Yanlarına kalmayacak
Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel, fon kapsamına alınan bankalar için bugüne kadar 2,6 milyar dolar kaynak aktarıldığını, zararın ise 7 milyar dolar seviyesinde olduğunu açıklarken, BDDK Başkanı Temizel, bankaların içini boşaltanların yanlarına kâr kalmayacağını söyledi.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) resmen faaliyet geçti. Kurum ile Merkez Bankası ve Hazine Müsteşarlığı arasında dün bir protokol imzalandı. Böylece Merkez Bankası ve Hazine Müsteşarlığı bankaların denetlenmesi ile ilgili görevlerini BDDK'ya devrettiler.
BDDK Başkanı Zekeriya Temizel, Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel ve Hazine Müsteşarı Selçuk Demiralp dün ortak basın toplantısı düzenleyerek Hazine'nin bankacılık işlemlerini BDDK'ya devreden bir protokol imzaladılar.
Hesap sorulacak
BDDK Başkanı Temizel, geçmişte yasalara aykırı yollarla bankaları boşaltanların ya da kötü yönetimlerden yararlanarak usulsüz kredi alanların yaptıklarının yanlarına kâr kalmayacağını da söyledi. 4389 Sayılı Bankalar Kanunu'nun banka boşaltılmalarını engellemek, buna neden olan yasal boşlukları ortadan kaldırmak için etkili yaptırımlar getirdiğine işaret eden Temizel, kurumun bu konuda gerekeni yapacağını, bankaların içlerinin boşaltılmasına kesinlikle olanak vermeyeceğini ifade etti.
Temizel, "Yasaların verdiği yetkiler sonuna kadar kullanılacak, yasalara aykırı olarak kullanılan kaynakların tahsili için tüm olanaklar değerlendirilecektir. kötü aktif olarak bankalar bünyesinde yer alan bu tür alacaklar fon bünyesinde oluşturulan Varlık Yönetim Birimi tarafından devralınacak ve süratle tahsil edilmeye çalışılacaktır." dedi.
Zekeriya Temizel, Fon'daki bankaların sisteme kazandırılması sırasında gereken kaynağın, Hazine'den özel tertip devlet iç borçlanma senedi olarak alınacağını, bu borç ve faizlerin, Fon tarafından Hazine'ye bir plan dahilinde geri ödeneceğini kaydetti.
"Fon kapsamındaki 8 bankanın satış yönteminin ne olacağı ve mevduatın güvence altında kalıp kalmayacağı" sorusuna ise Temizel ve Erçel birlikte cevap verdiler. Temizel, şu anda mevduat güvencesinin sınırlı da olsa devam etmekte olduğunu belirterek, "Yüzde 100 güvence hemen kalkamaz. Ama getirilen düzenleme ile devlet güvencesi devam ediyor." dedi.
Temizel protokol töreninden sonra, "Fondaki bankaları yıl sonuna kadar elden çıkarmayı öngörüyor musunuz?" şeklindeki bir soruya "İnşaallah." cevabını verdi ve bu bankaların satışının kamuoyunun içine sinebilecek bir yöntem olacağını da söyledi. Temizel, yabancıların fondaki bankalara ilgisi ve hepsinin bir anda satışına ilişkin sorulara karşılık, bu aşamada henüz bilgi veremeyeceğini ifade etti. Kamuoyunda, kurulun resmen kurulduktan sonra bazı bankalara el koyabileceği yönündeki soruları da cevaplayan Temizel, el konulması düşünülen yeni banka olmadığını, bankacılık sektörünün ciddi bir mesele olduğunu ve bu tür spekülasyonların çıkarılmasının doğru olmadığını kaydetti. Hazine Müsteşarı Demiralp de "Bunların hepsi faraziyedir. Bunların gerçeklerle alakası yok." diye konuştu.
Zarar 7 milyar dolar
Fona geçen bankalara bugüne kadar 2,6 milyar dolar kaynak aktarıldığını açıklayan Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel de, bu bankaların batırılmasında sorumluluğu bulunduğu tespit edilen 74 kişiden mal beyanı istendiği, 23 kişinin mal beyanı vermediği yada eksik beyanda bulunduğu, 80 kişinin mallarına tedbir konulduğunu, 41 kişinin yurtdışına çıkış yasağı getirildiğini, 44 kişinin iflasının istendiği bilgilerini verdi. Gazi Erçel, batan bankaların zararlarının her geçen gün değişip arttığını ve Hazine'den BDDK'ya verilecek krediyle birlikte bu zararın 7 milyar dolar seviyesinde bulunduğunu açıkladı.
Yaşarbank hatırlatması
Başkan Erçel'in, fon kapsamındaki bankalardan Yaşarbank'ta görev almasının hatırlatılması üzerine, 1989-1995 arasında Yaşar Holding'de görev yaptığını belirten Erçel, o dönemde Türkiye'nin oldukça zor dönemlerden geçtiğini söyledi. "Her bankanın ayrı bir hikayesi vardır." diyen Erçel, o dönemdeki çalışmasına ilişkin detaylı soruları da cevaplandırabileceğini bildirdi.
Zekeriya Temizel, kamu bankalarına görev verilmesi halinde kaynağın da verilmesi gerektiğini söyledi. Temizel, "Bundan sonra bu tür uygulamalarda, kamu bankalarına belirli konularda görev verilmesine imkan veren yasalar yürürlükte ise bu görevler belirlenir. Böyle durumlarda doğru olanı, olağan olanı, istikrar programı gereği kaynağının da verilmesidir." dedi. (Ankara ZAMAN)
Protokolde neler var?
Hazine Müsteşarlığı'nın bankacılıkla ilgili görevlerini BDDK'ya devrini içeren protokolü Hazine Müsteşarı Selçuk Demiralp, BDDK Başkanı Zekeriya Temizel ve Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel imzaladılar.
Üç kurum arasında imzalanan protokol, bu kuruluşlar arasında bilgi toplama, bilgilerin paylaşımı ve koordinasyonu konularını düzenliyor. Protokole göre, bu kuruluşlar ihtiyaç duydukları bilgileri, ek protokollerle belirlenecek esas ve usullere uygun olarak, düzenli ve kesintisiz bir şekilde birbirlerine aktaracaklar. Bu kurumların başkan veya başkan yardımcıları her ay toplantı yaparak mali sistemin istikrarı ile ilgili görüş alışverişinde bulunacaklar. Paylaşıma konu bilgilerin kullanıldığı basın, yayın ve diğer araçlarda kaynak belirtilmesi zorunlu olacak. Bilgiler gizli tutulacak.
Kurumların yeni görevleri
Hazine Müsteşarlığı
Ekonomik politikaların tespitine yardımcı olmak,
İkili ve çok taraflı ekonomik ilişkiler, uluslararası ve bölgesel ekonomik ve mali kuruluşlarla ilişkiler,
Yabancı ülke ve kuruluşlardan borç ve hibe alınması ve verilmesi,
Ülkenin finansman politikaları çerçevesinde sermaye akımlarına ilişkin düzenleme ve işlemlerin yapılması,
Kamu bankalarıyla ilgili pay sahipliğinin gerektirdiği her türlü işlemi yapmak, bu bankaların faaliyetlerinin mevzuat hükümlerine uygun olarak yürütülmesini takip etmek, bu bankaların etkin ve verimli çalışmasını sağlamak ve özelleştirilmelerine hazırlık amacıyla gerekli tedbirleri almak,
Banka dışı mali kurumların faaliyetlerine ilişkin düzenleme yapmak, uygulamak ve denetlemektir.
Merkez Bankası
Para ve kredi politikasının fiyat istikrarını sağlayacak bir biçimde yürütmek ve milli paranın iç ve dış değerini korumak amacıyla gerekli tedbirleri almak,
Ekonominin likidite gereksinimini fiyat istikrarını gözeterek karşılamak,
Yurtiçi ve yurtdışı ödemeler sisteminin aksamadan yürütülmesini sağlamak amacıyla sistemde ortaya çıkabilecek problemleri tespit etmek ve riske yol açmasını önlemek,
Mali sistemde faaliyet gösteren kuruluşların müşterilerinin risklerini merkezileştirmek ve müşterilerinin sektör genelindeki riskleri konusunda bu kuruluşları bilgilendirmek,
Bankacılık sisteminde belirsizlik ve güvensizlik oluşması sebebiyle fon çekilişlerinin hızlanması halinde bu durumun mali sektörün genelinde yayılmasını önlemek amacıyla gerekli tedbirleri almaktır.
BDDK
Bankalar Kanunu ve diğer mevzuatın düzenlemeler de yapmak suretiyle uygulanmasını sağlamak, uygulamayı denetlemek ve sonuçlandırmak,
Tasarrufların güvence altına alınmasını temin etmek, tasarruf sahiplerinin haklarını ve bankaların düzenli ve emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye sokabilecek ve ekonomide önemli zararlar doğurabilecek her türlü işlem ve uygulamaları önlemek,
Mali piyasalardaki güven ve istikrarın sağlanması ve ekonomik kalkınmanın gereklerini de dikkate alarak kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasını ve bu çerçevede etkin bir risk protokolü sisteminin oluşturulmasını sağlamak üzere gerekli tedbirleri almak ve uygulamak, bankaların devir, birleşme ve tasfiyesine ilişkin işlemleri yürütmek, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nu idare ve temsil etmek.
Tekstil işkolunda pazarlık başladı
Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası Yönetim Kurulu Başkanı Halit Narin ve Türkiye Tekstil Örme ve Giyim Sanayii İşçileri Sendikası Yönetim Kurulu (TEKSİF) Başkanı Zeki Polat, 18. dönem toplu iş sözleşmesi görüşmeleri için bir araya geldi.
Halit Narin ve Zeki Polat imzasıyla yapılan ortak açıklamada, görüşmelerde, tekstil sektöründeki problemlerin devam ettiği, istihdamda büyük bir daralmanın yaşandığı ve rekabet koşullarının zorlaştığı, sektörde önemli bir üretim kaybının meydana geldiği konularında tarafların uzlaşmaya vardığı belirtildi.
Dahilde İşleme Rejimi'nin amacından saptırılarak, kaçak mal girişine yol açmasının yanında sigortası olmayan, vergi ve toplu iş sözleşmesi düzenine uymayan bir kayıtdışı ekonominin varlığının, haksız rekabeti körüklediği vurgulanan açıklamada, şöyle denildi: "Tekstil sanayicisinin bu rekabet ortamında varlığını sürdürmesi ve çalışanları tatmin edecek bir toplu iş sözleşmesinin yapılmasının zorlaştığının dikkate alınarak, bu konuların çözümü için hükümetin birtakım acil kararlarına ihtiyaç bulunduğu tespit edilmiş ve müştereken hükümet nezdinde gerekli temasların yapılmasına karar verilmiştir."
Genel Müdür Özcan görevinden tekrar alındı
SSK Genel Müdürlüğü'nden 7 ay önce alınan Zekai Özcan, Danıştay'da açtığı davayı kazanarak döndüğü eski görevinden aynı gün içinde tekrar alınarak Çalışma Bakanlığı Müsteşar Yardımcılığı'na atandı.
Geçen pazartesi günü SSK Genel Müdürlüğü'nde işbaşı yapan Özcan'a iki saat sonra Çalışma Bakanlığı Müsteşarı Fikri Şahin tarafından yeni görevlendirme yazısı tebliğ edildi. Bakan Okuyan'ın onayı ile Özcan, SSK Genel Müdürlüğü görevi saklı kalmak üzere müsteşar yardımcılığı görevine atandı. SSK Genel Müdürü İlker Başaydın Özcan'a yer açmak için müşavirlik kadrosuna kaydırılırken, Genel Müdürlüğe vekaleten Genel Müdür Yardımcısı Demirhan Atasoy getirildi. Aynı zamanda SSK Yönetim Kurulu üyesi de olan Zekai Özcan, 7 ay önce Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan'ın isteği doğrultusunda koalisyon protokolü gereğince dörtlü kararname ile alınmıştı. Karar üzerine Danıştay'da açılan davayı görüşen 5. Daire, Zekai Özcan'ın görevine dönmesini kararlaştırdı. Ekonomi Servisi
IMF Telekom’da ısrarlı
Ankara'da ilk görüşmesini Hazine Müsteşarı ile yapan IMF Türkiye Masası Şefi Cottarelli, özelleştirmeye hız verilmesini ve Türk Telekom ihalesinin bir an önce yapılması gerektiğini söyledi.
IMF Türkiye Masası Şefi Carlo Cottarelli, Türkiye temasları çerçevesinde, para ve maliye politikası alanlarında ne gibi önlemlerin alıp alınmayacağını, 2001 yılı bütçesi çerçevesinde ele alacaklarını bildirdi.
Cottarelli, Hazine Müsteşarı Demiralp ile yaklaşık bir saat süren görüşmeden sonra, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Cottarelli, üçüncü gözden geçirme incelemeleri için Ankara'ya geldiklerini belirtirken, geçen dönem içinde mali politikalarda önemli gelişmeler elde edildiğini, faiz dışı fazla artarken, faizlerde düşüş yaşandığını söyledi. Cottarelli, "Ekonomi açıkça toparlanış içinde. Geçen yıl üretimde yaşanan büyük düşüşten sonra, bu yıl ekonomi toparlanmaya başladı. Yapısal alanlarda da gelişmeler kaydedildi." dedi. Özelleştirme ve Türk Telekom'un özelleştirilmesinde daha çok ilerleme kaydedilebileceğine işaret eden Cottarelli, şöyle devam etti: "Cari işlemler dengesi konusu, yakın bir şekilde izlenmelidir. Özellikle petrol fiyatlarındaki artış ve ekonominin yeniden canlanmasıyla artan ithalat, cari işlemler dengesini ve enflasyonu etkileyen unsur oldu."
Öte yandan Adana'da bir grup Cottarelli'yi protesto etti.
"İnce ayar" yok
Cottarelli ile görüşen Hazine Müsteşarı Selçuk Demiralp, şu aşamada ekonomide önlemi gerektiren bir durum olmadığını, enflasyon hedefinde de büyük bir sapma olmayacağını bildirdi. Demiralp, Hazine binasındaki ilk görüşme sonrası gazetecilerin sorularını yanıtlarken, uygulanan ekonomik programa ilişkin hedeflerde bir sapma olduğunu düşünmediğini söyledi. Demiralp, uygulanan mali ve kur politikalarının iyi işlediğini söyldi. Demiralp, ekonomide "ince ayar" bir düzenlemeye ihtiyaç olup olmadığına ilişkin soruya karşılık, "Sizin tabirinizle ince ayar durumu yok. Ekonomi dinamik bir olay. Dinamik bir gelişme durumunda önlem alınması gerekir. Ancak şu anda önlem alınmasını gerektiren bir durum ortaya çıkmamıştır." diye konuştu.
Görüntülü cep telefonu
Faksı Türkiye'ye ilk getiren firma olan Tekofaks, şimdi de Türk halkını görüntülü cep telefonu ile tanıştıracak.
Tekofaks Panasonic, 3. nesil mobil telefon teknolojilerinden ilki olan W-CDMA (Geniş Bandlı Kod Bölümlemeli Çoklu Erişim) teknolojisini tanıtan Tekofaks Komünikasyon Genel Müdürü Burçin Orhon, bu yeni ürünün 2001 yılında Japonya'da 2003 yılında ise dünyada kullanıma sunulacağını kaydetti.
Büyüme hedefe uygun
DİE, Türkiye'nin GSMH'nin, bu yılın ilk yarısında yüzde 4,3 büyüdüğünü açıkladı. Rakamlar yıl sonu hedefi olan yüzde 5,5 için umut verdi.
Türkiye, nisan-haziran dönemini kapsayan yılın ikinci üç aylık döneminde yüzde 4,4, yılın ikinci yarısında ise yüzde 4,3 büyüdü. Açıklanan rakamlar Hükümetin yıl sonu hedefi olan yüzde 5,5'lik büyümeye yakın. Uzmanlar yıl sonu hedefinin tuturulabileceğini söylüyorlar.
Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE), 2000 yılının ikinci üç aylık dönemine ilişkin Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) ile harcama yöntemiyle hesaplanan gayri safi yurtiçi hasıla (GSYİH) ve gelir yöntemi ile hesaplanan 1999 yılı GSYİH sonuçlarını açıkladı.
Açıklamaya göre, GSYİH, nisan-haziran döneminde yüzde 5,8, yılın ilk yarısında ise yüzde 5,7 büyüdü.
Nisan-haziran döneminde, GSMH cari fiyatlarla 27 katrilyon 512 trilyon 379 milyar lira, 1987 fiyatları ile ise 28 trilyon 25 milyar lira oldu. Bu dönemde GSMH'deki cari fiyatlarla artış, geçen yılın ikinci üç aylık dönemine göre yüzde 66,2 oldu.
Geçici verilere göre, yılın ikinci üç aylık döneminde, tarım sektörü yüzde 2,3, sanayi sektörü yüzde 4, inşaat sektörü yüzde 1,3, ticaret sektörü de 10,6 büyüdü. Aynı dönemde, ulaştırma ve haberleşme sektöründe yüzde 3,4, mali kuruluşlar sektöründe yüzde 3,1 büyüme kaydedilirken, ithalat vergilerindeki artış yüzde 26,3 düzeyinde gerçekleşti.
6 aylık veriler
Yılın ilk yarısında, tarım sektörü yüzde 1,7, sanayi sektörü yüzde 3,5, ticaret sektörü yüzde 10,4, ulaştırma ve haberleşme sektörü yüzde 4,5 büyürken, inşaat sektöründe yüzde 0,4 oranında daralma oldu. Bu dönemde, ithalat vergilerinde yüzde 29,2 artış gerçekleşti.
Yılın ilk yarısında, özel nihai tüketim harcamalarında yüzde 5,8 artış kaydedilirken, devletin tüketim harcamalarındaki artış yüzde 6,9 oldu. Bu dönemde, gayri safi sabit sermaye oluşumunda yüzde 15,8, mal ve hizmet ihracatında yüzde 11,9 ithalatında yüzde 19,1 artış yaşandı.
Türkiye'nin bu yılın ilk yarısındaki GSMH'si, cari fiyatlarla 48 katrilyon 870 trilyon 185 milyar lira, 1987 fiyatları ile ise 51 trilyon 60 milyar lira oldu.
Devlet İstatistik Enstitüsü'nün (DİE) verilerine göre, yılın ilk yarısında GSMH'nin gelişme hızı, cari fiyatlarla yüzde 69.1, sabit fiyatlarla da yüzde 4.3 düzeyinde gerçekleşti. Bu dönemde zımni fiyat deflatörü yüzde 62.1 oldu. Yılın ikinci üç aylık döneminde GSMH cari fiyatlarla yüzde 66.2, sabit fiyatlarla yüzde 4.4 artarken, zımni fiyat deflatörü yüzde 59.2 oldu.
Merkez Bankası'nın geçici verilerine göre, dış alem faktör gelirleri, yılın ikinci üç aylık net 159 milyon dolar olurken, işçi dövizi girişi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3.7 azalış ile 1 milyar 161 milyon dolar olarak tahmin edildi. Türkiye'de kamu kesimi imalat sanayi üretimi, bu yılın nisan-mayıs-haziran aylarını kapsayan ikinci üç aylık döneminde, geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 18.1 düşerken, özel kesim üretiminde yüzde 10.9 artış kaydedildi.
DİE verilerine göre, bu dönemde toplam imalat sanayiinde yüzde 3.8'lik bir artış gerçekleşti. İmalat sanayi toplam üretim değeri içinde kamu kesimini payı yüzde 21.2, özel kesimin payı yüzde 78.8 oldu.
GSYİH'deki gelişmeler
Harcamalar yöntemiyle hesaplanan GSYİH sonuçlarına göre, GSYİH'nin yüzde 71.3'ünü oluşturan özel nihai tüketim harcamalarında, yılın ilk yarısında yüzde 5.8 artış olurken, dayanıklı tüketim mallarına yönelik harcamalardaki artış yüzde 26, hizmetler sektörüne yönelik harcamalardaki artış yüzde 12.4 düzeyinde gerçekleşti. Yarı dayanıklı ve dayanıksız tüketim malları, enerji-ulaştırma-haberleşme, konut sahipliği harcamaları geriledi.
Yılın ilk yarısında, sabit fiyatlarla toplam yatırım harcamalarında, geçen yılın ilk yarısına göre yüzde 15.8 artış olurken, bu artış, özel sektör yatırımlarında yüzde 15.3, kamu sektöründe yüzde 17.8 düzeyinde kaydedildi.
Gelir yöntemi ile hesaplanan GSYİH sonuçlarına göre, 1999'da GSYİH, bir önceki yıla göre cari fiyatlarla yüzde 48.2 artarak 77 katrilyon 374.8 trilyon lira oldu. 1999'da, GSYİH'nin yüzde 30.7'sini içgücü ödemeleri, yüzde 6.9'unu sabit sermaye tüketimi, yüzde 11'ini net üretim ve ithalat vergileri, yüzde 51.4'ünü de işletme artığı oluşturdu.
DİE’ye göre GSMH’de sektörlerde, sabit
fiyatlarla gelişmeler tablosunu görmek için tıklayın
PAMUKTA Konsensus arayışları
İzmir'de toplanan Ulusal Pamuk Konseyi, pamukta izlenecek politikaların, konsensus mantığı içinde ve sektörle ilgili tüm kesimlerin görüşleri alınarak belirlenmesi benimsendi.
Toplantıda, Türkiye için stratejik bir ürün olan pamuk ekiminden sürekli bir kaçışın olduğu ve dışa bağımlılığın arttığı vurgulandı.
Ege Bölgesi Sanayi Odası Meclis Salonu'nda yapılan toplantıya başkanlık eden Ege Çiftçiler Derneği Başkanı Hulusi Tanman, toplantının resmi nitelik taşımadığını, "kurucu kurul" olduğunu söyledi. İlk genel kurulunu da yapan Ulusal Pamuk Konseyi'ne Türkiye genelinden davet edilen 129 kurumdan 61'i, 80 temsilci gönderdi.
Toplantının açılışında konuşan İzmir Ticaret Borsası (İTB) Yönetim Kurulu Başkan Vekili Şadi Katırcıoğlu, pamukla ilgili kesimler arasında çatışma değil konsensus olması gerektiğini söyledi. İzmir Ziraat Odası Başkanı Reşid Kurşun da Türkiye'de pamuk üreticisinin maliyetler karşısında ezildiğini, dünya ile tek fiyat düşünenlerin, çiftçiye farkını ödemeleri gerektiğini söyledi. Kurşun, bunlar olmazsa çiftçinin ürün ekmeyeceğini belirtti.
'Pamuk fonu kurulsun'
Tariş Genel Müdür Vekili Kasım Külek Öz ise geçen yıl 800 bin ton olan üretimin bu yıl 739 bin ton olmasının beklendiğini ifade ederek üründen kaçışın sürdüğünü kaydetti. Türkiye'nin yıllık pamuk ihtiyacının 1 milyon 200 bin ton olduğuna dikkat çeken Öz, "Üretim tüketimi karşılamadığı için yıllık 400 bin ton ithal ediliyor. Bu üründe Türk tekstil sektörü her geçen gün dışa bağımlı hale geliyor. Türkiye tutarlı ve istikrarlı bir pamuk politikası uygulamalı." diye konuştu.
Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı Güngör Keşçi de, pamuğun Türkiye için stratejik bir ürün olduğunu kaydederek, "Tekstil ve hazır giyimin ham maddesi olan pamuğun bulunması için çiftçinin desteklenmesi gerekiyor. Bu yıl çiftçiye 20 cent prim verilmeli. Gelecek sezon da ürün ve üretim koşulları dikkate alınarak prim verilmeli. Pamuk fonunun kurulmasını teklif ediyorum. Pamuk fonu ihracatçıların yararlandığı Eximbank fonlarından başlayabilir." dedi. (Ali Rıza KARASU)
SUNA KIRAÇ Yoğun bakımdan çıktı
Rahatsızlığı nedeniyle bir süredir Amerikan Hastanesi'nde tedavi gören, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Suna Kıraç'ın, genel durumundaki düzelme nedeniyle yoğun bakımdan çıkarıldığı bildirildi.
Hastaneden yapılan yazılı açıklamada, Suna Kıraç'ın genel durumundaki düzelmenin belli bir seviyeye eriştiği, bu nedenle doktorların kararı ile Yoğun Bakım Ünitesi'nden çıkarıldığı kaydedildi. Açıklamada, Kıraç'ın tedavisinin sürdüğü belirtildi.
İşadamları Ağrı zirvesinde buluşuyor
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) tarafından Anadolu'daki işadamı, sanayici dernekleri ile dayanışma ve kaynaşma amacıyla kurulan SİAD Başkanlar Kurulu toplantısı bugün Ağrı'da yapılıyor.
Aralarında TÜSİAD Başkanı Erkut Yücaoğlu ve İMKB Başkanı Osman Birsen gibi isimlerin de bulunduğu çok sayıda işadamı ve üst düzey yönetici, bu amaçla Ağrı'ya gitti.
Ağrı Sanayici, İşadamı ve Yöneticileri Derneği tarafından organize edilen SİAD Başkanlar Kurulu toplantısı 16 Kasım 2000 tarihinde Şanlıurfa'da yapılacak 4. SİAD Zirvesi öncesi değerlendirmeler yapılacak. Ağrı'daki toplantılara katılacak Borsa Başkanı Osman Birsen ise KOBİ'lerin sermaye piyasaları yoluyla finansmanı konulu bir konuşma yapacak. Türkiye'nin tarım ve hayvancılık politikalarının da tartışılacağı toplantılarda Doğu Anadolu Projesi hakkında da işadamlarına bilgi verilecek.
Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesinde bulunan İshakpaşa Sarayı ve Meteor Çukuru'nun da ziyaret edileceği programda, Azerbaycan Devlet Flarmoni Korosu tarafından bir konser verilecek. SİAD başkanlar heyeti Diyadin'deki termal bölgeyi de ziyaret edecekler. (Aydın HASKEBABÇI)
|