteyi, sürüversiteye dönüştürmeye kimsenin hakkı yok.
Kolay değil Cenk Koray
Cenk Koray, cenk ve kavga adamı değildi. Toplumun bütün renkleriyle kaynaşmasını biliyordu. En sağdan en sola kadar herkesle muhabbeti vardı. Kemal Sunal'ın kalp krizinden dolayı vefatı, en fazla Cenk Koray'ı etkilemiş olmalıydı. Çünkü o da kalbinden rahatsızdı.
Kendisiyle bundan beş ay kadar önce Akşam gazetesinde (Zafer Özcan'la birlikte) görüşmüştük. Medyanın son durumu, spor basını, televizyonculuk gibi birçok konuda sohbet ettik. Sohbetin sonuna doğru da, bazı sanatçıların reddettiği Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı ödüllerini sorduk.
Meğer daha sohbetin başından beri böyle bir soruyu bekliyormuş. Hatta şaka yollu "Artık siz sormasanız ben soracaktım bu soruyu ne zaman soracağınızı!" demişti. Sonra yurt dışında gezdiği ve memleketin yüz akı diye nitelendirdiği okullara getirdi sözü: "Ben yapılanların samimiyetine bütün kalbimle inanıyorum; o yüzden bu davayı ömrümün sonuna kadar savunacağım!"
Hakikaten dediği gibi de yaptı. Allah rahmet eylesin. Elimizden başkası gelmiyor.
Nefes
Kanal 6, yeni kadrosuyla ve yayın ilkeleriyle geliyor. Tanıtım sloganlarından biri "Nefesinizi tutun Kanal 6 geliyor!"
Nefesimizi 30—40 saniyeden fazla tutamıyoruz ki. Eğer bu kanalın sözünü dinlersek milletçe telef olacağız.
Niyetleri bu değildir herhalde.
Palamut
Metin Akpınar balıkçılık yapan Zeki Alasya'nın yanına yaklaşıyor ve ikisi arasında bir palamut muhabbeti yaşanıyordu. Bir süre konuşmalarından sonra birinin palamut balığından diğerinin ise meşe palamudundan bahsettiklerini anlıyorduk. Reklamı hatırlıyorsunuz. Türkiye'nin ağaçlandırılması için TEMA VAKFI tarafından başlatılan bir kampanyanın reklamı.
Projeye göre 10 milyar meşe tohumu ekimi yapılacaktı. Projenin gerçekleşebilmesi için TEMA Vakfı Orman Bakanlığı'na bu yıl için 156 milyar lira para desteği sağlayacaktı. Ama bu para sağlanamadı projede askıya alındı. Yazık oldu. TEMA'cılar keşke denize açılsalar, palamut yakalasalar, yakaladıkları palamudları satsalar, kazandıkları parayla meşe palamutu alsalar ve proje devam etseydi. Hem vatandaş balık yerdi hem de yurdumuz yeşillenirdi.
Sağlıksız
Sağlık Bakanı Osman Durmuş tatilini geçirdiği Muğla'nın Fethiye ilçesinde mide spazmı geçirdi. Doktorluktan fazla anlamadığımızı itiraf edelim önce; ama duyduğumuz ve bildiğimiz kadarıyla midenin en büyük düşmanı stres.
Aman Sayın Bakan'ım, siz siz olun bugünlerde sinirlerinize hakim olun. Siz uymayın o karşılamaya gelmeyen başhekimlere filan. Maazallah koskoca Sağlık Bakanı'nın sağlık problemi olması çok ayıp olur sonra.
Hakip
Genelkurmay, bankalarda 10 bin doları aşan işlemleri yakın takibe almaya karar vermiş. Buna emekli olduktan sonra bazı banka ve holdinglerin yönetim kuruluna seçilenler de dahildir inşallah! Rıfat Yörük
|