GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

27/08/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Medya

 

Ana Sayfa

Haber İndeksi

Güncel

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim/Künye

 


AÇIK ŞEMSİYE 


Çilli ve üç yavrusu

Üç hafta yatmıştı yumurtaların üzerinde. Bir sabah Çilli'nin gıdaklama sesiyle uyandım. Hemen koşup kümese gittim ve Çilli'nin sevinçle bir sağa bir sola koştuğunu gördüm. Kümeste üç civciv vardı. Annelerinin etrafında yerleri eşeliyor ve bir şeyler bulup yemeye çalışıyorlardı. Çok sevindim, eve koşup bir tabak buğday getirdim ve kümese koydum.

Birkaç gün sonra yavrular iyice kendilerini toplamışlardı. Civcivler heyecanla dünyayı tanımaya çalışıyorlardı. Oldukça sevimliydiler, tıpkı annelerine benziyorlardı. Artık kümesten çıkma zamanları gelmişti. Onları kümesten dışarı saldım. Görmeliydiniz nasıl da sevinç içindeydiler! Annelerinin etrafında geziyor, toprağı eşeliyor, bulduklarıyla karınlarını doyurmaya çalışıyorlardı.

Ben daha sonra eve gittim. Birkaç saat geçmişti ki bir çığlık, bir gürültü koptu. Hemen elimdeki kitabı bırakıp pencereye koştum. Çilli yavrularını arkasına almış ve bir şeyden korumaya çalışıyordu. Öyle ki tüyleri diken diken olmuş, boynu nasıl da kabarmıştı.

Elime bir sopa alıp dışarı fırladım ve Çilli'nin olduğu tarafa koştum. Bir de ne göreyim! Bir tilki, Çilli'ye ve yavrularına saldırıyor. Çilli de tilkiye karşı koymak için aslan kesilmiş bir şekilde savunma yapıyor. Kendi hayatı da tehlikede ama o buna aldırmıyor, yavrularını korumak için kendini feda edercesine karşı koyuyor. Elimdeki sopayı bahçede duran yağ tenekesine vurdum. Tilki çıkan sesten korkup kaçtı. Yavrular ve Çilli böylece kurtulmuş oldular.

Yavruları ve Çilli'yi alıp kümese koydum. Bu kadar büyük fedakârlığı kim kime yapar diye düşündüm? Sonra Çilli bir tavuktu; ama o bir anneydi. Evet anneler ancak kendi hayatlarını tehlikeye atar ve yavrularını korumaya çalışırlar. O gün bu olay beni çok etkilemişti. Yapılan büyük bir fedakârlıktı ve herkesin yapamayacağı kadar da cesurcaydı. Şu an bile gözlerimin önünde ve ben bir kez daha hayretler içindeyim.

Erhan Sert-Kartal / İstanbul




Minik serçenin çabası

Boşuna uğraşma minik serçe
Yakalayamazsın helikopteri
Hem, ona yetişsen de ne fark eder ki?

Sen yine serçe

O yine helikopter

Devam edeceksiniz dünyaya

O senden güçlü ama

Senin kanat çırpan bir yüreğin var

Onun hızla çalışan motoru karşısında...

Yuvanda bekleyen bir annen var.

Özenme helikoptere

Onu yakalamak için

Boşuna çaba sarf etme

Gökyüzünü dumanlara boğmayan

Kalbi de bedeniyle beraber kanat çırpan

Ve hiçbir zaman

Bir helikoptere yetişmek istemeyen

Şükreden...

Bir serçe ol sadece

Bir minik serçe....

Fatma Tuba Petek-Yozgat




Yağmurluk: Rasmus...

Geçenlerde bir gün gözüm bir kitabın kapağına takıldı. Kitabın ismi AVARE RASMUS. Rasmus oradan bana anlamsızca bakıyordu. Elinde de isimlerini henüz öğrenemediğim çiçekler vardı...

Kitabı okumaya başladım. Kitap Rasmus'u anlatıyordu. Bir çocuk yurdunda kalan Rasmus'u...

Rasmus, oradan sıkılıp kaçmıştı. Sonra bir serseri ile tanışmıştı. Ama bu serseri diğerlerinden farklıydı. O sadece zevk aldığı için geziyordu dünyayı...

Hem o bütün çiçeklerin isimlerini biliyordu da. Rasmus'a da öğretmişti. O daha Rasmus'a neler neler öğretmişti...

Söz gelimi; kuşların kanat çırpışlarını öğretmişti...

Kelebeklerin nereye uçtuklarını öğretmişti...

Avuçlarına yağmur doldurmayı öğretmişti...

Kitabı okuyup bitirince tekrar baktım kapağına. Bu sefer Rasmus'un bakışları anlamsız gelmedi bana. Ona imrenerek baktım. Öğrendiklerini öğrenebilmek için. Ama kim öğretecek bütün bunları bana!..

*Asuman Büşra Özyurt-Bahçecik / İzmit




Bahar sevinci

Ağaçlarda kuşlar ötüyor
Çiçeklere arılar konuyor
Kelebekler uçuşuyor
Gelince sevinçli bahar

Uğur böceklerinin

Mine çiçeklerinin

Güneş parlaklığı ile

Arasında gülümsüyor

Sevinçli bahar.

Muhammed Dağlıoğlu-Manisa




Öğretmenlerimizi unutmayalım

Biliyorum şu an tatildeyiz, ne okulumuz ne de öğretmenlerimiz geliyor aklımıza. Belki de eğlenceye kaptırdık kendimizi, kitaplara bile kapattık pencerelerimizi... Ama nasıl olsa hayat su gibi akıp gidiyor. Nasıl olsa yeni ders yılı yine gelecek...

Hayatı ve daha da ötesini öğrendiğimiz okullarımızla, her gün ayrı bir sıkıntıyla öğrencilerinin gönlüne inen, ders ve davranışlarıyla onun ruhunda silinmez renkli çizgiler bırakan yeri doldurulamaz öğretmenlerimizle nasıl olsa tekrar karşılaşacağız. Gerçekten; gazeteler, kitaplar hatta radyo ve televizyon insana bir şeyler öğretiyor; ama kesinlikle gerçek hayatı ve insanın içinde akıp gitmesini asla öğretemiyorlar... Bunları; ancak ahlak, disiplin ve ilmin odaklaştığı bir okul ve sihirli elleriyle başımızı okşadığında ufkumuzu kaplayan karanlıkları dağıtan öğretmenlerimiz yapabilir. Bu nedenle buradan tüm Açık Şemsiye okuyan arkadaşlarıma sesleniyorum; gelin tatilde de olsak öğretmenlerimizi en azından e-mail'le veya bir telefonla dahi olsa arayalım ve dualarını alalım ne dersiniz?

Taha Tayfur Kurtul -İstanbul




Yaz tatili

Geldi yine yaz tatili
Herkesin beklediği tatil
Okulların kapandığı zaman
Geldi yine yaz tatili

Yıl boyunca çalıştık derslerimizi

Yıl sonunda aldık karnemizi

Sevindik geçtiğimize

Hak ettik yaz tatilini

Tuğba Aydemir / Manisa




İnsaf...

Bir avcı diğerine der ki;
- Eyvah adamın ineğini domuz diye vurdum. Sahibine ne diyeceğim ben şimdi? Öteki avcı atılır:
- Sen hiç merak etme. Az evvel ben ineğin sahibini ayı diye vurdum.
Şeyma Erel-Manisa




AHVAH BABA: Okullar, öğrenciler

Ahvah Babacığım;
Biliyorsun yine okulların açılma mevsimi geldi. Çok yakında okullar açılacak, belki de etrafa neşe saçılacak.
Yine önlüklerle, yakalarla, çantalarla, ödevlerle okul yollarına döküleceğiz. Bizi çok seven arkadaşlarımıza ve bazen bize anlamsız yere kızıp bozuk atan öğretmenlerimize yeniden kavuşacağız.

Bize yine bir sürü not verecekler, bize karne verecekler.

Ahvah Baba size samimiyetle bir şey sormak istiyorum. Milyonlarca çocuk okullara giriyor ve orada yıllarını harcıyorlar. Sonuçta istenen yarar elde edilebiliyor mu sahiden? Bu okullar gerçekte neye yarıyor, söyler misiniz? Elif Eskici / Antalya

Değerli okurum Elif;

Bilmiyorum yaşınız kaç ve kaçıncı sınıfa gidiyorsunuz. Ama bunları düşünebildiğine göre çok bilmişin biri olmalısınız siz.

Evet benim de dikkatimi çekmiştir, dediğiniz gibi milyonlarca çocuğun okullara sokulup orada zamanlarının harcanması.. ama sonuçta ülkemizde şu kadar da üniversite olduğu halde ne eğitimin tadı tuzu vardır, ne de toplumun gündelik hayatında şöyle güller açar ve etrafa neşe saçılır.

Her evde sıkıntılar, her mecliste tartışmalar, her düşüncede anlamsız gruplaşmalar ve düşmanlıklar, efendime söyleyeyim her sofrada ağzımızın tadını kaçıran bir şeyler vardır.

Sanki okullarımızda mutsuzluk dersleri verilmektedir.

Görünüşte bir sürü yararlı ders vardır; ama ne doğru dürüst yabancı bir dil öğrenilir, ne de rüyalarımıza kuşlar konar. Ben okullarımızı şu yaşıma kadar anlayamadım, bundan sonra da anlayabileceğimi sanmıyorum.

Öğretmenlerden bazılarının yaşadıkları kimi sorunların sebebi çocuklarmış gibi, çocuklara kötü davranmalarının sebebini de hiç anlamamışımdır. Şöyle bir bakıyorum da asla öğretmen olamayacak bir sürü öğretmen görüyorum etrafımda.

Sonra kimi binalara bakıyorum, fizik olarak okul demeye bin şahit ister; ama o binalar okul olarak faaliyet gösteriyorlar.

Aaaa, ben bu yazıyı yazarken İstanbul yine sallandı. Ara veriyorum........... Hımmm, 5,8 imiş... Efendim elimde olmayan nedenlerle bu haftayı burada sonlandırıyoruz. Bir dahaki haftaya sallantısız bir zaman aralığında görüşmek dileğiyle.. esen kalınız. Efendiler, okullar! Çocukların ahını almayınız. Çıkar aheste aheste...



| Ana Sayfa | Haber İndeksi | Güncel | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.