Bayramda akredite şekeri
Geçtiğimiz yıl, yaşanan deprem afeti dolayısıyla Zafer Bayramı kutlanmamıştı. Henüz enkazını kaldırıp, depremzedelerin yaralarını saramadık. Buna rağmen Zafer Bayramı coşkuyla kutlandı. Silahlı Kuvvetler, yaptıkları gösterilerle "Dosta güven, düşmana da korku saldı."
Yurtdışında, bizim gösterileri seyredip de gerçekten korkan oldu mu? Orasını bilemeyiz. Ancak, asıl gösteriler akşam yapıldı. İç düşman konseptinde yer alanlara korku vermek için seçilmiş medyayla işbirliği yapıldı.
Zaten davetlilerin seçilişi, akredite olmayanların (haber takip etmek için bile) tören alanına alınmayışı, iç düşman konseptinin devam ettiğinin göstergesiydi. Devletten aldıkları teşvik ve kredilerle büyüyen ihale takipçisi medyamız baş köşedeydi. Bir Zafer Bayramı'nı vatandaşın burnundan getirmek ancak böyle olur. Demek ki bayramlardan bile eşit pay almak istenmiyor.
Denize dökülen dış düşmanla barış çubukları tüttürülür, hatta neredeyse törenlere davet edilirken, iç düşmanın daha tehlikeli olduğu mesajları herhalde algılanmıştır.
Anlaşılan, dökülen eğitim düzeni, çarpık ekonomik yapı, bitkisel hayata giren sağlık sistemine rağmen kendimizi çok iyi zannediyoruz. Geçmişte kazanılan zaferlere, yenisini ilave etmek gibi derdimiz de yok.
Dün, gazetelerin birinci sayfalarına baktık. On haberden sekizi karamsarlık taşıyordu.
Yine de Zafer Bayramı'nı tebrik ediyoruz.
Kovboylar
Amerikalı astronot John Glenn 77 yaşında yeniden uzay seferine çıkınca bu Hollwoodlu yapımcılara ilham kaynağı oldu. Şimdilerde Amerika'da vizyona giren bir film var, adı: Space Cowboys, yani Uzay Kovboyları. Filmde NASA'nın yaşları 50'nin üzerindeki 4 astronotu yeniden uzaya çıkararak bir uydu krizini çözmeye çalışmaları konu ediniliyor.
O da bir şey mi? Türkiye'de yıllardır oynayan bir film var: Politics Cowboys. Yaşları hep 50'nin üzerinde ve hep vizyondalar.
Fehriye'nin örgütü
Sonunda Fehriye'nin Belçika'da kalmasına karar verildi. Onu bunu bırakıp terörist Fehriye'yi ve arkasındaki illegal örgütü tebrik etmek lazım. Dava başladı başlayalı bütün gazeteleri ve yazarları mesaj yağmuruna tuttular. Sürekli bilgilendirdiler. Olmadıysa tehdit yoluna gittiler. Ölmeyi ve öldürmeyi göze aldıklarını açıkladılar. Eğer Fehriye Türkiye'ye iade edilseydi, onu ortadan kaldırmayı bile planladıklarını belirttiler.
Türkiye ise, bütün meselelerde olduğu gibi, kendinin haklı olduğuna inandı. Sadece inanmakla kaldı. Arkasından büyük bir gayret göstermedi. Davalı, belki Sabancı'nın katili olmasa bu kadar da gündemde olmazdı. Bir çok vatandaşımız gibi, unutulur giderdi.
Siz şimdiye kadar mağdur edilmiş insanlarımızın devletimiz tarafından sahiplenildiğini hatırlıyor musunuz? Bırakın sahiplenmeyi, mağdur etmesin de!
Tavukla yumurta
Adana'nın İncirlik kasabası Yeni Mahalle'de oturan 70 yaşındaki bir kadın, bir sabah kümese gittiğinde ilginç bir şeyle karşılaşır. En çok sevdiği tavuğu 'Siyah İnci'nin o sabahki yumurtasında bir tuhaflık vardır. Tabii ki ilk aklınıza geldiği gibi altın filan yumurtlamamıştır. Siyah İnci'nin o sabahki yumurtasının üzerinde Arapça 'Allah' yazmaktadır.
Allah'ın yüceliğine inanmak için elbette ki bu tür delillere ihtiyaç duymuyoruz; ama hoşumuza gitmiyor da değil. Zaman zaman üzerinde tabii yollardan Arapça Allah yazılı hayvan, bitki ya da objeler yayınlanır medyada. Yumurtayı
anlatmamızın sebebi ise daha
farklı.
Bir basın organında bu haber verilirken, yanına bir de uzman(!) görüşü sıkıştırılmış. Uzman diyor ki: "Canlı organizmalar uzun süre etrafta aynı şeyleri gördüklerinden, benzer şekilleri yapma özelliğine sahip olabilir. Tahminime göre, bu tavuğa da aynı etken yapılmış olabilir. Bu şeklin çıkması normaldir." Demeye getiriyor ki, tavuğa sabah akşam 'Allah' yazısı göstermişler. O da üzerinde 'Allah' yazan bir yumurta yumurtlamış.
Ne yani şimdi bir tavuk çiftliğinin duvarlarına ünlü ressamların resimlerini assak, bir sürü orijinal tablomuz mu olmuş olacak?
Kuş-ku
Önder Yılmaz'ın gönderdiği enteresan bir fabl var:
Anne kuş, yavrularına öğüt veriyormuş: "Yavrularım, insanoğlu yere eğildiğinde, bilin ki taş alıp size atacaktır. Dikkat edin."
Yavrulardan biri sormuş: "Ya önceden elinde taş varsa?"
Anne kuş demiş: "Sen öğüdünü almışsın!"
Şarkıların söylediği
Taverna müziğinin Türkiye'deki öncüsü Fedon kendisini dinlemeye gelen ünlülere de şarkı söyletiyormuş. Kim neyi söylemiş? Merak ediyorsanız söyleyelim. Çevik Bir, "Şimdi uzaklardasın"ı, Devlet Bakanı Yüksel Yalova da, "Çökertme"yi.
|