Çalışan çocuklar ve geleceğimiz
Toplumumuzun en büyük yaralarından birisi küçük yaşta çalışmak mecburiyetinde bırakılan çocuklar. Geçim derdi, enflasyon vb. gerekçelerle çalışmaya zorlanan çocuklarımız ruhsal ve bedensel tehlikelerle karşı karşıya bırakılmaktadır.
Çocukların, sosyalleşme sürecinden geçmeden fiziksel ve ruhsal gelişimlerini sağlamadan çalışma hayatına atılmaları onların sosyal gelişimlerinde kalıcı yıkımlar bırakmaları sonucu ailesine ve topluma yabancılaşmasına yol açabilmektedir.
Çalışan çocuk tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de büyük sorun olarak karşımızda bulunmaktadır. Binlerce çocuk, fiziksel, zihinsel ve ahlakî gelişimlerini olumsuz yönde etkileyen ve ilgili yasalarla, uluslararası standartlara uymayan şartlarda çalışmaktadırlar.
Küçük işçilerin çilesi
Zorlaşan hayat şartları küçük işçi sayısını her geçen gün biraz daha artırmaktadır. Küçük yaştan itibaren çeşitli etmenlerin etkisiyle çocukluklarını dahi yaşayamadan iş hayatına atılmak zorunda kalmaktadırlar. Bazen bir oto tamirhanesinde, bazen sokak köşelerinde ayakkabı boyayarak, simit satarken görülen bu işçiler daha okul çağındayken hayata atılıyorlar. Yaşlarının küçük olmasına rağmen çocukluklarını yaşayamadan ailelerine bakmak zorunda kalan bu çocuklar büyük bir sorumluluk taşımaktadırlar.
Çalışan çocukların toplumda ve işyerinde her türlü istismara hedef olma riskleri çocukların aile fertleri ile ilişkilerinin yoğunluğuna göre şekillenmektedir. Çocuklarına karşı ilişkilerde ailenin desteğinin olmaması ya da az olması çocukların istismar edilme düzeyine göre paralellik göstermektedir. Çalışan çocukların aile ile ilişkileri ve iletişimleri azaldıkça istismar edilme riskleri de artmaktadır.
Sosyal çözülmeler...
Aile fertleri arasındaki iletişim kopuklukları çocukları okul hayatında olduğu gibi iş hayatında da başarısız kılmaktadır. Çocukların aile içi etkileşim ve iletişimde bazı problemlerin oluşumu nedeniyle çalışmak için evini terk eden çocukların sayısı artmaktadır. Aile ile iletişim bozukluklarının değişik boyutlara varan sosyal çözülmelere neden olacağı ayrıca kendi başına bir araştırma konusu teşkil etmektedir. Ailenin ilgisizliği sonucu ara sıra çalışan; ancak yaşam biçimi olarak hırsızlık, yankesicilik, dilencilik vb. yapmaya yönlendirilen, hiç okula gitmeyen çocukların oranı da artış göstermektedir.
Çocukları çalışma hayatına iten çeşitli faktörler vardır. Bunlardan bazıları ailenin yeterli gelire sahip olamaması, hayat pahalılığı, vb. nedenler olarak sıralanabilir.
Ailenin geçim durumu
Yeterli istihdamın sağlanamaması ve kırsaldan kente nüfus akışkanlığı sonucu ailenin düşük gelir grubu içerisinde yer alması nedeniyle geçim zorluğu çekmektedir. Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde fert başına düşen milli gelirin düşük olması nedeniyle emek birimi başına prodüktivite ve sermaye artırımının yetersiz olması, ailenin sosyal göstergelerdeki trendlerinde olumsuz gelişmelere yol açmaktadır. Diğer taraftan ücret düzeyinin yeterli olmaması da gelir düzeyinin eksilmesine yol açmaktadır. Ailenin reel gelirinin çeşitli faktörlerle olumsuz yönde etkilenmesi belirli bir sürecin sonucunda ya tüketim kalemlerindeki kısıntı ve daralma meydana gelmesine yol açabilecek veya ailede çalışanların sayısının artmasına neden olabilecektir. Dar ve sabit gelirli olarak kabul edilebilen (memur ve işçi) grubunda son yıllarda ailelerin diğer fertlerinin de çalışma hayatına katılmaları, bozulan geçinme şartlarında doğal bir tepki olarak değerlendirmek gerekir.
Enflasyon ve hayat pahalılığı
Fiyatlar genel düzeyindeki hızlı ve sürekli bir artışı belirtmek üzere kullanılan enflasyon, ekonominin yapısına ve içinde bulunduğu şartlara göre çok çeşitli kaynaklardan doğmaktadır. Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde kontrolü en güç meselelerden biri fiyat artışları, yani enflasyondur. Fiyat artışlarının yüksek ve hızlı olması toplumda sosyal ve ekonomik sıkıntıların had saflaya çıkmasına ve toplumsal yapıda onarılamaz sosyal yaralara yol açabilmektedir. Zira enflasyon, elden kontrolden çıktığı andan itibaren çeşitli olumsuzluklara yol açmaktadır. Bunlardan bazıları şunlardır:
Gelir dağılımını bozmak.
İhracatı zorlaştırıp paranın dış değerinin düşmesine sebep olmak.
Yatırım kararlarında doğru ve isabetli yolu seçmeyi güçleştirmek.
Geleceğe ait tahminleri zorlaştırıp enflasyon beklentisi ve korkusunu yaymak suretiyle istenmeyen olumsuz tesirler oluşturabilmesi.
Enflasyonun geçinme standartlarının daralması ve gelirleri aşındırıcı etkisini telafi etmek, aile gelirinin reel boyutunu belirli bir düzeyde tutmak amacıyla başvurulan önlemlerden en önemlisi, aile fertlerinin daha fazla çalışması, çalışanların sürekli işleri dışında ek işlere yönelmeleri, diğer aile fertlerinin çalışma hayatına katılmaları gibi ailenin çalışma biçimini ve şartlarını değiştiren girişimlerdir.
Neden çalıştırılıyorlar?
Enflasyon ortamında ailenin istihdam koşullarını değiştirerek ilave gelir sağlama çabasında, ikinci bir iş yapmak, eşin de çalışmaya başlaması gibi önlemlerin yanı sıra diğer bir tepki biçimi de çocukların da çalışmaya başlamasıdır. Çocukların çalışma hayatına yönlendirilmeleri iki biçimde olabilmektedir. Okuyan çocuklar boş zamanlarında veya okul tatillerinde çalışarak aile bütçesine katkıda bulunabilirler. Diğer yaklaşım ise, çocuğun eğitimi terk ederek tam zamanlı bir çalışma hayatına yönelmesidir. Hem okuyup hem de çalışan çocukların diğer zamanlarda çalışmalarında son yıllarda artışlar görülebilmektedir. Bu gruba giren çocukların yüzde 34,9'u bir yıl, yüzde 37,5'i iki-üç yıldır eğitimlerinin yanı sıra çalışma ihtiyacı duymuşlardır. Enflasyon oranlarındaki artışın bu konuda da etkili olduğu ifade edilebilir.
Çalışmak zorunda kalan ya da bırakılan küçük işçilere sosyal hizmet olarak toplum tarafından çeşitli hizmetlerin yapılması önem taşımaktadır. Bu hizmet anlayışının yerleşmesi yeni açılımlara yol açacağından ayrıntılı olarak dizayn edilmesi gerekmektedir. Küçük yaşta çalışma hayatına itilen çocukların sorunlarının çözümlenmesi ve yerel yönetimlerin daha etkin ve kapsamlı çalışmalar yapması, geleceğimizin teminatı olan çocuklar açısından büyük önem ifade etmektedir. Sonuç olarak; çocukluğunu yaşamadan çalışma hayatına atılan çocuğun, sosyalleşme sürecinden geçmeden fiziksel ve ruhsal gelişimlerini sağlamadan çalışma hayatına atılmaları onların sosyal gelişimlerinde kalıcı yıkımlar bırakması sonucu ailesine ve topluma yabancılaşmasına yol açabilmektedir.
(/*/ Selçuk Ünv. İİBF Öğrt. Gör.)
|