Sabancı erken davrandı
Dünyaca ünlü danışmanlık şirketlerinin başkanları, Sakıp Sabancı'nın, "Gerekirse bazı şirketlerimi satarım, kapatırım ve birleştiririm." sözlerinin yerinde olduğunu ve dünyadaki trendin bu yönde şekillendiğini belirttiler.
Ünlü danışmanlık şirketlerinin yöneticileri, Sakıp Sabancı'nın, "Gerekirse bazı şirketlerimi satarım, kapatırım ve birleştiririm." şeklindeki çıkışının yerinde olduğunu ve dünyadaki trendin bu yönde şekillendiğini belirttiler. Konuyla ilgili olarak görüşlerini aldığımız Arthur Andersen Türkiye ve Balkanlar'dan sorumlu Yönetim Kurulu Başkanı Şaban Erdikler ve Price Waterhouse Coopers Başkanı Adnan Nas, Sabancı'nın konuyla ilgili doğru bir tespit yaptığını ve yabancı sermaye ile olan birleşmeler konusunda olduğu gibi bu alanda da öncülük yaptığını ifade ettiler.
Şaban Erdikler, "Sabancı'nın görüşü, Türkiye'deki küçük, orta ve büyük ölçekli tüm şirketler için geçerli." dedi.
Dünyada ekonomik alanda çok hızlı gelişmeler yaşandığını belirten Erdikler, "Artan rekabet, maliyetler üzerindeki baskılar, globalizasyon başlığı altında toplanan tüm gelişmeler, şirketlerin stratejilerini yeniden gözden geçirme, güçlü oldukları yönleri zayıf oldukları tarafları, piyasalardaki fırsatları, tehditleri yeniden değerlendirme ihtiyacı ile karşı karşıya bırakıyor. Sadece Koç ya da Sabancı değil tüm ekonomik birimler, her gün stratejilerini değerlendirmek, gözden geçirmek ve tespit ettikleri konular, bekledikleri gelişmeler karşısında yapılarını, iş yapma şekillerini yeniden tarif etmek zorundalar. Sabancı'nın yaptığı da bu. Son derece doğru bir yaklaşım." diye konuştu.
İşadamlarının zaafı
Şaban Erdikler, Türk işadamının işi ile olması gerekenden daha fazla bir gönül bağı içerisinde olmasını "önemli bir noksanlık" olarak değerlendirdi. Yabancı kuruluşlarla yerli sermayeli kuruluşları evlendirme sırasında bu noktada güçlük çektiklerini dile getiren Erdikler, "Türk işadamı, 'Ben saçlarımı bu işte ağırttım.' 'Benim babam bu şirketi kurdu.' gibi duygusal yaklaşımlarda bulunuyor. Bunlar hoş ve bizim kültürümüzde olan şeyler; ancak yeni ekonomide bunların bir ağırlığı, önemi yok."
Geleceğin sektörleri
Erdikler, Arthur Andersen olarak yeni ekonomide ön planda olmasını bekledikleri üç sektörü şöyle sıraladı: "Telekomünikasyon ve eğlence, ikinci enerji ve son olarak perakendecilik; ancak internet üzerinden yapılan mal ve hizmet alışverişinden bahsediyorum." Şaban Erdikler, lojistik hizmetleri, gen teknolojisi ve eğitim sektörünün de gelecekte ön planda olacağını kaydetti.
"Türkiye'de ve Batı'da 1980'lere kadar, bir işadamı ne kadar çok sahaya birden girerse o kadar iyiydi." şeklinde konuşan Price Waterhouse Coopers (RCW) Başkanı Adnan Nas ise böylece bir nevi yumurtaları aynı sepete koymama prensibinin sağlandığını belirtti. "İşte bizim Koç'lar, Sabancı'lar, büyük gruplar öyle doğdu biliyorsunuz. Fırıncılığından tut işin ağır sanayisine kadar her yerde varlardı. Bir Asil Çelik falan. Maceralarını hatırlarsınız. Bu Batı'da epeyce önce terk edildi, bizde yeni yeni terk ediliyor." Nas, "Sermaye büyüdü; ama verimlilik büyümedi. 1980'lerden sonra ise topal bacaklı da olsa bir açılım politikasına girince Türkiye, o sürecin hızlanması gerekirdi; ama bence çok hızlanamadı. Çok fazla zihniyetlere intikal etmedi. Esasında zihniyetlerde olması gereken bir değişim vardır. O zihniyetlerdeki değişim 90'ların başındaki yine durağan biraz eski tip yönetimlerle yeniden yavaşladı. Bu son yıllarda Batı'da yeni bir atılım var, bu yeni atılım olunca da bizimkiler uyandılar." şeklinde konuştu.
Yeni ekonomi
Hem eskiye intibak edememişken, bir de şimdi Batı'nın yeni bir atağı ile yeni ekonominin özellikle Amerika'daki olağanüstü verimlilik artışının dünya piyasasına çok ciddi bir değişimi getirdiğini ve işin şeklinin değiştiğini anlatan Nas şöyle konuştu: "Yani işi yapmanın mahiyeti değişti, birdenbire bir baktılar ki hiç varlıkları olmayan, binası, tarlası, makinesi olmayan şirketler çok değerli şirketler haline geldi. Bu yeni geldi bizimkilere. Çok fazla dışındayız, kendimize göre bir standart geliştiriyoruz. Biz böyleyiz, diyoruz biz bize benzeriz. Böyle olmaya da layık bir millet olduğumuz kanısında değilim. Oldukça fleksibıl, dinamik insanlarız biz. Genelde bağnazlık yok bizim ülkemizde. Böyle olmamız bence bir avantajdır, adapte olabiliyoruz. Böyle bir millette üstyapıyı çok çabuk değiştiremiyoruz. Establishment derler gavurlar. Yani düzenin güçlü ayakları. O establishment şeyi biraz hantal."
Paradigmanın değişimi
Türkiye'de bir şey üretmekten çok taklit mantalitesinin egemen olduğunu kaydeden Nas, Türk insanında ve işadamında düşünce tembelliği olduğunu belirtti. Paradigmanın değişmesi gerektiğinin altını çizen Nas, "Koca koca holdingler ciddi olarak paradigmalarını değiştirmeleri lazım. Neydi paradigmaları. Esas itibariyle daha fazla iç pazara yönelik bir piyasa, başka bir deyimle topal piyasa ekonomisi. İç piyasaya dönük topal piyasa ekonomi mantığından rekabete açık bir piyasa ekonomisi mantığına dönüşmeleri gerekiyordu daha uzun yıllar önce. Ama bu zorunluluğa yeni yeni ve daha yoğun bir şekilde gidiyorlar. Bütün holdingler en azından değişecek. Sabancı bu konuda erken davrandı. Aynı yabancı kuruluşlarla birleşme ve yönetimlerin onlara bırakılması gibi. Çoğu işadamı o noktaya yeni yeni geliyor. Sabancı o noktada erken davrandı." dedi. (Şerif ERDİKİCİ / Harun ÇÜMEN)
Vergi, işçi-memurun sırtında
Gelir Vergisi'nin, yarıya yakınını ücretliler öderken, faiz geliri elde edenlerin ödedikleri vergi yüzde 20'yi bile bulmadı.
1999'da işçi ve memurlar 2 katrilyon 707,6 trilyon lira, Hazine bonosu ve devlet tahvili sahipleri 125,8 , mevduat faiz geliri sahipleri ise 810,9 trilyon lira Gelir Vergisi ödediler.
Repoda parası olanlardan 188,2 trilyon lira Gelir Vergisi alınırken, 1999'da gezici piyangocuların cebinden de 13,5 trilyon lira çıktı.
İşçi ve memurlar vergi yükünü sırtlamaya devam ediyor. Ücretli kesim geçen yıl tahsil edilen Gelir Vergisi'nin yüzde 47,7'sini ödedi.
Gelirler Genel Müdürlüğü verilerine göre, 1989'da 6 trilyon 278,6 milyar lira Gelir Vergisi ödemesinde bulunan işçi ve memurların geçen yıl ödediği Gelir Vergisi miktarı, 2 katrilyon 707 trilyon 632 milyar lira oldu. Ücretliler, böylece 5 katrilyon 678 trilyon 569 milyar lira olan toplam tevkifatın yüzde 47,7'sini tek başlarına karşıladı.
İşçi ve memurlar, 2,7 katrilyonluk vergiyle, toplam Gelir Vergisi'nin de yüzde 47,7'sini ödemek durumunda kaldı.
Buna karşılık 1989'da 84,1 milyar lira stopaj kesilen tahvil ve Hazine bonosu sahipleri ile gelir ortaklığı senedi bulunanlardan 1999'da yapılan tevkifat, 125 trilyon 854 milyar lira olarak gerçekleşti. Böylece tahvil ve Hazine bonosu ile gelir ortaklığı senedi sahiplerinin ödedikleri vergi, toplam Gelir Vergisi'nin sadece yüzde 2,2'sini oluşturdu.
Ancak 1999'da bu kağıtlardaki stopaj oranının sıfırlanması nedeniyle, geçmiş yıllardan gelen kağıtlar için stopaj tahsilatına gidildi ve rakamın düşük olmasında bu durum da etkili oldu.
Mevduat sahiplerinden 810,8 trilyon lira
1999'un ilk 11 ayında yüzde 12, daha sonra ise yüzde 15 oranında stopaj ödemeye başlayan mevduat sahipleri ise geçen yıl 810 trilyon 967 milyar lira Gelir Vergisi ödedi.
1989'da 726 milyar vergi ödeyen mevduat sahiplerinden tahsil edilen vergi 10 katın üzerinde bir artış gösterirken, bu kesimin toplam Gelir Vergisi içindeki payı da yüzde 12,8 olarak hesaplandı. Repo gelirleri ise 1999 yılında 188 trilyon 212 milyar lira vergiye tabi tutuldu. Bu rakam da, toplam Gelir Vergisi'nin yüzde 3,3'lük bölümünü meydana getirdi.
Midyat’tan ABD’ye şömine
Mardin'in Midyat ilçesinde üretilen taş işlemeli şömineler, ABD'ye ihraç edilecek.
Midyat ilçesinde, Kaymakam Feyzulah Özcan'ın girişimleri sonucu, 2 yıl önce Köylere Hizmet Götürme Birliği'nce sağlanan finansla oluşturulan Taş Atölyesi'nde üretilen işlemeli taşlar, yurtiçinin yanı sıra yurtdışında da büyük ilgi görüyor. Kaymakam Özcan, 2 yıl önce kurulan atölyede, 35 kişinin istihdam edildiğini ve taş ocaklarından çıkarılan kalker taşlarının ustalar tarafından dantel gibi özenle işlenerek, çok kaliteli ve estetik ürünlerin üretildiğini belirtti. İlçedeki girişimcileri bu sektörde teşvik ederek, istihdam alanı oluşturmak amacıyla Taş Atölyesi'ni kurduklarını ifade eden Özcan, atölyede üretilen işlemeli taşların, Midyat'taki konukevi ile Mardin'de Valilik öncülüğünde kurulacak bir otelin yapımında kullanıldığını kaydetti.
Eczacıbaşı Vitra’dan showroom
Uğur Yapı Malzemeleri Sanayi ve Limited Şirketi tarafından Güneşli'de açılan Eczacıbaşı Vitra Showroom Mağazası'nda Vitra'nın ürettiği bütün ürünler yer alıyor.
Açılışa katılan Bülent Eczacıbaşı Avrupa'da kalite büyük ödülünü almayı istediklerini ifade etti. Showroom'un sahibi Kemal Çelik yaptığı açıklamada diğer firmalardan vazgeçerek sadece Vitra ile çalışmayı istemelerinin sebebinin bu firmanın bütün yapı elemanlarında kaliteyi tutturmasında ve ilişkilerde aile gibi olmalarında büyük pay olduğunu belirtti. 3 kat 1500 metrekarelik alanda hizmete açılan showroom toplam 4000 metrekare kapalı alana sahip bulunuyor. Showroom 1 milyon 300 bin dolara mal oldu. Showroom, Bülent Eczacıbaşı'ndan tam not aldı.
Adıyaman’da petrol üretimi
Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'nın (TPAO), Adıyaman'daki 16 sahada bulunan 170 kuyuda günde 20 bin varil ham petrol ürettiği bildirildi.
TPAO'nun, İl Koordinasyon Kurulu'na sunduğu raporda, Adıyaman'da üretilen petrolün, boru hattı ile il merkezine 86 kilometre uzaklıktaki Sarıl ara istasyonuna pompalandığı, oradan da Batman-Dörtyol ana petrol hattına aktarıldığı kaydedildi. Raporda, Adıyaman'da üretilen günlük 20 bin varil petrolün, TPAO'nun Türkiye petrol üretiminin yüzde 50'sini oluşturduğu belirtildi.
Tarsus Belediyesi’ne bedava fabrika
İçel'in Tarsus ilçesinde bulunan ve özelleştirme kapsamında müşterisi çıkmayan Mensucat Boyaları Fabrikası'nın bedelsiz olarak Tarsus Belediyesi'ne devredildiği bildirildi.
Tarsus Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, yaptığı açıklamada, yaklaşık 500 dönümlük açık ve kapalı alanı bulunan fabrikanın bir bölümünü sanayi müzesi, bir bölümünü de huzurevi ve otel olarak değerlendirecekleri belirtti. Başkan Kocamaz, 1964 yılında kurulan fabrikanın üç kez 1 trilyon lira bedelle Özelleştirme İdaresi tarafından satışa çıkarıldığını, ancak müşteri bulunamadığını belirterek, "Fabrikanın belediyemize devri ile ilgili işlemler tamamlandığında söz konusu alanda yeni düzenlemeler yapacağız." dedi.
Kadınlara tüketim uyarısı
Gaziantep Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Zerrin Söylemez, ailelerde tüketim maddelerinin önemli bölümünü alan ya da alınmasına karar veren kadınlar başta olmak üzere, tüketim hareketine katılan herkesin, gıdaların raf ömrüne dikkat etmesini istedi.
Prof. Dr. Söylemez, kadınların tüketim harcamalarının önemli bölümünün kullanımında belirleyici olduklarını kaydederek, "Eğer, kadınlar bilinçli tüketici olurlar ise aile bütçeleri ve ülke ekonomisine önemli ölçüde katkıda bulunacakları gibi, üreticilerin kaliteli üretime yönelmelerine ve böylece ülke kaynaklarının rantabl kullanımına katkıda bulanacaklardır." dedi.
|