GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

30/08/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Medya

 

Ana Sayfa

Haber İndeksi

Güncel

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim/Künye

 


Ahmet KURUCAN

Yaklaşımlar

Ateşten kor

Geçen hafta Diyanet ile ilgili yazdığım yazıya çok denilecek ölçüde tepkiler aldım. Bu bana bir kere daha gösterdi ki, bir kurum olarak Diyanet bir tarafa, halk, din bağlamında ortaya atılan şeylere karşı hassasiyetini koruyor. Çünkü bugün Türkiye'de din, Hz. Peygamber'in bir hadislerinde belirttiği gibi 'ateşten bir kor'. Koru çıplak elle tutanın yanmaması mümkün değil.

Neden böyle oluyor? Din ile, dindar ile, dindarın istek ve arzuları ile sistemin çatışması mı bu neticeyi doğuruyor, asırlarca İslam dininin tüm dünya üzerinde temsilciliğini yapmış güzelim ülkemizde? Bu sorunun cevabına 'evet' diyorsanız şayet, öyleyse devlet eliyle açılan dinî kurumlar, devletin emriyle eğitim ve öğretim faaliyetlerinde okutulan dinî dersler ve bu hizmetler için sayısı 300'leri aşan imam-hatip okulları ile 20'yi bulan ilahiyat fakülteleri neyin nesi? Bu bir ikilem değil mi?

Şayet şöyle deniyorsa; halk, devletin din adına verdiği bilgi ve hizmetlerden tatmin olmuyor, farklı arayışlar içine giriyor, son tavrın asıl sebebi bu. O zaman devlet din, din eğitimi ve din hizmetleri bağlamında kendi felsefesini özeleştiri süzgecinden geçirmeli değil mi? Yoksa bu tatminsizliğin sebebiyet verdiği arayış zor kullanarak, sindirerek ve baskı ile halledilmek mi isteniyor?

Hayır, ne birinci ne de ikinci alternatif geçerli dinin ateşten kor olmasında; gerçek neden birtakım devletluların(!) ideolojik düşünceleri. Dolayısıyla bugün o koru elinde tutanların yapacağı tek şey, din ve dindara hayat hakkı tanımayan ve dünyanın genelinde tarihin çöplüğüne atılan bu ideoloji ve sahiplerinin sahneden çekilmesini beklemek. Eğer çözüm yolu olarak bu gösteriliyorsa, kelimenin tam anlamıyla hem o güzel insanlarımıza hem de ülkemize yazık.

Birtakım şeylerin hatırlanmasında fayda var; inanç mutlak anlamda insanın en tabii, en fıtri ihtiyaçları arasında. Hiçbir güç ve kuvvetin insan fıtratından bunu silmesi, yok etmesi mümkün değildir. İnsanlık tarihi bunun nice örnekleri ile doludur.

Bizim dinimiz İslam ise semavi dinlerin en sonuncusu ve en mükemmeli. Emsali dinlerin geçtiği tezgahtan geçmemiş. Kutsal kitabı Kur'an, İncil ve Tevrat'ın uğradığı akıbete uğramamış. Ne günümüz insanının ne de sistemlerinin onun sunduğu öğretilerle çarpışması söz konusu değil. Tabii ki objektif, bilimsel, önyargıdan uzak bir yaklaşım tarzı sergilemek şartıyla. Çünkü onun mesajı tüm insanlığa. Dolayısıyla öğretilerinin bütünü evrensel insanî değerlere uygun.

Sadece bu perspektiften baktığımızda dinin ateşten kor olması nitelemesine sebebiyet veren olayların sözgelimi Hıristiyan bir ülkede olmasını akıl alıyor da, burada olmasını almıyor.

Şu bilinmeli ki, inanç ihtiyacı ve bunu en mükemmel biçimde karşılayan İslam dini ebedlere kadar devam edecektir. Dini yaşama çerçevesinde yapılacak her türlü baskı ve dayatmalar, inanan insanların dinî salabetinin artmasına; ama devletine olan inancının zayıflamasına neden olacaktır. Son tahlilde kaybeden gelecek nesilleri ile birlikte ülke insanı olacaktır.

Böyle bir sona layık değil bizim insanımız. Biraz daha sağduyu, biraz daha anlayış, biraz daha önyargısız olaylara yaklaşmak bizim din-devlet ilişkileri bağlamındaki sorunlarımızı rahatlıkla çözecektir. Yeter ki A'dan Z'ye bu niyete sahip olalım.


a.kurucan@zaman.com.tr



Yazarımızın en son yazıları

16/ 08/ 2000... Yargıda dönemeç
23/ 08/ 2000... Diyanet ve eleştiriler


| Ana Sayfa | Haber İndeksi | Güncel | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.