Sıcak hafta
Yarından itibaren Türkiye yine sıcak haftaya giriyor. Memura kıyım kararnamesinin kaderi büyük olasılıkla belli olacak. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, eğer 'sürüncemede bırakma' taktiği izlemeyecekse, devlet krizi tehditleri altında önüne ikinci kez konan kararnameye ilişkin 'nihai kararını' artık vermesi bekleniyor.
Bugün için üzerinde pek fazla durulmuyor; ama 'masada bekletme', krizin en az hasarla atlatılmasını beraberinde getirecek üçüncü yol olabilir. Böyle bir şık Cumhurbaşkanı Sezer'in kararnameyi imzalayıp Anayasa Mahkemesi'ne götürmesinden her bakımdan daha sağlıklıdır.
Çünkü tüm yasalarda belirleyici güç milli iradenin tecelligâhı Meclis'tir. Topun Anayasa Mahkemesi yerine Meclis'e atılması olası krizi de bir nebze hafifletebilir. Hükümet de artık yitirilen sağduyuya davetiye çıkarır. Ama nedense kararnameciler bu şıkkı hiç gündeme getirmiyor. Cumhurbaşkanı'na deniyor ki: Sen mahkeme değilsin, imzala yanlışsa Anayasa Mahkemesi düzeltsin...
Adeta ölümün önünden gün çalarcasına telaşlı psikolojiyle; hele şimdi bir imzala sonra iptal olursa olsun... İlginç bir mantık. Daha sonra Anayasa Mahkemesi iptal etse veya Meclis el koyarak yanlışı düzeltse bile hiç sorun değil onlar için. Yaptıkları hatanın yanlarına kâr kalacağını sanıyorlar. Bu çağda böylesi düşüncenin savunulmasını anlayabilmek güç.
Garip psikolojiyi besleyen faktörler ortaya çıkıyor. Başbakan Bülent Ecevit veya yardımcısı Mesut Yılmaz, "Dindar kesimler rencide edilmeyecek." diye dursunlar... Daha kararname çıkmadan nasıl uygulanacağı deşifre oluyor. İpi ilk çekilecek kaymakamlar belirlenmiş bile. Eşlerini törenlere getirmeyenler örneğin... Ya da ev ziyaretlerinde erkeklerle kadınların ayrı ayrı oturması.
İmam hatip kökenli oldukları tespit edilen kaymakamlar çoktan darağacına gitmişler. Hükümetin, MHP'li bakanların sabırsızlığı darağacındaki kaymakamlarının ayaklarının altındaki sandalyeyi bir an önce tekmeleme heyecanından kaynaklanıyormuş meğer.
Sabırsızlıktan kıvrana dursun, son sözü Cumhurbaşkanı söyleyecek. Herkes oradan gelecek işareti bekliyor. Sezer'in alternatifleri belli. Bunları değerlendirecek olursak... İmzalaması en zayıf ihtimal. Baskı gruplarının görüşleri, taktikleri doğrultusunda imzalayıp Anayasa Mahkemesi'ne götürmek bir ihtimal.
Çevresinden alınan bilgiler, sonucu ne olursa olsun imzalamama yönünde olduğu. Burada yukarıda belirttiğim gibi aynen geldiği gibi hükümete postalamak yerine Meclis'in açılışını beklemesi bir alternatif olarak düşünülebilir. Böyle olsa bile bunun işaretleri bu hafta ortaya çıkar.
Aslında Cumhurbaşkanı Sezer'in kararı ilkinde ortaya çıktı. Ortada değişen hiçbir şey olmadığına göre Sezer'in kararında değişiklik olması sürpriz olur. İmzalama yönünde belirecek irade, devletin bir numaralı koltuğunun siyasetin içinden ve dışından gelen baskılara direnme gücünün olmadığını gösterir ki, bu 7 yıl daha Çankaya'da oturacak Sezer ve Türkiye için hiç de iyi gelişme olmaz.
Kararnamenin içeriği kadar akıbetinin doğuracağı siyasi sonuçlar da önemli. Topu Meclis'e atma dışında gelişecek her şık derin kriz demek. Gerçek devlet krizi Başbakan Ecevit, aksini savunsa da halkın Çankaya'ya duyduğu güvenin zedelenmesi olur.
İkinci kez imzalamama beraberinde her şeyini ortaya koyan, bu uğurda ölümüne mücadele veren DSP-MHP ve ANAP'ın oluşturduğu hükümetin sorgulanmasını gündeme getirir. Sezer'in merkeze oturacağı devlet krizinden çok Meclis'i by-pass eden hükümet kaynaklı bunalım beklenebilir. Olası gelişmelerin işaretlerini dün hükümete istifası çağrısı yapan Aydın Menderes verdi.
Sonuç olarak, yarından itibaren yeni sıcak haftaya başlıyoruz ve kriz kapıda... Son zamanlarda sıkça söylendiği gibi hareketli geçmeye aday sonbahar, sıcak haftayla başlayacak gibi...
m.unal@zaman.com.tr
Yazarımızın en son yazıları
02/
08/
2000...
DYP'li İyimaya: Rejimin niteliği değişiyor
04/
08/
2000...
MHP'li Kalkan: Sezer imzalamamalı
06/
08/
2000...
Gol atanı mermi manyağı yaparım
09/
08/
2000...
'Hayır' diyebilen bir Cumhurbaşkanı
11/
08/
2000...
KHK'da Anayasa ihlal ediliyor
12/
08/
2000...
İki şok gelişme... Majesteleri mi devrede?
13/
08/
2000...
'Ben kendi memurumla çalışırım'
16/
08/
2000...
Demirel'i bırak Kesici'ye bak...
17/
08/
2000...
O kâbus geceden bugüne Gölcük
18/
08/
2000...
Deprem insanları
|