İthal otomobil zirveden düşer mi?
Satış sonrası hizmet konusunda yetersiz kalan ithal otomobillerin, zirvede bile olsa burayı koruması zorlaşacak. Çünkü Türkiye'de otomobil tercih hakkı giderek artıyor.
Türk tüketicisi, yerli otomobillerle kıyasladığında hem fiyat hem de konfor olarak ithal olanlarını tercih etmeye başladı. 90'lı yıllarda başlayan ithalat patlaması o günlerde sektörü endişelendirmişti. Dolayısıyla bu tercih ithallerin tüketimini ciddi oranda artırdı.
Türkiye'de faaliyet gösteren ithal otomobilciler zirvede olmanın verdiği rehavetle Avrupa ve ABD'deki kardeş firmalarının aksine Türk tüketicisinin taleplerini görmezlikten gelmeye başlayınca olayın seyri değişecek gibi görünüyor. İthalatçı firmaların Türkiye genel müdürleri, söz konusu sorunla Türk tüketicisi karşılaşınca bu istekleri görmezlikten geliyorlar. Kendi ülkelerinde 'müşteri odaklı' çalışan bu firmaların bazıları Türkiye'de tavır değişikliği sergilemeye başladılar.
Türk tüketicisi üvey evlat
Onlar da çok iyi biliyorlar ki aynı sorunla bir Avrupalı ya da ABD'li tüketici karşı karşıya kalsaydı, firma yöneticilerinin 'paçaları tutuşacak' ve müşteriyi ikna etmenin yollarını arayacaklardı. Dedim ya söz konusu Türk tüketicisi olunca 'standartlar' da alt üst edilerek yerini 'çifte standarta' bırakıyor. Oysa bu pazarda ithal markalar çok iyi tutuluyor ve Avrupalı şirketler için bu bulunmaz bir fırsat.
Bin kişiye Avrupa'da 500, ABD'de 700, Türkiye'de 60 civarında otomobil düşüyor. Bu rakamın dünya ortalaması 90. Görüldüğü gibi rekabet edilecek pazar Türkiye'de daha çok.
İthal firmalar kendi ülkelerindeki tüketicilere gösterdikleri ihtimamı Türk tüketicisine göstermedikleri takdirde bir dönemde yerli otomobillere duyulan güvensizlikten nasiplerini kısa zamanda alacaklar. Çünkü tüketici verdiği paranın karşılığını alamadığını hissettiği an o markadan çok çabuk uzaklaşıyor. Bu tehlike yerli otomobiller kadar ithalleri için de geçerli. İthalatçıların zirveyi korumak için bu eleştirileri göz ardı etmemesi gerekiyor.
Zirveye çıkmak yeterli değil, önemli olan orada kalabilmek.
Opel tazminat ödüyor
Bu köşenin daimi okurları hatırlayacaktır, geçmiş günlerde Opel ile ilgili birkaç kez ciddi sorunlar aktardık. Birçok aile o günlerde airbag'lerin açılmaması sonucu ölümden dönmüştü. Bu vakalar Avrupa'da meydana gelmiş olsa idi aynı firma milyonlarca dolar tazminat ödemek durumunda kalacaktı. Ancak ne o gün ne de bugün Opel'in müşteri odaklı tutumunda bir değişiklik olmadı.
Butün bunları niçin tekrar gündeme getiriyorum. Elime Opel ile ilgili gelen bir mahkeme kararı var da onun için. Opel, Türkiye'deki mahkemelerin ağır işlemesini fırsat bilerek tüketici sorununu çözmeyince İsmail Gürol, firmayı iki yıl önce mahkemeye vermişti. Vectra marka aracı ile ölümden dönen okurumuz, iki yıl süren mahkeme neticesinde davayı kazandı. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi Başkanlığı kararı sonucunda okurumuz Opel'den icra yoluyla 800 milyon lirayı alarak hayır kurumlarına bağışladı.
Gürol, "Dünya pazarında adı duyulan bir ismin Türkiye yöneticilerinin, markanın itibarına yönelik keyfi tasarrufları yapma lüksüne sahip olmaması gerekirken ne yazık ki Opel Türkiye firması, bu lüksü fazlasıyla kullanarak bir tüketici olarak beni hiçe saydı." diyor.
Okurumuz Vectra marka otomobili ile ilgili sorunlar yüzünden iki yıldır mahkemelerde dolaşıyordu. Aracının ayıplı üretildiğini iddia ederek Opel ile defalarca temasa geçen ancak bir sonuç alamayan Gürol, tek çareyi mahkemelerde bulmuştu. Amacı ayıbı gizlenmiş olan bu otomobilin Tüketici Yasası çerçevesinde değiştirilmesini sağlamaktı.
|