Yeşilin ortasında bir yer
Dört bir yanını saran ağaçlardan kaybolmuş beyaz bir ev. Evin karşısında yeşil dallarıyla avlunun yarısını kaplayan heybetli bir dut ağacı. Hemen onun sağ tarafında, yeşillikte dut ağacıyla yarışan bir kiraz ağacı. Her ne kadar neyse zamanı pek kiraz vermese de oturacağımızın üstüne fevkalâde gölge sağlıyor. Bir de bu iki ağacın arasında sıkışıp kalmış bir nar ağacı. Bilirsiniz bin bir derde devadır nar... Bunun arka kısmında bir üzüm çardağı ve art arda sıralanmış meyve ağaçları. Bu ağaçları da ormana doğru uzanan, her iki tarafı tel örgülerle çevrili bir toprak yol izliyor.
Bir şapkanın macerası
Ali soğuk bir günde evine doğru gidiyordu. O sırada kuvvetli bir rüzgâr esti. Ali’nin şapkasını uçurdu. Ali telaşla sağa sola koştu. Birden ayakkabısının önünde bir çukur olduğunu fark etti. Bu çukurun içinde şapkası vardı. Çukurun içine atladı. Şapkasını, boyunun yarısı uzunluğunda bir karınca giymişti. Şapkasını karıncadan istedi. Karınca hiç oralı olmadan evine doğru yol aldı. Ali çok üzüldü. Karıncalar gidince onların gittiği yollardan Ali de gitti. Karıncaların evlerinin önüne geldi. Kapılarını tıklattı. Kapıya anne karınca çıktı. Ali durumu anlattı. Anne karınca Ali’nin yanlış yere geldiğini, aradığı karıncanın iki kapı ileride olduğunu söyledi.
Bayrak töreni
Bazı arkadaşlarımız daha şimdiden okulu özlemeye başlamışlar galiba. Arkadaşımız da yaz tatili içinde, okuldaki hafta sonu tatilini anlatmış.
AHVAH BABA- Bakmak... Kendimize...
Sevgili, saygılı, görgülü... Ahvah Baba;
Sorunlarıma çare isteyeceğim. Ama hangisine bilmiyorum. Sorun bitmiyor ki. İstersen bu haftaki stajla başlayabilirim. Staj arkadaşlarım çok enteresannn! Hepsi bir telden çalıyor, bazıları da oynuyor. Şaka tabii ki. Çaldıkları doğru da, şimdiye kadar oynadıklarını görmedim.
Her şey nüfus cüzdanı sayesinde
O gün çok güzeldi. Güneş doğmuş, her tarafı aydınlatıyordu. Çiçekler mis gibi kokuyor ve etrafı süslüyordu.
Uçmak istiyorum
Uçmak istiyorum,
Kuşlar kadar özgür, balık kadar huzurlu...
Uçmak istiyorum,
Şimşek kadar kızgın, bulut kadar sakin...
Uçmak istiyorum,
Hortum kadar hızlı, meltem kadar hafif...
Uçmak istiyorum,
Şahin gibi kararlı, serçe gibi ürkek...
Uçmak istiyorum,
Güvercin gibi soylu, kartal kadar yüksekten...
Uçmak istiyorum.
Muhiddin Mehmet Gürkan
Dalaman / Muğla
Dedem
Benim bir dedem var
Yanakları tombul tombul
Sakalı sanki pamuk şekeri
Çok severim dedemi
Bana masal anlatır
Devlerle kel oğlan
Sonu tatlı biter
Bir de şeker verir
Benim canım dedeciğim
Rukiye Şeyma Taşyürek / Gebze
Ağlıyorum
Mevsim ilkbahar;
ağaçlar yapraklanıyor,
çiçekler açıyor,
fakat ben;
ağlıyorum...
Gişeler açıldı;
biletler satılıyor,
hareketleniyor yolcular,
son defa bakışıyoruz,
sesler kısılıyor,
gözler nemleniyor,
ben ağlıyorum...
Eller kalkıyor,
isteksizce..
Kalpler çarpıyor delicesine..
gidiyor talebelerim,
ve ben ağlıyorum...
Belki de kavuşmamak üzere
ayrılıyoruz..
Onlar seviniyorlar,
fakat ben:
ağlıyorum...
e-posta gönderenler
İkbal Aşkın, Selami Şen, Turgut Teksu, Bilal Bensu, Ayşe Kodaman, Aslı Aslan, Selim Şahin, Ali Yıldız, Sinem Bursalı, Ezgi Aydın, Erol Tuncer, Beyza Koca, Nurhan Sarı.
|