GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

21/08/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Medya

 

Ana Sayfa

Haber İndeksi

Güncel

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim/Künye

 


MAKRO-MİKRO 

Aydın HASKEBAPÇI


Profesyonel patron

İstanbul Ticaret Odası'nda meclis başkanı olarak görev yapan Atalay Şahinoğlu, Türkiye'nin önde gelen profesyonel yöneticilerinden. Kurumsallaşma konusunda ciddi çalışmaları olan Şahinoğlu'na bu sebeple 80'li yıllarda Amerika'daki bir profesyonelin adı "Ayakoka" ismi takılmış.

Halis Toprak'ın ricasıyla 4 yıl Toprak Holding'de icra kurulu başkanı olarak görev yapan Atalay Şahinoğlu, 15 aydan bu yana da Nuh Çimento Genel Koordinatörü olarak sorumluluk üstleniyor. Atalay Şahinoğlu ile Nuh Çimento'nun İstanbul Kozyatağı'ndaki merkez ofisinde renkli bir sohbet gerçekleştirdik.

Atalay Şahinoğlu - NUH ÇİMENTO

1939 yılında Trabzon'da doğdu. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nden mezun olduktan sonra Koç Holding'de 24 yıl çalıştı. Bu arada kendi ticari işlerini de kuran Şahinoğlu, İstanbul Ticaret Odası'nda uzun yıllar başkan olarak görev yaptı. Şu anda Nuh Çimento'da genel koordinatör olarak görev yapan Atalay Şahinoğlu, Tekstilkent ve İTO Meclis Başkanlığı görevlerini de sürdürüyor.

Toprak Holding'e geçişiniz o dönem basınında transfer bombası olarak geniş yer aldı. Hatta trilyonluk transfer paraları aldığınız söylendi. Bunların ne kadarı gerçeği yansıtıyordu?

Bu rakamlar çoğunlukla doğruydu. Zaten ben o günden bu yana da İstanbul'da her sene Gelir Vergisi rekortmenleri arasında yer alıyorum. İstanbul Ticaret Odası tarafından da bana her yıl altın ya da gümüş madalya takdim ediliyor. Bunu da sadece size açıklıyorum. Madalyalarımı da kimseye göstermem. Ben Türk vergi sistemini sürekli eleştiren bir insanım. Ama vergimi de sonuna kadar veririm.

Nuh Grubu'na geçişinizde transfer rakamları pek fazla yazılmadı?

Biraz özel kalması benim tercihimdi. Yeni vergi döneminde ise tüm bu rakamlar ortaya çıkar.

Aslında siz iş hayatına Koç Holding'de yönetici olarak atıldınız. Bize o günleri biraz anlatır mısınız?

Ben şimdiki adı Koç Sistem olan şirkette 1962 yılında iş hayatına başladım ve o şirkette 10 sene çalıştım. Şirket tarafından İngiltere'ye lisan kursuna gönderildim, döndükten sonra da o zaman Koç Holding'e bağlı bir şirket olan Bozkurt Mensucat'a transfer oldum. Satış müdürlüğünden genel müdürlüğe kadar her alanda görev yaptım. O dönemde 12 milyon dolar gibi büyük miktarda ihracat yapıyorduk. Sonra Koç Holding'le ortak tekstil ticaret şirketi kurduk.

Bu ortaklık nasıl gerçekleşti?

Bozkurt Mensucat'a İGS Grubu da ortaktı. O yıllarda Vehbi Bey'in yönetimindeki Koç Holding ortak bir tekstil ticaret şirketi kurmak istedi. Ancak bu işin organizasyonu o kadar kolay değildir. Ben de bu göreve talip oldum; ama şirkete yüzde 10 oranında ortak olmak istedim. Ancak Koç'ta, bir genel müdürün kurulacak şirkete ortak olması fikri ilk başta kabul görmedi. Ancak sonraları Vehbi Bey bunu kabul etti ve ben Kurt Mensucat'ı kurdum. Ardından iştirakleri arasında İGS'nin de bulunduğu Hazet Holding'in kurtarılış operasyonunu da ben gerçekleştirdim. Hatta o dönemde basında ismim Ayakoka'ya çıkmıştı. Çünkü o günlerde Amerika'da otomobil fabrikalarından birini, zannedersem Chrysler şirketini kurtaran bir profesyonel yönetici vardı. Bizimki de işin sahibi başında olmadan bir profesyonelin yaptığı Türkiye'de ilk kurtarma operasyonudur. Ben holdinge bağlı 17 şirketi 7'ye düşürüp şirket kurtarma operasyonunu gerçekleştirdim. Bunun ardından İGS hızlı bir büyüme gerçekleştirdi.

Sizin 1995'te TOBB Başkanlığı için de adınız geçiyordu. Neden bu gerçekleşmedi?

Ben İstanbul Ticaret Odası yönetim kurullarında uzun süre görev yaptım. 1995'te Halis Toprak beni İcra Kurulu Başkanı sıfatıyla Toprak Holding'e davet edince ben Odalar Birliği başkanlığı düşüncemi bıraktım. Ancak o günden bu yana İTO Meclis Başkanı olarak vazifemi sürdürüyorum.

Toprak Holding'den ayrılışınız nasıl oldu?

4 sene Halis Bey ile güzel bir beraberliğimiz oldu. Halis Bey, başta pek çok yetkiyi bana devretti. Ancak bir süre sonra kendisi de işlerin bire bir içinde olmak isteyince ben bu görevi bırakmam gerektiğini düşündüm ve bıraktım. Biraz kendi işlerimle ilgilenmek istiyordum. Ancak Nuh Çimento'dan bir teklif gelince ben de hayır diyemedim ve burada göreve başladım.

Nuh Çimento'ya geldikten sonra neleri hedeflediniz?

Nuh Çimento, 10 ayrı ailenin bir araya gelerek kurduğu geniş bir aile şirketi. Aralarında tekstil piyasasında söz sahibi isimler var. Kurumlaşmanın kendilerinin çıkış noktası olduğunu gördükleri anda benim ismim dikkatlerini çekmiş ve genel koordinatörlük teklif ettiler. Burada göreve başlayalı henüz 15 ay oldu. Ancak çimento fabrikalarının en son açıklanan bilanço rakamlarına bakınca gelecek konusunda daha da ümitliyim. Deprem sonrası özellikle Marmara Bölgesi'nde yaşanan krize rağmen kârımızı aynı seviyede tutmayı başardık.

Kurumsallaşma konusunda bugüne kadar neleri gerçekleştirdiniz?

Öncelikle bazı yapısal değişikliklere gittik. Üretimde randıman ve pazarlama konusuna ağırlık verdik. Türk çimento tarihine 2000 yılı herhalde en kötü yıl olarak geçecektir. Geçen sene çimentonun tonu ortalama 43 dolarken şimdi 30 dolara düştü. Biz buna rağmen bazı yeni ürünler çıkararak satışlarımızı artırdık. Bu arada yeni yatırımlarla fabrikayı bir misli büyütme kararı aldık.

Sizin için tekstilden çimentoya geçiş zor olmadı mı?

Ben tekstilden sonra 4 yıl Toprak Holding'de kağıttan inşaat malzemelerine, döküm ve ilaç sanayiine kadar farklı alanlarda bilgi sahibi oldum. Özellikle ilaç sanayiinde orada büyük değişiklikler gerçekleştirdik. Bu birikimler buradaki görevimde işime yaradı.

Nuh Çimento'nun ortaklarının başka hangi alanlarda yatırımları var?

Nuh Çimento'nun yüzde 43 hissesine sahip müteşebbis kurucu ortaklarımız Eskiyapan ve Yurtbilir aileleridir ve bu iki aile Nuh'un Ankara Makarnası'nın da ortaklarıdır. Zaten Nuh ismi de ana müteşebbis şirket olan Nuh Sanayi ve Ticaret AŞ'nin kurucusu Nuh Eskiyapan'dan gelmektedir. Baldöktü, Küçükçalık gibi Kayserili tüccar aileler de yine şirkete ortak. Bir de Denizlili Paralı ailesi ortaklar arasında yer alıyor. Zeytinburnu'ndaki Olivium Alışveriş Merkezi'nin iki kurucusu Kişioğlu ve Emintaş kardeşler de yine bizim ortaklarımız.

Nuh Çimento geçen yıl halka arz edildi, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'ndaki durumu nedir?

Aslında Nuh Çimento kuruluşundan beri halka açık bir şirket. Sınai Kalkınma Bankası ortak olarak yüzde 10'unu halka açmış. Biz bu oranı yüzde 15'e çıkardık. Marmara Bölgesi'nin değişik yerlerinde çok sayıda beton santralimiz var. Ayrıca taş ve kireç ocağı tesislerimiz var. Son olarak General Electric ile ortak bir enerji şirketi kurduk, 150 megawattlık yeni bir tesis daha kurma hazırlığı içindeyiz. Şu aşamada da Hereke'deki kapasiteyi yüzde yüz artıran yatırımları planlıyoruz. Borsa'daki hisselerimizin de buna bağlı olarak yıl sonuna doğru daha çok değer kazanacağını düşünüyorum.

Önümüzdeki hafta Nijerya ve İspanya'ya gidiyorsunuz, buralarda yeni ortaklıklar gündeme gelebilir mi?

Nijerya'da bir çimento fabrikası yapımı için İsrailliler ile ortak bir projemiz var. Amerikalıların sağladığı finansman ile bu projeyi hayata geçirmeye çalışacağız. İspanyollar ile de çimento üretimi konusunda bazı görüşmeler içindeyiz.

Pek çok holdingde üst düzeyde görev yaptınız. Aile şirketlerinin kurumsallaşması konusunda sizin önerileriniz nelerdir?

Öncelikle kurumsallaşmanın gereğine gönülden inanmak gerekir. Özellikle çocuk sayısı fazla ise bu konu daha da büyük önem taşıyor. Nuh Çimento'da 10 aile bir arada 30 yıldır bir kısım prensipler sayesinde bu işi götürmüşler. Ancak kurumlaşmanın önemi şimdilerde daha da iyi anlaşılıyor. Çünkü kurumsallaşma şirket ömürlerinin uzamasına yardım eden bir olay. Vehbi Koç'un da bana göre en büyük başarısı, öldükten sonra Koç Holding'de bir sarsıntı yaşanmamış olmasıdır. Hatta Vehbi Bey, öldüğü gün Borsa'daki Koç Holding hisseleri bile düşmemiştir. Bunun da temel nedeni kurumsallaşmanın tam anlamıyla sağlanmış olmasında yatar.

Sıfırdan bir şirketi kuran bir patron, yetkilerinin kısıtlanmasını ister mi acaba?

Hiçbir patron kurduğu ve bugünlere kadar başarıyla getirdiği şirketin kendi yönetiminde söz hakkının kısıtlanmasını kabul etmek istemez. Ancak şirketin geleceği açısından bu şarttır. Ailenin çocuklarının da Koç sisteminde olduğu gibi tabandan başlayarak ve değişik aşamalardan geçirilerek yükseltilmesi lazım. Bazı ailelerde çocukları tepede görme arzusu birtakım çalkantılara sebep olur ve kurumsallaşmayı zedeler. Aslında kurumsallaşma aile fertlerinin tümüyle işlerden el çekmesi anlamına kesinlikle gelmez. Asıl konu, herkesin bulunduğu koltuğun hakkını bir yönetici olarak vermesidir. Mesela; Toprak Holding'de Halis Bey'in çocukları ile uyumlu bir çalışmamız oldu. Ben onlara destek olurken onlar da bana her zaman saygı göstermişlerdir.

Sizin şu anda hangi şirketleriniz faaliyette?

Ben, Koç Holding'den sonra tekstil ticaretinde devam ettim. Zaten ben profesyonelliği de bir işadamı hüviyetiyle yürütürüm. Kurt Mensucat'a uzun bir süre ortaktım, daha sonra ayrıldım. Daha sonra mefruşat ve dış ticaret, ardından da otomobil işine girdim. Benim şu anda Odak Ltd isminde bir Opel bayiliğim var. Burada Yalım Erez Bey ile ortağız. Bu şirketimizi de bir profesyonel yönetir. Ben ancak hafta sonları ve akşamları bu işle ilgilenmeye fırsat buluyorum. Ayrıca bir ortağımla beraber Antekstil isimli gömlek ihracatı yapan bir firmamız var. 238 kişinin istihdam edildiği Sultanbeyli'deki bu şirketimle de daha çok ortağım ilgileniyor.

Oğullarınızın şu anda kendi işini kurmasını mı, yoksa bir şirkete girip çalışmasını mı tavsiye ediyorsunuz?

Vallahi, büyük oğlum İbrahim, Amerika'da yüksek öğrenim gördü. O, ben bir şirkette çalışmam, işadamı olacağım diyor. Ben de ona yıllardır kesinlikle benim ismimi kullanarak piyasada iş yapma, ancak finansman konusunda katkıda bulunurum diyorum. Kendisi son olarak Star-box Coffee isminde bir Cafe zinciri hedef aldı, bu konuda çeşitli dosyalar hazırlamış. Ben ise Türkiye'de bu işin pek yürümeyeceğini anlatmaya çalıştım. Şu anda da bizim gömlek işinde çalışıyor. Küçük oğlum Ahmet de henüz Amerika'da okuyor, şu anda onun bu konularda bir düşüncesi yok. Ben hem oğullarıma hem de gençlere kendi işlerini kurmalarını tavsiye ederim. Para iş kurmada teşebbüsten sonra gelir. Ancak bunun için kendilerinin ilk olarak bir şirkette tecrübe kazanmalarında büyük fayda var.

Bu arada Vehbi Bey ile başınızdan geçen ilginç bir hatırayı alabilir miyiz?

Ben 25 sene Vehbi Bey ile birlikte çalıştım. Fazla laftan ve yazıdan hoşlanmazdı. Fikrini kısa yoldan anlatabiliyorsan sana puan verirdi. Koç Holding'den ayrıldıktan sonra da beni hiçbir zaman unutmadı, sık sık görüşürdük. Holding uygulamasını ülkemize ilk defa Koç Holding getirmiştir. Ve kurumsallaşma için bir patron olarak yaptığı fedakârlıklara ben de bizzat tanık olmuşumdur. Vehbi Bey cimri olarak tanınırdı; ama bunun altında kamuoyuna verilmek istenen bir mesaj yatardı. Zengin olmasına rağmen tasarrufun önemini her fırsatta belirtirdi. Mercedes'e filan kesinlikle binmezdi. Kullandığı en lüks araba Doğan ve Tempra marka idi. Bunlar da daha çok diğer işadamlarına mesaj niteliği taşırdı.

Hükümetin ekonomik programı konusunda düşünceleriniz nelerdir?

Enflasyonun belli ölçüde gerileyeceğine en azından yüzde 35-40 seviyesine düşeceğine inanıyorum. Bu da bence bir başarı sayılmalıdır. Ancak piyasada üretim konusunda büyük bir sıkıntı var. Hükümetin bu konuda bazı önlemler alarak piyasayı belli ölçüde canlandırması şart.

Sizin gelecekte politikaya ilginiz var mı?

Her seçim döneminde milletvekili adayları arasında benim de ismim geçer. Ancak bugüne kadar politikaya girmedim. Çünkü birincisi; muayyen ekonomik gücüm yoktu. İkincisi politikayı kullanarak kendime menfaat sağlamayı zül addederim. Bunu yapanlara da çok kızıyorum. Memlekete hizmet düşüncesiyle siyasete girsem de bu politikacıların pek işine gelmiyor. Bunlardan dolayı pek düşünmedim, zaten biraz da yaşlandık gibi. Öte yandan, işadamlarının da politikaya girmelerini şahsen tavsiye etmiyorum.


| Ana Sayfa | Haber İndeksi | Güncel | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.