GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

31/08/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Medya

 

Ana Sayfa

Haber İndeksi

Güncel

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim/Künye

 


HABERLER 


Özürlüye DMS ayıbı

Karayolları'nda gişe memur luğuna hak kazanan Güngör Gürsoy'un, özürlü olduğu fark edilince, askerlik problemi gerekçe gösterilerek ataması durduruldu.
Adresine gönderilen 'Karayolları Genel Müdürlüğü' antetli bir yazıyla (yanda), teşkilatın İstanbul Bölge Müdürlüğü emrine atandığını öğrenen ortopedik özürlü Güngör Gürsoy'un sevinci kısa sürdü. Sıkıntılı günler geçiren Gürsoy, hak ettiği kadrosunda göreve başlayabilmek için, yetkililerin yardımını bekliyor.

Devlet Memurluğu Sınavı'nda başarı sağlayan özürlülerin yaşadığı sıkıntılar bitmek bilmiyor. DMS'yi kazanarak Karayolları Genel Müdürlüğü'ne bağlı otoyollarda gişe memuru olmayı hak eden ortopedik özürlü Güngör Gürsoy'un (19), ataması bir türlü yapılmıyor. Aldığı 84.447 puanla 900 bin kişi arasında ilk 14 bin arasına giren Görsoy'a, resmi yazı ile atamasının yapılacağı yönünde bilgi veren Karayolları Genel Müdürlüğü; daha sonra özürlü Gürsoy'un askerliğini yapmamış olmasını gerekçe göstererek atamayı askıya aldı. Gişe memurluğu için hiçbir engelin bulunmadığını, iki elinin sağlam olduğunu anlatan Gürsoy, "Ben bütün belgelerimi tamamlamıştım. Askerlik problemim yoktu, tecil belgesini almıştım. Yalnız bütün askerliklerini yapmayanları ayıran bir seçme kurulu daha varmış. O kurula girdikten sonra bize 'Bir hafta sonra telefon aç. Ama, senin seçme kurulu ile bir ilgin yok sana hayırlı olsun' dediler." dedi. Geçtiğimiz ay işe başlaması gereken Güngör Gürsoy, dava açma süresi dolduğu için yetkililerden anlayış beklediğini anlatarak, geçtiğimiz yıl kazandığı Yeditepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'ni parasızlık yüzünden bıraktığını sözlerine ekledi. Bedrettin Dalan'ın kendisine yüzde 25'lik bir indirim sözü verdiğini; ancak sözünü tutmadığını ileri süren Gürsoy, bir an önce hak ettiği görevine başlamak istediğini kaydetti. (Erkan ACAR)




Türksat 2A hazır

Avrupa'nın en büyük uydusu gözüyle bakılan Türksat 2A'nın 32 alıcısından 28'i şimdiden kiralandı.

Türkiye'nin üçüncü uydusu Türksat 2A'nın mekanik ve elektronik testleri tamamlandı. Montaj çalışmaları süren uydu, gelecek ay sonunda, Güney Amerika'daki Fransız Guyanası'ndan fırlatılacak. Türk Telekom Genel Müdürü İbrahim Hakkı Alptürk, Türksat 2A'nın, Türksat 1C ile yan yana gelecek şekilde, Türksat 1C gibi 42 derece doğu boylamındaki koordinata fırlatılacağını ve Avrupa'nın batısından Çin Seddi'ne kadar tek bir kaplama yapacağını söyledi. Türksat 1B ile Türksat 1C uydularının, farklı yörüngelerde oldukları için birbirlerini yedeklemelerinin söz konusu olmadığını kaydeden Alptürk, "Türksat 2A, Türksat 1C ile aynı koordinatlara atılacak. Yani, Türksat 2A, Türksat 1C'de arıza olması halinde bu uyduyu yedekleyebilecek. Böylelikle kullanıcılar da gerektiğinde iki uyduyu birden kullanabilir hale gelecek." dedi. Uydunun mekanik ve elektronik testlerinin tamamlandığını ifade eden Alptürk, şöyle konuştu: "Uydunun güneş panelleri ve antenleri takılıyor. Montajı bitince Güney Amerika'daki Fransız Guyanası'ndan, Arien füzesiyle uzaya fırlatılacak. Meteorolojik şartların uygun olması da çok önemli. Bu uydudan sattığımız kanallar, televizyon, internet ve data iletimi yapacak. Türksat 2A, kapsama alanı ve güç itibarıyla Avrupa'nın en büyük uydusu." Alptürk, uydunun 32 alıcısından 28'inin kiralandığını, 4'ünün de rezerve edildiğini sözlerine ekledi.




Dedenin korkunç cinneti

Kadıköy'de cinnet geçiren bir dede 4 ve 7 yaşlarındaki iki kız torununu uyurken kravatla boğarak öldürdü.

İçerenköy Fatih Caddesi Nezih Sokak'ta gece saat 02.00 sıralarında meydana gelen olayda, cinnet geçiren 75 yaşındaki dede Yusuf Şengün, ayrı odada uyuyan torunları Nurcan (4) ve Gürcan (7)'ı kravatla boğarak öldürdü. Çıkan gürültü üzerine uyanan ve çocuklarının cesetleriyle karşılaşan anne Cemile ve baba Şenol Şengün, fenalık geçirdi. Yusuf Şengün'ün üzerine saldıran ve daha sonra kendilerinden geçen anne ile baba, SSK Göztepe Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındılar. Olaydan sonra gözlem altına alınan Şengün'ün, cinayetleri neden işlediği konusunda konuşmadığı öğrenildi. Şengün ailesinin komşuları, psikolojik rahatsızlğı olan Yusuf Şengün'ün geliniyle arasının iyi olmadığını, zaman zaman tartıştıklarını söylediler. Polis, olayla ilgili araştırmaların devam ettiğini belirtti. (İbrahim YEKEBAŞ)




Eroin operasyonu

Bursa'da 104 kilo eroin ele geçiren polis, çeteyi cezaevinden yöneten elebaşının kim olduğunu araştırıyor.

Bursa Narkotik Şube ekipleri, İnegöl ilçesinde bir mobilya mağazasının deposunda, paketlenmiş halde 104 kilogram eroin ele geçirdi. Olayla ilgili 5 kişi yakalandı. Narkotik Şube ekiplerinin, Ertuğrulgazi Caddesi'ndeki Klas Mobilya Mağazası'nın deposunda yaptıkları aramada, yurtdışına gönderilmek üzere paketler halinde hazırlanmış 104 kilo eroin ele geçirildi. Gözaltına alınan kişilerin ifadelerinde, çetenin elebaşının ''Uyuşturucu ticareti yapmak'' suçundan cezaevinde tutuklu bulunan ismi açıklanmayan bir kişi olduğunu ve işleri cezaevinden cep telefonuyla yürüttüğünü öne sürdükleri, 2 kişinin daha olayla bağlantısının olduğunu söyledikleri öğrenildi.




Bakü petrolü Erzurum'da

Bakü-Ceyhan Petrol Boru Hattı Projesi'ne destek vermek için 159 litre Hazar petrolüyle yola çıkan grup, Erzurum'da mola verdi.

ABD'li gazeteci Thomas Caufield Goltz'un başkanlığında, Hazar petrolünü Bakü'den Ceyhan'a taşıyan motorsikletli grup, Erzurum'da mola verdi. Sembolik ham petrol taşıyan ve önceki gün Ardahan'ın Türkgözü Sınır Kapısı'na ulaşan 26 kişilik motosikletli grup, Erzurum'da Çifte Minareli Medrese'yi de gezdi. Azerbaycan'dan 22 Ağustos'ta yola çıkan grubun lideri Goltz, amaçlarının Bakü-Ceyhan petrol boru hattının hayata geçirilmesi olduğunu ifade ederek, "Bu tura sponsor olan firmalardan elde edeceğimiz gelirler ile Azerbaycan'daki mülteci kamplarında kalanlara yardım edeceğiz." dedi. Grupta tek Türk olan Dr. Mehmet Kılıç da, hedeflerinin Bakü-Ceyhan petro boru hattına, insanların dikkatlerini çekmek olduğunu ifade ederek, yolculuklarında iklim koşullarından dolayı bazı sıkıntılar yaşadıklarını söyledi. Aralarında TPAO'nun da bulunduğu yabancı petrol şirketlerinin sponsorluğu ile gerçekleştirilen organizasyon, Bakü-Ceyhan Petrol Boru Hattı Projesi'ne destek amacını taşıyor. Grup, Divri, Kangal, Gürün, Darende, Elbistan, Göksu, Tufanbeyli ve Hozan'dan Ceyhan'a ulaşacak. (Orhan YILDIRIM)




Köylülerde ayı korkusu

Kastamonu'nun Hanönü ilçesine bağlı Yukarı Çakırçay köyünde, ayıların armut ağaçlarına ve fasulyelere zarar vermesi köylüleri tedirgin etti.

Köy Muhtarı Hasan Gündoğdu, yaban domuzları ile ayıların ekili alanlara zarar verdiklerini söyleyerek, yetkililerden yardım istediklerini kaydetti. Köylerinde göç nedeniyle yaşlıların çoğunlukta olduğunu belirten Gündoğdu, "Ayılar, armut yemek için armut ağaçlarının dallarını kırıyor. Armut ve fasulyeyi sevdikleri için en çok zarar, bahçelerle, fasulye ekili alanlarda meydana geliyor. Domuzlar için sürek avı düzenlenebilir ama ayılar için ne tür önlem alınır, bilmiyoruz. Köy imamı da, sabah namazı için camiye giderken önüne çıkan ayıdan korktuğu için tayin talebinde bulundu ve köyümüzden ayrıldı." dedi.




Sürüye silahlı saldırı

Bitlis'in Mutki ilçesinde hayvan sürüsüne ateş açılması sonucu 108 küçükbaş hayvan telef oldu.

Alınan bilgiye göre, ilçenin Küllüce köyü Yedimezarlık mezrasında vatandaşlara ait bin küçükbaş hayvandan oluşan sürüye kimliği belirsiz kişi veya kişiler tarafından otomatik silahlarla ateş açıldı. Açılan ateş sonucu 108 küçükbaş hayvanın telef olduğu, çoban Fahrettin Elvan ve Raif Taş'ın yara almadan kurtulduğu bildirildi.

Olayla ilgili soruşturma devam ediyor.




Bilgi çağında tifo salgını

Nusaybin'in bir köyünde, kirli su karışan içme suyu tifo salgınına yol açtı. Bin 500 kişi hastalandı. 13 yaşında bir çocuk öldü. Bir kişi yoğun bakımda.

Yeni binyılın başında maalesef ülkemizin bazı bölgelerinde çağdışı manzaralar yaşanıyor. Şanlıurfa'da hepatit B, Uşak'ta dizanteri salgınının ardından, Mardin'in Nusaybin ilçesine bağlı Duruca köyünde de bin 500 kişide tifoya rastlandı. Şebekede çatlak oluşması yüzünden içme suyuna kirli su karışan Duruca köyünde bin 500 kişi tifo hastalığına yakalandı.

Devlet yardım etsin

13 yaşındaki Şükran Uslu, tifo sonucu iki gün önce hayatını kaybetti. Kalın bağırsağı ve midesi tifodan etkilenen 30 yaşındaki Naif Dağ ise Mardin Devlet Hastanesi'nde ameliyat edilerek yoğun bakıma alındı.

6 bin nüfuslu Duruca köyündeki sağlık ocağında sadece bir doktor ve hemşire, güç şartlarda bütün hastaları her gün kontrolden geçirerek muayenelerini yapıyor. Maddi durumu iyi olanlar çocuklarını Mardin Devlet Hastanesi'ne veya özel doktora götürüyor. Tifo vakalarının artması sebebiyle Mardin Sağlık Müdürlüğü ekipleri köye gelerek sağlık taraması yaptılar. Sağlık Müdürlüğü, suyun klorlanması için köylülere klor dağıttı. Birçok köylü ilaç alacak paralarının bulunmadığından dert yandı. Çevre köylerde de tifo salgınına rastlandığı belirtildi. (Şeyhmus EDİS)




Bu köy Ege'de

Manisa'nın Soma ilçesine bağlı Kaplan köyü, birçok imkandan yoksun. Soma'ya 33 km. uzaklıkta dağlar arasında bulunan köyde, teknoloji adına bir tek çanak anten var.

İçme suyu olmayan köyde su kilometrelerce uzaklardan tankerlerle ve eşeklerle taşınıyor. Köylülerin ilginç kıyafetleri, şiveleri, samimiyet ve misafirperverliği ise dikkat çekiyor. Evler topraktan, köy yolları taştan ve araç giremeyecek kadar dar ve engebeli. Tek vasıtası eşek olan köyde, tek telefon var; o da muhtara ait. Köylüler kendi ihtiyaçlarını kendileri üreterek karşılıyorlar; ekmeklerini kendileri yapıyorlar.

Yazları boşalan köyde, kahvehane yok. Köylüler, kış aylarında birbirlerine misafirliğe gidip sohbet ederek vakit geçiriyorlar. Haftada bir şehre inerek ürettikleri malları pazarlayan köylüler, elde ettikleri gelirle ihtiyaçlarını gideriyorlar.

Halkının çoğu fakir olan köyde genellikle hayvancılık ve çiftçilikle uğraşılıyor. 25 ailenin yaşadığı Kaplan köyünde genç sayısı çok az. Gençler daha iyi imkanlar için şehre göç ediyorlar. Köyde okul var, öğretmen yok. Öğrenciler eğitim için 10 km. uzaklıktaki Büyük Yenice köyüne gidiyor her gün. (Şevket AKTAY / Turgut ALP)




Huzurevi böyle olur

Emekli Sandığı'nca İzmir'de yaptırılan huzurevinde tiyatrodan bankaya, alışveriş merkezlerinden restorana, spordan oyun alanlarına kadar her türlü hizmet var.

Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü tarafından İzmir Narlıdere'de yaptırılan, dünyanın ikinci büyük dinlenme ve huzurevi eylülde hizmete giriyor. 78 dönüm alanda kurulan dinlenme ve huzurevi tesisinde yaşlıların kültürel, sosyal ve sağlıkla ilgili her türlü ihtiyacı düşünülmüş.

Tesiste tiyatro, balo salonları, banka, market, PTT, alışveriş merkezleri, kafeterya, restoran, merkezi müzik sistemi, uydu sistem Tv yayınları, ısıtma ve soğutma sistemleri, spor, fizik tedavi merkezleri, oyun alanları ve hobi merkezi bulunuyor. Tamamı deniz ve İzmir Körfezi manzaralı odaları bulunan tesisin yangın alarm tertibatı da bulunuyor. Tesis 497 çift kişilik, 144 tek kişilik olmak üzere, toplam bin 138 kişiye hizmet verecek.

Fiyat diğerleriyle aynı

Tesisin fiyatları, diğer huzurevleri ile aynı tutulacak. Emekli Sandığı'ndan emekli, adi malullük, vazife malullüğü, dul-yetim ve vatani hizmet tertibinden aylık alanlardan 60 yaşını doldurmuş kişilerin yararlanacağı tesislerin kapasite fazlası, diğer yaşlı ve emeklilerin de hizmetinde olacak.

Tesislerde önceliği kamu emeklisi ile dul ve yetimleri kullanacak. Tesisler hakkında bilgi almak isteyenlerin, 'Emekli Sandığı Narlıdere Dinlenme ve Bakımevi Müdürlüğü Narlıdere Mahallesi Mithatpaşa Caddesi No: 467/İzmir' veya 'Emekli Sandığı İdari İşler Dairesi Başkanlığı, Milli Müdafaa Caddesi No: 24 Bakanlıklar/Ankara' adresine başvurmaları gerekiyor.




Zordayız yardım edin!

Ağrı'da, İran'dan kaçarak Türkiye'ye gelen yaklaşık 400 mülteci, zor koşullar altında yaşam mücadelesi verdiklerini belirterek, Birleşmiş Milletler'in kendilerine yardım etmesini istediler.

Türkiye'ye geçen ve Ağrı'da geçici olarak oturmalarına izin verilen yaklaşık 400 mülteci, Birleşmiş Milletler tarafından kendilerine ödenen paranın kesilmesinden ötürü zor durumda olduklarını söylediler.

İranlı mültecilerden 34 yaşındaki 3 çocuk annesi Azime Pulçi, eşinin İran'da devrim karşıtı olduğu iddiasıyla cezaevine konulduğunu, kendisinin ise çocuklarıyla birlikte Türkiye'ye iltica etmek zorunda kaldığını belirtti. Azime Pulçi, Birleşmiş Milletler tarafından mültecilere ödenen 100 milyon liranın 3 aydır kesildiğini, kendilerine ise çalışma izni verilmediği için çok zor durumda olduklarını ifade etti.




En neşeli yarışma!..

İzmir Fuarı, bol kahkahalı bir yarışmaya sahne oldu. Fuarın Dünya Mutfakları Sahnesi'nde yapılan Türkiye Kahkaha Yarışması, yalnız yarışmacıları değil, seyircileri de yarışmanın içine çekti.

Daha güzel kahkaha atabilmek için hünerlerini sergileyen yarışmacılar zaman zaman yerlere yığıldılar. Seyircilerin de yarışmacılardan kalır yanı yoktu. Fuar, kahkahalarla çınladı.




Muhtarlardan da Tatlıses'e tepki

Milaslı muhtarlar, sanatçı İbrahim Tatlıses'i, ''kendilerine hakaret ettiği'' gerekçesiyle dava etmeye hazırlanıyor.

Milas Köy ve Mahalle Muhtarları Derneği Başkanı Yener Karaca, yaptığı açıklamada, Türkiye'de 57 bin, Muğla'da 556, Milas'ta 138 muhtarın bulunduğunu belirterek, muhtarların alınıp satılan bir mal olmadığını, Tatlıses'in gazeteci Reha Muhtar ile yaptığı konuşmada, muhtarlara yönelik hakaretlerde bulunduğunu savundu. Başkan Yener Karaca, ''Televizyondaki tartışma sırasında İbrahim Tatlıses, (Sen de muhtarsın. Ben sahip olduğum 5 köyü muhtarı ile birlikte sattım.) şeklindeki sözleri, bir kamu görevlisi olarak bizleri derinden yaraladı ve üzdü. Tatlıses'i kınıyoruz.'' dedi. Karaca, davayı kazanmaları halinde aldıkları parayı hayır derneklerine bağışlayacaklarını sözlerine ekledi.




Ağlar denizle yarın buluşuyor

Su ürünleri kaynaklarını korumak ve sürekliliğini sağlamak amacıyla Karadeniz, Marmara ve Ege denizleri ile İstanbul ve Çanakkale boğazlarında 1 Mayıs 2000 tarihinde başlayan çevirme ağlarıyla her türlü su ürününü avlama yasağı sona eriyor.

Balıkçılar yarın denize açılacaklar. İstanbul İl Tarım Müdürü Tahir Sütlüoğlu, yasak dönem içerisinde su ürünleri avlayanların karadan ve denizden sürekli kontrol edildiğini söyledi. Sütlüoğlu, yasak dönem içerisinde su ürünleri kontrol ekiplerince sürekli denetimler yapıldığını belirterek, ''Denizde koruma-kontrol teknemizle gerçekleştirilen denetimlerde, av yasağını ihlal eden 16 balıkçı teknesi hakkında yasal işlem yapılmıştır.'' dedi. Kumkapı Su Ürünleri Hali'nin de sürekli olarak ekiplerince denetlendiğini kaydeden Sütlüoğlu, gırgırla avlanıldığını tespit ettikleri su ürünlerine el koyduklarını söyledi. Sütlüoğlu, bu konuda 7 kişi hakkında yasal işlem yapıldığını ve ürünlerin satışıyla elde edilen gelirin Hazine'ye aktarıldığını bildirdi. Sütlüoğlu, yılbaşından bugüne kadar 97'si trol yasağı olmak üzere, çeşitli nedenlerden dolayı toplam 187 olayın savcılığa sevk edildiğini belirtti.




Ecel dolmuşta yakaladı

Alime Döz, diyaliz makinesi bağımlısıydı. Önceki gün de hastaneye diyaliz makinesine bağlanmak için gidiyordu. Ancak, yolda fenalaşan genç kız, yolcuların şaşkın bakışları arasında öldü.

Böbrek hastası bir genç kız, diyalize girmek üzere köyünden Samsun'a giderken, annesinin kucağında öldü. Samsun'un Kamalı köyünde oturan ve böbrek hastası olduğu için uzun süredir tedavi gören 19 yaşındaki Alime Döz, önceki gün Samsun Devlet Hastanesi'nde diyaliz makinesine bağlanmak için annesi Gülseren'le birlikte dolmuş taksiyle yola çıktı. Yolda aniden fenalaşan genç kız, dolmuş taksideki yolcuların şaşkın bakışları arasında annesinin kucağında yaşamını yitirdi.

Kızını kucağında kaybetmenin şokunu yaşayan gözü yaşlı anne, ''Kızımızı tedavi ettirmek için gitmediğimiz hastane, çalmadığımız kapı kalmadı. Bu yüzden maddi durumumuz bozuldu ve son zamanlarda ilaçlarını dahi alamaz olmuştuk. Böbrek nakli için girişimde bulunduk, ancak bizim ve birçok akrabamızın dokusu uyuşmadığı için, bu gerçekleşmedi. Son 1,5 yıldır Devlet Hastanesi'nde diyaliz makinesine giriyordu. Hastaneye götürürken, yolda kollarımda öldü. Allah kimseye böyle bir acı vermesin. Bu acıyı nasıl unutacağım bilemiyorum.'' dedi.




Denizli beşik gibi

Denizli'de dün hafif şiddetli bir deprem meydana geldi.

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi yetkilileri, sabah 09.05'te, merkez üssü Denizli olan depremin aletsel büyüklüğünün 3,4 olduğunu bildirdiler. Deprem söylentileri nedeniyle evlerine girmekten çekinen Denizlililer geceyi sokakta geçirdiler. Yetkililier son 4 ayda Denizli'de hafif ve orta şiddette 142 depremin meydana geldiğini açıkladılar. Denizli CHA




Ankara'da 79 hasarlı

Ankara'nın Beypazarı ilçesine bağlı Uruş beldesinde 22 Ağustos'ta meydana gelen 4.3 büyüklüğündeki depremde, toplam 79 binanın hasar gördüğü belirlendi.

İl Bayındırlık Müdürlüğü'nce yapılan hasar tespit çalışmalarında, 2 binanın ağır hasar, 7 binanın orta hasar, 71 binanın da az hasar gördüğü tespit edildi. Kamu binaları içinde en fazla hasarı, Uruş Merkez İlköğretim Okulu ve Uruş Sağlık Ocağı gördü.




Belçika yargılayacak

Belçika Dışişleri Bakanlığı, Sabancı suikastı faillerinden terörist Fehriye Erdal'ın Belçika'da yargılanacağını açıkladı. Fehriye sadece Belçika'da işlediği suçlardan yargılanacak.

Belçika Dışişleri Bakanlığı, Sabancı suikastı faillerinden terörist Fehriye Erdal'ın Belçika'da yargılanacağını açıkladı. Fehriye Erdal konusunda Belçika'da devletin zirvesinde yapılan toplantıdan, Erdal'ın bu ülkede yargılanması kararı çıktı. Toplantıya Başbakan Guy Verhosfat'un yanı sıra dışişleri, içişleri ve adalet bakanları ile üst düzey yetkililer katılmıştı.

Sınırdışı etmekten vazgeçti

Sabancı suikastı sanıklarından Fehriye Erdal'ın akıbeti kesinlik kazandı ve Belçika hükümeti Erdal'ı sınırdışı etme kararından vazgeçti. Hükümet yetkilileri, Erdal'ın, Belçika'da işlediği suçlardan dolayı bu ülkede yargılanmasına karar verdi. Fehriye Erdal, Belçika'da çete mensubu olmak, resmi evrakta tahribat yapmak, ülkeye yasadışı yollardan girmek ve çok sayıda silah ile susturucu tabanca bulundurmakla suçlanıyor. Belçika yasalarına göre, Erdal'ın silah bulundurmaktan dolayı 8-10 yıl arasında hapsi istenebilir. Yine Belçika yasalarına göre Erdal; çete mensubu olmaktan dolayı iki yıl, evrakta tahrifat ve ülkeye yasadışı yollardan girmek suçlamalarıyla da 18'er ay hapsi istenebilir

'Kararı doğru bulmuyorum'

Devlet Bakanı Faruk Bal, Fehriye Erdal'ın Belçika'dan Türkiye'ye iade edilmemesi kararını değerlendirirken, "Belçika, Avrupa Konseyi kararına göre 'ya yargıla, ya iade et' formülünün gereğini yapmak zorundaydı." dedi. Devlet Bakanı Bal, gazetecilerin, Fehriye Erdal'ın Türkiye'ye iade edilmemesine ilişkin kararı hatırlatmaları üzerine, şunları söyledi: "Kararı, Türkiye açısından doğru bulmuyorum. Çünkü Avrupa Konseyi 1999 Kasım veya Aralık ayı içerisinde bir karar almıştır.

Bu karara göre, Avrupa ülkeleri, -ki Belçika da Avrupa Konseyi üyesidir- 'ya yargıla ya iade et' formülünün gereğini yapmak zorundaydı. Ondan da önce, bütün Avrupa ülkeleri, Avrupa Konseyi'ne ve Avrupa Birliği'ne dahil ülkelerin tümü terörizmle mücadele konusunda işbirliği yapmışlardır. Netice itibariyle, bu anlaşmaların altındaki imzalara uygun bir tavır olarak değerlendirmiyorum." Bakan Bal, bir başka soru üzerine ise Fehriye Erdal'ın Türkiye'ye iade edilmemesinin, idam cezasının kaldırılmamış olmasının yanı sıra başka nedenlerden de kaynaklandığını söyledi.




Mesut Yılmaz KARAR olumsuz

ANAP Genel Başkanı, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, Sabancı suikastı sanıklarından Fehriye Erdal'ın Belçika'dan Türkiye'ye iade edilmemesi kararını, "olumsuz" olarak değerlendirdi.

Yılmaz, gazetecilerin Fehriye Erdal'ın iade edilmeme kararını nasıl değerlendirdiğini sorması üzerine, "Olumsuz olarak değerlendiriyorum." diye cevap verdi. Yılmaz, kararla ilgili bir değerlendirme yapılıp yapılmadığına ilişkin soruyu yanıtlarken de, "Hayır yapılmadı. Sanıyorum Adalet Bakanımız bir değerlendirme yapıyor." dedi.Yılmaz, karara ilişkin olarak hükümet adına bir açıklama yapılıp yapılmayacağı konusunda "haberi olmadığını" söyledi.




Adım adım Fehriye olayı

9 Ocak 1996 Fehriye Erdal; Özdemir Sabancı, Haluk Görgün ve Nilgün Hasefe'nin öldürülmesi olayına karıştı.

26 Eylül 1999 Fehriye Erdal, Belçika'da, Neşe Yıldırım adına düzenlenen sahte pasaportla yakalandı.

14 Mart 2000 Önce Türkiye'nin iade talebini haklı ve yasal olarak değerlendiren Bruges Mahkemesi, daha sonra Fehriye Erdal'ın 100 bin frank (1,5 milyar TL) kefaletle, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasını kararlaştırdı. Ancak Fehriye, Belçika'da işlediği suçlar nedeniyle serbest bırakılmadı.

28 Mart 2000 Gent Temyiz Mahkemesi, terörist Fehriye Erdal'ın, tutuksuz yargılanmasına ilişkin mahkeme kararını onayladı.

4 Nisan 2000 Belçika Yagıtayı, iki ayrı mahkemenin kararına katılarak Fehriye Erdal'ın iadesini istedi. Yani iade kararını hükümete bırakmış oldu.

8 Haziran 2000 Bruges Mahkemesi, serbest bırakılması amacıyla İçişleri Bakanlığı aleyhinde dava açan Fehriye Erdal'ı haksız buldu.

Temmuz 2000 Fehriye Erdal açlık grevine başladı:

Ağustos 2000 Belçika, cezaevinde açlık greviyle sağlığı bozulan Fehriye'yi gözaltı şartıyla evci çıkarttı. Adresi belirlenen Fehriye yeniden açlık grevine başladı. Fehriye DHKP-C militanla-rıyla birlikte kalıyor.




Yolsuzlukla ilgisi yok

Sayıştay'dan yapılan açıklamada yangında zarar gören belgelerin denetimden geçmiş olduğu belirtilerek son dönemde artan yolsuzluk operasyonlarıyla ilgisinin bulunmadığı ifade edildi.

Sayıştay Başkanlığı, açıklamasında 25 Ağustos'ta yeni binalarında yanan ya da yangından zarar gören belgelerin, "incelenip denetimi yapılarak mevzuata aykırı görülmeyen, noksanlığı bulunmayan arşive kaldırılmış evrak" olduğunu bildirerek yolsuzluk operasyonuyla hiçbir ilgisinin olmadığı belirtti.

Sayıştay Başkanlığından yapılan açıklamada yanan evrakların denetimden geçmiş olduğu belirtildi ve şu açıklamalara yer verildi. ''25 Ağustos'ta meydana gelen yangında yanan veya büyük hasara uğrayan belgelerin büyük bir bölümü 1994 yılına, az bir kısmı da 1998 yılına ait hesaplardır. 1994 yılı hesaplarının tümü incelenmiş ilişikli olanları ayrılmış, raporu yazılmış, yargılanmış ve ilamı çıkmış hesaplardır. 1998 yılına ait olan hesaplar da incelenmiş, mevzuata aykırı görülen işlemlere ilişkin belgeler hesap evrakı arasından çıkarılarak sorguları ve raporları yazılmış hesaplardır. Saklama süresi içinde bulunan 1991-1993 yılları ile 1995-1997 yılları ve 1999 yılları hesapları tümüyle muhafazamız altındadır.''

Belgelerin asıllarına ulaşılabilir

Yanan ya da yangından zarar gören evrakın son zamanlarda yapılan yolsuzluk operasyonlarıyla ilgisinin olmadığı açıklanararak "Bugüne değin Sayıştay'dan herhangi bir belge istenilmiş değildir. Diğer taraftan son yıllarda bu konularda Sayıştay'a verilen belgelerde tasdikli fotokopi esası yaygınlık kazandığından ceza hukuku açısından suç teşkil eden belgelerin yangında ortadan kaldırılmış olması mümkün gözükmemektedir. Sayıştay dışındaki kurumlarda bulunan belge asıllarına ulaşmak mümkündür."

Yangının sebebi bilinmiyor

Yangının nedeni konusunda itfaiyenin henüz bir rapor hazırlamadığı, emniyet mensuplarının çalışmalarını sürdürdüğü ifade edildi. Yangın söndürme sistemlerinin devreye girmemesi konusunda ise teknik hususlar olduğu ileri sürülerek ''Sayıştay'ın görev ve yetki alanı dışında bulunmaktadır.'' denildi.




'Abas, Çakıcı'yı MİT'ten kovdu'

Eski MİT yöneticisi Mehmet Eymür, internetteki sitesinde Çakıcı ile ilgili ilginç bilgilere yer verdi.

MİT eski yöneticisi Mehmet Eymür, internetteki sitesinde ilginç yeni bilgilere yer verdi. Eymür, PKK ve ASALA'ya karşı görev verilmek üzere Tarık Ümit ile birlikte 16 Temmuz 1987 tarihinde MİT'le irtibatlanan Çakıcı'nın kısa süre içinde dönemin MİT Müsteşar Yardımcısı Hiram Abas tarafından kovulduğunu açıkladı. Eymür, Çakıcı'nın ''ASALA'yı bitirdiği, PKK ile savaştığı'' gibi hikayeler tamamen uydurmadır.'' dedi.

Eymür, Hiram Abas'ı kızdıran olayı ise şöyle anlatıyor. ''Konu Çakıcı'nın MİT'le ilişkili olduğu bir devrede yanında görevliler varken Ankara Dedeman Oteli'nde kavga çıkarıp birkaç kişiyi yaralaması ile ilgiliydi. Olay anında Korkut Eken, Çakıcı'nın yanında, Yavuz Ataç da civardaydı. Olayı soruşturan polis şefleri Çakıcı'yı tespit etmişlerdi. Yanında Korkut'un olduğu da biliniyordu. Hiram Bey köpürüyordu. 'Sizin bulunduğunuz yerde bunu yapması, hem bu teşkilata hem de sizlere en büyük hakarettir. Siz buna nasıl tahammül ediyorsunuz? Götürün bir yere sıkın kafasına, cezasını verin. Kimse bu teşkilatı küçük düşürüp kullanamaz' dedi. Hiram Bey, verdiği emri tekrarlamadı. Çakıcı, birkaç gün sonra Ankara'dan uzaklaştırılarak kendi kaderine bırakıldı ve resmi ilişki kesildi.''

Mehmet Eymür, bu olaydan sonra Alaattin Çakıcı'nın MİT'le ilişkisinin bazı istihbari faaliyetlerle sürdüğünü belirtip şunları yazdı: ''Çakıcı bir süre yeni bir faaliyette kullanılmak üzere el atında tutuldu. Bu dönemde kendisinden daha ziyade haber kaynağı olarak istifade edildi. Rapor ettiği konular genellikle ''Ülkücü'' şahısların faaliyetleri ile ilgiliydi.''




10 terörist ölü

Hakkari ve Tunceli'deki operasyonlarda 10 terörist ölü ele geçirildi.

OHAL Valiliği'nden yapılan açıklamaya göre, Şemdinli yakınlarındaki İkiyaka dağlarının bulunduğu bölgede teröristlerle güvenlik güçleri arasında çatışma çıktı. Çatışmada, 7 terörist silahlarıyla ölü ele geçirildi. Tunceli'de ise Kutuderesi bölgesinde teröristlerin tespit edilmesi üzerine başlatılan operasyonlar; Hozat, Ovacık ve Nazimiye ilçeleri kırsalında yoğunlaşıyor. Operasyonlarda dün sabah 3 teröristin ölü ele geçirildiği öğrenildi. Operasyonlarda, önceki gün de 6 terörist ölü ele geçirilmişti. Öte yandan Kuzey Irak'ta Kanimasi kasabasının Ercişli köyü yakınlarında, köylüleri taşıyan araç mayına çarptı. Terör örgütünün döşediği belirtilen mayının patlaması sonucu 1'i kadın 3 kişi oldu. araçta bulunan 4 çocuk da yaralandı.




Habur'dan çevrildiler

K. Irak'ta uçak bombardımanı sonucu 45 kişinin ölmesiyle ilgili olarak bölgede inceleme yapmak isteyen 7 kişilik heyet, Habur Sınır Kapısı'ndan geri çevrildi.

Bombalama hadisesinin etkilerini yerinde görmek için K. Irak'a gitmek isteyen 7 kişilik heyete izin verilmedi. Habur Sınır Kapısı'nda yaklaşık 1.5 saat bekletilen heyet, planladıkları incelemeleri gerçekleştiremeden Diyarbakır'a geri dönmek zorunda kaldı.

Heyetin dönüşü sırasında minibüs içinde açıklama yapan İnsan Hakları Derneği Genel Başkan Yrd. Osman Baydemir, hukuksal zeminlerde girişimlerini sürdüreceklerini söyledi. Heyet Başkanı Baydemir, pasaportu olan her vatandaşın seyahat etme özgürlüğünün olduğunu, böyle bir geri çevrilme söz konusu olur gerekçesiyle gerekli mercilere ikişer kez müracaatta bulunduklarını vurguladı. Baydemir, tüm girişimlerine rağmen olumlu ya da olumsuz herhangi bir sonuç alamadıklarını ileri sürerek, "Aramızda değerlendirme yaptıktan sonra, OHAL Valiliği ve İçişleri Bakanlığı hakkında dava açmayı düşünüyoruz." dedi.

Baydemir, şunları kaydetti; "15 Ağustos tarihinde Lolan bölgesinde yayla yerleşimcilerinin iki savaş uçağı tarafından bombalanmasının ardından birçok sivil vatandaşın yaşamını yitirmesi ve bir o kadarının da yaralanması üzerine yola çıkan bu heyet, bir inceleme yaparak gerçeğe ulaşma çabası gösterecekti. Çünkü bugüne kadar olayla ilgili olarak, hükümetler bir açıklama yapmamışlardır. OHAL Valiliği tarafından geçişlerin yasaklandığını öğrendik. Bu olay, insan hakları hukukunun kabul edemeyeceği bir vakadır."

K. Irak'ta neler oldu?

İnceleme heyetinin iddiasına göre; 15 Ağustos tarihinde KDP Bölgesi'nde bulunan Kandohar Lonan mıntıkasında, 2 savaş uçağı bölgede bulunan sivil vatandaşları bombardımana tutarak, 45 sivilin ölmesine, 72'sinin de yaralanmasına sebep oldu.

Geri çevrilen heyette yer alan isimler şöyle: İHD Genel Başkan Yrd. Osman Baydemir, Diyarbakır İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Zülküf Karatekin, ÇHD (Çağdaş Hukukçular Derneği) Başkanı Ali Ersin Gür, Mazlum-Der Genel Başkan Yrd. Şeyhmus Ülek, kadın savunucusu ve gazeteci-yazar Ayşe Düzkan, Demokrasi Platformu Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Işıktaş ile İHD Yönetim Kurulu Üyesi Reyhan Yalçındağ. (Mithat ŞENGÖZ)




Medyakronik ses verdi

Kürşat Bumin'in Yeni Binyıl'da işine son verilmesine yönelik tepki vermemekle eleştirilen Medyakronik sitesi, konu hakkındaki ilk yorumunu dün yayınladı.

Sitenin editörlerinden olan Kürşat Bumin, başına gelenleri www. medyakronik.com sitesinde anlattı.

25 Ağustos'ta yayınlanması gereken yazısını sayfada göremeyince Yeni Binyıl'ın Genel Yayın Yönetmeni Ergun Babahan'ı arayan; ancak ertesi gün konuşabilen Bumin'in aldığı cevap, 'artık ekonomi ağırlıklı bir gazete isteyen patronun mevcut yazarlardan sadece ikisini istediği' şeklindeydi.

5 ay önce Yeni Şafak' tan kadrolu olarak transfer edilen Bumin, kendisine uygulanan, 'telefona çıkmayarak durumu anlatma' yöntemini kaba bulduğunun altını çizdi.

Patronun hoşuna gitmemiş

Bumin'in, internetteki konuya ilişkin yorumu, medyamızın durumunu özetledi: "Besbelli ki, doğrudan hükümete ya da hükümetin uyguladığı politikalara ilişkin yazdığım yazılar "patron"un hoşuna gitmemiş, kendisinin de bir genel yayın yönetmeni olarak pek fazla bir yetkisi olmadığından (yani bir bakıma Cumhurbaşkanı gibi "sorumsuz" olduğundan!) işime son verilmişti. Yani bir bakıma şöyle bir şey: Cumhurbaşkanı'ndan dönen "kararname"nin "bâtıl" olduğu anlaşılmışsa da, bu hayırlı şeyi gazetemizde niçin uygulamayalım? İşte size, "hür dünya"da bırakın Yeni Binyıl'ı eski Binyıl'da bile az rastlanan hikayelerimizden birisi. Ve ben bir kez daha kanaat getirdim ki, Türkiye'nin asıl problemi diğer "kuvvetler"den çok önce medyadır!" (Zafer ÖZCAN)




Zafer coskusu

30 Ağustos Zafer Bayramı devlet-millet kaynaşmasına dönüştü. Yurt genelindeki kutlamalar büyük ilgi gördü. Ankara'daki törene Cumhurbaşkanı Sezer de katıldı.

Kurtuluş Savaşı'nda, Atatürk'ün liderliğindeki Türk ordusunun düşmana bitirici darbeyi indirdiği gün olan 30 Ağustos'un 78. yıldönümü, tüm yurtta coşkulu "Zafer Bayramı" törenleriyle kutlandı. Zafer Bayramı ve Türk Silahlı Kuvvetleri Günü kutlamaları Başkent'te Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu ve kuvvet komutanlarının Anıtkabir'i ziyareti ile başladı. Kıvrıkoğlu, Atatürk'ün kabrine üzerinde "Türk Silahlı Kuvvetleri" yazılı çelenk bırakarak saygı duruşunda bulundu, ardından Anıtkabir özel defterini imzaladı. Kıvrıkoğlu, daha sonra Genelkurmay'da tebrikleri kabul etti.

Taksim'de tören

İstanbul'daki ilk tören ise Taksim Cumhuriyet Anıtı'nda yapıldı. İstanbul Valisi Erol Çakır, 1. Ordu Komutanı Orgeneral Necdet Timur, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ümit Özerol ile askeri ve sivil kurum temsilcilerince anıta çelenk konulmasının ardından, saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu. Ayrıca Edirnekapı Şehitliği'nde de tören düzenlendi. Saygı duruşunun ardından 4 manga asker tarafından saygı atışı yapıldı.

Vatan'da geçit merasimi

Kutlamalar çerçevesinde, İstanbul Vatan Caddesi'nde de bir resmi geçit töreni yapıldı. Törende, 66. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral İsmail Hakkı Pekin, tank üzerine çıkarak, TSK adına bir konuşma yaptı. İstiklal Savaşı gazisi 90 yaşındaki Eyüp Zincir, törene her yıl katıldığını belirterek, askerleri görünce eski günlerinin canlandığını söyledi.

Törenlerin ardından 1. Ordu Komutanı Orgeneral Necdet Timur ile 3. Kolordu ve Batı Garnizon Komutanı Korgeneral Hüseyin Göksu, Harbiye Orduevi'nde tebrikleri kabul ettiler. Buradaki törene, İstanbul Valisi Erol Çakır, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ümit Özerol, İstanbul Rum Ortodoks Patriği Bartholomeos, Türkiye Ermenileri Patriği II. Mesrob da katıldı.

Öte yandan "Zafer Bayramı" İzmir, Şanlıurfa, Bursa, Kayseri, Antalya, Bolu, Adana, Samsun, Çanakkale, Edirne, Eskişehir ve Güneydoğu illerinde de törenlerle kutlandı.

Bu arada Siirt'te 3. Komando Tugay Komutanlığı Omurtak Kışlası'ndaki törene HADEP'li Siirt Belediye Başkanı M.Selim Özalp, listede ismi olmadığı gerekçesiyle alınmadı.




TÖRENDE akredite ayıbı

30 Ağustos Zafer Bayramı ve Türk Silahlı Kuvvetleri Günü kutlamaları çerçevesinde, Ankara AKM'de düzenlenen törene, ilk defa bazı basın organlarına mensup gazeteciler alınmadı.

Gazeteciler, 30 Ağustos Zafer Bayramı'nda da 'akredite ayıp ve ayrımcılığı' ile karşılaşmanın derin üzüntüsünü yaşadılar. Gazetecilere, Basın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü'ne Anıtkabir ve AKM'de yapılacak kutlamalar için önceden başvuruda bulunulmalarına karşın, "Akredite değilsiniz" denildi. TSK ve Genelkurmay'ın etkinliklerini ve törenlerini akredite politikası nedeniyle bir süredir izleyemeyen gazeteciler, ilk defa Zafer Bayramı'nın coşkusunu da yaşayamadı. Ankara ZAMAN




Kahramanlar unutulmasın

TBMM birinci dönem Doğubeyazıt Milletvekili Atıf Efendi'nin oğlu Bayazıt, 20 yıl önceki kutlamalarda Atatürk'ün silah arkadaşları-nın da anıldığını, şimdi ise bunun unutulduğunu söyledi.

30 Ağustos Zafer Bayramı, dönemin şahitlerince başka anlam taşıyor.

Cumhuriyetin kurucularından Doğubeyazıt Mebusu Atıf Efendi (Beyazıt)'nin oğlu Akengin Bayazıt, bu memlekete hizmet eden herkesin hayırla yad edilmesi gerektiğini belirterek, "Çünkü biz onların sayesinde bu topraklarda özgürce yaşıyoruz." dedi. Kendisini Atatürkçü olarak nitelendiren 67 yaşındaki Akengin Bayazıt, Zafer Bayramı'nın 78'inci yılında Atatürk ile birlikte silah arkadaşlarının da anılması gerektiğini söyledi.

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucularından, TBMM birinci dönem Doğubeyazıt Milletvekili Atıf Efendi (Beyazıt)'nin oğlu Akengin Bayazıt, Mareşal Fevzi Çakmak'ın Eyüp'teki kabri başında 20 yıl öncesine kadar her 30 Ağustos'ta törenler yapıldığını hatırlattı. Cumhuriyetin kolay kurulmadığını vurgulayan Bayazıt, "30 Ağustos Bayramı'nın kutlandığı gün, Atatürk ile birlikte Mareşal Fevzi Çakmak ve Kazım Karabekir Paşa gibi birçok değerli silah arkadaşının da hatırlanması gerekirdi." diye konuştu. Hayatını bu memleket için vakfetmiş Mareşal Fevzi Çakmak'ın Büyük Taarruz'u kazanan ordunun mareşali olduğuna dikkat çeken Bayazıt şunları söyledi: "Ama bugün o büyük zaferin kahramanlarını da diğer ünlü komutanları da unuttuk. Atatürkçüyüm diyen bir insanın, Atatürk'ün arkadaşlarını da sevmesi, sayması ve hatırlaması lazım. Bizim en büyük günahımız unutkan bir millet olmamız." (Şamil KUCUR)




KKTC'DE 30 Ağustos COŞKUSU

30Ağustos Zafer Bayramı KKTC'de de törenlerle kutlandı.

Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Şükrü Sarıışık Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı'nın Ortaköy'deki tesisinde tebrikleri kabul etti. Dr. Fazıl Küçük Bulvarı'ndaki törenlere Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş da katıldı. Törenlerde gerçekleştirilen paraşüt gösterisi de ilgiyle izlendi.

TEOMAN TURAN / Lefkoşa ZAMAN




Başkentte TÖREN

Ankara AKM'de düzenlenen merasime Cumhurbaşkanı, Başbakan, parti liderleri, bakanlar ve askeri yetkililer katıldılar.

30 Ağustos kutlamaları çerçevesinde, Atatürk Kültür Merkezi tören alanında, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve devlet erkanının katılımıyla bir tören düzenlendi. Kara Harp Okulu'nu birincilikle bitirerek TSK saflarına katılan Piyade Teğmen Fatih Cesur, bir tankın üzerinden yaptığı konuşmada, 30 Ağustos'un önemine değinerek, bu zaferin Türk milletine layık olduğu bağımsızlık ve özgürlük yolunu açtığını ifade etti. Teğmen Cesur, "Davamız büyüktür. Türk milleti asla yolundan dönmeyecektir." dedi.

Mazlum milletlere örnek mücadele

30 Ağustos Zaferi'nin bağımsızlık mücadelesi veren mazlum milletlere örnek olduğunu kaydeden Teğmen Cesur, TSK'nın, her zaman olduğu gibi, bugün de Türk ulusunun yılmaz bekçisi olmaya devam ettiğini söyledi. Zırhlı Birlikler Okulu ve Eğitim Tümen Komutanı Tümgeneral Zafer Özkan da tören komutanı sıfatıyla aynı tankın üzerinden bir konuşma yaptı.

Konuşmaların ardından TSK Paraşüt Takımı'nın 3000 metreden yaptığı atlayışlarıyla gösteri başladı. Türk Hava Kuvvetleri Akrobasi Timi "Türk Yıldızları"nın gösterisi ise nefes kesti.

Büyük katılım

Törene, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, TBMM Başkanı Vekili Ali Ilıksoy, Başbakan Bülent Ecevit, Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu, Danıştay Başkanı Erol Çırakman, Yargıtay Başkanı Sami Selçuk, anamuhalefet partisi FP'nin Genel Başkanı Recai Kutan, Devlet Bakanı ve Başbakan yardımcıları Devlet Bahçeli ve Mesut Yılmaz, çok sayıda bakan, kuvvet komutanları ve Jandarma Genel Komutanı, CHP Genel Başkanı Altan Öymen, siyasi partilerin temsilcileri, yabancı misyondan temsilciler, subay ve astsubaylar katıldılar.




Törene hüzün karıştı

Şanlıurfa'nın Ceylanpınar ilçesinde, 30 Ağustos kutlamaları için tören alanına giden askeri araç devrildi, 1 er şehit oldu, 8 er yaralandı.

Dün sabah saat 08.00 sıralarında Ceylanpınar 1. Hudut Taburu'na ait Öner Öztetik yönetimindeki askeri araç, törene katılmak üzere ilçe merkezine giderken şarampole devrildi. Kazada, sürücü Öner Öztetik şehit olurken, Gökhan Özer, Ümit Olgun, Serdar Arslan, Hüseyin Yavuz, Ersin Çelik, Mehmet Kore, Aslan Cumadeli ve Murat Karaaslan yaralandı. Yaralılar, Viranşehir ve Ceylanpınar devlet hastanelerinde tedavi altına alındılar. Şehit olan er Öner Öztetik'in cenazesinin, doğum yeri olan Bursa'ya gönderileceği belirtildi. VİRANŞEHİR



| Ana Sayfa | Haber İndeksi | Güncel | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 454 1 454 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.