GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

18/08/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Medya

 

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Televizyon

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim/Künye

 


 


Kriz çözüldü mü?

Hodri Meydan'ın yayınlarının nasıl yankılar verdiğini hepiniz görüyorsunuz. "Randevu alamıyorsanız, bize gelin biz verelim!" dedik. Tepedekiler durumun vahametini kavrayıp aralarında randevulaştılar ve dün 'Türkiye Saati İle' 11.30'da randevu krizi çözüldü. Darısı KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu'nun başına.

Ama çözülen sadece randevu krizi. Asıl mesele hâlâ duruyor.

Bir dostumuz uyardı: Hükümet, krize sebep olan kararnameyi Çankaya'ya gönderirken 'Cumhurbaşkanlığına' ibaresini kullanmış. Oysa yerleşik gelenek gereği bu ibare bugüne kadar 'Cumhurbaşkanlığı Yüce Katına' şeklindeydi. Hafif bir soğukluk seziliyor. Tabii bir de, "KHK'yı geri gönderme yetkin yok!" denmesi de işin cabası. Sonuç ne olursa olsun, uzlaşmadan ziyade gerginleştiren sözler.

Hukukun gereği mi yapılacak yoksa 3 bakanın karpuz ve peynire talim ederek yazdıkları gerekçe ve ikna baskısı mı sonuç verecek? Sn. Sezer'in sahip olmadığı söylenen yetkiyi, nasıl kullanacağını hep beraber göreceğiz.

 


Çuvaldız

Eskişehir'de ikamet eden Ahmet Özdemir isimli bir okurumuz bize e-mail atmış. Biz de, "İğneyi de kendine batır, çuvaldızı da! Başkasını rahatsız etmenin alemi yok." düsturunca bu maili yayınlamaya karar verdik. Özdemir bakın neler diyor:

"Eskişehir'e yerleşeli bir yıl oldu. Daha önce de beş yıl Romanya'da öğretmenlik yaptım. Romanya'da da Zaman gazetesine aboneydim. Çünkü o bizim Türkiye ile olan bağımız idi.

Romanya'da Zaman bir gün arayla gelirdi yani bugünün gazetesini, bir gün sonra okurduk. Hasıl-ı kelam Türkiye'ye yerleştik. Burada ise gazete öğleden sonra ikindiye doğru geliyor. Evet Türkiye'nin merkezinde Eskişehir'de Zaman gazetesi öğleden sonra dağıtılıyor.

Bu konudan büronuzu haberdar ettim; ama değişen bir şey olmadı. Son çare olarak Hodri Meydan'a yazmaya karar verdim."

Böylece biz de Ahmet Bey'in mektubunu yayınlamış olduk. Umarız bundan sonra gazetesi eline daha erken ulaşır. Sonuçta çay, peynir ve zeytinin yanında gazete olmayınca, kahvaltının tadı mı olur?

 


Temiz kale

Bugünlerde Ankara Emniyeti'nde hareketlilikler var. Asayiş olayları konusunda büyük ilerleme kaydeden Ankara'nın hırsızlara karşı çareyi sokakları polis memurlarına zimmetlemekte bulduğunu duyurmuştuk bir iki gün önce. Ankara Emniyeti dışarıda temizlik yaparken, 'kendi kalesini de temizleme'yi ihmal etmiyor. 6 polis, bir internet cafe sahibinin kendisinden rüşvet istendiğini ihbar etmesi üzerine açığa alındı. İki hafta kadar önce de yine rüşvet yüzünden (bu sefer de bir kahveciden) 2 polis aynı muameleye tabi tutulmuştu. Suça karışan görevlilerin ayıklanması güzel. Ama Ankara Emniyet Müdürü Kemal İskender'in, "İyi polis, iyi toplumdan çıkar!" sözünü pek benimsemedik. Sayın İskender'in, "İhbar edin, değerlendirelim." dediğini biliyoruz; ama ne olur bütün yükü yine toplumun üstüne yıkmayın!




Açık seçik

Dün sadece randevu krizi çözülmedi, başka bir ilke daha imza atıldı. Bakanlar Kurulu tarihinde ilk defa basına açık yapıldı. Mesele sadece basına açık olması değil tabii ki, basın yoluyla bütün halka açık olması. Konu bütün milletimizi ilgilendiren Marmara depremiydi. Bugüne kadar nelerin yapıldığı ve nelerin yapılmadığı ya da yapılamadığı masaya yatırıldı. Gayet de iyi yapıldı. Bütün Türkiye'yi ilgilendiren bir meselenin, Bakanlar Kurulu tarafından herkesin gözü önünde ele alınması güzel bir olay. Umarız bu bir ilk olmakla kalır. Hem ilk hem de son sıfatının ikisini bir üzerinde taşımaz. Ülke güvenliği ile ilgili sırlara bir şey dediğimiz yok; ama bütün Türkiye'yi ilgilendiren diğer önemli meseleler niye kapalı kapılar ardında tartışılıyor ve sonrasında da gerek görüldüğü kadarı hakkında bilgi veriliyor ki? Bırakın bakanlarımızın olaylar hakkında neler düşündüklerini bütün Türkiye birinci ağızdan öğrensin.




Asrın yorumu

Gazetelerde çok sık görmeye başladık bu deyimi: Asrın maçı, asrın ligi, cepte asrın ihalesi, asrın evliliği... Durun bakalım biraz ya... Şunun şurasında 2000 yılına gireli daha kaç yıl oldu ki? Önümüzde daha koskoca bir 99 yıl var!?..



s.karakis@zaman.com.tr         h.sutay@zaman.com.tr
 

| Ana Sayfa | Haber İndeksi | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.