Sayıştay'a by-pass
Deprem yardımlarının denetlenmesinde devre dışı bırakıldı. Hükümetin, geçtiğimiz yıl çıkardığı bir kararname ile deprem yardımlarını Sayıştay denetiminden çıkarması denetçileri rahatsız etti. Anayasa'ya göre Sayıştay, denetimlerini Meclis adına yapıyor.
Depremzedeler, toplanan yardım paralarının kendilerine ulaştırılmadığını, yardımların farklı yerlere gittiğini savunurken, Sayıştay da deprem nedeniyle toplanan yardım paralarını denetleyememekten rahatsız.
17 Ağustos depremi için toplanan deprem yardımları ve bu yardımlardan yapılan deprem harcamalarının, 23 Eylül 1999 tarihinde çıkarılan bir kararname ile Sayıştay denetiminin dışına çıkarıldığını belirten Sayıştay denetçileri, "Anayasa'nın 160. maddesine göre bütün gelir ve giderleri TBMM adına denetlemek görevi Sayıştay'a verilmiştir. Anayasanın bu açık hükmü Sayıştay Kanunu'nun 1. maddesinde de aynen yer almıştır. Bütçe yasama organının her yıl yürütme organına gelir toplama ve harcama yapma yetkisi verdiği bir kanundur. Halktan gelir toplama ve halk adına harcama yapma yetkisi halkın temsilcisi olan Parlamento'nundur ve Parlamento da bu yetkiyi her yıl Sayıştay'a da bütçedeki gelir ve giderlerin denetimi görevini vererek hükümeti kendi adına malî açıdan denetlettirmektedir." açıklamasını yaptı.
Denetim engelleniyor
Hükümetin çıkardığı kararname ile deprem yardımlarının Sayıştay tarafından denetlenmesinin engellendiğini ifade eden Sayıştay denetçileri; "Deprem yardım ve harcamaları Başbakanlık, Maliye Bakanlığı ile Hazine müfettişleri tarafından denetlenmektedir. Ancak bu denetim bir iç denetim olup, yürütme organı adına yapılmaktadır ve hükümetin kendi denetimidir. Sayıştay denetimi ise Parlamento adına yapılan bir denetimdir. Sayıştay denetiminin dışına çıkarılan gelir ve giderlerle Parlamento'nun hükümet üzerindeki malî denetimi anayasaya aykırı bir şekilde engellenmektedir. Halbuki halktan toplanan her gelir ve halk adına yapılan her harcamanın Sayıştay'ın denetiminde olması anayasal zorunluluktur." (İrfan KILIÇ)
SAÜ'de buruk mezuniyet sevinci
Sakarya Üniversitesi'nde dün buruk bir mezuniyet töreni düzenlendi. Çok sayıda ailenin de katıldığı törende zaman zaman duygulu anlar yaşandı.
Sakarya Üniversitesi'nden mezun olan 2 bin 257 öğrenci, diplomalarını aldı. Üniversitenin Esentepe Yerleşkesi'nde düzenlenen mezuniyet törenine katılan Sakarya Valisi Cahit Kıraç, mezun olan öğrencilerin sorumluluklarının daha da arttığını söyledi. Kıraç, şunları kaydetti: "Türkiye'nin yetişmiş başarılı fertlere ihtiyacı var. Türkiye, dünya ile yarışmaktadır. Sizlerin bu yarışta katkılarınızı bekliyoruz. Biz millet olarak çalışkan, sorumluluklarını yerine getiren toplumuz. Bizim bıraktıklarımızı sizler yerine getirerek, devam ettireceksiniz." dedi. Üniversite Rektörü Prof. Dr. İsmail Çallı da yerleşke içinde, ölen öğretim üyesi, memur ve öğrenciler anısına "deprem anıtı" yaptıracaklarını ifade tti. Konuşmaların ardından dereceye girenlere diplomalarını Vali Kıraç verdi. Çok sayıda ailenin katıldığı ve zaman zaman duygulu anların yaşandığı törende, mezun öğrenciler, keplerini havaya atarak kutlama yaptılar.
Afet yolsuzluğu
Orman Bakanlığı'nın, 35 yıldır 'Afetzedeye konut yapıyorum.' diye dolandırıldığı belirlendi. Olayla ilgili bir kişi Adana'da yakalandı.
Türkiye'de çeşitli tarih ve zamanlarda meydana gelen doğal felaketlerin istismar edilerek devletin 35 yıldır dolandırıldığı belirlendi. Muş'un Varto ilçesinde 1966 yılında meydana gelen depremde evsiz kalan depremzedeler için yapılacak konutların kereste ihtiyacını karşılamak amacıyla Orman Bakanlığı'ndan temin edilen afetzede tahsisinin 35 yıldan beri devam ettiği belirlendi. Muş-Varto'da yapılan deprem konutlarını 35 yıldan beri bitmemiş gibi gösteren ve afetzede tahsisi olarak tomruk alan müteahhit firma adına Silifke Orman İşletme Şefliği'nde yüklediği tomrukları Adana'da satmaya çalışan Veli Kılıç suçüstü yakalandı. 34 metreküp tomruğu 01 TU 544 plakalı kamyon ile Adana'ya getiren Veli Kılıç'ın elinde Orman İşletme Şefliği'nden verilen irsaliye belgesi ile 'Afetzede malıdır satılamaz.' ibaresinin yer aldığı belge bulundu.
Afetler istismar ediliyor
Afetzede tahsisi olarak verilen tomrukların metreküpünün piyasadan yüzde 40 daha ucuza satıldığını belirten yetkililer, "Piyasada metreküpü 50 milyon lira olan tomruk, afetzede tahsisi olarak 18 milyon lira karşılığında veriliyor. Toplu Konut İdaresi (TOKİ) veya valilikler Orman Bakanlığı'na konutların tamamlandığını ve tahsisin sona ermesi yönünde bilgi vermesi gerekirken, bu bilgiler Orman Bakanlığı'na gönderilmediği için tahsisler yıllarca devam ediyor. Bu durum da doğal afetleri istismar edenler tarafından kullanılıyor." dedi.
Bakanlık, son olayın ardından başta Adana, Mersin ve K. Maraş bölge müdürlükleri olmak üzere birçok bölge müdürlüğü afet tahsislerini gözden geçirerek eski tarihli tahsisleri iptal etmeye başladı. (Ali AKÇOBAN)
Alarmları susturuldu
Muğla'nın Fethiye ilçesinde, telefon borçlarının ödenmediği gerekçesiyle kuyumcuların alarmlarının polisle bağlantısının kesildiği bildirildi.
Alınan bilgiye göre, ilçedeki kuyumcuların anlaşmalı oldukları Özel Filiz Güvenlik Şirketi'ne bağlı telefonların borçlarının ödenmemesi, kuyumcuların alarm sinyallerini İlçe Emniyet Müdürlüğü'e ulaştıran bağlantının kesilmesine yol açtı.
Esnaf dükkanda yatacak
Fethiye Kuyumcular Derneği Başkanı Hasan Avcılık, İlçe Emniyet Müdürlüğü ile bağlantılarının kesilmesi nedeniyle sıkıntıya girdiklerini belirterek, en kısa sürede güvenlik şirketiyle temasa geçerek durumu düzelteceklerini söyledi. Ek güvenlik önlemleri aldıklarını kaydeden kuyumcu esnafı da, alarmları çalışırken mallarını toplayarak gittiklerini, ancak bu durum düzelene kadar dükkanda bekleyeceklerini dile getirdiler.
Boray Uras'tan Kurumsal mücadele
Uras, trafik canavarını durdurmak için başlattığı mücadelesini kurumsallaştırıyor. Uras, vakıf bünyesindeki radyo ve internetle daha geniş kitlelere ulaşmayı hedefliyor.
Kızı Selin'i trafik kazasında kaybeden Boray Uras, trafik terörünün bitirilmesi için başlattığı mücadelesini vakıfla sürdürüyor. Trafik Terörüyle Savaşanlar Vakfı'nın kuruluş çalışmalarını tamamlayan Uras, 25 Ağustos Cuma günü kurucular listesinin açıklanacağını söyledi. Türkiye'de herkesin trafik canavarından şikayet ettiğine; ancak kimsenin üzerine düşen görevi yerine getirmediğine dikkat çeken Uras, vakfa kurucu üye olmak isteyenlere açık davette bulunuyor.
Üyelere çağrı
Normal üye kabulünün kuruluş aşamasından sonra olacağını belirten Uras, "Öncelikle bizim kurucu üyelere ve onlardan gelecek nakdi yardımlara ihtiyacımız var. Vakıf kurulduktan sonra neden haberimiz olmadı diyenler olacak. Onlara şimdiden çağrı yapıyorum ve eğer daha fazla can kaybı olmasını istemiyorlarsa canlarına gelecek felaketi önlemek için mallarından fedakarlık yapsınlar." dedi.
Denetimler internetten
Uras'ın kurmayı düşündüğü vakıf, internet üzerinden bütün denetimleri yapabilecek. Ayrıca vakıf, bir radyo istasyonu ile çeşitli bölgelerde tam donanımlı bekleyen ambulanslara da sahip olacak. Vakıf ayrıca paneller, konferanslar ve toplantılarla toplumun trafik kazalarına karşı bilinçlendirilmesi için çalışmalar yapacak. Vakfa kurucu üye olmak isteyenler şu numaralardan irtibat kurabilirler. Tel: 0(532)354 58 42 Fax: 0 (216)330 53 96 İstanbul CHA
İnşaatlara hesap engeli
Adana Belediyesi'nin bankalarda Yapı Denetimi Hesabı açmaması yüzünden denetçi firmalar anlaşma yaptığı inşaatları başlatamıyor.
Marmara depreminden sonra inşaatların daha güvenli yapılmasını sağlamak için denetim yetkilerini artıran belediyeler, bu konuda gerekli işlemleri başlatmadığı için inşaatlara başlanamıyor. Türkiye'nin B grubu ilk yapı denetimi bürosunu Adana'da açan Teknik Proje-Yapı Denetimi, Müşavirlik AŞ Genel Müdürü Mahmut Alpagot, belediyenin bankalarda Yapı Denetimi Hesabı açmadığı için sözleşmesini imzaladıkları inşaatlara başlanamadığını söyledi.
10 yıl sigorta garantisi
Yeni yasaya göre, bir inşaata başlamadan önce ilgili belediyeden imar izni alınması gerekiyor. Yapılacak binanın projesi çizildikten sonra, bu projeye göre yapı denetimi yapan bir firma ile sözleşmenin imzalanmasının ardından ilgili belediyeden inşaat ruhsatı alınacak. Binanın temeli, sözleşme imzalanan firmanın mühendisleri nezaretinde atılacak. İnşaata devam edilebilmesi için temel betonunun da incelenmesi gerekiyor. 10 şiddetindeki depreme dayanıklı şekilde inşa edilen bina tamamlandıktan sonra 10 yıl sigortalı olacak. Bu süre içerisinde binada herhangi bir hasar meydana gelirse, sorumlusu yapı denetimi firması olacak. Bina sahibi de firmadan izinsiz tadilat yapamayacak. (Mustafa KİRAZLI)
Deli Dumrul parası!
İnternete girmek isteyenlere, modem meşgul çalsa bile her arama için 22 bin 200 lira borç yazılıyor. Siz siz olun meşgul olduğu zamanlarda şansınızı zorlamayın.
Medya gündemine zaman zaman yansıyan 'faturalı soygun'lar devam ediyor. Vatandaşa hizmet için kurulmuş; fakat verdikleri hizmetler her zaman tartışma konusu olan bazı kamu kurumları, artık Deli Dumrul'un köprü parası misali, hizmeti kullanandan da, kullanmayandan da zorla para alıyor. Buna son örnek Telekom'un internet kullanıcılarını hayrette bırakan uygulaması.
İnterneti kullanmama parası!
Uygulamaya göre servis sağlayıcıları kullanarak internete girmek isteyen aboneler, karşı modemden meşgul sesi gelse dahi her arama için sabit ücret ödüyor. Ödenen ücretin miktarı her arama başına 22 bin 200 lira. Bu durumda hatların yoğun olduğu bir zamanda internete girmek isteyen ve bunun için çok fazla tekrar arama yapan bir kullanıcı, sonuçta internete hiç giremese bile Türk Telekom'a yüklü bir ücret ödüyor. Bu meblağ telefon faturasında kullanıcıya yansıtılıyor. Kısacası, modern yaşamın artık vazgeçilmezlerinden kabul edilen ve yaygınlaşması için mücadele edilen internet kullanımı bizzat Telekom tarafından baltalanıyor.
Şeref Oğuz: Sorumlusu Telekom
Bilgi teknolojileri uzmanı, gazeteci-yazar Şeref Oğuz, Türkiye'de internete, kullanım başlamadan para ödendiğini, bunun sorumlusunun da gerekli altyapı yatırımlarını yapmayan Türk Telekom olduğunu söyledi. Telefon santralları kurulurken her 100 hattın 10 tanesinin şehirlerarasına, 90'nın ise şehir içi görüşmelere ayrıldığını kaydeden Oğuz, internete girmek için kullanılan 822'li numaralar için de şehirlerarası hatların kullanıldığı bilgisini verdi. Son zamanlarda dağıtılan bedava paketlerin de katkısı ile internete olan ilginin büyük artış gösterdiğinin altını çizen Oğuz, bu durumun da internet trafiğini iyice tıkadığını söyledi. Ne internet şirketlerinin ne de Türk Telekom'un internetin gelişmesi oranında teknolojik ve altyapı yatırımları yapmadığını vurgulayan Oğuz, internette, kullanımın faturalandırılması ve ücretlendirilmesi için yatırım yapılması gerektiğini ifade etti. Şeref Oğuz şöyle devam etti: "Bizdeki sistemde, interneti aradığınızda hiç girmeseniz bile 'kısa görüşme' yapılmış gibi faturaya ücret yansıyor. Telekom şu anki altyapısı ile bu ücretlendirmenin önüne geçemez. Çünkü mevcut sistem bu şekilde işliyor. Yani internete bağlandığınız anda ücretlendirmenin başlaması gerekirken, şimdiki durumda interneti aradığınız anda ücret yazmaya başlıyor. Telekom bu uygulamayı kullanıcılara ilan etmedi. Bu nedenle ortada tüketici lehine çok haksız bir durum var. Bu olay internete olan ilgiyi de azaltacaktır. Yapılması gereken, Türk Telekom'un gerekli yatırımları bir an önce yapıp, internetin ayrıca faturalandırmasını sağlamasıdır." (Zafer ÖZCAN)
Aboneyi şaşırtan fatura!
Resimde görülen fatura, soygunun çok açık bir delili. Fatura sahibi, 20 Haziran ile 19 Temmuz 2000 tarihleri arasında internete girmek için arama yapıyor.
Bu tarihler arasında internete bağlanmak için yapılan arama sayısı toplam 601. Aramalar netice vermiyor ve kullanıcı internete girmeyi başaramıyor. Ancak 'çok aramaktan bir şey olmaz' mantığı ile hareket eden kullanıcı fena halde yanıldığını ayrıntılı faturayı eline alınca fark ediyor. Çünkü her arama için 22 bin 200 lira ücret yazılınca, 601 aramada bu rakam 13 milyon 342 bin Türk Lirası olarak aboneye yansıyor. Şişkin fatura 3 ayrı ayrıntı tablosu gerektirince abone extradan 300 bin lira da ayrıntı ücreti ödemek zorunda kalıyor.
Millî futbolcunun hukuk mücadelesi
Aksiyon dergisi bu haftaki sayısında millî futbolcu Güngör Tekin'in dramını gündeme getiriyor. İngiltere'de uyuşturucu kaçakçılığı suçlaması ile tüm savunma hakları elinden alınarak 23 yıl hapse mahkum edilen millî futbolcu Güngör Tekin, ülkesinin yardımını bekliyor.
İngiltere'de uyuşturucu kaçakçılığı iddiasıyla haksız bir şekilde tutuklanarak 23 yıla mahkûm edilen unutulmaz futbolcu Güngör Tekin, ülkesinin kendisine sahip çıkmasını bekliyor.
2,5 yıldır yattığı Wandswort Cezaevi'nde Aksiyon Dergisi'yle görüşen Tekin'in tutuklanma hikâyesi filmlere konu olacak cinsten.
Aksiyon'un son sayısında "İngiliz Gece Yarısı Ekspresi" başlığıyla yayınlanan haberde uğradığı haksızlıkları ve yaşadığı çaresizlikleri anlatan Tekin, hakkındaki iddiaları bilmediğini, tercümanının olmadığını ve en önemlisi, mahkeme sürecinde savunmasız kaldığını vurguluyor.
İngiltere'ye her gelişinde uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle izlendiğini bildiren Tekin'e göre, İngiliz hükümeti bu takibatlardan hiçbir sonuç elde edemediği halde "Zulu operasyonu" isimli bir operasyon sonucu kendisini tutuklayarak 23 yıla mahkûm etti. Hem de herhangi bir savunma hakkı vermeksizin. 2,5 yıldır cezaevinde yatan Güngör Tekin, uğradığı haksızlığa karşılık Türk yetkililerin ilgisizliğinden yakınıyor.
Devlet nerede?
"Savunmasız kaldım, avukatsız bırakıldım. İnsan, devletine ne zaman ihtiyaç duyar?" diye soran millî futbolcu şöyle konuşuyor: "Patagonya'nın konsolosu bile buradaki mahkûmu için defalarca geliyor; ama bizim konsolosumuz gelmediği gibi 'devlet ayağa gitmez' diyor maalesef."
Tekin'in avukatı Cemil Gürsel ise, "Baştan adaletsiz." dediği yargılamanın AİHM'nin 6. maddesine aykırı olduğunu vurguluyor. Gürsel, "Bu maddeye göre kanun karşısında her sanığın adil ve tarafsız bir şekilde yargılanması gerekir." diyor.
Tarihine geçecek mücadele
1999'un Eylül ayında mahkemeye başvurduklarını kaydeden Avukat Gürsel, yargıtayın oybirliğiyle itirazı kabul ettiğini söyleyerek, her şeyin yeniden başladığını belirtti. Müvekkiline karşı mahkemeye sahte evraklar sürüldüğünün altını çizen Gürsel, "Sanıyorum olay dünya hukuk tarihine geçecek bir dava. Çünkü hiçbir sanık avukatsız ve savunmasız bırakılamaz. Ben bunlara karşı yeni savunmalar hazırlayacağım." diyor. İSTANBUL/ZAMAN
Gürpınar Müzeevi açıldı
Yazar Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın müze haline dönüştürülen Heybeliada'daki evi törenle açıldı.
Cumhuriyet dönemi yazarlarından Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Heybeliada'da bulunan ve müzeye dönüştürülen evi, Kültür Bakanı İstemihan Talay tarafından açıldı. Bakan Talay, kurdeleyi keserken evin önünde toplanan sanatseverlere hitaben yaptığı konuşmada, Gürpınar'ın yok olmak üzere olan, anılarla dolu evinin Kültür Bakanlığı Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü İstanbul Röleve ve Anıtlar Müdürlüğü'nce onarıma hazır hale getirildiğini söyledi. Talay, evin onarımı için bakanlığın şu ana kadar 90 milyar lira verdiğini, 45 milyar lira da borcu bulunduğunu kaydetti.
32 yıl kalmıştı
Cumhuriyet dönemi yazarlarından Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın 1912 yılından itibaren 32 yılını geçirdiği Heybeliada'daki evi, ölümünün ardından 1964 yılında kültür hizmetlerinde kullanılmak üzere satış yoluyla İl Özel İdaresi'ne verildi. Ev, 1983 yılında kütüphane ve müze amaçlı kullanılmak üzere Kültür ve Turizm Bakanlığı'na, 1987 yılında da kültür-evi olarak kullanılması koşuluyla Adalar Belediyesi'ne tahsis edildi. 1996 yılında Topkapı Sarayı Müzesi Müdürlüğü'nün verdiği rapor üzerine Kültür Bakanlığı'nca Adalar Belediyesi'nin tahsis hakkı kaldırıldı. Bu tarihten sonra Adalar Kaymakamlığı ve Adalar Vakfı'nın girişimiyle müze yapılmasına karar verilen evin onarımı ve eşyanın temizlenmesi için çalışmalar başlatıldı.
Her gün gezilebilecek
Gürpınar'ın evin içindeki eşyası ve kitapları, Heybeliada'da bulunan ve kendi adını taşıyan lisede muhafaza edildi. Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü İstanbul Röleve ve Anıtlar Müdürlüğü'nce yapılan ihale ile de onarım işi Onel İnşaat Ticaret ve Limited Şirketi'ne verildi. Yaklaşık 8 ay süren restorasyon çalışmasının ardından, Gürpınar'ın temizlenen ve aralarında kendi yapmış olduğu el işlerinin de yer aldığı ev eşyası ve kitapları eve taşındı. Heybeliada'da denize hakim bir tepede bulunan müzeev, vatandaşlarca haftanın her günü gezilebilecek.
Kadınlar, hakları için yürüyor
2000 Yılı Dünya Kadın Yürüyüşü Anadolu Yakası Platformu'nca düzenlenen 'Küreselleşme ve Kadın Emeği' konulu panel, Kadıköy Barış Manço Eğitim ve Kültür Merkezi'nde yapıldı.
KESK Kadın Sekreteri Nevin Kaplan, panelde, 2000 Yılı Dünya Kadın Yürüyüşü hakkında bilgi verdi. Yürüyüşle, dünya ölçeğinde kadına yönelik şiddet ve yoksulluğa karşı çıkıldığını anlatan Kaplan; bu çerçevede, 8 Ekim 2000 tarihinde Ankara'da bir miting yapılacağını; 'yoksulluğun ortadan kaldırılması için uluslararası gün' olarak belirlenen 17 Ekim'de de BM binası önünde 'Dünya Yürüyüşü' gerçekleştirileceğini bildirdi.
Kadın ve çocuklar mağdur
Dünya nüfusunun 6 milyara yaklaştığını ve insanların büyük bir bölümünün yoksulluk içinde yaşadığını ifade eden Kaplan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Çoğunluğu kadın ve çocuk olan 4 milyar kişi yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Yüzde 70'i kadın olan 1.3 milyar kişi ise tam yoksulluk sınırının altında yaşıyor.
Kadınlar dünya nüfusunun yarısını oluşturuyorlar. Çalışma saatlerinin 3'te 2'si kadınların üzerinde. Dünya gelirinin yüzde 10'unu kazanıyorlar ve dünya üzerindeki zenginliğin yüzde 1'ine sahipler."
Balina'da kavga yok
İzmir DGM Savcısı Cevdet Ulu, ortaya çıkarılan hayali ihracat olayıyla ilgili olarak, 'Aynı bakanlığın iki kuruluşu arasında kavga olduğu şeklindeki haberler, yürütülen soruşturmayı aksatacak niteliktedir." dedi.
Ulu, yaptığı açıklamada, 'Balina Operasyonu'nda bazı yayın kuruluşlarında, Maliye Bakanlığı Teftiş Kurulu Maliye başmüfettişleri ile Hesap Uzmanları Kurulu mensupları arasında çekişme olduğu görüntüsü verildiğini kaydetti. Başsavcılıkça, soruşturmada, bazı kamu kuruluşlarına ve denetmenlere görev verildiğini belirten Ulu, şunları kaydetti: "Soruşturmada iddia ve olaylara yönelik mali belge ve bilgiler, tek bir merkezden incelenmesi ve eşgüdüm sağlanması için Maliye Bakanlığı Teftiş Kurulu Maliye başmüfettişleri yetkili kılınmıştır. Bu nedenle Hesap Uzmanları Kurulu görevlilerinin inceledikleri konuya yönelik mali belge ve bilgiler de Maliye Bakanlığı Teftiş Kurulu Maliye başmüfettişlerine aktarılmış olup, hesap uzmanları görevlilerinin de incelemelerini tamamlamaları için Maliye Bakanlığı Teftiş Kurulu Maliye Başmüfettişliği'ne aktarılan belgelerin fotokopilerini alabilecekleri yolunda talimat verilmiştir. Her iki kuruluşun, Maliye Bakanlığı'na ait aynı binada görev yaptıkları bilinmektedir.
Hırsız iki duvar arasına sıkıştı
Unkapanı'nda soygun amacıyla PTT binasına girmek isterken fark edilen hırsız, kaçarken düştüğü iki duvar arasına sıkıştı. İtfaiye tarafından düştüğü yerden yaralı olarak kurtarılan hırsız, hastanede tedavi altına alındı.
Dün sabah saatlerinde Unkapanı PTT binasına camlarını kırarak girmek isteyen bir kişi, İMÇ Blokları'ndaki güvenlik görevlileri tarafından fark edildi. Hırsız, kaçmaya çalışırken, güvenlik görevlileri de peşine düştü. Oldukça hareketli geçen kovalamaca sırasında izini kaybettirmek için Küçükpazar İmaret Sabunhanesi Sokak'taki bir duvara çıkan hırsız, dengesini kaybederek boşluğa yuvarlandı. İki duvar arasında sıkışan hırsız, olay yerine çağrılan itfaiyenin çabaları sonucu çıkarılarak, yaralı olarak Haseki Hastanesi'ne kaldırıldı. Üzerinden kimliğini belli eden herhangi bir belge çıkmayan hırsızın, henüz konuşmadığı ve adını açıklamadığı belirtildi.
Selin faturası 40 milyar
Kütahya'nın Aslanapa iİlçesinde önceki akşam yaşanan sel felaketinin tahminî zararının 35-40 milyar lira olduğu bildirildi.
Cumhuriyet Mahallesi'ndeki evlerin sular altında kalmasına neden olan felaketin yol açtığı maddi zarar belirlenmeye çalışılıyor. Yetkililer, sel baskınının tahmini zararının yaklaşık 35-40 milyar lira olduğunu, kesin rakamın hasar tespit çalışmalarından sonra belli olacağını belirttiler. Yetkililer, olayın semtte su tahliye menfezinin yetersiz kalması nedeniyle yaşandığını vurguladılar. Aslanapa ilçesinde meydana gelen sel felaketinde Cumhuriyet Mahallesi'ndeki 65 evin alt katlarını su basmış, bu evlerden 21'inde hasar meydana gelmişti.
Bakan Aydın Japonya'ya gitti
Bayındırlık ve İskan Bakanı Koray Aydın, deprem konusunda incelemelerde bulunmak üzere dün Japonya'ya gitti.
Bakan Aydın'ın, Japonya'da bulunduğu süre içinde Tokyo'da, afet işlerinden sorumlu yetkililerle görüşeceği ve Tokyo Metropoliten İdare Merkezi'ndeki 'Kriz Önleme Merkezi'nde incelemeler yapacağı bildirildi. Başbakanlık Başdanışmanı Prof. Dr. Ahmet Vefik Alp ile Tokyo'ya giden Bakan Aydın, Atatürk Hava Limanı'ndan İstanbul Vali Yardımcısı Mustafa Zanapalıoğlu tarafından uğurlandı.
Bizleri de unutmayın!
Doğu ve Güneydo- ğu'da terörün yurdundan yuvasından ettiği aileler birer birer köylerine geri dönüyor. Harabe halindeki evlere yerleşmek zorunda kalan aileler, devletin şefkat elini bekliyor.
Doğu ve Güneydoğu'da terörün yurdundan yuvasından ettiği aileler birer birer köylerine geri dönüyor. 5-6 yıl önce evlerini, tarlalarını, hayvanlarını bırakıp büyük şehirlere göç etmek zorunda kalan aileler tekrar yurtlara döndüklerinde ise hiçbir şeyi yerinde bulamıyorlar. Yıkık harabelerin üzerine yeni bir hayat inşa ediyorlar. Bu gayretlerinde devleti de yanlarından görmek istiyorlar.
70 haneli köy boşaldı
Bingöl'de 1994 yılında PKK'nın zorlamasıyla tamamen boşaltılan Adaklı ilçesine bağlı Boyalı köyüne geri dönen 20 aile perişan. Deprem bölgesini andıran köyde yaşam mücadelesi veren vatandaşlar, kış gelmeden devletin şefkatli elini bekliyor. Boyalı köyünün son muhtarı Hasan Telli, 1994 yılında PKK'nın köylerine baskın düzenleyerek 2 köylüyü öldürdüklerini, bu olaydan sonra da 70 haneli köyün tamamen boşaldığını söyledi.
6 yıl sonra döndüler
Bir gece yarısı Boyalı köyüne baskın düzenleyen teröristler 2 kişiyi öldürerek, Boyalı halkını köyü terk etmeye zorlamışlar. Boyalı köyü sakinleri can korkusuyla hemen köyü terk ederek göç etmişler. Kimileri çevre köylere sığınırken, kimileri de büyük şehirlere gitti. Tam 6 yıl doğup büyüdükleri yerden uzakta bin bir sıkıntıyla ayakta kalma mücadelesi verdiler. Yılmadılar, yıkılmadılar ve gurbette yaşamanın bütün zorluklarını göğüsleyen Boyalı sakinleri, geçtiğimiz nisan ayında köylerine geri döndüler.
4 ev ayakta kalmış
Köye geri dönen 20 aileyi bir sürpriz bekliyordu. Çünkü, 6 yıl önce can korkusuyla terk edip gittikleri hiçbir şey bıraktıkları gibi yerinde değildi. 70 haneli köyde sadece 4 ev ayakta kalmış. Köy adeta bir deprem bölgesini andırıyor. Ama onlar yılmadılar, devletten gelecek yardımı beklemeden kısa sürede barınabilecekleri birer derme çatma yuva yaptılar. Belki lüks değildi; ama her an yıkılma tehlikesi bile onlara fazla bir şey ifade etmiyor. Çünkü onlar başlarını sokabilecekleri, neticede kendi evim diye bilecekleri, 6 yıl önceki evleri gibi olmasa da onun yıkıntıları arasında yaşamak onları mutlu etmeye yetiyordu.
"Kendi toprağımızda ölelim"
Bir zamanlar 2 katlı boyalı badanalı evde oturan 20 kişilik Telli ailesi, üst katı tamamen yıkılmış eski evlerinin alt bölümünde kalıyorlar. Soruyoruz, "Bu taş yığınları arasında yaşamaktan korkmuyor musunuz?" diye. "Ne yapalım mecburuz burada yaşamaya. Ölürsek de kendi toprağımızda ölelim." diye cevap veriyorlar. Taş yığınları arasında yaşam mücadelesi veren Boyalı halkı, geçimini hayvancılık ve gurbette çalışan gençlerin kazandıklarıyla sağlıyor. Her şeyde olduğu gibi bu olaydan da yine en çok etkilenen çocuklar olmuş. Çünkü burada okul yok. Objektifimize toplu poz veren köyün okul çağındaki çocukları hep bir ağızdan "Okumak istiyoruz, cahil kalmak istemiyoruz." feryadıyla büyüklerine sesleniyorlardı.
Kış gelmeden...
Köyün bir diğer sıkıntısı ise su çilesi. Köyde zor şartlar altında hayatlarını sürdürmeye çalışan köylü kadınlar temizlik ve yemek yapmak için su ihtiyaçlarını köyün orta yerinden geçen bir derenin içinde bulunan küçük çeşmeden karşılıyorlar. Zaman zaman çeşme başında uzun kuyruklar oluşuyor. Bütün zorluklara rağmen hayata küsmeyen Boyalı halkı, her fırsatta devletinin yanında olduğunu dile getiriyor. 7 yıl muhacir olarak yaşayan Boyalı halkının devletten beklediği tek bir şey var, o da kış gelmeden devletin şefkatli elinin kendilerine ulaşması... (Abdullah ÇELİK)
Geri dönüş sürüyor
Bingöl Valiliği'nden alınan bilgiye göre bugüne kadar köylerine geri dönmek isteyen 17 bin 499 kişinin müracaat ettiği bildirildi.
Müracaat edenler arasında yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız da bulunuyor. Terör ve güvenlik nedenlerinden dolayı geçtiğimiz yıllarda köylerinden göç ederek, büyük şehirlere yerleşen 557 aile, bölgede huzur ortamının sağlanmasıyla birlikte köylerine geri döndüler. Toplam 14 köy, 557 aile ve 3 bin 806 kişi köylerine geri dönüş yaparken, en fazla dönüş 7 köy ile Yayladere ilçesine yapıldı. Bingöl merkeze bağlı köylere hiç dönüş yapılmazken, Adaklı 1, Genç 2, Solhan 3, Yayladere 7 ve Yedisu ilçesine 1 köy geri dönüş yaptı.
"Hayır Günü" düzenlediler
Torbalı'nın Çapak köyünde son altı ay içerisinde 5 kazada 7 kişinin hayatını kaybetmesi üzerine köylüler, "Hayır "Günü" düzenlediler.
Çapak köylüleri el ele verip 18 Ağustos'u "Hayır Günü" ilan ederek yemek verdiler. Torbalı İlçe Müftüsü Hikmetullah Demir'in de katıldığı yemeğe çevre köylerden de çok sayıda katılanlar oldu. Çapak Köyü Muhtarı Hasan Sinat, "Yaşadığımız acılı günlerin bitmesi niyetiyle böyle bir etkinliği düşündük. Altı ayda beş kazada yedi can verdik. İnşaallah bu acılarımız son olur." dedi. Mustafa Ceyhan / Torbalı cha
Trafik kazaları: 4 ölü, 3 yaralı
Zonguldak'ın Devrek ilçesi Karşıyaka Mahallesi'nde oyun oynayan 5 yaşındaki iki çocuk, geri manevra yapan Erdoğan Demirci yönetimindeki 67 EZ 556 plakalı minibüsün altında kaldı.
Çocuklardan biri olay yerinde ölürken, ağır yaralanan Koçaklı, SSK Zonguldak Bölge Hastanesi'nde tedavi altına alındı. Eskişehir'de Mehmet Ercan yönetimindeki 26 ES 084 plakalı araç, yola aniden çıkan Ömer Lütfi Sarıcaoğlu'na (60) çarptı. Ağır yaralanan Sarıcaoğlu, kaldırıldığı Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde hayatını kaybetti. Düzce'nin Kaynaşlı ilçesinde meydana gelen trafik kazasında ise Toygun Uz ve İsmail Uz öldü. Ağır yaralı bir kişi tedavi altına alındı.
Tekne faciasında 1 genç öldü
Ziya Yıldız'ın kullandığı "Barbaros" adlı sürat teknesi, Salacak sahilinde balık tutmak için zıpkınla denize dalan Taner Onur'a (19) çarptı.
Taner Onur, kaldırıldığı Haydarpaşa Numune Hastanesi'nde yaşamını yitirirken, Ziya Yıldız ile teknede bulunan Haluk Kanzık adlı kişi gözlem altına alındı. Bu arada, olayı duyarak hastaneye gelen Onur'un yakınları fenalık geçirdiler. Yakınları, Onur'un bu yıl üniversiteyi kazandığını, tercihlerini yaptığını ve sonucunu beklediğini ifade ettiler. Taner Onur'un çevredeki restoranlara satmak üzere balık avladığı öğrenildi. Olayla ilgili soruşturmanın sürdürüldüğü bildirildi. İstanbul CHA
İzmir'in simgesi 99 yaşında
İzmir'in efsanevi simgesi olarak bilinen saat kulesinin 99. yaş günü, üzerine güller serpilerek kutlandı. İzmir'i Sevenler Platformu'nun öncülüğünde yapılan törenlere İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Piriştina ve metropol ilçe belediye başkanları katıldılar.
Sultan Abdülhamit'in anısına saat kulesinin önünde öğle saatlerinde toplanan İzmir'i Sevenler Derneği'ne bağlı dernek üyeleri ve Dernek Başkanı M. Sancar Maruflu Osmanlı Devleti'nin kuruluşunun 701. yıldönümü anısına, İzmir'de ilk kez böylesine bir kutlama gerçekleştirdiklerini söyledi.
Saat kulesinin tarihçesi..
Osmanlı Sultanı Abdülhamit'in tahta çıkışının 25. yılı nedeniyle İzmir Valisi Kamil Paşa'nın talimatıyla Belediye Reisi Eşref Paşa ve Bahriye Mirlivası Sait Paşa'nın öncülüklerinde saat kulesinin yaptırıldığını anlatan Maruflu, saat kulesi 99 yıl önce 19 Ağustos 1901 yılında ikindi namazını müteakip saat 18.00'de halkın da katılımıyla resmi açılışının yapıldığını kaydetti.
Ömer Oruç / İzmir CHA
Fehriye Latin Amerika'ya
Belçika makamları şartlı tahliye edilen Fehriye Erdal'ı göndermek için Latin Amerika ülkeleriyle irtibata geçti. Tercih, Türkiye ile yakın ilişkisi olmayan bir ülke.
Belçika makamları, şartlı tahliye edilen Özdemir Sabancı suiskastı sanığı Fehriye Erdal'a üçüncü bir ülke arayışına girdi. Belçikalı yetkililer, Ferhiye Erdal için Latin Amerika ülkeleriyle irtibata geçti; ancak kimi Latin Amerika ülkelerinden ret cevabı aldı. Dışişleri kaynakları, Belçika hükümetinin Sabancı Holding ile Dupont ortaklığının Arjantin ve Brezilya'da yatırımları bulunması nedeniyle Arjantin ve Brezilya'ya da sıcak bakılmadığını kaydettiler.
Öcalan'ın akıbeti gibi mi?
Şartlı tahliye edilen Fehriye Erdal'ın gizlendiği evin ikinci kez basın mensuplarına sızdırılması üzerine telaşlanan Belçika makamları, Özdemir Sabancı suikastı sanığı Ferhiye Erdal için üçüncü bir ülke arayışına girdi. Erdal'ın teröristbaşı Abdullah Öcalan gibi bir operasyonla Türkiye'ye paketlenmesinden çekinen Belçika makamlarının Afrika ülkelerine sıcak bakmadığı öğrenilirken, Latin Amerika ülkeleriyle Belçika makamlarının irtibata geçtiği kaydedildi. Erdal'ın Arjantin, Brezilya, Şili, Küba, Meksika, Venezuela gibi 33 ülkenin bulunduğu Latin Amerika ülkelerinden hangisine gönderileceği kesinlik kazanmadı. Belçika makamlarının üçüncü ülke konusunda büyük bir gizlilik içinde çalışmalar yaptığı belirtilirken, Erdal'ın Türkiye ile yakın temasları olmayan bir ülkeye gönderilmek istendiği kaydedildi.
Deşifre üstüne deşifre
Fehriye Erdal'ın 11 aydan bu yana tutuklu bulunduğu Bruges Hapishanesi'nden çıkarılmasının ardından Liege Havaalanı yakınlarındanki Hollanda sınırına oldukça yakın olan Bassenge köyünde bir eve götürülmesi konusunda anlaşmaya varılmış; ancak bu adresin basına sızması sonrasında Erdal'a oldukça gizlenen yeni bir adres bulundu. Ancak Charleroi'daki 37 Rue Julien Smith adresindeki bu ev de daha sonra basın mensuplarına tekrar sızdırıldı.
Türkiye'nin Arjantin, Brezilya, Şili, Küba, Meksika ve Venezuela'da büyükelçilikleri bulunuyor. Akreditasyon listesi bölgedeki 33 ülkenin tamamını kapsayacak şekilde genişletildi. (Sedat GÜNEÇ)
Hastane teklifini reddettiler
Sabancı suikastı faillerinden terörist Fehriye Erdal'ın avukatları, Belçika İçişleri Bakanlığı'nın Erdal'ı hastaneye kaldırma teklifini reddettiler.
Fehriye Erdal'ın avukatlarından Jan Fermon, Erdal'ın sağlık durumu kötüye gitmediği sürece, hastaneye kaldırılmayacağını açıkladı. Fehriye Erdal, dün ikinci kez gizli adresi ortaya çıktıktan sonra, açlık grevine başlamıştı. Belçika İçişleri Bakanlığı Basın Sözcüsü Lieven Van Mele, avukatların reddi üzerine, İçişleri Bakanlığı yetkililerinin yeniden bir araya gelip yeni bir öneri sunacaklarını söyledi. Fehriye Erdal'ın avukatları ayrıca İçişleri Bakanlığı'nın, "Erdal'ın tamamen serbest kalıp, ayda bir yetkili makamlara görünme çağrısını" reddettiğini söylediler.
Bölücüler un ufak
Terör örgütü PKK'nın güdümünde faaliyet gösteren sözde Kürt Ulusal Kongresi'nin (KNK) dağılmaya başladığı bildirildi.
Örgütlenme içerisinde yer alan yasadışı PRK/Rızgari'nin (Kürdistan Kurtuluş Partisi) KNK'dan ayrılma kararı aldığı kaydedildi. Bildiri yayınlayan PRK Rızgari Merkez Yürütme Kurulu, KNK'nın PKK'nın bir yan örgütü gibi çalıştığını bildirdi. PKK'nın son dönemlerde Kürt mücadelesinin temel taleplerini ve kazanımlarını inkar eden bir strateji izlediği, bunu da KNK'ya yansıttığı ifade edilen bildiride, Abdullah Öcalan'ın KNK'nın onursal başkanlığından düşürülmesi için verdikleri önergenin PKK tarafından engellendiği belirtildi.
PKK'nın İsviçre ve Danimarka'da yasadışı KAWA örgütünün düzenlediği panelleri basmasını eleştiren Rızgari örgütü, KNK'nın siyasal ve örgütsel meşruiyetini kaybettiğini, bu yüzden de ayrıldıklarını açıkladılar. Terör örgütü PKK, daha önce, kurdurduğu sözde Kürt Ulusal Meclisi ve sözde Sürgünde Kürt Parlamentosu'nun faaliyetlerine son vermişti.
Kan merkezinde âlem
Fatih Kızılay Kan Merkezi'nde görevli bir kişi ile arkadaşı, yabancı uyruklu kadınlarla kan merkezinin kalorifer dairesinde içkili alem yaparken yakalandı.
İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi yakınındaki Kızılay Kan Merkezi'nde kalorifer görevlisi olarak çalışan Selim Doğan ile polis emeklisi olduğu öğrenilen arkadaşı Şakir Özcan, akşam saatlerinde yanlarına aldıkları Moldova uyruklu Ludmila Zabartkaya ve Kazakistan uyruklu Ludmila Hagi ile kan merkezinin kalorifer dairesinde içkili sofra kurarak eğlenmeye başladılar. Aldıkları alkolün de etkisiyle bağırıp çağıran bu kişilerden rahatsız olan vatandaşlar, durumu polise bildirdiler. Bunun üzerine polis ekipleri, kan merkezinin kalorifer dairesine baskın yaptı. Karşılarında polisleri gören söz konusu kişiler, arka kapıdan kaçmaya çalışırken yakalanarak gözaltına alındılar.
Düğünde zehirlendiler
Aydın'ın Nazilli ilçesinde düğün yemeğinden yiyen 60 kişi zehirlenerek hastanelere kaldırıldı.
Sümer Mahallesi 250 Sk. No 2'de Süreyya Gürsoy isimli damat babasının düzenlenen düğün töreninde misafirlere ikram ettiği nohut, etli pilav ve turşudan zehirlenen vatandaşlar hastanelere kaldırılarak tedavi altına alındılar.
Zehirlenmelerin bakır kaplarda saklanan ve öğleyin verilen yemeğin akşam da verilmesi sonucu meydana geldiği bildirildi.
Zehirlendikleri anlaşılan misafirlerden 30 kişi Nazilli Devlet Hastanesi, 15 kişi de SSK Hastanesi Acil Servis'e kaldırılarak mideleri yıkandı. 15 kişinin ise tedavileri ayakta yapıldı. Bir anda matem yerine dönen düğün evinde damat ve gelinin aynı yemeklerden yemedikleri anlaşıldı. Gelin ve damadın isimleri gizlenirken, yenen yemeklerin tahlilleri Nazilli Devlet Hastanesi'nde yapılamadığından Aydın'a gönderildi. Olayla ilgili tahkikat sürdürülüyor. (Kenan DUMAN)
F tipine 50 gözaltı
F tipi cezaevlerini protesto etmek isteyen gruba müdahale eden polis, yaklaşık 50 kişiyi gözaltına aldı.
İstiklal Caddesi'nde korsan gösteri yapılacağı ihbarını alan polis, sabahın erken saatlerinden itibaren çevrede geniş güvenlik önlemleri aldı. Beyoğlu İstiklal Caddesi'nde oturma eylemi yapmak isteyen 50 kişilik grup, saat 11.30 sularında caddede toplanmaya başladı. Polis gruba eylemin yasal olmadığını belirterek dağılmalarını istedi. Dağılmamakta direnen grup, basın açıklaması yapıp slogan atmaya başlayınca, polis gruba müdahale ederek 50 göstericiyi gözaltına aldı. Aralarında beyaz giysili ve başlarında kırmızı şerit bulunan yaşlı kadınların da bulunduğu göstericiler, sorgu için Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldüler. (Murat AKAN)
Bombacı yakalandı
Uzun bir süredir güvenlik güçlerinin takibinde bulunan DHKP-C'nin Marmara sorumlusu olduğu bildirilen İsmail Şen (24), Denizli'de yakalandı.
Alınan bilgilere göre, İstanbul'dan bir süre önce İzmit'e, oradan da Denizli'ye gelen Şen (24), Denizli'de yakalanarak adalete teslim edildi. Bir süre önce F tipi cezaevlerinin bombalanması için örgüt içinde görev bölümü yapıldığı ve bu nedenle arandığı belirtilen İsmail Şen'in Marmara Bölgesi'nde F tipi cezaevlerini bombalama eylemi yapacağı iddia edildi. Şen'in, diğer örgüt elemanlarıyla bağlantı kurmak isteyen güvenlik güçlerince izlendiğini fark edip kaçma girişiminde bulunması üzerine yakalandığı bildirildi. (Hamit KAVAK)
Sokağa sığınıyorlar!
İstanbul'da geçen yıl evden kaçan 267, bu yıl ise 753 çocuk polisin korumasına alınmış. Onlar, aile içi şiddetten, alkolik veya üyev anne-babadan kaçarak küçük yaşta sokağa sığınmışlar! Akıbetleri malum: Çetelere, fuhuşa, suç örgütlerine malzeme.
Türkiye'de, özellikle büyük şehirlerde, hemen her gün onlarca çocuk sokaklara düşüyor. Rakamlar ürkütücü. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Küçükleri Koruma Şubesi'ne geçtiğimiz yıl, 5-18 yaş arası 267 çocuk geldi. Bu rakam bu yıl üç kat artarak, sadece ilk sekiz ayda 753'e yükseldi. Çocuklar, sokakta uyuşturucu, mafya, fuhuş gibi kötülüklerin kucağına düşüyor. Ailesi tarafından zorla çalıştırılmak suretiyle sokağa düşen 5-18 yaş arası çocukların sayısı sürekli artıyor. Uyuşturucu ve uçucu bağımlısı olan, hırsızlık yapan çocukların sayısı gün geçtikçe artarken, bu çocuklar polis tarafından şubeye getirildiğinde, hemen hiçbirinin üstünde kimliğinin olmadığı gözleniyor. Özellikle evde şiddet, alkolizm, üvey annesi olan çocuklar polise asıl isimlerinden farklı bir ad verip, izlerini kaybettirmek istiyor.
Fuhuş ağı
Sokakta çocukları bekleyen en büyük tehlikelerden biri fuhuş tuzağı ya da ırza geçme. 15-16 yaşlarında hamile olarak polise gelen kızlar var. Bunlardan bir kısmı aileleriyle buluşturulup araları düzeltilmeye çalışılıyor. Fakat bu sefer devreye töre, gelenek gibi kavramlar giriyor. Böylece bazı aileler, kendi hatası yüzünden sokağa düşen çocuğu sürekli bir uçuruma bırakıyor. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Küçükleri Koruma Şube Müdür Vekili Filiz Kaya, şubelerine ayda ortalama 100 çocuğun geldiğini belirterek şu bilgileri verdi: "Göç eden aileler ekonomik sıkıntı içerisinde. Bunların çok büyük kısmının doğru dürüst bir mesleği yok. İşsizlik ve ekonomik sıkıntı ailelerin çocuklarını zorla sokağa salmasına yol açıyor. Bu, çocukların yüzde 80'i okul yüzü görmemiş, Ya da ikinci, üçüncü sınıftan terk. Bu çocuklar aslında daha fazla. Bizim tespitlerimiz, bize gelenler üzerinde."
Polis nasıl hizmet veriyor?
Evden kaçan, zorla çalıştırılan ya da hayatını tamamen sokaklarda sürdüren sokak çocukları, polisin sık sık yaptığı çalışmalarla İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün Üsküdar'daki Küçükleri Koruma Şube Müdürlüğü'ne getiriliyor. Çocuklar hemen temizlenip yeni elbiseler giydiriliyor. Karınları doyurulan çocuklar, şube binasındaki yatakhanelerde istirahate çekiliyorlar. Tabaklar, bardaklar plastik. Bunlar bir defa kullanılıp atıldığı için, olası bir bulaşıcı hastalığın da önüne geçilmiş oluyor. Polis, gelen çocuğun ailesi varsa tespit edip, şubeye çağırıyor. Ailesiyle çocuğu yüz yüze görüştürüp, kendileri de aracılık ederek bir şekilde barışmalarını ve böylece çocuğun yuvasına dönmesini sağlamaya çalışıyorlar.
Neden sokağa düştüler?
Uçucu ve uyuşturucu madde: 1999'da 57, bu yılın ilk 8 ayında 150 çocuk sokakla buluştu.
Ailesi tarafından terk edilme: 1999'da 61, bu yıl 36.
Satıcılık (çalıştırılan) ve dilencilik yaptırılan: 1999'da 113, bu yıl 2 bin 478
Özürlü: Geçtiğimiz yıl 3, bu yıl yok.
Fuhuşa karışan: Geçtiğimiz yıl ve bu yıl 1.
Sokak çocuğu (hep sokakta yaşayan): 1999'da 32, bu yıl 89.
Psikiyatrist: Tedavileri zor
Psikiyatrist Aysun Akyol, sokağa düşen çocuklarda zamanla kişilik bozuklukları meydana geldiğini vurgulayarak, şunları söyledi:
"Maalesef bunun tedavisi çok zor. Tedavi olsalar da pek verimli olmuyor. Topluma uymaları çok zor oluyor. Ruh hastalıkları görülüyor ki, bu tür bozukluklar ileriki yaşlarda birer tetikçi olarak yetişmelerine yol açıyor. Özellikle ergenlik çağında onlara birey olduklarını, bir kıymet ifade ettiklerini hissettirmeli."
İşbirliği yapılmalı
Alkol kullanan ailelerin çocuklarının sokağa düşme durumunun sık olduğunu vurgulayan Sosyal Hizmet Uzmanı Hasan Salim ise şunları kaydetti: "Annesi ya da babası alkol aldığı için evde huzursuzluk başlıyor. Çocuk bunalıp çareyi sokaklarda arıyor. Bu arada parçalanmış, ailelerin çocukları sokağa düşüyor. Bu çocukların topluma kazandırılmasının en etkili yolu resmî kurumlarla sivil toplum örgütlerinin bu konuda organize hareket etmeleri."
Bir üvey annenin günahı
Göksal Duran, 13 yaşında. Sık sık üvey annesinden dayak yediği için evden kaçmış. Göksal, ilk olarak 10 yaşında evden kaçmış.
Üvey annesinin korkusundan asla eve dönmek istemeyen Göksal, polisi çok sevmiş. "Üvey annemle yaşamaktansa, sürekli polisin yanında kalmayı isterim." diyen Göksal'ın, sokaklarda kendisine en yakın hissettiği arkadaşı ise tiner! O, bu maddeyi kendisine dost bilmiş. Polisin en çok meşgul olduğu çocuklardan biri Göksal, o evden kaçıyor, polis onu bir gün misafir edip Çocuk Esirgeme Kurumu yurtlarına yerleştiriyor. Fakat Göksal, bir fırsatını bulup bu yuvalardan da kaçıyor. Gerekçesi ise kendi ifadelerine göre şu: "Yurtta büyük çocuklar bizi dövüyor. Kendilerine hizmet ettiriyor. Kaldığımız yerleri hep bize temizlettiriyorlar. Sanki onlar orada ağa gibi."
8 milyon getirmezsen gelme
Sibel Kurt henüz 10 yaşında. O tam anlamıyla bir sokak çocuğu değil; ama yaşamını sokaklara borçlu olan bir çocuk.
Sibel, sokaklarda mendil satarak var olma mücadelesi veriyor. Hani o köşe başlarında, otobüs duraklarında, trafik lambalarının dibinde 'Abi 2 tanesi 100 bin' diye bağırıp, kağıt mendil satmaya çalışan çocuklardan. Aslında o okuyup bir öğretmen olmak istiyor. Fakat ailesi buna izin vermiyor. Sibel'in anlattığına göre annesi M., "Eğer 8 milyon liradan aşağı getirirsen eve gelme." diye her sabah onu tembihliyor. Küçük kız, her gün bu parayı kazanamadığı için sürekli dayak yiyor. Küçücük yavrusunu sokağa salıp çalıştıran anne ise çalışmıyor. Kendisine göre evin 'Hanımefendisi!.' Babası da aylardır işsiz.
Mendil satamayacaklar
İstanbul Valiliği sokak çocukları için kararlar aldı: Köprü altları, ATM'lerde kalamayacaklar, umuma açık yerlerde çalışamayacaklarlar. Çocukların sattıkları şey alınmayacak.
İstanbul'da, sokakta yaşayan veya sokakta çalışan çocukları koruma altına almak ve kamu esenliğinin sağlanması amacıyla çeşitli önlemler alındı. İstanbul Valiliği'nce hazırlanan, 'Sokakta Yaşayan veya Sokakta Çalıştırılan Çocukların Korunması Suretiyle Kamu Esenliğinin Sağlanması ile İlgili Güvenlik Kararı', yürürlüğe girdi. Alınan tedbirlere göre, sokak, cadde, meydan, gar, otogar, durak, tarihî ve kültürel mekanlar, ibadethane ve müştemilatı, terk edilmiş yapılar, inşaatlar, bankaların ATM'leri, köprü altları gibi yerler barınmak amacı ile kullanılmayacak. 18 yaşın altındaki çocuklar, gemi, tren, otobüs gibi toplu taşıma araçlarında, mezarlıklarda, nikah salonlarında ve bar, diskotek gibi eğlence merkezlerinde, cadde ve sokakların kaldırımlarında veya akan trafik içinde, umuma açık yerlerde ve benzeri yerlerde çalıştırılmayacak. İlköğretim çağındaki çocukların, buralarda çalıştırılmak yerine okula devamları sağlanacak. Bu hususların gerçekleştirilmesi veya takibi veli veya vasi veya aile başkanları tarafından sağlanacak. Bali, tiner, derby gibi yapıştırıcı veya tinerin amacı dışında satışı ve kullanılması yasaklandı.
Korumaya alınacaklar
Sokak çocuklarından herhangi bir eşya, mal (kağıt mendil, çiçek vb.) veya hizmet satın alınmayacak. 18 yaşından küçük çocuklardan yasakları ihlal edenler, yetki verilmiş kamu görevlileri ve gönüllü kuruluş mensupları tarafından barınma, iaşe, sağlık ve güvenlik gibi beşerî ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanması amacı ile kanunî yakınlarına teslim edilmelerine veya tedavilerinin sağlanmasına veya sosyal hizmet mevzuatının öngördüğü prosedürün tamamlanıp koruma altına alınmalarına kadar İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü'ne bağlı merkezlerde muhafaza veya kontrol altında bulundurulacaklar.
Bu hususları ilçe kaymakamlıkları, Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü'nün görev ve sorumluluğunda, ilgili tüm kuruluşların ve gönüllü kuruluşların mahallin en büyük mülkî idare amirinin verdiği yetki belgesine haiz mensupları veya oluşturacakları heyetler vasıtasıyla yerine getirecek veya takip ve denetlenmesini sağlayacak. Bu tedbirlere uygun davranmayan sorumlular, cezai işlem yapılmak üzere Cumhuriyet Savcılığı'na verilecek.
|