Bir yanda yolsuzluk, bir yanda yoksulluk...
Birkaç gün önce sonuçları açıklanan bir anket, "Türkiye'nin gerçek gündemi"yle ilgili bir hatırlatma gibiydi. POLAR tarafından 21 ilde yapılan araştırmaya göre ülkemizde en önemli sorun, yüzde 39,7 ile enflasyon ve işsizlik.
Diğer sorunların sıralanması ise şöyle:
Mafya ve çeteler: % 18,3
Siyasî istikrarsızlık: % 12,4
Trafik: % 11,4
İnsan hakları ve demokrasi: % 9,2
İrtica: % 3,4
Eğitim: % 3,1
Terör: % 2,5
Anketler şüphesiz mutlak gerçeği söylemiyor. Meselâ bana göre eğitim en az trafik, mafya ve çeteler kadar önemli bir sorun.
Ancak son anketin yine de bir dili var. Meselâ Türk Silahlı Kuvvetleri'nin teröre karşı yürüttüğü kararlı mücadele ve bunun sonucunda PKK liderinin bize teslim edilmesi gerçekten terör belâsını kamuoyu nezdinde unutturmuş gibidir.
Anketin çarpıcı sonuçlarından biri, irticayı en önemli sorun olarak görenlerin oranının yüzde 3,4 olmasıdır. "İrtica"nın ne olduğunun hukuken tarif edilmesi ve inancını yaşayan Müslümanların bu töhmet ve karalamadan kurtarılması, önemini koruyan ayrı bir konudur. Bizim dikkat çekmek istediğimiz husus, medyanın durmadan "irtica" yayını yapmasına rağmen halkın buna itibar etmemesidir.
Kamuoyunun, "mafya ve çeteler" konusunu ikinci önemli ülke sorunu olarak görmesi de düşündürücüdür. ABD ve AB'nin de olumlu bulduğu "Türkiye'nin bağırsaklarını temizlemesi" çabalarına halkımız destek vermektedir. Aynı ankette İçişleri Bakanı Sayın Tantan'ın en başarılı bakan olarak görülmesi bu desteğin ifadesidir.
Gelelim halk nazarında en önemli sorunun hayat pahalılığı ve işsizlik olmasına. Evet halkın gerçek derdi budur. Yolsuzluk ve çürüme, yoksulluğun öfkesini ve acılarını artırmaktadır.
Kirlenmiş yapıyı dikkatlerden uzak tutmak için siyasilerin ikide bir gündem değiştirmesi, halka açlığını, işsizliği ve acılarını unutturmamaktadır.
Türkiye'de en yoksul yüzde 20'lik nüfus ile en zengin yüzde 20'lik nüfus arasındaki gelir farkı 10 kattan fazladır. Gelir dağılımındaki adaletsizlik; yoksulluğu, sefaleti ve günahları artırmaktadır.
Yolsuzluk haberleriyle her gün ilân edilen kirlenme ise milletçe ruh sağlığımızı tehdit etmektedir.
Aksiyon dergisi bu hafta "yolsuzluk birinci tehdit olacak" diyerek konuyu kapağına taşıdı.
Adnan Öksüz ve Cevdet Gengörü tarafından hazırlanan kapak dosyası içinde Yolsuzlukla Mücadele Derneği Başkanı eski parlamenter ve emekli yarbay Tevfik Diker'le yapılmış bir de röportaj var. Diker, "Yolsuzluk Türkiye'nin çok önemli bir sorunu olduğuna göre MGK gündemine girmelidir." diyor. Bu konuda Cumhurbaşkanı Sezer'e 5 Ağustos'ta bir talepte bulunduklarını da söylüyor.
Yolsuzluklar önlenmeden, yoksulluğun önlenmesi mümkün değil.
Verilere göre Türkiye, kirlenmede dünya üçüncüsü.
Siyasîler, seçim meydanlarında birbirlerine en ağır suçlamaları yöneltiyor; ama Meclis'te aynı siyasîler birbirlerini aklama yarışına giriyorlar.
Denetim mekanizmaları siyasîlerin elinde. Yolsuzluklarla mücadelede adına "Paraşüt", "Balina", "Matador" denilen operasyonlar yapılıyor; ancak hep piyonlar yakalanıyor. Yukarılara, daha yukarılara hiçbir zaman çıkılamıyor.
Halkın kafasındaki şu soru bir türlü giderilemiyor: "Siyasetçi, bürokrat ve medya tarafından korunmasalar, kollanmasalar, isimlerini öğrendiğimizde dudaklarımızın uçuklayacağı insanlar, böylesine büyük yolsuzluklar yapabilir mi? Bankaların içi böylesine rahat boşaltılabilir mi?"
Benim de iki sorum var:
Devlet, yolsuzluklarla mücadelenin gerektiğine, terörle mücadelenin gereğine inandığı gibi inanıyor mu? Bu konuda bir devlet iradesi var mı?
İkincisi, "haramı-helâli bilen, devlet malını namusu gibi koruyan ve kul hakkını yemekten korkan nesiller ve yöneticiler istiyoruz.." demek neden suç oluyor?
h.gulerce@zaman.com.tr
Yazarımızın en son yazıları
01/
08/
2000...
Devlet, devlet olmalı....
03/
08/
2000...
Gürüz Japon olsaydı...
08/
08/
2000...
İmzalamayacak...
10/
08/
2000...
İmzalamadı... Artık değişim zamanı
15/
08/
2000...
Sınavdan geçen Gülen değil...
17/
08/
2000...
Depremden ders çıkarmanın şartı nedir?
22/
08/
2000...
EXPO 2000 ve Türkiye'nin mesajı
24/
08/
2000...
Sahi bu kriz neden çıkartıldı?
29/
08/
2000...
Kirlenmiş yapı ve Gülen'in vazifesi
|