GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

02/09/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Medya

 

Ana Sayfa

Haber İndeksi

Güncel

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim/Künye

 


FİKİR PLATFORMU 

Dr. Cengiz ÖZDİKER*



Türkiye soyuluyor

Kamu adına yapılan mâli işlem ve harcamaların belgesinin dahi korunamaz hale getirildiği günümüzde, devlet harcamalarını içeren belgelere sahip çıkılabilmesi için derhal "devlet noterliği" kurulmalıdır...

Türkiye'nin milli varlık ve kaynakları tüketilmektedir. Son 20-25 yıldır tüm şiddetiyle yaşanan soyguna, vurguna, sorumsuzluğa seyirci kalınmamalı...

Kamu yönetiminde "fetret devri" yaşanmasına sebep olan siyasetçiler; hukuku işletmeli, adli-idari-mali çözümsüzlük üretmemeli, kayırımcılık yapmamalıdır...

Türkiye'de son 20-25 yılda yaşanan soygun, suiistimal ve sorumsuzluklarla, milli kaynaklarımız, ekonomik gücümüz ve kamusal değerlerimiz kontrol edilemez ölçüde aşındırılmıştır. Ulusumuzun ortak kaynakları yitirilmekte, varlık ve geleceğimize ilişkin tehlike ortamı artmaktadır. Ortak kaynak ve değerlerimizin kaybı yönünde verilen zararlar giderek büyürken, hemen hemen tamamının fail ve sorumluları bilindiği halde soygun, peşkeş ve suiistimallerin önlenmesi için etkili kamusal tedbirler (hukuki-idari-mali) alınamamakta, var olanlar ise etkin olarak uygulanamamaktadır.

Devlet noterliği...

Kamu adına yapılan mâli işlem ve harcamaların belgesinin dahi korunamaz hale getirildiği günümüzde, devlet harcamalarını içeren belgelere sahip çıkılabilmesi için derhal "devlet noterliği" kurulmalıdır. Türkiye'nin idari yapısı içerisinde bulunan tüm birimlerle kamu kurum ve kuruluşları, yöneticileri eliyle yapılan tüm mali işlem ve harcamalarını; müteselsil sorumlular ve alacaklının imzasıyla düzenlediği matbu bir formla kurulacak olan devlet noterliğine tevdi etmelidir. Yasama, yürütme ve yargı erki yanında basın ve sivil toplum kuruluşlarının da ihtiyaç halinde ulaşabileceği bu belgeler -en güvenilir ve korunur şekilde- ciltlenmiş olarak ve ayrıca bilgisayar ortamında muhafaza edilmelidir.

Devlet harcamalarına ilişkin önemli yazılı bilgiler, denetim ortamında ortaya çıkartılamamakta, kısmen yok edilmekte, karartılmakta ya da kullanılamaz, ulaşılamaz hale getirilmektedir. Örnegin, Turban AŞ için cumhuriyet savcılıklarına yapılan 135 ayrı suç duyurusunda, gereken belgelere ulaşılamadığından, suç isnat edilenler delil yetersizliğinden hüküm giyememektedir. Mevcut kaynaklar korunmalı

Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan bu yana, var olan tüm bilgi ve kayıtlar ışığında ivedilikle "devletin envanteri" çıkartılmalı, giderek eksilen milli kaynaklarımızın nedenleri soruşturulurken, hiç değilse mevcut kamusal kaynak ve varlıklarımız koruma altına alınmalıdır. Devlet harcamaları sonucunda yapılan mal ve hizmet alımlarına ilişkin büyük ölçüde ilkesizlik, israf ve keyfiyet olduğu görülmektedir. T.C. tarihinin en önemli projelerinden olup, 20 yıldır tamamlanamayan İçişleri Bakanlığı'nın "Mernis Projesi" için 3 kez bilgisayar donanımında bulunulduğu; ancak proje hayata geçirilmediği için bu bilgisayarların bugün atıl durumda olduğu ileri sürülmektedir.

Ayrıca, kamu adına seçilmiş ya da atanmış görevlerde bulunup da devlet malını bizzat kullananlar, yakınlarına özel amaçlı kullandıranlar ya da kamu malını kaybedenlerin(!) kamuoyunun vicdanında saklı olduğu unutulmamalıdır.

Uyanık bankacılar!

Türkiye'de kamu bankacılığından özel bankacılığa geçişle birlikte mantar gibi "özel banka" kurdurulmuş, bu bankaların gerek özelleştirilmesinde ve gerekse el değişiminde yaşanan profesyonel iç boşaltmalarına uzun süre seyirci kalınmıştır. Uyanık(!) banka sahip ve yöneticileri, işbirlikçileri tarafından korunmuş, Hazine ve vatandaşlar büyük ölçüde (8-10 milyar $) soydurulmuştur.

Büyük önder Atatürk'ün kendi parasıyla Türk milletine hediye ettiği Atatürk Orman Çiftliği'nin (AOÇ) bile paramparça edildiği, milli saraylarımızın çürütüldüğü, devlet binalarının durduk yerde çöktüğü, depremde yerle bir olduğu, bazı yalıların, imar müdürlüklerinin, tapu dairelerinin içinin boşaltılarak söndürülemeyen yangınlarla yok edildiği, TBMM adına denetim yapmakla görevli, bir yüksek mahkeme olan Sayıştay belgelerinin dahi korunamadığı -Sayıştay'ın mali denetime esas belgeleri yanmıştır- günümüzde, devletin envanterinin çıkartılması, ülkesinin tarihini sorgulayabilecek özellikte yüksek karakter sahibi Türk gençliğine büyüdüğünde kıymet ifade eden en büyük armağan olacaktır.

İsraf engellenmeli

Türkiye'de kamusal kaynaklara, mallara ve değerlere yönelik şiddetle yaşanan "israf ve yolsuzluk" ciddi ve ölçülemez boyutlara ulaşmıştır. Kamu kurum ve kuruluşları; kurumsal kimlik kuruluş nedeni ve temel görevlerinden uzak, ciddi birer verimsizlik batağına saplanmış, kamu kaynaklarına göz dikerek, emek sarf etmeden kazandıkları parayla kendilerine her kesimden yandaş satın alabilen, iş sahip ve takipçilerinin pazarı haline getirilmiştir.

Kamu yönetiminde "fetret devri" yaşanmasına sebep olan bazı siyasetçiler; cumhuriyet rejiminin gereği olan devlet erkini ve onun temel dayanağı hukuku işletmeli, adli-idari-mali çözümsüzlük üretmemeli, kayırımcılık yapmamalıdır. Toplumsal bir bütünlük içerisinde kamu varlıklarına sahip çıkılmalı; tüm sorumlulardan hesap sorulabilmeli, istikrar(!) adına kimse kimseyi affetmemeli, affedememelidir. Toplumsal bakımdan gerçek anlamda bozulan gelir dağılımının en önemli sorun haline geldiği bugünlerde, kamu yöneticileri bakımından, haklı gerekçelerle dahi olsa "hesap sormak" bireysel anlamda vatan sevgisinin, güçlü kişiliklerin ve ferasetli olabilmenin yanında, kamu hukukunun adil ve zamanında işlemesiyle de doğrudan ilgilidir.

İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve güvenlik güçlerinin ısrarla ve başarıyla yürüttüğü operasyonların neden ve hedefinin; suça zemin hazırlayarak, kamu mal ve kaynaklarını çalan ve çaldıranlar olduğu açıktır. Yurt genelinde ve sınır ötesinde yapılan paraşüt, balina, matador ve umut gibi büyük operasyonların başlatılmasının nedeni; bilgisiz ve liyakatsiz yöneticiler, suça zemin hazırlayanlar, ağır ihmal veya kasıtlı olarak kamu mal ve kaynaklarına sahip çıkmayarak devletin soyulmasına sebep olanlardır. Sözde girişimcilerle yasadışı işbirliği yaparak mal varlıklarını ürkütücü miktarda büyütenlerin sayıca artmasına karşılık, bunların cezalandırılmaması, hukuk ilkelerinin çiğnenmesi yanında sosyal adaletin yok olması sonucunu da doğurmaktadır.

Soyguna 'dur' denilmeli

Türkiye'nin milli gücü, milli unsurları ve mevcudiyetine paralel olarak sorunlara ilişkin etkin çözümler; ulusumuzun ortak kaderini belirleyecek bireylerin varlık, vicdan, vizyon ve çalışkanlığı ile örtüşmektedir. Büyük önder Atatürk'ün gençliğe hitabındaki "ahval ve şerait" yani durumlar ve şartlar bellidir. Türk insanı, son 20-25 yıldır tüm şiddetiyle yaşanan soyguna, vurguna, sorumsuzluğa seyirci kalmamalıdır.

UGSAD Yönetim Kurulu olarak, Türk ulusunun her ferdinin büyük sorumluluklar taşımakta olduğunu; vatandaşların Anayasa'mızda ifadesini bulan devletimizin, "demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti" niteliğiyle yazılı hukukumuz, toplumsal kültürümüz ve geleneklerimiz ile güçlenen "hukukun üstünlüğü" anlayışının savunucusu olmak zorunda olduğumuzu, kamu kaynaklarının ve kamu düzeninin de ortak hak ve sorumlulukları tam olarak yerine getirebilen, yüksek karakterli insanların özen ve hassasiyetleriyle geliştirilip korunabileceğini hatırlatırız. (/*/ Ulusal Güvenlik ve Stratejik Araştırmalar Derneği Başkanı)



| Ana Sayfa | Haber İndeksi | Güncel | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.